Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Ibrahim Güclü:HUDA-PAR, KONGREYA WÊ YA 3-EMÎN   Îbrahîm Güçlü:PDKê Ji Bona Temsîlkarê Şoreşa Milî ya Siyasî Ye: Bû Yekemîn / B.   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Nizamettin Taş:Belirleyici olan PKK değil, Öcalan ve Ankara'dır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Êfendiyê Pîranî û Hevreyên Wî/ ENFAL   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr. İsmail Beşikçi: Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 

 
Siyaset


01)Neçirvan Barzani: PKK’ye defalarca söyledik...-29.03.2018
Bakanlar kurulu toplantısı ardından basın toplantısı düzenleyen Başbakan Neçirvan Barzani Kürdistan Bölgesi topraklarının komşu ülkelerin güvenliğine zarar vermek için kullanılmasını kabul etmediklerini söyledi

Rudaw'da yer alan habere göre bir soru üzerine Kürdistan topraklarının komşu ülkelerin güvenliğine tehdit olacak şekilde kullanılmasına karşı olduklarını belirten Barzani, şöyle dedi:

“Bizim bu konuda bir prensibimiz var. Hiçbir şekilde Irak Kürdistan’ı topraklarının komşularımızı vurmak ve güvenliklerini tehlikeye atmak için kullanılmasını kabul etmiyoruz.

Bu prensibimizi Türkiye, İran, Suriye ve her taraf için geçerli. Hiçbir şekilde topraklarımızın bu ülkelere yönelik tehdit ve kargaşa için kullanılmasını istemiyoruz.

Maalesef, birçok defa bunu PKK’ye de söyledik. Bu toprakları kullanıp gidip Türkiye’de eylem yaparak geri dönmenizi kabul etmiyoruz, dedik. Bunun böyle olmasını sağlayan sebepler var ve bu sebeplerin de ortadan kaldırılması gerekiyor. Aksi takdirde çözümden de bahsedilemez.”

02) Peşmerge ve Irak ordusu karşı karşıya geldi -29.03.2018

Peşmerge güçleri, Şengal Dağı’nda bulunan Şeyh Şerefdin Türbesi’ne geçmeye çalışan Irak ordusuna bağlı birliklerle karşı karşıya geldi.

Peşmerge güçleri, Şengal Dağı’nda bulunan Şeyh Şerefdin Türbesi’ne geçmeye çalışan Irak ordusuna bağlı birliklerine izin vermedi. Bu nedenle ordu güçleri ve Peşmerge karşılıklı mevzi aldı.

Rûdaw Muhabiri Tahsin Kasım Şengal’de bulunan Irak ordu birlikleri ile Heşdi Şabi güçlerinin Şerefdin Türbesi’ne geçmeye çalıştıklarını ancak Peşmerge ve Ezidhan Savunma Güçleri’nin buna karşı koyduğunu söyledi.

Muhabir, gerginliğin aşılması için iki taraf arasında görüşmelerin başladığını aktardı.

Konuya ilişkin konuşan muhabir, “Irak ordusu Ezidiler için kutsal olan Şeyh Şerefdin Türbesi’ne Irak bayrağı çekmek istiyor fakat Peşmerge bunu kabul etmiyor” dedi.

3) İran'a 'füze saldırısına karşılık veririz' uyarısı -29.03.2018

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Cubeyr, Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik balistik füze saldırısına ilişkin, "Suudi Arabistan, İran'a uygun şekilde karşılık verme hakkını saklı tutuyor." dedi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüştü.

Görüşmenin ardından Bin Selman herhangi bir açıklama yapmadan ayrılırken, gazetecilerin sorularını Prens'e eşlik eden Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr yanıtladı.

Bin Selman ile Guterres'in oldukça verimli ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Cubeyr, Suudi Arabistan ve BAE'nin BM'nin çağrısı üzerine Yemen'e yardımlarını desteklemek için 930 milyon dolar bağışta bulunduğunu söyledi.

Yemen'e limanlarının kapasitesini genişletmek ve altyapı için doğrudan 70 milyon dolar daha yardımda bulunduklarını kaydeden Cubeyr, görüşmede Yemen'deki durumun ve ''İran'ın bu ülkeye müdahalesinin'' de gündeme geldiğini aktardı.

"Suudi Arabistan, İran'a karşılık verme hakkını saklı tutuyor'' Guterres'in, Husiler tarafından Yemen'den Suudi Arabistan'a önceki gün gerçekleştirilen balistik füze saldırılarını kınadığını ifade eden Cubeyr, ''bu füzelerin İran yapımı olduğunu'' savundu.

İran'ı BM Güvenlik Konseyinin Yemen'e yönelik silah ambargosunu ihlal etmekle suçlayan ve bu silahların Suudi Arabistan'a karşı kullanılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Cubeyr, "Suudi Arabistan, İran'a uygun bir zamanda uygun şekilde karşılık verme hakkını saklı tutuyor" dedi.

Öte yandan, ABD'deki iki haftalık ziyareti kapsamında New York Times gazetesi editörleriyle de bir araya gelen Muhammed bin Selman, İran nükleer anlaşmasına yönelik eleştirilerde bulundu.

"Geciktirerek merminin kafanıza ulaşmasını bekliyorsunuz"

New York Times'ın haberine göre, bu anlaşmanın İran'ın nükleer silahlar edinmesini sadece geciktireceğini savunan Bin Selman, "Geciktirerek ve (İran'ın) bombayı edinmesini izleyerek merminin kafanıza ulaşmasını bekliyorsunuz. Bu nedenle bugün harekete geçmek zorundasınız." diye konuştu.

Bu arada, Bin Selman'ın ülkeyi ziyareti sırasında 16 milyar dolar değerinde 36 mutabakat zaptının imzalanmasıyla ilgili ABD basınında çıkan haberlerde, söz konusu anlaşmaların dünyanın en büyük enerji şirketi olan Suudi Aramco ve ABD'li teknoloji şirketleri arasında imza altına alındığı aktarıldı.

Bin Selman, 20 Mart'ta Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmüş, bu görüşmede iki ülke arasındaki milyarlarca dolarlık yeni silah anlaşması ve İran'a karşı ortak tutum öne çıkmıştı.

04) Mahkemeden Mehmet Altan'a tekrar ret: Karar verilmesine yer yok -29.03.2018
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, FETÖ'den tutuklu bulunan akademisyen Mehmet Altan'ın tutukluluğuna itirazı tekrar reddetti.

AİHM'in 'özgürlük ve güvenlik hakkı' ile 'ifade özgürlüğü hakkı'nın ihlal edildiğine ilişkin kararın gereği, 'dosyadan el çekildi' gerekçesiyle yerine getirilmedi.

Cumhuriyet'ten Canan Coşkun'un haberine göre, yazar ve akademisyen Mehmet Altan, 10 Eylül 2016’da gözaltına alınarak, 22 Eylül’de tutuklandı. Altan, 8 Kasım 2016’da Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Hakkında tutukluluğundan 7 ay sonra iddianame düzenlenen Altan’a darbeye ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve örgüt adına suç işleme suçlamaları yöneltildi. İddianameyi kabul eden İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Altan’ın sanıkları arasında bulunduğu davanın ilk duruşmasını 19 Haziran 2017’de yaptı. AYM, 11 Ocak 2018’de Altan’ın başvurusunu değerlendirerek, oyçokluğu ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verdi. Altan’ın avukatlarınca müvekkilinin tutukluluk halinin sonlandırılması için yapılan tahliye talebi yerel mahkeme tarafından reddedildi. 16 Şubat 2018’de de tahliye talebini reddeden mahkeme Altan’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin sürdürülmesine karar verdi. 20 Mart 2018’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Altan’ın 'özgürlük ve güvenlik hakkı' ile 'ifade özgürlüğü' hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Bu kararın ardından Altan’ın avukatları Adalet Bakanlığı’na ve tutukluluğa devam kararı veren mahkemeye tahliye talebiyle başvurdular.

Mehmet Altan'ın tahliye talebi bir kez daha reddedildi

'AİHM KARARI GELMEDİ'

Talebi değerlendiren mahkeme, Altan’ın hükmen tutuklu olduğunu belirterek, dosyadan el çekildiğini kaydetti. Bu aşamadan sonra tutukluluk hususunda değerlendirme yapılamayacağını ifade eden mahkeme, yetkinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili ceza dairesinde olduğunu aktardı. Mahkeme, öte yandan kendilerine resmi yoldan ulaşan bir AİHM kararı olmadığını da kaydetti.

Altan’ın avukatlarının 20 Mart’ta Adalet Bakanlığı’na yaptıkları başvuruya ilişkin bugüne dek herhangi bir yanıt verilmedi. Altan’ın avukatları da bugün Adalet Bakanlığı’na bir başvuru daha yaparak, kararın tercüme edilmesini ve ilgili merciiye tebliğ edilmesini talep etti.

05) ‘Varna, Türkiye ile AB arasında ateşkes niteliğinde' -29.03.2018

Prof. Turan’a göre, AB-Türkiye arasında Varna’da gerçekleştirilen görüşmelerde taraflar arasındaki sorunların çözümü için somut adım atılmadı. Üsluptaki yumuşama ve Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerine son noktanın konulmasının dışlanmasına dikkat çeken Turan, görüşmenin sorunların denetimden çıkmaması için ‘ateşkes’ niteliği taşıdığını vurguladı.

Varna’da 26 Mart tarihinde Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’un ev sahipliğinde gerçekleşen Türkiye-AB ‘zirvesi’ Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker bir araya geldi. Ardından ortak açıklamada sığınmacı anlaşmasından Türkiye’deki OHAL’in yarattığı sorunlar ile vize serbestisi ve Kıbrıs ve Ege’deki yeni gerilimlere dair verilen mesajlarda somut bir anlaşmaya varılamadığı görüldü. Ancak kullanılan üslubdaki yumuşama dikkat çekerken, üyelik müzakerelerine son noktanın konulmasının dışlanması dikkat çekti.

Varna toplantısını Bilgi Üniversitesi’nden siyaset Bilimi uzmanı Profesör. Dr. İlter Turan ile konuştuk.

‘VARNA’DAKİ TOPLANTI TEKNİK OLARAK ZİRVE DEĞİLDİ’

İlter Turan, Varna’da gerçekleşen toplantının teknik olarak zirve olmadığını, Avrupa Birliği’nin en yüksek derecedeki memurlarının Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’un düzenlendiği toplantıya katıldıklarını belirtti: © AA/

Bahçeli'den AB mesajı: Evli evine, köylü köyüne gider

“Varna'da bir zirve diyoruz ama teknik olarak bu bir zirve değildi. Avrupa Birliği'nin (AB) zirveleri devlet başkanları ve hükümet başkanlarının da katılmasıyla gerçekleşen toplantılardır. Bu toplantı o nitelikte değildi ama Türkiye ile Avrupa ilişkileri açısından Avrupa Birliği'nin en yüksek derecedeki memurları diyebileceğimiz kişiler geldiler ve Boyko Borisov'un düzenlediği toplantıya katıldılar.”

‘GEÇİMSİZLİĞE RAĞMEN KARŞILIKLI DUYULAN İHTİYAÇ TEYİT EDİLDİ’

Turan, Varna’da yapılan görüşmelerde Türkiye ile AB arasındaki sorunlarda mesafe kat edildiği yönünde izlenim edinmenin pek mümkün olduğunu söylerken, tarafların geçimsizlik havasına rağmen birbirlerine duydukları ihtiyacı teyit etmiş olduklarına vurgu yaptı: © REUTERS/ Francois Lenoir

‘Türkiye vize serbestisi için gerekli 72 kriteri yerine getirse AB önüne 73 ve 74.'yü koyar'

“Varna’daki toplantı Türkiye ile AB açısından önemli bir toplantıydı. Toplantının sonuçlarına bakıldığı zaman henüz aradaki sorunlarda büyük bir mesafenin kat edildiği izlenimini edinmek pek mümkün değil. Bununla birlikte bu toplantı sonucunda değişen bir şeyler var mı sorusunu sormak gerekir. Burada birkaç şey söylenebilir; bunlardan bir tanesi zannediyorum uzun süren bir geçimsizlik havasına rağmen taraflar, aslında böyle bir toplantıya gelerek birbirlerine duydukları ihtiyacı tekrardan teyit ve teşhir etmiş oluyorlar. Bunu destekleyen bir başka husus daha var. Toplantıda ve daha sonra basın toplantısında hâkim olan üsluba baktığımız zaman, bütün sorunların dile getirilmesine rağmen çatışmacı bir üslup olmadığını görüyoruz. Bu da zannediyorum dikkati çeken bir gelişme. Ufak tefek alanlarda da zannediyorum mesafe kat edilecektir. Şimdi bildiğimiz gibi, mesela bu göç anlaşmasının iki ayrı dönemde yapılacak bir ödemesi var, bunun projeleri yapılacak ödemeler şeklinde uygulanması lazım. Orada zannediyorum işin başarıyla yürüdüğüne ilişkin bir gözden geçirme oldu. AB Komisyonu Başkanı Juncker: ‘Süreç dondurulmadı’, yani Türkiye'nin üyelik süreci devam etmektedir, dedi. Şimdi fiilen yürüyen bir şey yok ve önemli engeller olmakla birlikte, üyelik mi başka tür bir ilişki mi tartışmasına bir nokta koymak açısından önem arz etmektedir.”

‘ŞU ANDA TAM ÜYELİĞİ İLERLETMEK MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR'

İçinde bulunulan şartlardan dolayı Türkiye’nin AB’ye tam üyelik ilişkisinin ileriye götürülmesinin mümkün gözükmediğine dikkat çeken Turan’a göre yürümüyor olsa da müzakere sürecinin varlığı, ileride bu sürecin aşılabilmesinin imkanlarını taşıması bakımından önemli: © REUTERS/ Francois Lenoir

AB heyeti, vize görüşmeleri için Türkiye'ye gelecek

“Şu anda gerçekten Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar, Türkiye'deki siyasi uygulamalarla birlikte, AB’ye tam üyelik ilişkisinin ileriye götürülmesi zaten mümkün gözükmüyor. Çünkü bildiğimiz gibi AB üyeliği için öngörülen şartlar arasında hukukun üstünlüğü, demokratik kurumların işlemesi gibi koşullar vardır ki bunların Türkiye'de belki ülkenin içinde bulunduğu özel koşullar dolayısıyla yeterince uygulanmaması AB ile olan ilişkiler açısından ciddi bir engel teşkil etmektedir ve bir sorun alanı oluşturmaktadır. Ama bakın ben hep bu olaya şöyle bakıyorum: 1946 yılında birisi size 1952 yılında Türkiye NATO'ya girecek deseydi —daha NATO kurulmamıştı ama hazırlıkları vardı- ona 'yok canım, nereden çıkarıyorsun böyle şeyleri' denilebilirdi. Hatta tarihe gidecek olursak 1815'te bildiğimiz gibi Türk imparatorluğu Avrupa ahenginin içinde yer almadı. Kırım Savaşı ve arkasından Paris Anlaşması geldiği zaman Osmanlı İmparatorluğu'na yer verilmeyen bir Avrupa imparatorluklar ahenginin yürümeyeceği anlaşıldı. Türk imparatorluğu bu ahengin bir parçası oldu. Yani dolayısıyla bu müzakerelerin sonlanması demek yeniden canlandırılmasını imkânsız kılan bir duruma girmek demektir. Buna karşılık yürümüyor da olsa bir müzakere sürecinin varlığı ileride bu müzakere sürecinin aşılabilmesi imkanlarını da içinde barındırmaktadır. Öyle bakmak lazım, yoksa şu anda bu ilişkinin yürümesi pek de mümkün gözükmüyor.”

‘AB, REEL POLİTİK AÇISINDAN TÜRKİYE’Yİ KAYBETMEK İSTEMEZ’

İdeal olan ile reel politiğin realitesinin her zaman çatışma içinde olabileceğini ve bu durum AB için, kendi üye ülkeleri açısından da geçerli olduğunu söyleyen Turan’a göre Avrupa, Türkiye’yi reel politik açısından bakıldığında kaybetmek istememektedir: © Sputnik/

Emekli Büyükelçi Loğoğlu: Avrupa Birliği ile ilişkilerde geri gidecek yer kalmadı

“Reel politiğin varlığı görmezden gelerek yapılan siyasi tasavvurların başarısızlığa mahkum olacağını peşinen kabul etmemiz lazım. Yani dolayısıyla ideal tasavvurlar daima reel politiğin realitesiyle bir çatışma haline girebiliyorlar, bunu bırakın aday ülkeleri Avrupa Birliği kendi içerisinde üye ülkeler ile de yaşıyor. Şimdi bu açıdan Türkiye'yle ilişkilerine baktığımız zaman önemli engeller görüyoruz. Bunlardan bir tanesi, Türkiye'nin siyasi uygulamalarının belki Avrupa'nın siyasi ideallerine uymaması var. Diğer yandan bir Kıbrıs sorunu var. Ayrıca hukukun üstünlüğünün eksikliğinin yarattığı bir iktisadi güvensizlik var. Yani çok boyutlu bir sorunlar yumağıyla karşı karşıyayız. Bununla birlikte başka bir realite daha var. Yani Türkiye'nin Avrupa'nın bir parçası olması mı, yoksa Avrupa'ya karşı Orta Doğu'nun bir uzantısı olması mı, AB tarafından reel olarak tercih edilir diye sorduğumuz zaman, herhalde Türkiye'nin Avrupa'nın parçası olması, Orta Doğu'nun Avrupa Birliği'ne doğru uzanan bir parçası olmasından daha tercih edilebilir bir opsiyondur. O bakımdan Avrupa Birliği yine reel politik açısından konuşacak olursak Türkiye'yi kaybetmek istememektedir. Türkiye'de de yine kamuoyu araştırmalarının da gösterdiği gibi kimse Avrupa'dan kopmayı da istememektedir. Yani bu da bir realitedir.”

‘VİZE ANLAŞMASI KONUSUNDA ANAHTAR BAZI KRİTER YERİNE GETİRİLMEDİ’

Turan, vize anlaşması konusunda Türkiye’nin bazı kriterleri yerine getirse bile anahtar bazı kriterleri yerine getirmediğini belirtti ve bu sürecin adım adım ilerleyerek, kolaylaştırıcı tedbirler alınacağı öngörüsünde bulundu: © Fotoğraf: CHP

CHP’li Yılmaz: Türkiye-AB toplantısında fotoğraf çektirmenin ötesinde somut adım yok

“Vize anlaşması konusunda sıkıntılar aşabilir ama vize anlaşmasının ayrıntılarına baktığımızda Türkiye için öngörülen 72 kriter vardı. Türkiye bunun önemli miktarını yerine getirmekle birlikte anahtar olan bazı kriterleri yerine getirmedi. Şimdi, Avrupa Birliği de kendi pozisyonunu korumak açısından bu kriterlerin şu veya bu şekilde yerine getirilmesini istiyor. Bu kriterlerin bir kısmı durumun ‘takdir’ edilmesiyle ilgili olduğu için hangi aşamadaki kriterlerin yerine getirilmiş olmasının tatmin edici bulunacağı kararlar, siyasi kararlar. Burada bir esneklik olabilir ama Türkiye'nin hiçbir şey yapmadan bir vize serbestisini alması mümkün değildir. Ben tahmin ediyorum ki bunda adım adım ilerlenecek, belki gidiş gelişleri kolaylaştırıcı bazı tedbirler alınacak. Çünkü gerçekten Avrupalı dostlarımızın da Türkiye'nin şikayetlerinin hiç olmazsa bir bölümünün haklı olduğunu, hem de iş dünyasını da sınırlayıcı sonuçlar doğurduğunu kabul etmeleri gerekiyor ve bunu da zaten biliyorlar.”

‘AB SIĞINMACILAR İÇİN PARAYI PROJELER KARŞILIĞINDA VERİLİYOR’

Turan, Türkiye kamuoyunda, AB’nin sığınmacı sorunu için vermeyi taahhüt ettiği parayı Türkiye’nin hesabına geçireceği şeklinde bir anlayışın olduğunu fakat bu paranın sığınmacılar için yapılacak projeler karşılığında verildiğine dikkati çekti: © AFP 2018/ Aris Oikonomou

AB: Türkiye ile Varna zirvesi kolay geçmeyecek

“AB’nin sığınmacı anlaşması taahhüt ettiği parayı koz olarak kullandığı şeklinde görüşlere katılmıyorum. Birincisi, Türkiye'nin bu göçün önlenmesi konusundaki gayretlerini, Avrupa Birliği genelde takdirle karşılıyor ve Türkiye'nin yapılan göç anlaşmasına uyduğunu kabul ediyor. Şimdi bunun dışında bahsedilen bu Avrupa yardımları konusunda kamuoyunda Avrupa Birliği bu paraları Türkiye'nin hesabına geçirecek şeklinde bir anlayış var. Aslında anlaşma bu şekilde değil. Anlaşma bu paranın muhtelif projeler karşılığında göç sorununu hafifletmek için Türkiye'ye verileceğidir. Yani ortada bu paranın kullanılması için projeler geliştirilmesi, projelerin de Avrupa Birliği tarafından kabul edilmesi, yürürlüğe konması ve paraların da peyderpey bu amaçlara uygun olarak harcanması lazım. Benim öğrendiğime göre 2 dilimde vaat edilen 6 milyar dolardan, 1.8 milyar dolar projelendirilmiş. Projelerin yürüyor olduğu, birtakım projelerin de oluşturulma safhasında olduğu söyleniyor. Yani sonunda Avrupa Birliği de o konudaki taahhütlerini yerine getirme yolundadır ama kamuoyunda yanlış bir beklenti var, yani sanki bu paralar Türkiye'ye verilecek ve Türkiye bu parayı istediği gibi harcayacak, böyle bir şey zaten baştan itibaren yoktu.”

‘AB’NİN EGE İÇİN TÜRKİYE’YE SERT ÇIKIŞI ÜYESİNİ TATMİN İÇİN'

Turan, Ege’deki ihtilaf ile Akdeniz’de çıkan doğal gaz arama ihtilafının birbirinden farklı mevzular olduğunu söylerken, AB’nin Ege’deki gelişmelerden dolayı Türkiye’ye karşı sert çıkmasının kendi üyelerini tatmin için olduğunu belirtti: © AA/ Dursun Aydemir

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Çevik: Davutoğlu döneminde AB’ye anlamsız bir şekilde ödünler verildi

“Bu zirve Kıbrıs ve Ege Denizinde yaşanan gerginliği yumuşattı mı emin olamıyorum. Yani şimdi belki iki konuyu ayırmak lazım. Ege'deki ihtilaflar ve Akdeniz'de çıkan ve Güney Kıbrıs'ın da dahil olduğu doğal gaz arama ihtilafı. İkisi birbirinden farklı şeyler. Çünkü ikincisi çok daha uluslararası bir mesele olma potansiyeline sahip. Aslında Türkiye'nin itirazları birçok bakımdan haklıdır fakat şu anda zannediyorum Türkiye'nin bu çözümü oluşturmak için veya bu gelişmeleri kendi lehine çevirmek için başvurduğu yöntem donanmasını bu bölgeye göndermektir. Bu özel bir rahatsızlık yaratıyor ama belki işin dramatize edilmesi de taraflara uzlaşmak için telkinde bulunulması için bir fırsat yaratıyor. Gerçi Avrupa Birliği bildiğiniz gibi oldukça sert bir şekilde Türkiye'nin Akdeniz ve Ege'deki tavrına karşı çıkan ifadeler kullandı ama bu kendi üyelerini tatmin etmek içindi. Ben eminim ki kendi üyelerine de makul olmak konusunda Avrupa Birliği kurumları telkinde bulunmaktadır. Zaten şu anda muhtelif cephelerde muhtelif önemli ihtilaflar cereyan ederken bir de burada bir canlı tartışmaya ihtiyaç olmadığını herkes biliyor. Türkiye'nin bu konuda haklarının bir miktar tanınması gerekecektir.”

‘ÇATIŞMALARIN DENETİMDEN ÇIKMAMASINA GAYRET EDİLDİ’

İlter Turan son olarak Varna’da aradaki sorunların çözüm için adıl atılmasa da çatışmaların denetimden çıkmasına gayret edildiğini ve bu anlamda Varna’nın ‘ateşkes’ şeklinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilebileceği yorumunu yaptı:

“Yani aradaki sorunların hemen hiçbirisine bir kesin çözüm istikametinde adım atılmamıştır, bununla birlikte iki taraf da ilişkilerini yürütme kararlılığını teyit etmişler ayrıca üsluplarına da dikkat ederek bu karşılıklı çatışmanın da denetimden çıkmamasına gayret etmişlerdir. O bakımdan belki bir 'ateşkes' şeklinde bir dönüm noktası olarak da değerlendirilebilir.”

06) Katar Emiri, Moskova’ya koruma almak için geldi’ -29.03.2018

"> Katar Emiri Tamim bin Hamad el-Tani’nin Moskova ziyaretini değerlendiren Rusya hükümetine ait Finans Üniversitesi'nin Siyasi Bilimler Departmanı'ndan Doçent Gevorg Mirzayan, Ortadoğu’nun en zengin ama en zayıf ülkelerden birinin genç hükümdarının askeri ve politik ‘koruma’ için geldiğini belirtti.

Katar’ın yaklaşık 1 yıldır, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere komşularının uyguladığı politik ve ekonomik abluka koşullarında yaşadığını belirten Mirzayan, Sputnik’e açıklamasında bu konuda şu değerlendirmede bulundu:

"Ortadoğu Enstitüsü’nün değerlendirmelerine göre, Suudi Arabistan’a karşı ekonomik savaşı sürdürmek için Katar’ın yeterli kaynağı var ama politik anlamda konumu o kadar güçlü değil. Özellikle ABD’nin müdahale ettiği bir durumda. Washington, Körfez müttefikleri arasında uzun süreli çatışmayı hoşnutsuzlukla takip ediyor. Bu çatışma ABD’nin imajını zedeliyor. Zira Körfez ülkelerinin Washington’un sözünden çıkmadığına inanılıyordu ama Katar bu kuralı bozdu. Üstelik ABD’nin çıkarlarına zarar veriyor, çünkü İran’la giderek kötüleşen ilişkiler bağlamında birleşik Körfeze ihtiyacı var.

'TRUMP, YEREL İSİMLERLE GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRİYOR'

Tam da bu yüzden Trump şimdi tüm yerel hükümdarlarla özel görüşmeler gerçekleştiriyor. Önümüzdeki Mayıs ayında da onları Camp David’de toplayacak ve çatışmayı çözmeye çalışacak. Bu bağlamda, Rex Tillerson’un görevden alınması Katarlı elitleri üzmüştür. Sayın Tillerson, Katar’a ablukaya karşıydı ve belli bir seviyede Trump’ın Körfez işlerindeki duruşunu dengeliyordu.

'ABD, KATAR'A BASKI YAPACAK'

Şimdi de görünüşe bakılırsa ABD Başkanı, Katar’a baskı yapacak. Körfez ülkelerinin saldırılarına Trump’ın baskısı eklenirse Katar’ın işi zor olacak. Bu yüzden Moskova’ya ihtiyaç duyuyor. Maksimum hedef, Rusya’nın tam politik desteğini almak. Minimum hedef de bazı anlaşmaların sağlanması ve ardından bu anlaşmaların Trump’a baskı aracı olarak kullanılması. Amerikalılar zaten Katar’ın ülkeye Türkleri almasından rahatsızdı, şimdi bir de Ruslar çıktı başlarına.

'İRAN'LA SAVAŞ OLASILIĞI VARKEN…'

Ayrıca ABD’nin Katar’daki askerlerini geri çekeceği söylentileri yayılıyor. Washington bu söylentileri reddetse de İran’la savaş olasılığı varken üssün, İran dahil herkesle iyi geçinmeye çalışan Katar yerine İran’a düşman bir ülkede bulunmasını istediği ortada. © REUTERS/ Katar Haber Ajansı

Katar ve Türkiye'den askeri tatbikat

'TÜRK ÜSSÜ KATAR EMİRİ İÇİN YETERLİ DEĞİL'

Türk üssü Katar Emiri için yeterli değil. Onun daha sistemli ve öngörülebilir güvenlik garantöre ihtiyacı var. Topraklarını işgal etmeyecek bir garantöre. Emir Tamim’in Rusya ve S-400 sistemlerine ihtiyacı var. Diplomatik sorunların çözümü için Rusya’ya ihtiyacı var. Ancak Rusya’nın saf fedakarlıktan hareket etmeyeceği ortada.

'MOSKOVA'NIN KATAR YATIRIMLARINA İHTİYACI VAR'

Ticaretin artırılması yeterli değil, Moskova’nın Katar yatırımlarına ihtiyacı var. İki ülke bilim ve eğitim alanında işbirliği anlaşması imzaladı. Ayrıca Katarlılar, Vnukovo Havalimanı’nın yüzde 25’lik payını almak istiyor. İlgili anlaşmanın yaklaşık 2 ay sonra imzalanması bekleniyor.

Ancak Katar’ın sadece Moskova’ya değil, Rusya’nın Müslüman bölgelerine de yatırım yapması bekleniyor. Rusya Federasyonu’na bağlı İnguşetya Cumhuriyeti’nin lideri Yunus Bek Yevkurov, geçtiğimiz şubat ayında Katar’ı ziyaret ederek yatırım konusunda ön anlaşmaya vardı. Görünüşe bakılırsa söz konusu olan tarım programları.

Eğer Katar gerçekten de Rusya’ya Kuzey Kafkasya’yı kalkındırmakta yardımcı olmaya hazırsa Moskova da Katar’a bağımsızlığını korumaya yardımcı olmaya hazır olacak."

07) MGK: ‘Minbiç’te inisiyatif kullanmaktan çekinmeyiz’ -29.03.2018

4 saat 20 dakika süren Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi. Yapılan açıklamada 'Menbic'de inisiyatif kullanmaktan çekinmeyeceğiz' denildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı 4 saat 20 dakika sürdü. Toplantının ardından yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, Suriye’nin Menbic kentiyle ilgili "Menbic’deki teröristlerin bir an önce bölgeden uzaklaştırılması gerektiği, aksi taktirde Türkiye’nin diğer bölgelerde olduğu gibi burada da bizzat inisiyatif kullanmaktan çekinmeyeceği belirtilmiştir” denildi.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının ardından yayımlanan bildiride, "Menbic'deki teröristlerin bir an önce bölgeden uzaklaştırılması gerektiği, aksi taktirde Türkiye'nin diğer bölgelerde olduğu gibi burada da bizzat inisiyatif kullanmaktan çekinmeyeceği belirtilmiştir.

Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege Denizi'ndeki gelişmeler hakkında genel bir değerlendirme yapılmış, bilhassa Yunanistan'ın iyi komşuluğa aykırı tutum ve davranışlarının tarafımızdan hassasiyetle takip edildiği ifade edilmiş, Türkiye'nin hak ve menfaatlerinden asla taviz verilmeyeceği karar altına alınmıştır" ifadeleri kullanıldı.

Açıklama şöyle:

"1. Ülkemizin asayiş ve güvenliğini etkileyen iç ve dış gelişmeler ile Türkiye'yi yakından ilgilendiren uluslararası konular gözden geçirilmiş; terörle mücadele tüm boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu bağlamda; PKK/PYD-YPG, DEAŞ, FETÖ/PDY gibi proje terör örgütlerinin eylemleri başta olmak üzere, milli güvenliğimizi hedef alan her türlü tehdide karşı hukuk çerçevesinde alınan ve kurulumuzca önerilen tedbirler gözden geçirilmiş; terörün sonlandırılması için yurt içinde olduğu gibi, yurt dışında da aynı azim ve kararlılıkla sürdürülen mücadele kapsamlı şekilde değerlendirilmiştir. Türkiye'nin yurt dışı operasyonları karşısında, aldığı tüm desteğe rağmen tutunamayan terör örgütünün, yeniden ülke içinde eylemlere yönelme ihtimaline karşı gerekli tüm tedbirlerin titizlikle uygulanması hususundaki kararlılık teyit edilmiştir.
2. Ülkemize yönelik saldırılar gerçekleştiren teröristleri etkisiz hale getirmek, Türkiye'nin hudut güvenliğini sağlamak, bölgesel ve küresel barışa katkıda bulunmak, yerlerinden edilmiş Suriyeliler'in yurtlarına geri dönüşlerini temin etmek ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasına yardımcı olmak amacıyla gerçekleştirilen "Zeytin Dalı Harekatı" hakkında Kurul'a bilgi sunulmuştur.
3. Türk Silahlı Kuvvetleri ile Kürt, Arap ve Türkmenler'den müteşekkil Özgür Suriye Ordusu'nun birlikte yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı neticesinde, terör örgütlerinin baskı ve zulmünden kurtarılan Suriyeliler'in harekata gönülden destek vermesinin üzerinde önemle durulmuştur. Türkiye'de misafir edilen ve bölgenin asli sahipleri olan yüz binlerce Suriyeli'nin geri döndükleri yerlerde güven, huzur ve refah içinde yaşayabilmeleri için gereken tedbirlerin hayata geçirilmesi konusundaki çalışmalar değerlendirilmiştir. İşgal ettiği diğer yerlerde olduğu gibi Afrin'de de, çocuk yaştakileri silahlandıran, masum sivilleri canlı kalkan olarak kullanan, etnik temizlik dâhil her türlü insanlık suçunu işleyen bölücü terör örgütünün, DEAŞ ile iş birliği içinde olduğunun uluslararası kamuoyuna bir kez daha hatırlatılmasında fayda mülahaza edilmiştir. Münbiç'teki teröristlerin bir an önce bölgeden uzaklaştırılması gerektiği, aksi takdirde Türkiye'nin, diğer bölgelerde olduğu gibi burada da bizzat insiyatif kullanmaktan çekinmeyeceği belirtilmiştir. Fırat'ın doğusundaki Suriye topraklarında yuvalanan teröristlerle ilgili de aynı kararlılık içinde olduğumuz vurgulanmıştır. Suriye'nin yanı sıra, Sincar ve Kandil başta olmak üzere, Irak'ın çeşitli yerlerinde de ülkemize saldırmak üzere yerleşen bölücü terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerinin, öncelikle Irak devleti tarafından önlenmesinin beklendiği, bunun mümkün olmaması hâlinde ise bizzat Türkiye tarafından engelleneceği ifade edilmiştir.
4. Dönem içerisinde bazı ülkelere yapılan ziyaretler ve münferit görüşmeler ile diğer dış siyasi gelişmeler hakkında Kurul'a bilgi arz edilmiş, izlenebilecek stratejiler konusunda değerlendirmelerde bulunulmuştur.
5. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege Denizi'ndeki gelişmeler hakkında genel bir değerlendirme yapılmış; bilhassa Yunanistan'ın iyi komşuluğa aykırı tutum ve davranışlarının tarafımızdan hassasiyetle takip edildiği ifade edilmiş, Türkiye'nin hak ve menfaatlerinden asla taviz verilmeyeceği karar altına alınmıştır.”

08) Suriye: Afrin'i kurtaracağız!-29.03.2018

.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar El Caferi, BM Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen Suriye oturumunda yaptığı konuşmada, 'Golan ve Efrin dahil Suriye topraklarının her karışının kurtarılacağını' söyledi.

.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar El Caferi, BM Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen Suriye oturumunda konuştu.

Beşar El Caferi, Doğu Guta’nın tamamını “radikal teröristlerden kurtarma saatinin yaklaştığını” söylediği konuşmasında, Guta’daki sivillerin insani koridorlara canları pahasına akın edip Suriye ordusuna sığınmalarının batılı devletler ve terör örgütlerin iddialarını çürüttüğünü ifade etti.

'Efrin Dahil…'

SANA'daki habere göre, Suriye ordusunun Halep ve Deyrezzor’u kurtardığı gibi Doğu Guta’yı da kurtararak halkının can ve mal güvenliğini temin ettiğini de ifade eden El Caferi, “Suriye’nin toprakları üzerinde hiçbir terör ya da yabancı gücün varlığını kesinlikle kabul etmeyeceğini" belirtti.

09) ABD elçiliğinden İncirlik yalanlaması -29.03.2018

ABD Büyükelçiliği, Twitter'dan yaptığı paylaşımla, İncirlik Üssü'nden ayrılma iddialarına bir yalanlama daha getirdi.

ABD Büyükelçiliği, resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İncirlik Üssü’nden ayrılacakları iddialarını yalanladı.

ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı’nın (CENTCOM) daha önce yaptığı açıklamayı Türkçe ve İngilizce olarak Twitter’daki resmi hesabından duyuran ABD Büyükelçiliği, “CENTCOM – ABD, ne Türkiye’deki İncirlik Hava Üssü’nden ne de Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’nden ayrılmıyor. Buna ilişkin haberler yanlış ve asılsızdır” mesajını paylaştı.

Öte yandan, ABD 39’uncu Kanat Komutanlığı’nın da bulunduğu İncirlik Üssü’nde ABD Hava Kuvvetleri’ne ait kargo uçaklarının yoğun biçimde iniş ve kalkış yaptığı görüldü.

IŞİD’e karşı oluşturulan uluslararası koalisyonda yer alan ve daha önce İncirlik Üssü’ne konuşlanan bazı Suudi Arabistan savaş uçaklarının da üsse geldiği gözlendi.

Caferi, Golan ve Efrin dahil Suriye topraklarının her karışının terör ve yabancı güçlerden kurtarılacağını söyledi.

10) ABD’li bilim adamları, hafıza performansını artıran yöntem geliştirdi -29.03.2018

ABD'de Alzheimer hastalığı üzerine çalışan bir grup araştırmacı, hastaların sevdiklerini yeniden hatırlamalarını sağlayacak bir 'hafıza tekrarı' metodunu geliştirdi. Çığır açıcı olduğu değerlendirilen bu yöntemle oluş anında kaydedilen anılar, daha sonra Alzheimer hastasına izletiliyor.

Journal of Neural Engineering dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, hastalar üzerinde yapılan çalışmada elde edilen ilk veriler bu yöntemin hafıza performansını yüzde 37 oranında artırdığını ortaya koydu. Çalışmanın kişisel yaşantıyla ilgili hafıza anlamına gelen episodik hafızayı geliştirmeye yoğunlaştığı belirtildi.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Wake Forest Üniversitesi’nden Prof. Robert Hampson, "Bu çalışmayla tıp tarihinde ilk kez bilim insanları, hafıza şablonunu tanımlamayı başararak varolan anıyı daha iyi çalışır bir hale getirdi. Bu hafıza kaybının tedavisinde çok önemli bir ilk adım" ifadelerini kullandı.

Çalışmaya katılan hastalardan renkli blok gibi basit bir görüntü üzerine yoğunlaşmaları istendi. Daha sonra ekran karartılıp, bir süre sonra tekrar açıldı ve 5 görüntü arasından doğru olanı seçmeleri istendi. Araştırmacılar, görüntüsü tekrar oynatılırken hatırlama telkini yapılan şekille ilgili hafıza performansının yüzde 37 oranında arttığını kaydetti.

GO BÎDE / >
https://www.youtube.com/watch?v=oURdiMgLEFU&feature=youtu.be

Kurdistana Bakur
http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01)-29.03.2018

02) -29.03.2018

AFRİN - VİDEO / https://www.youtube.com/watch?v=fWynQmT0wUk
https://www.youtube.com/watch?v=6oJwuVLKjAM
OSMAN ÖCALAN. VIDEO / https://www.youtube.com/watch?v=FCsYHbREbTs
Erzurum Müftüsü Afrin İçin istifa etti / https://www.youtube.com/watch?v=uc1hOeR1bqI
Am 30.01.2018 veröffentlicht
erzurum müftüsü afrine yapılan saldırıdan dolayı görevinden istifa etti
https://www.youtube.com/watch?v=2C8-QipCB_4 PRESSEERKLÄRUNG: 181/2803-2018 Wenn wir nicht handeln, werden deutsche Schulen zum Austragungsort religiöser Konflikte! Zunehmend besorgt ist Cahit Basar, Generalsekretär der Kurdischen Gemeinde Deutschland, über den steigenden Antisemitismus unter Jugendlichen in Deutschland. Basar: „Antisemitische Übergriffe sind an Schulen keine Einzelfälle. Wer dies so darzustellen versucht, handelt grob fahrlässig, redet eine reelle Gefahr klein und gefährdet damit Menschenleben.“ Der Nahostkonflikt in seinen vielen Facetten sowie eine seit Jahren stattfindende religiöse Indoktrinierung, vor allem durch einige ausländische Medien und Moscheeverbände, tragen nun ihre Früchte und den Hass in die Schulhöfe der Bundesrepublik. Die Politik hat bisher trotz eindringlicher Warnungen nicht darauf reagiert. Schulen sind stark verunsichert, wie sie mit dem neuen Phänomen des eingewanderten Antisemitismus und religiösen Radikalismus umgehen sollen. Basar, der selbst an einer Schule unterrichtet, beobachtet, dass religiöse Intoleranz sich nicht nur gegen jüdische Schüler, sondern auch gegen Schüler jesidischen oder alevitischen Glaubens, aber auch gegen atheistische Schüler richtet. Nicht selten wechseln die Täter- Opfer- Rollen, denn auch muslimische Schüler haben oftmals Diskriminierung in der Gesellschaft erfahren. Für die Integrations- und Schulministerien auf Länderebene sieht Basar dringenden Handlungsbedarf, um der religiösen Intoleranz bereits in den Anfängen konsequent zu begegnen. Für den Bildungsexperten, der selbst an einer Schule unterrichtet, sind die Schulen der interkulturellste Ort, den die Schüler besuchen. Darin sieht er die große Chance für die Bildungspolitik und die Schulpraktiker, aus der Begegnung der Kulturen kein Wettkampf des Stärkeren zu zulassen, sondern in einem gemeinsamen Engagement das Fundament für eine friedlichere und tolerantere Gesellschaft zu legen. -- Kurdische Gemeinde Deutschland e.V. Südanlage 3a 35390 Gießen Tel.: 0641 49 41 17 31 Fax.: 0641 7 86 20 info@kurdische-gemeinde.de www.kurdische-gemeinde.d

Ek.Tarihi Fri Mar 30, 2018 6:41 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Siyaset:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution