Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Selahattin Demirtaş’a Açık Mektup   İLGİLİ HABERLER ve SINIRÖTESİ KÜRT DÜŞMANLIĞI   Faiz Cebiroḡlu:Hasip Kaplan demeci üzerine bir not..   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:HDP’yi İtibarsızlaştırmak İsteyenler Boşa Çıkarılmalı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Bülent Tekin:Selahattin Demirtaş'ın yeniden aday olmaması   Abschiebung nach Pakistan verhindern   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 

 
Medya


01)Başbakan Barzani: Israrla vurguluyorum... Kürdistan Birlik olmalı!-27.12.2017
Başbakan Neçirvan Barzani Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası basına yaptığı açıklama da Siyasi olarak bu dönemi atlatmanın yolu seçimlerin yapılmasıdır dedi.

Başbakan Barzani basın açıklamasına Almanya temaslarıyla başlayarak, Almanya'nın Fransa ile birlikte Erbil - Bağdat arasında sorunların çözümünde ortak hareket etmek istediklerini belirtti. Başbakan, Almanya'ya davetinden ve IŞİD'le mücadele döneminde yaptığı yardımlardan dolayı teşekkür etti.

Kürdistan'da yaşanan gelişmelere değinen Başbakan, gösterilerde hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralananlara acil şifalar dileyerek, şunları söyledi;

Gösteriler her ülkede, her bireyin hakkıdır. Ancak kargaşa çıkarma, ortalığı ateşe verme durumunda hükümetin önlem alma yetkisi ve görevi var. Kamu binaları ve parti binalarının ateşe verilmesi, ortalğı karıştırmak isteyen bir elin varlığına işaret ediyor. Halkın taleplerini anlıyoruz ama bu süreçte birlik olmaya ihtiyacımız var. Olaylara bakacak olursak... Halkın bir kesimi hak talebinde bulunuyor, bazıları ise binaları yakıyor. Bunun arkasında bir el yoksa kim neden binaları yaksın?

Kürdistan Bölgesi'nin gelirinin yarı yarıya düştüğünü, bunun da Kürdistan'ı zor durumda bıraktığını altını çizen Başbakan, bir diğer etkeni ise Kürdistan Bölgesi'nden Irak kentlerine giden mallardan Heşdi Şabi'nin vergi adı altında aldığı para olarak gösterdi.. Başbakan, "Bu bizim maaşları temin etmeyeceğimiz anlamına gelmez. Tabii ki herkesin maaşını almasını onun hakkıdır. Biz de bunu vereceğiz. Kürdistan halkına anlayışından dolayı teşekkür ediyoruz" dedi.

Bu süreçte Kürdistan'ın birlik olması gerektiğini ısrarla vurgulayan Başbakan Barzani, "siyasi olarak bu dönemi atlatmak istiyorsak, seçimler yapılmalıdır" dedi.

Goran ve Komel'in Hükümetten çekilmelerine ise sert tepki gösteren Barzani, "Kararlarına saygı duyuyoruz ancak bu kararı almadan önce bizimle toplantı yapmaları daha doğru olurdu. Seçimlere 3 ay kalmışken hükümetten çekilmeleri ilginç. 4 yıldır birlikteyiz, 3 ay kala mı eksik ve sorun olduğunun farkına vardılar? Bütün sorunların çözüm mercii seçim sandığıdır." dedi.

Irak Cumhurbaşkanı'nın gönderdiği mektubla ilgili olarak diyaloğa hazır olduklarını vurgulayan Başbakan Barzani, "Kürdistan Bölgesi yönetimi, Irak anayasasına göre, havaalanları ve sınır kapılarında ortak yönetime hazırdır. Diyalog dışında, sorunların çözümüne katkı sağlayacak bir seçenek olduğunu düşünmüyoruz. Fakat Bağdat'ın bizimle birlikte bu sorunu çözmeye de yanaşmıyor. Hergün televizyon ekranlarından memur maaşlarının ödeneceğini söylüyorlar ama icraat yok" dedi.

02) Allawi'den Abadi'ye: Kürt halkının cezalandırılması kabul edilemez -27.12.2017

Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı İyad Allawi, Erbil ile Bağdat arasında yaşanan sorunların çözümünde yaşanan tıkanıklıkla ilgili Irak Başbakanı Haydar Abadi’ye sert eleştirilerde bulundu.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da düzenlediği basın toplantısında Erbil ile Bağdat arasında yaşanan sorunlarla ilgili açıklamalarda bulunan İyad Allawi, Erbil ile Bağdat arasında yaşanan sorunların giderilmesi ve ilişkilerinin yeniden düzelmesi için çaba sarf ettiklerini belirterek, “Ancak Başbakan Haydar Abadi, diyaloğu ret ederek Kürt halkını cezalandırmak istiyor.” dedi.

Irak’taki bütün etnik ve dini kesim ve halkların haklarının çiğnenmesini kabul etmediklerine vurgu yapan Allawi, Irak’ın mezhepçi siyaseti bir kenara bırakarak eşitlikçi, çağdaş hukuk devleti şartlarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Erbil-Bağda ilişkilerinin düzelmesi amacıyla Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum ve diğer yardımcısı Nuri Maliki ile yaptığı toplantıda Kürtlerin Irak’ın en etkin kesimlerinden biri olduğu için Kürlerin haklarının savunulması gerektiğini ifade ettiğini dile getiren Allawi, ”İki taraf arasındaki sorunların çözümüne yönelik görüşmelerin başlamasıyla ilgili çabamız sürüyor. Kürt halkının cezalandırılması kabul edilemez. Bunu Haydar Abadi’nin Kürdistan’a karşı uyguladığı ambargo ve Kürdistan’ı baskı altına alma tutumuna yönelik söylüyorum.” dedi.

Erbil-Bağdat ilişkilerinin düzelmesiyle ilgili tutumunun net olduğunu ifade eden İyad Allawi, bu tutumunun Irak’ta Arap toplum önderleri dahil büyük bir kesim tarafından destek gördüğünü belirtti.

Irak Ulusal Koalisyonu Başkanı İyad Allawi, Kürdistan hükümetinin Irak Federal Mahkemesi’nin referandumla ilgili kararına karşı çıkmamasına rağmen İbadi’nin Kürdistan’ı siyasi ve askeri yöntemlerle baskılayarak ve ambargo uygulayarak Kürdistan halkını cezalandırmak istediğini ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

03) Kifri'de anlaşma sağlandı... Irak ordusu çekildi! -27.12.2017

Germiyan İdaresi sınırlarında peşmerge ile Irak ordusu arasında yapılan anlaşmaya göre Iraklı güçler 2003 sınırlarına döndü.

Toplantıya ilişkin bilgi veren Irak İçişleri Bakanlığı’na bağlı Hanekin Suçla Mücadele Müdürlüğü Sorumlusu Ferhad Refet, “Toplantıda Peşmerge Güçleri Germeser Cephesi Komutanı Mahmud Sengawi ve Irak ordusu yetkilileri, bu bölgelerin Kürdistani olduğu ve geçmişten beri buralarda Kürtlerin yaşadığı, güvenliğinin peşmerge tarafından sağlanacağı konusunda mutabık kaldı. Ancak IŞİD’in olası saldırılarına karşı Iraklı güçlere yardım etmeye hazırız” dedi.

Söz konusu Iraklı güçlerin, kendi bölgelerine döndüğü kaydedildi.

Rudaw'a konuşan Refet, dün akşam Irak Bakanlar Kurulu ile temasa geçtiğini belirterek, Irak ordusunun 2003 sınırlarına dönmek istediğini ilettiğini ifade etti. Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin kontrolünde olan ve peşmerge tarafındna korunan bölge, bir kasaba ile 38 köyden oluşuyor. Iraklı güçler, bu bölgenin kontrolünün kendilerinde olmasını istiyor.

Dün sabah Irak ordusuna bağlı 4’üncü Tümen Kıfri sınırlarındaki Kuleco kasabasından hareket geçti. Peşmerge Güçleri de meydana gelebilecek durumlara karşı teyakkuzda bulunuyor. Bölgeden bildiren Rûdaw muhabiri, “Durum sakin ve herhangi bir ilerleme ya da temas söz konusu değil” dedi.

Peşmerge ile Irak ordusu tarafından birlikte yönetilen Nakşibendi Kontrol Noktası yakınlarına giden güç, Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı Haydar Abadi’nin emriyle, daha önce Baas ordusunun konuşlu bulunduğu 34. Paralele geçmek istiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 36. Paralelin tamamlayıcısı durumunda olan bu hattı 1991 yılında belirlemişti.

Rudaw’a konuşan Germeser Cephesi Komutanı Mahmud Sengawi, “Sınıra olacak her saldırıya karşılık vereceğiz. Irak ordusu tek bir adım atacak olsa bölgeyi ateş çemberine çeviririz. Sınırın farklı gerekçelerle Araplaştırılmasına izin vermeyiz” dedi.

Söz konusu Iraklı güç, 16 Ekim sonrası Gulala kasabası sınırlarındaki Nakşibendi bölgesine konuşlanmıştı. Ferhad Refet, bölgede Heşdi Şabi güçlerinin olmadığını belirtti. - Rudaw

04) Times: IŞİD'e katılan 300 cihatçı Türkiye'de saklanıyor -27.12.2017

İngiliz Times gazetesi, IŞİD’e katılan 300'e yakın İngiliz cihatçının, örgütün Suriye ve Irak'ta aldığı yenilgi sonrası Türkiye'de saklandığını öne sürdü. İstihbarat kuruluşlarının IŞİD'in olası saldırılarından kaygı duyduğu belirtildi.

Times'ın verdiği habere göre, Rakka ile Musul kentinin IŞİD'den geri alınması sonrası binlerce cihatçı Türkiye'ye kaçtı. Bu cihatçıların 300'e yakını İngiltere'den örgüte katılanlar.

Suriyeli Kürt istihbarat kaynaklarına ve İngiliz güvenlik kaynaklarına dayandırılan haberde, Batılı ülkelerdeki istihbarat kuruluşlarının IŞİD'in olası saldırılarından kaygı duyduğu belirtildi.

İngiltere'den IŞİD'e katılan 130 savaşçı öldü

Habere göre, IŞİD'e katılmak için yola çıkan 850 İngiliz'in yaklaşık yarısı geri döndü. Örgüte katılanların 130'unun öldüğü ise doğrulandı.

Gazetenin haberinde şu ifadelere yer verildi:

"İngiltere'den giden cihatçıların çoğu Türkiye sınırından geçerek IŞİD'e katılmıştı. Times'a konuşan İngiliz güvenlik kaynakları, cihatçıların İngiltere'ye dönerek saldırıda bulunabileceği uyarısı yaptı ancak son üç yılda Ankara ve batılı ülkeler arasında bu konudaki işbirliğinin de büyük aşama kaydettiğini söyledi.

İngiliz güvenlik kaynakları, Türkiye'den İngiltere'ye dönmenin giderek zorlaştığını, geri dönmeye çalışan cihatçıların örgüt için savaştıklarına ilişkin kanıt olduğu takdirde, İngiltere iç istihbarat servisi MI5 ile polis görevlileri tarafından sorgulanacağını belirtti.

Yetkililer, radikal savaşçıları yakalamak için örtülü stratejiler de uyguluyor. ABD'li istihbarat kaynakları da, yabancı IŞİD savaşçılarının takip edilmesi için İngiltere'nin ülkenin dış istihbarat servisi M16 ile beraber çalıştıklarını kaydetti."

Saldıranlar yabancı savaşçı

Habere göre, 2015'ten bu yana Avrupa'da gerçekleşen 40 saldırılardan 3'ünde saldırganlar Irak ve Suriye'den geri dönen yabancı savaşçılardan oluşuyordu. Avrupa'daki saldırılarda hayatını kaybedenlerin yarısıysa, yabancı savaşçıların düzenlediği bu saldırıların kurbanlarıydı.

05) IRAK GÜÇLERİ SALDIRIYA HAZIRLANIYOR, PEŞMERGE TEYAKKUZA GEÇTİ -27.12.2017

Irak ordusu zırhlı araçlarla Kifri’ye bağlı Kela köyüne harekete geçerek yığınak yapmaya başladı. Irak güçlerinin saldırıya hazırlandığı yönünde istihbarat alan Peşmerge ve asayiş güçleri teyakkuza geçti.

Kürdistan birimleri Kelar-Celevla arasındaki bölgede geniş savunma hattı oluşturdu. Peşmerge birimleri muhtemel saldırılara karşı en sert şekilde karşı koyacaklarını bildirdi.

Konuyla ilgili Kurdistan24’e açıklamada bulunan Peşmerge güçleri Germeser Cephesi Sorumlusu Mahmut Sengavi, "Irak güçleri Peşmergenin elinde olan iki askeri alanın boşaltılmasını talep etti.

Bu talep hiçbir şekilde kabul edilemez, bunu reddediyoruz. Bu bölgenin bir cm toprağını boşaltmayacağız. Biz bu sınırı teröristlerden koruyoruz. Eğer Irak ordusu hareket etmek isterse bunu asla kabul etmeyeceğiz” diye konuştu.

06) Irak hükümetinden Kürdistan'a ziyaret -27.12.2017

.

Irak hükümetinden bir heyetin, bazı gündem maddelerini görüşmek üzere bugün Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil'e geleceği bildirildi.

K24’te yer alan habere göre Irak İçişleri Bakanı Mahmud Khazali ve Bakanlu Kurulu Başkanı Mehdi Alak’dan oluşan bir heyet bugün Erbil’de Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı Kerîm Şingalî ile bir görüşme gerçekleştirecek.

Görüşmede Iraklı göçmenlerin evlerine dönmesi, Irak genel seçimleri gibi konular gündeme geleceği bildirildi.

Nerina Azad

07) Başur’da öğrencilerin yüzde 73’ü cinsel saldırıya uğruyor -27.12.2017
QERECOX ENWER / HEWLÊR

Norveç PAO Millî Örgütü, Süleymaniye, Hewlêr ve Germiyan’da yaptığı araştırmaya göre, üniversitede ve kurumlarda kadınların yüzde 73 cinsel saldırıya uğradığını ortaya koydu.

Norveç PAO Millî Örgütü, Süleymaniye, Hewlêr ve Germiyan’da üniversitede ve kurumlarda kadınların cinsel saldırıya uğramalarına ilişkin bir araştırma yaptı. Öğrencilere dağıtılan formlara verilen cevapların ardından sonuçları açıklandı.

Yapılan araştırmadan sorumlu Elwend Caf, konuya ilişkin şunları söyledi: “300 form 10 içinde Hewlêr, Süleymaniye ve Germiyan’da öğrencilere dağıttık. Araştırmaya katılanların yüzde 87’si Kürt, yüzde 13 Arap, Türkmen ve Asurilerden oluşuyordu. Yüzde 79’u üniversite öğrencileri, yüzde 21 ise kurumlardan kadınlar katıldı.”

Yapılan araştırmanın sonuçları şöyle:

Yapılan araştıramaya göre Kürdistan Bölgesi’nde okuyan öğrencilerin yüzde 73’ü cinsel saldırıya uğramış. Yüzde 19’u üniversite içinde, yüzde 14’ü kurumlar içinde yüzde 19’u ise sokak ve dışarıda meydana geldi.

Yüzde 38 kadın öğrenciler bir kez, yüzde 13’ü ise birkaç kez cinsel saldırıya uğramış.

Sözle taciz yüzde 81, fiziki saldırı yüzde 6, fiziki ve sözle taciz yüzde 11, yüzde 6 ise başka sebeplerden saldırı oldu.

Yapılan araştırmaya göre, saldırganların yüzde 33’ü öğrenci, yüzde 7.7 öğretmen, yüzde 3 yönetici üyesi ve öğrenci, yüzde 3 ise kurum ve üniversite çalışanıdır.

Saldırıya uğrayan kadınların sadece yüzde onu gerekli yerlere başvuruda bulunmuş. - (ao)

08) HPG: İşgal güçleri vuruldu, 15 asker öldürüldü. -27.12.2017

HPG Basın İrtibat Merkezi, Şemdinli hattında Güney Kürdistan topraklarına yönelik işgal girişiminde bulunan Türk ordu güçlerine yönelik eylemlerde 15 askerin öldürüldüğünü açıkladı.

HPG Basın İrtibat Merkezi (HPG-BİM), Hakkari’nin Şemdinli ilçesi sınır hattında Güney Kürdistan’ın Diyana şehrine bağlı bölgeleri işgal etmek isteyen Türk ordusuna yönelik eylemlerin sonuçlarını açıkladı.

HPG-BİM açıklamasında, ‘’14 Aralık günü işgalci TC ordusu Hakkari’nin Şemzînan (Şemdinli) ilçesinden Güney Kürdistan sınırları içerisine skorsky tipi helikopterler ile indirimler yaparak bir işgal harekatı başlatmıştı. Güney Kürdistan’ın Diyana şehrine bağlı Tepê Siro, Geliyêreş, Kanireş ve Bermizê köyü alanlarını kapsayan işgal operasyonuna yönelik güçlerimiz kapsamlı eylemler düzenlemiştir’’ denildi.

Açıklamanın devamında eylemlere ilişkin şu bilgiler verildi:

‘’25 Aralık günü saat 04.30 sularında güçlerimiz Mawa tepesinde konumlanan işgalci askerlere yönelik bir eylem düzenlemiştir. Düşmanın konumlandığı tepe güçlerimizce 4 koldan yoğun ateş altına alınmıştır. Tepedeki mevzii ve askerlerin RPG-7 roketatar silahları ve ağır silahlar ile etkili bir şekilde vurulduğu bu eylemde 3 mevzii tümden imha edilmiş, tespit edilebilen 7 düşman askeri de öldürülmüştür. Eylem ardından işgalci askerler tepeyi bırakıp kaçmışlardır.

Aynı gün saat 06.45’te güçlerimiz, Tepê Siro’da bulunan düşman askerlerine yönelik de etkili bir eylem düzenlemiştir. Yoğun bir şekilde ateş altına alınan düşman mevziilerinde tespit edilebilen 8 asker öldürülmüştür.

Her iki eylemde toplam 15 düşman asker öldürülmüştür. Eylemler ardından işgalci TC ordusu saat 09.30 sularında kobra tipi taarruz helikopterlerinin desteğinde skorsky tipi helikopterler ile ölü ve yaralı askerleri alandan uzaklaştırmıştır. Akşam saatlerine kadar alanı obüs ve havan topları ile bombalayan

işgalci güçler, Gelîyê Reş alanını da savaş uçakları ile bombalamıştır.’’ - (ao)

09) Kürdistan Bölgesi Parlamento başkanı istifa etti - YENİLENDİ -27.12.2017

Kürdistan Bölge Parlamentosu Başkanı Dr. Yusif Mihemed Süleymaniye'de düzenlediği basın toplantısıyla istifa etti.

Kürdistan Bölge Parlamentosu Başkanı Dr. Yusif Mihemed, düzenlediği basın toplantısıyla istifa ettiğini duyurdu.

12 Ekim 2015 tarihinde Hewlêr'e girmesi Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) asayişi tarafından engellenen Mihemed, Süleymaniye'de düzenlediği basın toplantısında Kürdistan Bölgesi'nin ‘darbe sürecinden geçtiğini’ belirterek istifa etti.

Basın toplantısında Kürdistan Bölge Parlamentosu başkanlığına geldiği günden bu yana Kürdistan Bölgesi'nde yaşanan siyasi gelişmelerin genişçe değerlendiren Mihemed, 12 Ekim 2015 tarihinde Hewlêr'e alınmayışını ‘darbe’ olarak tanımladı ve görev süresini ‘darbeden önce’ ve ‘darbeden sonra’ diye ikiye ayırdı.

'İçeride aslan, dışarıda tilki…’

‘Siyasi erkin görevi halk için iyi bir yaşam sunmaktı. Ama bunu yapmadığı gibi bugün gelinen noktada halk karşıtı bir pozisyona evrildi. Bunun da önünün alınması gerekir, buna destek olmamız değil’ diyen Mihemed, bazı çevrelerin darbeyi siyasi amaçlarına ulaşmak için süreklileştirdiğini belirterek, şunları söyledi: ‘Bugün de o darbe sürecinin içindeyiz ve halka karşı silah kullanılıyor. Kürt iktidarı, dünyadaki tüm iktidarların tersi bir karaktere sahip. Dış güçlere karşı boyun eğiyor, içeride de baskı ve şiddete başvuruyor. Bir Kürt atasözünün dediği gibi, içeriye karşı aslan kesiliyor, dışarıya karşı ise tilkiye dönüşüyor.’

'Referandum darbenin devamıydı’

Darbenin Kürdistan bölgesinin meşru organı olan parlamentoya karşı ve halkın taleplerine karşı yapıldığını ifade eden Mihemed, ‘O darbe bütün değerler, meşruiyet, halkın talepleri ve yasalara karşı bir darbeydi. Referandumun yapılması da aynı darbe süresinin devamıydı. Bugün de yenilmiş hükümeti ve kırılmış halk karşıtı hükümeti darbenin üçüncü aşamasında halka farz kılmaya çalışıyorlar’ dedi.

'Ulusal meseleler için çalıştık’

Parlamentonun toplumun en meşru yasama organı olduğunu kaydeden Mihemed, ‘darbe’ olarak isimlendirdiği 12 Ekim tarihinden önceki süreçte Bölge Parlamentosu'nda ulusal birlik için de önemli adımları atmaya çalıştıklarını ifade ederek, Şengal ve Kobanê için yapılanların da bunun örneği olduğunu söyledi. Mihemed, ‘’Karşıt güçler, Kürdistan Bölgesi parlamentosunun diğer parçaların da sorunlarının konuşulduğu yer olmaması için ellerinden ne geldiyse yaptılar’’ diye konuştu.

Referandum önceki parlamentonun yeniden açılması çalışmalarını da değinen Mihemed, bu girişimlerin ise sadece referandumu parlamentoya mal etme girişimlerinin amacı güttüğünü söyledi. Mihemed, ‘’Açılan parlamentoda eğer ABD'nin Dışişleri Bakanı'nın gönderdiği mektup okunsaydı belki çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkardı’’ diye konuştu.

'Yenilgilerini kabul etmeli ve istifa etmeliler’ Mihemed, Kürdistan Bölgesi hükümetinin siyasi yenilgisini kabul etmediğini de vurgulayarak, ‘‘16 Ekim'de Güney Kürdistan topraklarının yarısının kaybedilmesi ve yaşanan büyük krize rağmen hala bu hükümet yenilgisini kabul etmiyor. Yapacakları tek bir şey var: yenilgilerini kabul etmek ve istifa etmek. Başından beri halkın istediği budur. Halkın bu isteğini bizler de destekliyor ve meşru bir talep olarak görüyoruz’’ dedi.

'Bu iktidar daha büyük tehlikeler barındırıyor’

Açıklamasının sonunda, son günlerdeki halk eylemlerinde yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara da şifa dileyen Kürdistan Bölgesi Parlamento Başkanı Dr. Yusif Mihemed, gözaltına alınanların da bir an önce serbest bırakılmasını isteyerek, şunlara söyledi: ‘‘Bir yurttaş olarak bu yenilmiş ve darbe almış iktidarın varlığı halkımız için çok daha büyük tehlikeler barındırıyor. Ben şimdiye kadar halkımın oyları ve inancına ihanet etmedim. Halkımın hakları için hukuk ve adalet savaşı verdim. Bu savaşımız bazıları, siyasi çıkar ve tekçi bir yapı kurmaya çalışanlara büyük bir engel çıkardı.’’

10) Bayram Bozyel: Divê kurd tifaqa xwe û hêviya xwe wenda nekin -27.12.2017
Fethullah Ozmen

Siyasetmedarê kurd Bayram Bozyel, derbarê xwepêşandanên li Herêma Kurdistanê de ragihand ku, ev bûyer Kurdistanê dixin xetereyê û rewşa heyî hîn bêtir xerab dikin

Siyasetmedarê kurd Bayram Bozyel, derbarê xwepêşandanên li Herêma Kurdistanê de ragihand ku, ev bûyer Kurdistanê dixin xetereyê û rewşa heyî hîn bêtir xerab dikin. Bozyel da zanîn ku tiştên negatîf li Herêma Kurdistanê diqewimin, tesîreke negatîf li perçeyên din ên Kurdistanê jî dikin û divê kurd tifaq û hêviyên xwe wenda nekin.

Siyasetmedarê kurd Bayram Bozyel derbarê xwepêşandanên li Herêma Kurdistanê de ji Spûtnîk Kurdistanê re diyar kir ku li Herêma Kurdistanê, piştî referandûmê rewş ber bi xerabûnê ve diçe û weha berdewam kir: "Di ser de jî ev çalakî ev bûyer diqewimin ku rewşê hîn xerabtir dikin. Û dahatuyê Herêma Kurdistanê dixe bin gefan, dixe xetereyê. Helbet paşvekişandina ji hikûmetê ya Goranê û Komeleyê berdewamiya vê pêvajoyê ye û her ku diçe alozî kurtir dibe. Yanî divê di demeke nêzîk de, partiyên siyasî, aliyên siyasî zû werin ba hev û divê derbarê van çalakiyên ku diqewimin, xwepêşandanên karker û memûran û hem jî hemû rewşa aborî û siyasî de tifaqê çêkin, li hev werin. Ji bo ku siyaseteke muşterek bikaribin biafirînin. Ji ber ku mesele ne tenê ya partiyan e, meseleya Kurdistanê ye, em bêjin meseleya dahatuya Kurdistanê ye. Û ji xwe Kurdistan hatiye dorpêçkirin ji aliyê Îranê, Bexdayê û Heşda Şeîbî ve. Di demeke wisa de divê aktorên siyasî hem jî yeko yeko serokên partiyan bi berpirsiyarî tevbigerin. Da ku bikaribin, helwestekê, siyaseteke neteweyî biafirînin.

‘EV TENÊ NE MESELEYA MEAŞ E'

Bozyel destnîşan kir ku ew bawer nake ku ev mesele ji ber nedayina meaş pêk tê, lewra meseleya meaş ne meseleya îroye û axaftina xwe weha berdewam kir: "Ev bû çend sale, ji hatina DAIŞê heta îro, ji 2014an heta îro ev pirsgirêk di rojeva Kurdistanê de ye. Bexda jî bi zanebûn ji bo ku Herêma Kurdistanê texe nava tengasiyê, wekî tê zanîn heqê kurdan yê budçeyê naşînê. Bi vî awayî dixwaze bibe sedemê bê hizûriyê, bibê sebebê nîqaşan û bûyerên nebaş. Yanî ji aliyekî mafê van kesên xwepêşandar heye helbet, em bêjin meaşê xwe bixwaz in, mafê xwe bixwaz in. Lê bikaranîna şîdetê, bi tevahî xizmeta dewletê dagirker dike. Xizmeta xwepêşandaran nake. Yanî em bêjin daxwaza mafan bi vî hawî nabe.

‘DIVÊ HEMÛ ALÎ BI AQLÊ SELÎM TEVBIGER IN'

Bozyel da zanîn ku divê hemû alî bi aqlê selîm tevbigerin û aaxaftina xwe bi vî awahî berdewam kir: " Daxwaza mafan bi rêyê demokratîk, bi rêyên aştiyane û diyalogê dibe. Mixabin niha ev şîdeta ku weha derketiye holê û mirin û kuştinê ku qewimîne mixabin kêfa dijminê kurdan tînin. Ew dixwazin bi vî awayî, bi kevirekî re du çiwîkan bikujin. Hem xelkê derxînin kolanan, hem jî Herêma Kurdistanê, parlamentoya Kurdistanê bixin tengasiyê. Ji bo wê yekê divê hemû alî hemû teref bi aqlê selîm tevbigerin, bi hesteyarî tevnegerin û mijarê cidî bigrin. Li gor rewşa îro li gor xetereyan, li gor van dorpêçan, helwesteke muşterek, helwesteke milî nîşan bidin."

‘QEDERA ÇAR PERÇEYÊN KURDISTANÊ BI HEV VE GIRÊDAYI YE'

Bozyel diyar kir ku: "Li her çar perçeyên Kurdistanê, qedera kurdan, dahatuya wan, meslehetên wan bi hev ve girêdayîne. Ji ber vê yekê her pirsgirêka Herêma Kurdistanê her em bêjin ku ber bi nebaşiyê ve here, statuya perçeyên din jî bandor dike û tesîreke negatîf li ya kurdên perçeyên din jî dike. Heta îro Herêma Kurdistanê cihê hêviyê bû em dizanin ku wisa bû û em hêvî dikin ku ji îro pê ve jî wisa be. Destkeftiyên Herêma Kurdistanê ji bo her 3 perçeyên din jî cihê hêviyê bûn, di vê baweriyê de bûn. Lê piştî referandûmê û piştî dagirkirina Kerkûkê û piştî ku kurd lawaz ketin û hinek mewzî wenda kirin, tesîreke negatif, ji aliyê moral û ji aliyê manewî ve li ser perçeyên din jî kir. Lê em bawer û hêvî dikin ku wisa nemeşe û divê nemeşe û nameşe jî.

‘DIVÊ KURD HÊVIYA XWE WENDA NEKIN'

Siyasetmedarê xwedan tecrûbe Bozyel aşkere kir ku: "Divê kurd hêviya xwe wenda nekin. Kurd tifaqa xwe wenda nekin. Ji ber ku dewletên dagirker jixwe dixwazin ku kurd, hêza xwe enerjiya xwe di nava xwe de biqedînin. Lazime ku kurd rabin ser piyan û aqilane tevbigerin û van lîstikên dewletên dagirker vala derxînin. Ji bo wê jî divê her çar perçeyên Kurdistanê di nav diyalogê û hevkariyê de bin ku bikaribin boçûnên xwe bi hev re parvebikin û bikaribin aqlekî muşterek peyda bikin."

11) Mesud Tek: “Baydemir doğru söylüyor, Hendeklerin Talimatını biz Verdik” -27.12.2017
Dengê Azad-Amed

Sayın Baydemir doğru söylüyor. Çünkü; bugün yaşanan Yıkımın nedenlerinden birisi olan Hendeklerin kazılması talimatını da onlar vermişti

Kürdistan Sosyalist Partisi Genel Başkanı Mesud Tek, Twittir hesabından, Osman Baydemir’in Diyerbekir’de yapılan “Kürtler Süreci Tartışıyor” toplantısına katılmayan Kürdistanlı siyasi güçleri “buluşma dört parça Kürdistan’da ittifakın temelinin atılması adımıdır. İttifaktan kaçan tüm Kürtler ortaya çıkacak yıkımdan sorumludur” diyerek suçlamasına cevap verdi. Tek paylaşımında şunları dile getirdi:

Osman Baydemir, Diyarbekir’de yapılan toplantıya katılmayan aralarında partimizin de bulunduğu Kürdistani yapılar için “buluşma dört parça Kürdistan’da ittifakın temelinin atılması adımıdır. İttifaktan kaçan tüm Kürtler ortaya çıkacak yıkımdan sorumludur” demiş.

Sayın Baydemir doğru söylüyor. Çünkü; bugün yaşanan Yıkımın nedenlerinden birisi olan Hendeklerin kazılması talimatını da onlar vermişti.

Güneybatı Kürdistan’da PYD dışındaki partilerin faaliyetlerini de onlar yasaklamış, parti yöneticilerini tutuklatmıştı.

Tüm Kürdler Kerkük ve Şengal Kürdistan’a bağlanmalı derken, “hayır bu bölgelerde de kanton ilan edilmelidir” diyenler de onlardı.

Humeyni rejimine karşı savaşmak için kendi topraklarına dönen Doğu kürdistanlı Peşmergeleri engelleyen ve onlara saldırıp şehid eden de bizdik.

Ve tüm bunları yaptığımız için ulusal ittifakı zora soktuk ve olası yıkımın vebalinin altına girdik!...

Sayın Baydamir, emin misiniz? Tüm bunları biz mi yaptık? Yoksa yapanı biliyor da söylemeye diliniz mi varmıyor?..

12) İran ve Rojhilat Kürdistan’ı nasıl bir yıl geride bıraktı – PANAROMA-27.12.2017
2017 yılı Rojhilat’da (Doğu Kürdistan) hükümete karşı mücadele ile dolu bir yıl oldu.

Rojhilat Kürdistanı siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak zorlu bir yıl geride bıraktı.

2017 yılı Rojhilat’da (Doğu Kürdistan) hükümete karşı mücadele ile dolu bir yıl oldu. İran rejimi önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da, Rojhilatlı yurttaşlara, aktivistlere, parti ve siyasi taraflara yönelik baskı ve sindirme politikasını sürdürdü. 2017 yılında İran rejimine karşı 3 büyük protesto gösterisi gerçekleşti.

Yurttaşlar Rojhliat’ın bütün kentlerinde coşkulu Newroz kutlamaları için bu yıl da alanlardaydı.

Rojhilat halkı diğer yandan, kolberlerin (Para karşılığında yük taşıyan kişi) katledilmesine karşı ve Güney Kürdistanlıların kendi kaderlerini tayin etme hakkına destek için alanlara aktı.

İran rejiminin siyaset anlayışında bu yıl da herhangi bir değişim ibaresine rastlanmadı. İran rejimi, 2017 yılında da Ortadoğu ülkelerine yönelik askeri müdahalelerine devam etti. Bunun yanı sıra, İran’da yapılan cumhurbaşkanı seçimlerinde Hesen Rûhanî ikinci kez İran Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

DAİŞ çeteleri, bu yıl İran’a karşı ilk kez bir terör saldırısında bulundu. DAİŞ, 2017 yılının haziran ayında Tahran’a terör saldırısında bulunarak, parlamentoda ve Xumeynî’nin mezarının bulunduğu bölgelerde kargaşa yaşanmasına sebep oldu.

2017 yılının başlarında, ilk Newroz ateşi Doğu Kürdistan kentlerinde yakıldı. Newroz kitlesel bir şekilde büyük bir coşku kutlandı. Burada Kürt halk birliği ve halkların ortak yaşamı için barışçıl çağrılar yapıldı. Ancak bu çağrı karşısında, İran rejimi Newroz kutlamaları çalışmalarına öncülük eden barış annelerine saldırıp gözaltına alarak, özgürlük talepçilerinin haklarını inkâr etmekte ısrarlı olduğunu bir kez daha ispat etmiş oldu.

İran hükümeti, Kürdistan kentlerinin geliştirilmesi ve hizmeti için ayırması gereken bütçeyi, bu yıl da kolberleri katletmek ve Kürt karşıtlığı siyasetini yürütmek için bölgede kurduğu askeri üslere harcadı. Bu askeri üslerle, halkı, sivil aktivistleri, Kürt siyasetini ve farklı alanları sindirme politikasına devam etti.

İran devrim muhafızları ve askeri güçleri, sınır bölgelerinde ailelerinin geçimini sağlamak için kolberlik yapan kişileri katletmeye devam etti. İran İslam Cumhuriyeti, bölgede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle iş bulamadığı için kolberlik yapmak zorunda kalan yurttaşlara saldırarak, Kürdistan halkına karşı gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi.

İran hükümetinin kolberlere karşı yürüttüğü bu vahşi politika, bölge halkının ayaklanmasına sebep oldu. Halk ayaklanması ilk olarak Bane kentinde başladı ve diğer kentlere de dalga dalga yayıldı. Halk, gösterilerinde Bane’de bulunan hükümet kurumlarının kapılarını kırarak kolberleri katledenlerin kim olduğunun açıklanmasını talep etti. Halkın bu meşru eylemlerine karşı İran hükümeti, güvenlik güçlerini halkın üzerine salarak karşılık verdi. İran rejim güçleri halka saldırarak eylemcileri gözaltına aldı. Eylemci gençler, hükümetin asayiş üyelerinin silahlarını ele geçirdi ve kargaşa büyüdü, bunun üzerine hükümet geri adım atmak zorunda kalarak özür diledi. Ancak kolberlere yönelik saldırılar halen devam etmekte.

Özür dileyen İran rejimi, olayların kısmen yatışmasının ardından atakta bulunarak eylemlere katılanlara yönelik Doğu Kürdistan kentlerinde gözaltı ve tutuklama furyası başlattı. Bu eylemcilerin bir kısmı halen yargı süreci olmaksızın asayiş merkezlerinde soruşturma bahanesi ile işkence ye maruz bırakılmış durumda

Doğu Kürdistan halkı, bir süre sonra Güney Kürdistan halkının kendi kaderini belirleme hakkına (referandum) destek vermek için alanlara yeniden aktı. Halk burada özgürlük ve bağımsızlık çağrılarında bulundu. Hükümet güçleri, halkın meşru ve demokratik taleplerine biber gazı ve saldırılarla müdahale etti. Onlarca yurttaşı gözaltına aldı.

Yine 2017 yılı boyunca, İran savaş uçakları, korku yaratmak ve tehdit amacıyla Bane, Serdeşt ve Merîwan sınır bölgelerinde alçak uçuşlar gerçekleştirdi.

Halk, Newroz kutlamalarında, kolberlerin katledilmesine karşı ve kendi kaderini belirleme talebi ile 3 kez kitlesel bir şekilde birlik içerisinde sokaklara döküldü. Bu 3 büyük gösteri, hükümetin Kürt karşıtlığı politikasına karşı 3 önemli öldürücü darbe oldu. Hükümet, halkın bütün taleplerine baskı, öldürme, şiddet ve saldırılarıyla cevap verdi.

İran İslam Cumhuriyeti’nin müdahale ve saldırıları karşısında Kürt Özgürlük Hareketi gerillaları meşru özsavunma hakları çerçevesinde rejimin saldırılarına karşılık verdi. Yaşanan çatışmalarda, çok sayıda işgalci İran askeri öldürüldü.

2017 yılının 16 ila 17 Eylül tarihlerinde Doğu Kürdistan’ın parti temsilcileri Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK) Ulusal Birlik Çalıştayı’na katılım çağrısı üzerine Stokholm kentine gitti. Çalıştayın sonuç bildirgesinde, İran haklarının demokratik bir biçimde korunması çağrısı yapıldı. Diğer yandan, çalıştaya katılan bütün kesimler, PKK Lideri Abdullah Öcalan ve bütün siyasi tutsakların özgürlüğü için kampanya başlattıklarını duyurdu.

Yine bu süreçte, Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) ve Doğu Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Hareketi (KODAR), Doğu Kürdistan’ın diğer siyasi tarafları ile görüşmeler gerçekleştirerek Kürdistan ulusal birliği için nitelikli adımlar attı.

İşgalci İran devleti, 2017 senesi boyunca Kürt Özgürlük Mücadelesine karşı çeşitli bahanelerle onlarca kez saldırıda bulundu. Kürdistan’ın Başûr ve Rojhilat sınırlarına yönelik defalarca top atışları ve bombardıman gerçekleştirdi. Diğer yandan Türk devleti ile Kürt karşıtlığı politikaları çerçevesinde yeni işgal anlaşmaları ve ortaklıklar yapıldı. İran rejimi, Kürdistan’ın Bakûr, Başûr ve Rojhilat sınırlarına duvar örülmesi için Türk devletine destek ve yardımda bulundu. İran’ın Asos Dağı’na yönelik top atışları devam ederken, bu saldırılar sonucunda 3 YRK gerillası şehit edildi. Diğer yandan, İran rejiminin Güney Kürdistan halkının kendi geleceğini tayin etme hakkına yönelik karşıtlığı sürdü. İran’ın, Suriye rejimi ile Kuzey Suriye devrimci güçlerine karşı birliği, Kürdistan halkının özgürlüğüne karşı attığı bir başka adımı oldu.

Bütün bunların yanı sıra, Doğu Kürdistan’ın Kirmanşan vilayetinde 12 Kasım gecesi 7,3 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Bu deprem faciasının bilançosu çok ağırdı, yüzlerce yurttaş hayatını kaybederken binlercesi yaralandı. Diğer yandan depremden dolayı bölgede neredeyse bütün evler yıkıldı ya da zarar gördü. İran hükümetinin bu felaket karşısında yurttaşların yaralarını sarması gerekirken, manipülasyon politikaları ile deprem mağdurlarının daha zor duruma girmelerine yol açtı. İran hükümetinin bölgede bulunan mühendisleri ve teknik malzemelerinin işlevsizliği, depremin bilançosunun daha ağır olmasına neden oldu.

İran hükümetinin bu tavrının aksine, Kürdistan’ın her dört parçası Doğu Kürdistan’da bulunan deprem mağdurlarına yardım toplamak için seferber oldu. Kürdistanlılar deprem mağduru yurttaşlarına sahip çıkarak, ulusal birlik duygularını pekiştirdi ve bunu bütün dünyaya gösterdi.

İran’ın diğer demografik ilçelerinde, insan hakları, ekonomi ve doğa alanlarının durumu geçtiğimiz senelere göre daha da kötüledi. İnsan hakları ihlallerinde artışlar yaşandı. Bu sene de siyasi tutuklular hükümetin işkence ve baskıları karşısında açlık grevi eylemleri başlattı. Bu zindan direnişleri, dış basında yankı uyandırdı ve İran hükümetinin bu uygulamalarına karşı tepki verilmesine vesile oldu.

Öğretmen, memur ve ezilen halk kesimi bu sene de “Hayır” ve “Özgürlük” sloganları ile gerçekleştirdikleri protesto gösterilerinde hükümete baskı yaptı. Ancak, halkın yaşam koşulları yine iyileştirilmedi. Yüzlerce işçi, bu sene de iş kazalarına kurban gitti. Gulistan vilayetindeki madende yaşanan göçük sonucu patlama oldu ve 43 işçi feci bir şekilde can verdi. Bu olay da 2017 yılında yaşanan en ağır iş cinayeti olarak tarihe geçti.

İran hükümeti yoksul halkın sorunlarına çözüm geliştirmek yerine, ekonomik krizi derinleştirerek halkı yoksulluğa ve suç işlemeye mecbur bıraktı. Diğer yandan, kasıtlı bir biçimde önlem almayarak yoksul kesimi uyuşturucu madde kullanmaya sevk etti.

Halk, doğal felaketlerle ve doğanın katledilmesi karşısında yüz üstü bırakıldı. Hükümet, artan hava kirliliğini, yangınları, ormanların yok edilmesini ve Urmiye Gölü’nün kurumasını yalnızca seyretti. Bu sorunlar için yine bir çözüm arayışına girmedi. Çevreciler bölge doğasının bu şekilde yok oluşuna karşı sessiz kalmayarak çalışmalar yürüttü. Öte yandan hükümetin doğaya karşı duyarsızlığı protesto edildi. İran hükümeti, bu eylemlerde dahi baskı ve gözaltı politikalarını sürdürdü.

2017 yılında yaşanan bir diğer büyük doğal felaket, Doğu Kürdistan ile Azerbaycan’da yaşanan sel oldu. Bu sel felaketinde 48 yurttaş hayatını kaybederken, ciddi oranda maddi zarar oluştu. Halk bu felaket karşısında, bir kez daha hükümetin belediyelerinin duyarsızlığını sorguladı ve tepki verdi.

İran hükümetinin iç çatışmaları ve iktidar rekabeti 2017 yılında da devam etti. Xamneyî’ye ve Devrim Muhafızlarına karşı yumuşak tutumu ile bilinen Ehmedî Nejad Hareketi, birbirini ajanlık ve yolsuzlukla suçladı. Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci, bu rekabet ve iç çatışmaları en üst seviyeye taşıdı.

Toplumun yarısını oluşturan kadınlar İran’da, bu sene de önceki senelerde olduğu gibi seçimlerde temsil edilmedi. Aynı zamanda, toplumun farklı din ve dil etnik kesimleri de seçimlerde aday olamadı. Yapılan bin 636 adalık başvurusunda, bin 630 kişinin başvurusu reddedildi. Reddedilenler arasında Ehmedî Nejad’ın da adaylık başvurusu yer aldı. Halkın yaşadığı ekonomik sorunlar propaganda sürecine malzeme olurken verilen hiçbir söz yerine getirilmedi. Hesen Rûhanî’nin propaganda sürecinde yurttaşların haklarını elde edeceği ve yaşam koşullarının iyileştirileceğine dair verdiği sözleri, yine lafta kaldı.

Bütün bu olumsuzlukların arasında en çok haksızlığa uğrayanlar kadınlar oldu. Kadınlar büyük ya da küçük bütün merkezlerden uzaklaştırıldı. Yüzlerine asit döküldü, kadınlar işkenceye ve şiddete maruz bırakıldı, tecavüz, intihar ve kadın cinayetleri yaşandı. Hükümet bu yıl, kadınlara yalnızca müzik ve spor faaliyetlerine katılma hakkını tanıdı. Öte yandan Xanemî’nin kadınların bisiklete binmesi ile ilgili konuşması gündem oldu. Genel olarak, İran 2017 yılında da kadınların en büyük düşmanlarından oldu.

DAİŞ çetelerinin, 7 Haziran 2017 tarihinde, parlamento binasına ve Xumeynî’nin mezarına gerçekleştirdiği terör saldırısı yılın en önemli olaylarındandı. Bu saldırı sonucunda 17 yurttaş yaşamını yitirirken, 52’si yaralandı. Bu saldırıyı gerçekleştiren 5 DAİŞ çetesi de öldürüldü.

İran, dış siyasetini Ortadoğu’da alan edinme arayışına çevirdi. Bu siyasi amacı için DAİŞ’in saldırısından yararlandı. Bu gerekçe ile Suriye ve Irak’a devrim muhafızlarını yerleştirdi. Ayrıca Lübnan ve Yemen’de bulunan Şii gruplara destek verdi. Arap ülkelere yapılan bu müdahale, Tahran’ın bu uygulamaları, kendileriyle birçok istekte bulunulması ve görüşme gerçekleştirilmesine sebebiyet verdi.

İran hükümeti devrim muhafızları, 2017 yılında balistik füze denemeleri ve uzay boşluğuna uydu bırakmak için kullanılacak bir uzay aracını göndermekle de meşgul oldu. İran’ın bu uygulamaları uluslararası alanda her zaman olduğundan daha fazla tepkiye sebep olurken, ABD’nin İran karşıtlığı politikasını daha da arttırdı. (ll/ao)

13) HPG Xakurkê Eyalet Komutanlığı’na kutlama mesajı -27.12.2017

Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı, Türk ordusuna yönelik eylemlerinden dolayı HPG Xakurkê Eyalet Komutanlığı’na kutlama mesajı gönderdi.

Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı, Türk ordusuna yönelik eylemlerinden dolayı HPG Xakurkê Eyalet Komutanlığı’na kutlama mesajı gönderdi.

Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı mesajı şöyle:

''Türk sömürgeci devlet güçleri, Bakur Kürdistanın’da dünyada eşine az rastlanan, faşist uygulamalarıyla geliştirdiği soykırım siyasetiyle yetinmeyip, bunu Başur ve Rojava Kürdistan’ına da taşırmak istediği bilinmektedir. Bu temelde hem Rojava, hem Başur parçalarına çeşitli düzeyde saldırılar geliştirmekte ve işgal girişimlerini sergilemektedir. En son 14 Aralık tarihinde Türk sömürgeci güçlerinin alanınıza yakın bulunan bir yerde sınır hattı olan Hacı Beg suyunu geçerek Başur Kürdistan toprakları içindeki Gire Siro ve Mavan tepelerini işgal etmesi, halkımıza karşı geliştirilen bu soykırımcı siyasetin bir parçasıdır.

Açıkça gerçekleşen bu işgal harekatına, ne Irak Merkezi Hükümetinden, ne de Başur Kürdistan’ın Federe Hükümetinden hiç bir tepkinin gösterilmemesi manidardır. Oysa doğrudan sınıra bir tecavüz gerçekleşmiş ve Başur Kürdistan’ın Irak toprakları sayılan bir alanı işgal edilmiştir. Buna ses çıkarılmaması kirli bir anlaşmanın olma ihtimalini açığa çıkarmaktadır.

Türk sömürgeci güçlerinin, Güney Kürdistan topraklarını işgal edip, çevre köylerin ahalisini rahatsız etmesi, hayvanlarının alanda otlatmasını yasaklaması, bu suretle geniş bir alanı denetim altına alma ve oradaki halkımızı rahatsız etme, meşru haklarını çiğneme ve işgalci tutumuna karşı Komutanlığınızın sessiz kalmayarak buna müdahale etmesi anlamlı bir tutumdur.

Bu çerçevede 25 Aralık günü, sabah saat 04.30’da işgal edilen Mavan ve Gire Siro tepelerine karşı gerçekleştirmiş olduğunuz devrimci operasyon sonuçları tarafınızdan ulaşmıştır. Güçlerinizin hiçbir kayıp vermeden düşmana ağır kayıplar verdirmesi ve özellikle Mavan tepesinde düşmanı kovalayarak püskürtmesi başarılı bir devrimci operasyonun gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Apocu fedai ruhuyla, işgalci güçlere karşı gerçekleşen bu başarılı eylemden dolayı, sizleri ve sizin şahsınızda bu eylemde emeği geçen tüm değerli savaşçı ve komutanları kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Bu temelde tüm Xakurkê güçlerinin sergilemiş oldukları bu direniş, cesaret ve fedakarlıktan dolayı selamlıyor, sizlere en içten devrimci duygularla üstün başarılar diliyoruz.'' - (ao)

14) Kemalbay: Erdoğan Evren’in mirasını devraldı -27.12.2017

KHK ile kimsenin can güvenliğinin kalmadığını, cezaevlerinde de katliam tehdidinin arttığını söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, "Erdoğan, Kenan Evren’in mirasını aldı. Türkiye toplumu, halkları, demokrasi güçleri, vicdanlı, ahlaklı, demokrasiden yana olan herkesin karşı çıkması gerekiyor” dedi.

HDP, kamuoyunun tepkisini çeken 695 ve 696 sayılı KHK’lerin yayımlanmasının ardından il eş başkanlarını olağanüstü toplantıya çağırdı. HDP Genel Merkezinde yapılan toplantıya verilen arada, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca ve il eş başkanları ile birlikte basına açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, şöyle konuştu:

"695 ve 696 sayılı KHK’ler Türkiye’de uzun süredir devam eden sivil darbe sürecinin daha da ağırlaşacağının işaretiydi. KHK ile Türkiye, sivillerin birbirini öldürdüğü kaotik bir ortama sürükleniyor. Hukukun, demokratik ilkelerin ortadan kaldırıldığı, halklarımızı birbirine karşı konumlandıran, vicdan dışı, demokrasi dışı bir karardır bu.

Bu, toplumu şimdiden etkilemeye başladı. Sendikalar, STK’ler, bireyler; herkes bu akıl dışı ve Türkiye’yi karanlığa sürükleyecek olan kutuplaştırıcı KHK’nin kabul edilemez olduğunu söylüyor.

'Can güvenliği uyarısı’

Hükümetten de bu konuda çelişkili açıklamalar geliyor. Birisi, 'terörist olmayan korkmasın' diyor, bir başkası, 'düzenleme 15 Temmuz’da yaşanan olaylarla ilgili' diyor. Bu KHK maddesini bir kez daha okuyarak ne dediğini ortaya koyalım: 'Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 17/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında birinci fıkra hükümleri uygulanır.'

Burada zaten açık bir şekilde ne dendiği anlaşılıyor. Bundan sonra hiç kimsenin can güvenliğinin olmayacağını, toplumsal taleplerin ne şekilde karşılık bulacağını da hükümet ifade etmiş oldu."

'Erdoğan Evren’in mirasını devraldı’

Kemalbay, "12 Eylül’le askeri darbe sürecinin büyüttüğü siyasal İslamcı iktidarın kendisini büyüten darbe sürecinin mirasının devralındığını net bir şekilde görüyoruz" diyerek, şöyle devam etti:

"Erdoğan, Kenan Evren’in mirasını aldı. Devlet Bahçeli de kendisini dönemin aktörlerinden Bülent Ulusu’ya benzetiyor olmalı. Bu basiretsiz bir durumdur. Türkiye toplumu, halkları, demokrasi güçleri, vicdanlı, ahlaklı, demokrasiden yana olan herkesin karşı çıkması gerekiyor.

'Yeni Maraş ve Çorumlar demektir’

Hitler faşizminde buna benzer örnekleri bulunuyor. Türkiye tarihinde de böyle karanlık noktalar var. Zilan katliamında da benzer bir kararname var. Zilan’da halkı katledenler de cezasız kalmıştı. Bu yeni Maraşlar, Çorumlar demektir. Buna kimsenin hakkı yoktur. Kimsenin Türkiye’yi uçuruma sürüklemeye hakkı yoktur!

'Hükümsüz kılalım’

Bu KHK’ler, Türkiye’nin demokratikleşme hedefiyle, Cumhuriyetin demokratikleştirilmesinden yana olanlarla; tekçi politikalar, faşist yönelimler arasındaki bir mücadeledir. Demokrasiden yana olan herkesin bir arada durması elzemdir. OHAL’i ortadan kaldıracak ve bütün olarak KHK’leri hükümsüz kılacak bir mücadeleyi yükseltmemiz gerekir.

AKP-Erdoğan rejimi KHK’leri olağanlaştırmaya ve kalıcılaştırmaya çalışıyor. Gemlik’teki zeytinliklerden taşerona kadar tüm işleri KHK ile yapıyor. Taşeron yasasını KHK ile çıkarmayı gerektirecek ne var? Zaten Meclis’te çoğunlukları var. Taşeron yasasını KHK ile çıkartmanın altında yatan, rejimi bir OHAL rejimi olarak sürdürme kararlılığının işaretidir. Bu yönetme şeklini güzelleştirmek istiyorlar.

Öte taraftan, taşeron konusunda da dağ fare doğurdu. Bugüne kadar taşeronların diğer işçilerle eşit çalışacakları yönündeki açıklamalarının hiçbiri gerçekleşmedi. Tam aksi ayrımcılık getirildi. On binlerce işçi düzenlemenin dışında kaldı.

Biz bugün işsizliği, enflasyonu, iktidar partisinin vergi cennetlerindeki ekonomik ilişkilerini konuşmalıydık. Ama ne yazık ki OHAL yasalarını konuşuyoruz.

Derhal OHAL kaldırılmalı. OHAL kararnameleri de hükümsüzdür. Bu kararnameler Meclisten de geçmelidir ama Meclisin kapısına kilit vurulmuştur. OHAL’in de 15 Temmuz darbe girişimiyle hiçbir alakası kalmamıştır."

'Tek tip katliam getirir’

Tecrit ve cezaevlerinde uygulanması düşünülen tek tip politikasının da bu KHK ile ilan edildiğine dikkat çeken Kemalbay, "Tek tip kıyafetin katliam demek olduğu, buna karşı da direniş demek olduğu ortadadır. Pek çok insanın mağdur olacağını görmek gerekiyor. Siyasi tutsaklar zaten tek tip kıyafetleri asla giymeyeceklerini ilan etiler. Bugün bütün cezaevleri hukuksuz bir şekilde tutuklanan akademisyenlerle, gazetecilerle siyasilerle doludur. Ahmet Şık’ın savunma hakkının elinden alınışını hepimiz gördük. Böyle bir tabloda tek tip dayatması toplumu kutuplaştırma çabasının bir parçasıdır" dedi.

Kemalbay, şu değerlendirmeleri de yaptı:

"Görüyoruz ki AKP-Erdoğan rejiminin ütopyası Guantanamo’ymuş. Oradaki insanlık dışı tablonun Erdoğan’ın hayallerini süslediğini görüyoruz. Buna karşın zindanlar nasıl tek tipi parçalayacaksa biz de toplumun tüm kesimleriyle beraber tek tipe karşı mücadelemizi yükselteceğiz.

Bu saldırıların hedefi toplumunu barıştan uzaklaştırmaktır. O yüzdendir ki Sayın Öcalan’a yönelik tecrit de sürdürülmektedir. Tecridin kaldırılması gerektiğini bir kez daha belirtiyoruz.

Siyasal İslam çizgisi 12 Eylül faşizmi le buluştu. Demokrasiyi isteyenler de buluşmalıdır. Bu tarihsel bir görevdir. Saldırılar toplumun tüm kesimlerinedir.

Bir örneği de bugün yaşandı; Posko Assan işçileri sendikalı oldukları için işten çıkarılmışlardı ve Ankara’ya bir yürüyüş yapmak istediler. Ancak işçiler saldırıya uğradı, gözaltına alındılar. Bu tablo bize neden OHAL süreci yaşadığımızı gösteriyor.

AKP-Saray rejimi halka karşı suç işliyor. Bu yönetim meşru değil. Bir an önce bizim demokratik normlara dönmemiz, Cumhuriyetin demokratikleşmesi için açılım yaşamamız gerekiyor." - (ao)

http://www.kurdistana-bakur.com/

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -27.12.2017

02) -27.12.2017

Ek.Tarihi Wed Dec 27, 2017 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution