Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   Murat Karayılan:Efrîn için daha fazlasını yapmalıyız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (16) HER BÎJI KURDİSTAN   Menbic senaryosu:ABD çekilirse ne olur?   Demirtaş’ın Savunması İle İlgili Olarak Bir Gazetecinin Sorularına Cevaplar (Can   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr. İsmet Turanlı:ÜRETİM, SEKSÜEL YAŞAM   Demirtaş’ın Savunması İle İlgili Olarak Bir Gazetecinin Sorularına Cevaplar (Can   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Selahattin Demirtaş davasında 2. gün
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 

 
Medya


01)ALMAN MECLİSİ:AFRİN HAREKÂTI ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI-02.02.2018
Alman meclisinde Türkiye’nin Afrin harekâtı tartışıldı. Bütün partiler operasyonu uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirdi.

Hristiyan Birlik (CSU/CSU) partileri adını konuşan Roderich Kiesewetter, Türkiye'ye yönelik bir saldırı olmadığı ve böyle bir saldırı planlanmadığı için Afrin harekâtının "uluslararası hukuka aykırı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Alman hükümetinin tutumunu savunan Kiesewetter, Berlin'in "Türkiye'ye verdiği teçhizat ve tankların modernizasyonu desteğini durdurma” kararının doğru olduğunu ifade etti.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel geçen hafta yaptığı açıklamada, Türkiye'ye satılan tankların modernizasyonu gibi konulardaki kararın yeni kurulacak hükümet tarafından alınacağını belirtmişti.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Kiesewetter, sembolik politikaların sorunu çözmeye yetmeyeceğini belirterek, Türkiye'nin Afrin harekâtının NATO ve Birleşmiş Milletler bünyesinde ele alınması gerektiğini ifade etti.

Sosyal Demokrat Partili (SPD) Dagmar Freitag da Kiesewetter ile aynı görüşü paylaştığını belirterek, Afrin harekâtının "uluslararası hukuk ile bağdaşmadığını” söyledi. Freitag, Türkiye'nin operasyonunun bölgedeki gerilimi artırma riski taşıdığına işaret etti.

Sol Parti'den Afrin protestosu

Türkiye'nin Afrin'e askeri operasyonunun tartışıldığı oturumda konuşan muhalefet partilerinden milletvekilleri ise Ankara'yı kınamalarının yanı sıra yeterince sert tepki göstermediği gerekçesiyle Alman hükümetini eleştirdiler.

Sol Parti Eş Başkanı Katja Kipping konuşmasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Afrin harekâtını kınadı ve Alman hükümetinin bu operasyonu kınayan bir açıklama yapmamasına tepki gösterdi. Kipping, "Türk ordusu Afrin'deki sivil halkı öldürüyor, ama Başbakan Angela Merkel da susuyor” dedi.

Alman hükümetine seslenerek, "Sizin suskunluğunuz, Erdoğan'ın önünde diz çökmektir. Bu suskunluğa son verin” diyen Sol Partili politikacı, "Türkiye ile planlanan her türlü askeri işbirliğini durdurun” çağrısı yaptı.

Sol Partili bazı milletvekillerinin Türkiye'nin Afrin harekâtını protesto için sarı, yeşil ve kırmızı renklerde poşular takması ise Federal Meclis'te tepkilere neden oldu. Oturumu yöneten Alman Meclis Başkanvekili Wolfgang Kubicki, parlamentoda protestonun yasak olduğunu hatırlatarak milletvekillerinden poşuları çıkarmalarını istedi.

FDP'li vekil: Türkiye'nin argümanı sahte

Sol Parti'nin yanı sıra Yeşiller de Türkiye'ye silah ihracatına son verilmesi için yaptığı çağrıyı yineledi. Yeşiller partisi adına konuşan Katja Keul, "Alman hükümetinden Türkiye'ye her türlü silah ihracatının yasaklanmasını” talep ettiklerini belirtti. Keul, konuşmasında Türkiye'nin Suriye'ye yönelik askeri harekâtının ne kendini savunma olduğunu ne de BM tarafından onaylandığını söyledi. Bunun "uluslararası hukuka aykırı” olduğunu ifade eden Keul, "Alman hükümetinden beklentimiz bunun açık bir şekilde dile getirilmesidir” diye konuştu.

Hür Demokrat Partili (FDP) Milletvekili Bijan Djir-Sarai de Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki askeri operasyonunu kınadı. Söz konusu operasyonda terörle mücadele etmek yerine "Kürtlerin bu bölgedeki etkisini yok etmek için her türlü yöntemin” kullanıldığını savunan Djir-Sarai, Almanya'nın Türkiye'nin tutumunu "kınamakla yükümlü olduğunu” söyledi.

Türkiye'nin Afrin harekâtının ne NATO ne de Birleşmiş Milletler (BM) tarafından onaylandığını ifade eden Hür Demokrat Partili politikacı, Türkiye’nin “kendini savunma yönündeki argümanını” hem "sahte” hem de "küstahça” olarak niteledi. Bu çerçevede hem Alman hükümetinin hem de NATO'nun bu operasyonu kınaması gerektiğini söyledi.

Djir-Sarai, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında yürütülen tam üyelik müzarekelerine de son verilmesini talep etti.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi adına konuşan Rüdiger Lucassen da, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine son verilmesi gerektiğini söyledi. Lucassen konuşmasında Almanya'nın Türkiye'ye silah ihracatını da eleştirdi. (DW)

02) Zeytin Dalı Harekâtı: 'Afrin'de sivil ölüm' açıklamaları artıyor -02.02.2018

Türkiye'nin Afrin'de 'terör örgütlerine yönelik' olduğunu açıkladığı Zeytin Dalı Harekâtı'nda onuncu güne girilirken, harekat ve çatışmalar nedeniyle yaşamını yitiren sivillerin sayısının arttığı iddia ediliyor

Türkiye 'propaganda' diyor

Türkiye'nin Afrin'de 'terör örgütlerine yönelik' olduğunu açıkladığı Zeytin Dalı Harekâtı'nda onuncu güne girilirken, harekat ve çatışmalar nedeniyle yaşamını yitiren sivillerin sayısının arttığı iddia ediliyor.

Aralarında Birleşmiş Milletler (BM) ve UNICEF'in de bulunduğu kurumlara ait sivil ölüm açıklamaları ve Afrin'deki haber kaynaklarından edinilen bilgiler, harekâtta bugüne kadar çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği iddialarını içeriyor.

Genelkurmay Başkanlığı ise, BBC Türkçe'nin yazılı sorularına bugün akşam saatlerinde verdiği yanıtta, ''Zeytin Dalı Harekatıyla ilgili yapılan yazılı ve sözlü tüm açıklamalarda da vurgulandığı üzere harekat esnasında sadece teröristlere ait hedefler vurulmakta, sivil/masum kişiler ile çevrenin (arkeolojik kalıntılar, tarihi özelliği olan yapılar, dini ve kültürel varlıklar vb.) zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir'' dedi.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan bir Genelkurmay yetkilisi de, operasyonda sivillerin yaşamını yitirdiği iddialarının doğru olmadığını vurgularken, sivil kayıp iddialarının Afrin'de faaliyet gösteren Kürt grupların bir propagandası olduğunu ifade etti.

BM ve UNICEF'in sivil ölüm açıklamaları

Sivil ölümlerle ilgili ilk açıklama yapan kuruluşlardan biri BM oldu.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in sözcüsü Stephane Dujarric, geçen Salı günü düzenlendiği haftalık basın toplantısında, 'bombardıman ve çatışmalar nedeniyle bazı sivillerin öldüğünü' söyledi.

Dujarric, tüm taraflara 'sivilleri koruma' çağrısı yaptı.

Birlemiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) ise Cuma günkü açıklamasında Afrin'deki çocuk ölümlerine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

"UNICEF, Suriye'nin kuzey batısındaki Afrin kentinde devam eden şiddette, en az 11 çocuğun öldüğü ve bundan daha fazlasının yaralandığına dair endişe verici haberler almıştır.

"Afrin'de aileler bölge içinde başka yerlere kaçıyorlar, daha önce yerinden ayrılmış 125 binden fazla insanın kaldığı, çok kalabalık kamplarda korunmaya çalışıyorlar, sert kış şartlarına maruz kalmış olarak ve şoke edici zor şartlarda yaşıyorlar. Güvenlik nedeniyle bölgeden ayrılmak isteyenlerin Afrin'den ayrılmasına engel olunduğu bildiriliyor.

"Şiddetin çok yoğun olması nedeniyle ailelerin binalarının bodrumlarında kapandığı haberleri geliyor."

Fransız Haber Ajansı AFP'nin Afrin'deki bir hastaneden geçtiği fotoğraflarda da ölü ve yaralı çocuklar görülüyor.

SOHR: 51 sivil öldü

İngiltere merkezli, muhaliflere yakın Suriye İnsan Hakları İçin Gözlemevi (SOHR), Pazar günü yaptığı açıklamada çatışmalar sırasında 51 sivilin öldüğünü belirtti.

SOHR, operasyonun başlamasıyla Pazar sabahına kadarki süre zarfında ölen sivillerin sayısının bu olduğunu, bu sivillerin 17'sinin çocuk, yedisinin kadın olduğunu belirtti.

SOHR, ağır yaralı sivillerin olması ve harekatın sürmesi nedeniyle bu sayının artabileceğini aktardı.

BBC'nin görüştüğü yerel kaynaklar: Sayı artıyor

Afrin'deki sivil kaynaklar da sivil ölüm sayısının onlarca olduğunu söyledi.

BBC'nin Perşembe akşamı görüştüğü, Afrin'deki bir hastanenin müdürü, Perşembe itibariyle yaklaşık 40 sivilin öldüğünü, 128 kişinin yaralandığını belirtti.

BBC Türkçe'nin Afrin'den görüştüğü yerel gazeteciler de çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirtti ve sayının arttığını söyledi.

Suriye resmi haber ajansı: 86 sivil öldü

Suriye resmi haber ajansı SANA ise Pazar günü yayımladığı haberde, harekât boyunca toplam 86 sivilin öldüğünü, 198 sivilin yaralandığını bildirdi.

SANA ayrıca harekat ve çatışmalarda sivillerin evlerinin büyük zarar gördüğünü, Selahadin Eyyubi Camii, Jandaris mezarlığı ve Ain Dara gibi tarihi eserlerin de hedef olduğunu bildirdi.

Hükümet ne diyor?

Türkiye'de farklı yetkililerden yapılan açıklamalarda, harekâtın en başından bu yana sivilleri hedef alınmadığı ve buna özen gösterdiği belirtiliyor.

BBC iddiaları sormak üzere Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay'la temasa kurdu.

Sorularımızı yanıtlayan Genelkurmay'dan bir yetkili, Türkiye'nin düzenlediği harekat sırasında sivillerin hayatını kaybettiği yönündeki iddiaların doğru olmadığını söylüyor.

Yetkili, sivillerin hayatını kaybettiği yönündeki iddiaların Afrin'deki Kürt gruplardan kaynaklandığını ve "propaganda" olduğunu savunuyor.

Genelkurmay yetkilisi, sosyal medyada dolaşan görüntü ve fotoğrafların birçoğunun sahte olduğunu ve başka yerlerde, başka zamanlarda çekildiğini belirtiyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), harekatla ilgili bugüne kadar yaptığı açıklamaların tamamında, "Harekâtın planlama ve icrasında sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzii, silah, araç ve gereçler hedef alınmakta olup, sivil/masum kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilmektedir" ifadesine yer verdi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da, "Sivillere TSK'nın zarar vermesi düşünülemez. Bizim dinimiz, ahlakımız, ordumuzun geleneği, kadın, çocuk, yaşlı, sivil, alim ve masumlara zarar vermeye manidir. Türkiye uluslararası toplumun eleştirilerinden çekindiği için değil doğru olduğuna inandığı için ahlakının kendisine emri olduğu için sivilleri korumaktadır. Onların kılına zarar gelmemesi için itina göstermektedir" dedi.

BBC Türkçe

03) Son bir haftada 473 Türk askeri ve ona bağlı çete öldürüldü -02.02.2018

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) işgalci Türk ordusu ve devşirdiği çetelere karşı QSD savaşçılarının son bir haftalık direnişinin bilançosunu açıkladı.

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Girê Spî Kantonuna bağlı Eyn İsa kasabasında bir basın toplantısıyla, Çağın Direnişi’nin bir haftalık bilançosunu açıkladı. QSD Dışilişkiler Genel Sorumlusu Rêdûr Xelîl tarafından gerçekleştirilen basın toplantısını yerel ve dünya basınından çok sayıda gazeteci takip etti.

Çağın Direnişi’nin haftalık bilançosu şöyle:

ʺ İşgalci Türk ordusu ve ona bağlı El-Kaide terör örgütünün Efrîn Kantonunda yaşayan halkımıza yönelik vahşice saldırıları devam ediyor. İşgalci ordu ve destekleyicileri tüm askeri teknolojilerini devreye koyarak, uçaklarla, tanklarla sivil yerleşim yerlerini hedefliyorlar. Ancak şu ana kadar gözle görülür bir ilerleme kaydedememişler.

Savaşçılarımızın direnişi karısında ilerleyemeyen işgalci Türk ordusu sivil halka vahşice saldırıyor. Saldırıları sonucunda şu ana kadar aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların da bulunduğu onlarca sivil şehit düşmüştür. Saldırılarla halkı göçe zorlamaya ve demografik değişiklik yapmayı hedefliyorlar. Tarihi mekanları uçaklarla hedefleyip yıkıyorlar. Yine Ortadoğu’nun en eski tapınaklarına zarar veriyorlar.

26 Ocak’tan 1 Şubat’a kadar işgalci Türk ordusu ve ona bağlı El-Kaide terörist örgütünün sivil halka yönelik yaptığı katliam ve QSD savaşçılarının gerçekleştirdiği eylemlerin bilançosu şöyledir:

1-İşgalciler Efrîn’e tüm cephelerden sivil yerleşim yerlerine saldırdı ve 1893 farklı topla bombardıman gerçekleştirdi.
2-İşgalci Türk devletine ait savaş uçakları 460 kez sivil yerleşim yerlerini ve Efrîn direniş ceplerini bombaladı.
3-Kobra tipi Helikopterlerle 15 kez sivil yerleşim yerlerine ve direniş cephelerine yönelik saldırı gerçekleştirildi.
4-Keşif uçakları Efrîn üzerinde aralıksız dolaştı.

Türk ordusu ve ona bağlı El-Kaide terörist örgütü işgal saldırılarında Napalm ve Misket bombası gibi yasaklanmış silahlar da kullandı. Yine okulları ve camileri de işgalci Türk ordusunun hedeflediği diğer sivil yerleşim alanlarıydı ve buralara yönelik gerçekleşen saldırılarda birçok sivil şehit düşerken, birçoğu da yaralandı.

1-Güçlerimiz saldırılara sert bir şekilde karşılık verdi ve 250 kez çatışma yaşandı.
2- 473 Türk askeri ve ona bağlı teröristin öldürüldüğü doğrulandı.
3-Çatışma bölgelerinde Türk askerleri ve ona bağlı teröristlere ait 32 cenaze bulunmakta, gelip cenazelerini bile alamamakta.
4- Drone tipi bir keşif uçağı uçağı düşürüldü, içinde tank ve panzerin gibi zırhlı araçların da bulunduğu 25 askeri araç imha edildi.
5- Güçlerimiz içinde panzer ve tankların da bulunduğu 11 tane zırhlı aracı kullanılamaz hale getirdi.
6-Güçlerimiz bir akrep tipi zırhlı araç ve panzeri, yine bir miktar silahı ele geçirmiştir.
7- Güçlerimiz 72 kez düşman güçleriyle çatışmaya girmiştir. Bu çatışmalarda düşmanın ne kadar kaybı olduğu tespit edilememiştir.
8- Bu çatışmalarda 34 savaşçımız kahramanca direnerek şehit düşmüştür.
9-İşgalci Türk ordusunun saldırıları sonucunda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 30 kişi şehit düşmüş, onlarcası yaralanmıştır.
10- Bir savaşçımız yaralı bir halde esir düşmüştür. İşgalci Türk ordusu ve ona bağlı El Kaide terör örgütü sınır köylerinden 6 yurttaşı kaçırmıştır.
(yş)

04) Efrin Hastanesi: 13 günde 104 sivil katledildi -02.02.2018

Efrîn hastanesi yönetimi işgalci Türk devletinin 13 günde 104 sivili katlettiğini, 156’sını da yaraladığını duyurdu.

Efrîn hastanesi yönetimi bugün yapmış olduğu bir basın toplantısıyla Efrîn’e yönelik işgal saldırıları boyunca Türk devleti ve çetelerinin katlettiği ve yaraladığı sivillerin sayısını açıkladı.

Hastane yönetimi adına açıklamayı yapan Ciwan Mihemed, Efrîn’de yönelik yapılan hava saldırıları ve bombardımana rağmen Efrîn hastanesi doktorları ve çalışanlarının sivil halka yardım ulaştırmak için çalıştığını kaydetti.

20 Ocak günü başlayan işgal saldırılarında Efrîn’de aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 104 sivilin şehit düştüğünü, 156 sivilin de yaralandığını kamuoyuna duyurdu. Yaralıların birçoğunun durumunun ağır olduğunu da kaydeden Ciwan Mihemed, uluslararası kamuoyunu duyarlı olmaya ve Efrîn halkıyla dayanışmaya çağırdı.

(ao)

05) Avesta: Erdoğan için kaçınılmaz son yenilgi olacak -02.02.2018

KCK Başkanlık Konsey Üyesi Sozdar Avesta, öz örgütlülüğü, öz iradesi ve öz savunmasıyla direnen halkın karşısında Erdoğan için kaçınılmaz sonun, yenilgi olacağını söyledi.

KCK Başkanlık Konsey Üyesi Sozdar Avesta, Çira TV'de yayınlanan özel programda Delîla Axîn'in sorunlarını yanıtladı.

Türk devletinin özellikle Efrîn’e saldırmasının nedeni nedir?

AKP-MHP faşist koalisyonu 2015'te yeniden Kürt halkına savaş açtı. Kuzey Kürdistan'da istediği başarıyı elde edemeyince Rojava Kurdistan’ına saldırıya geçti. Efrîn'e saldırı, Kürt halkının tüm kazanımlarına dönüktür. Hatta Kürt halkı şahsında tüm halklara, inançlara ve değerlere; özgürlük arayışına girmiş tüm kadınlara, yani insanlığa bir saldırıdır. Kendi öz iradesi ve savunması temelinde özgür yaşamı inşa etmeye çalışan halklarımızın kazanımlarını ortadan kaldırıp faşist sistemini sürdürmek istiyor. Osmanlı hayaliyle tüm halkların iradesini kırmayı hedefliyor.

Bütün güçleriyle 14 gündür saldırıyor. Türk ordusunu göz önünde bulundurursak Efrîn başarır mı?

Efrîn'e saldırmadan önce içeride ve dışarıda tüm hazırlıklarını yapan Türk devleti, yoğun bombardımanın ardından tüm alanı işgal edebileceğini düşündü. 3 saatte gireceğiz, diyen Türk devleti, tam 14 gündür uçaklarla vuruyor. Erdoğan ve MHP diktatörlüğüne karşı kazanan YPG, YPJ, QSD ve Efrîn halkı oldu. Çünkü Efrîn, toprağına, değerlerine bağlı yurtsever ve öz değerleri için kendini feda edebilecek bir duruşa sahiptir. Öz örgütlülüğü, öz iradesi ve öz savunmasıyla direnen bir halk karşısında RTE diktatörlüğünün yaşayacağı kaçınılmaz son, yenilgidir.

YPJ komutanlarından Avesta Xabûr saldırının ilk günlerinde bir fedai eylem gerçekleştirdi. Bu eylemi nasıl okumalı?

Onunla yeni bir dönem başladı. Avesta Xabûr, eylemiyle RTE diktatörlüğünün yenilgisinin kanıtı oldu. Yine tüm halklara da kendi yerinizi terk etmeyin, direnerek kazanılır mesajını verdi. Bizim beklentimiz kimseden olmamalı ne olursa olsun biz kendimiz bir bomba ile onlara cevap olmalıyız, dedi. Duruşu ve eylemiyle tüm kadınlara direniş çizgisini gösterdi. Mesajı da yerine ulaş. Bugün binlerce genç yönünü Efrîn'e çeviriyor.

Kürtlere yönelik saldırılarda bazen DAİŞ önde, Türk devleti yanında/arkasında, bazen de Türk devleti önde ama DAİŞ ve diğer çeteler yanında. Nedir bu ilişki?

Erdoğan, Efrîn'e saldırmasının nedenlerinden biri de DAİŞ'in intikamıdır. DAİŞ’in Reqa, Şengal ve Musul'da yenilmesi ve Dêrazor'da sıkıştırılmasını hazmedemiyor. 'Madem ki DAİŞ’in başarmasına izin vermediniz, ben de size saldıracağım, yaşam alanlarınızı, kutsal ve tarihi yerlerinizi yerle bir edeceğim' diyor. Erdoğan, DAİŞ'in yapamadığını, başaramadığını yapmak istiyor.

Şunu vurgulamak gerekir; Erdoğan ve değişik isimler altındaki çeteleri Kobanê'de yenilgiye uğradılar, Efrîn’de de kazanamayacaklar. Tam tersine faşist zihniyetinin yenilgisi ve sultasının sonu olacaktır.

Uluslararası güçler neden bu kadar ketum, seyirci pozisyonunda, hatta kısmen de Erdoğan'ı destekler durumda?

Kürt Özgürlük Hareketi olarak uluslararası güçleri tanıyoruz. 15 Şubat Uluslararası Komplo, yakın dönem tarihimizdedir. Özgürlük savaşçıları her zaman olduğu gibi kendi iradeleri ve özgürlüğe olan inançlarıyla direndi. Arîn Mîrkanlar hangi tutum ve inançla direndiler, bunu unutmamak lazım. Halkımız, gasp edilmiş haklarının iadesi için mücadele ederken, kimseden icazet almadığı gibi kimseye de güvenerek sürdürmüyor. Ulus devletler, ekonomik çıkarlarına ve birbirleriyle ilişkilerine bakarlar, halkların mücadelesinin haklı ve meşruluğu onlar için yeterli değil. Dolayısıyla üç maymunu oynamaları bundandır.

Efrîn'i, Kürdistan halkları ve haklılığına inanan insanlık destekliyor, çeşitli eylem ve etkinlikler yapılıyor. Bunlar yeterli mi?

Halkların Efrîn'i sahiplenmesi çok anlamlıdır. Özellikle de meydanlara akan tüm halkımızı selamlıyorum. Tutumları yurtsever bir tutumdu. Efrîn halkı etrafında oluşan halkların halkası çok anlamlı fakat bunun süreklileşmesi ve kalıcılaşması gerekir. Özellikle de Efrîn için meydanlara akan on binlerce Avrupa’daki halkımızı selamlıyorum. Bundan sonra halkımız kurumları tavır almaya, net tutumlarını ortaya koymaya zorlamalı, bu konuda kamuoyu oluşturmalıdır. Efrîn halkı üzerinde vahşet yürütülmekte. Sessiz kalınmamalı.

Efrîn'deki Êzîdîler ve köylerine dönük saldırlar da yoğun. DAİŞ’in 73. Fermanı'nın devamı mı?

Bu konu da çok önemli. Bugün 23 Êzîdî köyü saldırı altında. Şengal’de 73. Ferman ile yok etmek istedi ama başaramadı, bugün de 74. Ferman dayatılıyor. Fermanın devamını Qestel ve Basufanê'de yürütmekte. Êzîdî halkının özgür yaşam temelinde örgütlülüğünü koruduğu bir yer de Efrîn’dir. Nerede olursa olsun Êzîdî halkı YPG ve YPJ ye sahip çıkmalıdır. Nasıl ki bu özgürlük savaşçıları Êzîdî halkına sahip çıkıp esir alınan Êzîdî kadın ve çocukları için kendilerini feda ettiyse bugün de Êzîdî halkı YPG ve YPJ güçlerine sahip çıkmalıdır. (yş)

06) Fidel Castro'nun oğlu yaşamına son verdi -02.02.2018
Küba devriminin lideri Fidel Castro’nun en büyük oğlu 68 yaşında intihar etti.

Küba’nın resmi gazetesi Granma’nın haberine göre Fidel Castro Diaz-Balart’ın birkaç aydır derin depresyon sebebiyle tedavi altında olduğu aktarıldı. Fidel Castro Diaz-Balart’ın sabah saatlerinde yaşamına son verdiği açıklandı.

Küba’da “Fidelito” olarak bilinen Castro, 1 Eylül 1949’da Castro’nun ilk eşi Mirta Diaz-Balart’la olan evliliğinden doğmuştu.

Sovyetler Birliğinde eğitim gören bir bilim insanı olan Castro, ülkenin nükleer programı üzerinde çalışmıştı.

Castro halen Küba hükümetinin bilimsel konulardaki danışmanlığını ve ülkenin Bilim Akademisi başkan yardımcılığını yapıyordu.

Castro’nun cenazesine ilişkin bilgilerin ailesi tarafından verileceği açıklandı.

07) 10 Ekim sanıklarının avukatı: IŞİD ortadan kalktı tahliye edilmeliler! -02.02.2018

08) -02.02.2018

10 Ekim sanıklarının avukatlarından Orhan Şahin, söz alarak mahkeme başkanından tahliye talebinde bulundu. Suriye iç savaşına dikkati çeken avukat Orhan, IŞİD’in ortadan kalktığını ve bu nedenle sanıkların tahliye taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini öne sürdü.

10 Ekim 2015’te IŞİD’in gerçekleştirdiği ve 103 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Ankara katliamının 7’nci grup duruşması, Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlemeyi planladığı “Barış mitingi” öncesinde meydana gelen katliamın yargılamasında geride kalan altı duruşmada olduğu gibi soruşturmanın genişletilmesi talepleri sonuçsuz kaldı, mahkemenin Antep başta olmak üzere IŞİD soruşturmalarının yapıldığı kentlerden bilgi talepleri ise dava dosyasına ulaştırılmadı.

19 tutuklu sanığın yargılandığı 7’nci grup duruşmanın ikinci gününde avukatların beyanlarının ardından sanıkların savunmaları ve talepleri alındı. Duruşma, “fotoğraf çeken polis” tartışması ile başladı.

Fotoğraf gerginliği

Birgün'den Hüseyin Şimşek'in haberine göre, bir polis memurunun izleyici sıralarında oturan ailelerin fotoğrafını çektiğini iddia eden müştekiler durumu avukatlarına aktardı. Avukatlar ise durumu mahkeme heyetine iletti. Fotoğrafı çektiği ifade edilen polis ekipleri ile avukatlar arasında kısa süreli bir tartışma yaşanırken mahkeme heyeti avukatların şikayetini dikkate almadı ve duruşmaya devam etti.

Tahliye talebi

Sanık avukatlarından Orhan Şahin, söz alarak mahkeme başkanından tahliye talebinde bulundu. Suriye iç savaşına dikkati çeken avukat Orhan, IŞİD’in ortadan kalktığını ve bu nedenle sanıkların tahliye taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini öne sürdü. Avukat Şahin’in bu ifadelerine duruşma salonundan büyük tepki geldi.

Duruşmada söz alan mağdur avukatlarından Ahmet Özdel, mahkemenin sadece sanık sandalyesinde oturanları yargılamakla yetinmemesi gerektiğini belirterek soruşturmanın genişletilmesi talebini yineledi. Avukat Özdel, “Buradaki yargılamanın tüm dünyaya ve komşu ülkelere örnek olması gerekirdi” ifadelerini kullandı. Sanıkların eşlerinin olayda rolünün olduğunu ve bu nedenle bazı sanık eşlerinin de yargılandığını hatırlatan avukat Özdel’in bu sözlerine sanıklar itiraz etti.

Ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, anıkların tutukluluk halinin devamına ve diğer duruşmanın 4-5 Nisan 2018 tarihine ertelenmesine karar verildi.

09) Dersim Katliamı'ndan kaçıp Afrin'de öldüler -02.02.2018

Alevilerin yaşadığı Afrin'in Mabata ilçesine dün düzenlenen bombardımanda aynı aileden 6 kişi ölmüş, bir kişi de yaralanmıştı. El-Xatir ailesinden ölen 6 kişinin, 1937-38 Dersim Tertelesi'nden kaçan bir ailenin çocukları olduğu öğrenildi.

TSK'nin Mabata ilçesine yönelik bombardımanında El-Xatir ailesinden ölen 6 kişinin, 1937-38 Dersim Tertelesi'nden kaçan bir ailenin çocukları olduğu öğrenildi.

TSK ve desteklediği gruplar tarafından 8 gündür havadan ve karadan bombalanan Afrin'de siviller göçe zorlanıyor. Dün hedef alınan Mabata ilçesinde 7 kişilik El-Xatir ailesinin 6 ferdi yaşamını yitirdi. Ailenin sadece 18 yaşındaki kızları kurtulabildi. Cenazeler Avrin Hastanesi’ne kaldırılırken, yaşamını yitirenlerin 1937-38 Dersim Tertelesi'nden kurtulan bir ailenin çocukları olduğu öğrenildi. Dersim Katliamı'ndan kurtulanların göç ettiği Mabata'da ağırlıkta Alevi Kürtler yaşıyor. Mabatalılar, saldırıyı Dersim’den Afrin’e uzanan zulmün devamı olarak görüyor.

'Sınır tanımıyorlar'

Cuma Ala, “Dün Alevi olduğumuz için bizleri öldüren devlet, bugün de Kürt olduğumuz için öldürüyor” dedi. Ala, Dersim’de ailesinin katliamdan kaçarak Afrin’e geldiğini belirterek, “Bizi imha etmeye çalışıyorlar. Mabata’da bir evi vurdular. 7 kişilik bir aileydi. Onlardan 6’sı öldü. Biri de yaralandı. Sivil insanları katlediyorlar. Saldırı sadece Alevi ya da Kürtlere karşı değil tüm insanlığa karşıdır. Bugün bunları gerçekleştiren yarın diğer halkların başına da getirecektir. Bütün insanların buna karşı durması gerekiyor. Biz yerlerimizi yurtlarımızı bırakmayacağız” diye konuştu.

Alevi kadınlar: Bunu daha önce de gördük

Alevi kadınların bu zulmü daha önce de gördüğünü aktaran Zeluş Ala ise bugün Afrîn ve Mabata’da yaşananların Dersim’de yaşananlardan farklı olmadığını söyledi. Devletin dünden bugüne zulüm geleneğini sürdürdüğünü ifade eden Ala, şunları dile getirdi: “Biz katliamlardan kurtulmak için buraya geldik, fakat burada da bizi yok etmeye çalışıyorlar. Alevilere dönük yürütülen katliamlar bugün Mabata’da devam ediyor. Ama biz Mabata halkı olarak, saldırıları karşı ayakta dimdik duruyoruz.”

Dersim'den Afrin'e

Arkadaşlarıyla birlikte Mabata’ya gelen Nuri Dersimi'ye ilişkin hatıralarını anlatan 90 yaşındaki Hüseyin Sitto, zaman değişse de zulüm edenlerin hep aynı olduğunu vurguladı. Nuri Dersimi ve arkadaşlarını evinde sakladığını dile getiren Sitto, devamında şunları söyledi: “Onlardan önce de buraya gelen Aleviler vardı. Biz onu kahramanlığı ile bilirdik, güç alırdık. Eşi Feride’ye sürekli ‘Şêr şêr e çi jin e çi mêr e’ (aslan aslandır ister erkek olsun ister kadın) diyordu. Onlar o dönemin mağdurlarıydı. O dönemden bu yana saldırılar eksik olmadı. Şimdi de gece gündüz Afrin’i bombalıyorlar. O düşmanlığa devam ediyorlar. Afrin Suriye’de bir bahçedir. Onu kıramazlar.” (MA)

10) Mesud Tek: Sivil ölümlerine karşı çıkılmalı-02.02.2018
Dengê Azad-Amed

Cinsiyetine, dini ve etnik kimliğine bakılmaksızın sivil ölümleri protesto edilmelidir

Afrin’e yönelik askeri saldırıların başlamasından bu yana sınırın Türkiye yakasına düşen roketler nedeniyle ölen sivillerin sayısı dörde ulaştı.

BM, UNICEF ve insan hakları örgütleri TSK’nın uçak saldırısı ve top atışları sonucu Afrinde sivil ölümlerinin arttığını söylüyorlar.

BM Genel Sekreteri yaptığı açıklamada sivil ölümlerinin artmasından kaygı duyduğunu söyledi. UNİCEF ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada 11 çocuğun yaşamını yitiridiğini, Suriyeli muhaliflerin yönetimindeki insan hakları örgütü SOHR ise 51 sivilin öldüğünü açıkladı.

Ve savaşın ilk kurbanlarının gerçeklerin yanısıra başta çocuk ve kadınlar olmak üzere siviller olduğu bir kez daha görüldü.

İşte bu nedenle de inatla savaşa hayır denilmeli, barışta ve sorunların diyalog yolu ile çözümünde israr edilmeli, sivil ölümlerine karşı çıkılmalıdır.

Cinsiyetine, dini ve etnik kimliğine bakılmaksızın sivil ölümleri protesto edilmelidir.

11) ABD: Reyhanlı'da sivillerin hayatını kaybetmesinden kaygılıyız-02.02.2018

ABD Dışişleri Bakanlığından üst düzey bir yetkili, Suriye'nin Afrin bölgesindeki terör örgütü PYD/PKK üyelerince Hatay'ın Reyhanlı ilçesine yönelik roketli saldırılarda sivillerin hayatını kaybetmesinden dolayı kaygı duyduğunu belirtti.

Dışişleri Bakanlığından üst düzey bir yetkili, Afrin'den PYD/PKK teröristlerince Türkiye'de sivillere yönelik yapılan roket atışlarına ilişkin AA muhabirine konuştu.

Sivil ölümlerine ilişkin haberlerden kaygı duyduklarını belirten yetkili, "Reyhanlı'da 17 yaşında bir kızın ölümü dahil olmak üzere bütün sivil kayıplarına ilişkin kaygı duyuyoruz." ifadesini kullandı.

Yetkili, sivillere yönelik saldırıların kabul edilemeyeceğini belirterek, "Bütün taraflara kısıtlama yapmaları ve sivil ölümlerinin önüne geçmeleri çağrısını yapıyoruz." dedi

**************HUKUKSUZLUK DİLİNDE DOLAŞAN SÖZLER; *************

Erdoğan ÖSO'yu Kuvayi Milliye’ye benzetti, ‘milli yapı’ dedi
Erdoğan 'Savaşa hayır' diyen aydınları 'hain' ilan etti

MHP'liler Afrin operasyonuna destek için vergi borcu ödedi

Kemal Kılıçdaroğlu, / Operasyona destek veren Kılıçdaroğlu: Yurtta ve cihanda sulh

CHP, 'Hayır dersek HDP ile aynı çizgiye düşeriz diye korktular'

Halkevleri Genel Kurulu'nda Afrin operasyonuna tepki

***HDP'li Osman Baydemir'e Afrin soruşturması
Demirtaş’ın bir davası daha Ankara’ya nakledildi

'Savaş halk sağlığı sorunudur' diyen TTB Merkez Konseyi üyesi ...-02.02.2018

TTB

Afrin'e yönelik harekâta 'Savaş bir halk sağlığı sorunudur' diyerek karşı çıkan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi doktorların evi basıldı.

Evlerde ve hastane odalarında arama yapan polisler, 'terörle mücadele kanunu' kapsamında hekimleri gözaltına aldı. TTB üyelerine 7 günlük gözaltı süresi...

Kurdistana Bakur
http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -02.02.2018

02) -02.02.2018

Ek.Tarihi Fri Feb 02, 2018 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution