Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Nizamettin Taş:Belirleyici olan PKK değil, Öcalan ve Ankara'dır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Êfendiyê Pîranî û Hevreyên Wî/ ENFAL   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr. İsmail Beşikçi: Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   M. Hüseyin Taysun:Kürdler Açısından 24 Haziran Seçim Sonuçları   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Siyaset

Genelkurmay Bildirisi, Devletin Gazetecileri ve Dünya Basını Afrin’de Bataklığa Saplanıldığını İtiraf Ediyor-28.01.2018


Önce şu haritalara bakalım. Haritalar bağımsız kaynakların. Birisi de Türk Orusunda önceden subay olarak bulunmuş doktora yapmış entelektüel bir akıl vericisi olan metin Gürcan’dan.


Haritalar Afrin’e saldırının Sekizinci günde Türk ordusunun alabildiği yerleri gösteriyor. (Bu haritalardan bazıları Türkiye’de fiilen yasaklanmış bulunuyor)

Şimdi bu haritalara bakarak az önce gazetelerde yayınlanan Genelkurmay bildirisini okuyalım:
Devletin gazetesi Hürriyet’te Uğur Ergan imzasıyla “TSK'dan son dakika Afrin açıklaması: İşte bir haftanın bilançosu” başlığı altında verilen haberi olduğu gibi aktarıyoruz:
“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’de devam eden Zeytin Dalı Harekatı bugün bir haftayı doldurdu. TSK’dan yapılan haftalık bilgilendirme açıklamasında, harekatın bir haftalık bilançosu da belli oldu. TSK’nın açıklamasına göre Zeytin Dalı Harekatı’nın bir haftalık bilançoşu söyle:

“Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütlerine ait 340 hedef imha edilmiştir. Harekât, icra edilen Hava harekâtı ile koordineli olarak Kara Ateş Destek vasıtaları ile de desteklenmektedir. Hava Kuvvetleri, taarruz helikopterleri ve Kara Ateş Destek unsurlarının desteği ile sürdürülmekte olan kara harekâtı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir. Harekât kapsamında, şu ana kadar bölgeden elde edilen bilgilere göre; en az 394

PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiği tespit edilmiştir. Terör örgütü mensupları ile girilen çatışmalarda Türk Silahlı Kuvvetlerinden 3 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 30 kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır. Yaralıların hayati tehlikeleri bulunmamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından desteklenen 13 Özgür Suriye Ordusu mensubu şehit olmuş, 24 Özgür Suriye Ordusu mensubu yaralanmıştır. Yaralıların hayati tehlikeleri bulunmamaktadır.”

Şimdi bu bildiri ne diyor?
“kara harekâtı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir”

O halde, “Hava harekâtı ile koordineli olarak Kara Ateş Destek vasıtaları ile de desteklenen”, “Hava Kuvvetleri, taarruz helikopterleri ve Kara Ateş Destek unsurlarının desteği ile sürdürülmekte olan kara harekâtı” “planlandığı şekilde” gittiğine göre, demek ki planlar sekiz günde Afrin’de bir iki tana birer ikişer kilometrelik küçük cebi almayı hedefliyormuş.

Bunu bizzat diyen Türk genelkurmayı. Demek ki planlarını sekiz günde birkaç küçük cep olarak yapmışlar.
Bu duruda bu hızla gidildiği takdirde Afrin’e ulaşılması, Afrin’in eni boyu yuvarlak hesap 30 kilometre olarak hesaplansa, dört tarafından da Türk ordu birlikleriyle sarılı olduğuna göre, her bir tarafın payına 15 kilometre düşer. Cepleri de alınmış bir şerit gibi kabul edersek, sekiz günde bir kilometreden 15x8= 120 gün yani dört ay olarak hesaplanmış Afrin’e ulaşmak. Genelkurmay her şey planlandığı şekilde yürüyor dediğine göre anlaşılan böyle bir plan yapmışlar.
Ancak eğer böyleyse Genelkurmayda belli ki “Fetöcü” denen “öcüler” var. Erdoğan’ı ve halkı zor durumda bırakmak için gaza getirdiler, Erdoğan’ı da bir kere daha yanılttılar ve onu bir haftada oraları alırız diye konuşturdular.
Şaka bir yana, Genelkurmay bildirisi daha ilk cümlesinde DEAŞ’ı YPG ile aynı sepete koyarak gerçeklikle hiçbir ilişkisi olmayan bir yalan makinesi olduğunun itirafıyla başlıyor.
Eğer bu bildiri doğruysa Genelkurmay sekiz günde üç dört küçük cep alma planı yapmış. Yok yalan ise yine millete milletten alınan vergilerle yalan söylüyor demektir.

* Devletin “amiral gemisi” denen Hürriyet’in yazarı Taha Akyol, bugünkü ‘Şehir
savaşı’ başlıklı yazısında şunları itiraf ediyor:
“ZEYTİN Dalı operasyonu önümüzdeki birkaç haftada, hatta birkaç ayda bile bitmeyecek. Harekât ilerledikçe daha büyük zorlukların üstesinden gelmek de gerekecek.”

Ve şöyle bir hesap yapıyor:
“Fırat Kalkanı harekâtı nispeten düz bir arazide 145 günde tamamlanmış ve DAİŞ’in elindeki El Bab kontrol altına alınmıştı.
Şimdi Zeytin Dalı daha engebeli, görece dağlık ve ormanlık bir arazide cereyan ediyor. Onun için ilk hedef tepeleri ele geçirmek oldu.

Büyük ölçüde tahrip edilmiş ve nüfusu DAİŞ’ten kaçmış El Bab’ın aksine, Afrin merkezi daha bir “şehir”dir. 200 bin sanılan nüfusunun ne kadarının şehri terk ettiği bilinmiyor. YPG’nin Afrin’de 8 bin militanının olduğu, sivil halkı kalkan olarak kullandığı yolunda haberler var. Şehir savaşı zordur; kırsal alandaki terör mevzileri gibi rahatça bombalayamazsınız. Her sokakta her bina olası terör tuzağıdır. Aceleyle şehre girmek çok kayıp vermeye sebep olur, onun için operasyon hızla değil, dikkatle yürütülüyor. Hele de Membiç’te olası operasyonun daha zor olacağını askeri uzmanlar söylüyor.”

Yani aylarca sürecek bir savaşa hazır olmaktan söz ediyor. Ve bir de Membiç’e saldırılırsa onun daha da zor olacağından da söz ediyor.

Yani yavaş yavaş ateş bacayı sarıyor. Devletin “aklı başında” kalemleri şimdiden utangaç sözlerle uzun bir savaştan söz edip hem halkı hazırlamaya hem de devlete bir an önce bu bataktan çıkması için akıl vermeye çalışıyorlar.

CHP bunu gördü ki, “Hatay Milletvekili Serkan Topal, Suriye-Türkiye uzlaşma komitesinin kurulmasını” önerdi. Yani CHP, her zaman olduğu gibi, daha akıllıca taktiklerle bugünkü inkar ve imha politikaların sürdürülmesinin yollarını arıyor.

* Şimdi iki örnekle başından beri Türkiye’nin saldırısına yol vermiş ve onu desteklemiş ülkelerin basınından iki örnek verelim.

Alman basını bayından beri bu saldırıyı görmezden geliyordu. Bir zamanlar IŞİD’e karşı savaşan amazonlar diye övülen YPG’li savaşçılar çoktan unutulmuştu. Ama ilk defa bugün Der Spiegel’de Türk ordusunun ilerleyemediğine, hatta YPG’nin karşı saldırılarla kaybettiği alanları aldığına ve alay ederce Türk askerleri ve ÖSO’culara fırsatı değerlendirin teslim olun çağrısı yaptığına dair bir haber yorum yer aldı.

Diğeri hava sahasını Türkiye’ye açan Rusya’nın Sputnik sitesi şu haberi veriyor:

“Rus askeri uzman Vladimir Yevseyev, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeybatısında yürüttüğü Zeytin Dalı Harekâtı’nı iyi hazırlamadığını, bu yüzden sahada sıkıştığını ileri sürdü”

“BDT Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve askeri uzman Vladimir Yevseyev, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Afrin harekâtını konu alan yuvarlak masa toplantısında yaptığı değerlendirmede, harekâtı ‘askeri bir operasyonun en kötü örneği' olarak niteledi.

‘Operasyonun iyi hazırlanmadığına' dikkat çeken Yevseyev, Türk askerlerinin bölgede taarruz etmeye yetecek sayıda birliğin olmadığını, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçlerininse savaşacak durumda olmadıklarını savundu.”

“Bölgedeki YPG mensupları sayısının çeşitli değerlendirmelere göre 6 bin ile 15 bin kişi arasında olduğunu, seferberlik durumundaysa bu sayının 30 bin kişiye kadar çıkarılabildığını söyleyen Yevseyev, ÖSO'nun değil de TSK'nın Afrin'e ilerleyebilmesi için bu sayının en az 2,5 katı kadar askere sahip olması gerektiğini, fakat böyle bir birliğin oluşturulmadığını vurguladı.

Afrin bölgesindeki dağlık arazide, Türk birliklerinin ilerlemek için kara yollarını kullandıklarını ve bunun ‘akıllıca' olmadığını savunan Yevseyev, "Yolda olan bir askeri birlik, öndeki ve arkadaki araçlar patlatılarak ve konvoydaki araçlar vurularak kolayca durdurulabilir. İlerlemek için kara yolları kullanılmamalı, hiç kimse böyle basit bir şekilde savaşmaz" diye konuştu.”

Genelkurmay’ın plana uygun dediği, Taha Akyol’dan Der Spiegel’e ve Sputnik’e kadar bir fiyasko olarak görülüyor.

Şimdi bir de Karayılan’ın bugün yayınlanan bir konuşmasından bir bölüm okuyalım.

"Burada bir şey söylemek istiyorum. Türk basını, askeri sürekli olarak ilerlediklerinin propagandasını yapıyor. Hatta bu ilerleyişin de sürdüğünü söylüyorlar. Ama hakikat böyle değildir. Qestele de bir tepe var. Bursele diyorlar. 6 gündür orayı almaya çalışıyorlar. Ama alamıyorlar. Bu propagandaları yalandır. Buna karşı Kürt basını da bir metre dahi ilerlemediklerini söylüyor. Hakikaten de gerçeklik budur. Şimdiye kadar öyle kayda değer bir ilerleme sağlamamışlar. Ama şunu bilmek gerekir. Savaşta ileri gitmek ya da geri gitmek değildir. Hatta bana göre QSD, YPG onları içlerine çekerek ezmelidir. Zaten bazı yerlerde böyle yapıyorlar. Mesela Hemamê köyü ve diğer bazı köylerde onları içeri çekip sonradan vurup hepsini oradan çıkarıyor. Bu da YPG’nin taktik ustalığını gösteriyor. Savaş meydanında düşmanı içine çekip sonra ezmeyi esas alan bir güç karadan başarı sağlar. Bu taktiği geliştirmesi ve yürütmesi için de sınırda mevzi savaşını çok fazla uygulamamalıdır. Bu her zaman öyle olacak değildir. Elbette savunacaklardır. Benim izlediğim kadarıyla iyi bir taktik uygulanıyor.

Efrin ve diğer halkımız bilmeli ki, bunlar biraz ilerleseler bazı köyleri, nahiyeleri alsalar da bu onların başarısı değildir. Hatta Efrin kentinin sınırına dahi gelseler bu onların başarısı değildir. Bu 6 günün gösterdiği gibi, bunlar kaçınılmaz olarak kırılacaklar, kaybedecekler. Kobane’de 290 köy müydü neydi aldılar. O zamanda çetelerin içinde Türk askerleri vardı. Türk ordusunun özel askeri güçleri DAİŞ çetelerinin içinde yer alıyorlardı. Bunu çok iyi biliyoruz. Gelip tüm köyleri ve kentin yüzde 90’nını aldılar. Sonuçta zafer kimin oldu? Tabi ki Kobane’nin oldu. Onun için sakin olmak gerekir. Bazı kolları gelebilir. Gelsinler de. Ama zaferin Efrin direnişinin olduğu, olacağı netleşmiştir. Bu savaşçılar bu usta taktikleri ile başarıyı garantileyeceklerdir. Girdikleri hiçbir yerden çıkamayacaklar. Sonuçta kaybeden onların olacağı onların kaybedecekleridir. Onun için öyle ilerleyişlerinden korkmamak gerekir. Taktik gereği önleri açılıp içeri girmelerine izin verilebilir. Bu daha güçlü darbe için de gerekli bir taktiktir. O açıdan öyle bir hattı savunma yerine büyük zafer stratejisini esas almak gerekir. Benim izlediğim kadarıyla Kurmanc Dağı komutanlığı da bunu ön görüyor. Bunu bence daha da geliştirmelidirler. Öyle her türlü koşulda sınırı koruma değil, sona, zafere kilitlenmek gerekir. Halkımız da böyle yaklaşmalı. Yerini terk etmemelidir. Zaten halkımızın soğukkanlı duruşu zafer yaratır.

Herkeste olduğu gibi ben de izliyorum ve bu zaferin kesinliğine mutlak olarak inanıyorum. 6 günlük kutsal direniş zafere doğru yürüyor. Çünkü bunun sağlam temeli atılmıştır.

Burada önemli olan şudur. Bu zafer onuru sadece Efrin için değil, tüm Kürt halkı için bir şereftir, onurdur. Tüm bölge halkları ve hatta Türkiye halkı için de bu direniş büyük bir sonuç yaratacaktır. Çünkü bu soykırımı hedefleyen bu faşist ordu yenilgiye uğratılırsa bu halkların özgür iradesinin sembolü olacaktır. Efrin direnişi tüm insanlık onurunu temsil ediyor, büyük anlam taşıyor. Onun için her şeyden önce Efrin halkımız ve oradaki savunma güçleri bu gerçeği iyi görmelidirler. Çünkü orada bir tarih yazılıyor. Bu çok değerlidir ve bununla da sonuca gidilecektir

“Türk devleti alttan alta böyle bir gayrete girmişlerdir. Belli ki üzerlerinde uluslararası alanda bir baskı oluşuyor. Onun için bir yandan biz Kürtlere değil, teröre karşıyız diyorlar, bilmem orayı işgal değil güvenlik istiyoruz, koridor da olabilir diyorlar. Bu da yaşadıkları yenilgiyi kendilerinin de gördüğünü ortaya koyuyor. Yenilgileri artık gizlenemeyecek durumdadır. Bu şekilde görüntüyü kurtarmaya çalışıyorlar. Ama artık hakikati gizleyemezler. Onun için biz Kürtler ve bölgedeki tüm demokratik güçler Türk devletinin bu işgalciliğinin bölgenin geleceğine dönük büyük bir tehlike olduğunu görmeliyiz.”

* Karayılan’ın görüşleri ne kadar açık ve duru. Hatta politik olarak da çok esnek. Söyleşinin diğer yerlerinde Soçi görüşmeleri için söyledikleri ve önerileri politik esnekliğin ve gerçekçiliğin örnekleri. “Öfkeyle hareket etmemeli. Birlikte hareket etmeli. Boykot edilecekse birlikte edilmeli. Ama ille de boykot diye bakmamalı” diyor.
Ama en önemlisi şu: “Öyle her türlü koşulda sınırı koruma değil, sona, zafere kilitlenmek gerekir.”

Anahtar sözcükler bunlardır.
Bunu daha geniş anlamalı. Bütün yazı da, dünkü Rıza Altun’un konuşması da özünde şunu vurguluyor.
Bu uzun bir savaş, bir ok cephede yürütülmesi gereken bir demokrasi savaşı, geniş bir ufukla bakmak, Türkiye’de ve Ortadoğu’da bir demokratik devrimi perspektifiyle bakmak gerekir.
Anlaşılan Türk Ordusunun niyeti Afrin’le de yetinmemek. Membiç’e de saldırmak.
Membiç’e saldırırsa karşısında geniş bir hinterlandı bulunan savaşta pişmiş binlerce YPG’li ile savaşacaktır.
Türk Ordusu ve Erdoğan kendi sonlarını hazırlıyorlar. Ve bir Ortadoğu devrimi perspektifine sahip olmamız gerektiğini bizlere kendileri gösteriyorlar

Tarihin hızlandığı bir döneme gidiyoruz.
Demokrasinin savaşçıları Afrin’de, bütün kuzey Suriye’de Erdoğan-Ergenekon dinci ve Türkçü faşist diktatörlüğe karşı savaşıyorlar ve savaşacaklar. Şimdi bizlerin sivil direnişlerle Türkiye’nin şehirlerinde ikinci cepheyi açmamız gerekiyor.
Neyi nasıl yapacağımızı da yine bizzat Erdoğan-Ergenekon ittifakı gösteriyor. Herşeyi yasaklayarak bizlerin birleşmesinin ve sivil direnişle milyonları bir araya getirebilmemizin yollarını hazırladılar.

Yapılacak iş çok basittir.
Demokrasi Gönüllüleri adıyla yapılan çağrı neler yapılabileceğini bize gösteriyor.
Demokrasi Gönüllüleri’nin çağrısı şöyle:

“Çağrı
Erdoğan-Ergenekon İslamcı-Türkçü Faşist ittifakı bütün demokratik hakları gasp edilmiş bulunuyor.
Peki geleceğimizi bunlara mı teslim edeceğiz?
Hiçbir şey yapmak mümkün değil midir?
Hayır mümkündür.

Karşı taraf bütün hakları gasp mı etti?
Biz de o hakları kullanamamayı bir silaha dönüştürebilir, onu kendi oyunuyla yenebiliriz.
Yapılacak şey çok basittir.
Her gün aynı saatlerde aynı yerlerde (durmak, oturmak, sohbet etmek, yürümek, dolaşmak şeklinde) tesadüfi bir kalabalık gibi bulunmak.
Hükümet böyle bir eylem biçimine karşı hiçbir şey yapamaz. Bütün yasakları ve silahları işlevsiz kalır
Gösteri yapmayarak gösteri yapmak, protesto yapmayarak protesto yapmak.
Ve böyle bir direniş biçimi herkesi birleştirebilir, en büyük ve kitlesel katılımların yolunu açar.
Hiçbir slogan atmamak, hiçbir pankart taşımamak, hiçbir şekilde gösteri ve protesto izlenimi verecek şekilde davranmamak ama bunları aynı saatlerde aynı yerlerde her gün düzenli olarak yapmak.

Yüz binler, milyonlar yapmaya başladığında Erdoğan-Ergenekon ittifakı bunun karşısında duramaz.
Ve böyle bir biçim en geniş kesimlerin katılımı ve birleşmesi için en ideal biçimdir.
Yarından itibaren ilk elde Kadıköy İskele önündeki geniş alanda, Saat 16-18 arası başlıyoruz. Başlangıçta dikkati çekmeyecektir elbette ama herkes yakınlarına haber verdikçe herkes aynı yerlerde aynı saatlerde bulundukça bir kartopu gibi büyüyecektir.
Elbet her şehirde, her yerleşim biriminde imkanı olanlar bir kişi bile olsa başlamalıdır.
Beşiktaş, Bakırköy, Ankara, İzmir, Diyarbakır ilk başlanabilecek yerlerdir.”

*

Evet bir şarkıda denildiği gibi
Bir münasip zamanda
Mesela saat onda (mesela saat 16-18’de)
Buluşalım Kordon’da (veya örneğin Kadıköy İskele önündeki alanda)

Der gibi geldi bana.
Her şehir, her bölge, bu şarkının güftesini kendisi yazabilir.
Demir Küçükaydın
demiraltona@gmail.com ************************************ https://1.bp.blogspot.com/-9c5AnTLiMk4/WmsSF5bFuyI/AAAAAAADHq8/1hRXpfd5BV4fq5kgoD7xt2cgPNZrt_yKACLcBGAs/s320/afrin.JPG

Türk Haber Kaynakları Afrin’deki Fiyaskoyu İtiraf Ediyorlar

Aşağıda Wikipedia’nın Suriyede’ki güçlerin hakim olduğu alanları, savaş noktalarını detaylı olarak açıklayan bir haritası yer alıyor. Yıllardır Suriye’deki savaşa ilişkin en güvenli bilgilerin alınabileceği tarafsız bir kaynaktır. İnternet adresi şöyledir:
https://en.wikipedia.org/wiki/Template:Syrian_Civil_War_detailed_map

İşte bu haritada ne görüyoruz?
Saldırının başlamasından beri bir hafta geçmiş olmasına rağmen, NATO’nun ikinci büyük ordusu olan Türk ordusu ve onun mayın eşeği olan cihatçı çeteler (Türkiye’nin sözüm ona laik ulusalcılarını bu cihatçılarla aynı safta dövüşmek hiç rahatsız etmiyor) sadece üç dört noktada derinliği birkaç kilometreyi aşamayan birkaç küçük cebi ele geçirebilmiş bulunuyor.

Haritada görüldüğü gibi, Türk basınının yansıttığının aksine ortada bir askeri başarı değil, bir fiyasko bulunmaktadır.
Düşünün ki, Afrin şehri ve civarı eni boyu 30-40 kilometreyi aşmayan, nüfusu 700.000 ila 1.000.000 milyon arasında, Türkiye’nin orta boy bir kasabasından daha büyük bir yer değildir.

Buna rağmen NATO’nun yarım milyonluk ikinci büyük ordusu tüm uçakları, tankları, zırhlıları, topları, helikopterleri, mayın eşekleri olarak kullandığı cihatçılara rağmen neredeyse hiçbir askeri başarı bile kazanabilmiş değildir. Bütün propaganda boştur.

Şimdi bu fiyaskonun bizzat Türk kaynaklarınca nasıl itiraf edildiğini görelim.
(Biz alıntılarda olduğu gibi aktarıyoruz ama okuyucu “terör örgütü” galan gibi bütün sıfatları atıp öyle veya tarafsız bir üslupla ifade edilmiş gibi okumalı. Örneğin “Afrin’de keskin Nişancı Tuzağı” şöyle de ifade edilebilir tarafsız bir gözle “Afrin’de YPG’li keskin nişancılar Türk Ordu birliklerine ve ÖSO denen cihadistlere karşı çok etkili oluyor”.)

* Hürriyet Gazetesi: “Afrin’de keskin nişancı tuzağı! Terör örgütü Esad'a sığındı...”
“Terör örgütü PKK/PYD-YPG’nin, Türkiye’nin başlattığı harekâttan sonra silahlı üyelerini sivillerin arasına çektiği, boşalttığı alanlara ise EYP, mayın ve bubi tuzaklarıyla döşediği belirlendi.

Terör örgütünden temizlenen köy ve bölgelerde TSK patlayıcıları temizliyor. Afrin’de kontrolü sağlanan bölgelerde güvenli noktalar oluşturuluyor. Terör örgütü mensuplarının TSK’nın ilerleyişi karşısında geri çekilerek sivillerin arasına karıştığı, onları canlı kalkan olarak kullandığı belirlendi. Teröristlerin, sivil yerleşim yerlerinde hendekler açıp, barikatlar kurduğu, sivillerin yaşadığı binalara keskin nişancılar yerleştirdikleri öğrenildi.”
Yani Afrin halkı ve onun savaşçıları Afrin’i savunmak için her türlü savunma tedbirini almışlar mayınlar döşemişler, tuzaklar kurmuşlar, keskin nişancılarını kritik noktalara yerleştirmişler. Bunu savaşan bir gücün yapmasından daha olağan ne olabilir?

Bunlar çok başarılı bir şekilde kullanılıyor ve ilerleme engelleniyor ki böyle haberler yapılmak zorunda kalınıyor.

Aynı gerçeğin bir başka itirafı, Milliyet gazetesi:
“Son dakika... Afrin'de ele geçirilen tünel ve hendeklerde şok eden gerçek...”
Altındaki haber şöyle:

“Terör örgütü PKK/PYD-YPG'nin Afrin'de betonerme tünelleri ve onunla bağlantılı kaçış hendekleri ele geçirildi. Bir terör örgütünün tek başına planlayıp yapamayacağı nitelikteki tünel ve hendekler, örgütün bir üst akıl tarafından yönlendirildiğini de ortaya koydu. Düzenli bir ordunun yapabileceği nitelikte olduğu görülen tüneller, topraktan değil inşaat demirleriyle güçlendirilmiş betonarmeden oluşuyor. Havadan yapılan bombalamalara karşı yapıldığı düşünülen betonerme tünellerin içinde, tüfekle ateş edebilmek için duvarda mazgallar da bulunuyor. Tünellerle bağlantılı olarak da kepçeyle açılmış olduğu düşünülen, 2 metre derinliğinde ve 1 metre genişliğinde hendekler de mevcut. Bu hendeklerin aldığı pozisyonun ise, karşıdan yapılacak saldırılara karşı başarılı şekilde kurgulandığına dikkat çekiliyor. PYD-YPG'ye binlerce TIR silah yardımı yapan ABD'nin, mevziler için örgüte yardımcı olduğu şüphesi akıllara geliyor.”
Buna herhangi bir yorum ve açıklamaya bile gerek yok. Farkına varmadan YPG’nin kalitesini teslim ediyor. Ama bunun ardında tipik bir Türk ırkçılığı da var. Kürtler bu işlerden anlamaz, olsa olsa ABD vermiş veya yapmıştır gibilerden.
* Bu itiraf ta “mayın eşekleri”nin komutanlarından birine ait. BBC Türkçe’den
“ÖSO komutanı: Hava şartları kötü, teröristler cepheye çok sayıda mayın döşedi”
“İngiltere'de yayımlanan Times gazetesi, Türkiye'nin Afrin'e yönelik olarak başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı'na katılan Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO)komutanlarından Ahmed Osman ile konuştu. (…)

Osman, "Kötü hava koşulları nedeniyle savaşçılar kolay hareket edemiyorlar. PKK'lı teröristler mevzilerini güçlendirmeye devam ediyor. Keskin nişancıları ve yüksek teknolojili silahları var. Cephe hattına çok sayıda mayın döşemiş durumdalar" dedi.”
Toparlarsak bütün bu farklı kaynaklarda yapılan itiraflar ve haritalar gösteriyor ki, bir hafta geçmiş olmasına rağmen, ortada Türk ordusunun yığdığı güçlerle kıyaslanabilir en küçük bir başarısı bile yoktur.
Saplanıp kalmış durumdalar. Havaya, (sanki YPG’liler o havadan etkilenmiyormuş gibi) mayınlara, keskin nişancılara, tünellere bahane buluyorlar. *
Elbette Gerilla suda balık gibidir halkın içinde. Afrin halkının zaten çoğunluğu Kürt’tür ve savaşanlar bizzat kendi çocuklarıdır. Zaten Türkiye’nin yenilgisine ve hezimetine yol açacak olan da budur. Türk Ordusu Afrin’e saldırınca halkın kaçacağını sanıyordu. Kimse yerini terk etmedi ve sadece sınıra yakın köylerde yaşayanların bir kısmı da bizzat Afrin’e veya daha iç yerleşim bölgelerine geçtiler. Türkiye’nin, Afrin’den kaçacaklar için hazırladığını söylediği kampları bomboş duruyor. Bizzat Türk Kızılayı itiraf ediyor:
Tüm yerleşim birimlerine Türk uçakları bomba yağdırmasına rağmen kimsenin gelmediğini Amerika’nın Sesi’ne söyle itiraf ediyorlar:

Türk Kızılayı: 'Afrin’den Mülteci Akınına Hazırız'
“Türk Kızılayı Başkanı Kerem Kınık, Suriye’nin Afrin bölgesinden gelecek olası bir mülteci akınına hazırlandıklarını kaydetti. (…)
Kınık, sivillerin henüz kamplara ulaşamadığını çünkü, Afrin’de gerilimin artması nedeniyle YPG güçlerinin bulundukları yerden hareket etmelerine izin vermediğini kaydetti. Ancak Kınık olası bir göç hareketi halinde Türk Kızılayı’nın beklentilerinin üzerinde mülteciye barınak sağlamaya alışık olduğunu bildirdi.”
Yani kimsenin yerini terk etmediğinin bizzat her zaman Türk MİT’inin ve Türk Kontr Gerillası oylan Seferberlik Tetkik Kurulu ve muadillerinin kontrolünde olmuş Türk Kızılayı itiraf ediyor.

* Aslında Türk devleti ve Erdoğan da başarılı olamadıklarını davranışlarıyla itiraf ediyorlar. Örneğin oeraslon bölgesine yasak koyuldu haber çıkmasın diye. Muhtemele birliklerin modali bozuk, yaralı ve ölüler geliyor, muhtemelen ÖSO’cularla Türk ordu birlikleri arasında gerilimler yaşanıyor vs..
Keza Erdoğan’ın da cephe boyuna gidip takım elbisesinin üstüne kamuflaj elbilesi giyerek pozlar vermesi de moral vermeye yönelik bir davranış.
Aslında Erdoğan da başarısızlığı itiraf ediyor. Sadece söylenenlerin satır aralarını okumak ve doğru çıkarsamalar yapmakla bile bu anlaşılabilir.
Bugün Haber Türk’te yer alan bir haber:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ABD'ye Afrin yanıtı”
“Zeytin Dalı operasyonu açık bir ikaz, fiili bir örnek olmuştur. Güya bize karşı yıllardır hazırlanmış, 90 santimlik beton kaplı sığınakları birer birer imha ederek kararlı ve güvenli bir şekilde ilerliyoruz. (…)

Eğer biz devlet olarak sahip olduğumuz askeri gücü hoyratça kullanmaya kalksak, tanklarımızla, toplarımızla, uçaklarımızla, helikopterlerimizle önümüze gelen her şeyi dümdüz edip geçsek, bu operasyon birkaç günlük iştir. Ama biz en az kendi askerlerimizin emniyeti kadar karşımızdaki güçlerin kalkan olarak kullanmaktan çekinmediği masum sivillerin can ve mal güvenliğini de hesaba katıyoruz.”

Yani o “birkaç günlük iş”te aslında korkunç kayıplar vereceklerini ve aslında halkın ve gerillanın direnişiyle karşılaşacaklarını bildikleri için, ABD’nin Vietnam’daki pasifikasyon yöntemini, yani adım adım ilerleyerek, temizliyerek ilerleme yöntemini izliyorlar ama bu da hiç de istedikleri gibi gitmiyor ki, “mağrurane ricat diyoruz” dercesine “kararlı ve güvenli ilerliyoruz” diyor. Savaş cephesi böyle, peki iç cephede durum ne?
* Bütün yasak ve tehdit, baskı ve gözaltılara, halkın geniş ölçüde şovenizmin zafer arabasına binmişliğine rağmen istenen sonuç elde edilemediğinden yine aynı konuşmasında örneğin doktorlara da saldırıyor:
“Türk Tabipler Birliği gibi bir kesim savaşa hayır diye kampanya yürütmek istiyor. Bu terörist sevicilerin bugüne kadar barışa evet dediklerini duymadık.”
* İç cephede istedikleri tek sesliliği sağlayamadılar ve dünya kamuoyunda da ilk baştaki görmedim, duymadım bilmiyorum havasının yok olasından da rahatsızlar ve bunu da itiraf ediyorlar: “Avrupa Parlamentosu'nda hareketi istila olarak göstermek isteyenlere söylüyorum. Gidin önce, Libya'da, Ruanda'da, Mali'de arayın. Hiçbir zaman Türk milleti, müstevli olarak hareket etmemiştir.”

Görüldüğü gibi herkese saldırıyor.
Kendi kendisini tecrit ediyor. ABD, Avrupa parlamentosu, doktorlar. Şimdilim tek saldırmadığı Ruslar. Ama aslında ABD ve Rusla arasındaki Suriye Yaltası denebilecek anlaşmaya göre Rusya’nın etki alanına bırakılmış Fırat’ın batısındaki Afrin’e saydırıor.
Çok garip bir durum. Rusa’nın etki alanındaki Afrin’e saldırırken, sözlerle ABD’ye saldırıyor. Rusya aptal mı? Değil. Aslında Rusya bir Türk ABD çatışmasına oynuyor ve aslında Türkiye giderek bu noktaya doğru gidiyor.
Bu durumdan çıkmak için el yükseltmeyi deniyorlar. Membiç’i de almaktan, ta Irak sınırına kadar tüm bölgeyi işgal etmekten söz ediyorlar.
Yani ABD’ye seninle de savaşırız. Bırak şu YPG’yi bizimle ittifak yap sana asker olalım diyorlar.

Yine aynı konuşmasından:
“Biz Amerika ile beraber bu işleri yürütelim istiyoruz. Münbiç'i (…) teröristlerden arındıracağız. Irak sınırına kadar hiçbir terörist bırakmayana dek mücadele sürecek.”
Aklınca ot ve sopa ile ABD’yi yola getirecek.
Ama böyle davranınca da şimdilik bu ABD’yi yapılan aşk ilanlarını aranın iyice açılması için görmezden gelen Rusya’nın karşı tedbirleri alacağını göremiyor.
Diyelim ki ABD YPG’den vaz geçti ve Türkiye ile Afrin’e saldırmakta anlaştı.
O zaman da Rusya hem hava sahasını Türkiye ve ABD’ye kapar hem de YPG’ye daha etkili silahlar verir.
Ortadoğu büyük güçlerin çatışma alanı oluğundan, küçük güçlere de her zaman bir hareket alanı doğar.

Yani Erdoğan debelendikçe batıyor ve batmaya devam edecektir. *
Türkiye’nin saldırısının bir fiyasko olduğunun bir itirafı da yine Sağlık Bakanı’ndan geliyor:
“Dha Ankara- Sağlık Bakanı Demircan: 14 Tane Kayıp Var Bölgede Bunlardan 3 Tanesi Bizim Askerimiz”
“Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Zeytin Dalı Harekatı'nda yaralanan, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören askerleri ziyaret etti. Sonrasında basın açıklaması yapan Demircan, "Yaralılarımızı ziyaret ettik morallerinin iyi olduğunu gördük. Gerekli tedavileri yapılıyor. Hayati tehlikesi olan yaralımız şu an için yok. Türkiye'ye bugüne kadar gelen yaralı sayısı 130. Bu 130 yaralının 11 tanesi burada. Bu yaralılardan 82'si taburcu edildi. 14 tane kayıp var bölgede. Bunlardan 3 tanesi bizim askerimiz, 11 tanesi ÖSO mensubu”

Bu açıklamaya kadar ne kayıplardan ne de yaralılardan söz ediliyordu.
Birden bire 130 yaralı ve 14 kayıptan söz ediliyor. Tabii bunlar resmi rakamlar olduğundan bunları kaçla çarpmak gerektiğini bilmiyoruz.
Sadece bu deil. Muhtemelen ölenler çok ama açıktan yalan söyler durumda olmamak için kelime oyunu da yapıyorlar.
Kayıplardan söz ediliyor ama çok ilginç hiç “şehit”ten söz yok. Yani bunlar hakikaten kayıp yani ölü değil. Ama sanki ölü sayısı gibi veriliyor.
Peki kaç “şehit” var? Bu konuda susuyor. Kelime oyunuyla ölü sayısını gizlemeye çalışıyor. *

Bunlar sadece bu sabah gördüğümüz haberlerden topladıklarımız.
Görüldüğü gibi, Türkiye iyice batağa saplanmış bulunuyor.
Aslında Erdoğan’ın esip gürlemeleri tam anlamıyla birer çırpınıştır.
Bir süre sonra Suriye İdlp’te Türkiye’nin Afrin kuşatmasına çektiği cihatçılardan boşalan yerleri iyice kontrole alıp eli rahatlayınca ve YPG’ye tehditleri tutmayınca ister istemez hava savunmasını hareket geçirmek, YPG’nin hatırlattığı gibi devlet olarak kendi sınırlarını korumak ve YPG’ye desteğini arttırmak zoruna kalacaktır.

Bir süre sonra dünya kamuoyu Türkiye’nin saldırısına karşı hükümetlerine baskıyı arttıracak ve
Türkiye’nin hareket alanı daha da daralacaktır.
İçerde de şimdi aldıkları gazla gidenler iş uzadıkça ve bekledikleri zafer haberleri gelmedikçe bugün taptıklarını yakacak hale gelmeye başlayacaklardır.
Hele bir de Türkiye iyice saldırganlaşıp, Rusya’nın da Türkiye’yi NATO’dan çıkarma veya en azından çatlağı derinleştirme stratejisine uygun olarak Membiç’e saldırırsa o zaman bu Erdoğan-Ergenekon İslamcı-Türkçü faşist diktatörlüğün sonu gelmiş olacaktır.
Ve buradan da bu binlerce yıllık merkezi ve bürokratik cihazı parçalayıp yerine demokratik bir cihaz; halkın üzerinde yükselmeyen, onun hizmetinde ve kontrolünde olacak hiçbir dile, dine, ırka, soya, tarihe dayanmayan bir Demokratik ulus ve devlet kurulabilir.
Bunun için koşullar uygundur. Demokratik muhalefet, milliyetçiliğe karşı demokratlığı bir değer olarak yükseltmelidir. Açıkça milliyetçiliğe karşı demokratlığı savunmalıdır. Bunu açıkça yaparsa değerlerde ve ideolojide bir üstünlük kurabilir.
Devlete ve dille, dinle vs. ile tanımlanmış uluslara ve ulusçulara açık bir düşmanlık demokrat olmanın temel koşuludur.

Demir Küçükaydın
demiraltona@gmail.com

Ek.Tarihi Sun Jan 28, 2018 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Siyaset:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution