Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr.İsmail Beşikci:Dağ Kavmi-II-10..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   İBRAHİM GÜÇLÜ- 09.06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP ÜZERİNE!   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:SLOGAN, HAMASET VE KARŞITLIK SİYASETMİDİR?-05..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01)MESUD BARZANI: 7 HAZIRAN 2017 TARIHI BIR GÜN-08.-06.2018
Başkan Mesud Barzani, bağımsızlık referandumu kararının alındığı 7 Haziran 2017’nin “tarihi bir gün” olduğunu vurguladı.

Mesud Barzani, 7 Haziran’ın birinci yıldönümü dolayısıyla Twitter hesabından bir açıklama yaptı.

Barzani, “7 Haziran tarihi bir gündü. Geri adım atmayan ve boyun eğmeyenlere teşekkürü bir borç bilirim” dedi.

Geçtiğimiz yıl bugün, Mesud Barzani’nin liderlik yaptığı geniş katılımlı toplantıda, Kürdistan bağımsızlık referandumunun 25 Eylül 2017’de yapılması kararlaştırılmıştı.

Küresel ve bölgesel güçlerin büyük çoğunluğu karara karşı çıkıp geri adım atılmasını istemesine rağmen, Kürtler bağımsızlık taleplerini ortaya koymak için 25 Eylül’de sandık başına gitti.

Referandumda seçmen; Kürtçe, Arapça, Süryanice ve Türkçe dillerinde, "Kürdistan Bölgesi ve Kürdistan Bölgesi dışında kalan Kürt yerleşimlerinin bağımsız bir devlet olmasını istiyor musunuz?" yazılı pusulalarla oy kullandı.

Sandıktan %92.73'lük “Evet” sonucu çıktı.

02) BILICI: 'KABILIYETLI KÜRT SIYASETÇILER BIR TÜR BIÇME OLAYI ILE KARŞI KARŞIYA' -08.06.2018

Amerika Birleşik Devletleri’nde, City University of New York, John Jay College’da Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mücahit Bilici K24’ün sorularını yanıtladı.

Mücahit Bilici ile yapılan söyleşi şöyle:

Türkiye’deki siyasi atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yelpazeye baktığımız zaman partileri değil, belki koalisyonları konuşmak gerekiyor. Çünkü ittifaklar oluştu. Buna dahil olanlar oldu, dahil olmayanlar, olamayanlar oldu. Bir tarafa baktığımız zaman şunu görüyoruz: İslamcılık devlet ile milliyetçilikle bütünleşme sürecini tamamladı. Zaten bir süredir bu çizgideydi. AKP ile MHP’nin müttefik olmasında bu şimdi çok net bir hal aldı diyebiliriz.

HDP’yi, siyasetini ve milletvekilli adaylarını nasıl buluyorsunuz?

Kürtlerin oylarını temsil eden ama Kürtleri ne kadar temsil ettiği belli olmayan bir partidir HDP. Bunu söylerken HDP’nin program itibariyle Türkiye’nin en demokratik partisi olduğunu da eklemek durumundayım. 24 Haziran’da Kürtler HDP’ye oy verecektir ama ‘Keşke HDP böyle olmasaydı’ da diyecekler. Dolayısıyla Kürt hissiyatının HDP’de temsil edilemediği konusundaki şikayetlerin isabetli olduğunu düşünüyorum.

Sizi böyle düşünmeye sevk eden nedir?

Genel olarak Türk solunun Kürt siyasetine ve Kürtlerin hukuk, adalet ve özgürlük arayışına entegre edilmesinde bir sakınca görmüyorum. Fakat bu entegrasyon, Kürtlerin kendi iç çeşitlilik, kendi iç hissiyat ve toplamda kolektif temsiliyetinin rağmına bir tarzda olmamalı. Kürtlerin temsiliyetini bozacak, yaralayacak ve tahrip edecek ölçekte bir uyumsuzluğun olmaması gerekir. Fakat baktığımız zaman bu konuda gerekli duyarlılığın ortaya konmadığını görüyoruz. Mesela bana göre Ahmet Şık HDP’nin mevcut siyasetçilerinin yüzde doksanından vekil olmaya daha layıktır. Ama bunu başkaları için söyleyemem.

Neden?

Çünkü, Ahmet Şık’ın hakperest bir insan olduğunu düşünüyorum. Ama öbür taraftan ne olduğu belli olmayan, son derece marjinal, radikal sol çevrelerden insanların Kürt siyasetinde temsilci ve hatta patron konumunda olmalarında demokratik bir sorun var. Bunun Kürtler nezdinde bir rahatsızlığa yol açtığını zaten herkes görüyor. Fakat HDP yeterince özgür bir parti olmadığı için bu konuda çok da şikayet etmenin anlamı yok.

Neden özgür değil?

Hem örgüt açısından tam özerk olmadığı için hem de Türk devletinin baskıları açısından özgürlüğünü kazanamadığı için bu tür yamulmalar ve temsil krizleri ile malul olmaya devam edecektir diye düşünüyorum. Ancak Kürtlerin ekseriyeti açısından bugünkü antidemokratik ortamın düzelmesi ve Kürt siyasetinin hayatiyetini sürdürmesi noktasında HDP’ye teveccühün devam edeceğini, etmesi gerektiğini ve Kürtlerin oy vereceğini düşünüyorum.

Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığını nasıl görüyorsunuz?

Demirtaş’ın cumhurbaşkanı aday olarak belli bir başarı göstereceğine inanıyorum. Ama kazanabileceğini düşünmüyorum tabii.

Selahattin Demirtaş’ın da iki türlü özgür olmadığını söyleyebilirim. Biri Türk devleti tarafından, diğeri de HDP üzerinde tasarrufta bulunan örgütsel iç mekanizmalar tarafından yeterince özgür bırakılmadığını söyleyebilirim. Yoksa Kürtleri temsil kabiliyeti olan ve Türkiye’nin de demokratik ihtiyacına karşılık verebilecek nitelikte siyasetçi örneğidir Demirtaş. Böyle Kürt siyasilerin özgür olsalar rahatça yükselip temsil kabiliyeti kazanıp Türkiyeli bir siyaset yürütebilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Ama bunun kasıtlı olarak bloke edildiğini, engellendiğini söyleyebiliriz.

Bunu sadece Demirtaş için mi söylüyorsunuz?

Bunu Demirtaş gibi, Osman Baydemir gibi kabiliyetli olan Kürt siyasetçiler için söylüyorum. Yani bir tür biçme olayı ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor.

Ya devlet eliyle ya da örgüt eliyle bir şekilde Kürtlerin belli bir politik kıvama gelmemeleri noktasında sistematik bir çabanın var olduğunu gözlemliyorum.

Peki, cumhurbaşkanlığı seçiminde Kürtler ne düşünerek oy kullanacak sizce?

Kürtlerin belli bir kısmı birinci turda Kürtlüğünü hissettirecek şekilde oy kullanacaktır. Tam gönül rahatlığı olmasa da HDP’de kendini bulacak bu vurgu diye düşünüyorum. Ama ikinci turda sorun Türkiye demokrasisinin ölüm yatağından kaldırılması sorunu olduğu için, Kürtler de mevcut otoriter ortamdan çıkılması istikametinde daha esnek bir oy davranışı göstereceklerdir.

Tam anlamadım bunu, ne demek istediniz?

Yani Kürtler başka partinin adayını destekleyebilirler. Bu CHP adayı Muharrem İnce olabilir. Milliyetçiliğine rağmen İYİ Parti adayı bile olabilir. Bir kısım dindar Kürt seçmenin AKP’den uzaklaşıp SP’ye destek vereceğini de öngörebiliriz.

“Kürdistan Seçim ittifakı” adı altında Kürdi blok oluştu. HDP ile ittifak yapmak istediler ya da destek vermek istediler, görüştüler ama gerçekleşmedi.

Evet, bunun bir kayıp olduğunu düşünüyorum. Bu değeri itibariyle önemli bir şeydi. Kürtlerin tarihsel olarak en büyük sorunu ittifaksızlıktır. Kürtler arasında ihtilaf oluşturmak için ideolojik ya da başka bir şey illa bulunuyor. Neticede Kürtler kendi menfaatleri için olan siyaseti üretmekte aciz kalıyorlar. Kendi güçleri kendi aleyhlerine dönüyor. Ve neticesiz kalıyor. Dolayısıyla bir örneğini burada gördük. Ben bunun Kürtlerin siyaset kabiliyeti ve siyasi istikballeri açısından sembolik değeri olan bir şey olduğunu düşünüyorum. O ittifak yapılmalıydı. Oy kısmı önemsiz, sembolik tarafı önemliydi.

Sanırım siz geçmişte HDP ile HÜDA PAR ya da PKK ile Hizbullah arasında gerginliğin bitmesi için çağrı yapmıştınız.

Evet, HDP ile HÜDA PAR’ın muhatap olma biçimini geliştirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu seçimde ittifak bile yapılabilinirdi. Bu da büyük bir kayıptır. HDP hem HÜDA PAR hem de diğer Kürt partileriyle ittifak yapsaydı bu Kürt toplumuna birlik sinyali verecekti. İlerisi için hamiyet duygusu taşıyan Kürtlere, kolektif iyiliği isteyen insanlara bir miras bırakılırdı diye düşünüyorum.

HDP adaylarını açıkladıktan sonra sizin “Hamal Kürt” kitabınız çok gündem geldi.

Yani yapısal olarak Kürtlerin dikildiği ve tutulduğu konum hamallık konumudur. Kürtlerin bir kısmı da bunu içselleştirmiştir. Kürtler ya evrensel bir ideolojinin ya da evrensel bir dinin hamallığını yaparlar. Kürtler aldanmaktan artık yorulmuş olmalılar diye düşünürsünüz. Ama belli ki hamallık insanı güçlü kılıyor. Evet HDP’nin aday tercihlerinde bir hamallık durumu göze çarpıyor. Ama bazı insanları tenzih ederek söylüyorum. Mesela Ahmet Şık Türkiye’deki demokrasi arayışı için mert bir siyasetçi potansiyeli olan biridir. Kimse bundan bir rahatsızlık duymaz ama bir sürü ilgisiz insanın HDP’nin listelerini doldurduğunu görüyoruz.

Öncesinde HDP’nin bir Türkiyelileşme iddiası vardı?

Bir hususu açıklığa kavuşturmak isterim. Bence HDP’nin Kürtlere özgü kalmayıp bir Türkiye partisi olma hakkı vardır. Artık Türkiye’de demokratik sol bir partinin olması gerekir. Ancak bu ihtiyacı Kürtlerin görüyor olması Kürtlere yazık. Çünkü Kürtlerin daha öncelikli konularının sahipsiz kalmaması lazım. Kürtler açısından kendi eşitliğini ve haklarını talep etmek ve kabul ettirmek siyaseti birincil siyaset olmalıdır. Bundan hiçbir şekilde vazgeçmemeleri gerekir.

Kürtçenin anayasal çerçevede olması gerektiği gibi meseleler var. Bu gibi şeyler için mücadelenin olmadığı ama Türkiye’nin kurtuluşu için mesai sarf etmek durumunda kalındı. Kürt oylarının ona harcandığı bir durum ile karşı karşıyayız. O açıdan Türklere nispetle doğru bir yerde durmakla birlikte Kürtlere nispetle de Türkiyelilik iddiası dolaysıyla Kürtlerin ihtiyacına cevap veremez bir konumda bulunuyor. Buda ayrıca bir temsil krizidir.

Maalesef Türkiye’de bir Kürt bedeni vardır ama bir Kürt aklı yoktur. Ve bu bedene başka akıllar hükmediyor. Kürtler akıllanana kadar hamallık yapmaya devam edecekler.

Kürtlere seçimlerde kilit rolü biçmenin arka planında tam olarak ne var?

Türkiye’de Kürtlerin dışında iki kanat ortaya çıkıyor. Kürtler üçüncü kanattır. Yani Türkiye’nin sağı, Türkiye’nin solu ve Kürtler şeklinde düşünebiliriz. Onun için Kürtlerin artan önemi, kilit taban haline getirmiştir. Kürtler akıllı olsaydı bunu kendi hukuklarının temini için kullanıp bundan yaralanmalı idi. Siyasetin anlamı budur zaten. Hep başkalarının (doğru veya yanlış) gündemlerine asker olmaktan dolayı kendi ihtiyaçlarını göremeyen bir konumda Kürtler.

Şimdi Kürtleri siyasi denklemin dışında tutma yönünde bir çaba var. Kürtler kendi oy kabiliyetlerini slogan ve sonuçsuz şikayetler yerine pazarlık unsuru ve sonuç alıcı yatırım haline getirmeliler. Bunu görmeli ve en nihayet uyanmalı Kürtler.

Kürtlere ilişkin yaptığınız 'hamal' kavramsallaştırması Ehmedî Xanî ve Said – i Kürdi'nin (Said - i Nursi) Kürtlere ilişkin tespit ve hayal kırıklıklarının bir devamı niteliğinde midir?

Öyle diyebiliriz. Kürtler, doğada ve dağda yaban bir özgürlüğü yaşarlar. Ancak medeniyette ve şehirde yanlış bir medenileşme süreci ile benlikleri alınmış gibiler. Medeni bir özgürlüğü öğrenmiş değiliz. Evrensel seküler ideolojiler ve yine evrensel dini söylemler aracılığı ile Kürtlerin kendilikleriyle başbaşa kalmaları kasıtlı olarak engellenmiştir.

Türkiye’de devlet bu konuda tam bir kurnaz tilkidir. Xanî’nin dediği gibi Kürtlerde hala kemalin meydanı terkedilmiş haldedir. Devlet, bir topluluğun örgütlü hareket etmesi demektir. Kürtler, kendi ana sütleri gibi helal olan kendi haklarını örgütlü bir şekilde sahiplenmedikçe tarihsel bir utanç içinde bulunageldikleri hamallıktan çıkamazlar. Kürdün hamiyetli ve fedakar bir bedeni var ama kendine ait bir aklı yok. Kürtlerin özgürleşmesi ve saygı görmesi, sahip oldukları bedenin gerekli uyanma evrimini geçirerek akıllanması ile mümkün olacaktır. Bu da Kürtlerin üzerine baygınlık verici asitler döken mevcut devlet ve örgütlere rağmen olmalıdır.

Son olarak Kürtlere vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Son olarak şunu söylemek isterim; Kürt demografisi artık kendi başına bir dinamiktir ve Kürtlere hükmeden veya Kürtleri temsil iddiasındaki tüm parti ve örgütlerden daha büyük bir dinamik halini almıştır. Kürtler kendi hukukları konusunda uyansalar sadece oy gücü ile bile çok ciddi kazanımlar elde edebilir ve mevcut hali Türk olan devletin sahipliğine, ortaklığına çıkabilirler. Ancak bunun için Kürtlerin ortak aklının oluşması, temsil edilmesi ve Kürtlerin vicdanında ortak iyiyi arayan bir kaynak olarak görülmesi gerekir.

Bana göre silahlı mücadele artık Türkiye’deki Kürtler için bir yük haline gelmiştir ve tarihsel olarak miadını çoktan doldurmuştur. Bakınız son on yılda, silahlı mücadele iddiasındakilerin eylemleri Kürtlere sadece zarar vermiştir ve kazanımlarının heba olmasına sebep olmuştur.

Kürtlerin demokratik gücünün çapı ile meşruiyet sorununu bile çözememiş bir silahlı örgütün gücünün çapı arasındaki uçurum, Kürtlerin iyiliğini isteyen her vicdan sahibi için “ahh, çok yazık” dedirtecek ölçüdedir. HDP’nin demokratik yükseliş ve başarısını hendek terörizmi ile baltalayan zihniyet, bugün Kürtlerin başarısının önündeki engellerden biridir. (Cesim İlhan-K24)

03) 5 KÜRT PARTISINDEN MUSTAFA KARASU’YA CEVAP-08.06.2018

Kürdistani Seçim İttifakı tarafından yapılan basın açıklamasında, “KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu medyaya yansıyan bir röportajında Kürdistani Seçim İttifakı’na yönelik haksız ithamlarda bulundu” denildi.

Kürdistan Demokratlar Platformu (KDP), Azadi Hareketi, Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) ve Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (PDK-T) oluşturduğu Kürdistani Seçim İttifakı, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu ’nun sözlerini eleştirdi.

“Mustafa Karasu adı geçen röportajında Kürdistani Seçim İttifakı ile HDP arasında yapılan işbirliği görüşmelerinin başarısızlığına neden olarak, İttifakımızın daha fazla milletvekili talep ettiğini söylüyor” ifadeleri yer alan açıklamada, şunlar dile getirildi:

“Mustafa Karasu ‘Ne olduysa dışardan bir müdahale oldu ve HDP’yle bu partilerin seçim ittifakı gerçekleşmedi. Büyük ihtimalle AKP'nin müdahalesi oldu ya da AKP'nin isteğiyle başka güçlerin müdahalesi oldu ve sonuçta bu güçler böyle bir seçim ittifakına girmediler’ diyor. Mustafa Karasu doğru söylemiyor ya doğru bilgilendirilmemiş ya da eksik bilgilere dayanarak konuşuyor.” Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile milletvekili konusunda pazarlık yapılmadığı belirtilen açıklamada, “Siyasi Protokolü ve pratik çalışmalara ilişkin ilkeleri önemsedi ve görüşmelerde bunlara ağırlık verdi” ifadeleri yer aldı.

KARASU’YA SORULAR

Öte yandan, Mustafa Karasu’ya “HDP’nin Ankara’da açıkladığı seçim beyannamesinde üzerinde uzlaştığımız maddelere yer vermediğini, milli değerlerimize vurgu yapmadığını biliyor mu?” sorusu yöneltilirken, şu konulara dikkat çekildi:

“Ayrıca Mustafa Karasu AK Parti ve kendisi açıkça söylemese de iddia ettiği gibi, Güney’deki kardeş yapıların AK Parti’nin yönlendirmesiyle İttifakı’mıza müdahale ettiğini nereden çıkarıyor? Bu konuda elinde somut bilgiler var mı? Varsa kamuoyuna açıklamalıdır.

“Eğer Mustafa Karasu müdahale edeni bilmek istiyorsa kendi söylediklerine baksın. Çünkü ‘HDP bir Kürt partisi değildir ancak Kürtlerin de partisidir. HDP ile şu aşamada bu partilerle siyasi ilkeler temelinde bir ittifak yapmanın zamanı yoktur’ diyen kendisidir.”

Mustafa Karasu’nun daha duyarlı davranması gerektiğini belirtilen açıklamada, “Olası geniş işbirliklerinin önüne engeller çıkaran eylem ve söylemlerden uzak durmalıdırlar” denildi.

MUSTAFA KARASU NE DEMİŞTİ?

ANF’ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Böyle bir ortamda kendine Kürt diyen, Kürt olduğunu söyleyen partilerin bu tekçi zihniyet karşısında birleşme yaklaşımı benimsemeleri gerekirdi. HDP bu bakımdan doğru bir yaklaşım ortaya koydu. Kürtlerin de partisi olan HDP bu partilerle Kürdistan zemininde ortaklık yapmak istedi.

HDP toplumsal tabanı olmasa da Kürt düşmanlığının zirveye çıkarıldığı bir dönemde tüm farklı siyasi görüşleri AKP’nin karşısına çıkarmayı önemli görüyordu. Sanıyoruz görüşmeler de oldu, duyduğumuza göre bunların hemen hemen bütün talepleri kabul edildi.”

Ayrıca, HDP’yle ittifakın gerçekleşmediğini belirten Karasu, “Büyük ihtimalle AKP'nin müdahalesi oldu ya da AKP'nin isteğiyle başka güçlerin müdahalesi oldu ve sonuçta bu güçler böyle bir seçim ittifakına girmediler” ifadelerini kullanmıştı.

5 Partiden yapılan açıklamanın tam metni şöyle:
Seçim İttifakını Kim Bozdu?

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu medyaya yansıyan bir röportajında Kürdistani Seçim İttifakı’na yönelik haksız ithamlarda bulundu.

Mustafa Karasu adı geçen röportajında Kürdistani Seçim İttifakı ile HDP arasında yapılan işbirliği görüşmelerinin başarısızlığına neden olarak, İttifakımızın daha fazla milletvekili talep ettiğini söylüyor. Mustafa Karasu “ayrıca ne olduysa dışardan bir müdahale oldu ve HDP’yle bu partilerin seçim ittifakı gerçekleşmedi. Büyük ihtimalle AKP'nin müdahalesi oldu ya da AKP'nin isteğiyle başka güçlerin müdahalesi oldu ve sonuçta bu güçler böyle bir seçim ittifakına girmediler” diyor.

Mustafa Karasu doğru söylemiyor ya doğru bilgilendirilmemiş ya da eksik bilgilere dayanarak konuşuyor.

Kürdistani Seçim İttifakı hiçbir zaman HDP ile milletvekili sayısı konusunda pazarlık yapmadı. Siyasi Protokolü ve pratik çalışmalara ilişkin ilkeleri önemsedi ve görüşmelerde bunlara ağırlık verdi.

Mustafa Karasu sözkonusu protokoller konusunda sadece uzlaşıldığını ama bunların imzalanmadığını biliyor mu? HDP’nin Ankara’da açıkladığı seçim beyannamesinde üzerinde uzlaştığımız maddelere yer vermediğini, milli değerlerimize vurgu yapmadığını biliyor mu?

Ayrıca Mustafa Karasu AK Parti ve kendisi açıkça söylemese de iddia ettiği gibi, Güney’deki kardeş yapıların AK Parti’nin yönlendirmesiyle İttifakı’mıza müdahale ettiğini nereden çıkarıyor? Bu konuda elinde somut bilgiler var mı? Varsa kamuoyuna açıklamalıdır.

Eğer Mustafa Karasu müdahale edeni bilmek istiyorsa kendi söylediklerine baksın. Çünkü “HDP bir Kürt partisi değildir ancak Kürtlerin de partisidir. HDP ile şu aşamada bu partilerle siyasi ilkeler temelinde bir ittifak yapmanın zamanı yoktur” diyen kendisidir.

Kuzey Kürdistan’da geniş bir siyasi işbirliğine gerek olduğu bir dönemde, Mustafa Karasu ve arkadaşları daha duyarlı davranmalı ve olası geniş işbirliklerinin önüne engeller çıkaran eylem ve söylemlerden uzak durmalıdırlar. (07 Haziran 2018)

Kürdistani Seçim İttifakı .(Azadi Hareketi, PAK, PDK, PDK-T, PSK)

04) AKŞENER: DEMIRTAŞ IÇIN HAKIMLER INISIYATIF KULLANMALIYDI -08.06.2018

İYİ Parti genel başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, HDP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş konusunda hakimlerin inisiyatif kullanması gerektiğini söyledi.

Akşener konuya ilişkin şunları söyledi:

* Demirtaş sanık, hükümlü değil. Adaylığı da onaylandı.

Cumhurbaşkanı adayının kaçma gibi durumu olmayacağına göre hakimler insiyatif kullanmalıydı. Eşit yarışılmalıydı.

* (HDP Eş Genel Başkanı Pervin) Buldan’a saygı duyarım oy vermemesine ilişkin. Demokrasi derken bir tarafta bir grup seçmenin oyunun cebinde olduğu iddia etmek çelişkidir.

Hendeklerin açılmasında valiler göz yumdu. FET֒den en çok mağdur olan insan bizim partimizde.

05) Demirtaş'ın TRT konuşmasını nasıl yapacağı belli oldu -08.06.2018
Demirtaş, Kasım 2016’dan bu yana Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

HDP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, TRT çekimleri için cezaevinden stüdyoya götürülecek.

AA’nın haberine göre cumhurbaşkanı adaylarının TRT’de ne zaman konuşmalarının yayınlanacağı kararlaştırıldı.

Demirtaş’ın 17 Haziran’da TRT’de yayınlanacak konuşması, 13 Haziran çarşamba günü 10.00-11.00 saatlerinde TRT’nin Oran’daki S1 stüdyosunda kayda alınacak.

Yine 23 Haziran’da yayınlanacak konuşma için de 22 Haziran cuma günü 14.00-15.00 saatlerinde aynı stüdyoda kayıt yapılacak.

TRT’nin stüdyoları Ankara’da.

Kim ne zaman konuşacak?

Cumhurbaşkanı adaylarının TRT’de 17 Haziran pazar günü saat 20.00’den itibaren yapacakları propaganda konuşmalarının sıralaması şöyle:

Birinci konuşma Doğu Perinçek – saat 20.31-20.41
İkinci konuşma Recep Tayyip Erdoğan – saat 20.42-20.52
Üçüncü konuşma Selahattin Demirtaş saat – 20.53-21.03
Dördüncü konuşma Temel Karamollaoğlu saat – 21.04-21.14
Beşinci konuşma Meral Akşener saat – 21.15-21.25
Cumhurbaşkanı adaylarının 23 Haziran cumartesi günü yapılacak konuşma sırası ve saatleri ise şöyle:
Birinci konuşma Temel Karamollaoğlu – saat 17.06-17.16
İkinci konuşma Meral Akşener – saat 17.17-17.27
Üçüncü konuşma Recep Tayyip Erdoğan saat – 17.28-17.38
Dördüncü konuşma Doğu Perinçek saat – 17.39-17.49
Beşinci konuşma Selahattin Demirtaş saat – 17.50-18.00.
CHP’nin adayı Muharrem İnce, TRT’ye çıkmayı kabul etmemişti.

06)Kandil Dağı etekleri bombalandı -08.06.2018

<

. P ALIGN="JUSTIFY"> Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) bağlı 2 savaş uçağının Kandil Dağı eteklerini ve Bradost bölgesine bombardıman düzenlediği bildirildi.

.

TSK’ya ait 2 uçağın dün akşam saat 18:30’dan itibaren Kandil Dağı eteklerindeki Palan, Ebubekre ve Qeletukan köylerine bombardıman düzenlediğini belirtildi.

.

Bombardımanın gece geç saatlere kadar sürdüğünü belirten Rudaw muhabiri, savaş uçaklarının Kandil ve Bradost bölgesini havadan keşif uçuşları yaptığı bilgisini verdi.

TSK, 11 Mart’tan itibaren Kürdistan Bölgesi sınırında Kandil Dağı yamaçlarında bulunan PKK karargahlarına bombardıman düzenliyor.

TSK, güçlerinin 400 kilometre alanı PKK’den temizlediklerine dair açıklama yaptı.

07) ABD HEYETI MENBIC'DE -08.06.2018

Amerikalı bir heyet bugün, Ankara ile Washington arasında anlaşma sağlandığı belirtilen Menbic'i ziyaret ediyor.

Ankara ile Washington’ın Menbic’de bir yol haritası üzerinde anlaşmasının ardından, Amerikalı bir heyet bugün Menbic’i ziyaret ediyor. Amerikan medyası, Menbic’i ziyaret eden yetkililer arasında IŞİD karşıtı koalisyonun komutanı Tümgeneral James Jarrard ile kıdemli diplomat William Roebuck’un da bulunduğunu yazdı.

‘MENBİC’E TÜRK ASKERİ GİRMEYECEK’

AP ajansına konuşan Menbic Askeri Konseyi komutanı Muhammed Ebu Adil ise heyetin kendilerine, ‘Menbic’in içine hiçbir Türk askerinin girmeyeceği’ konusunda güvence verdiğini öne sürdü.

Ebu Adil, ABD ile Türkiye’nin ortak devriye gücünün, Menbic’in dışında zaten boşaltılmış olan bölgeler ile kentin batısında Türkiye’nin kontrolü altında bulunan bölgelerde görev yapacağını söyledi.

Ebu Adil, Menbic Askeri Konseyi’nin kenti yönetmeye devam edeceğini ve Washington’ın anlaşmanın ayrıntıları konusunda kendilerini bilgilendirdiğini ekledi.

08) Selahattin Demirtaş: Rize'de var bir keramet -08.06.2018

.

HDP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş'a, "Seni başkan yaptırmayacağız" konuşması sırasında üzerinde Rize keşanı bulunmasının tesadüf olup olmadığı soruldu.

Rize keşanının konuşmayı dinlemeye gelen Karadenizliler tarafından takıldığını söyleyen Demirtaş "Bunların hepsi rastlantı olsa da, demek ki Rize’de var bir keramet :)" yanıtını verdi.

HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, diğer adayların Rize’yle olan bağları ve “Seni başkan yaptırmayacağız” konuşmasında boyununda Rize keşanı olmasının hatırlatılması üzerine, “Bunların hepsi rastlantı olsa da, demek ki Rize’de var bir keramet” dedi.

.Artvinden sitesinden Eren Dağıstanlı ve Şendoğan Yazıcı, cezaevinde tutuklu olarak bulunan HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’la, avukatları aracılığıyla bir söyleşi gerçekleştirdi.

Seçilmesi halinde doğaya zarar veren projeleri durduracağını belirten Demirtaş, “Karadeniz halkı altın olmadan da Karadeniz halkıdır, ama tulum olmadan, yayla olmadan, horon olmadan Karadeniz halkı değildir artık” dedi.

‘KARADENİZ’DE KENDİMİZİ YETERİNCE ANLATAMAMIŞIZ’

“HDP’nin Türkiye için öne sürdüğü demokrasi, barış ve birlikte yaşam politikalarını daha iyi ve ikna edici bir şekilde anlatabilmeliyiz” diyen Demirtaş’ın yanıtları şöyle:

Diğer adayların Karadeniz ile bağları gündeme geldi. Sayın Erdoğan Rizeli, Sayın İnce’nin annesi Rizeli, Sayın Akşenir’in eşi Rizeli… Sizin de “Seni Başkan Yaptırmayacağız” çıkışınızda boynunuzda Rize keşanı vardı. Bu bir tesadüf müdür, yoksa iktidara giden yol Rize’den mi geçiyor?

Röportaj imkanı için teşekkür ediyor ve bütün emekçilerinize, sizler aracılığıyla Karadeniz halkına selam ve sevgilerimi iletiyorum.

Doğrusu, o konuşmayı yaptığım grup toplantısına Karadenizli kardeşlerimiz de izleyici olarak katılmış ve tesadüfen ben kürsüye çıkmadan hemen önce boynuma Rize keşanını takmışlardı. O günkü konuklarımız uzun bir grup konuşması dinlemek için gelmişlerdi, ama tarihin en kısa grup konuşmasına tanıklık etmiş oldular. Bunların hepsi rastlantı olsa da, demek ki Rize’de var bir keramet

Başak Demirtaş'tan Selahattin Demirtaş'a ütü sorusu Özellikle Karadeniz bölgesinde partinize karşı olumsuz eleştiriler ve hatta saldırılar çokça gündeme geliyor. Bunun sebeplerini neye bağlıyorsunuz?

Önce iğneyi kendimize batırmalıyız. Biz kendimizi yeterince ve doğru bir şekilde anlatamamışız demek ki. Bununla birlikte iktidarın ve yandaşlarının kesintisiz bir şekilde aleyhimize yürüttükleri düşmanlaştırma kampanyalarının da önemli bir etkisi var. Bir de 12 Eylül Darbesi sonrasında adım adım Karadeniz halkının sistematik bir yönelimle milliyetçileştirilmeye çalışılmasının, sol-demokratik damarın tasfiyesinin de rolü var elbette.

‘BİR İNSAN VATANSEVERİM DEYİP, VATANIN GÜZELLİKLERİNİ NASIL YOK EDER?’

Karadeniz’de yaygın olarak “PKK=HDP” algısı yaratılmış durumda. Bu türden yaklaşımların önüne ne şekilde geçmeyi planlıyorsunuz, bu fikrin kırılabileceğini düşünüyor musunuz?

HDP’nin Türkiye için öne sürdüğü demokrasi, barış ve birlikte yaşam politikalarını daha iyi ve ikna edici bir şekilde anlatabilmeliyiz. Karadeniz insanında HDP’ye karşı oluşturulan ön yargıları kırmak ve halkla buluşmak için hem şovenizmin etkilerini kırmalıyız, hem de HDP’nin bütün Türkiye’yi kucaklayan projelerini, çözüm önerilerini görünür kılmalıyız. Bu konuda daha sabırlı, kararlı bir çalışmayı ısrarla sürdürmeliyiz. Elbette şiddeti hepimiz dışlamalıyız, mutlaka barışa kavuşmalıyız.

Bunu da sırf oy almak için değil insanlarımız barış içerisinde, eşitçe, kardeşçe yaşamayı hak ettikleri için yapmalıyız. Türkiye güzel ve muhteşem bir ülkedir. Bu güzelliğin en büyük eksiği demokrasi ve barıştır. Bunu da el ele verip birlikte başarabiliriz ancak. Karadeniz olmadan barış mı olur? Demokrasi mi olur? Hep beraber buna inanacak ve mutlaka başaracağız.

Ekoloji politikalarıyla alakalı partinizin ve sizin duruşunuzu biliyoruz. Ekoloji dendiğinde Türkiye’de ilk akla gelen yer Karadeniz. Burada yürütülen yıkım projeleriyle alakalı fikirleriniz nedir?

Karadeniz’deki ekolojik yıkım projelerini gördükçe insan kahroluyor. Bir insan hem vatanseverim, milliyetçiyim deyip hem de kendi vatanının güzelliklerini nasıl bu kadar acımasızca yok edebilir? Mevcut iktidar ağaca, dereye, yaylaya baktığında oradaki türküyü, şiiri, hatıraları, kültürü, horonu görmek yerine sadece parayı görüyor. Ben bu doğa güzelliğinden ne kadar para götürürüm diye hesap yapıyor hemen. Oysa bu tam bir vahşettir, kültür, tarih, medeniyet kırımıdır. Oradan kazanacağı tüm paralar o doğal ortamda alınacak huzurlu, mutlu, sağlıklı tek bir nefes kadar kıymetli olamaz. İnsanları doğal yaşam alanlarından kopararak, doğayla iç içe, tarihle ve kültürle koyun koyuna sürdürdükleri hayattan ayırarak mutlu edemezsiniz. Bu şekilde kazanılacak paralar da zaten birkaç kişinin cebini doldurmaktan başka bir işe yaramıyor. Geride milyonlarca mutsuz insan bırakarak yapılan projeler insan için değil, ancak paraya tapanlar için yarar sağlamış olur.

Uzungöl’ün muhteşem doğasının başına getirilenler de bunun en acı, trajik örneklerinden değil mi?

‘SEÇİM HÜKÜMETİ OLDUĞU İÇİN İCRAAT YAPTIRILMADI’

Cerattepe’de yürütülen maden çalışması ve maden karşıtı hareket 25. yılını doldurdu. 25 yılda birçok iktidar değişti, muhalefette olanlar madeni durdurmayı savunurken iktidara geldiklerinde bu vaatlerini unuttular. Haliyle mücadeleyi yürüten halkta politikacılara yönelik bir güvensizlik oluştu. Siz başkan seçilirseniz Cerattepe’de yürütülen maden çalışmasını nasıl değerlendireceksiniz? Madene yönelik politikanız nasıl olacak?

Madenler ülkemizin önemli zenginliklerindendir. Fakat madenlerden yararlanma uğruna doğal yaşamın katledilmesinin ülkeye ve vatandaşlarımıza yararı değil, zararı olur. Bugün gelişmiş ülkelerin tamamı artık ÇED değerlendirmelerini daha dikkatli yapıyor ve çevreye zarar verecek hiçbir projeyi uygulamıyorlar. Bu ülkeler kendi topraklarında siyanür vb. yöntemlerle maden aranmasını katı kurallarla yasaklarken, yine kendi şirketleri aracığıyla gelip bizim doğamızı utanmazca talan edebiliyorlar.

Karadeniz halkı altın olmadan da Karadeniz halkıdır, ama tulum olmadan, yayla olmadan, horon olmadan Karadeniz halkı değildir artık, başka bir şeydir. Halk başka bir şeye dönüşmek istemiyor. Kendi gibi kalmak ve yaşamak istiyor. İşte bunu dünyanın bütün altınlarını toplasınız da satın alamazsınız.

7 Haziran sonrası kısa bir süre de olsa Kalkınma Bakanlığı HDP’den Müslüm Doğan’daydı. O dönemde de kamuoyunda aynı bakanlığın yürüttüğü “Yeşil Yol” projesi gündemdeydi. Müslüm bey “Doğaya zerre kadar zarar verdiğine kanaat verirsek durduracağız” demişti. Hatta kendisinin Çamlıhemşin’e ziyareti de gündeme gelmişti. O dönem bu proje neden durdurulamadı?

O bir seçim hükümetiydi ve geçici bakanların hiçbirine icraat yaptırılmadı. Bir icra hükümeti değildi. Bu nedenle dedikleriniz yapılamadı maalesef.

KARADENİZLİLERİN TOPRAĞINDA DOYABİLMESİ İÇİN KESENİN AĞZINI AÇARIM’

“Topla topla bitmeyi, çay da para etmeyi” desek ne dersiniz?

Hele bu sene de toplayun,
Zaten AKP gideyi,
Horon tepun hoplayun,
Çaya para geleyi,

Ha ha ha :)) oldu mu bilmiyorum?

Bildiğiniz veya bağlamayla çaldığınız Lazca, Gürcüce, Hemşince vb. Karadeniz dillerinden şarkılar var mıdır? En sevdiğiniz Karadeniz şarkısı ve müzisyeni kimdir?

Karadeniz müziklerine resmen bayılıyorum. Ama Karadeniz dillerini maalesef bilmiyorum. Karadeniz şivesini birçok insan Lazca zanneder, ama o bölgenin zengin dillerinden ve kültürlerinden Türkiye mahrum kalmıştır. Yine bu dilleri konuşan insan sayısı da her yıl giderek azalıyor ve bu diller yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliyor.

Karadeniz sanatçıları son yıllarda müzikle bu kültürü korumaya ve tanıtmaya gayret ediyorlar, ama bu yetmiyor. Mutlaka oradaki okullarda çocuklarımıza kendi anadilleri öğretilmeli ve bu güzelim kültürler korunmalıdır.

Tabii Karadenizli müzisyenler deyince, önce Karadeniz’in asi çocuğunu, Kazım Koyuncu’yu anmamız gerek, sesi ve gülüşü her daim yaşayacak eminim. Yine birçok genç müzisyen, bu kültürün şimdiki taşıyıcısı olarak önemli roller üstleniyorlar. Mektup türküsünü çok severim mesela. Bağlamayla da çalabiliyorum birçoğunu, ama kemençe ve tulumun tadını vermiyor tabii.

Her aday “seçildiğim gün ve hafta” ile başlayan ilk vaatlerini sıralıyor. Peki siz, eğer seçilirseniz ilk icraatınız ülke için ne olacak, Karadeniz için ne olacak?

Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez bütün siyasi parti başkanlarını yuvarlak bir masa etrafında toplayıp barış, huzur, demokrasi için bir yol haritası ve acil eylem planı yapmayı sağlarım. Karadeniz’in doğasını talan eden HES, maden vb. bütün projeleri derhal durdururum. Karadeniz insanlarının kendi toprağında doyabileceği, doğaya uygun, kültüre uygun üretim projeleri için Hazine’nin, yani kesenin ağzını açarım. Artvinli, Rizeli kendi toprağını bırakıp büyük şehirlere zorluklarla dolu bir yaşama doğru göç etmesin, kendi köyünde karnı da doysun, eğitimi, sağlığı, ulaşımı da olsun diye var gücümle çalışırım.

‘KETILIN BOZULMASINI DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM’

Ketılınız bozulursa ne yapmayı planlıyorsunuz?

Bu yoklukta, kıtlıkta düşünmek bile istemiyorum 🙂

Ama ben inanıyorum ki, mecbur kalırsak halkla telepati yoluyla bile haberleşiriz.

Tekrardan hepinize selam ve hürmetlerimi iletiyorum. Birbirine karşı ön yargılarını yıkmayı başarmış büyük bir kardeşlik ülkesi olacağımıza inanıyorum. Ülkemizin her köşesi, her insanı, her dili, kültürü, rengi ayrı bir güzellikteyken, biz bu güzelliklerin tadını çıkaracağımıza, kardeşçe yapacağımıza hep üzmüşüz birbirimizi. Türkiye’ye yeni bir siyaset, yeni bir kardeşlik dili ve yeni bir umut gerek. Umarım bu seçimler buna vesile olur. Seçimler şimdiden hepimize hayırlı olsun diyorum. Özgür günlerde görüşmek, çay içmek dileğiyle.

09) NASA, Cruosity'nin Mars'ta ne keşfettiğini açıkladı -08.06.2018

Mars'ın yüzeyinde araştırma yapan keşif robotu Curiosity'nin bulgularını NASA açıkladı. Curiosity, Mars’taki metan gazı değişimleri olduğu keşfini gerçekleştirdi.

NASA’nın Curiosity kaşif aracı Mars’ın atmosferinde metan gazı keşfetti. Curiosity Mars çalışmalarında ortaya çıkan metan gazı varlığı, mevsimlere göre farklı seviyelere ulaşıyor.

Bu bulgulara göre merak konusu olansa Mars’ın atmosferinde yer alan metan gazının ve mevsimlere göre değişiyor olmasının, nasıl bir canlı türüne dayandığı çerçevesinde birleşiyor.

Aslında Mars’taki metan gazı saptamaları, daha öncesinde konuşulan detaylar arasında kendine yer bulabiliyordu.

Ancak 5 yıllık bir analiz ve araştırma sonucunda, söz konusu bu metan gazının Mars’taki mevsimlere göre farklı seviyelerde seyrettiği gerçeğine ulaşılmış oldu.

Bu değişimin ve metanın kaynağının ise biyolojik aktif oluşumlar olması üzerinde duruluyor.

Elbette ki gaz yoğunluğu, Dünya ile kıyaslandığı vakit çok düşük bir seviyede kalıyor.

Şu an tespit edilen aralık, milyarda 0.2 ve 0.7 arasında değişiyor.

Dünya üzerinde ise milyarda 1800 seviyesinde bulunuyor.

Ancak metanın varlığı ve seviyesinin değişkenlik gösteriyor olması bile bilim dünyasında çok önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor.

Metan gazının kaynağı olarak ise ilk üzerinde durulan ihtimal, yüzeyde yahut yüzeyin belirli bir orandaki alt seviyelerinde aktif canlıların olduğu yönünde.

Mars’taki mikropların biyolojik aktivitelerinin gaz çıkışı sağlıyor olabileceği ihtimali üzerine duruluyor.

10) HDP BOLU İL BINASI YAKILMAK ISTENDI -08.06.2018

Üç gün önce saldırıya uğrayan çalışanları tehdit edilen HDP Bolu İl binası ateşe verilmek istendi, binada maddi hasar yaşandı.

HDP il binasının kapısını zorlayan kişiler kapıyı açma çabaları sonuç vermeyince, yanıcı bir madde ile binayı yakmak istedi. Yangın sonucu binada maddi hasar meydana gelirken, kimsenin binada bulunmaması can kaybını önledi.

Olayı anlatan HDP Bolu İl Eşbaşkanı İbrahim Yolci, gece kendisi binadan ayrıldıktan sonra binanın kapısına jel dökme suretiyle yakılmaya çalışıldığını belirtti. Sabah güvenlik şubeye ifadeye çağrıldığını belirten Yolci, "İki kişi gözaltına alınmıştı. Şikayetçi olduk" dedi.

Yolci, polislerin gözaltındakileri, "Bunlar iki sarhoş ne yaptıklarını bilmiyorlar ne yapacakları belli olmaz" diye savunduğunu belirtti.

Bina içerisinde hasar olmadığını ancak binanın kapısının kullanılamaz olduğunu söyleyen Yolci, can güvenliklerinin olmadığını ancak tüm baskılara rağmen çalışmaya devam edeceklerinibelirtti.

https://www.youtube.com/watch?v=oURdiMgLEFU&feature=youtu.be

Kurdistana Bakur
http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01)-08..06.2018

02) -08.06.2018

AFRİN - VİDEO / https://www.youtube.com/watch?v=fWynQmT0wUk
https://www.youtube.com/watch?v=6oJwuVLKjAM
OSMAN ÖCALAN. VIDEO / https://www.youtube.com/watch?v=FCsYHbREbTs
Erzurum Müftüsü Afrin İçin istifa etti / https://www.youtube.com/watch?v=uc1hOeR1bqI
Am 30.01.2018 veröffentlicht
erzurum müftüsü afrine yapılan saldırıdan dolayı görevinden istifa etti

Ek.Tarihi Fri Jun 08, 2018 7:39 pm Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution