Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   PRESSEMITTEILUNG/Nordsyrien: Erdogan droht mit neuem Krieg   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Çavuşoğlu’dan ‘Dunford’un YPG açıklamasına’ yanıt: Göz yumamayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASET HABER KARIŞIK, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASİ HABERLER (10)   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Ferhat Sarıkaya diye biri
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Siyaset


Zeki Gül:Barışçıl tutuma abluka:TTB-31.01.2018
Önümde bir kamyon gidiyor, gözüm kasasından sarkan yazıda : "İdam sehpasında hapşıran bir müebbete çok yaşa demek gibiydi bazı ümitlerimiz".

Ve kulağım radyoda "Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri savaşa dair yayınladıkları kısa bildiri nedeni ile savcılık kararı ile evlerinde arama yapılarak gözaltına alınıyorlar."

Bu rastlantı beni 12 Eylül faşizminin dönemin TTB Başkanı Nusret Fişek hoca başta olmak üzere tüm Merkez Konsey üyelerini yargıladıkları sürece götürdü. Yargılanma nedenleri "ölüm cezasına, amacı yaşatmak olan bir hekim örgütü olarak karşı çıkmak"tı.

Arabayı sağa çektim. Telefonda yüzlerce mesaj. Misal WatsApp'ta bir hekim, sevgili Ferah

"Rezillik :(((

Barış deyince kırmızı görmüş boğaya dönenler ülkesi :((

Ne diyecekti ki bir hekim?

Öldürün, ölün mü?"diyordu. Belki de öyle demeliydi Türk Tabipleri Birliği (TTB), ne dersiniz? Mizahın karası karanın mizahına evladır ne de olsa! Eskiler bilir, dijital öncesi fotoğrafçılıkta filmin önce negatifi yani fotoğrafın arabı alınırdı. Buradan esinle TTB Merkez Konseyi Üyeleri'nin tümünün gözaltına alınmasına gerekçe kılınan "Biz hekimler uyarıyoruz" başlıklı savaşa dair kısa metnin 'arabını' aldım. Savaşa dair TTB açıklamasının 'arabı' adeta karşı cephenin, iktidarın sureti:

'Biz hekimler uyarıyoruz:

Barış doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

Her çatışmasızlık hali, her barış; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

Yaşatmaya ant içmemiş bir mesleğin mensupları olarak, ölümü savunmanın, savaş iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

Barışla baş etmenin yolu, adil olmayan, antidemokratik, eşitlikçi ve özgür olmayan savaşçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

Barışa hayır, savaş hemen şimdi!'

Görülmekte ki Bekir Bozdağ TTB için 'tak' dediğinde savcılık makamı 'şak' diye gözaltına almakta. Gidişat o ki yüz bini aşkın hekimin meslek odası TTB Merkez Konseyi'ne "kayyım" atamayı düşlüyorlar. Ve olası kayyımdan beklenen, TTB savaş bildirisinin arabını hayata geçirtmek. Hekim, yazar Mehmet Uhri'nin Roland Barthes'den alıntı ile WhatsApp'ta paylaştığı "Faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir (la fascisme ce n'est pas l'inderdiction de dire c'est l'obligation de dire)" hatırlatması zihin açıcı. Ve savcılık makamı adeta metnin 'arabını' tercih etmediği/söylemediği için gözaltı kararı veriyor...

2008-2010 dönemi, yani eski bir TTB-MK üyesi olarak meslek örgütümden bir beklentim var. TTB'nin eski metnin 'arabını' deklare etmesini istiyorum, aynen yukarıda kaleme aldığım üzere. Hatta gözaltına alınmalarına vesile edilen metin ile metnin arabını yan yana aynı sayfada yazıp altlarını imzaya açmalarını bekliyorum. Arzu eden istediği metne imza atsın ki biz de akla karayı ayırt edelim. Misal, şu ana kadarki tepkilerden anlaşıldığı üzere Hekimler Birliği Vakfı, Memur-Sen, Türk Kardiyoloji Derneği yönetim kurulları metnin arabına teşne. Haydi hayırlısı.

Bu arada Haldun Taner ustaya yeniden bin selam. Okumayanların onun "Ayışığında Çalışkur" öyküsünü okumalarını tavsiye ederim. Aynen "Timsah" oyununda olduğu üzere. Hatırlanacağı üzere KHK ile ihraç edilen barış akademisyenleri, Haldun Taner'in Dostoyevski'den dilimize uyarladığı "Timsah" oyununu sahneliyorlar. Şimdi de diğer öyküde sıra. Bu öyküsünde edebiyatımızda bir ilk olarak aynı öyküyü tek sayfada iki kez yazmıştı Haldun Taner usta. Yani öykünün 'arabını' da basmıştı.

Evet ahvalimiz bu. Oysa Dünya Tabipler Birliği (DTB) bu bağlamda çeşitli tutum belgeleri yayınladı bugüne değin. Misal, yakın bir zamanda, Ekim 2017'de 68. Genel Kurul toplantısında kabul edilen "Silahlı çatışmalarla ilgili Dünya Tabipler Birliği tutum belgesi"nde şöyle denmekte: "Hekimler, siyasetçilerin, hükümetlerin ve güç sahibi başka kesimlerin, silahlı çatışmaların başlatılması ya da sürdürülmesiyle ilgili kararlarında bu kararların sağlık dahil çeşitli alanlarda yol açabileceği sonuçların farkında olmaları için çalışmalıdır."

Yine aynı tutum belgesinde şöyle denmekte "Hekimler; siyasetçilerin, hükümetlerin ve yetki sahibi diğer kesimlerin; silahlı çatışmayla ilgili aldıkları kararların sonuçlarının daha fazla farkına varmalarını sağlamak için çalışmalıdır."

Peki gözaltına alınan TTB Merkez Konseyi üyeleri ne yaptı? Yaptıkları, Dünya Tabipler Birliği'nin 2017 tutum belgesinde yer alan şu kararı hayata geçirmek: "DTB savaşın her zaman en son çare olması gerektiğine inanmaktadır. Hekimler ve Ulusal Tabip Birlikleri (UTB'ler) savaşın insani açıdan yol açacağı sonuçlar konusunda hükümetleri ve devlet dışı aktörleri uyarmalıdır"

Şimdi saf tutma zamanı: Savaş ya da barış...

Bu gözaltı süreci yine/yeniden bir turnusol: Anayasa'nın fiilen varlık/yokluğu bağlamında. Ve yine bir turnusol daha önce "Anayasa'ya aykırı ama evet diyeceğiz" diyenler, hani TBMM'de milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına dair bu sözü kullananlar için.

Ve yine/yeniden bir turnusol kendilerini 'Atatürkçü' olarak tanımlayanların hâlâ "Yurtta barış, dünyada barış" isteyip istemediğine dair.

Ülke bir virajda aynen önümden akıp giden kamyon gibi. Sahi o kamyona yazılmış "İdam sehpasında hapşıran bir müebbete çok yaşa demek gibiydi bazı ümitlerimiz" sözüne ilham verenler kimler? Sanırım aynı şeyi düşündük. İlk sırada, idam cezasına, yani ölüme hayır dediği için 12 Eylül faşizminin yargıladığı Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri geldi aklıma. Aynen dün olduğu gibi bugün de savaşa ve ölüme karşı yaşamı hatırlatan, şu an gözaltına alınmış TTB Merkez Konseyi üyeleri gibi.

Yazı kaleme alındığında, son gözaltı için polisler kapısında iken telefonda şöyle dedi TTB Merkez Konsey Üyesi sevgili Dr. Şeyhmus Gökalp: "Korku mevsimi yaratmak istiyorlar. Barış mevsimi için mücadelemiz sürecek. Tüm barışseverlere selam ve sevgiler."

Hasılı, unutmayalım, unutturmayalım: Şimdi, Mehmed Uzun'un "Barış imkansız bir sevda değil, imkansızı gerçeğe dönüştürecek bir yol haritasıdır" sözünü hatırlama ve eyleme zamanı. Şimdi saf tutma zamanı: Savaş ya da barış...
Sağlıcakla kalın.
Evrensel

.

Fatih Polat: TTB'ye borçluyuz-31.01.2018

Bir gazeteci olarak söyleşi için birinin karşısına oturduğunuzda öncelikle okunur yanıtlar almaya çalışırsınız. Tarihten ve coğrafyadan kopuk genellemeler kadar, hem söyleşiyi yapanı sıkan hem de okuru bayıltan bir şey yoktur.

2015 yılının Nisan ayı. Gündemde rektörlük seçimleri var. YÖK’ün üniversitelerin iradesini hiçe sayarak, rektörlük seçimlerinde çıkan sonuçların aksine bir sıralama ile rektör adayı listelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletmesi tartışılıyor. En çok tartışılanların başında ise, İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimleri geliyor.

1202 oyla, 2012 yılındaki rektörlük seçimlerinde aldığı oyu ikiye katlayarak en yüksek oyu alan, kendisinden sonra gelen adaya da 300 fark atan Prof. Dr. Raşit Tükel, YÖK tarafından ikinci sıraya konularak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderilmişti. Bilindiği gibi, Erdoğan da Tükel’i değil, üniversitede seçimi kaybetmiş olan kendi düşüncesine uygun adayı atadı.

Rektörlük seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanının kendisine gönderilen listelerden kimleri atayacağının tartışıldığı günlerde Prof. Dr. Raşit Tükel’in söyleşi için kapısını çalmıştım.

Bu görüşmeden Evrensel’de, 15-16 Nisan 2015 tarihlerinde yayınlanan, tek güne indirmeye kıyamadığım ve aynı zamanda beceremediğim iki günlük bir söyleşi çıkmıştı. O söyleşiye şöyle bir giriş yapmışım: “Bu söyleşi için, Türkiye’nin en köklü tarihe sahip üniversitesi olan İstanbul Üniversitesinin seçilmiş ancak atanmamış rektörü olan Prof. Dr. Raşit Tükel’in karşısına oturduğumda doğrusu daha yukarıdan ve genel söylemlerle karşılaşabileceğimi düşünüyordum. Yani Raşit Hoca, AKP’nin piyasacı ve muhafazakar rektör tipolojisi karşısında, iki dönem aday olan bir isim olarak önce uzun bir kuramsal çerçeve çizecekti. Ama hiç de öyle olmadı. Karşımda, üniversitenin tüm bölümlerinin ve bileşenlerinin sorunlarına haiz biri vardı. Kendi iddialarını ve üniversiteye dair hedeflerini, üniversitenin toplam sorunlarının içinde gezinerek anlatıyordu. Bu sohbet boyunca adeta onunla birlikte üniversiteyi karış karış dolaştığımı hissettim. Bu anlamlı gezintiyi hakkıyla yansıtabilme kaygısı iki gün sürecek bir söyleşiyi ortaya çıkardı.”

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel dün sabah evi basılarak gözaltına alındı. Aynı saatlerde TTB Merkez Konseyi üyelerinin de evlerine baskın yapıldığı ve gözaltına alındıkları haberi geldi. Nedeni biliniyor. TTB, Afrin harekatı sürecinde barış çağrısı içeren bir açıklama yaptığı için Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “terör seviciler” ifadesiyle hedef gösterilmişti.

TTB ve TMMOB epey bir zamandır, ülkeyi ilgilendiren çeşitli gelişmelere dair, kendi alanlarıyla bağını da kurarak açık demokratik tutumlar aldıkları için iktidarın hedefinde. Bu kurumların yönetimini ele geçiremediği için yıpratma yolunu seçen siyasi iktidarın bu yaklaşımıyla da uyumlu olarak iktidar basını bu demokratik kurumları sıkça hedef alıyor.

Dünyada TTB kadar baskı gören başka bir hekim örgütü var mı bilemiyoruz.

TTB açısından bu durum yeni de değil. Adli Tıp alanında örnek bir hekim olan ve toplumsal gelişmelere dair duyarlılığıyla hep gurur duyduğumuz yazarımız Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TTB’nin tarihi boyunca karşılaştığı baskıları dün Twitter hesabından paylaştı.

Fincancı’nın paylaştığı küpürlerden biri, Cumhuriyet gazetesinde 8 Aralık 1985 tarihinde “Türk Tabipler Birliği siyaset yapmakla suçlanıyor” üst başlığı ve “Ölüm cezasına karşı çıkan doktorlar yargılanıyor” başlığıyla yayınlanan haber.

Fincancı, TTB’nin savaşa karşı barışı, yani yaşamı savunduğunu gösteren küpürler de paylaştı. Bunlardan biri, 17 Ocak 1991 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde ‘Ölçer: Savaş istemiyoruz’ başlığı ile yayınlanmış olan haber. Türk Tabipler Birliği Başkanı Selim Ölçer’in, savaşın bir felaket olduğunu belirterek, “Kesinlikle savaş olmasını istemiyoruz. Türkiye böyle bir felakete sürüklenmemelidir” dediği belirtiliyor haberde.

Yani TTB savaşa karşı çıkarken, AKP henüz bir fikir bile değildi. Erdoğan henüz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bile seçilmemişti.

Tarihi, insanların yaşam hakkını ve barışı savunmakla yazılmış TTB gibi bir hekim örgütüne sahip olduğumuz için ne kadar övünsek az.

Ama bugün sadece övünmek yetmez. Hepimizin yaşam hakkını savunan ve bunun riskini alan, bedelini ödeyen TTB’yi savunmak, yaşam hakkından, barıştan yana olan herkesin, hepimizin sorumluluğudur. Bu hepimizin TTB’ye karşı borcudur.

Evrensel

Ek.Tarihi Wed Jan 31, 2018 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Siyaset:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution