KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN


Tarih: Tue Jan 09, 2018 10:00 am
Konu: Medya


01)HDP'de kongre süreci: Demirtaş'ın yerine üç aday!-09.01.2018
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 11 Şubat’ta gerçekleşecek kongrede aday olmayacağını açıklamasının ardından parti kulislerinde pek çok isim eş genel başkanlık için konuşulmaya başlandı.

Cumhuriyet'ten Mahmut Lıcalı'nın haberine göre, HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in ismi geçerken, partinin yetkili kurullarında eş genel başkanın belirlenmesine yönelik henüz bir tartışma yürütülmedi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kongrede aday olmayacağını açıklaması, 11 Şubat’ta gerçekleştirilecek kongreye yaklaşık bir ay gibi kısa bir süre kala parti kulislerinde kimin eş başkan olacağı tartışmalarını da beraberinde getirdi.

HDP içinde kongre hazırlıkları geçen Eylül ayından bu yana devam ederken, Demirtaş’la yola devam edilmesi yönünde bir irade bulunuyordu. Ancak Demirtaş’ın aday olmayacağını açıklamasının ardından HDP’nin eş genel başkanını belirlemek için bir ay gibi kısa bir süresi kalmış oldu.

Edinilen bilgiye göre; HDP’li milletvekillerinin katılımıyla Diyarbakır’da iki gün boyunca süren toplantılarda eş genel başkanlık konusu gündeme gelmedi.

Toplantıda kongre hazırlıkları konuşulurken, HDP’nin yeni dönemde özellikle Meclis bünyesinde nasıl bir siyaset izlemesi gerektiği gibi konular ele alındı.

HDP kulislerinde yeni eş genel başkanın belirlenmesi için öncelikle tabanın görüşlerinin alınacağı ve bu kapsamda bir tartışma yürütüleceği ifade ediliyor. Ocak ayı boyunca HDP’nin Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştireceği 15 konferansta parti tabanı ve delegelere kimi eş genel başkan olarak görmek istedikleri sorusu yöneltilecek. Söz konusu toplantılardan çıkacak sonuç HDP’nin yetkili kurullarında tartışıldıktan sonra nihai bir isim belirlenecek.

Öne Çıkan İsimler

HDP’nin yetkili kurullarında tartışılmasa da parti kulislerinde kimin eş genel başkan olabileceği konusunda pek çok isim dile getiriliyor.

Bu kapsamda öne çıkan isimlerin başında HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, İmralı Heyeti üyesi ve HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder geliyor.

Söz konusu isimler arasında Baydemir’in ismi ağırlık kazanıyor.

Öte yandan HDP tabanının Demirtaş’ın aday olmayacağını açıklamasının ardından partiye tepki gösterdiği yönünde özellikle sosyal medya üzerinden bir algı yaratılmak istendiği belirtildi.

Parti tabanının Demirtaş’ın aday olmayacağı açıklamasına üzüldüğü ancak parti yönetimine herhangi bir tepki göstermediği ifade ediliyor.

Sosyal medya üzerinden özellikle “Demirtaş’a sahip çıkılmadığı” algısının yaratılmak istendiği ve bununla parti tabanının yönlendirmek istendiğine dikkat çekiliyor.

02) Meclis'te gündem: Leyla Zana raporu -09.01.2018

HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın milletvekilliğinin ‘devamsızlık’ gerekçesiyle düşürülmesini öngören Anayasa Karma Komisyon raporu bugün Meclis Genel Kurulu’nda ele alınacak.

Zana’nın kendini savunma hakkı bulunuyor. Ancak Zana adına HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın konuşması bekleniyor.

Meclis genel Kurulu’nun toplantısı saat 15.00’te başlayacak.

Ak Parti’den Milletvekillerine ‘Genel Kurul’da Olun’ Talimatı

Bugünü AK Parti grubu toplantısı öncesi Meclis çalışmaları hakkında bilgi veren Grup Başkanvekili Bülent Turan, Zana hakkında raporun görüşmelerinin bugün Meclis’te yapılacağını belirterek milletvekillerinin de Genel Kurul’da bulunmasını istedi.

Milletvekilliğinin düşürülmesi için 276 oy gerekiyor.

Ne Olmuştu?

HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana, TBMM’de yemin ederken “Türk milleti” yerine “Türkiye milleti” deyince geçici TBMM Başkanı Deniz Baykal yemini geçersiz saymıştı. Zana tekrar yemin etmesi çağrısına da uymadı.

Yemin etmediği için Yasama çalışmalarına katılamayan Zana hakkında devamsızlık çizelgesi tutuldu. Bu süreçte sekreteri ve odası da alınan Zana hakkında devamsızlık gerekçesiyle milletvekilliğinin düşürülmesi için komisyon süreci işletildi. Anayasa Karma Komisyon’un kararı da devamsızlık nedeniyle düşürme yönünde oldu. Zana’nın milletvekilliğinin düşürülmesinde son söz Meclis Genel Kurulu olacak.

03) Orta Doğu'da bir ülke daha karıştı! Binlerce kişi sokakta... -09.01.2018

Yeni fiyat artışlarına tepki amacıyla, Tunus'un bazı kentlerinde gösteriler düzenlendi.

Yeni fiyat artışlarına tepki amacıyla, Tunus'un bazı kentlerinde gösteriler düzenlendi.

"Kalkınma ve fiyat artışlarının durdurulması" talebinde bulunan Kassarin kentindeki çok sayıda gösterici lastik yakarak kentteki ana yolları trafiğe kapattı. Güvenlik güçleri, göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz bombası kullandı.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, başkente 150 kilometre mesafedeki Kayravan'da da göstericiler Silyane yolunu trafiğe kapattı, bazı gençler lastik yaktı ve araçlara taş attı.

El-Mehdiye ilinde Meluliş bölgesinde başlayan gösterilerde bazı ilçeler arasındaki bağlantı yolları trafiğe kapatıldı. Göstericiler hükümete, iş için kaynak sağlama, bölgenin kalkındırılması ve fiyat artışlarının yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yaptı.

Yerel basında ise Kafsa ilinin El-Kıtar bölgesinde bazı göstericilerin ulusal güvenlik merkezine saldırarak yağmaladığı bilgisi paylaşıldı.

Başkent Tunus'un batısındaki Et-Tadamun Mahallesi'ne bağlı İbn Haldun Caddesi'nde toplanan yüzlerce genç de çöp konteynerleri ile lastikleri ateşe verdi. Güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz kullanarak bu kişileri dağıtmaya çalıştı.

Öte yandan, Tunus İçişleri Bakanlığı, yerel basında "Tuburiyye kentinde, güvenlik güçlerinin araçla çarptığı bir göstericinin öldüğü" yönündeki haberleri yalanladı. Bakanlığın internet sitesindeki açıklamada, söz konusu kişinin nefes darlığı sebebiyle acil servise kaldırıldığı, daha sonra başkentteki Er-Rabıta Hastanesine nakledildiği ancak müdahalelere rağmen kurtarılamadığı, vücudunda herhangi bir çarpma belirtisine rastlanmadığı belirtildi.

Parlamentoda kabul edilen 2018 Bütçe Kanunu çerçevesinde, bütçedeki açığı azaltmak amacıyla akaryakıt, telekomünikasyon, internet ve kozmetik ürünlerine ek vergi uygulanması kararlaştırılmıştı. Başbakan Yusuf Şahid, dün basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ek vergilerin devletin sübvansiyon sağladığı temel ihtiyaç ürünlerine değil, ithal edilen lüks tüketim mallarına getirildiğini söylemişti. Hürriyet

04) OHAL BİR KEZ DAHA UZATILIYOR -09.01.2018

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürürlüğe konulan Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasının bir kez daha uzatılacağını açıkladı.

Yılın ilk bakanlar kurulu toplantısına verilen arada açıklamalarda bulunan Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Türkiye'de 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürürlüğe giren OHAL uygulamasının bir kez daha uzatılacağını duyurdu. Bozdağ, "Olağanüstü Hal bir defa daha uzatılacak" dedi.

OHAL, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 19 Temmuz'da uygulanmaya başlanmıştı. O günden bu yana üçer aylık periyotlar halinde uzatılan OHAL'in süresi yasal olarak 19 Ocak'ta sona eriyor.

OHAL'in uzatılmasını öngören tezkerenin yakın bir tarihte TBMM Genel Kurulu'nun gündemine gelmesi bekleniyor. Tezkerenin kabul edilmesiyle OHAL 6'ncı kez uzatılmış olacak.

05) Nihal Bengisu: Yoksa AK Parti, Gül aday olursa tabanının Gül’e kayacağına kesin gözüyle mi bakıyor? -09.01.2018

HaberTürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün OHAL kapsamında yayımlanan 696 sayılılı KHK'ya getirdiği eleştiriyi değerlendirdi.

HaberTürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün OHAL kapsamında yayımlanan 696 sayılılı KHK'ya getirdiği eleştiriyi değerlendirdi.

Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın da retweet'lediği tweet üzerinden potansiyel oy davranışı okunması yapıldığını öne süren Karaca, "Tweet atan (Abdullah Gül) onu retweet edenlerin kimliğinden, siyasi pozisyonundan sorumlu sayılıyordu" ifadesini kullandı.

Karaca'nın "Mindere çekmek' mi?" başlığıyla (9 Ocak 2018) yayımlanan yazısı şöyle:

Abdullah Gül 696 sayılı KHK metnini “kibarca” eleştirdiği günden beri hükümetin ve hükümete yakın ve partiyle bağlantılı “yeni nesil” sosyal medya kullanıcılarının hedef tahtasına oturdu.

Gül’ün eleştirisinde niyet sorgulaması yoktu, “arkadaşlarının iyi niyetine inandığını” şerh düşüyordu. Ancak 15 Temmuz ve 15 Temmuz’daki direnişin “devamı”niteliğindeki eylemlere katılan sivillere getirilen hukuki korunmanın daha net ifade edilmesi gerektiğini, muğlaklığın giderilmesi gerektiğini ifade ediyordu.

AK Partililer o ana kadar metnin düzeltilebileceği, daha iyi kaleme alınacağı yönünde yeşil ışık yakarken, Erdoğan’ın Gül’ün tweet’ini “üzücü” bulduğunu söylemesi üzerine çizgi değiştirdiler.

O noktadan sonra açıklamaların ardı arkası kesilmedi. En hafifi, “Zaten AK Parti’nin kurucusu da değildi” ifadeleriydi. Kurucu değil, “Kurucular Kurulu üyesi” imiş. Halihazırda milletvekili olanları herhangi bir yasaklılık durumundan korumak için yapılmış teknik düzenleme, sağır sultanın bile bildiği Gül’ün “kuruculuk” vasfının yok sayılmasına kadar gitmişti.

“İhanet”, “vefa” kelimeleri havada uçuştu. Tek cümlelik eleştirisi DevletBahçeli tarafından “Vehme kapılmış zihniyetler” başlığı altına sokulmasına yetti. Attığı tweet’in fazla retweet edilmesi “olayları başka boyuta taşımak” olarak görüldü.

Sanırım ilk kez, bir tweet’i retweet etmek üzerinden potansiyel “oy davranışı” okuması yapılıyordu ve tweet atan onu retweet edenlerin kimliğinden, siyasi pozisyonundan sorumlu sayılıyordu.

Eleştiriler arasında bu tepkinin nedenini kısmen ortaya koyabilen tek cümle, Gül’ün “korunaklı bir yerden” belirli bir “siyasi ajanda” için tahkimat yaptığı iddiasıydı. Demek ki, asıl sorun KHK metnine yönelik açıklama değildi. AK Parti kurmaylarını kızdıran, Gül’ün KHK metnini eleştirmesi değil, 2019’da aday olup olmayacağını netleştirmemesiydi.

Bir taktik manevrayı izliyorduk. Kamuoyuna, “Vefa nerede?”, “İhanet bu!”gibi, duyguları tetikleyen kavramlarla lanse edilen tartışmanın özü, son derece basit bir strateji, taktik bir hamleden ibaretti: “Mindere çekme taktiği.”

Gül ne yapmalı?

“Evet adayım” derse, vefasızlık ve ihanet kıskacına alınıp deyim yerindeyse “dövülmeye” açık hale gelecek. 2019’a kadar yeterince zaman var, imkânlar zaten gani. Vur vur bitmez.

“Vallahi aday değilim” derse, “Ülkede endişe verici şeyler olduğunu düşünüyorsan, çıkardın, aday olurdun, ama sen korunaklı alandan hiçbir risk almadan sadece konuşmayı seçtin” denilecek. Yaptığı seçim Gül’ün sözlerini etkisizleştirmek için kullanılacak.

Yani emin olun, bugün “Adaylığı aklından geçirmesi bile ihanettir”diyenler, yarın Gül, “Hayır aday filan değilim” derse, ilk eleştirisinde ya da açıklamasında, “Madem yolunu keskin hatlarla ayıramadın, riske giremedin, o zaman ağzını da açmayacaksın, suyu bulandırmayacaksın” diyecekler.

Reel siyaset böyle bir şey. Erdoğan+Bahçeli ikilisine rakip olmak, bırakın “reel”i, “Nat Geo Wild” tadında bir 2018 öngörüsünü yapmak için yeterli.

Abdullah Gül aday olur mu olmaz mı, bilmiyorum. Herhalde koşullar yukarıda tarif ettiğim gibi olduğu sürece kısa vadede yanıt almayı beklemek anlamsız. Asıl soru, Gül’ün konuşmasından ya da aday olması olasılığından bu kadar rahatsız olunmasının anlamı etrafında düğümleniyor.

Bu tepkiler “dava” ve “hareket” gibi kutsallaştırmalarla pekiştirilmiş “safları böldürmeme” hassasiyetinin dışavurumları mı? Yoksa AK Parti, Gül aday olursa tabanının önemli bir bölümünün Gül’e kayacağına kesin gözüyle mi bakıyor? Bu kadar çok tepkinin ve “mindere çekme” taktiğinin asıl nedeni, tabanında hareket etmeye meyilli bir fay hattı olduğuna dair bir tespit yapmış olmasıyla mı ilgili?

Bu soru önemli. Çünkü Gül’ün aday olup olmayacağını netleştirecek şey, soruya verilen cevaba bağlı.

06) RUSYA'NIN SURİYE'DEKİ ÜSLERİNE SİLAHLI İHA'LARLA SALDIRI -09.01.2018

Rusya, Suriye'deki iki askeri üslerine 13 silahlı insansız hava aracıyla (İHA) saldırı düzenlendiğini açıkladı. Saldırıda Rus askerlerinin yaralanmadığı belirtildi.

Rusya Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre Suriye'deki militanlar 6 Ocak gecesi Rus birliklerinin konuşlandığı Hmeymim üssüne 10, Tartus'taki donanma üssüne de 3 İHA'yla saldırı girişiminde bulundu.

Sputnik'te yer alan habere göre, Rus elektronik harp birlikleri, 6 İHA'nın kontrolünü ele geçirirken 7 İHA da 24 saat teyakkuzda bulunan Rus hava savunma birliklerine ait Pantsir-S füze kompleksleriyle imha edildi.

Bakanlık, saldırı girişimleri sırasında Rus askerlerin yaralanmadığını ve üslerde maddi zarar oluşmadığını, üslerin işlevlerini olağan şekilde yerine getirmeye devam ettiğini de vurguladı.

07) Komel ve Goran'dan Bağdat'a ihanet kokan talep -09.01.2018

Goran Hareketi ve Kürdistan İslami Toplum Partisi (Komel) Irak Başbakanı İbadi ile yaptıkları görüşmede Irak seçimleri sonrası memur maaşlarını ödemesini ancak Kürdistan Bölgesi hükümetine vermemesini istedikleri belirtiliyor.

Geçtiğimiz hafta Goran Hareketi, Komela ve Demokrasi ve Adalet için Koalisyon üyelerinden oluşan ortak bir heyet Bağdat’ta Irak Başbakanı Haydar İbadi ile görüşmüştü.

Haftalık Bas Soranî Gazetesi Bağdat’ta giderek Iraklı yetkililer ile görüşen 3 siyasi partinin Başbakan İbadi ile yaptığı görüşmeler hakkında bazı bilgileri paylaştı.

Habere göre Goran ve Komel, Irak Başbakanı Haydar İbadi’den Irak seçimlerine kadar Kürdistan Bölgesi hükümeti ile görüşmemesini istedi. Heyet ayrıca Bağdat’ın Kürdistan’daki memur maaşlarını da seçimlerden sonra ödenmesini talep etti.

Bağdat ‘ın Kürdistan Bölgesi hükümeti ile görüşmesi ve maaşları ödemesi halinde bunun YNK ve PDK’ye yarayacağını söyleyen heyet, halkın her iki partiye karşı tepkilerinin de azalacağını söylediği belirtiliyor. 3 siyasi parti heyeti bu yüzden Bağdat hükümetinden seçimlere kadar Kürdistan Bölgesi hükümeti ile görüşmemesini istedi.

Goran ve Komal’in İbadi’den ayrıca eğer maaşları ödemek zorunda kalırlarsa Kürdistan Bölgesi hükümetine verilmemesini doğrudan yerel idarelere verilmesini önerdiği belirtiliyor.

08) 'Türkiye’nin sınırda ‘Güvenlik bölge' kurmasına izin vermek kanuni değil'-09.01.2018
DANA OMER / SÜLEYMANİYE

Süleymaniye Üniversitesi Hukuk Bölümü Öğretim Görevlisi ve uluslararası hukuk alanında tanınan Avesta Îsmaîl, “KDP ile Türkiye’nin sınırda güvenlik bölgelerini kurmaya uluslararası kanunlar izin vermiyor” dedi.

ABD’nin tanınan The Washington Times’ın 5 Ocak’taki haberinde, KDP ve Türkiye’nin PKK gerillalarına karşı sınır bölgelerinde “güvenlik bölge” kurmak için anlaştıkları belirtilmişti. Haberin ortaya çıktığı dönem ve haberini içeriğine ilişkin Süleymaniye Üniversitesi Hukuk Bölümü Öğretim Görevlisi ve uluslararası hukuk alanında tanınan Avesta Îsmaîl, ajansımıza önemli değerlendirmelerde bulundu.

İddia edilen anlaşmanın hukuktaki yerini ve Kürdistan Bölgesi’nin böylesi bir yetkisi olup olmadığı konusunda Avesta İsmail şunları söyledi: “Uluslararası kanunlar bu inisiyatifi devletlere veriyor. Eğer KDP siyasi bir parti olarak anlaşma yapmış ise, uluslararası kanunlar buna izin vermiyor. Kürdistan Bölgesi’nin böyle bir anlaşma yapma yetkisi de yoktur. Bu kararı ancak Irak Merkezi Hükümeti verebilir.

Sınırda kurulması düşünülen “Güvenlik bölge” için de Avesta Îsmaîl, “Kürdistan Bölgesi hükümeti kanunlar çerçevesinde Bağdat ile çözüm geliştirmesi gerekir. Ancak

Bağdat izni olmadan komşu ülkelerle bazı anlaşmalar yapıyor. Bu adımlar da Kürdistan Bölgesi hükümeti ile Irak Merkezi Hükümeti arasında sorunların yaşanmasına neden oluyor” dedi.

09) İDLİB'DE TSK KONVOYUNA ROKETATARLI SALDIRI -09.01.2018

Suriye'nin İdlib kentinde bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) konvoyuna roketatar saldırısı düzenlendi.

Alınan bilgiye göre, Daret İzze ilçesi yakınlarında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) konvoyunun geçişi sırasında düzenlenen saldırıda araçların 20-30 metre yakınına roketatar mermisi isabet etti.

Ölen veya yaralanan olmayan saldırıda, araçlarda da herhangi bir hasar meydana gelmediği kaydedildi.

Hatay ilinin karşısına denk düşen İdlib ili ve çevresi, 4-5 Mayıs'taki Astana anlaşmasında gerginliği azaltma bölgesi ilan edilmişti. Ateşkesin garantörleri Türkiye, Rusya ve İran, 14-15 Eylül'deki turda da bölgenin sınırları üzerinde uzlaşmıştı. TSK, 12 Ekim'de ateşkes gözlem noktaları kurma amacıyla bölgeye intikal etmişti. Şimdiye kadar 3 gözlem noktası kuran TSK'nın faaliyetleri devam ediyor.

10) ABD'DEN 200 BİN EL SALVADORLUYA 'SINIR DIŞI' KARARI -09.01.2018

ABD yönetimi, 2001 yılındaki depremin ardından ABD'ye geçici izinle yerleşen yaklaşık 200 bin El Salvadorlunun ülkelerine geri dönmesi ya da sınır dışı edilmesi için düğmeye bastı.

ABD yönetiminin, 2001 yılındaki depremin ardından ABD'ye geçici izinle yerleşen yaklaşık 200 bin El Salvadorlunun ülkelerine geri dönmesi ya da sınır dışı edilmesi için düğmeye bastığı bildirildi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, ülkedeki El Salvadorluların durumuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada, Bakan Kirstjen Nielsen'in bu konuda bir karara vardığına atıf yapılarak, "El Salvador, Başkan Donald Trump yönetimi altında 'Geçici Koruma Statüsünü' kaybeden dördüncü ülke olmuştur. El Salvadorlular, doğal afetlerden etkilenen yabancılara yönelik insani destek programdan en fazla yararlanan kesimdi." ifadelerine yer verildi.

Yasal durumlarını ayarlamazlarsa sınır dışı edilecekler

Aynı açıklamada, El Salvadorluların Eylül 2019'a kadar göçmenlikle ilgili yasal durumlarını ayarlamaları, aksi halde sınır dışı edilecekleri vurgulandı.

Bakanlığın El Salvadorluların durumlarıyla ilgili değerlendirmesinde, artık El Salvador'da depremin izlerinin ve etkisinin kalmadığı, dolayısıyla bu kişilerin ülkelerine geri dönmesi gerektiği kaydedildi.

Orta Amerika ülkesi El Salvador'da 2001 yılında meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremde 944 kişi hayatını kaybetmiş, 5 binden fazla kişi yaralanmıştı.

Trump yönetimi, 2017 yılı içinde benzer şekilde doğal afetlerin ardından ABD'ye yerleşen Honduraslılar, Nikaragualılar ve Haitililer için de söz konusu programı uzatmama kararı almıştı. Kasım ayındaki açıklamada, Haitililere ülkeyi terk etmeleri için 18 ay süre verilmişti.

11) ERDOĞAN’DAN GÜL’E: 'TRENDEN DÜŞENLER DÜŞTÜKLERİ YERDE KALIRLAR' -09.01.2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında Abdullah Gül’e yüklendi ve “Trenden düşenler düştükleri yerde kalırlar. Kimsenin partimizle ilgili söz söylemeye hakkı yoktur” dedi.

Abdullah Gül’ün son KHK’ları eleştiren açıklamalarının ardından başlayan polemik sürüyor. Erdoğan bugün AKP grup toplantısında “Geçmişte partimiz çatısı altında olup da bugün dışarıda başka havalarda gezen hiç kimsenin partimizle ilgili söz söylemeye hakkı yoktur” dedi.

Erdoğan açıklamalarına şöyle devam etti:

“Herkes ağzını açmadan önce nerede olduğuna kimlerle aynı safa geçtiğine dikkat etmelidir. Milletimizle birlikte verdiğimiz hayati mücadelede en küçük desteklerini görmediğimiz hatta çoğu zaman karşı tarafta olan kişilerdir. Dünyada, ülkemizde neler oluyor, bununla ilgili sesiniz çıkmayacak. Bir referandum yapılıyor, partimiz evet diyor. Bununla ilgili hayır kampanyası yapıyor şimdi de kendinde söz hakkı görüyor.

Bu birlikteliği zedeleyenler bilsinler ki artık bu kervanın samimi yolcuları değillerdir. Bu trenden düşenler düştükleri yerde kalırlar. Bu süreçte bize düşen kendi içimizi sağlam tutmak, hedeflerimizden uzaklaşmamaktır. Hırslarının esiri olanların hükmünü milletimiz zaten veriyor”

“Bahçeli’ye şahsım ve partim adına şükranlarımı sunuyorum”

Erdoğan ayrıca Bahçeli’nin ittifak açıklamalarına da değindi, “MHP ile el ele vererek bu süreci hızlandırmamız gerekiyor. Temennim buna ana muhalefetinde katılması. Bahçeli’nin yerli ve milli duruşunu özellikle vurgulamam lazım. Bu duruşla ülkemizde bizi bölmek isteyenler hedeflerine ulaşamayacaklar. Sayın Bahçeli ile bir araya gelir konuşuruz. Sayın Bahçeli’nin dün yaptığı açıklamayı çok değerli buluyorum. Şahsım ve partim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

12) Bahçeli: MHP Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecek -09.01.2018

MHP Genel Başkanı Bahçeli, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile sohbet toplantısında açıklamalarda bulunuyor. Bahçeli, MHP olarak şu anda Erdoğan'la ittifak konusunda herhangi bir görüşmemiz olmamıştır. MHP Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecektir." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile sohbet toplantısında bir araya geliyor.

Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

-Bazen yanlış yorumlarla MHP'yi küçültücü ve karalayıcı üsluplara ad şahit oluyoruz. Anında cevap verme imkanımız olmuyor olsa da arkadaşlarımıza tavsiyemiz sabırlı olmalarıdır. Birçok yanlış bilgi akışı var. Haksız değerlendirmeler var. Gerçekleri belirten konuşmalar var ama bazen de olayları saptıran konuşmalar olmaktadır. Burada bulunan, güzel sofrayı şereflendiren arkadaşlarımız olarak aklınızda ne varsa, ne merak ediliyorsa bunu açıklıkla sormanızı, samimi bir üslupla cevap vermeyi tercih etmekteyim.

Bu yıl çok hareketli olacak

2018 yılı siyasi olarak çok hareketli olacaktır. TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin kurultay süreci bu yıl içinde yaşanacaktır. Belki de 2018 yılının yarısına kadar siyasi partiler büyük kurultaylarını tamamlayacaklardır. Büyük kurultaylarını tamamlamış olan partiler önemli hedefler ortaya koyacaktır. Türkiye'yi ve dünyayı yorumlamanın gayreti içerisinde olacaklardır. Türkiye'nin siyasi gündemi olan 3 konu üzerinde faaliyetlerini sürdüreceklerdir. Yerel yönetimler seçimi bir tanesidir. Bugünkü takvime baktığımızda bunun günü 30 Mart 2019'dur. Diğer ise Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleridir. Bunun da tarihi 3 Kasım 2019'dur.

'Erdoğan'la ittifak görüşmemiz olmadı'

MHP olarak şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey ile ittifak konusunda herhangi bir görüşmemiz olmamıştır. Arzu ediliyorsa görüşme talebi olduğu takdirde görüşülür. 12 Eylül ara rejimi sonrası veyahut darbe sonrası Türkiye'nin yeniden siyasi yapılanma sürecine girdiği ortamda seçim mevzuatı üzerinde görüşmeler olmuştur.

"Uyum yasalarında ittifak maddeleri olmalıdır"

MHP ittifak olayı söz konusu olacaksa bu yasal olmalıdır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulamaya geçeceği süreç içerisinde çıkartılacak olan uyum yasalarından seçim ve siyasi partiler gibi kanunlar olacak ise o zaman siyasi partilere ittifak yapma imkanı seçim sistemine de bu ittifakın nasıl gerçekleşeceğine dair maddelerin konulması gerekmektedir. Partilerin aldıkları oy oranıyla Türkiye genelinde geçirdikleri sıkıntıları ifade ederken bir cümle sarf etmişizdir yüzde 10 barajı ağır bir barajdır.

Sanki yeni kurulmuş 15 günlük parti barajı aşıyor ama MHP barajı aşamayacak gibi ters bir yorum içerisine giriyorlar. MHP'nin baraj diye bir sorunu yoktur. Türkiye'nin içinde düştüğü durumları dikkate alan bir takım yorumlar yaptığımızda cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulama sürecine girdiğimizde uyum yasaları da gündeme gelecekse bugün veya yarın seçim kanununda siyasi partiler kanununda acaba bir ittifak kavramı yer alabilir mi? Bu nasıl olabilir sorusunu soruyor ve tartışılmasını istiyor.

Buradan hareketle A partisi seçime girecek B partisi seçime girecek C partisi seçime girecek alfabe 29 ama A partisi seçime girerken MHP C partisini ittifak olarak takdim ediyor. İki partinin aldığı oylar belli olacak ama ikisiyle beraber ittifakın oyları da belli olacak.

Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi vardır. Cumhuriyet tarihinin 3. evresi oluşmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi seçimle ve halk oylamasıyla bu süreç başlamıştır. MHP Cumhurbaşkanı adayı göstermeyecektir." Nerina Azad

13) ‘Birlik olamadığımız için Başûr topraklarının yarısını kaybettik’-09.01.2018

Başûrê Kürdistan Halkı, bölgede yaşanan sorunlara rağmen siyasi partilerin parçalı duruşundan ve aralarındaki sorunlara çözüm geliştirememesinden dolayı endişeli. Yurttaşlar, Kürdistan Bölgesi topraklarının yarısının, partilerin kendi aralarında birlik olamadığı için kaybedildiğini belirtiyor.

HEWKAR MISTEFA / HELEBCE

Kürdistan Bölgesi’nde 25 Eylül günü gerçekleşen referandumun ardından, 16 Ekim saldırılarının yaşanması sonucunda Başûrê Kürdistan topraklarının yüzde 52’si kaybedildi. Kürdistan Bölgesi hükümetinin bu politikası, Irak merkezi hükümetinin Başûr’un kazanımlarını elinden almasına ve topraklarını işgal etmesine yol açtı. Her anlamda kırılmalar yaşayan Başûr halkı, bu durumdan dolayı endişeli ve tepkili.

Başûrê Kürdistan halkının bütün kesimleri, siyasilerin kendi aralarındaki sorunlara çözüm geliştirmesini ve Bağdat’a karşı birlik olunmasını talep ediyor.

‘Kürtler birlik olamadığı için zayıf’

Hâkim Bahedîn Hesen: Kürdistan Bölgesi hükümetinin Irak hükümeti karşısında zayıf olmasının sebebi, Kürtlerin kendi aralarında birlik ve bütünlük içerisinde olmamasıdır. Kürdistan Bölgesi’nin şu an yapacağı en iyi şey, kendi arasında yeniden örgütlenmesi ve Bağdat karşısında tek bir tavır geliştirmesidir. Geçtiğimiz senelerde bütün çalışma alanları ve hatta Kerkük de bölge hükümetinin kontrolündeydi ancak, kanuni bir zeminde net bir siyasi duruş sergilenemediği için büyük kırılmalar yaşandı.

Aydın Salih Ferec: Bugüne kadar Irak iktidarına gelen hiçbir hükümet Kürt dostu olmadı. Her fırsatta Kürdistan topraklarına saldırdı. Kürdistan Bölgesi, kontrolü altında olan bölgeleri elinde tutamadı. Bu yüzden de kaybetti. Irak merkezi hükümeti Kürdistan topraklarını daima işgal etme isteği içerisinde oldu. Kürt parti tarafları arasındaki bu sorunlar devam ederse ve herkes kendi çıkarlarını düşünmeye devam ederse durum şimdikinden de daha kötü olacaktır. (ll)

Kurdistana Bakur
http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -09.01.2018

02) -09.01.2018







Bu haberin geldigi yer: KURDISTANA BAKUR-BIJI KURDISTAN
http://www.kurdistana-bakur.com

Bu haber icin adres:
http://www.kurdistana-bakur.com/modules.php?name=News&file=article&sid=9543