Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya

01)I-BILA ROJA ZIMANÊ ZIKMAKÎ PÎROZ BE…-21.02.2014

HEVAL Û DOSTÊN HÊJA,
ZIMAN, HEBÛNA MIROVE E.
ZIMAN, HEBÛNA MILET E.
ZIMAN RÛMETA MIROV Û MİLET E.
MIROV Û MİLET BÊ ZIMAN NABE.


JI BONA MİLET GELEK ŞERT Û TAYBETÎ PÊWÎST IN. ZIMAN, TAYBETIYA SEREKE YA MILET E.

ZİMAN DI HEMANDEM DE HEBÛNA MIROVÊ KURD Û MILETÊ KURD Ê.

HEZAR MIXBAIN LI BAKÛRÊ KURDSITANê PIŞTÎ KU DEWLETA KOLONYALîST YA KEMALÎST AVA BÛ, HEMÛ HEBÛNÊN MILETÊ KURD HATIN QEDEXE KIRIN Û XESIP KIRIN.

NÛHA JÎ MILETÊ ME JI MAFÊ XWE YÊ PEREWERDAYÎ BÊ PAR E.

ÎRO DEMA KU EM ROJA ZIMANÊ ZIKMAKÎ PÎROZ DIKIN, DIVÊ EM MAFÊ XWE YÊ PERWERDAYÎ YA ZIMANÊ XWE Û KURDÎ DERXIN PÊŞ.

BAŞ E BIÇEK I DÎROKA ZIMANê ZIKMAKÎ MêZE BIKIN.

“Roja Navneteweyî ya Zimanê Zikmakî her sal 21ê reşmehê (sibatê) tê pîrozkirin. Ev roj, di 17.11.1999 de ji aliyê UNESCOyê hat pejirandin û bi seremonîyekî hat ragihandin. Ev roj her sal li seranserê cîhanê bi çalakiyên pirrengî tê pîrozkirin. Armancên vê rojê ev in:

• Balkişandina ser mafê perwerdeya zimanê zikmakî.
• Bilindkirina têgihiştinan ji bo civakeke pirçandî.
• Bilindkirina toleransan li hember mirovên cihêreng.

“Çima 21ê reşmehê (sibatê)?

“Dema ku UNESCO li ser pirsa dîyarkirina rojê di nav lêgerînê de bû, Bangladeşiyan 21ê sibatê pêşnîyar kir.

“Di 21ê reşmeha (sibata)1952ê de, di xwepêşandaneka ji bo fermîbûna zimanê zikmakî de polîs 11 kes kuştin. Loma Bengladeşî 21ê reşmeh ê (sibatê) wek roja şehîdên zimanê xwe bibîrtînin.

“Bengladeş heta sala 1971ê mêtingeha Pakîstan ê bû. Hema hema hemî bengladeşî bi bengalî dipeyivîn, lê dîsa jî zimanê wan yê fermî zimanê Pakîstanê, urdû , bû. Bengladeşî ji vê yekê ne razî bûn. Nerazîbûna xwe bi çalakiyên têvel diyar dikirin.

“Di 21ê sibata 1952ê de, ji bo ku zimanê bengalî jî li gel zimanê pakîstanê yê fermî,urdu, bibe zimanê fermî, xwendekaran xwepêşandaneka girseyî li dar xist. Polîs êrîş bir ser xwepêşandaran û 11 kes kuştin. Lê bengladeşiyan têkoşîna xwe ya ji bo fermîbûna zimanê xwe yê zikmakî domandin.

“Hukumeta Pakistanê neçar ma ku di 1956ê de urdu û bengalî bi hev re li Pakîstanê bike zimanên fermî. 21ê reşmeh ê (sibatê), di têkoşîna ji bo bikaranîna mafê zimanê zikmakî qonaxeka girîng e. Lewma UNESCo’ yê ev roj pejirand.

“Di van salên dawî de kurd jî hêdî hêdî vê rojê pîroz dikin û balê dikşînin ser mafê kurdan yê perwerdeya zimanê zikmakî û perwerdeya bi zimanê zikmakî. TZP ê (Tevgera Ziman û Perwerdeya Kurdî ) bi daxuyaniyekê agahdarkir ku ewê bi awayekî berfireh vê rojê pîroz bikin.”

02) PEZEVENK DEVLETIN GENELEV GERÇEĞİ MUTLAKA OKUYUN.. -21.02.2014
Hata! Köprü başvurusu geçerli değil.

Yazı uzun ama sonuna kadar okumanızı dilerim. Genelevin Asıl Patronu Devlet Ayşe Tükrükçü, 2007 genel seçimlerine İstanbul 2. bölgeden bağımsız aday olarak katıldı.

Seçim sürecinde yürüttüğü politikayı, taşıdığı dövizlerde şöyle özetliyordu: "Eski Genelev Kadınıyım (Modern Köle), Tüm Hayatsız Kadınlar İçin, Tüm Ezilen, Hor Görülen Şiddet Mağduru Kadınlar İçin İstanbul Bağımsız Milletvekili Adayıyım". Duygu Dalyanoğlu ve Zeynep Kutluata, Ayşe Tükrükçü ile kişisel deneyimlerinden yola çıkarak Türkiye'de fuhuş ve devletin bu alandaki rolü üzerine konuşmuştu. Röportajın tamamı Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar dergisinin Ekim 2008 sayısından okunabilir. Duygu Dalyanoğlu / Zeynep Kutluata Evrensel Fuhuşu nasıl tanımlıyorsunuz? Fuhuş sadece genelev ile bitmiyor. Randevu evleri, sokakta çalışanlar, genelevler... Fuhuş her yerde var. Rakamlar yüksek, gelir fazla, gideri az olan bir şey diyorlar. Benim hayatımın giderini hesaba katmıyorlar. Dedim ya, benim 25 senemi götürdü 2,5 sene genelevde yaşamak. Fuhuş her yerde ama devlet buna bilerek, isteyerek göz yumuyor. Genelev çalışanlarının vergileri ile devlet memurlarının maaş aldığını biliyor musunuz? Genelev kapısını bekleyen de bir polis, bir de bekçi! Genelevlerdeki işleyişten bahsedebilir misiniz? Genelevlerin hukuki pozisyonu nedir? Devletin buradaki rolü nedir? Vesika hukuki olarak nasıl tanımlanıyor?

İşte bu benim vesikam: hangi tarihten hangi tarihe kadar, hangi genelevde çalıştığıma dair belge. Kaymakamlık da Valilik de Emniyet Müdürü de biliyor benim genelevde çalıştığımı. Onların imzası olmadan ben orada çalışamam. Örneğin, üç ayda bir kan tahliline gidiyorsun, hasta mısın diye... Yanında vesika denen bu karnenin olması lazım. Memleket memleket satılırken o kâğıt olmadan yine satılamazsın. Vesikasız genelevine giriş yapamazsın. Bir sefer, bir otelde, erkek arkadaşıyla, sevgilisiyle, müşteri ile "basılan" bir kadın vesika alıyor. Fişlenme denen şey bu. Parmak izin alınıyor, fotoğrafın çekiliyor. Artık fuhuş yaparken yakalandın diye emniyette kaydın oluyor. Rasgele Ayşe, Fatma gidip “ben genelevinde çalışacağım, beni buraya alın” diyemez, içeriye de giremez. Girmen için önce fişlenmen lazım, bundan hüküm giymen lazım. Ben hüküm giyenlerdenim. Çünkü o zaman zina suçu vardı, şimdi zina suçu yok. Şimdi zina suçu yok, peki fişlenme nasıl oluyor? İşin içinde para olduğunun kanıtlanması gerekiyor herhalde...

Ali ile Fatma anlaşıyor, otele gidiyorlar. (Ama bunların hepsi genelev patronları tarafından ayarlanıyor aslında.) "Şurada fuhuş yapılıyor" diye polise telefon açıyor.

Polis gidiyor onları alıyor. Telefon açanın zaten amacı belli: o kadını fişlemek. Kadının fuhuştan yakalanmış olması lazım, emniyette fuhuştan yakalandı diye kaydı çıkması lazım. Cezaevi mahkûmiyetinde olduğu gibi karakolda resmin çekilir; önünde seri numaran, hangi sıfatla yakalandığın zaten dosyanda yazılı, fuhuştan yakalandığın yazıyor... Sonra hastaneye muayeneye gidilir. Biz bunu bu vaziyette yakaladık denilir. Hastanede, evet sperm bulundu, fuhuştan yakalandı benzeri bir şey yazan belge doktor tarafından imzalanır. Ertesi gün kadın adliyeye çıkarılır. Adliyede kadına "sen ne yapıyordun " diye sorulur. Dışarıda üç beş tane adam bekler zaten, tehditlerle kadın da "evet ben fuhuş yapıyordum" der. "Yaşamımı sağlamak için başka şansım yok" gibi şeyler söyler. Adliye kararında da fuhuştan yakalandı diye işlem yapılır. Kadın, üç gün sonra da gidip "ben geneleve gireceğim" diye müracaatta bulunabilir. Geneleve satılma süreci de böyle başlıyor... Evet geneleve satılma bu işte. Bana eşim tarafından komplo kuruldu.

Genelev patronları, Emniyet ve Islahiye Devlet Hastanesi...

Bunların hepsi işbirliği içindeydi ben yakalanırken. Çünkü doktor bana sormadı sen kimle yattın diye. Konuşturulmuyorsun ki! Ben mahkemeye çıktım, ne için çıktığımı bilmiyorum. Savcıya bir şey söylemek istiyorum. “Ben niye yakalandım, niye buraya geldim” diye sormak istiyorum. Adam bana diyor ki: “Tamam tamam zaten senin halin belli.” Kıyafetime bakarak benim orospu olduğuma karar verdi adam. O karar verilmemiş olsaydı ben fişlenmezdim. Peki o satma sürecinde bir borç senedi mi imzalatılıyor? İçeriye girdikten sonra borç senedi imzalatılıyor. Şimdi ben geneleve girdim. Kapıya geldiğimde polisi gördüm, bekçiyi gördüm, sevindim. Çünkü nereye geldiğimi bilmiyorum. "Burası neresi" dedim, polis bana "alışırsın" dedi. Üzerim kan içinde, "gitmem etmem, burası neresi?" dediğimde dayak yiyorum. Neyse, içeriye girdim. Üç gün işkenceden sonra dördüncü gün mecburen çalıştım. Alternatifin yok, başka kurtuluşun yok. Patron geldi, senedi ben ilk defa hayatımda genelevde gördüm. "Şuralara imza at" dedi. "Atmam" dedim; dayağı yedim, attım. Öğrendiğim şu oldu: İşbirlikçi polislerimiz var ya... 100 milyon rüşvet polislere verildi. 100 milyon beni muayene eden sağlık komisyonuna, doktorlara verildi. 40 milyon da beni satan pezevenge verildi. Şimdi bu rüşvetler verilmese ilk girişlerde zorluk çıkıyor. Polislerin aldığı rüşvetler geneleve satışımızın daha çabuk olmasını sağlıyor. En başta emniyet müdürlüğü... Bu halen 62 tane genelevde de, valilikte ve emniyette de geçerli olan bir kuraldır.

Ben o kuralı bozmaya çalışanlardanım. "Satılmayın, satmayın"

diyorum; çünkü "bunun parasını devlet yiyor" diyorum. Rüşvet karşılığında genelevin içinde neler neler yapılıyor... Zoraki çalışma yasak deniyor ama var. Borçlandırılmak yasak deniyor, ama var. Satılmak suç deniyor, ben satıldım. Ay halinde bu kadın evinde olacak deniyor; yok, içerdeyiz. Hamilelik halinde çalışılmaz deniyor; kürtajdan çıkıp yarım saat sonra müşterinin altına yatan bizleriz. Gerçekte hiç uyulmayan bir yasa var, fuhuş yasası. Yasada, geneleve ilk girişte, emniyet müdürlüğünde, valilikte ya da sağlık komisyonunda birilerinin bizi karşısına alıp vesikanın artısını eksisini anlatması şart koşulmuş. Ama hiçbiri bunu yapmıyor. Yasadaki maddeler bizim yaşadıklarımıza uymuyor. Tek uyan, devlete vergimizin ödenmesi. Benim geneleve giriş tarihim belli, genelevden çıkış tarihim belli. Ben orada 2,5 sene vergi ödedim. 2,5 sene sigorta param kesildi. Ama 212 gün sigortalı çıktım. Seçimlerden sonra 40 sene genelevde çalışan bir arkadaşla tanıştım. 40 sene! Okuma-yazma bilmiyor. Kadın 1 sene sigortalı çıktı. 1 sene! 39 sene çalıştığı nerede bu kadının? Kadın 59 yaşında genelevden kaçıyor. Elinde para var mı? Hayır. Üzerinde kıyafet var mı? Hayır. Mal varlığı var mı? Hayır. Nerede bu kadının parası? Nerede bu kadının hayatı? Sözde fuhuş yasası bize hitap eden yasa... Yazıda evet, ama pratikte hayır!

Vesikadan kurtulmak nasıl mümkün oluyor?

Evlenerek mi genelevden çıkılabiliyor? Bizlerin basına çıkmasıyla ya da ayıplarını yüzlerine vurmamızla birlikte birtakım şeyler değişti. Borcu olmayan çıkabiliyor. Ama hangi kadının borcu yok? Ben 93 yılında bir hesaba girdim genelevde. Kazancım 500 milyondu, o zamanın parasıyla süper bir para. Borcumu öderim diye düşünüyorum. Sonra bir hesap yapıldı. 250 patronun, 250 benim hesabıma düştü. 240 milyon borcum var. Fazladan 10 milyonum var diyorum. Elektrik parası, su parası, yakıt parası, sigorta… Bunların hepsi benim 250'den çıktı. Kaldı bana 30 milyon. Etimi satmışım, şimdiki tabirle fahişelik yapmışım, ama benim borcumdan 30 milyon para düşüyor. Her ay 30 milyon, 40 milyonla senin borcun bitmez. O yüzden de genelevden çıkış çok zordur. Devlet kurumuna gidip "ben çıkmak istiyorum" desen, seninle patronu yüz yüze getirir. Patron "getirsin parayı, borcunu kapatsın gitsin" der. Yemedim, içmedim, giymedim diyebilirim. Kahvaltı yapmazdım, öğlen yemeği yemezdim borç yatırılacak diye. Yediğim bir kuru ekmek. 5 ay boyunca da böyle yaşadım. Günde, o zaman ortalama 20-30 kişiyle yatıyorsam, borcumu kapatıp çıkacağım diye ne yaşlısına baktım ne üzerimde ölecek insana baktım, ne gencine baktım. Dedim müşteri, ne olursa olsun. Vesika silindi mi? Silinmedi. Çok mücadele ettim.

Ben etim satılmasın, geneleve girişlerim kapansın istedim.

11,5 yıl boyunca bunun için mücadele ettim. "Genelevin girişini kapatın bana" dedim. Hani şeytan bu ya, artık canım boğazıma gelir "lanet olsun bu dünyaya" deyip belki bir gün giderim, hesabını yaparım. Onu dahi yapmayayım diye dilekçemi verdim 11 sene önce vesikamın silinmesi için Kütahya Genelevi'ne. Kabul edilmedi. Bana söylenen şu oldu: " Tamam, sen git 5 sene evli kal; her şey silinir." Evlilikle vesika siliniyor mu? Evli kaldığın süre içinde geneleve girip çalışamazsın. Diyelim ki borcunu ödeyip çıkıyorsun. Vesika değil de, Islah-ı Nefis kâğıdı alabilmek için evli kalman gerekiyor. O da sadece evli kaldığın süre için geçerli. Boşanırsan tekrar gidebilirsin. Çünkü benim geneleve giriş ismim Tükrükçü. Yüksekbaş diye (kocanın soyadıyla) gitmiyorum ki ben. Evli kadın çalışamıyor; ama evli adam gelip beni satın alabiliyor. 11 sene önce ben Islah-ı Nefis belgesi alabilmek için dilekçe verdim. Adamın bana verdiği cevap şu oldu: "Zaten evleniyorsun. Git, 5 sene evli kal. O zaman zaten her şey biter." Ama bitmemiş! Neydi biten, biliyor musunuz? Benim dava açma haklarımın hepsi bitiyor. Genelev patronlarına, devlete, SSK'ya... Zamanaşımına uğruyor! Meğer bunlara dava açma hakkım bitiyormuş benim.

Peki vesika? Vesikanın kalkması için ne yapmak lazım?

Onun kalkması çok zor. Ölmem lazım. Öldükten 40 sene sonra sicilim siliniyor. Genel af kapsamına da girmiyor değil mi? Hayır, girmiyor. Genel afta herkes cezaevinden çıktı. Peki genelevinde çalışan kadınlara niye af çıkmadı? Bize af yok! Rahşan Ecevit affı çıktı; cezaevlerinin hepsi boşaldı. 15 aylık çocuğa tecavüz eden de çıktı. 70 yaşındaki kadına tecavüz eden de çıktı. Tecavüz edilenlere af yok! Olmadı, olamaz da! Genelev çalışanlarının gündelik yaşantıları konusunda biraz daha konuşabilir miyiz? Sabah 9'da kalkarsın. 9.30'da kahvaltıya oturursun. Bütün kadınlar orada olur. Biri kalkar, biri oturur. 10'da kuaför gelir. Her genelevin saati de farklıdır. Fön çekilir. 11'de salona inerdim. Sabah 11'den gece 23-24'e kadar… Bir dönem oturursun, bir dönem tek ayak üzerinde durursun.

Kadınlar tek ayağının üzerinde... Zaten külot-sutyen, bir de öyle duruş… Çekici kıyafet tarzları seçilir: Kırmızı, mor, pembe, siyah... Genelde kırmızı tercih edilir; çünkü âdetli olursun belli olur, kanama geçer; kırmızı göstermez. Müşteri gelir odanı sorar. Zaten vizite fiyatı orada yazar, vergi levhası vardır. 5 dakika odada kalırsın. Sen parayı alırsın, aşağıya inerken adama dersin "soyun." Sen odaya gelene kadar zaten o soyunmuş olur. Eski, tahta somyalar vardır, bir yastık, bir çarşaf, bir döşek işte... Loş ışıklar... Gündüz aydınlığını biz odada hiçbir zaman görmeyiz. Mor, pembe, kırmızı tonlarda ışıklar kullanılır. Kanamalar, hastalıklar, iltihaplar gözükmesin diye... Adam bunu gördüğünde parasını geri ister, parayı geri ödemeye mecbur olursun. Kaç müşteri oluyordu peki? Ölüsü 25. Hafta sonları, asker sevkiyatları, mitingler, maçlar… Sayı 40'a çıkar. Seçim dönemi mitinglerde arabalarla hep dışarıdan geliyorlar. Miting saat 13.00'de, araba akşam 20.00'de kalkacak... İnsanlar gezme hesabı yapıyorlar.

Erkeklerin gezdiği yerler sadece genelevler. Gitsin tarihi bir bina baksın, kafamı keserim. Çünkü adamların düşünceleri şudur: Yaa, bizim oradakileri tanıyoruz, bir de başka yerdekine gidelim. Kandil? Herkes yıkanır, kandilleşir; aile yemeği yenir diye biliriz. Evet, o gece herkes yıkanır; bizde de herkes yıkanır. Ama biz neredeyiz? O gün en çok alanı değil de en az alanı tebrik ederiz. "Allah'a şükür sana 1 kişi eksik geldi, sen bizim kadar suç işlemedin" deriz. AYŞE TÜKRÜKÇÜ KİMDİR? Türkiye beni geçtiğimiz seçim döneminde tanıdı, eski genelev kadını, vesikalı, devletin aydın yüzüne vurulmuş bir kadın olarak. Aile içinde horlanma ve dışlanma yaşadım; küçük yaşta tecavüze uğradım, aile içi tecavüz. Babam da annem de hiçbir zaman bunu kabul etmedi. Sokakta yaşamanın ne demek olduğunu ben Almanya'dayken de biliyordum. Türkiye'ye geldim, evliliği çare zannettim. 1989 yılında evlendim. Evlilik çare değilmiş. 2,5 sene evli kaldım. İki tane erik çok görüldü bana aş erdiğim dönemde. O evliliği yürütemedim, ayrıldım. Sahipsizlikten, ikinci bir evlilik daha yaptım. Kocamın evlenme kâğıtları diye getirdiği kâğıt benim geneleve satış kâğıtlarımdı. 2,5 sene çalıştım ben orada. 2,5 sene karşılığında benden 25 sene götürdü. Onurumu, kadınlığımı, haysiyetimi, toplum içindeki yerimi aldı, çaldı resmen bunları benden. 2,5 sene sonra çıkmak istediğimde, komisyondaki doktorların bana dediği şu oldu: "Sen evlenip çıkacaksın, 5 sene evli kal her şey bitecek." Beş sene ben o pisliğin her türlü şeyine de maruz kaldım. Ama maalesef Ayşe Tükrükçü hep Ayşe Tükrükçü kaldı. Ben içimde hep 30 sene önceki Ayşe'yi arıyorum. Tecavüze uğramış da olsam o dönemimi çok arıyorum; o zaman sadece tecavüz vardı, şimdi ise vesika ile beraber...
Bu Ayşe işte…
(BILIMSEL FELSEFE SAYFASINDAN ALINTIDIR)
Tenzile Ciftsüren tarafından Facebook’a alınmış

03) Berdevkê PDK-ê: Rojavayê Kurdistanê ne milkê partiyekê tenê ye -21.02.2014
Cefer Êminkî

HEWLÊR, 21/2 2014 — Berdevkê polîtburoya Partiya Demokrat ya Kurdistanê (PDK) Cefer Emînkî duhî got hinek medya û berpirsên ji “baskê radîkal” yê Partiya Karkerên Kurdistanê (PKK) û Partiya Yekîtiya Demokratîk (PYD), tohmetên bêbingeh bi PDK-ê ve dikin û daxuyaniyên nersat di heqê prosesa aştiyê li bakurê Kurdistanê û Kongreya Netewî ya Kurdî de didin.

Di daxuyaniya ko di malpera fermî ya PDK-ê de hatiye belavkirin têt gotin ko “Hinek medya û berpirsên PKK-ê û PYD-ê dixwazin rastiya rewşa Rojavayê Kurdistanê veşêrin.”

Di daxuyaniyê de hatiye gotin ko ji destpêka bûyerên Sûriyeyê ve û heta îro PDK-ê ji bo doza rewa ya kurdan li Rojavayê Kurdistanê helwêsteke netewî, Kurdistanî, demokratîk û mirovdosatne nîşan daye û li ser astê herêm, navçe û cîhanê bi hemû kanalên siyasî, dîplomatîk, medya û bi awayên fermî û nefermî piştgiriya xwe ji bo alîkarî û yekxistina gotara kurdên Rojavayê Kurdistanê nîşan daye û ev helwêst beşek e ji siyaseta PDK-ê û ev yek nayê guhertin himberê doza rewa ya miletê kurd li hemû parçeyên Kurdistanê.

Berdevkê polîtburoya PDK-ê tekez kir ko “Ji niha û bi şûn de jî wekî berê em dê bi hemî şiyanên siyasî, dîplomatîk, mirovî, madî û menewî piştgiriya xuşk û birayên xwe li Rojavayê Kurdistanê bikin û me ev yek bi pratîkî piştrast kiriye.”

Di beşeka dî ya daxuyaniyê de hatiye destnîşan kirin ko ev helwêsta PDK-ê bingehîn e û nayê guhertin û bi ti awayekî reftarên PYD-ê bandorê li ser helwêsta wan nake ko di vê dawiyê de PYD bi arasteya partiya takrewî û sepandina siyaseta “partiya qaîd” û wek partiyên totalîter, propagandayeke vala û bi piştgiriya rasterast ya hin kesên diyar di nav serkirdatiya PKK-ê de encam dide.

Cefer Êminkî behsa wan kesên di nav serkirdatiya PKK-ê de dike û dibêje:

— Ew baskê şidetperest yê di nav PKK-ê de destê xwe dixe nav karûbarên Rojavayê Kurdistanê û dixwaze bi bazarên cihê gumanê di rêya baskê xwe PYD-ê re ajandayeke dî cî bi cî bike û hemî hewlekê ji bo yekdengî û hevkariya aliyên kurdî têkdibin. Careke dî em tekez dikin ko Rojavayê Kurdistanê ne milkê partiyekê tenê ye û rêkeftina Hewlêrê çarçoveyeke minasib e bo pêkanîna komdengiya niştimanî, lewma pêwîst e ew rêkeftin bibe referansa hemî hêzên Rojavayê Kurdistanê ko PDK hemî alîkariyekê li wê referansê dike.

Di heqê Kongreya Netewî ya Kurdî de jî di daxuyaniyê de têt gotin:

— Em careke dî tekez dikin ko pêwîst e ev kongre li ser bingehê bawerî, biratî û komdengiya hêzên siyasî yên Kurdistanê bêt pêkanîn, lewma pêwîst e hemî alî bizanin ko kongreya netewî bi mercên pêşwext nayê girêdan. Eqliyeta sepandina mercan bi xwe arîşeyek e bo kongreya netewî. Lewma em tekez dikin ko kongreya netewî milkê hemî kurdan e ne bi yê aliyekî tenê ye ko bixwaze merc û edebiyata xwe bi ser de bisepîne. Pêwîst e nûnerên kongreyê, nûnerên miletê kurd bin ne nûnerên patiyekê tenê bin. Destpêkirina şerê ragihandinê li dijî PDK-ê di vê demê de, armanc jê têkdana komdengiya niştimanî ye û hewldan e bo çêkirina keleman li pêşiya kongreya netewî.

— PDK-ê berê, niha û di paşerojê de dê berdewam be li ser şopandina rêbaza kurdayetiyê û dîroka pir serwerî li Mehabad û destana Aras heta şoreşa Îlon û Gulanê û Serhildanê, baweriya xelkê Kurdistanê bi dest xist, û îro jî faktoreka siyasî ya bihêz e li ser qada navçe û cîhanê û alîkareke mezin e bo prosesa aştiyê li bakurê Kurdistanê. Di vê çarçoveyê de, serdana Serok Barzanî ya Amedê nîşana rol û pêgeha Serok e li bakur û di nav prosesa aştiyê de. Baştir e ko ew alî li şûna propagandayên bêbingeh, bi awayekî lojîkî siyasetê bikin û hemî hewlên xwe bikin bo serxistina prosesa aştiyê. Lê diyar e aştî zirarê dighîne baskê şidetperest yê di nava PKK-ê de, lewma ew hewl didin ko prosesa aştiyê li bakur bi ser nekeve.

Di dawiya daxuyaniyê de berdevkê polîtburoya PDK-ê got:

— Em pêwîst dizanin ko raya giştî ya Kurdistanê haydar bikin ko rastiya nameya di navbera Serok Barzanî û birêz Ocalan de di rêya Leyla Zanayê re nîşana bawerî û hevdengiyê ye di navbera wan de û mafê ti kesî nîne ko li dijî vê baweriyê biaxive û hewl bide naveroka nameyê bi dilê xwe têkbide û em hemî hewlên xwe didin bo mebesta girêdana kongreya netewî, serxistina prosesa aştiyê li bakurê Kurdistanê û piştgiriya doza rewa ya Rojavayê Kurdistanê.
Nivîskar: Nefel-Rûdaw

04) Erdogan: Xaşxaşiyan CHP êxsîr kir -21.02.2014
Recep Tayyip

ENQERE, 21/2 2014 — Serokwezîrê Tirkiyeyê Recep Tayyip Erdogan pêr li Enqereyê di merasîma danasîna programa Ak Partiyê ya hilbijartinan de behsa tifaqekê di nêvbera CHP, MHP û cemaeta Fethullah Gulen de kir û got CHP wekî êxsîran ketiye destê xaşxaşiyan yanî cemaeta Gulen de.

Erdogan behsa tifaqa di nêvbera cemaeta Gulen û CHP-ê de kir û got:

— Benên CHP-ê bila hîç kesek li qusûra me nenêre ketiye destê xaşxaşiyan de. Piştî mirina Mustafa Kemal ya sala 1938-ê CHP-ê îmzaya xwe nedaniye ser yek eserê tenê jî û ya ko kiriye tenê ew bû ko ji ser banqenotên tirkî wêneyên Ataturk rake û yên Înonu dane ser. Li qetlîama Dêrsimê û derbeya 27-ê gulanê temaşa bikin. Li kûderê teşebiseka derbeyê hebe CHP li wêderê ye.

Paşê jî Erdogan behsa hinek qeydên telefonan yên di nêvbera rêberê cemaetê Fethullah Gulen û hinek kesên dî de kir û got:

— Hinek qeydên dengan derketin meydanê. Bila CHP û MHP kerem bikin guhê xwe bidin wan jî. Bila CHP û MHP bi ser patronê medyayê [mebesta Erdogan Aydin Doganê xudanê medyaya Dogan Gurubu ye] de biçe ko bi medyaya di destê xwe de bi awayekê alçax êrişî hikûmetê û îradeya millî dike û karên qirêj ve mijûl e. Bila guhê xwe bidinê ka çawa yên ko ”bocek” [cîhaza guhdarîkirinê] di ofîsa min de bi cih kiribûn dixwestin [wê tawanê] bêxin stoyê Emerîkayê de. Bila guhdariya hesabên qirêj yên li ser Azerbeycanê bikin. Bila guhdariya operasyon û komployên ko di nêv CHP-ê de hatine kirin bikin.

Erdogan bang li kesên ko baweriya xwe bi cemaeta Gulen tînin kir û got:

— Nemaze bangî brayên me yên niyetpaqij dikim, bila bibînin ka çawa ”avahiya paralel” [rêxistina cemaeta Gulen ya di nêv dewletê de] ko wan baweriya xwe pê aniye bûye tişteka dî û ka xizmeta kê dike. Di bingeha wê de brayên me yên semîmî, mixlis, xudanîman, temîz û saf hene ko mebesta wan tenê xizmetkirin e lê belê di serkirdayetiya wê de îdareyeka ko bûye emraza welatên dî û xiyaneta wan jî tescîl bûye heye.

05) ‘Malikî planek ji bo dagîrkirina Hewlêrê amade kiribû’ -21.02.2014

Berpirsekî Kurd ê Herêma Kurdistanê ragehand ku berî destpêkirina xwepêşandanên Enbarê, Serokwezîrê Iraqê Nûrî Malikî planek danîbû da êrîşî Hewlêrê bike.

Berpirsê Kurd, ku nexwestie navî wî were eşkere kirin, ji rojnmaeya Siyase ya Erebî re tekez kir ku Serokê Hrêma Kurdistanê Mesûd Barzanî qet qebûl nake ku bikeve bin desthilata Serokwezîrê Iraqê Nûrî Malikî, ji ber ku Malikî diwaze yekîtiya di navbera Kurd û Erebên Sune de têk bide.

Ji aliyekî din ve wî berpirsî eşkere kir ku di Kanûna sala 2012’an de, Malikî dixwest êrîşî hêzên Pêşmerge li parêzgeha Kerkûkê bike, û ji wê derê nêzîkî derdora Hewlêrê bibe, wek planên ku Seddam Hisên berê çî bi cîh dikirin bo dagîrikirina Hewlêrê.

Wî berpirsê ku nêzîkê Partiya Demokrata Kurdistanê ye, got: “Malikî ev plana han amade kiribû berî ku xwepêşandanên parêzgeha Enbarî ya Sunî dest pê bikin. Zaniyarî di dest me de hene ku Malikî planek amade kiribû hu tê de hemû xalên mana hêzên Pêşmerge li parêzgeha Kerkûkê diyar kiribûn, da wan ji parêzgehê derbixe û piştre Artêşa Iraqê li cihê wan bicîh bike.

Berpirsê Kurd wiha dibêje: “Malikî dixwest derbeyekê li Kurdan bide da nameyeke bihêz bişîne bo Erebên Sune li Iraqê, da wan bixe bin kontrola xwe û ji jêr fermana wî dernekevin.” Li gor wî berpirsî,

Malikî dixwest plana ku niha li Enbarê cîbicîh dike, di wê demê de li Herêma Kurdistanê bikar bîne, Malikî herwiha di wê demê de pere dan serokê êlên Kurdî li Kerkûk, Nînowa û Diyala ji bo pêk anêna “Encûmena Hevkariyê” da alîkariya wî bikin li dijî Herêma Kurdistanê, lê ew hewlên wî biser neketin û şikestin.

Herwiha dibêje ku Serokê Herêma Kurdistanê Mesûd Barzanî di wê demê de bi redkirina piştgirîkirina Malikî, gelek alîkar bû bo rêxistina nav mala Kurdî li Herêma Kurdistanê û evna bû sedem ku Malikî ji plana xwe vekişe.

Ew berpirs axaftina xwe wiha diqedîne: “Serkirdayetiya Kurd bi haydarî çavdêriya tiştê ku li Enbarê çêdibin dike, herwiha serkirdayetiya Kurd ji hevpeymanên xwe yên di nav Hevpeymaniya Niştimanî ya Şîayan de gotiye ku Malikî dixwaze bi vî şerê xwe dest deyne ser parêzgeha Enbarê û nehêle bibe herêmeke serbixwe, ji ber ku gelek caran serkirdeyên Enbarê ragehandibûn ku ezmûna Herêma Kurdistanê gelek baş û pêşketî ye.” Basnews

6) Dizeyi’den Şehristani’ye yalanlama! -21.02.2014

Enerji kaynaklarından sorumlu Irak Başbakan Yardımcısı Hüseyin Şehristanî, Kürdistan hükümetinin Bölge petrolünün Irak şirketi SOMO aracılığıyla ihraç edilmesini kabul ettiğini iddia etti.

Sefin Dizeyi ise bu iddiayı yalanladı.Kürdistan Bölge petrolünün SOMO aracılığıyla Türkiye’ye ihraç edilmesi, Irak ve Kürdistan hükümeti arasındaki anlaşmazlıklardan biriydi. Kürdistan hükümeti, bölge petrolünün kendi şirketleri olan KOMO aracılığıyla ihraç edilmesinden yanaydı fakat Bağdat, petrolün SOMO aracılığıyla ihraç edilmesini istiyordu.

BasNews´in bildirdiğine göre,”Hüseyin Şehristanî, Irak resmi televizyonu el-Irakıye’de katıldığı bir programda konu hakkında şöyle konuştu; “Kürdistan hükümeti, bölge petrolünün SOMO aracılığıyla ihraç edilmesini kabul etti, Kürdistan Bölge petrolünün ihraç sorunu iki taraf arasındaki başlıca sorunlarından birini çözmüş oluyor. Kürdistan Bölge heyeti ve Irak hükümeti heyeti arasında Bağdat’ta yapılan son görüşmede taraflar bu konu hakkında anlaşmaya vararak bazı Kürd temsilcilerin de SOMO’da yer alıp Irak petrol ihraçını beraber yürütmesini öngördü.”

Şehristanî’nin Şubat ayı maaşları hakkındaki açıklamaları ise şöyle, “Irak Maliye Bakanlığı, Kürdistan Bölgesi’nde çalışan memurların geçen ayki maaşlarını gönderdi fakat Şubat ayı maaşlarında paranın olmaması engeliyle karşılaşıldı, bundan dolayı da bakanlık Şubat ayı ve diğer ayın maaşları için hiçbir ödemede bulunamayacak eğer Kürdistan Bölgesi petrolünü ihraç etmezse.”

Dizeyî, Hewlêr ve Bağdat’ın Anlaşmaya Vardığını Reddetti

Kürdistan hükümeti sözcüsü Sefin Dizeyi, Hewlêr ve Bağdat’ın Kürdistan Bölgesi petrol ihracatının SOMO aracılığıyla yapılması için anlaşmaya varıldığını reddetti. Rudaw haber ajansına konuşan Sefin Dizeyî’nin açıklaması şöyle, “Kürdistan Bölgesi, petrolünün SOMO aracılığıyla ihraç edilmesini kabul etmiş değil.”

Kürdistan Bölgesi, kendi şirketleri olan KOMO’nun petrolü ihraç etmesi konusunda ısrarlı, Bağdat ise petrol ihracatının Irak şirketi olan SOMO aracılığıyla gerçekleşmesini istiyor.”

7) İran, İsrail ile Kürdistan Bölgesi’ne aynı gözle bakıyor -21.02.2014

İran Parlamentosu’nda Ulusal Güvenlik Konseyi ve Dış Siyaset Komisyonu üyesi Ahmed Bakhshayish Ardastani, ülkeleri tanımanın geçici ve daimi olmak üzere iki temelde olabileceğini belirtti.

BasNews´in kaydettiğine göre,” Ardastani şöyle konuştu: 'Uluslararası defacto yasalarına göre, Birleşmiş Milletler’in devlet olarak tanıdığı her ülkenin diğer devletlerin bu ülkeleri tanıması için bir ölçüt olamaz. Örneğin ABD ve BM, Kürdistan Bölgesi’ni bağımsız bir ülke olarak tanırsa, Irak hükümetinin de Kürdistan’ı resmen tanıyacağı anlamına gelemez.'

Ardastani, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bölgede orman yasası hakim, biz bu yasa önünde başımızı eğmeyeceğiz. ABD ve İngiltere tarafından kurulan İsrail sahte bir hükümet. Bu nedenle de İsrail’i resmen tanımıyoruz.'

Ardastani’nin bu açıklaması Tahran Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sadık Zibakelam’ın şu sözlerinin ardından geldi: 'İran ve Amerika arasındaki ilişkilerin normalleşmesinden sonra İsrail’i de resmen tanımalıyız. Çünkü BM de İsrail’i bağımsız bir devlet olarak resmen tanımıştır.'

08) Venezuela gösterilerinden etkileyici fotoğraflar-21.02.2014
Göreve kobra kanı içerek hazırlanıyorlar................................Kobra kanını içiyor ve saldırıyor ................. Kiev alev alev yanıyor

.

.

.

.

.

09) Diller haykırıyor -21.02.2014
Evrim KEPENEK / İstanbul - Diha

Bugün Dünya Anadil Günü. Türkiye’de anadil üzerindeki asimilasyoncu politikalar AKP hükümeti döneminde de devam ediyor. Tek dil dışında anadilde eğitim yasak, hiçbir dil anayasal güvence altında değil. Başta Kürtler olmak üzere tüm halklar, dil kırımına karşı bugün sokakta

AKP DE ASİMİLASYONCU

21 Şubat, her yıl Dünya Anadil Günü olarak kutlanıyor. Ancak Türkiye’de asimilasyona tabi tutulan kadim diller için bugün mücadele günü. Anadilleri için büyük bedel ödeyen Kürtler de, bir yandan öz imkanlarıyla anadillerini geliştirirken, bir yandan da anayasal güvence için sokakta

HALKLAR HAYKIRIYOR

Türkiye’de yaşayan Hemşinliler, Çerkesler, Gürcüler, Pomaklar, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve diğer halklar da Kürtler gibi “Dillere özgürlük, asimilasyona son ve anayasal güvence” diyor. Halklar, insanlığın mirası olan anadilleriyle haykırıyor: “Anadilsiz yaşamı kabul etmeyeceğiz

Ji her zimanî re azadî

Dünya Anadil Günü’ne ilişkin mesajlarını hem kendi dillerinde hem de Türkçe olarak ileten Türkiye’de yaşayan Hemşinliler, Çerkesler, Gürcüler, Pomaklar, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve Kürtler’in ortak talebi “Dillere özgürlük, asimilasyon son ve anayasal güvence” oldu. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) hazırladığı Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre; Abhazca, Hemşince, Çerkesce, koruma altına alınması gereken dillerden bazıları. Atlasta, Dünya’da 2 bin 500 dilin tehlike altında olduğu belirtilirken, Türkiye’de tehlikede olan dil sayısı 18 olarak göze çarpıyor. Yeryüzünde yaklaşık 6 bin dil bulunduğunu söyleyen uzmanlarsa, ulus-devlet politikaları nedeniyle bu dillerin yarısının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını dile getiriyor. Bugün “Anadillerimize özgürlük için yürüyoruz” şiarıyla Taksim Meydanı’nda yapılacak olan yürüyüş öncesi konuşan halkın değişik kesiminden STK temsilcisi, gazeteci ve aktivist, dillerin yaşatabilmesi için anayasal güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Kimanak ta Hozaig (Hemşince) 1, Githos deda enas! (Gürcüce)2 Psemyipenape (Çerkesce)3 Horata na enna strana neye, az edin ezik jiveye! (Pomakca)4, U leshono emhoyo zedqo du bar noshoyo (Süryanice)5 , Ji her zimanî re azadî (Kürtçe)6 çağrıları ve asmilasyona uğrayan daha birçok dilde çağrının yapıldığı yürüyüşte Hemşinliler’in “Kimanak ta Hozaig” diyerek ilettiği mesaj tüm halkların ortak dileği gibi: Duyuyor musunuz? Buradayız. Amed ve Semsûr’de (Adıyaman) bugün yapılacak kitlesel yürüyüşler için KURDÎ-DER tüm halklara çağrıda bulundu.

1. Duyuyor musunuz? Buradayız
2. Anadilimi istiyorum
3. Candan önce onur gelir
4. İnsan sadece bir ülkede değil bir dilde yaşar
5. Anadil İnsan Hakkıdır yaşasın mücadele
6. Her dile özgürlük

Pomaklardan dil hatırlatması!

Demokratik Pomak Hareketi ve Pomak Enstitüsü, UNESCO tarafından yayınlanan, ‘Tehlike Altındaki Diller Atlası’nda’ kendilerine yer verilmemesine karşı harekete geçiyor. Stockholm’deki Pomak Enstitüsü Başkanı İbrahim Kenar, kuruluşun Stockholm’deki merkezine başvuru yaparak, Pomakça’nın dil olarak kabul edilmesi ardından da tehlike altında olan diller arasına alınmasını isteyecek.

Varlık yokluk mücadelesi

BDP Wan (Van) Milletvekili Kemal Aktaş, Türkiye’de konuşulan farklı anadillerle ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Verilen önergede Türkiye’de anadilde eğitimin yasaklanmasının sebebi soruldu. DTK de yaptığı Kürtçe yazılı açıklamada, dilin sadece bir iletişim aracı olmadığının altını çizerek, “Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî, Ehmedê Xanî’nin dili olan Kürtçe, bugün asimilasyonist politikalardan dolayı varlık yokluk arasında mücadele etmektedir” dedi.

Kürtçe MED’lerde iletişim diliydi KURDÎ-DER Wan (Van) Şubesi, 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla, Wan Ticaret ve Sanayi Odası’nda (VATSO) seminer düzenledi. Seminere, Sêrt (Siirt) Eski Milletvekili Osman Özçelik ve Yazar İhsan Colemêrgî konuşmacı olarak katıldı. Seminerde konuşan Colemêrgî, Kürtçenin, MED İmparatorluğu döneminde iletişimde resmi ilişkilerde kullanılan dil olduğunu belirtti. Özçelik ise yabancı bir dille verilen eğitimin hakaret olduğunu belirtti.

Alternatif oluşturuyoruz

Dersim Belediyesi bünyesinde 2011 yılında kurulan ve adını 1994 yılında Dersim’in Mirik mezrasında henüz 3 yaşındayken askerler tarafından katledilen Dilek Serin’den alan Dilek Serin Eğitim Destek Evi, hem Kürtçenin Kirmanckî lehçesini geliştirmeyi hem de tekçi ve ezberci sisteme alternatif olmayı hedefliyor. Eğitmen İbrahim Ayhan, anadilde eğitimin insanların en doğal hakkı olduğunu belirterek, “Biz de bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

10) SAVCININ ÇİFTLİĞİ-21.02.2014
ERZEROM

Bedensel engelli ve otistik çocuklar için rehabilitasyon gerekçesiyle kampanya başlatan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, kampanya parasıyla alınan 21 at ile cezaevinde çiftlik kurdu

ATLAR KADROLU VE DEMİRBAŞ

Erzurum’da Başsavcılık, kentteki devlet kurumlarıyla birlikte “Atlı Kafe” adlı bir projeyle halktan para topladı. Bağış parasıyla alınan 21 atla Dumlu Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda çiftlik kurulurken, gardiyanlara zimmetlenen atlar demirbaş olarak kaydedildi.

CEZAEVİNDE REHABİLİTASYON

Başsavcı Ramazan Apaçık, atların çocuklara 6 gün ‘hizmet’ verdiğini söylerken, özel alanlara ihtiyaç duyan çocukların rehabilitasyonu için cezaevinin seçilmesinin çocukların sağlığına ve sosyal durumuna ne katkı (!) yapacağı ise anlaşılamadı.

Başsavcılığın bir çiftliği var

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, unutulmayacak bir uygulamaya imza attı. Başsavcılık, engelli çocukların rehabilite edilmesi için toplanan bağışlarla at çiftliği kurdu. Dumlu Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda oluşturulan çiftlikte bulunan 21 at, Adalet Bakanlığı’nın ilk kadrolu atları oldu. Cumhuriyet Başsavcılığı öncülüğünde, Emniyet Müdürlüğü, Atatürk Üniversitesi ve Yakutiye Kaymakamlığı tarafından 2013 yılında bedensel engelli ve otistik çocuklar için “Atlı Kafe” uygulaması başlatıldı. Uygulama için bağışlanan paralar ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “halfinger, apaçi, frizan, midilli ve poni” ırkı 21 at alındı.

Gardiyanlara zimmetlendi

Atlar, Dumlu Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda yaptırılan ahırlara konuldu. Gardiyanlara zimmetlendikten sonra envantere demirbaş olarak kayıt edilen atlar, Adalet Bakanlığı’nın ilk kadrolu atları oldu. Gardiyanlar ve cezaevinde kalan mahkumlar tarafından her gün tımar edilen ve günlük bakımları yapılan atlar, düzenli olarak veteriner kontrolünde tutuluyor. Atlara, cinsiyetlerine göre “Fatmagül, Pınar, Yeşim, Gonca, Düriye, Poyraz ve Fişek” gibi isimler verildi.

Atlar nasıl hizmet veriyor

Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Apaçık, bir kısmını satın aldıkları atların, geri kalanının ise bağış yoluyla geldiğini söyledi. Apaçık, “Şu anda bağış işlemleri devam edenler ile birlikte 21 tane çeşitli boy ve cinslerde atımız var. Bunlar bakanlığımız demirbaşına kayıtlı. Bunların kimlikleri var, düzenli bakımları ve veteriner kontrolleri yapılıyor” dedi. Bakanlığın kadrolu atları, haftanın 6 günü engelli ve otistik çocuklara hizmet veriyor. Ancak, atların engelli ve otistik çocuklara nasıl hizmet verdiği açıklanmadı.

***

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)


.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

02) -21.02.2014

01) -21.02.2014


YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

Ek.Tarihi Fri Feb 21, 2014 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution