Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   PRESSEMITTEILUNG/Nordsyrien: Erdogan droht mit neuem Krieg   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Çavuşoğlu’dan ‘Dunford’un YPG açıklamasına’ yanıt: Göz yumamayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASET HABER KARIŞIK, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASİ HABERLER (10)   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Ferhat Sarıkaya diye biri
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Siyaset


Yusuf Ziya Döger:Şeytanın İşbirlikçilerine Ölüm.-09.01.2018
Sorunlarının Kaynağını Dışarıda Arayan İslam Dünyasının Felsefi Dayanakları. Erdoğan’ın Fransa ziyareti öncesinde yaptığı açıklamada "karıştırılan ülkeler hep Müslüman ülkeler oluyor" diyordu.

Yaptığı bu açıklama doğrudur ama ne yazık ki eksiktir. Bunu şöyle dillendirmesi daha gerçekçi olurdu. “Neden karışıklıklar hep İslam ülkelerinde oluyor.” Soruyu bu forma evirmedikçe ve bu evirmeye doğru cevap bulunmadıkça, adına İslam ülkeleri denilen yapıların çözüm konusunda bir adım bile atmaları mümkün olmayacaktır.

Dünya üzerinde var olmuş eski veya yeni her dinsel ve düşünsel anlayışın dayandığı bir felsefi alt yapı hep mevcut olmuştur. Bu felsefi alt yapının da dinin veya ideolojik düşüncenin eylemsel yapısının belirlenmesinde başat rol oynamış olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Oluşturulan bu felsefi bakış ve anlayışla Dünya hayatına ait algının oluşumu yanında, kendisi gibi olmayanlara yönelik bakış ve algılayışı da beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla her dinsel veya düşünsel anlayışın biz ve ötekilerinin olması da kaçınılmaz olmuştur.

Konumuzu İslam dünyasının neredeyse bin dört yüzyıldır yaşadığı karmaşa üzerinden ele alarak, İslam dinine mensup olanların felsefi algılarının oluşumunda yer alan önemli noktalara değineceğiz.

Daha ilk adım da Cennette keyif sürdürürken Şeytan tarafından kandırılmış ve cenneti elinden alınmış bir felsefi bakışla dünya algısı oluşturan bir toplumsal ve dinsel anlayışla karşı karşıyayız. Bu tür bir algının doğal olarak insan zihninde oluşturacağı ilk negatif düşünce her an kendisine komplo kurmakta olan bir düşmanın varlığını zorunlu kılmaktadır. Yapılması gereken ilk şey de bu düşmanın şerrinden korunmaktır. Ancak korunmanın nasıl gerçekleştirileceği konusu önemli bir parametredir. Çünkü, sadece komplocu şeytana yönelmek, bu anlayışıyla bezenmiş bireyin kendisinde oluşması muhtemel olan olumsuzlukları görmezden gelinmesini de beraberinde getirtmektedir.

Komplocu düşmanın nasıl ve nerede devreye gireceğini belirlemek belki de söz konusu komploların boşa çıkarılması için önemli olacaktı. Ancak komplocu düşmanın komplo tuzaklarını, anlayışın kendi içinde aramaksızın kendi dışındaki dış koşullarda aranma anlayışının başat olduğunu görmekteyiz. Bu anlayışın hâkim kılınmasından kaynaklanan kendisini her zaman “piru pak” gören bir felsefi dayanak oluşturulmuştur. Dolayısıyla bu durum, komplo tuzaklarının içeriden değil dışarıdan kaynaklandığını özümseyen bir anlayış ortaya çıkartmaktadır.

Dolayısıyla içerideki her olumsuzluk dışarıdan planlanan düşmani bir plan olarak algılanarak, içerideki olumsuzlukların çözümlenmesi düşünülmemiştir. Tabi ki bu durum içeriden değil dışarıdan kaynaklandığına göre, içerideki işbirlikçilerin yok edilmesi üzerine kurulan bir felsefi dayanak oluşturulmuştur. Mesele sadece içerideki taraftar kitlenin bu konuda ikna edilmesi olacaktır. Bu da şeytani hileler üzerinden formülüze edilerek çözümlenmiştir.

Komplocu şeytanın bertaraf edilmesi için geliştirilen diğer önemli bir algılayış ise içerideki kitlenin iknası için, işin diğer önemli ayağını oluşturmaktadır. Oluşturulan bu ayakla komplocu şeytani planların bertaraf edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla onun hileleriyle uğraşmak yerine o hilelere başvuran içerideki işbirlikçileri bertaraf etmek daha doğru tutum olacağı benimsenmiştir/olagelmiştir.

Şeytani komploların bertaraf edilmesi imkân dahilinde olmayınca, onun yerine ilahi yardımın geleceği o kutlu günün beklenilmesine odaklanılmıştır. O gün gelecektir kutlu dava her tarafa hâkim kılınacaktır. İşte o gün ancak şeytanın sinsi komploları bertaraf edilebilecektir. Söz konusu algının felsefi dayanağı olan bu anlayış Mehdilik denilen kurtuluş mucizesinin gerçekleşeceği vehmini ortaya çıkartmıştır.

Bu anlayışın hâkim kılındığı toplumsal yapı, ister istemez kaderciliğe yönelerek o kutlu kurtarıcının gelişini bekleyecektir. Dolayısıyla karşılaştığı sorunların çözümüne odaklanmak yerine soruna yol açtığı düşünülen içerideki işbirlikçilere yönelerek geçici çözüm üretme mantığı geliştirecektir.

Bu tür bir dinsel veya felsefi dayanakla yetiştirilen bireyler, kendilerinden kaynaklanan olumsuzlukları ortadan kaldırmaya yönelmeyeceği gibi onları kadere razı olan bir mantığa yöneltmektedir. Olup bitenin mutlak yaşanması gereken bir zorunluluk olarak algılanacaktır. Çünkü kutlu kurtarıcının gelmesi için söz konusu olumsuzlukların yaşanması gerekmektedir. Yani ortada olumsuzluk olmayacaksa kutlu kurtarıcı mesih/mehdi neden gelsin ki. O halde yapılması gereken kaderin değiştirilmesine odaklanmak değil kaderin yaşanmasıdır. Sonuçta kutlu mucizenin gerçekleşeceği günü beklemenin daha doğru bir anlayış olacağı inancı felsefi düşüncesi kolaylıkla yerleşmiş olacaktır.

Sonuç:

Bu tür felsefi dayanaklarla yetiştirilen bir topluma ait bireylerin ve yöneticilerinin, elbette kendilerinin iç işlerini karıştırmak üzere hazır kıta bekleyen dünyalı şeytanlarının olduğu vehmiyle yaşamaları çok doğaldır. Dünyevi şeytanların iş başında olduklarını ve kendilerine yönelik komplolarla meşgul olduklarını düşünmeleri söz konusu reel gerçekliği değil, gerçekliğe büründürülen simülatik gerçekliği ifade eder. Dolayısıyla reel sorunun çözümü de simulatik çözüme bırakılacaktır.

İslam dünyasının bin dört yüzyıldır yaşamakta olduğu karmaşanın temelde bu iki etkiden kaynaklandığı inancını taşımaktayım. Toplumsal eğitim formu bu iki etki üzerine kurulmuş toplumların içlerinde oluşan her olumsuzluğu dışarıdan kurulan komplo olarak düşünmeleri doğaldır. İslam tarihinde oluşturulan Yahudi algısı bu şeytani komplonun baş aktörü olagelmiştir. Hatta Mehdi/mesih geldiğinde onlar arkalarında saklandıkları ağaçlar tarafından bile ifşa edileceklerdir. Bu anlayış bile doğrudan doğruya komplolarla her an yüz yüze olunacağı vehminin oluşumu için yeterlidir.

İslam dünyasının antisemitik bakışı ve Batı karşısındaki tarihsel yenilgisinden sonra, içeride oluşan her olumsuzluk tamamıyla bu iki yapının etkilemeleri olarak kabul edilme sonucunu doğurmuştur. Böyle düşünmeye başlamak, sonuçta içerideki sorun dinamiklerini tamamıyla göz ardı etmeye yol açmıştır. Özellikle yirminci yüz yılda yapısal olarak İslam referansına sahip olsun veya olmasın her devlet yapılanmasının bu tür komplolarla her daima yüz yüze olduklarının kitlelerin beynine işlenmesi sorunları derinleştirmiştir. Çözüm odaklı olma yerine komplolara odaklanan korunmacı bir yaklaşıma yol açmıştır. Yüzlerce örnek vermek mümkün. Zaten haber metinlerinde bunlarla yetinilmesi bile işin vahameti için yeterlidir.

Son Cümle.

Bu felsefi yaklaşım sonuçta yaşanılan ve var olan sorunların çözümünü üretme yerine soruna yol açan şeytanların işbirlikçilerini bulma gibi bir derde yol açacaktır. Oysa şeytanın işbirlikçilerini bilmek ve yok etmek sorunu çözmez. Şeytanın nerede nasıl müdahil olacağını belirleyip bu belirlenimlere göre içeride oluşan sorun veya sorunları ortadan kaldırmak ancak çözüm olabilir.

İslam ülkeleri karıştırılıyormuş. Erbakan deyimiyle, hadi ordan hadi…. Sizler sorunların altında çapanoğlu aramaya devam edin ama asla kendinizdeki sorunu görmeyin. Nasıl olsa MEHDİ gelip her şeyi çözecek. NERINA AZAD

*******

Abadi:Ayrılma girişimlerinin üstesinden geldik.-09.01.2018

Irak Başbakanı Haydar Abadi, bağımsızlık referandumunu işaret ederek, “Ayrılma girişimlerin üstesinden gelerek başarılı olduk” dedi.

Haydar Abadi, dün Necef kentinde yaptığı basın açıklamasında, Ülkenin yeniden inşasına ve kalkınmasına başlanması gerektiğini dile getirdi.

Iraklıların verdiği kurbanların unutmaması ve geçmişte yaşananlardan ders alınması gerektiğini belirten Abadi, “Iraklılar birlik olarak başarılı oldu ve ayrılma girişimlerinin üstesinden geldik. Iraklılara karşı eşit davranıyor ve ayrımcılık yapmıyoruz” ifadelerini kullandı.

Güvenlik güçleri arasında ayrımcılık yapılmaması gerektiğini söyleyen Abadi, “Birileri orduyu Heşdi Şabi'ye karşı galeyana getirmeye çalıştı ancak başarısız oldu. Söz konusu güçlerin tamamı silahlı kuvvetler başkomutanın talimatı altında olan resmi güçlerdir” diye konuştu.

Irak parlamentosunda Sunni Araplardan Kürtlere destek! -09.01.2018

Irak Parlamentosu PDK Listesi Parlamenteri Erefat Kerem, Sunni Arapların bütçe görüşmelerinde Kürtleri desteklediklerini söyledi.

Irak Parlamentosu PDK Listesi Parlamenteri Grup Başkanvekili Erefat Kerem, Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin bütçe tasarısının onaylanmadığı sürece parlamento oturumuna katılmayacağı yönünde açıklamalarda bulunduğunu belirterek “Biz ve Sunni Araplar ise İbadi parlamento oturumuna katılmadığı sürece bütçe tasarısının gündeme gelmesine izin vermemere konusunda hemfikiriz” dedi.

BasNews'te yer alan haberde PDK’li Kerem, “Sunni Arap parti başkanvekli Kürtleri destekleyeceklerine dair söz verdi. Bize ‘Kürtlerin zayıflamasını istemiyoruz. Çünkü Kürtlerin zayıflaması bizim de zayıflamamamız anlamına geliyor’ dedi” şeklinde konuştu.

Irak Başbakanı’nın Kürdistani partilerin bütçeye yönelik eleştirilerine yanıtladığını hatrılatan Erefat Kerem, “Verdiği cevaplar hukuki değil, siyasiydi. Bu açıklamalar sorunun daha fazla derinleşmesine yol açıyor” ifadelerini kullandı.

Irak Parlamentosu bugün 2018 yılı bütçe tasarısını görüşmek üzere toplanması bekleniyor. Hükümetin hazırladığı tasarıda Kürdistan Bölgesi’ne ödenmesi gereken %17 oranındaki bütçe %12.7’e düşürülmesi yer alıyor.

KNK, ulusal birlik çalıştayı için YNK’yi ziyaret etti-09.01.2018
DANA OMER / SÜLEYMANİYE

Kürdistan Bölgesi’nde 27-28 Ocak tarihlerinde Süleymaniye’de ulusal birlik çalıştayı düzenlemeye hazırlanan Kürt Ulusal Kongresi (KNK), Kürdistan Yurtseverler Birliği'ni (YNK) ziyaret etti.

KNK Eşbaşkan Yardımcısı Farûq Cemîl, KNK üyeleri Şukrillah Emîn, Mela Hesen, Müjde Ebas ve Ferhad Dostkî'den oluşan heyet YNK Politbüro üyeleri Mela Bextiyar ve Hekim Qadir Hemecen tarafından karşılandı. YNK Politbüro Merkezi'nde yapılan görüşme yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

Yapılan görüşmenin ardından konuşan YNK Politbüro üyelesi Hakim Qadir, "Ulusal birlik için sarf ettikleri çabadan dolayı KNK'ye teşekkür ediyoruz ve umut ediyoruz yürüttükleri çalışmalar ulusal birliğe vesile olur. YNK olarak Kürtler için yapılan tüm girişimlere ve çalışmalara destek veriyoruz” dedi.

27-28 Ocak’ta yapılacak çalıştaya ilişkin de Hakim Qadir, “Çaıştayın yapılması için destek vereceğiz. Çalıştayı daha da zengin kılmak için bizim de projelerimiz, önerilerimiz olacak. Çünkü Kürt halkının birliği çok önemlidir ve Kürt halkının haklarını elde etmesi de değerlidir” diye konuştu.

KNK Eşbaşkan Yardımcısı Faruq Cemîl ise şunları söyledi: “YNK’yi ziyaret amacımız, Başurê Kürdistan’da yapacağımız ulusal birlik çalıştayı kapsamındaydı. YNK, çalıştaya katılacaklarını söylediler. Projelerinin gerçekleşmesi için de YNK’den yardım sözü aldık” dedi.

Çalıştay çalışmaları kapsamında KNK, daha önce Goran Hareketi ve Süleymaniye Valisi Dr. Heval Ebubekir’i ziyaret etmişti. (ao)

Bilgen: Paris Katliamı’nda uluslararası işbirliği var-09.01.2018

HDP’nin haftalık grup toplantısında konuşan Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, 5 yıldönümü olan Paris suikastları üzerine durup, “Paris'teki katliam, bir boyutuyla uluslararası işbirliği olarak görülmesi gereken bir olaydır. Bir boyutuyla da devletin alışkanlıklarına bildik uygulamalarına dikkat çekmek açısından son derece ibretliktir” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) haftalık grup toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Eskişehir'den HDP'li yönetici ve yurttaşların yanı sıra açlık grevinde olan Semih Özakça'nın annesi Sultan Özakça, BDP eski milletvekilleri Levent Tüzel ve Hamit Geylani katıldı.

Toplantıda Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bilgen, her grup toplantısında olduğu gibi konuşmasına cezaevinde tutulan HDP Eş Genel Başkanları, milletvekilleri, HDP üye ve yöneticileri ile gazetecileri selamlayarak başladı.

‘TETİKÇİLERE YOL GÖSTERMİŞTİR’

Paris'te 5 yıl önce üç Kürt kadın siyasetçiler Leyla Şaylamez, Sakine Cansız ve Fidan Doğan'ın katledilmesi üzerinde duran Bilgen, "9 Ocak kadınlara tahammülsüzlük açısından sembol bir tarihtir. Paris'teki katliam, bir boyutuyla uluslararası işbirliği olarak görülmesi gereken bir olaydır. Bir boyutuyla da devletin alışkanlıklarına bildik uygulamalarına dikkat çekmek açısından son derece ibretliktir. 3 Ocak 2013'te İmralı'da ilk toplantı yapılıyor, üzerinden bir hafta geçmeden bu katliam gerçekleşiyor. Bir taraftan güya 'Analar ağlamasın' diye barış elini uzatanlar, öbür eliyle de tetikçilere yol göstermiştir. Bu katliam barış talebine yöneliktir. Ömer Güney'in tam da mahkemeye çıkmadan 36 gün önce hastalanıp, öldüğü iddiası Fransa'nın sabıkasına girecektir" diye konuştu.

Hapis cezalarını eleştirdi

Bilgen, ardından son bir haftada HDP ve DBP'li siyasetçilere dönük verilen hapis cezaları üzerinde durdu.

Verilen cezaların “barışı mahkum eden” mahkeme kararları olduğunu ifade eden Bilgen, "Barışa yönelik infazlar ne kadar dikkat çekiciyse yine barışı mahkum eden mahkeme kararları da bir o kadar önemlidir. Geçtiğimiz hafta sadece bir kaç gün içerisinde ceza alan milletvekillerimiz Leyla Birlik, Sebahat Tuncel, Nursel Aydoğan ve İdris Baluken. Bir haftada siyasetçilerimizin payına düşen budur. Bu demokratik siyaseti mahkum etmektir. Sayın Baluken hangi suçlardan yargılandı. Katıldığı miting, yaptığı basın toplantısından. Kürsüde ifade ettiklerine tahammülü yok, onu anladık ama yazmadıklarından dolayı da cezalandırıldı. Kendisine ait olmadığı tespit edilen bir sosyal medya hesabından paylaşılan mesaj nedeniyle ceza verildi. Yine o gün Meclis'te olduğu tutanaklarda da olduğu halde, bir cenaze törenine katıldığı ileri sürülerek ceza verildi. Barışı savunurken yazmadıklarınızdan ve bulunmadığınız ortamlardan dahi cezalandırılıyorsunuz” dedi.

Savcının ismi MİT dosyası’nda geçiyor

Bilgen, fezlekeleri hazırlayan savcı Ahmet Karaca’nın isminin aynı zamanda “MİT dosyası”nda adı geçen bir savcı olduğunu da hatırlattı. Bilgen, “Bu savcı ‘hain’ ilan ediliyor ama Baluken ile ilgili hazırladığı dosyalar mahkumiyet için gerekçe olarak görülebiliyor" ifadelerini kullandı. (ao)

Ek.Tarihi Tue Jan 09, 2018 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Siyaset:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution