Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   İbrahim Güçlü:Piştî Hilbijartina Meclîsa Federal Qonexeke Nû Li Iraqê û Kurdista   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Hikmet SERBİLİND:DİKTARTÖRLÜĞÜN YIKILMASI İÇİN TEK ALTENATİF KÜRT İTTİFAKINI DES   Barış ve Demokrasi Tutkunu Bir Kürt Lider: Dr. Kasımlo   ERDĞAN MAHKUM EDIİLDİ   Dr.Yekta Uzunoglu:Zilxana Keça Nemrûd   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Barış ve Demokrasi Tutkunu Bir Kürt Lider: Dr. Kasımlo   Ümit Fırat:Kürtler, HDP’nin Kürt partisi olmadığına inanmalı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01)KÜRDİSTAN/Afrin.DSG: Erdoğan savaşı yaymayı denerse uygun karşılığı alır-28.01.2018
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) sözcüsü Redur Helil “Eğer Erdoğan savaşı yaymayı denerse bunun uygun karşılığını alır” dedi.

Reuters’e konuşan Helil, “Eğer Erdoğan savaşı yaymayı denerse bunun uygun karşılığını alır” derken, harekatın başlangıcından bu yana 66 sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.

Türkiye’yi ‘savaş suçu işlemek’le suçlayan Helil, IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun, harekatı sınırlandırması için Türkiye üzerinde baskı uygulamaya çalıştığından emin olduğunu kaydetti.

Cockburn: Türkiye, ABD ile savaşı göze alarak Afrin'e saldırdı-28.01.2018

İngiliz basınının önde gelen Ortadoğu uzmanlarından Patrick Cockburn,Afrin harekâtını ele aldığı son makalesinde Amerikan yönetimini eleştirdi.

ABD’nin Rojava’da sınır gücü kurma kararının fiili bir Kürt devleti kurmak anlamına geldiğini yazan Cockburn, “Türkiye’nin harekâtı, Suriye’nin kuzeyinde Amerikan korumasında bir devlete izin vermeyeceğini ve bunun olmasındansa savaşmayı tercih edeceğini gösteriyor” diye yazdı.

Cockburn şu yorumu yaptı, “Bir Kürt-Türk savaşı çetin olacak. Abartılmış bir İran tehdidine dair takıntısı -ki bu konuda yapabileceği pek bir şey yok-, ABD’nin arabuluculuk yapıp durumu yatıştırmasını zorlaştırıyor. Trump ve kaotik yönetimi şu ana dek gerçek bir Ortadoğu krizini ele almak durumunda kalmamıştı ve geçen hafta yaşananlar, bunu beceremeyeceklerini gösteriyor.”

Cockburn’ün The Independent gazetesinde yayımlanan makalesi özetle şöyle:

“ABD’nin yeni bir dış politikasının bu kadar hızla alev alarak çökmesi ve amaçlanan sonuçlarının tam aksine böylesine çarpıcı bir biçimde yol açması nadir görülen bir durumdur.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Amerikan askerlerinin IŞİD’in yenilgisi sonrası Suriye’de kalacağını beklenmedik biçimde açıklamasının üzerinden sadece 10 gün geçti. Hedefleri epey kapsamlıydı: Ülkeye istikrar getirilmesi, Beşar Esad’dan kurtulmak, İran nüfuzunu azaltmak, IŞİD’in canlanmasını engellemek ve yedi yıldır süren iç savaşa son vermek. Tillerson, bu yeni adımın Suriye’de ve çevresindeki çok sayıdaki aktörü rahatsız edeceğinin kesin görünmesiyle de, bu durumun ABD’nin Suriye’de sadece IŞİD’le savaştığı ve başka amaçları olmadığı yönündeki geçmiş vaatlerine epey aykırı olmasıyla da ilgilenmiyor gibiydi.

Esasında ABD, Suriye bataklığından uzak durmaya dayalı eski politikasını tersine çeviriyor ve tarihin en karmaşık iç savaşlarından birine gamsızca dalıyordu.

AFRİN BUGÜNE DEK SAVAŞTAN ZARAR GÖRMEMİŞTİ

Bu yeni radikal gelişmenin ilk işareti, ABD’nin, açıkça söylenmese de büyük çoğunluğu Kürtlerden oluşacak yeni bir sınır gücünü eğiteceğinin ilan edilmesiydi. Türkiye bu durumu öfkeyle kınarken, Tillerson da yalanlıyor gibi görünüyordu. Fakat Tillerson’ın 17 Ocak’ta yeni müdahaleci Amerikan politikasını anlattığı konuşması da en az bu kadar çarpıcıydı ve Türk tanklarının beş gün sonra Suriye sınırını geçerek Kürtlerin yönetimindeki Afrin’e ilerlemesinin sebebi de buydu.

Verimli, yoğun nüfuslu bir cep olan Afrin, Suriye’nin savaşla yıkıma uğramamış nadir bölgelerinden biri. Fakat Türk uçakları ve havan topları kenti ve çevresindeki 350 köyü vururken, bu durum hızla değişiyor. YPG sert karşılık veriyor ama krize diplomatik bir çözüm bulunmazsa, Afrin tuğla yığınlarına dönüşmüş sokaklarla, Suriye’nin geri kalanı gibi görünecek.

ABD-TÜRKİYE ÇATIŞMASI İRAN’IN ÇIKARINA

Son beş günde yaşanan savaş, ABD’nin yeni müdahaleci politikasının Suriye’nin kuzeyine istikrar getireceği yönündeki tehlikeli fantezisini açığa çıkardı. Bu politika, Esad ve İran’ı zayıflatmak yerine onların işine yarayacak, Kürtlere de ABD’den başka bir korumacıya ciddi biçimde ihtiyaç duyduklarını gösterecek. Kürtler şu an Suriye ordusunun, ülkenin ayrılmaz bir parçası olduğu için Afrin’e gelip onu Türklere karşı savunmasını istiyor. Türkiye ile ABD arasındaki bir askeri çatışma Tahran ve Şam’ın gayet de çıkarına olur. ABD’nin bütün kötülüklerin anası ilan ettiği İranlılar, kendilerinin parmaklarını oynatmasına bile gerek kalmadan ABD’nin başının Suriye’de büyük belaya girdiğini görmekten memnun olacaktır.

İTTİFAK KOBANE’DE BAŞLADI

Bununla birlikte, geçen hafta yeni bir Kürt-Türk savaşının patlak vereceği gayet öngörülebilirdi. ABD Suriye’de askeri varlık göstermeye 2014’te, Kürt kenti Kobane’nin IŞİD tarafından alınmasını engellemek için başladı. Kuşatmaya yönelik Amerikan müdahalesi başarılıydı ve Amerikan hava kuvvetleri ile YPG’nin kara gücünün IŞİD’i yenilgiye uğratacak ittifakının başlangıcıydı.

Bu gelişme, güney sınırında ABD destekli fiili bir Kürt devletinin genişlemesiyle tehdit altında hisseden Türkiye için derinden endişe vericiydi. Daha da kötüsü, Türkiye’nin bakış açısına göre, Kürtlerin ‘Rojava’ diye andığı bu yeni yapı Türkiye’ye karşı 30 yıldır bir Kürt isyanı yürüten PKK’nin Suriye kolu tarafından kontrol ediliyordu.

SON AÇIKLAMA SURİYE’DE KÜRT DEVLETİ ANLAMINA GELİYOR

ABD Türklere, YPG’yle ittifakının sadece askeri, taktiksel ve IŞİD hedefli olduğunu temin ediyordu. Fakat Kürtlerin kontrol ettiği Suriye topraklarında 2 bin Amerikan askeri kalacaksa, bu durum bölgedeki askeri dengeyi değiştirir. Zira arkalarında, Amerikan hava kuvvetlerinin devasa desteği olacak. Bu da ABD’nin askeri gücünü kullanarak, Suriye’nin kuzeyi ve doğusunda fiilen bağımsız bir Kürt devletini garanti etmesi anlamına gelecek. Kürtlerin Suriye ve başka yerlerde maruz bırakıldığı baskı ve şiddet düşünüldüğünde, kendi ulusal kaderini tayin noktasına yakın bir otonomiye sahip olmaya her türlü hakkı var. Fakat bunu ne Türkiye, ne Suriye hükümeti kabul edecektir.

OBAMA’NIN POLİTİKASI GÖRÜNDÜĞÜNDEN GÜÇLÜYDÜ

Başkan Trump bugüne dek, Başkan Obama’nın Irak ve Suriye stratejisinde pek az değişiklik yapmıştı. Obama’nın stratejisi göründüğünden daha güçlüydü. Fakat aynı zamanda temkinliydi çünkü Obama, bu tür maceralarda nelerin ters gidebileceğini gayet iyi anlıyordu. Kendine haddinden fazla güvenmemek veya bölgesel güçler tarafından manipüle edilmemek konusunda dikkatliydi.

Trump yönetiminin Irak ve Suriye’de hazırladığı IŞİD sonrası politika geçmiştekinden daha kapsamlı hedeflere sahip fakat bunlara nasıl ulaşılacağı konusunda yüzeysel. Tillerson’ın konuşmasında, geçmişte Ortadoğu’da yaşanan Amerikan facialarındaki kötü hüsnü kuruntu kokusunun aynısı var.

BEYRUT VE BAĞDAT ÖRNEKLERİ

O meşum örnekler arasında, ABD’nin gücünün ve kararlılığının bir simgesi olarak Beyrut’ta sınırlı bir askeri varlık bulundurduğu 1983’te, Lübnan’da yaşananlar var. Bir simge de hedef olabilir ve o yıl 23 Ekim’de patlayıcı yüklü bir kamyon Beyrut Havalimanı yakınlarındaki kışlaya girerek infilak etti; 241 Amerikan askeri öldü.

Aşırı özgüven ve üstünlüğe dayalı, kendi kendine zarar veren türden benzer bir kibir, Amerikalılar 2003’te Bağdat’ı işgal ederken de vardı. Amerikalı generaller eski rejimin kalıntılarıyla savaştıklarına inanıyordu fakat kısa süre içinde kitlesel bir isyanla karşılaşıp sadece birbiriyle bağlantısı olmayan toprakları kontrol ediyordu.

YPG DİRENSE DE TÜRKİYE İZİN VERMEYECEK

ABD Esad’dan kurtulmak ve İran’ı bölgede zayıflatmak istiyor olabilir ama artık çok geç. Irak ve Suriye’de İran yanlısı hükümetler iktidarda ve Hizbullah Lübnan’daki en etkili güç. Bu durum yakın zamanda değişmeyecek ve eğer Amerikalılar düşük yoğunluklu bir savaşı sürdürerek Esad’ı zayıflatmak istiyorsa, bu durum onu İran’a daha da bağımlı hale getirecektir.

Türkiye’nin harekâtı, Suriye’nin kuzeyinde Amerikan korumasında bir devlete izin vermeyeceğini ve bunun olmasındansa savaşmayı tercih edeceğini gösteriyor. Fakat YPG’nin de motivasyonu yüksek, iyi silahlanmış durumda, askeri deneyimi var. Sonuç olarak daha üstün bir güce karşı koyamasalar veya Türkiye ve Suriye hükümetleri onları ezmek için birlikte hareket etse bile, çetin bir savaş vereceklerdir.

TRUMP BECEREMEYECEK

ABD’nin Suriye’de kalıp Esad ve İran’ı hedef alacağını söyleyerek ortalığı karıştırması açısından kötü bir zamanlamaydı. Suriye’nin kuzeyindeki bir Kürt-Türk savaşı çetin olacak. Abartılmış bir İran tehdidine dair takıntısı -ki bu konuda yapabileceği pek bir şey yok-, ABD’nin arabuluculuk yapıp durumu yatıştırmasını zorlaştırıyor. Trump ve kaotik yönetimi şu ana dek gerçek bir Ortadoğu krizini ele almak durumunda kalmamıştı ve geçen hafta yaşananlar, bunu beceremeyeceklerini gösteriyor.”
Nerina Azad

02) Efrin'e müdahale, Suriye'de federasyonu netleştirebilir - Çetin Gürer -28.01.2018

Rusya ve ABD'nin Efrin saldırısına onay verdiği oldukça belli. Türkiye'nin saldırısı karşısında Kürtleri yalnız bırakmayı tercih ettikleri de açık ortada.

Türkiye'nin Efrin saldırısında 1 hafta geride kaldı. Aktörlerin amaçları, hedefleri, niyetleri de belirmeye başladı. Her ne kadar perde arkasında dönen gerçek pazarlıkları hiçbir zaman doğrudan öğrenemeyecek olsak da bir takım işaretler mevcut.

Rusya ve ABD'nin bu saldırıya neden izin verdiği, amaçlarının ne olduğu, Kürtlerin neden yalnız bırakıldığı, Türkiye'nin hangi tavizleri verdiği, asıl amacının ne olduğu ve en nihayetinde Efrin savaşı nasıl bitecek ve bu sonucun Suriye'deki genel gidişatı nasıl belirleyeceği gibi sorulara cevaplar aranıyor.

Rusya ve ABD'nin Efrin saldırısına onay verdiği oldukça belli. Türkiye'nin saldırısı karşısında Kürtleri yalnız bırakmayı tercih ettikleri de açık ortada. Ancak Rusya ve ABD, öyle uzun süreli bir onay vermiş gibi görünmüyor. Her ne kadar Erdoğan, "amaçlarıma ulaşıncaya kadar devam ederim" havasında olsa da, hemen her gün Washington'dan gelen "itidal" ve "uzatmayın" mesajları, ABD'nin bu savaşa öyle Erdoğan'ın beklediği gibi süresiz göz yumacağını göstermiyor. Belki de Türkiye'ye tanınan bu kısa süre, Soçi Görüşmelerinin yapılacağı tarihe kadar.

Rusya, Türkiye ve İran, Soçi'de kurulacak çözüm masası konusunda anlaşalı epey zaman oldu, fakat PYD/YPG-Türkiye ihtilafı nedeniyle bu masa bir türlü kurulamadı. Daha doğrusu Türkiye'nin Kürt karşıtlığı nedeniyle bu masa kurulamıyor. Şu anda belirlenen tarih 29-30 Ocak 2018. Fakat Efrin saldırısı nedeniyle ya bu toplantı göstermelik bir biçimde sadece devletlerin buluşması şeklinde geçecek ya da ileri bir tarihe daha ertelenecek. Bu süreye kadar da Türkiye'ye Efrin için zaman verilecek.

Rusya cephesi, Soçi hazırlıklarını sürdürdüğünü ilan etse de, PYD cephesi Tev-Dem aracılığıyla Soçi'ye davet edilseler bile katılmayabileceklerini kamuoyu ile paylaştı. Açıklama, Rusya'nın Efrin tavrına dönük bir tepki içeriyor olmasının yanı sıra Soçi'ye katılma konusunda kesin bir kararın henüz alınmamış olduğunu da barındırıyor.

Fakat öyle görünüyor ki Soçi Toplantısı, Efrin saldırı kararının arkasında yatan önemli nedenlerden biri. Çünkü uluslararası güçlerin bu toplantıya biçtikleri anlam, federal bir Suriye haritasının görüşmelerini başlatmak. Yani Suriye'nin bundan sonraki siyasal geleceğini belirleyecek önemde bir toplantı. Öyle ki Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de bu toplantının önemini "biz önemli, ilkesel ve eşsiz bir etkinlik olan Soçi'deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi üzerinde çalışıyoruz ve bizce tüm güçler buna odaklanmalı" biçiminde ifade etti.

PYD olmadan bu toplantının bir anlamı olmayacağına göre ve Türkiye'nin Kürt karşıtlığı ortadayken beliren en önemli soru, PYD'nin de bu toplantılara katılması için Türkiye nasıl ikna edilir? Cevap, PYD ve Türkiye/ÖSO savaştırılarak. Hem de kontrollü, süresi ve yeri belirlenmiş bir savaş ile. Bunun için en "uygun" savaş bölgesi ise ne yazık ki uzun süredir Rojava ile birleşmeden Türkiye sınırında yalnız başına yıllardır bekleyen Efrin'den başka bir yer değil. PYD savaşı kaybederse zayıflamış bir biçimde masaya oturacak; Türkiye kaybederse gücü ve etkisini yitiren bir aktöre dönüşüp gelişmeleri izlemekten, kabul etmekten başka bir şansı kalmayacak. Ali Sirmen Cumhuriyet'teki köşesinde, Rusya'nın bir oldubitti ile Türkiye'ye boyun eğdirdiğini ve Soçi'deki masada Kürtleri kabul etmek zorunda bıraktığını belirtiyor. Her iki durumda da kazançlı çıkan başta Rusya olmak üzere uluslararası güçler.

Uluslararası güçlerin bu perde arkası planlarının bir diğer boyutu ise Rojava'nın doğal sınırlarını Fırat'ın Doğusundan başlayacak biçimde anlaşmış olma ihtimalleri. Üç parçalı federal Suriye'de Rojava'nın sınırlarını Fıratın doğusuna çekmek konusunda Rusya, ABD ve Türkiye anlaşıp ortak hareket ederek PYD'ye karşı tetikçilik görevini ise Kürt düşmanlığı ile bilinen Erdoğan ve Türkiye eliyle yürütmek. Böyle bir antlaşmaya ve göreve Türkiye kesinlikle hayır demez. Erdoğan ve savaş sözcülerinden yapılan açıklamalar da bunu zaten gösteriyor. Efrin'e saldırının amacı, 30km içeride güvenlik bölgesi oluşturmak, bu sayede YPG'nin çekilmesiyle Efrin'i en sonunda Esad rejimine teslim etmek olasılıklardan biri. HaberTürk yazarı Muharrem Sarıkaya'ya göre Rusya da aylardır böyle bir plan üzerinde çalışıyor ve Efrin'i Esad güçlerine teslim etmeyi istiyor. Bu doğrultuda Rusya, PYD'ye "Afrin'i rejime teslim ederseniz rejim sizi korur" teklifinde bulunuyor ve fakat PYD bunu kabul etmiyor. Ve dolayısıyla saldırıya onay veriyor.

Kürtlerin cephesinden Amerika ve Rusya'ya dönük "Kürtleri yalnız bıraktınız" eleştirileri bu noktada oldukça yerinde. Ama burada çok açık ki, PYD/YPG'yi karşısına alan üçlü bir ittifak söz konusu. Ve asıl amaç, bu savaşla birlikte Suriye'nin olası federal bölge sınırlarının fiili son şeklini verebilmek. Rusya ve ABD'nin burada PYD/YPG'ye karşı uyguladığı yalnız bırakma stratejisi, tamamen PYD'yi tercih yapmaya zorlamak: Küçük olandan vazgeçip daha büyük olanı seçmesi ve bununla yetinmesi. PYD/YPG'nin böyle bir tercihe zorlandığı kesin fakat bunu kabul edip etmeyeceği, Kürtlerin sergileyeceği askeri ve demokratik direnişle belli olacak. Direnişin asli unsurları bu rolü, sadece "demokratik güçlere" havale ederse, bu tayin edici bir etki yaratmayacaktır. Kaldı ki Türkiye'de 10 Ekim Ankara katliamı ile demokratik güçler geriye çekilmiş ve etkisini yitirmiştir. Avrupa'daki diasporanın gücü ise barışçıl sokak gösterileri ile sınırlı. Şimdiye kadar bu sınırlılık içinde yapılabilecekler zaten yapılıyor. Bir takım sonuçlar da alınıyor.

Üçlü ittifakın bu planı her ne kadar şu anda işliyor gibi görünse de burada devreye giren süre ve direniş faktörü, bu planı revize etmeye yol açacak. Bu direnişin başarılı olması durumunda, tüm kartlar yeniden karılmayı gerektirecek. Türkiye'nin psikolojik savaş medyasında çıkan haberleri bir kenara bırakıp biraz daha olgusal haber kaynaklarına ve yorumculara baktığımızda YPG savaşçılarının şimdiye kadar sergilediği direniş, TSK/ÖSO güçlerini oldukça zorlamış görünüyor. TSK/ÖSO güçlerinin giriş yaptığı yerlerden Efrin şehir merkezine en uzak mesafe 30km (Şenkal) ve en yakın mesafe 15km (Basraya) olmasına rağmen, bir haftalık süre zarfında anlamlı bir ilerleme kaydedildiği bile söylenemez. Ancak hinterland bağlantısı olmadan ve hava sahası askeri uçuşlara kapatılmadan Efrin'deki direniş de doğal olarak uzun soluklu olamaz.

Özellikle ABD'den yapılan açıklamalar, ABD'nin beklentisinin Kürt direnişinin kazanmaması ve uzun soluklu olmaması yönünde olduğunu gösteriyor. Bir yandan Türkiye'ye "aman ha dikkat vur dedik katliam yap demedik" babında mesajlar verilirken diğer taraftan ise PYD/YPG'ye de "siz de bu işin daha fazla uzamasına ve fazla can kaybına yol açmasına sebep olacak bir direniş sergilemeyin" mesajı veriliyor.

Öyle ki Pentagon sözcüsü Binbaşı Galloway'in söylediği iddia edilen şu açıklama (gerçi bu açıklamanın böyle olup olmadığı hala tartışmalı) bunu dillendiren bir ifade: "Diyelim ki buralarda bir yerlerdeki bir YPG birliği artık IŞID ile mücadele etmeyeceğiz, Efrin'deki kardeşlerimizi desteklemeye gideceğiz derse artık o zaman o gruplarla ilişkimiz kesilir (ya da PYD artık ortağımız olmaz!)". Galloway, bu açıklamayı Kamışlı üzerinden bir YPG konvoyunun Efrin'e doğru yola çıktığı haberleri üzerine yapıyor ve Efrin'e gidecek olan gruplara gitmeyin bırakın kardeşlerinizin bir kısmı ölsün ve savaşın süresini uzatacak adım atmaktan kaçının diyor adeta. Savaşın başından itibaren akla gelen en önemli sorulardan biri, PYD/YPG güçlerinin Kobane tarafından neden Azez bölgesine doğru bir hamle başlatmadığı ya da ne zaman başlatacağı? Galloway'in bu açıklaması, bu soru için de yeterli bir cevap veriyor. Yine ABD Dışişleri Bakanı Rix Tillerson'un yaptığı şu açıklama da bu minavelde anlam kazanıyor: "Askeri başarılar siyasi geçiş sürecinin başarısının garantisi değil". Yani, siyasi geçişte askeri başarılar tayin edici olmayacak, biz kendi siyasi planımızı uygulamaya devam edeceğiz diyor. Burada ABD ve Rusya'nın hangi konuda, nasıl ve neden uzlaştığı sorusu önem kazanıyor. Ya da Türkiye "bana son bir şans verin başaramazsam istediğinizi yapacağım" mı dedi?

Türkiye'nin Efrin saldırısı Suriye'nin federal sınırlarını netleştirecek bir "son savaş" olabilir. Ya da tam tersi. Daha da çözümsüz hale gelmiş bir Suriye savaşında bu kez Kürtler ve Türkler doğrudan çatışarak, Türkiye sınırlarının da yeniden belirleneceği bir sonuç da olabilir. Efrin'in kontrolü Türkiye'nin eline geçerse, Türkiye kendi topraklarındaki Suriye'li nüfusu da buraya yerleştirip bir nüfus değişikliği yapmayı da hedefliyor. Güvenli bölge isteğinin amaçlarından biri de bu. Burası aynı zamanda, Suriye savaşındaki cihatçı artıkların yerleştirileceği bir bölge olarak da görülüyor.
Arti Gercek

03) 'Azez'de, Cerablus'ta, Mare'de kaymakamımız var' -28.01.2018

Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Ben İçişleri Bakanı olarak söylüyorum, Azez'de, Cerablus'ta, Mare'de bugün kaymakamımız var, emniyet müdürümüz var, jandarma komutanımız var" dedi.

Denizli'de AK Parti'nin Merkezefendi İlçe Kongresi'ne katılan Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Efrin'e yönelik başlatılan operasyon ilgili açıklamalarda bulundu.

Bakan Soylu, dünyanın en meşru harekatını yaptıklarını belirterek, "Ben İçişleri Bakanı olarak söylüyorum, Azez'de, Cerablus'ta, Mare'de bugün kaymakamımız var, emniyet müdürümüz var, jandarma komutanımız var" dedi.

Soylu konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün evlatlarımız büyük mücadele veriyorlar, inşallah oralar sulha kavuşacak. 3,5 milyon misafirimiz de kendi topraklarıyla huzur içerisinde buluşacaklardır. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur, hiçbir tarihte de olmamıştır. Suriye'de 2 bin kilometrelik sınırda huzur oluşturduk. 3.5 milyon Suriyeli bugün Türkiye'dedir ve biz millet olarak misafirlerimizi başımızın üstüne taç ettik. Cerablus'ta, Mare'de, Azez'de, El-Bab'da, 2 bin kilometrelik sınırda oluşturduğumuz huzur ile biz büyük bir milletiz. Biz onlara benzemeyiz. Ben İçişleri Bakanı olarak söylüyorum. Azez'de, Cerablus'ta, Mare'de bugün kaymakamımız var, emniyet müdürümüz var, bugün jandarma komutanımız var ve orada tesis ettiğimiz huzur ile birlikte orada yüz bine yakın insanın tekrar kendi toprakları ile buluşmalarını, o çocukların annelerinin, babalarının, dedelerinin hatıraları ile buluşmasını sağlayan biziz. Biz büyük bir milletiz."

'Dünyanın en meşru harekatı'

Soylu, "Bugün dünyanın en meşru harekatını gerçekleştiriyoruz. 3,5 milyon insan bizim ülkemizde. İfade etmek istiyorum ki, her birisi seslerini kestiler. Bugün Amerika orada terör örgütüne sahip çıkıyor. PYD'ye, PKK'ya sahip çıkıyor, 5 bin TIR silah gönderiyor, yüzlerce kargo uçağıyla birlikte orada o bölgenin kaos içerisine girmesine zemin hazırlıyor" dedi.

04) Koalisyon sözcüsünden Menbic açıklaması: DSG'yi destekleyeceğimizi Türkiye'ye açıkça ilettik -28.01.2018
Rûdaw'ın canlı yayınına katılan Ryan Dillon, önemli değerlendirmelerde bulundu.

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyon sözcüsü Ryan Dillon, Koalisyon güçlerinin Menbic'de kalacağını vurgulayarak, “Demokratik Suriye Güçleri'ni (DSG) desteklemeyi sürdüreceğimizi açık bir şekilde Türkiye'ye ilettik” dedi.

Ryan Dillon, DSG'ye yapılan yardımlara ilişkin bir soruya, “IŞİD'e karşı DSG'yi desteklemeyi sürdürüyoruz. Daha önce dile getirdiğimiz gibi şimdi de yineliyoruz; IŞİD'e karşı mücadelede ihtiyaç olan silah ve aletleri sağlıyoruz. Bunu açık bir şekilde Türkiye'ye ilettik” yanıtını verdi.

Türkiye'nin Menbic'e operasyon düzenleyeceği yönündeki uyarılara ilişkin yöneltilen “Türkiye operasyon düzenlerse çekilecek misiniz?” sorusuna, “Henüz gerçekleşmeyen bir konu hakkında konuşamam” yanıtını verdi. Dillon sözlerine şunları ekledi:

"Koalisyon güçlerinin Menbic'de kalacaktır. Türkiye, koalisyon güçlerinin neden bu kentte olduğunu çok iyi biliyor. Menbic, Fırat Nehri'nin berisinde bulunuyor ve DSG'nin denetimi alında. Bu yüzden, aksi yönde talimat alana kadar orada faaliyet göstermeye devam edeceğiz.”

Koalisyon sözcüsü, Irak'ın Enbar vilayetine bağlı Bağdadi kasabasında dün gece düzenlenen hava saldırısında Heşdi Şabi'nin hedef alındığı yönündeki habere ilişkin olarak, “Irak Savaş Basın ve Enformasyon Merkezi dün gece Enbar vilayetinde düzenlenen askeri operasyon hakkında bilgilendirdi. Operasyon IŞİD'e karşıydı. Biz de daha sonra operasyona katıldık” diye konuştu.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın dün gece ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymon McMaster ile görüşmüştü.

AA’nın görüşmeye ilişkin geçtiği haberde, “PYD/YPG'ye silah verilmeyeceği hususunun teyit edildiği görüşmede, Türkiye'nin meşru güvenlik kaygılarının dikkate alınmak zorunda olduğu vurgulandı” denilmişti.

Kaynağı açıklanmayan haberde ayrıca şu ifadelere yer verilmişti:

“Yanlış anlamaları önlemek için yakın koordinasyon içinde olunması konusunda mutabık kalınan görüşmede, iki NATO müttefiki olan Türkiye ve ABD ilişkilerinin karşılıklı çıkar ve saygı temelinde her düzeyde geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi.”

05) Goran, Komele ve Yekgirtû: KDP ve YNK seçimlerin yapılmasını istemiyor-28.01.2018

Kürdistan Bölgesi siyasi partileri Goran, Komele ve Yekgirtû, KDP ve YNK’nin Başûr halkına yanlış siyasetleri ile derin kırılmalar yaşattığını bu yüzden de oy kaybetmek korkusu ile parlamento seçimlerinin yapılmasını istemediklerini belitti.

Kürdistan Bölgesi’nde yasal olarak görev süresi tamamlanan hükümetin değişmesi için 3 ay önce parlamento seçimlerinin yapılması gerekiyordu. Ancak şu ana kadar seçimin yapılmamasının yanı sıra ne zaman yapılacağı da henüz netleşmiş bir konu değil.

Kürdistan İslami Topluluk (Komela Îslamî) Seçim Birimi Üyesi Kemal Îsmaîl, Kürdistan İslami Birlik Partisi (Yekgirtûya Îslamî) Seçim Politbürosu Üyesi Hêmin Eskender ve Goran (Değişim) Hareketi Seçim Birimi Üyesi Karzan Gerdî, ertelendiği için tartışma konusu olan parlamento seçimlerine ilişkin RojNews’e konuştu.

Komela Îslamî’den Kemal Îsmaîl, “Geçtiğimiz seneler içerisinde Kürdistan Bölgesi iktidarında olan YNK ve KDP, bölgeyi kötü yönetti. Bu iktidar, halkımıza kriz ve kaoslar yaşattı. Bunun yanı sıra da bölgeyi yenilgiye mahkûm ettiler. Bu yüzden de seçimlerde oy kaybetmekten korkuyorlar. Bölge hükümetinin egemenliklerinden çıkmasını istemedikleri için de başkanlık ve parlamento seçimlerinin tarihini netleştirmiyorlar” şeklinde konuştu.

Kemal Îsmaîl, konuşmasının devamında, “Bu iki parti kendi aralarında anlaşarak seçimleri yapmıyorlar. Bu anlaşmalarının yanı sıra iki farklı fikirleri de var. Birisi, Irak parlamento seçimlerinin yapılmasını beklemek istiyor. Diğeri de Bağdat’tan önce seçim yapmak istiyor” dedi.

06) Elon Musk bu kez alevli silah satışına başladı -28.01.2018

Elon Musk ilk olarak Instagram'da paylaştığı görüntüde yeni alev silahını dünyayla paylaştı.

Günümüzün en büyük problemlerinden trafiğe de el atan Musk, geçtiğimiz yıl kurduğu The Boring Company isimli şirketi ile bu alanda çalışmalar yürütürken, diğer yandan tuhaf bir şekilde şapka satışı gerçekleştiriyordu.

Mars'a yolculuk için çalışan bir CEO'nun şapka satması dışında her şey normal görünürken, Elon Musk'ın 50 bin şapka satılması halinde alev silahı satışına başlanacağına dair söz vermesi ortalığı karıştırmıştı. Büyük bir kitlenin bir şaka olduğunu düşündüğü bu söz gerçeğe dönüştü. Sosyal medya hesaplarında yaptığı duyuru ile herkesi şaşırtan Musk, The Boring Company Flamethrower isimli alev silahı için ön siparişlerin başladığını duyurdu.

500 dolar fiyat etiketine sahip olan ürün ile birlikte 30 dolar karşılığında yangın söndürücü satın alınabiliyor. Herhangi bir resim yer almadığı için satışa sunulan yangın söndürücünün standart bir ürün olduğu düşünülüyor.

En büyük merak konusu ise bu ürünün nasıl bir ilgi göreceği. Zira, güvenlik önlemleri alınmış ve eğlence amaçlı geliştirilmiş bir ürün olsa da, alev silahi birçok kullanıcıyı tedirgin eden tehlikeli bir ürün.

07) Erdoğan Afrin'deki ilk hedefi açıkladı: Burseya Tepesi -28.01.2018

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Efrin’deki harekatın İdlib’te süreceğini söyleyerek “Komutan’la konuştum. Burseya tepesi bugün TSK ve ÖSO kontrolüne geçecek” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Çorum İl Kongresi öncesi salon önünde toplanan kalabalığa hitap etti. Ayrıca il kongresinde konuşan Erdoğan özetle şunları söyledi:

‘Sakarya diyorduk’

“Sizler inanıyorum ki bu uzun yolculukta bugüne kadar yiğidin harman olduğu yerde bizi yalnız bırakmadınız. İnaniyorum ki bundan sonra da bırakmayacaksınız. Yol olun, varlık olun gerisi hep angarya, yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya diyorduk. Bugün Afrin’e çıkarken böyle söylüyoruz.

‘Burseya tepesini düşüreceğiz’

Bak, 9. gün. Kaç kişi etkisiz hale getirildi. 484. Az önce komutanla görüştüm. ‘Sayı kaç oldu?’ dedim, ‘484. İnşallah biraz sonra Burseya (Qestal Cindo)tepesini de düşüreceğiz’ dedi. Alındığı andan itibaren çok daha emin bir şekilde yola devam. Bizim şu anda ÖSO ve Mehmetçiklerimiz olmak üzere 20 şehidimiz var. Bizim sınırlarımızı taciz edenler bunun bedelini ağır ödeyecekler.

‘Efrin’den sonra İdlib’

Bunlar daha iyi günleri. Bedelini ağır ödeyecekler. Bizim sınırlarımızı taciz edenler bunun bedelini ağır ödeyecekler. Afrin’de devam eden bu mücadele İdlib’le sürecek. Orada da mağdur insanlarımız var. O Halep’ten kaçmak zorunda kalan mağdurlar, mazlumlar var. Hepsi şu anda yalvarıyorlar. Mehmetçik ne zaman geliyor diye. Bak Azez’dekiler Mehmetçik geldi diyorlar."

08) Erbil-Bağdat sorununda çözüme doğru -28.01.2018

Irak’ın Moskova Büyükelçisi Haydar Mansur Hadi, Erbil ile Bağdat arasında gerçekleşen görüşmelerin ardından çözüme yaklaşıldığını söyledi.

Irak’ın Moskova Büyükelçisi Haydar Mansur Hadi, Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani ve Irak Başbakanı Haydar İbadi arasında gerçekleşen iki görüşmenin ardından Bağdat ve Erbil’in sorunların çözümüne ve ortak bir anlaşmaya yaklaşıldığını belirtti.

Her iki tarafın tüm sorunların anayasal çerçevede çözülmesi inancına ulaştıklarını belirten Mansur, Bağdat’ın Kürdistan’a uygulanan tüm ambargoları kaldıracağını, bunların geçici prosedürler olduğunu ifade etti.

Öte yandan Al Mayadeen'in haberine göre, Bağdat-Erbil krizinin çözümüne dair açıklamalarda bulunan Irak Başbakanı Haydar İbadi, "Halihazırda Bağdat ile Erbil arasında sorun olmadığını söyleyebilirim" dedi.

Erbil ile Bağdat arasındaki diyalogta gelinen aşamaya değinen İbadi, "Geride kalan tek nokta Bağdat ve Erbil arasında petrol meselesi ile memurların maaşını ödeme konusunda gerekli koordinasyonun oluşturulmasıdır" diye konuştu.

09 Komel ve Goran'dan Haşdi Şabi ile seçim ittifakı) -28.01.2018

Haşdi Şabi Genel Komutanı ve Bedir Grubu Başkanı Hadi Amir’inin Kürdistan İslami Toplum Partisi(Komel) ve Goran (Değişim) Hareketi ile seçim ittifakı arayışında olması tepkilere yol açıyor.

Kudüs el Arabi gazetesi Irak Parlamentosu’nda grubu bulunan Haşdi Şabi Genel Komutanı ve Bedir Grubu Başkanı Hadi Amir’inin Komel ve Goran ile seçim ittifakı yapacağını yazdı.

Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi çevreler ise sözkonusu ittifakın tehlikeli olduğunu dikkat çekiyor.

Konu hakkında BasNews’e konuşan Irak Parlamentosu Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) Grup Başkanvekili Erefat Kerem, Goran ve Komel’in seçimlerde oylarını yükseltmek uğruna Kürdistan’ın geleceğinin umurlarında olmadığını söyledi.

Bu ittifakın Kürtleri Irak’ta zayıflatacağını belirten Erefat Kerem, “Bu konuda en büyük tehlike şurda; Şiiler bir hükümet kurmak istiyorlar ve bazı Kürtler ile Araplara bu hükümette alarak emek harcayan büyük partileri etkisizleştirmek istiyorlar. Bu ittifak yerinde değildir” şekline konuştu.

16 Ekim’de yaşananlara da değinen Erefat Kerem “Kerkük’te yaşananlar normal değildir. Ancak Komel ve Goran’ın tek derdi oylarını arttırmak. Kerkük ve Kürdistan onların umrunda değil” dedi.

10) ENKS, Afrin için yürüyüş düzenledi -28.01.2018

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS), Türk ordusunun Afrin / Efrin operasyonuna karşı protesto gösterisi düzenledi.

Qamişlo’nun Amude ilçesinde bir araya gelen ENKS üyeleri, Türk ordusunun Efrin operasyonunu protesto etti.

Eylemciler, uluslararası topluma Efrin’e saldırılarını durdurması için Türk devletine baskı yapması çağrısında bulundu.

Nerina Azad

11) KÜRDİSTAN HÜKÜMETİ KÜÇÜLMEYE GİDİYOR -28.01.2018

Federal Kürdistan Hükümetinin yeniden yapılandırma ve reform çerçevesinde küçülmeye gidip bazı bakanlıkları kaldıracağı bildirildi.

KDP'li Kürdistan Parlamentosu Üyesi Ferset Sofi, KDP.info’ya yaptığı açıklamada, Parlamentonun onaylamasının ardından birçok konuda reform ve yeniden yapılanma projesini hayata geçirmeye başlanacağını söyledi.

Hükümetin büyük değişikliklere imza atacağını belirten KDP'li Ferset Sofî, “Hükümetteki bazı kurum ve kuruluşlarda revizyona gidilecek. Hatta bazı bakanlıkların kaldırılması gündemimizde.

Hükümetin küçülmesini 11-12 bakanlıkla sınırlamayı hedefliyoruz. KDP parti olarak hükümetin küçülmesini destekliyor” dedi.

Kürdistan hükümetinde 21 bakanlık ve 10 kurum bulunuyor.

12) FRANSIZ DÜŞÜNÜR: ABD, DÜN KERKÜK'Ü SATTI BUGÜN DE AFRİN'İ -28.01.2018

Fransız yazar, filozof ve yönetmen Bernard-Henri Levy, uluslararası toplumu Kürtleri terk ettiği için eleştirdi.

Washington’dan Kurdistan24’e canlı bağlanan Levy, Türkiye'nin Afrin’e yönelik askeri operasyonunu kınayarak ABD ve Batı’nın daha önce de 16 Ekim 2017’de Peşmerge’ye yönelik desteğini çekip Kerkük’ü İran destekli Şii paramiliter örgüt Haşdi Şabi’ye bıraktığını ve şimdi de Afrin’deki Kürt güçlerine desteğini çekip Afrin’i Türkiye bıraktığını söyledi.

Batı’nın ve uluslararası toplumun Kürdistan’daki 25 Eylül Bağımsızlık Referandumu’nu tanımamasını talihsizlik olarak yorumlayan Levy, bu referandumda ezici bir çoğunluğun devletleşmeyi tercih ettiğini gösterdiğini söyleyerek; “Umarım, uluslararası toplum şu andaki büyük hatasını anlayacaktır.” dedi.

13) TSK: BURSEYA DAĞI ELE GEÇİRİLDİ-28.01.2018

Genelkurmay Başkanlığı, bugün saat 14.30 sularında Burseya Dağı'nın ele geçirildiğini duyurdu.

Açıklama şöyle:

"Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında, Türk Silahlı Kuvvetleri ve desteklediği Özgür Suriye Ordusu tarafından, 28 Ocak 2018 tarihinde saat 14.30 sularında Barşah (Burseya) dağı ele geçirilmiştir.

Halen bölgenin teröristlerden temizlenmesi faaliyetleri sürdürülmektedir.

Hava harekâtı, taarruz helikopterleri, silahlı insansız hava araçları ve kara ateş destek vasıtaları ile desteklenen harekât, planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir."

Kurdistana Bakur
http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -28.01.2018

02) -28.01.2018

Ek.Tarihi Sun Jan 28, 2018 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution