Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr.İsmail Beşikci:Dağ Kavmi-II-10..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   İBRAHİM GÜÇLÜ- 09.06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP ÜZERİNE!   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:SLOGAN, HAMASET VE KARŞITLIK SİYASETMİDİR?-05..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01)Mukteda es Sadr'ın, ABD'li yetkililerle temas kurduğu iddiası-23..05.2018
Irak'ta genel seçimlerin galibi olan ve ABD karşıtlığıyla bilinen Şii lider Mukteda es Sadr'ın, bazı Amerikalı yetkililerle temasa geçtiği iddia edildi.

Reuters haber ajansı, Sadr'ın Politbüro Temsilcisi Ziya Esadi'ye dayandırdığı haberinde, ABD'li yetkililerin Sadr'ın desteklediği ve seçim birincisi olan Sairun koalisyonundan bazı üyelerle temasa geçtiğini belirtti.

Söz konusu ajansa konuşan Esadi'nin, "ABD'lilerle doğrudan bir temas söz konusu değil ancak bu, iletişim kanalları açmak için Sairun üyeleri aracılığıyla yapıldı" dediği aktarıldı.

Bu haber üzerine açıklama yapan Esadi, ABD'lilerin Sadr'ın koalisyonuyla temasa geçtiğini yalanladı.

Esadi, şunları kaydetti:

"Bazı basın organları, Washington ile Sairun koalisyonu üyeleri arasında temasın olduğu bilgisini bana dayandırarak verdi. Bunu tamamen yalanlıyorum. ABD'lilerle hiçbir temas söz konusu değil. Bize aracı gönderiyorlar ancak biz onlarla aracılar vasıtasıyla dahi masada oturmayı ve iş birliği yapmayı reddediyoruz" ifadelerini kullandı.

Irak'ta 12 Mayıs'ta yapılan genel seçimlerden Sadr'ın desteklediği koalisyon birinci çıkarak 329 sandalyeli mecliste 54 milletvekili gönderdi. Sadr, seçim birinciliğini elde etmesine rağmen hükümeti tek başına kuramıyor. Sadr meclise giren diğer gruplarla ittifak yapmak zorunda olduğunu bildiği için ikamet ettiği Necef'i bırakarak hükümet kurma görüşmeleri için günlerdir başkent Bağdat'ta bulunuyor.

Seçim ikincisi İran destekli Fetih koalisyonu lideri Hadi Amiri, seçimden üçüncü çıkan Başbakan Haydar Abadi'nin yanı sıra Sünni ve Kürt yetkililerle de görüşen Sadr, bu aralar sıkça kullandığı sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarda "tüm Iraklı renklerin" yer alacağı bir hükümet kurmak istediğini belirtiyor.

Abadi de dünkü basın toplantısında, Sadr ile tüm siyasi grupların yer alacağı "teknokrat" hükümeti kurma konusunda fikir birliğine vardıklarını söylemişti.

Sadr'ın Bağdat'ta İran'ın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile de görüştüğü iddia ediliyor. ABD karşıtı olarak bilinen Sadr'ın, mesafeli olduğu İran'ın Irak'taki nüfuzundan da rahatsız olduğu kaydediliyor.

02) Hekim: KDP’nin katılmadığı hükümette yer almayacağız -23.05.2018
Ammar Hekim - KDP Görüşmesi

Bağdat (Rûdaw) - Hikme listesi lideri Ammar Hekim, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) katılmadığı hiçbir hükümet kurma çalışmasında yer almayacaklarını söyledi.

KDP Politbüro Sekreteri Fazıl Mirani başkanlığındaki KDP heyeti bugün Iraklı siyasi partilerle görüşmek üzere Bağdat’ı ziyaret etti.

Ammar Hekim’in toplantıda KDP heyetine, KDP’nin yer almayacağı hiçbir hükümet kurma çalışmasında yer almayacaklarını söylediği bildirildi.

Hekim toplantı sonrası yaptığı açıklamada, bütün tarafları kapsayan ulusal bir hükümetin kurulması gerektiğini ifade etti.

Hekim ayrıca, hükümetin yolsuzluklara bulaşmaması ve halka hizmet etmesi gerektiğini vurguladı.

KDP heyeti, bugün Bağdat’a yaptığı ziyaret kapsamında Sairun Koalisyonu lideri Mukteda es Sadr ve Kanun Devleti Koalisyonu Nuri Maliki ile bir araya gelmişti.

03) Kürdistani Seçim İttifakı’ndan açıklama: HDP İddiaları asılsızdır -23.05.2018

Türkiye’de 24 Haziran’da gerçekleşecek olan genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri için Kürdistani Seçim İttifakı kuran Kürt siyasi partileri HDP ile yaptıkları görüşmeye ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

Kürdistan Demokratlar Platformu(KDP), Kürdistan İslami Hareketi(Azadi Hareketi), Kürdistan Özgürlük Partisi(PAK), Kürdistan Sosyalist Partisi(PSK), Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nden (T-KDP) oluşan Kürdistani Seçim İttifakı grubundan yapılan yazılı açıklamada 19 Mayıs’ta HDP’nin Kürdistani Seçim İttifakı’na gönderdiği belirtilerek şöyle dendi: “Kürdistani Seçim İttifakı, 17 Mayıs’ta Diyarbakır’da yapmış olduğu açıklamayla, HDP ile ittifakın neden gerçekleşmediği konusunda kamuoyunu bilgilendirmişti.

Bu açıklamadan iki gün önce de HDP Eş Genel Başkanlığı’na Kürdistani Seçim İttifakı adına bir mektup gönderilmişti. Bu mektupta da HDP ile seçim ittifakı görüşmelerinin amacına ulaşamadığı ve bunun temel sebebinin HDP’nin ittifak anlayışına uygun davranmaması, kendisinin kabul ettiği prensipleri Bildirgelerine koymaması olduğu dile getirilmişti. Ama bazı HDP’li yetkililerin ‘Tek sorun milletvekilliği meselesinde anlaşamamamızdır’ dediklerine üzülerek tanık olmaktayız.

Görüşmelerimizin ilk gününden itibaren HDP adına toplantılara katılanlar, ’Zaten prensiplerde anlaşıyoruz, siz kaç milletvekilliği istiyorsunuz’ demekteydiler. Hatta ilerleyen günlerde bazı teklifler de HDP tarafından yapıldı. Ama Kürdistani Seçim İttifakı çok net bir şekilde şu cevabı vermekteydi: ’Siyasi Prensipler ve Seçimlerde Birlikte Çalışma Prensipleri kabul edilmeden temsil sorununu ele almayacağız. Temsil sorunu en son görüşeceğimiz sorundur. Elbette ki bu iki konuda anlaşma sağlanırsa, temsil konusunda da görüşlerimizi sunacağız’. Bu nedenle de İttifakın ‘temsil soruundan’ dolayı gerçekleşemediği iddiaları gerçek dışıdır.

Bunun en son göstergesi de HDP Heyeti’nin 19 Mayıs’ta getirmiş olduğu son teklife Kürdistani Seçim İttifakı’nın vermiş olduğu yanıttır. HDP Heyeti, Kürdistani Seçim İttifakı’nın artık HDP ile ittifak zeminlerinin kalmadığını kendilerine ve kamuoyuna açıklamamıza rağmen, 19 Mayıs akşamı Kürdistani Seçim İttifakı’na ‘21 Mayıs günü milletvekilliği listelerinin YSK’ya verileceği son gündür. Sizlerin de HDP listelerinden temsil edilmenizi istiyoruz. Bu konudaki önerilerinizi bize sunarsanız, biz de buna uygun listelerimizi düzenleyeceğiz. Ayrıca, 23 Mayıs’ta Kürt sorununa demokratik çözüm deklarasyonumuzu açıklayacağız. Sizlerin de bu basın açıklamamızda yanımızda olmanızı istiyoruz’ teklifini getirmiştir.

19 Mayıs akşamı toplanan Kürdistani Seçim İttifakı, HDP’ye şu yanıtı vermiştir; ‘Biz HDP ile seçim ittifakı görüşmelerinin sona erdiğini daha önce size ve kamuoyuna açıklamıştık. Bunun temel nedeni de sizlerin siyasal prensipleri Bildirgelerinize almamanız ve ittifak ruhuna uygun davranmamanızdır. Bu nedenle bizlerin sizinle temsil meselesi dâhil ittifakı yeniden görüşmemiz söz konusu değildir. 23 Mayıs’taki Basın Açıklamanıza da katılmayacağız. Sizlere başarılar diliyoruz.

Kürdistani Seçim İttifakı’nın HDP ile seçim ittifakı görüşmelerini ve HDP listelerinde temsil meselesini tartışmasız bir şekilde sonlandırdığı açıktır. HDP gerçekten de Pervin Buldan’ın ’Bu prensipleriniz zaten programımızda var, bizim de prensiplerimizdir’ açıklamasına uygun davranmak istiyorsa ve daha önce kabul ettiği Kürdistan Demokratik Seçim İttifakı Deklarasyonu’nu benimsiyorsa, bu deklarasyonu kamuoyuna açıklayabilir, HDP ve sayın Selahattin Demirtaş’ın bildirgelerini bu siyasal perspektife uygun olarak yeniden kaleme alabilir. Yani HDP, sorunu temsil meselesiyle, ittifak yapmakla ilişkilendirmeden de böyle bir adımı atabilir. Kamuoyunda geliştirilen gerçek dışı haber ve spekülasyonlara karşı, kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacıyla bu açıklama bilginize sunulmaktadır.”

04) Trump: Zirve ertelenebilir.23.05.2018

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un 12 Haziran'da Singapur'da yapmaları öngörülen görüşmenin ertelenme olasılığı ortaya çıktı.

ABD Başkanı Donald Trump, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ile Beyaz Saray'da yaptığı görüşme öncesinde Oval Ofis'te basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

12 Haziran'da Singapur'da yapılması beklenen tarihi zirve öncesinde ABD ile Kuzey Kore ve Güney Kore arasında ortaya çıkan sorunlara ilişkin değerlendirmesi sorulan Trump, zirve konusundaki çalışmaların halen sürdüğünü söyledi.

Zirvenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğiyle ilgili kesin ifadeler kullanmaktan kaçınan Trump, "Neler olacağını göreceğiz. Eğer (o tarihte) olmazsa belki daha sonra olabilir. Birçok anlaşma yaptım ve anlaşmalarda neler olacağını asla bilemezsiniz ama 12 Haziran tarihi uygun olmayabilir" ifadesini kullandı.

Zirvenin olup olmayacağı veya hangi tarihte yapılacağıyla ilgili kesin açıklamayı çok yakında yapacağını kaydeden Trump, şu anda detaylara girmek istemediğini belirtti. Trump ayrıca, anlaşma olması halinde Kuzey Kore'nin ve Kim'in çok mutlu olacağına inandığını bir kez daha dile getirdi.

ABD Başkanı Trump, geçen haftaki açıklamasında, 12 Haziran'da Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yapılması planlanan görüşmenin akıbeti hakkında "Henüz (olumsuz) bir şey görmedik, duymadık. Bize bir bildirim de yapılmadı. Neler olacağını göreceğiz" değerlendirmesini yapmıştı.

Kuzey Kore, ABD ve Güney Kore'nin ortak askeri tatbikatını "provokasyon" olarak niteleyerek, Güney Kore ile yüksek düzeyli müzakereleri askıya almış, Trump ile Kim arasında yapılması planlanan görüşmenin de riske girebileceğini açıklamıştı.

05) Dr. Kasımlo’nun katledilmesi ile ilgili yeni bir belge yayınlandı-23.05.2018

Kurdistan Bölgesi’nin Süleymaniye ilinde yaşayan bir öğretmen tarafından Doğu Kurdistan Kürtlerinin liderlerinden Dr. Qasimlo’nun katledilmesi ile ilgili önemli bir belge yayınlandı

Süleymaniye bölgesinde yaşayan öğretmen Şerîf Hejarî tarafından paylaşılan ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avusturya Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği 22.08.1989 tarihli yazıda ABD’nin, uluslararası saygınlığa sahip İran Kurdistan Demokrat Parti lideri Dr Qasimlo’nun İran tarafından katledilmesinden duyduğu üzüntüye yer veriliyor.

Dr. Qasimlo’yu katleden terörist saldırıyı İran devleti ile İran Avusturya Büyükelçiliği’nin gerçekleştirdiği ile ilgili kesin kanıtların bulunduğu ifade edilen yazıda, zanlılardan ikisinin İran diplomatik pasaportuna sahip oldukları ve İran büyükelçiliği koruması altında bulunduklarına dikkat çekiliyor.

Avusturya hükümetinden şüphelilerin tutuklanması dahil acil resmi ve somut girişimlerde bulunulması çağrısında bulunulan yazıda talep edilen adımlar şöyle sıralanıyor:

1. Katliam şüphelileri hakkında dava açılması
2. Avusturya’da bulunan yetkisiz ve akredite olmayan şüphelilerin tutuklanarak haklarında dava açılması
3. Tüm şüpheliler hakkında Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılması ve Avusturya dışındaki ülkelerde bulunan delillerin paylaşılması için uluslararası işbirliğine gidilmesi
4. Şayet şüpheliler Avusturya dışında ise iade sürecini başlatmak için girişimlerde bulunmak

Şerîf Hejarî, belge ile birlikte bir çok belgenin 1997 Ekim ayında Avrupalı bir Kürt uzman tarafından Avusturya Dışişleri Bakanlığı’nın Dr Qasimlo’nun katledilişi ile ilgili özel yazışmaları arasından kaydedildiğini dile getiriyor.

Kendisinin bu belgeleri, Kürtler üzerine araştırma gerçekleştiren söz konusu kişiden talep ettiğini vurgulayan Hejarî, çoğunlukla Doğu Kurdistan ile ilgili İngiltere’ye ait bazı gizli belgeleri verme karşılığında bu belgeyi ele geçirdiğini dile getiriyor.

Hejarî, ABD’nin Dr Qasimlo’nun katledilişi ile ilgili tüm detaylara ve bu cinayeti İran’ın gerçekleştirdiğine dair yeterli kanıta sahip olduğunun belgedeki en önemli veri olarak öne çıktığına dikkat çekiyor.

Haziran 1989′da Sosyalist Enternasyonal Toplantısı’na katılmak üzere Avrupa’ya gelen ve burada İran yönetimi tarafından toplantıya davet edilen Dr. Qasimlo Viyana’da İran ile görüşmeler gerçekleştirir.

Dr. Qasimlo, 12 Temmuz’da gerçekleşen ilk toplantının ardından 12 Temmuz’daki ikinci toplantıdaki müzakere masasında kısa mesafeden sıkılan üç kurşunla iki yardımcısı Dr. Fazıl Rüsûl ve Ebdullah Qadîri Azer ile birlikte katledilir.

Avusturya Hükümeti aynı gün İran Hükümeti’ni doğrudan suçlu ilan ederse de açılan dava aradan on yıllar geçmesine rağmen sonuçlanmaz.

13 Temmuz’daki toplantıya İran adına Haci Mistefa Lacwerdî, Muhammed Caferî Şahrûdî ve Emir Mansur Bozaryan katılmış, suikastın planlayıcısı ise bir dönem İran İslam Cumhuriyeti Devlet Başkanı olan ve o tarihte İslam Devrimi Muhafızı olan Mahmud Ahmedinecat’tır.

06) HPG: Barzan ve Bradost'ta 43 işgalci askeri öldürüldü -23.05.2018

Türk işgal güçlerine karşı Güney Kürdistan’ın Barzan ve Bradost bölgelerinde kapsamlı gerilla eylemleri düzenlendi. Her iki bölgede en az 43 askerin öldürüldüğü bildirildi. Bir uzman çavuşun kimliği netleşti. Ayrıca 13 mevzi, 5 barınak imha edildi.

HPG Basın İrtibat Merkezi, 21 Mayıs günü Bradost ve Barzan’da işgal operasyonları yürüten Türk ordusuna karşı art arda kapsamlı eylemler düzenlendiğini bildirdi. Barzan’da iki tepe gerillanın hedefi olurken, Lêlikan tepesinde askeri mevziler ve barınaklar imha edildi. Evdilkofi tepesinde konumlanan Türk güçleri de yoğun ateş altına alındı. Öldürülen onlarca asker arasında adı belirlenen bir uzman çavuş da var.

HPG’nin verdiği bilgilere göre Barzan’da 5 asker, Lêlîkan’da 23 asker ve Evdilkofi’de 15 asker öldürüldü.

HPG-BİM, eylemlerin “Şehit Pîroz ve Şehit Agirî Devrimci Hamlesi kapsamında” gerçekleştirildiğini belirtti.

Açıklamada, “Güney Kürdistan toprakları içerisinde bulunan Bradost, Barzan bölgeleri ve Hakkari’de işgalci TC ordusuna yönelik kapsamlı eylemler düzenlemiş ve çok sayıda düşman askeri öldürülmüştür” denildi.

Barzan’da 5 asker öldürüldü

Barzan ve Bradost bölgelerinde düzenlenen eylemlerin ayrıntıları şöyle açıklandı:

“21 Mayıs günü saat 06.30’da güçlerimiz, Barzan bölgesine bağlı Tepê Xwede yakılarında bulunan Şikêr tepesinde uzun bir sürede denetim altına aldıkları bir düşman birliğine yönelik eylem düzenlemiştir. Yakın mesafeden etkili bir şekilde vurulan düşman birliğinde tespit edilebilen 5 asker öldürülmüştür. Eylem ardından işgalci TC ordusu alanı obüs ve havan topları ile bombalamıştır.”

Lêlîkan’da 13 mevzi, 5 barınak imha edildi: 23 asker öldü

“Güçlerimiz aynı gün saat 15.00’da Bradost bölgesindeki Lêlîkan tepesinde konumlanan işgalci TC ordusuna yönelik kapsamlı bir eylem düzenlemiştir. Güçlerimiz düşmanın konumlandığı tepeyi 7 koldan yoğun ateş altına almıştır. Yakın mesafeden vurulan düşman tepesinde 13 mevzii ve 5 barınak tümdenimha edilmiştir. Eylemde tespit edilebilen 23 düşman askeri öldürülmüşve çok sayıda asker ise yaralanmıştır. Eylem ardından işgalci güçler çok sayıda araç ile ölü ve yaralı askerlerini Lêlîkan köyü yakınlarına taşımıştır. 22 Mayıs günü gece saatlerinde ise savaş uçakları ve kobra tipi helikopterler Lêlîkan alanını bombalamıştır.”

Evdılkofi’de biri uzman çavuş en az 15 asker öldürüldü

“Yine aynı gün güçlerimiz saat 17.00’da Bradost bölgesinde bulunan Evdilkofi tepesinde konumlanan işgalci askerlere yönelik bir eylem gerçekleştirmiştir. Yoğun ateş altına alınan düşman mevziilerinin üzerine giden güçlerimiz, düşmanın bir çok mevziisini etkili bir şekilde vurarak imha etmiştir. Güçlerimiz bu eylemde Hasan Ali isimli bir uzman çavuş olmak üzere toplam 15 düşman askerini öldürmüştür. Fedaice düşman mevziilerine giren güçlerimiz bu eylemde düşman cenazelerinin üzerinden 1 adet BKC makineli silah ve 1 adet el telsizini ele geçirmiş, çok sayıda askeri malzeme ise güçlerimizce imha edilmiştir. Eylem ardından saat 22.45’te savaş uçakları Evdilkofi ve Ermuş alanını bombalamıştır.”

Hakkari ve Siirt’te suikast eylemleri

HPG-BİM ayrıca Hakkari ve Siirt’te gerilla güçlerinin suikast eylemleri düzenlediği ve 2 askerin öldüğü bilgisini verdi.

Bu eylemlere ilişkin detaylar şöyle:

“21 Mayıs günü saat 10.30 sularında güçlerimiz, Hakkari’nin Çelê (Çukurca) ilçesine bağlı Şikêr karakolundaki askerlere yönelik bir suikast eylemi düzenlemiştir. Bu eylemde 1 düşman askeri öldürülmüştür.

22 Mayıs günü saat 08.30’da güçlerimiz, yine Hakkari’nin Çelê ilçesine bağlı Koordine tepesindeki düşman mevziilerine yönelik bir eylem gerçekleştirmiştir. Düşman mevzii ve barınaklarının yoğun ateş altına alındığı bu eylemde ölü ve yaralı asker sayısı tespit edilememiştir.

2.21 Mayıs günü saat 12.20’de YJA Star güçlerimiz Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Erbo karakolundaki düşman askerlerine yönelik bir suikast eylemi düzenlemiştir. Bu eylemde 1 düşman askeri öldürülmüştür.”

Bitlis’te ağaç kesen kontralara eylem

Bitlis’te ise uyarılara rağmen ağaç kesimi yapan kontraların gerilla tarafından hedeflendiği belirtildi. HPG-BİM, “Bir süredir işgalci TC ordusu Bitlis merkeze bağlı Kesre vadisinde kontraların desteğinde bölgedeki ormanlık alanlarda ağaç kesimi yaparak güvenlik yolu yapmaktadır. Güçlerimizin tüm uyarılarına rağmen ağaç kesimi yapan ve yolun yapımında yer alan kontralar, 21 Mayıs günü saat 12.30’da güçlerimizce hedeflenmiştir. Yol yapımı ve ağaç kesimleri için kullanılan araçların hedeflendiği bu eylemde ölü ve yaralı kontra sayısı tespit edilememiştir” dedi.

Açıklamada son olarak şu bilgiler yer aldı:“17 Mayıs günü akşam saatlerinde işgalci TC ordusu Amed’in Farqin (Silvan) ilçesine bağlı Şehit Kawa alanı ile Lice ilçesine bağlı Şehit Navdar alanında insansız hava araçlarının desteğinde bir operasyon başlatmıştır. Bu operasyon 19 Mayıs günü sonuçsuz bir şekilde geri çekilmiştir.”

07) 24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)-23.05.2018
Vahap-Coşkun

HDP, Haziran 2015’te büyük bir siyasi dalganın üzerine oturmuştu. Sonrasında gelen PKK’nin hendek, barikat ve şehir savaşı stratejisi yüzünden HDP ile seçmeni arasında bir mesafe oluşmuştu. Görünen o ki, bu mesafe varlığını koruyor

RAWEST’in verilerine göre, AK Parti 1 Kasım’daki seviyesini (%39) koruyor. HDP’de ise bir düşüşü eğilimi var; 1 Kasım’dan bu yana %8’lik bir kayıp yaşanmış, parti %47’ye gerilemiş. HDP, Haziran 2015’te büyük bir siyasi dalganın üzerine oturmuştu. Sonrasında gelen PKK’nin hendek, barikat ve şehir savaşı stratejisi yüzünden HDP ile seçmeni arasında bir mesafe oluşmuştu. Görünen o ki, bu mesafe varlığını koruyor.

RAWEST, yeni kurulan ve merkezi Diyarbakır’da bulunan bir araştırma kuruluşu. Kurucuları arasında siyasetçiler, avukatlar ve insan hakları savunucuları var. Sadece bölgede faaliyet gösteren RAWEST, bölgenin siyasi ve sosyolojik yapısı ile ilgili araştırmalar yapmayı ve bulgularını topluma sunmayı amaçlıyor.

RAWEST hafta sonu Diyarbakır’da yaptığı bir tanıtım toplantısında kuruluşunu ilan etti ve bu vesileyle 24 Haziran seçimlerine dair yaptığı bir araştırmanın verilerini de kamuoyuna duyurdu. Söz konusu araştırma, 5-6 Mayıs 2018 tarihleri arasında, bölgedeki 15 ilde (Ağrı, Antep, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Erzurum, Hakkâri, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Van) gerçekleştirilmiş. Antep ve Erzurum’da bazı özel gündemler üzerinde durulmuş, bu nedenle seçime dair genel veriler bu iki şehir dışarıda bırakılarak hesaplanmış. Toplamda 1537 kişi ile hanelerde yüz yüze görüşmeler yapılmış.

Araştırmada, bölgedeki sosyal hal ile ilgili çalışma yapmayı düşünenlere temel oluşturacak çok sayıda veri var. Katılımcıların cinsiyet, eğitim ve iş durumu, hanede yaşayan kişi sayısı, kitap okuma alışkanlıkları, aylık gelirleri ve izlediği televizyon kanallarına ilişkin bilgilerden yola çıkılarak farklı sosyolojik gözlem ve okumalar yapılabilir, toplumsal gelişimin ne yönde akacağına dair tahminler yürütülebilir.

Siyasi görüş çeşitliliği

Araştırma kapsamında görüşülenlerin %66’si etnik kimliğini Kurmanc, %12’si Zaza, %16’sı Türk, %4’ü de Arap olarak belirtmiş. Siyasi görüş tanımında dindar/muhafazakâr kimlik öne çıkıyor. Katılımcıların %30’unun kendini dindar /muhafazakâr olarak tanımlaması, bölgede %95 oranında oy alan iki partinin -- HDP ve AK Parti’nin -- tabanında bu kimliğin ağırlıklı bir yer tuttuğuna delalet ediyor.

Katılımcıların kendilerini siyasi görüş olarak konumlandırmaları büyük bir çeşitlilik arz ediyor. Türkiye’nin diğer bölgeleri ile benzer bir durum var bu noktada.

Dindar/muhafazakârları %15 ile Demokratlar, %13 ile İslamcılar, %12 ile Sosyalistler, %11 ile Sosyal-Demokratlar izliyor. Kürt milliyetçileri %9’da, Türk milliyetçileri ise % 5’de kalıyor. Liberallerin oranı ise %3; bir liberal olarak bundan buruk bir mutluluk duydum. Hiç yoktan iyidir!

Katılımcıların %16’sı ise bir siyasi görüşünün olmadığını belirtmiş. Tek bir oyun bile çok büyük bir kıymete bindiği bu seçimde, bunun hatırı sayılır bir seçmen kitlesine tekabül ettiği şüphe götürmez. Siyasi partilerin bu kitleyi göz önünde tutarak kampanya yürütmeleri gerekir. Çünkü siyasetsiz seçmeni hedef alan ve onları ikna eden kampanyalar, partilerin oy havuzlarını büyütür. Buna mukabil siyasi bağlılarının gönlünü etmeye odaklanan kampanyalar ise, partilerin tabanlarını genişletmelerini engeller.

Ekonominin önceliği

RAWEST’in araştırmasında “ilginç” olarak nitelenebilecek bir netice var: Bugüne kadarki araştırmalarda “Bölgenin en önemli sorunu nedir?” sorusuna genellikle “Kürt sorunu” cevabı verilirdi. İnsanlar önce Kürt sorunu ve onunla bağlantılı hak ve özgürlük problemlerini gündeme getirir, ardından diğer sorunlara değinirdi. Lakin bu araştırmada katılımcıların %57’si, bölgenin en önemli sorununun “işsizlik” olduğunu belirtmiş. Kürt meselesini en önemli sorun olarak kodlayanların oranı ise %21 olmuş.

Bunun Türkiye’deki genel eğilimle paralel olduğunu belirtmek gerekir. Nitekim MetroPoll Siyasi ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin Nisan 2018 tarihli Türkiye’nin Nabzı araştırmasına göre, Türkiye’de seçmenlerin %31’i ekonomiyi ve %19’u da işsizliği Türkiye’nin en önemli sorunu olarak niteliyorlar. Yani, Türkiye’de seçmenin %50’si için de ekonomi birincil derecede önem taşıyan bir konu haline gelmiş vaziyette.

Seçmenin oy vermesi de buna göre şekilleniyor. RAWEST’in araştırmasında seçmenlerin %30’u oy vermede önceliğinin ekonomi olduğunu söylüyor. Bu itibarla, seçim yarışında ekonominin belirleyici bir yeri olacak. Türkiye’de bir ekonomik sıkıntı yaşanıyor; bu sıkıntıya çare sunan ve seçmeni daha iyi bir ekonomik geleceğe inandıran parti ve adaylar rakiplerinin bir adım önünde olacak.

Ekonomiden sonra seçmenin oy verme tercihini belirleyen etmenler kimlik/ideoloji (%19), dini inanç/mezhep (%18), aday profili (%17) ve partilerin programları/vaatleri (%13) olarak sıralanıyor. Partilerin yaptıkları ittifaklara seçmen pek alâka göstermiyor (%1). Muhtemelen ittifakları seçim sisteminin bir dayatması olarak görüyor ve bu mecburiyete çok fazla anlam yüklemiyor. Bundan ötürü MHP ile yapılan ittifakın AK Parti’ye menfi bir tesiri bölgede çok sınırlı kalıyor.

1 Kasım’dan bugüne

1 Kasım 2015’de yapılan genel seçimlerde, araştırma yapılan 13 ilde AK Parti %38, HDP ise %55 oy almıştı. RAWEST’in verilerine göre, AK Parti bugün 1 Kasım’daki seviyesini (%39) koruyor. HDP’de ise bir düşüşü eğilimi var; 1 Kasım’dan bu yana %8’lik bir kayıp yaşanmış, parti %47’ye gerilemiş. HDP, Haziran 2015’te büyük bir siyasi dalganın üzerine oturmuştu. Sonrasında gelen PKK’nin hendek, barikat ve şehir savaşı stratejisi bu dalgayı tersine çevirmiş ve HDP ile seçmeni arasında bir mesafe oluşmuştu. Görünen o ki, bu mesafe varlığını koruyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan %41’de, Demirtaş ise %50’de duruyor. Erdoğan’ın partisinden 2 puan, Demirtaş’ın partisinden 3 puan fazlası var. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda neticelenip neticelenmeyeceği hakkında iktidar ve muhalefet arasında keskin bir görüş ayrılığı var. Erdoğan taraftarlarının %70’i Erdoğan’ın birinci turda seçileceği yönünde görüş bildirirken; İnce taraftarlarının %79’u, Demirtaş taraftarlarının %69’u, Akşener taraftarlarının %67’si ve Karamollaoğlu taraftarlarının %65’i seçimin ikinci tura kalacağını düşünüyor.

İkinci turda Erdoğan’a karşı kazanma şansı en yüksek aday (%39) olarak ise İnce’nin, en düşük aday olarak ise Karamollaoğlu’nun (%9) adı veriliyor. Bu sorgulamada Demirtaş ikinci (%22), Akşener (%16) üçüncü sırada yer alıyor.

Baraj meselesi

HDP’nin barajı geçip geçemeyeceği, 24 Haziran’ın en çok merak edilen huşularından birini oluşturuyor. HDP, yetkililerinin de ifade ettiği üzere, barajın sınırlarında dolaşıyor. HDP’nin barajı aşması ya da baraja takılması Meclis’in kompozisyonu ve dahası yeni sistemin işlemesi üzerinde çok derin etkide bulunacağından her parti ve seçmenin gözü bu partinin alacağı sonuçta. Araştırmada bu yönde de bir soru yöneltilmiş ve katılımcılara “Oy vermeseniz de HDP’nin barajı aşmasını ister misiniz?” diye sorulmuş. Katılımcıların %61’i bu soruya olumlu cevap verirken, %17’si “Hayır” demiş, %13’ü ise “Kararsız” olduğunu belirtmiş.

Burada kayda değer bir nokta var: 24 Haziran’da AK Parti’ye oy vereceğini söyleyen bölgedeki Arap ve Türk seçmenlerin ezici bir çoğunluğu oy vermedikleri HDP’nin barajın altında kalmasını istediklerini belirtmişler. Buna karşılık AK Parti’yi destekleyen Kürt seçmenlerin ise önemli bir kısmı ise, oy vermeseler de HDP’nin barajı aşmasını istediklerini ifade etmişler. Bundan HDP’nin bölgede kendisine oy vermeyen Türkler ve Araplar ile arasında büyük bir güven sorunu olduğu ve dolayısıyla HDP’nin bu kesimlere daha fazla eğilmesi gerektiği sonucunu çıkarmak mümkün.

Seçimlere bir aydan fazla bir süre var. Bölgedeki tablo genel hatlarıyla böyle. Bir ay uzun bir süre ve seçmen davranışlarına doğrudan tercih edecek birçok faktör var. Dolayısıyla seçim günü yakınlaştıkça tabloda birtakım değişimler olabilir. Fakat bugünden daha net öngörülebilir olan bir husus var, o da seçmenin bu seçime verdiği büyük önem. Araştırmada katılımcıların %90’ına (%88) yakını sandık başına gideceğini belirtiyor. Bu itibarla, zaten yüksek olan seçimlere katılım oranı, 24 Haziran’da daha da yüksek olabilir.
(*) Bu yazının orijinali için bkz Kürdistan 24, 16.05.2018;

http://www.kurdistan24.net/tr/opinion/94ada880-edf9-4640-b7c5-69a38a7dbff8
Anahtar Kelimeler: HDP,, Haziran, 2015’te, Büyük, Siyasi, Dalganın, üzerine, Oturmuştu •

08)Milli tarihte nesnellik sorunu -23.05.2018
Etyen-Mahçupyan

İsrail’in dünyanın gözü önünde yaptığı katliama Erdoğan ‘soykırım’ dedi… Belki tarih de böyle yazacak. Ama acaba bundan yüz yıl sonra İsrail resmi tarihçiliği olayı nasıl anlatacak? Nesnel olabilecek mi? Zor ihtimal… Çünkü orası da bizim gibi kuruluşundan gelen sorunlarını bir türlü çözememiş bir ülke

1915 diye sembolize edilen tarihsel olgu, son derece karmaşık ve çok yönlü bir siyasi/toplumsal mesele. Ama daha önemlisi insani ve ahlaki bir mesele… ‘Soykırım mı değil mi’ söyleminin ötesine geçememek, bu endişe ile tarihi eğip bükmek Türkiye’yi bir zihinsel bataklığa doğru çekiyor. İşin garibi bu tezi savunanlar öylesine ideolojik ve bilimsel açıdan yetersiz ki, o yönde ortaya konan her gayret aksi tezi güçlendiriyor.

İsrail’in dünyanın gözü önünde yaptığı katliama Erdoğan ‘soykırım’ dedi… Belki tarih de böyle yazacak. Ama acaba bundan yüz yıl sonra İsrail resmi tarihçiliği olayı nasıl anlatacak? Nesnel olabilecek mi? Zor ihtimal… Çünkü orası da bizim gibi kuruluşundan gelen sorunlarını bir türlü çözememiş bir ülke…

1915 yaşandığında da dünya genelinde yüzlerce dergi ve gazete olayları gün be gün haber ve fotoğraflarla takip etmişti. Ancak sonrasında resmi tarih yazımcılığı ‘milli ihtiyaca’ binaen kendi vatandaşı için günümüze kadar gelen farklı bir hikaye yazdı.

İmparatorluklar dönemi sonunda merkezce kapsanamayan ulusal hareketler kopuşa neden oldu. Araplardan Arnavutlara herkes ayrılıkçı hale geldi. Ermeniler ise bir süre daha ‘Osmanlılık’ hayalleri kursa da, Doğu Anadolu’da hayat giderek sürdürülemez hale geldiği ölçüde, ayrılıkçı ideoloji ete kemiğe büründü. Devlet ise buna baskı ile yanıt verdi ve sonuçları herkesçe malum bir süreci tetikledi.

*** Resmi devlet tezi bu tarihsel yükten ‘unutarak’ ve unutulamayacak noktaları çarpıtarak kurtulmaya çalıştı. Basit gerçeklerle bile yüzleşememe hali, sağlıklı bir kimlik oluşturmayı engelledi. Resmi Ermeni bakışı ise mağduriyeti kalıcı kılarak benzer bir sağlıksızlık üretmenin kolaycılığına kapıldı. Böylece ‘1915 meselesi’ birlikteliği değerli bulan her iki taraftan insanların bugünü inşa etmelerinde engelleyici bir unsura dönüştü.

Podem’in bu konu üzerinde iki yıl önce yürüttüğü saha çalışması, uyarıcı bir bulguya işaret ediyordu: Hangi kimlikten olursa olsun görüşmeciler gidişatın olumlu yönde olduğuna hemfikirdi. Ancak yine hangi kimlikten olursa olsun görüşmeciler gelecekten umutsuz olduklarını da beyan etmekteydi. Çelişkili gözükse de aslında iki yanıtın bağlamları farklıydı. İyimserlik toplumsal ilişkilere ve gündelik hayata bakıldığı zaman ortaya çıkıyordu… Ama yüzünüzü kimliğe, ideolojiye ve siyasete çevirdiğinizde umutlu olmak için pek bir neden bulamıyordunuz. Bu iki yönlü yanıt Türkiye’nin aşamadığı zihniyet eşiğini ortaya koyuyor. Gerçeğe nesnel yaklaşmaktan kaçınmanın ardında, olgunlaşmamış bir siyasi kimliğe mahkum olmanın boğuculuğu bulunuyor.

Kendisini ‘Türk’ olarak görenlerin bugün öncelikle kendi kimliklerinin tarihsel oluşumu, bu kimliğin siyasi kültüre rehin düşmesi ve onun içinde ideolojik yeniden yapılanmaya uğratılması süreci ile yüzleşmesi gerekiyor. Çünkü bugünün kimliksel meselelerini çözememe hali, hamasete dayanan ‘öz kimlik’ arayışına, her konuyu fıtrata bağlayan bir yüzeyselliğe neden olurken, bu kavruk kimlikleşme de geçmişin meselelerinin bir türlü çözülememesine de yol açıyor.

Bize benzesin benzemesin, modernlikten nasibini almış bütün ülkeler kendi kimlik meselelerini çözme yönünde az çok radikal adımlar atabilmişken, bizim on yıllardır yerinde saymamızda, reformları yapıp masada bırakmamızda, yüzüp kuyruğuna geldiğimiz konularda bir anda tıkanıp kalmamızda söz konusu kimliksel kavrukluğun payı büyük.

Türkiye’deki hakim zihniyette ve onun şekillendirdiği kültürde yapısal bir sorun var. Tarihi ‘donmuş bir an’ olarak algılamak bunun tezahürlerinden biri. Olayları ve fikirleri kişilik ve kimlikten ayırt edememek de bir başkası…

*** 1915 diye sembolize edilen tarihsel olgu, son derece karmaşık ve çok yönlü bir siyasi/toplumsal mesele. Ama daha önemlisi insani ve ahlaki bir mesele… ‘Soykırım mı değil mi’ söyleminin ötesine geçememek, bu endişe ile tarihi eğip bükmek Türkiye’yi bir zihinsel bataklığa doğru çekiyor. İşin garibi bu tezi savunanlar öylesine ideolojik ve bilimsel açıdan yetersiz ki, o yönde ortaya konan her gayret aksi tezi güçlendiriyor.

Yaşananlara ‘soykırım dense de denmese de’ rahatlığıyla bakmaya hâlâ çok uzağız. Oysa Türkiye’nin geçmişin ürettiği kimliksel sorunlardan kurtulması, tarihine ve kendisine serinkanlı ve mesafeli yaklaşabilmesine muhtaç…
Serbestiyet
Anahtar Kelimeler: İsrail’in, Dünyanın, Gözü, önünde, Yaptığı, Katliama, Erdoğan, ‘soykırım’, Dedi…

09) Efrîn’e bin 139 çete ailesi yerleştirildi -23.05.2018

Halep, Humus ve Şam’ın güney köylerinden Efrîn’e yerleştirilen çete ailelerinin sayısı bin 139 olduğu belirtildi.

ŞEHBA

ANHA’nın Efrîn kaynaklarından elde ettiği bilgilere göre 5 Mayıs’tan bu yana Doğu Gutta, Şam ve çevre köyleri, Qelemun, Dimer Muedemiya, Babila, Risten ve Telbise çevre köyleri Humus’tan getirilen bin 139 çete aileleri Cindires bölgesi, Şêrawa ve Mabata’ya yerleştirildi.

Diğer bir yandan da işgalci Türk ordusunun konuşlandığı bazı köy ve bölgelere girişin yasaklandığı söylendi.

Çetelerin yerleştirildiği yerleş şöyle:

Cindirêsê bölgesi:
1-Telef: Askeri bölge, sivillerin geçmesi yasak
2-Kefer Zeyt: 150 hane, Guta’dan 4 aile yerleştirildi.
3-Kanî Gewrik: Türk askeri bölgesi.
4- Qicûma Köyü: 35 hane, Guta’dan 5 aile yerleştirildi.
5- Doğu Aşkana Köyü: 80 hane, Doğu Guta’dan 3 aile yerleştirildi.
6- Gewrikê Köyü: 160 hane, Doğu Guta’dan 7 aile yerleştirildi.
7- Feqîra Köyü: 80 hane; Humus’tan 15, Doğu Guta’dan 5 aile yerleştirildi.
8- Bircikê Köyü: 30 hane, Humus’tan 4 aile yerleştirildi.
9- Meska Jorîn Köyü: 57 hane, Doğu Guta’dan bir aile yerleştirildi.
10- Dêr Belût Köyü: 100 hane, Humus’tan 10 aile yerleştirildi.
11-Dîwan Köyü: 25 hane; Doğu Guıta ve Humus’tan 18 aile yerleştirildi.
12- Celeme Köyü: 930 hane;,Doğu Guta’dan 100 aile, Humus’tan 25 aile yerleştirildi.
13- Çeqala Köyü: Doğu Guta’dan 40 aile yerleştirildi.

Şêrawa İlçesi:
1- Şadîra Köyü: 160 hane; Doğu Guta’dan 6 aile yerleştirildi.
2- Xerzawiya Köyü: 400 hane; Doğu Guta’dan 200 aile, Duma’dan 15 aile ve Halep’in Qibtan Cebel kırsalından 3 aile.
3- Birc Ebdula Köyü: 350 hane, Doğu Guta’dan 50 aile.
4- Basûta Köyü: 460 hane; Doğu Guta’dan 110 aile
5- Basûfan Köyü: 250 hane, Doğu Guta’dan 50 aile.
6- Birc Heyder Köyü: 150 hane; Doğu Guta ve Nebik’ten 30 aile.
7- Berad Köyü: 450 hane; Doğu Guta’dan 20 aile.
8- Birc Silêman Köyü: 30 hane; Doğu Guta’dan 8 aile..

Mabeta ilçesi:
1- Mîrkan Köyü: Doğu Guta’dan 50 aile.
2- Sariya Köyü: Doğu Guta’dan 4 aile.
3- Habo Köyü: Doğu Guta’dan 9 aile.
4- Şeytana Köyü: Duma’dan 6 aile.
5- Gewrika Jêrîn Köyü: Doğu Guta’dan 3 aile.
6- Gewrika Jorîn Köyü: Doğu Guta’dan 4 aile.
7- Erba Köyü: Doğu Guta’dan 18 aile.
8- Bedîna Köyü: Doğu Guta’dan 23 aile.
9- Dimiliya Köyü: Doğu Guta’dan 9 aile.
10- Gemrûk Köyü: Doğu Guta’dan 13 aile.

10) Hadi Amiri: Hiçbir tarafa yönelik vetomuz yok-23.05.2018

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) heyeti ile Fetih Koalisyonu Başkanı Hadi Amiri Bağdat’ta bir araya geldi .

KDP Politbüro Sekreteri Fazıl Mirani başkanlığındaki KDP heyeti bugün Iraklı siyasi partilerle görüşmek üzere Bağdat’ı ziyaret etti.

Hadi Amiri, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’ndeki kardeşlerimizin değerli kardeşimiz Fazıl Mirani başkanlığında bizi ziyaret etmelerinden gurur duyduk. Halka hizmet sunmaya başlamamız için hükümetin kurulması için acele etmeliyiz” dedi.

Heyet ile birçok konuda ortak fikirlere sahip olduklarını belirten Amiri, konuşmasına şunları ekledi:

“Yeni hükümet daha çok ulusal olmalı. Şii, Sünni ve Kürt hiçbir taraf ve kimseye yönelik vetomuz yok. Herkesin hükümete katılması gerekir. Kurulacak yeni hükümetin programında anlaşma olmalı.”

Rûdaw muhabirinin “Haydar Abadi’nin tekrar başbakan olması taraftarı olduğunuz söyleniyor” sorusuna ise Amiri, “Bunu konuşmak için daha erken. Öncelikli olarak hükümet programını önemsemeliyiz ve üzerinde çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.

Amiri ayrıca, hükümet programının Irak’ın sorunlarını çözmesi gerektiğini vurguladı.

KDP heyeti, bugün Bağdat’a yaptığı ziyaret kapsamında Sairun Koalisyonu lideri Mukteda es Sadr, Kanun Devleti Koalisyonu Nuri Maliki ve Hikme listesi lideri Ammar Hekim ile bir araya gelmişti.

https://www.youtube.com/watch?v=oURdiMgLEFU&feature=youtu.be

Kurdistana Bakur
http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01)-23..05.2018

02) -23.05.2018

AFRİN - VİDEO / https://www.youtube.com/watch?v=fWynQmT0wUk
https://www.youtube.com/watch?v=6oJwuVLKjAM
OSMAN ÖCALAN. VIDEO / https://www.youtube.com/watch?v=FCsYHbREbTs
Erzurum Müftüsü Afrin İçin istifa etti / https://www.youtube.com/watch?v=uc1hOeR1bqI
Am 30.01.2018 veröffentlicht
erzurum müftüsü afrine yapılan saldırıdan dolayı görevinden istifa etti

Ek.Tarihi Wed May 23, 2018 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution