Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Faiz Cebiroḡlu:Hasip Kaplan demeci üzerine bir not..   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:HDP’yi İtibarsızlaştırmak İsteyenler Boşa Çıkarılmalı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Bülent Tekin:Selahattin Demirtaş'ın yeniden aday olmaması   Abschiebung nach Pakistan verhindern   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP Yönetimi Demirtaş’ı Tekrar Seçmemeye, Kongreyi Bile Beklemeden, Karar Vermiş   İbrahim Güçlü:DIVÊ LI BAŞÛRÊ KURDİSTANÊ BI LEZ HILBIJARTINA GIŞTÎ ÇÊ BIBE
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01)Başbakan Barzani'ye İtalya'dan mektup -31.12.2017
İtalya Başbakanı Paolo Gentiloni, Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan

Barzani’ye gönderdiği mektupta, Erbil ile Bağdat arasında görüşmelerin başlamasını umduğunu söyledi.

Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin sayfasından yapılan açıklamada, İtalya Başbakanı Paolo Gentiloni’nin Başbakan Neçirvan Barzani’ye bir mektup gönderdiği belirtildi.

Paolo Gentiloni, Başbakan Barzani’ye gönderdiği mektupta, İtalya’nın Irak ile Kürdistan Bölgesi arasındaki durumu dikkatle takip ettiğini belirterek, “Terörle mücadele, ortak noktamız olmaya devam edecektir. IŞİD tarafından işgal edilen son kentin de kurtarılması için atılan askeri adımlardan oldukça memnunuz” ifadelerini kullandı.

Gentiloni, uluslararası kamuoyuyla birlikte Erbil ile Bağdat arasındaki sorunların 2005’te yazılan Irak Anayasası temelinde, birleşik, federal ve demokrat bir Irak çerçevesinde en kısa görüşmelerin başlamasını umduklarını belirttiği mektubunda devamla, “Bütün siyasi taraflar diyalog için teşvik ediyor ve kendi içinizde yardımcı olmanızı istiyor” diye belirtti.

İtalya Başbakanı ayrıca, “Kurtarılan bölgelerin istikrarının korunması, göçzede ailelelerin dönüşü ve terörün geri dönmesinin engellenmesi için temel bir faktördür. Irak polisi ve Kürdistan Bölgesi silahlı güçlerini eğiten İtalya, terörle mücadelede en önde olmaya devam edecektir” dedi.

Rudaw

02)İsrail: Atılan roketler İran'dan destek alan örgütlere ait -31.12.2017

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, önceki gün Gazze’den İsrail’e atılan roketlerin İran’dan destek alan örgütlere ait olduğunu iddia etti

İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre Avigdor Liberman, İran’ın Gazze’deki "radikal unsurlara" roket verdiğini söyledi.

Haberde Liberman’ın önceki gün Gazze’den İsrail’in güneyine atılan roketlerin, İran’dan destek alan örgütlere ait olduğunu öne sürdüğü belirtildi.

İsrail ordusundan önceki gün yapılan açıklamada, Gazze’den üç roketin atıldığının tespit edildiği ve ikisinin "Demir Kubbe" hava savunma sistemi tarafından engellendiği kaydedilmişti.

Açıklamada, sözü edilen üçüncü rokete ilişkin herhangi bir bilgi verilmemişti.

03) PSK: OHAL ve KHK Rejimine Hayır -31.12.2017

İnsanı aşağılayan, tutuklular arasında ayrım yapan ve geçmişte birçok trajediye neden olan tutuklulara tek tip elbise dayatması, AK Parti hükümetinin geçmişten ders almadığını, intikamcı duygularla hareket ettiğini gösteriyor

29 Aralık 2017 tarihinde, İstanbul’da toplanan Kürdistan Sosyalist Partisi-PSK Merkez Yürütme Kurulu (MYK) siyasi gelişmeleri değerlendirdi, gündemindeki konuları görüşerek aşağıdaki bildiriyi kamuoyu ile paylaşmayı karar altına aldı.

Yayınlanan son kararnamelerin de ortaya koyduğu gibi, AK Parti hükümeti Türkiye’yi OHAL ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) sistemi ile yönetmeyi kalıcı hale getirmek, muhalif ve hak talep eden sesleri kısmak, dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyor.

Son KHK ile birlikte gene binlerce insan işinden gücünden oldu, aileleriyle birlikte açlığa mahkûm edildiler.

Son KHK ile birlikte birçok kurum ve kuruluşun kapısına kilit vuruldu.

Son KHK tutuklulara tek tip elbise giydirmeyi amaçlayan bir düzenlemeyi de içeriyor. İnsanı aşağılayan, tutuklular arasında ayrım yapan ve geçmişte birçok trajediye neden olan tutuklulara tek tip elbise dayatması, AK Parti hükümetinin geçmişten ders almadığını, intikamcı duygularla hareket ettiğini gösteriyor.

Adı geçen KHK “terör ve darbeye karşı mücadelede” sivillere yargı kalkanı getiriyor. Hükümet yandaşlarının, muhaliflere “terörist” ve “darbeci” diye saldırmalarının, “bölücülere yardım ediyorlar” bahanesiyle özellikle Batıda, metropollerde yaşayan Kürdlere yönelik linç uygulamalarının yolunu açıyor.

AK Parti hükümeti, Türkiye’yi içinden çıkılmaz bir kaosa sürükleyen bu uygulamalardan biran önce vazgeçmelidir.

PSK, tüm değişim ve demokrasiden yana olan güçleri, OHAL ve KHK rejimine karşı el ele vererek mücadele etmeye çağırır.

AK Parti hükümeti, başta Kürdler olmak üzere Suriye halklarının iradesini yok sayan ve dayatmacı politikası nedeniyle Suriye’de, saplanıp kaldığı bataklıktan kurtulmak için giderek saldırganlaşıyor. Güneybatı Kürdistan’ın önemli kentlerinden Afrin’in işgaline yönelik hazırlıklar yapıyor.

PSK, AK Parti hükümetine, bu yolun çıkmaz bir yol olduğunu, bölgedeki şiddet sarmalını derinleştirmekten öte bir sonucu vermeyeceğini bir kez daha hatırlatır. Hükümeti Afrin’e saldırı hazırlıklarından vazgeçmeye, Kürdlerin kazanımlarını ulusal güvenliği için tehdit olarak gören anlayışı terk etmeye ve Güneybatı Kürdistanlı örgütlerle ayrım gözetmeksizin iyi ilişkiler kurmaya çağırır.

Başta Şii Bağdat hükümeti olmak üzere, bölge devletlerinin Güney Kürdistan’a yönelik başlattıkları ambargo ve BAAS dönemini anımsatan saldırgan politikalar, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Koalisyon ve bazı Batılı ülkelerin sessizliği eşliğinde ve gözleri önünde devam ediyor.

Bağdat hükümetinin Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarını ve uyguladığı ambargoyu protesto eden PSK, BM’yi Uluslararası Koalisyon ve Batı ülkeleri, Bağdat’ın saldırgan politikasına karşı sessiz kalmamaya, Güney Kürdistan Hükümeti’ne yardımlarını artırarak sürdürmeye 25 Eylül referandumun sonuçlarını tanımaya çağırır.

Devlet terörünün en somut ifadesi olan Roboski katliamının üstünden 6 yıl geçti. Katliamın sorumluları henüz açığa çıkarılmadı, bu politika devam ettiği müddetçe de Roboski katliamı da benzeri uygulamalar gibi Ankara’nın dehlizlerinde kaybolacaktır.

PSK Roboski katliamını bir kez daha protesto eder. Roboski’nin sorumluları açığa çıkartılmalıdır. Devlet bu ve benzeri katliamlarıyla yüzleşmelidir.

Kürdistan Sosyalist Partisi, 2018 yılının Kürdistan ve bölge halklarına barış ve özgürlük ve mutluluk getirmesini diler.

Kürdistan sosyalist Partisi, 2018 yılında özgürlük, barış, demokrasi ve eşitlik mücadelesini yükseltmek için tüm yurtsever ve demokratik güçleri el ele vermeye çağırır.

30 Aralık 2018

PSK-Kürdistan Sosyalist Partisi

04) Irak Cumhurbaşkanı: Sorunların tek bir çözüm yolu var! -31.12.2017

Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum, Sorunların sadece diyaloğun başlamasıyla çözülebileceğini söyledi.

Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum, Erbil ile Bağdat arasında diyaloğun başlamasıyla sorunların çözüleceğini söyledi.

Fuad Masum tarafından yapılan açıklamada, Irak halklarının çıkarlarının göz önünde bulundurulması, Erbil ve Bağdat'ın askeri seçeneği tercih etmemesi belirtilerek, askeri seçeneğin kısa vadeli bir çıkar arayışı olacağı ifade edildi.

Fuad Masum açıklamasında, parlamento ve valilik seçimleri için tarih belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Nerina Azad

05) Suriye'de kritik gelişme! Esad ve YPG'ye karşı 'Milli ordu' kuruldu... -31.12.2017

Muhaliflerin oluşturduğu, Suriye Geçici Hükümeti, Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) bağlı yaklaşık 30 alt grubun TSK'nin de desteğiyle 'Milli Ordu' adı altında birleştiklerini açıkladı.

Geçici hükümetin Başbakanı Cevad Ebu Hatab, Halep'e bağlı Azez ilçesinde grupların liderleriyle bir araya geldi. Hatab, yaklaşık 4 saat süren toplantının ardından "Milli Ordu"nun kurulduğunu duyurdu. Hatab, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, öncelikli amaçlarının Fırat Kalkanı Harekatı ile güvenli hale getirilen bölgeyi ellerinde tutmak ve Esad rejimi ile IŞİD, YPG'ye karşı durarak halkı savunmak olduğunu söyledi.

Proje ile 3 kolorduyu birleştirdiklerini, şu an itibarıyla toplam 22 bin askere sahip olduklarını ifade eden Hatab, şunları kaydetti: "1. Kolordu Türkiye'de eğitim alanlar. 2. ve 3. kolordu ise yaklaşık 30 gruptan oluşuyor. Bizim için en önemli husus, bütün bölgeyi tek bir ordu haline getirmek. Bu da Türkiye'nin desteğiyle olur"

Geçici hükümetin Genelkurmay Başkanı Albay Heysem Efeysi de "Milli Ordu"nun 3 kolordunun birleşmesi sonucu oluştuğunu söyledi. Kurulan ordunun ilerleyen günlerde tüm Suriye'yi kapsayacağını anlatan Efeysi, "Öncelikle Fırat Kalkanı Harekatı Bölgesi'nde bu kararı aldık. Tabii ki Türkiye Cumhuriyeti'nden destek alarak bu karara vardık. Sonuçta Fırat Kalkanı Bölgesi'nde 'Milli Ordu' kurulduktan sonra inşallah diğer kalan yerlerde de devam ettirmeyi amaçlıyoruz." diye konuştu.

06) HDP'de Demirtaş'la yola devam edilecek mi? -31.12.2017

HDP’nin 11 Şubat’taki 3. olağan kongresi öncesi, yeni dönemde nasıl bir politika izleneceğine yönelik parti içinde tartışmalar sürüyor. Partinin başında yeniden Demirtaş’ın olması eğilimi hâkim.

HDP’nin 3. olağan kongresi öncesi; yeni dönemde nasıl bir politika izlenerek, nasıl bir söylem oluşturacağına yönelik parti içinde tartışmalar sürüyor.

HDP’nin 11 Şubat 2018’de Ankara Arena’da gerçekleştirilecek kongresi öncesinde partinin yetkili organlarında başlayan toplantılar yeni yılla birlikte parti tabanının katılacağı konferanslara dönecek. Yeni yılın başında 3-4 ocak tarihinde HDP’li vekillerin katılımıyla kongre konusunda toplantı yapılacak. İki gün sürecek toplantıda HDP’nin yeni döneme ilişkin nasıl bir söylem geliştirmesi gerektiği, HDP’nin yeni döneme ilişkin politikalarının nasıl olması gerektiği gibi önemli konular ele alınacak.

Edinilen bilgiye göre HDP’nin yeni döneme ilişkin geliştireceği politik söylemin başında OHAL’in sona erdirilmesinin geleceği ifade ediliyor. HDP; OHAL’in sona erdirilmesi ve demokratik koşullara dönülmesi için demokratik bir seferberlik sürecinin başlatılması ve bu kapsamda farklı politikaların gündeme gelebileceği dile getiriliyor. Söz konusu toplantının ardından HDP, ocak ayı boyunca gerçekleştirilecek 15 farklı toplantıyla parti tabanıyla bir araya gelecek. Konferansların ardından şubat ayının başında ise Ankara’da 3-4 Şubat tarihlerinde merkezi bir konferans düzenlenerek kongre öncesi partinin nasıl bir politika izleyeceği ve söylem oluşturacağı konuları netlik kazanmış olacak.

HDP’nin 3. olağan kongresi öncesi; yeni dönemde nasıl bir politika izlenerek, nasıl bir söylem oluşturacağına yönelik parti içinde tartışmalar sürüyor.

HDP’nin 11 Şubat 2018’de Ankara Arena’da gerçekleştirilecek kongresi öncesinde partinin yetkili organlarında başlayan toplantılar yeni yılla birlikte parti tabanının katılacağı konferanslara dönecek. Yeni yılın başında 3-4 ocak tarihinde HDP’li vekillerin katılımıyla kongre konusunda toplantı yapılacak. İki gün sürecek toplantıda HDP’nin yeni döneme ilişkin nasıl bir söylem geliştirmesi gerektiği, HDP’nin yeni döneme ilişkin politikalarının nasıl olması gerektiği gibi önemli konular ele alınacak.

Edinilen bilgiye göre HDP’nin yeni döneme ilişkin geliştireceği politik söylemin başında OHAL’in sona erdirilmesinin geleceği ifade ediliyor. HDP; OHAL’in sona erdirilmesi ve demokratik koşullara dönülmesi için demokratik bir seferberlik sürecinin başlatılması ve bu kapsamda farklı politikaların gündeme gelebileceği dile getiriliyor. Söz konusu toplantının ardından HDP, ocak ayı boyunca gerçekleştirilecek 15 farklı toplantıyla parti tabanıyla bir araya gelecek. Konferansların ardından şubat ayının başında ise Ankara’da 3-4 Şubat tarihlerinde merkezi bir konferans düzenlenerek kongre öncesi partinin nasıl bir politika izleyeceği ve söylem oluşturacağı konuları netlik kazanmış olacak.

Demirtaş’la devam

HDP’nin yeni döneme ilişkin nasıl bir politika oluşturacağının yanı sıra partinin 2019’a kimin liderliğinde gideceği de merak ediliyor. Parti içinde bu konuda kesin bir karar verilmemesine karşın, Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la yola devam edilmesi yönündeki eğilim öne çıkıyor. 3-4 Ocak tarihinde milletvekillerinin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantıda bu konuda daha kesin bir söylemin oluşması da bekleniyor

HDP’nin 3. olağan kongresi öncesi; yeni dönemde nasıl bir politika izlenerek, nasıl bir söylem oluşturacağına yönelik parti içinde tartışmalar sürüyor.

HDP’nin 11 Şubat 2018’de Ankara Arena’da gerçekleştirilecek kongresi öncesinde partinin yetkili organlarında başlayan toplantılar yeni yılla birlikte parti tabanının katılacağı konferanslara dönecek. Yeni yılın başında 3-4 ocak tarihinde HDP’li vekillerin katılımıyla kongre konusunda toplantı yapılacak. İki gün sürecek toplantıda HDP’nin yeni döneme ilişkin nasıl bir söylem geliştirmesi gerektiği, HDP’nin yeni döneme ilişkin politikalarının nasıl olması gerektiği gibi önemli konular ele alınacak.

Edinilen bilgiye göre HDP’nin yeni döneme ilişkin geliştireceği politik söylemin başında OHAL’in sona erdirilmesinin geleceği ifade ediliyor. HDP; OHAL’in sona erdirilmesi ve demokratik koşullara dönülmesi için demokratik bir seferberlik sürecinin başlatılması ve bu kapsamda farklı politikaların gündeme gelebileceği dile getiriliyor. Söz konusu toplantının ardından HDP, ocak ayı boyunca gerçekleştirilecek 15 farklı toplantıyla parti tabanıyla bir araya gelecek. Konferansların ardından şubat ayının başında ise Ankara’da 3-4 Şubat tarihlerinde merkezi bir konferans düzenlenerek kongre öncesi partinin nasıl bir politika izleyeceği ve söylem oluşturacağı konuları netlik kazanmış olacak.

Demirtaş’la devam

HDP’nin yeni döneme ilişkin nasıl bir politika oluşturacağının yanı sıra partinin 2019’a kimin liderliğinde gideceği de merak ediliyor. Parti içinde bu konuda kesin bir karar verilmemesine karşın, Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la yola devam edilmesi yönündeki eğilim öne çıkıyor. 3-4 Ocak tarihinde milletvekillerinin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantıda bu konuda daha kesin bir söylemin oluşması da bekleniyor

Demirtaş’la devam

HDP’nin yeni döneme ilişkin nasıl bir politika oluşturacağının yanı sıra partinin 2019’a kimin liderliğinde gideceği de merak ediliyor. Parti içinde bu konuda kesin bir karar verilmemesine karşın, Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la yola devam edilmesi yönündeki eğilim öne çıkıyor. 3-4 Ocak tarihinde milletvekillerinin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantıda bu konuda daha kesin bir söylemin oluşması da bekleniyor

07)Etyen Mahçupyan:En iyisi Kürtleri unutmak -31.12.2017

Türkiye’nin eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun bir dönem danışmanlığını yapan Karar gazetesi yazarlarından Etyen Mahçupyan bugünkü köşesinde Kürt meselesini ele aldı

Mahçupyan yazısında “Kürt meselesi çözülemedi çünkü Türkler, bırakalım demokratlığı, liberal olmakta bile fazlasıyla zorlandılar. Hele bugün resmi devlet ideolojisinin yeniden iktidar ortağı olduğu bir süreçte, bırakalım liberalliği, eski usul ataerkil bir ‘baba sıcaklığı’ bile sergilenemiyor” dedi.

Mahçupyan'ın Karar gazetesinin bugünkü köşesinde ‘En iyisi Kürtleri unutmak’ başlığıyla kaleme aldığı yazısı şöyle:

“Eğer Türkiye bugün hep söylenegelen şekliyle ‘hak ettiği’ yere gelememişse, bunun siyasi bağlamda en büyük nedeni Kürtlerle ne yapılacağının bir türlü bilinememesidir. Bu toplumun zaten zihniyete ilişkin, kültürel ve tarihsel ayak bağı çok… Üstelik kendisini tanımayan, yüzleşmekten kaçan, aradaki boşluğu hamasetle kapamaya çalışan bir alışkanlığa sahip. Ama yine de eğer Kürtlerle ne yapılacağı konusunda bugünün hak ve özgürlük anlayışına uygun bir ortak cevap üretilebilseydi, şimdi ne içeride demokrasi eşiğini aşamamış, ne de dışarıda potansiyelin çok altında kalan bir ülke olurduk.

Aslında Özal ile birlikte Türkiye bu gerçeği idrak etti. Nitekim ondan sonra gelen bütün ‘çözüm’ girişimlerine toplumun desteği çok kolay sağlandı. İç dünyalarda ‘öteki’ algısı çok derin olmakla birlikte, Türklüğü kutsayan rahatlatıcı konumlardan az veya çok uzaklaşıldı. Kürtlerin ‘var’ olduğu, ‘bizden önce’ bile buralarda yaşadıkları, ‘bize’ benzeseler de farklılıklarına sahip çıkmak istedikleri keşfedildi.

Küreselleşmenin başını kaldırdığı, demokrat değerlerin dünyanın her yerinde mağdur ve mazlumun elinde bir siyasi kaldıraca dönüştüğü yıllardı… Dolayısıyla Müslümanlar için talep edilen haklardan Kürtleri mahrum etmenin kabul edilebilir açıklaması yoktu. Böylece Türkiye Kürtlerin kendi farklılıklarına sahip çıkma hakkı olduğunu, kısık bir sesle de olsa kabul etti.

Bu noktaya gayet milli bir önerme olan ‘Kürt yoktur’ cümlesinden çıkarak gelinmişti. İnsanlık açısından küçük olsa da, Türkler için büyük bir adımdı. Devletin kuruluş ideolojisini ve ‘millet’ olma uğruna kabullenilen ve yaşanılan onca akıl ve etik dışı olayı düşünürsek iyi bir başlangıçtı. Nihayet Kürtleri ‘hatırlamıştık’… Çünkü herkesin bildiği üzere Kürtler Osmanlı döneminde ‘kendileri’ olarak epeyce uzun süre ‘bizle’ birlikte yaşamışlardı. Sorun şu anki ‘bizin’ geçmişteki ‘biz’ olmamasıydı… Cumhuriyet yeni bir ‘biz’ yaratırken, onu ‘ötekilerden’ temizlemiş, geriye kalanı ise törpülemiş, cilalamış ve halka yeni ambalajıyla sunmuştu.

Kürtleri yeniden hatırlayınca, önce modernlikten uzaklaşmamak adına liberal bir bakış denedik. Yol, fabrika yapılsın, okullar açılsın, herkes Türkçe öğrensin, kadınlar çalışsın vs dedik. Ancak meselenin tam da bu olmadığı açıktı. Ortada bir ‘kimlik’ talebi vardı ve bu talep Kürtleri diğer kimliklerin içinde eriterek karşılanamıyordu. Derken zamanın ruhuna uyarak demokrat bir bakışa yöneldik. Kürtçe konuşabilsinler, okuyup yazsınlar, şarkı söylesinler, Kürt kültürünü araştıran ve geliştiren kurumlar kurabilsinler, Kürtlerin taleplerini kamusal alana serbestçe taşıyabilsinler dedik. Ne var ki bunu gerçek anlamda içimize sindirmekte zorlandık… Belki de ‘bizim’ Kürtlere hüsnüniyet göstermemizin karşılığında onların da kendi taleplerinden feragat edeceğini, ‘aslında biz de Türk olmak istiyoruz’ diyeceklerini umduk.

Bütün bu süreç PKK’nın şiddet ve terör siyasetine, devletin örgütle mücadelesine paralel yaşandı. Ama PKK olmasaydı da hak ve özgürlük alanında farklı bir sonuç çıkmazdı. Hatta birçok Kürt’ün inandığı üzere, belki bu kadarı bile olmazdı.

Kürt meselesi çözülemedi çünkü Türkler, bırakalım demokratlığı, liberal olmakta bile fazlasıyla zorlandılar. Hele bugün resmi devlet ideolojisinin yeniden iktidar ortağı olduğu bir süreçte, bırakalım liberalliği, eski usul ataerkil bir ‘baba sıcaklığı’ bile sergilenemiyor.

Galiba Kürtleri hatırladığımız pek iyi olmadı… Hiç aklımızdan çıkmıyorlar ve ‘bizim’ devletimsi aklımız onları yeniden ‘yok’ haline getirmekten başka bir çare düşünemiyor. Keşke Kürtleri yeniden unutabilsek… Daha önce Cumhuriyet kurulurken yapmıştık. Şimdi de İkinci Kurtuluş Savaşı vesilesiyle yine yapabiliriz. Güneydoğuda yaşayan ‘Türklerin’ kendi yerel lehçelerini konuşmalarında mahsur yok deriz… Ülkenin eğitimsiz, geri kalmış bu yöresinin ‘cahilane’ bazı taleplerini de anlayışla karşılarız.

Hatırlamayı beceremedik… Belki unutarak daha az zarar veririz. Hem Kürtlere hem ‘bize’…”

08) ERDOĞAN KORKUYOR VE KAÇMAK İÇİN ŞİMDİDEN YER ARIYOR. KAÇ BAKALIM… -31.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kışkırtmalara karşı uyanık olalım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018 yılı ile ilgili yayımladığın mesajında "İçte ve dışta çok önemli gelişmeler bizi bekliyor. Bizi birbirimize düşürmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Kışkırtmalara karşı uyanık olalım" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018 yılı için mesaj yayımladı. Mesajında kışkırtmalara karşı herkesi uyanık olmaya davet eden Erdoğan, "Önceki yılı, PKK terör eylemleri ile 15 Temmuz darbe girişimi gibi tarihimizin en büyük ihanetlerinden birinin gölgesinde tamamlamıştık" dedi.

KORKAK Erdoğan, 2018 yılı mesajında şunları dile getirdi:

Değerli Vatandaşlarım,

2017’yi bitirip 2018 senesine girmeye hazırlandığımız bugün, yeni yılınızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.

Yeni yılın ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Cumhurbaşkanı olarak, 2017 yılında 51 ilimize 64 ziyaret gerçekleştirerek, her fırsatta vatandaşlarımızla kucaklaşmanın, hasbihal etmenin, hasret gidermenin gayreti içinde olduk.

Ankara ve İstanbul’da çok sayıda programa katılarak, hem kurumlarımızın çalışmalarını yakından gördük, hem de mesajlarımızı yurt içine ve yurt dışına iletme imkânı bulduk. Aynı şekilde, yıl içerisinde 25 ülkeye 34 ziyaret gerçekleştirerek, ülkemizi uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık.

"HAMDOLSUN, MİLLETİMİZİN FERASETİ, HÜKÜMETİMİZİN DİRAYETİ VE DOSTLARIMIZIN DESTEĞİYLE, TÜM BU SALDIRILARI AKAMETE UĞRATTIK"

Önceki yılı, PKK terör eylemleri ile 15 Temmuz darbe girişimi gibi tarihimizin en büyük ihanetlerinden birinin gölgesinde tamamlamıştık. Bu terör eylemlerini ve darbe girişimini, hem içeride yürüttüğümüz operasyonlar, hem de Suriye’de başlattığımız Fırat Kalkanı Harekâtıyla boşa çıkarmamız, tarihimizin en önemli hadiselerinden biri oldu. Bu yılı da benzer mücadelelerle dolu bir şekilde geçirdik.

FETÖ ve PKK başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadele konusunda çok önemli adımları attığımız 2017 yılında, özellikle ekonomi alanında ciddi saldırılarla karşı karşıya kaldık. Hamdolsun, milletimizin feraseti, hükümetimizin dirayeti ve dostlarımızın desteğiyle, tüm bu saldırıları akamete uğrattık.Aldığımız tedbirler sayesinde ilk üççeyrekte yüzde 7,4’lük bir büyüme elde etmeyi, ihracatımızı 155 milyar doların üzerine çıkarmayı, işsizliği yeniden düşüşe geçirmeyi başardık. İş dünyamızla birlikte, geçtiğimiz yıl “mevcut çalışanların üzerine +1” olarak başlattığımız istihdam seferberliğini, önümüzdeki yıl “mevcut çalışanların üzerine +2” olarak sürdürme kararı aldık.

İnşallah, işsizliği ülkemizin gündeminden tamamen çıkartana kadar durmayacak, bu çalışmaları devam ettireceğiz.

Kamu kuruluşlarına hizmet veren firmalarda görev yapan işçilerimizin, kurumlarında daimi olarak çalışmaya devam etmelerini sağlayacak düzenleme de, 2017’nin önemli gelişmelerinden biriydi. Kamuoyunda “taşeron işçilere kadro verilmesi” olarak bilinen bu düzenlemeyle, uzun zamandır konuşulan, tartışılan bir meseleyi daha çözmüş olduk. Bir kez daha bu kritik düzenlemenin ülkemize, çalışanlarımıza ve ailelerine hayırlı olmasını diliyorum.

Ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan cari açığın azaltılması için, bir yandan enerji üretiminde kendi potansiyelimizi harekete geçirmeye, diğer yandan da ithal ettiğimiz ürünleri ülkemizde üretmeye dönük çalışmalara hız verdik. Enerjide, su, rüzgâr, güneş, termal, nükleer ve diğer tüm kaynakları seferber ederek, dışa bağımlılığımızı azaltmak, aynı zamanda stratejik bir önceliğimizdir.

Ülkemizi, savunma sanayi ihtiyaçları ve yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin üretimleri konusunda da mutlaka çok daha ileri bir seviyeye çıkartmak zorundayız.Bu meseleyi, istiklalimizi ve istikbalimizi güvence altına alabilmemizin en önemli unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bunun için, önümüzdeki yıl enerji, savunma sanayi ve yüksek teknoloji konularındaki projelerimizi, yenilerini de ekleyerek sürdürmekte kararlıyız.

Değerli Vatandaşlarım,

Geçtiğimiz yılın en önemli hadiselerinden biri de, ülkemizin yönetiminde gerçekleştirdiğimiz köklü değişikliktir.

16 Nisan tarihindeki halkoylamasında milletimiz tarafından da kabul edilen Anayasa değişikliğiyle, Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçme kararı almıştır.

Böylece, geçmişte yaşadığımız pek çok darbeye, muhtıraya, cunta girişimine, istikrarsızlığa ve buna bağlı olarak ekonomik krize, vesayetin hâkimiyetine engel olamayan mevcut sistemi artık terk ediyoruz. Bunun yerine, doğrudan milletin seçtiği Cumhurbaşkanının ülkeyi yönettiği, siyasi istikrarı garanti altına alan bir sistemle, inşallah yolumuza devam edeceğiz.

16 Nisan’da hayata geçirdiğimiz bu yönetim reformunu aynı zamanda, Türk Milleti’nin 15 Temmuz’da gösterdiği fedakârlığa siyaset kurumunun bir teşekkürü olarak da görüyoruz.

Ülkesine ve devletine canı pahasına sahip çıkan bu millete, daha güçlü, daha müreffeh, daha güvenli bir Türkiye bırakmak en büyük sorumluluğumuzdur.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, 2023 hedeflerimizle somut çerçevesini çizdiğimiz, 2053 ve 2071 vizyonlarımızla istikametini belirlediğimiz büyük ve güçlü Türkiye ülküsünün lokomotifi olacağına inanıyoruz.

Türkiye’nin gerçek potansiyelini, gerçek büyüklüğünü, yurt dışına yaptığımız seyahatlerde çok daha iyi görme imkânına sahip oluyoruz.

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız Sudan, Çad, Tunus ziyareti, bunun en güzel örneklerinden biridir. Özellikle Sudan’da şahsımızda ülkemize ve milletimize gösterilen teveccüh, bizlere tarihi sorumluluklarımızı tekrar ve tekrar hatırlatmıştır. Benzer bir manzaraya, yine kısa bir süre önce yaptığımız Sırbistan ve Yunanistan seyahatlerimizde de şahit olmuştuk.

Biz, Afrika’ya, Orta Doğu’ya, Orta Asya’ya, Balkanlara yönelik açılımlarımızla, bu topraklarda senelerdir bekleyen tohumları yeşertmenin gayreti içindeyiz.

Gittiğimiz yerlerdeki kardeşlerimizin de bize aynı iştiyakla, aynı heyecanla, aynı umutla baktıklarını, sarıldıklarını görüyoruz.

Karşılıklı sevginin, saygının ve muhabbetin olduğu bir yerde, bunun tüm insanlık için hayırlara vesile olacak neticelere tebdil olmasını kimse engelleyemez.

Değerli Vatandaşlarım,

Suriye, Irak, Filistin, Libya başta olmak üzere, bölgemizde yaşanan gelişmeler, ülke ve millet olarak bizim geleceğimizi yakından ilgilendiriyor.

Her ne kadar bazıları bizim bu coğrafyalardaki gelişmeler konusundaki hassasiyetimizin sebebini anlayamıyor olsa da, bu hususta milletimizle tam bir mutabakat içinde olduğumuzu biliyoruz.

Türkiye’nin bölgesindeki meseleleri çözmeden kendi geleceğini güvence altına alamayacağı gerçeği, bizi daha aktif, daha kararlı, yeri geldiğinde daha çok risk alan bir dış politika izlemeye yöneltiyor.

Son dönemde yaşadığımız tecrübeler “sahada olmadan masada olunamayacağını” hepimize çok net bir şekilde göstermiştir. Geçtiğimiz yıl, Suriye’de İdlib operasyonunu başlatarak, Irak’ta bölgesel yönetimin bağımsızlık girişimini boşa çıkartarak, bu yönde önemli adımlar attık.

Kudüs meselesi, ülkemiz ve bölgemizle birlikte dünyanın her köşesindeki Müslümanlar ve mazlumlar için yeni bir imtihan haline dönüşmüştür.

Amerika’nın attığı adım, İsrail dışında hiçbir ülkeden mâkes bulmamış, tam tersine, Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak ilan edilmesiyle hayırlı bir gelişmenin kapılarını aralamıştır.

Tüm milletime, bu konuda gösterdikleri dik duruş ve ortaya koydukları samimi tavır için şükranlarımı sunuyorum. Bu süreçte teklifimizi destekleyen 127 dünya ülkesine teşekkür ediyorum. Yine bu süreçte adaletten, hukuktan ve barıştan yana tavır koyan, Kudüs’ün tarihi statüsüne sahip çıkan bütün ülkelere de tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

"GECE-GÜNDÜZ ÇALIŞMAYI SÜRDÜRECEĞİZ"

Önümüzdeki yıl, gerek içerde, gerekse dışarda yine çok önemli gelişmelerin bizi beklediğini biliyoruz. Her alanda ülkemizi güçlendirerek, devlet-millet tam bir dayanışma içerisinde karşımıza çıkabilecek yeni sıkıntılara hazırlıklı olmak için gece-gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.

2019 yılının Mart ayında yapılacak mahalli seçimler ile aynı yılın Kasım ayında yapılacak milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ülkemizin geleceği bakımından kritik öneme sahiptir.

Tüm vatandaşlarımdan, ülkemizin ve milletimizin geleceği için heyecanı, hedefi, projesi, enerjisi olan kadrolara sahip çıkmalarını, onlara yol göstermelerini bekliyorum.

Bu kritik süreçte kışkırtmalara karşı uyanık olmalı, siyasi hesaplar uğruna bizi birbirimize düşürmek isteyenlere asla fırsat vermemeliyiz.Son olarak, TEK MİLLET, TEK BAYRAK, TEK VATAN, TEK DEVLET uğrunda gözlerini kırpmadan hayatlarını ortaya koyan tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum.2018 yılının milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum.Yeni yılda, acıların, zulümlerin, adaletsizliklerin son bulduğu; huzurun, mutluluğun, refahın hâkim olduğu yeni bir dünyada buluşmak dileğiyle, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla…

09) İran'da göstericiler valiliği ele geçirdi-31.12.2017

İran'da ekonomik kriz gösterilerinin hükümet karşıtı gösterilere dönüşmesinin ardından Arak Valiliği göstericiler tarafından ele geçirildi. Göstericiler Hüramabad şehrinde belediye binasını yaktı.

İran'da ekonomik kriz için devam eden protesto gösterileri hükümet karşıtı gösterilere dönüştü. İran’ın Meşhed kentinde hayat pahalılığı, kötü yaşam şartları ve yolsuzluğa karşı geçen perşembe günü başlayan eylemler ülkenin diğer kentlerine de yayılmaya başladı. Meşhed, Kirmanşah, Kum, Reşt, Nişabur ve Tebriz kentlerinde binlerce kişi sokaklara çıtı. Göstericiler, "Suriye'yi bırak, halkına çare bul", "Korkmayın, hepimiz birlikteyiz" ve "Mollalar ülkeyi bıraksın" sloganları attı. Gösterilerde ülke savaş alanına döndü.

Göstericiler dün gece Arak Valiliğini ele geçirdi. Ayrıca göstericiler Hüramabad şehrinde belediye binasını yaktı.

İNTERHNET KESİLDİ

Ülke genelinde internet bağlantısının rejim güçlerince kesildiği belirtiliyor

GECE VALİLİK BİNASINI ELE GEÇİRDİLER

10) İran'da, Ve korkulan oldu: İran’da kan döküldü! -31.12.2017

İran'da Perşembe başlayan ekonomik kriz protestolarının, hükümet karşıtı gösterilere dönüşmesinin ardından korkulan oldu ve 2 kişi gece düzenlenen gösteride öldürüldü.

Diğer yandan İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’in gitmesini isteyen göstericileri tehdit eden İran Devrim Muhafızları, ‘Halkın demir yumruğu kafalarına inecek’ tehdidinde bulundu.

Ülkenin yarı resmi haber ajansı Mehr, İran’ın batısındaki Luristan Eyaleti’ndeki Dorud’da gece düzenlenen gösterilerde iki protestocunun öldürüldüğünü duyurdu. Haberde güvenlik yetkililerinin, izinsiz gösterinin uzaması üzerine çatışmaların çıktığını belirttiği aktarıldı. Devlet televizyonunda ise, Dorud’daki göstericileri polisin değil, yabancı ajanların öldürüldüğü iddia edildi.

Cumartesi gecesi sosyal medyada yayılan görüntülerde de Dorud’da silah seslerinin ardından düşen göstericiler yer aldı.

Devrim Muhafızları’ndan tehdit

Diğer yandan İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’in gitmesini isteyen göstericileri tehdit eden İran Devrim Muhafızları, ‘Halkın demir yumruğu kafalarına inecek’ tehdidinde bulundu.

Valilik ele geçirildi ve…

Göstericiler dün gece Arak Valiliğini ele geçirdi. Ayrıca göstericiler Hüramabad şehrinde belediye binasını yaktı.

‘İnternet kesildi’

Ülke genelinde internet bağlantısının rejim güçlerince kesildiği de iddia ediliyor.

Perşembe günü başlamıştı

Meşhed kentinde Perşembe günü ekonomik gerekçelerle başlayan protestolarda polis çok sayıda göstericiyi gözaltına almıştı. Yerel kaynaklar, polisin biber gazı ve tazyikli suyla dağıttığı göstericilerden bazılarının da yaralandığını aktarmıştı.

Daha sonra diğer kentlere de yayılan gösterilerde İran’ın siyasi yapısı ve yayılmacı dış politikası da eleştirilmiş, ABD Başkanı Donald Trump Twitter hesabından göstericilere desteğini açıklamıştı.

Bu gösteriler, 2009’daki tartışmalı seçimlerden sonraki en büyük kitlesel eylem olarak görülüyor.

Rejim taraftarları da sokağa çıktı

Muhaliflerin ardından dün de rejim taraftarları sokağa çıktı. Dev kalabalıklar, sekiz yıl önceki protestoların bastırılmasının yıl dönümünde rejime destek verdi.

Bilek güreşini kazandı ama...

Ezeli düşmanı Suudi Arabistan'la Ortadoğu'da girdiği bilek güreşini Suriye ve Irak'ta kazanan İran, hâlihazırda Yemen'de Şii Husilere destek veriyor. Üçüncü yılını doldurmak üzere olan savaşta Suudi Arabistan'ın başını çektiği koalisyon Husilere hava saldırıları düzenliyor.

Dış politikada bunlar yaşanırken, dünyanın en kapalı rejimlerinden birine sahip ülkede ekonomi alarm veriyor.

3 milyon 200 bin işsizin bulunduğu İran'da yumurta gibi bazı temel gıdaların fiyatları son dönemde neredeyse yarı yarıya arttı.

Hameney'den uyarılar

P5+1 ülkeleriyle nükleer anlaşmaya imza atan Tahran yönetimi, Batılı ülkelerin yaptırımlarından 2015 yılında kurtuldu ancak henüz bu sokağa yansımış değil.

İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hameney, hafta içinde yaptığı açıklamada hükümetin ekonomi politikalarını eleştirmiş ve yüksek enflasyon, artan fiyatlar gibi sorunların çözülmesini istemişti.

11) BİR GAZETECİNİN CEZAEVİ SERENCAMI-3/ İNAN KIZILKAYA"Sen Teröristsin Gazeteci Değilsin" Diyerek Hedef Gösteriyorlar -31.12.2017
Çizim: Kemal Gökhan Gürses

Çoğu zaman 20’ye yakın gardiyan sabah ve akşam sayımlarında içeriye girer, pis pis bakışlarla bizi göz hapsine almaya çalışır, “ayağa kalkın” komutunu kabul etmeyince üst perdeden, “Siz kimsiniz, neden ayağa kalkmıyorsunuz?” derlerdi.

2016’nın sonbaharını duruşma faslıyla geçirmiştim. Sabahın köründe hücreden alınıp bekleme odasına kapatılıyordum. Saatlerce sandalyeler üzerinde uyukluyordum. Kasten beni erken hücreden çıkarıp, “jandarmayı bekliyoruz” diye de itirazımı geçiştiriyorlardı.

İlk duruşmalara hücreden çıkarılıp jandarmaya teslim edilene kadar geçen sürede gardiyanlar ısrarla cezaevi kimlik kartını taşımamı istiyordu. Oysa bir kağıt parçasıyla beni kodlayan devlet, özgürlüğümü elimden alması yetmiyormuş gibi bir de bunu belgeleyen kağıt parçasını da boynuma asmamı dayatıyordu.

Hani sevgilisinin her anını karabasana çeviren kontrol manyağı erkekler vardır. Hiçbir şekilde karşısındakinin cevabıyla tatmin olamayan ve sürekli aldatılacağını düşünen müzmin erk budalası tarzını andırıyordu cezaevi uygulamaları. Galiba iktidar hep böyle pençelerini köşeye sıkıştırdığı canlı üzerinde denemeye kendini ayarlıyordu.

Her an kayıt altında

Askerlerin gözü önünde, “Sen teröristsin, gazeteci değilsin” diyerek hedef haline getiriliyordum. Bu da yetmiyormuş gibi ellerim kelepçeli şekilde ring aracına bindirildiğimde adli tutuklar ile aynı bölüme kasten alınıyordum.

Darbenin yarattığı hınç ortamıyla galeyana gelen/getirilen adli tutuklularca, “Fetöcü ise bize verin” diye de psikolojik saldırıya tabi bırakılıyordum. Kapalı ring bölümünde bile kamera ile gözetleniyordunuz.

Hücrenin havalandırmasındaki kamerayı saymıyorum bile. Kazara kıçınızı kaşımanızın durumunda bile seyredildiğini bilmeniz rahatsız ediciydi.

Her anınızın kayıt altına alınmanız tüylerinizi diken diken ediyordu. Bir gözün üzerinizde olması ayıp bir şey yapmaya teşne davranışlarınız olduğunu peşinen kabul edip, kendinize çeki düzen vermeyi benimsetmeye zorluyordu.

Mektuplar, dilekçeler

Duruşmalarda yüksek sesle yaşanılanları dile getirmem işe yaramıştı. Darbeyi püskürttüğünü söyleyenler, halklar tarihinin bütün kötülük envanterini toplum üzerine boca ederken cezaevlerindekileri de ‘kobay’ olarak gördüklerinden ‘mahpus'un da başına geleni itirazsız kabul etmesini istiyordu.

Yaşadıklarımı ve hak gasplarını anlattığım İnfaz Hakimliği, Cezaevi Savcılığı, hatta Adalet Adalet Bakanlığı’na yazdığım mektup ve dilekçelerden ya cevap alamıyordum ya da durumu aklayan gerekçeler üretilip bir sürü yasal prosedürden bahsediliyordu.

2. Müdür açıklaması

Mahkemeye götürülmediğim duruşma için yazdığım dilekçeyi dikkate alan cezaevi 2. Müdürü lütfedip beni odasında kabul etti. Mahkemeden gelmeyen eksik bir evrak nedeniyle bu durumun yaşandığını söyledi.

Söylediklerine kendisi de inanmadığından kravatıyla oynayarak, “Neyse ki sizin açınızdan bir mağduriyet yaşanmamış” dediğinde hayret ettim.

Pişkinlikle, bürokrasi arasında un ufak olan bir insanın düştüğü hale acıdım sadece. Öyle ki Ocak ayı başında tutuklanan gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Urfa’dan Silivri’ye getirildi ama 9. Kısma verilmedi.

Sosyete mekanı

Kemal'in bütün girişimleri cevapsız kaldı. Tahliye olmadan kısa bir süre önce koridorda başgardiyan ile ayaküstü konuşmamızda, “Zannetme ki her şey bizim elimizde” dediğinde 9 Nolu’nun üzerinde neden drone uçtuğunu bir daha düşündüm.

Avukatım haklıydı, “Sosyete mekanındasın işte! Tadını çıkar” diyordu.

Darbeden sonra omzu bol pırpırlı generalleri, valileri, emniyet müdürlerini içtimaa çeken gardiyanların haleti ruhiyesini anlıyordum. Egoları tavan yapmıştı. Zorla ayakta sayım vermemiz için iki ay boyunca sürekli gerginlik yaşadık.

Sayımlar

Çoğu zaman 20’ye yakın gardiyan sabah ve akşam sayımlarında içeriye girer, pis pis bakışlarla bizi göz hapsine almaya çalışır, “ayağa kalkın” komutunu kabul etmeyince üst perdeden, “Siz kimsiniz, neden ayağa kalkmıyorsunuz?” derlerdi.

Gözlerini bize dikip bakışlarıyla ezmeye çalışırlardı. Göz temasından özellikle kaçınırdık. Korkuyla baş etmenin en iyi yolu belki de başına gelebilecek her kötülüğün farkında olarak, istediğinizi yapabilirsiniz ama ben de öyle kolay kolay teslim olmama tutunmaktı.

İlk başlarda kendilerinden emin tarzda dayattıkları bu uygulama karşısında şerbetli olduğumuz ortaya çıkınca tutumları kendiliğinden sönümlendi. Buyruklarına uymayacağımız noktasında kararlı olduğumuzu gördükçe, mahallenin üçüncü sınıf kof kabadayı edasıyla öfleye pöfleye hücreden çıkar oldular.

Çıplak arama

Bitişik hücredeki devrimci Kürt tutsaklar ile bu durumu paylaştığımızda, önerileri tartışmaya girmeden sakin kalarak tepkimizi koymamız yönündeydi.

Zana ile ortak tavrımız karşısında bir süre sonra çözülen memurlardan biri, “Bu kadar insan içeriye giriyor bari biraz saygıdan kıpırdanın arkadaşlar” diyen sesi de emir kipinden ricaya dönmüştü. Oysa toprak sahada top oynasak ya da aynı muhitte yaşasak tavırları nasıl olurdu acaba!

Hele içlerindeki renkli gözlü gardiyan tiksindiriciydi. Cezaevine girişte ne olduğunu anlamadan apar topar sokulduğumuz daracık bölümde dayatılan çıplak aramayı hatırlatıyordu.

Bu uygulamanın işkence olduğunu söylediğimde, elleriyle taciz ederek üstümü çıkarması sahnesi gözümde canlanıyordu. İşini şevkle yapan bir insanı kim ayıplayabilirdi! İnsanın gayri meşru ilişkilere kendini nasıl ikna ettiğini anlama isteği de beyhude bir çaba gibi geliyordu. Onun zaviyesinden meseleye bakmayı deneme girişimi de mazoşist bir yönelimdi…

Üst arama

Avukat ya da aile görüşüne hücreden çıkarken, koridoru dönerken, görüş kabini bölümüne girerken ve kabine varmadan tacize varan üst araması olurdu. Bedeninizde bir başkasının elini hissetmenin tiksindiriciliği yetmezmiş gibi, itirazınızı da duymamış gibi davranılıyordu.

Görüşten çıkarken de birkaç sefer yine aynı muameleye tabi tutuluyordunuz. Koridorda ilerken sağınızda, solunuzda, önünüzde ve arkanızda birer gardiyan olurdu.

İçlerinden birinin komutuyla, “dur, bekle, hızlan, duvar dibinden yürü vb.” askeri bir düzene uyum sağlama seansları uygulanıyordu.

Ayakkabı çıkarma

Hele bir de ayakkabı çıkarma tam bir ezaya dönüşüyordu. Yine hücreden çıkarken ve girerken; görüş kabinine girip çıkarken birkaç sefer ayakkabılarınızı çıkardıktan sonra eğilip yerden almanız ve kameranın göreceği şekilde ters çevirdikten sonra ayağınıza giymeniz isteniyordu.

Çıkardıktan sonra diğer aşamaları yapmayıp beklemeniz gardiyanları da sinirlendiriyordu. Bazen birkaç saniyelik sinir harbinde kararlı olduğunuzu gördüklerinde sessizce geçiştiriyorlardı. “Diğerleri yapıyor siz niye itiraz ediyorsunuz?” sorusunda ‘diğerleri’nden kastedilen darbeden tutuklananlardı. (İK/APA) Yarın: 7 Metre Aşıp Mesaj Taşıyan Toplar

Kemal Gökhan Gürses hakkında

Karikatürist. Mucizeler Dükkanı reklam ajansında grafik tasarımcılık ve yöneticilik yapıyor. Gezi direnişi etrafında gelişen ve kör bir fotoğrafçının hikayesini anlattığı "Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi" (2013) adlı kitabı bulunuyor. Cumhuriyet, Hürriyet, Radikal, Taraf gazetelerinde çizerlik yaptı. Gençlik ve Toplum, Doğan Kardeş, Deli dergilerinde görev aldı. 1978-1984 arası Gırgır, Fırt, Atmaca dergilerinde çizdi.

12) Demir Bilgin:Recep, bitmiştir!(*) -31.12.2017

Bölgesel ve içsel şeriatçı burjuvazisinin desteklediği ve 15 yıldır iktidar yaptığı AK Parti ve Recep devri sona yaklaşmıştır. Recep, bitmiştir.

2018’de yapılacak seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Recep, politik olarak ve psikolojik olarak ta bitmiştir. Receb’in bitişi çok ”hazin” olacaktır. Hazinden de öte çok ”dramatik” olacaktır. Bunu tarihsel bir not olarak yazıyorum. Seçim sonuçları öncesinde, Receb’in bitişini ilan ediyorum. Biten Recep, hem Türkiye’de, hem de Uluslararası Mahkemede, Lahey’de de yargılanacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Receb’in, hırsızlığı, rüşvet, yağma yanında, hem katil, hem de savaş suçlusu olarak yargılanacaktır.

Yapılacak seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Türkiye’de kurmuş olduğu ”Aile Şirketi” dağıtılacaktır. Receb ve ailesinin gasb-ettikleri tüm ”servete” el konulacaktır. Bunu da buradan ilan ediyorum.

Receb’e dair ”dramatik” notlar vardır:
Bir: Recep, bir savaş suçlusudur.
İki: Tayyip, hem hırsız, hem de katildir.
Üç: Erdoğan, Roboski katili, çocuk katili ve Gezi intifadasında gençlerin katili ve insanlık katilidir.
Dört: Tayyipsiz Recep, Suriye’de yenilmiştir. Suriye’de yenilen Recep, Türkiye’den ”firar” etmenin yollarını arıyor. Recep, ”firar” etmede geç kalmıştır.

Seçimler öncesinde bu notu yazmak istedim.

Seçimler öncesinde , Receb’in bitişini tescil ettirmek istedim.

Kayd-ediyorum: Recep bitmiştir.

Biten Recep, yargılanacaktır. Bunun da haberini şimdiden veriyorum!

Bir soru kaldı, şudur: Receb’e bel bağlayan ”solcular”da vardı. Bunlar ne olacak?

Cevap açıktır: Bunlar da çoktan beri bitmiştir. İslami faşizme ”bel bağlayan” solcu(!) olmaz. İslami faşizme umutla bakan insan, ilkel gerici ve ilkel dönek olur. Bunlar da bitmiştir.

Evet, karanlık yıllar, aynı zamanda, derslerle doludur. Karanlık yıllar, kim solcu, kim değil, adeta bir aynadır. Recebi karanlık yıllarında bu aynada, bu ”sahte” solcuları da gördük…

Yeni bir döneme giriyoruz. Yeni dönem, her alanda örgütlenerek, Anadolu’yu ”daha temiz, daha iyi” bir politik duruma çekmek, oluyor. Kirlenen ve geriye götürülmek istenen Türkiye, bu karanlık durumu aşacaktır.

Recep, bitmiştir!
Receb’in bittiği yerde, mutlaka gülistanlar yeşerecektir!

http://www.kurdistana-bakur.com/
http://www.kurdistana-bakur.com/

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -31.12.2017

02) -31.12.2017

Ek.Tarihi Sun Dec 31, 2017 10:00 am Gön: Oezer

İlgili Konular

Medya

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution