Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:“Bol Keseden Ahkâm Kesmek” Ve Hazıra Konmak   Sinan Çiftyürek:Kudüs Kimin ya da Kimin Olduğuna Karar Verici Kimler?   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:ABD YÖNETİMİNİN KUDÜS KARARI BARIŞA DEĞİL KAOSA HİZMET ETMEKTED   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Îbrahîm Güçlü:Navê Kurdistanê Guhertin Destpêka Jiholêrakirina Dewleta Federal E   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01)Başkan Barzani: Referandum sonrası yaşananlar Kürdistan halkın kararının meşruiyetini gösterdi-29.11.2017


Başkan Mesud Barzani, Selahaddin'de Kürdistan'daki Hıristiyan parti temsilcilerini kabul etti.

Başkan Mesud Barzani, Selahaddin'de Kürdistan'daki Hıristiyan parti temsilcilerini kabul etti.

Görüşmede Kürdistan Bölgesi ve Irak'ta yaşanan siyasi gelişmelerin ele alındığı bildirildi.

Başkan Barzani, referandum sürecinde verdiği desteklerinden dolayı Hıristiyan partilerine teşekkür ederek Kürdistan bağımsızlık referandumu sonrası yaşanan olayların Kürdistan halkının kararının ne kadar doğru ve meşru olduğunu gösterdiğini söyledi.

Kürdistan Bölgesi'nde yaşanan siyasi gelişmelerin de tartışıldığı toplantıda siyasi süreç açısından Kürdistan Bölgesi seçimlerinin Irak seçimlerinden önce olmasının bölge için uygun bir çözüm sürecine yol açabileceği belirtildi.

Referandum öncesi Kürdistan Bölgesi'ndeki diğer bileşenlerin haklarının da garantiye alınmasının yansıdığı belge de toplantının diğer bir gündem maddesiydi.

Ninova'daki halk bileşenlerin geleceği ve ortak yaşam anlayışına yönelik gelişen tehditler ve tehditlere karşı alınması gereken tedbirlerin de gündeme geldiği belirtildi. Basnews

02) ‘Sur’daki yıkım sorunu derinleştirir’-29.11.2017

Sur’da incelemelerde bulunan Biraradayız Platformu üyeleri, Sur’daki yıkımın sorunları çözmek yerine derinleştireceğinin altını çizerek, OHAL’in bir an önce kaldırılması için demokrasi çevrelerinin bir araya gelmesi gerektiğini kaydetti

Sur’da incelemelerde bulunan Biraradayız Platformu üyeleri, Sur’daki yıkımın sorunları çözmek yerine derinleştireceğinin altını çizerek, OHAL’in bir an önce kaldırılması için demokrasi çevrelerinin bir araya gelmesi gerektiğini kaydetti.

OHAL şartlarının ağır hissedildiği Diyarbakır’a, 2 yıl önce katledilen Baro Başkanı Tahir Elçi’yi vurulduğu yerde anmak için gelen Biraradayız Platformu üyeleri, yıkımın devam ettiği Sur’da yaptıkları incelemeler hakkında konuştu. Bölgede ağır hissedilen OHAL ve yıkımın sonuçlarını değerlendiren aktivistlerin ortak talebi OHAL’in derhal kaldırılması için tüm demokrasi çevrelerinin bir an önce bir araya gelmesi oldu. Sur’da yıkımın devam ettiği mahalleleri yerinde inceleyen Yazar Oya Baydar, “Devletin görevi öldürmek ve yıkmak değil, yaşatmak ve yapmaktır. Bu devlet bu görevini kesinlikle yerine getirmediği gibi buradaki tüm yıkımların da müsebbibidir. Şu savaşa harcanan paranın onda biri bütün Sur’u yaşanacak hale getirirdi. İnsanlar yerinden edilmezdi. Dönemin Başbakanı Davutoğlu ‘Sur’u, Toledo yapacağız’ demişti, hatta kendisi de ev alacağını söylemişti. Onu ve onun gibi insanları buraya davet etmek istiyorum. Gelip buralara bir baksın” sözleriyle Sur’da yaşananlara tepki gösterdi.

‘İKTİDAR KENDİNİ SUÇLU HİSSETTİĞİ İÇİN OHAL’DEN VAZGEÇEMEZ’

OHAL’in yakıp yıkma anlamına geldiğini ifade eden Baydar, “OHAL’in en yoğun olduğu bölgenin Güneydoğu olduğunu görüyoruz. Diyarbakır bölgenin kalbi, Sur bölgenin ruhudur. Ülke, OHAL’siz yönetilemeyecek hale getirildi. Yakın dönemden çok umutlu değilim, ülkeyi bu hale getiren iktidar kendisini suçlu hisseder ve OHAL’den vazgeçemez. Türkiye’nin demokrasiye dönüşünün zor olacağını, zaman alacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Baydar, OHAL’in kaldırılması ve demokrasiye dönüş için kitlelerin toplu bir eyleme geçmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

‘SUR’DAKİ YIKIM GELECEĞE DERİN İZLER BIRAKACAK’

OHAL’in büyük bir yıkım ve hak gaspı anlamına geldiğini ifade eden HDP eski Milletvekili ve EMEP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Levent Tüzel, “Üç yıllık tahribatın sonucunu bugün Diyarbakır’da yakınlarını kaybedenlerden, insan hakları çevrelerinden dinledik. Batıdaki OHAL ile bu bölgedeki OHAL şartları karşılaştırıldığında bölgenin daha sert OHAL koşullarını yaşamasının kaynağı Kürt sorunudur. Kürt sorununa bir savaş siyasetiyle yaklaşılması ve bunun yarattığı acılar, iktidarın topluma ders vermeye çalışması şiddet yaratıyor” şeklinde konuştu.

Sur’da devam eden yıkıma değinen Tüzel, “Toplum yaşamında bir parçalanmışlık söz konusu, bunu kimsenin kabul etmesi mümkün değil. Bu yıkımın bir çözüm getirmeyeceği de gerçek. Aslında gelecek dönemlere daha derin izler bırakacağı herkesin malumu” diyerek yapılan yıkımın sorunu çözmek yerine derinleştireceğine vurgu yaptı.

‘KÜRT COĞRAFYASINDAKİ SESSİZLİK İYİYE YORUMLANAMAZ’

Bölgede birçok belediyeye kayyum atanarak gasp edildiğine işaret eden Tüzel, “Kentin bütün sokakları karakollara dönüştürülmüş durumda. Bunlara sadece bir OHAL uygulaması demek de doğru değil. Bugün hükümetin gündeminde bu uygulamaya son vermek yok. Çünkü tüm bu yaşananlar topluma bir terör olgusu ile açıklanıyor. Fakat biz biliyoruz ki bu yaklaşımlar 100 yıllık cumhuriyet tarihinde çözüm olmadı. Kürt coğrafyasında büyük bir sessizlik hakim fakat bu iyiye yorumlanmamalıdır. Bu sessizlik Kürtlerin olan biteni kabul ettiği anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

Tüzel, birlikte mücadele etmenin önemini anlatarak, “Bugün hem emek örgütlerinin hem birçok siyasi çevrenin ortak talebi OHAL’in kaldırılmasıdır. Binlerce emekçinin işten atılması, Kürt siyasetçilerin cezaevine atılması bunların bu şekilde devam etmemesi için hep birlikte mücadele etmeliyiz” diye konuştu.

‘DEMOKRATİK CEPHE BİR ARAYA GELMELİDİR’

Batıda yaşanan OHAL’in doğuda sıkıyönetim olarak yaşandığını belirten Anavatan Partisi (ANAP) eski Genel Başkanı Nesrin Nas ise, 7 Haziran seçimlerinden sonra iktidarın,

MHP’yi de yanına alarak zımni bir koalisyonla Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan uzaklaştırdığını kaydetti. OHAL olmadan iktidarın kendini savunabileceği dalı kalmadığını, bu nedenle KHK’lerle günübirlik düzenlemeler yapıldığını kaydeden Nas, “Bütün bu sıkıntılardan kurtulabilmemiz için birbirinden farklı düşünüyor olsa da demokratik cephenin mutlaka bir araya gelmesi gerekiyor. OHAL kalkmadan hiç bir şeyin normalleşmesi mümkün değildir. OHAL güvenlik gerekçesiyle ilan edilse de iktisadi açıdan baktığınız zaman sofrada ekmeğin azaldığı ülkeler hiç bir zaman güvenli ülkeler değildir” sözleriyle ülkedeki ekonomik darboğaza işaret etti.

‘ATILAN ADIMLAR DAHA YAŞANILIR KILMAK AMAÇLI DEĞİL’

Diyarbakır’la çok içli dışlı bir geçmişi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gençay Gürsoy da, “Tarihi bir abidenin bu hale gelişinin acısını tadıyorum. Ben kent dokusuyla ilgilenen biriyim, özellikle Sur’da yaşananlar bir tarihin yok edilmesinin delilleri olarak da değerlendirilebilir. Umuyorum ki gelecek kuşaklar kenti bu hale getirenlerin hesabını sorarlar. Sur’da direnmeye çalışan birkaç aile kalmış. Tarihi mekanların yenilenmesi talebini aşan bir durum var burada. Burayı daha yaşanılır bir hale getirmek endişesiyle atılan adımlar olmadığını düşünüyorum” dedi.

Mezopotamya Ajansı

03) Suriye ve Kürtler-29.11.2017
Aydın Selcen

Kanlı Suriye tiyatrosunda bir büyük sahne, bir de küçük sahne var. Büyük sahneyi küresel aktörler Rusya (RF) ve ABD kuruyor, küçük sahneyi bölgesel aktörler İran ve Türkiye ve bir ölçüde Suudi Arabistan (SA) düzenliyor

Irak ve Suriye’de bütüncül ve çoğulcu bir yaklaşım benimseyen bir siyaset kısa vadede tribünlerden daha az alkış alsa da, ülkemizin huzuru için daha yerinde olur. Bunun yolu da, sınırımızın ötesindeki akrabalarımız olan Kürtlerle daha sağlıklı, akılcı, karşılıklı bağımlılığa dayalı ilişkiler tesis etmekten geçer. Çünkü evet, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade buyurdukları üzere, coğrafya kaderdir. O kaderi avantaja çevirme mahareti de diplomasi.

Kanlı Suriye tiyatrosunda bir büyük sahne, bir de küçük sahne var. Büyük sahneyi küresel aktörler Rusya (RF) ve ABD kuruyor, küçük sahneyi bölgesel aktörler İran ve Türkiye ve bir ölçüde Suudi Arabistan (SA) düzenliyor. RF her iki sahnenin düzenlenmesinde de etkin olan, ABD’nin Şam’la teması olmadığından, yegane oyun kurucu. Suriye Kürtleri ise IŞİD’le mücadele sürdükçe şimdilik ABD destekli yerel aktör.

IŞİD’le mücadelenin sonuna gelindi. Dolayısıyla artık konu askeri startejiden, siyasi çözüme evrildi. Siyasi çözümün pivotu ise Beşar Esat. Kürtlerin Şam’la kuracakları yeni egemenlik ilişkisinin tanzimi de ikinci temel mesele. Uluslararası standartlara uygun ya da değil seçimle işbaşına geldiği ve görev süresi devam ettiği cihetle Esat’ın belirli (yani belirsiz) bir süre daha görevde kalacağı anlaşıldı.

Bir başka deyişle, Soçi’deki RF-İran-Türkiye üçlü zirvesi öncesinde Esat’ın Putin’i kucaklayarak Suriye devletinin bekasını sağladığı için teşekkürü, kendi geleceğini sağlama aldığı için de teşekkürdü. Suriye Kürtleri de komşu Irak’ta Kürdistan Bölgesi’nin (IKB) akim kalan bağımsızlık girişimi sonrası başlarına gelenlerden ve ABD’nin münhasıran bir Kürt siyaseti olmadığının yeniden ortaya çıkmasından gerekli dersleri çıkardı.

Trump-Erdoğan telefon görüşmesine bu bağlamda bakalım. Görüşmenin içeriği hakkındaki bilgimiz mahdut olsa da, Trump’ın YPG/YPJ’nin ABD tarafından silahlandırılmasına son verileceğini söylediğini öğrendik. Savunma Bakanı Mattis ise bu görüşmenin hemen öncesinde ABD’nin Suriye’de görülebilir gelecekte kalıcı olacağını açıklamıştı. Görüşme sonrasında ise yine Savunma Bakanlığı’ndan, cephe gereksinimlerine göre silahlandırmanın değerlendirileceğini ve bu dönemde yeni bir parti silah sevkiyatının esasen öngörülmemiş olduğunu öğrendik.

Bu durumda, yerine göre “omurgasını YPG/YPJ’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG)”, “PYD”, “Kürtler”, “PKK’nin Suriye kolu” diye adlandırılan yapı için bu ayrımlar anlam kazanmış oldu. Zira, ABD’nin YPG’ye askeri desteği sürmese de PYD ile (belki zoraki) siyasi işbirliğinin süreceği ortada. Dahası, Suriye Kürtleri, Şam YPG’ye Bağdat’ın IKB peşmerge güçlerine tanıdığına benzer biçimde, meşru hareket alanı tanıyacak bir federal yapıya onay verdiği takdirde, YPG’nin adını “Kuzey Suriye Savunma Birimleri” olarak değiştirebileceklerini önerdi.

Böylece bir yandan Irak’ta IKB ABD eliyle de 1991 konumuna geri iteklenirken, bu kez PYD de yine ABD eliyle Suriye’de KDP/KYB’nin 1991 koşullarına terfi etmiş gibi. Nitekim

ABD’nin Fırat’ın doğusuna dair RF ile vardığı uzlaşı adı konmamış bir Uçuşa Yasak Bölge’ye (“NFZ”) tekabül ediyor. Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun üç federe bölge (Afrin, Fırat, Cezire) ve altı kanton halinde yeniden yapılandırılarak üç aşamalı seçimlere gidilmesi ile Münbiç, Rakka ve Tabka’da federasyona katılım referandumları düzenlenmesini de anımsayalım.

İlaveten, sınai üretim bölgeleri ve bazı fosfat madenleri Esat denetimindeki bölgelerde olmakla birlikte, ABD Suriye’nin en değerli petrol ve doğal gaz yataklarının kontrolunu halihazırda almış durumda. Bu gerçeğin Suriye’nin geleceğine dair siyasi çözüm pazarlıklarında akılda tutulması gerekecek. Afrin’in ABD destekli bölgeden ayrık kaldığı ancak nüfusunun tamamen Kürt ve topografyasının görece çetin olduğu da malum.

Cenevre yolunda iki ağır sıkletten ABD, SA’ya muhalefet toplantısı düzenletirken, RF Suriye Halklar Kongresi (SHK) toplama girişimini sürdürüyor. SHK’ye PYD’nin hangi adla yahut hangi çatı altında katılabileceği belirsiz. RF açısından Türkiye’nin muhaliflerle ilişkileri önemli, ABD açısından ise hem NATO ittifakını muhafaza hem Türkiye’nin Suriye’ye komşuluğundan yararlanma. Bununla birlikte ne ABD, ne RF’nin Suriye Kürtleriyle Ankara’nınkiyle örtüşen kalıcı bir dertleri yok. Üstelik RF’nin dolaşıma soktuğu yeni “Suriye Demokratik (Arap değil) Cumhuriyeti” anayasası, Irak’ı andırır biçimde, ademimerkeziyetçi bir idari yapıya cevaz veriyor.

İran ise Albukemal-AlKaim sınır kapısının da IŞİD’den kurtarılmasıyla hem Şam ve Bağdat üzerindeki etkisini tahkim etti, hem Tahran’dan Lazkiye ve Beyrut’a kesintisiz bir kara köprüsünü de kurmuş oldu. Suriye’de Esat’ın ayakta kalabilmesinin önemli etmenlerinden Hizbullah da SA Veliaht Prensi Muhammet Bin Salman’ın Lübnan Başbakanı Hariri’yi istifaya zorlaması ve İsrail’le çatışma ihtimalinin ufukta belirmesiyle yerini iyice sağlamlaştırdı. Mayıs ayındaki Irak seçimlerini favori Abadi’nin kazanması halinde, Haşd-ı Şabi’yi silahsızlandırmaya yönelip yönelmeyeceği de ayrıca izlenmeli.

Türkiye ise RF’nin yeşil ışığı ve Putin’in Şam’dan devşirdiği sarı ışıkla Fırat Kalkanı harekatını yaptı. Astana çatışmasızlık bölgeleri süreci kapsamında Idlip’te ise Afrin sınırına belirli sayıda gözetim noktası kurmakla yetindi. IKB’nin kurumsal kimliğinin fiilen ortadan kalkmasına ve enerji/lojistik hatlarında Bağdat/Tahran hakimiyetinin kurulmasına destek verdi. Suriye ve Irak’ta güttüğü Kürt siyaseti, bölgesel etkinlikten ziyade, gelecek başkanlık seçimlerinde milliyetçi/ulusalcı/Avrasyacı cepheyi bir arada tutmak amacıyla yürütüldüğü izlenimi veriyor.

Oysa itibarı barışı kurmakta arayan, Irak ve Suriye’de bütüncül ve çoğulcu bir yaklaşım benimseyen bir siyaset kısa vadede tribünlerden daha az alkış alacak olsa da, ülkemizin huzuru ve ulusal çıkarlarımızın daha etkin biçimde korunması için daha yerinde olur.

Bunun yolu da, bilmem kaçıncı kez vurgulamam gerekirse, sınırımızın ötesindeki akrabalarımız olan Kürtlerle daha sağlıklı, akılcı, karşılıklı bağımlılığa dayalı ilişkiler tesis etmekten geçer. Çünkü evet, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade buyurdukları üzere, coğrafya kaderdir. O kaderi avantaja çevirme mahareti de diplomasi.

Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2003 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

04) Şengal'deki Araplar, Ezdileri tehdit ediyor -29.11.2017
Lezgîn

Şengal ilçesindeki Arapların bölgedeki Ezdileri evlerinden çıkmaları yönünde tehdit ettiği bildiriliyor

Şengal ilçesindeki Arapların bölgedeki Ezdileri evlerinden çıkmaları yönünde tehdit ettiği bildiriliyor.

2014 yılında IŞİD’lilerin işgali zamanında militanlarla ortak hareket eden bölge Arapları’nın Ezdileri evlerini boşaltmaları yönünde tehdit edildikleri ifade ediliyor.

BasNews’e konuşan Şengal İlçe Meclisi Üyesi Xeyrî Zîban IŞİD saldırılarında evlerinden kaçan ve yurtlarına dönen 4 bin Ezdi ailenin şimdi de Araplar tarafından tehdit edildiğini söyledi.

Xeyrî Zîban sözkonusu Arapların 2014 tarihinde IŞİD ile hareket ettiğini şimdi de Haşdi Şabi milislerinin desteği ile Ezdileri ‘Arapların evlerinde kaldıkları’ gerekçesi ile bölgeden çıkarmak istediklerini dile getirdi.

Ezdilerin büyük korku ve endişe yaşadığını belirten Xeyrî Zîban, Haşdi Şabi’nin de Arapları desteklediğini vurgulayarak “Halk bir daha katliam ile yüzyüze kalmaktan korkuyor” dedi. Basnews

05) Tahir Elçi anmasına polis barikatı-29.11.2017

Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen "Yüreğimizdeki acı ve öfke katlanarak büyüyor. Son iki yılda ülke demokratikleşmeden daha da uzaklaşarak hiç olmadığı kadar baskıcı olmuştur" dedi. Özmen’in konuşmasının ardından Dört Ayaklı Minare’nin önünü kapatan polis barikatına karanfiller bırakıldı.

Tahir Elçi, katledilişinin ikinci yıldönümünde vurulduğu Dört Ayaklı Minare önünde yapılan etkinlikle anıldı. Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen "Yüreğimizdeki acı ve öfke katlanarak büyüyor. Son iki yılda ülke demokratikleşmeden daha da uzaklaşarak hiç olmadığı kadar baskıcı olmuştur" dedi. Özmen’in konuşmasının ardından Dört Ayaklı Minare’nin önünü kapatan polis barikatına karanfiller bırakıldı.

Tarihi Dört Ayaklı Minare’nin gördüğü hasara dikkat çekmek için iki yıl önce yapılan basın açıklaması sırasında vurularak öldüren Tahir Elçi, düzenlenen etkinliklerle anılıyor. Diyarbakır’daki anma etkinliği, Elçi’nin yaşamını yitirdiği Dört Ayaklı Minare önünde yapıldı.

Anma, Diyarbakır Barosu Başkanı olarak Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde yaptığı konuşmanın dinletilmesiyle başladı.

Türkan Elçi, HDP’li milletvekilleri Osman Baydemir, Meral Danış Beştaş, Nimetullah Erdoğmuş, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 20’nün üstünde baro başkanı, yazar Oya Baydar ve sivil toplum örgütü temsilcileri anmaya katıldığı etkinlikte, 1 dakikalık saygı duruşunun ardından Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen konuşma yaptı.

“Yüreğimizdeki acı ve öfke katlanarak büyüyor” diyen Özmen, Elçi’nin ardından geçen iki yılda ülkenin demokratikleşmeden daha da uzaklaşarak hiç olmadığı kadar baskıcı bir hale geldiğini söyledi.

Özmen’in konuşmasının ardından Dört Ayaklı Minare’nin önünü kapatan polis barikatına karanfiller bırakıldı. Duvar

06) Reza Zarrab mahkemeye getirildi -29.11.2017

ABD’nin New York kentinde başlayan Hakan Atilla’nın yargılandığı davada tanık olmayı kabul eden Reza Zarrab az önce mahkemeye getirildi.

Eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın ABD’nin İran yaptırımlarının ihlal edilmesiyle suçlandığı davada tanık olmayı kabul eden Türk ve İran işadamı Rıza Sarraf'ın New York’ta devam eden duruşmada mahkeme salonuna alındığı bildirildi.

Hürriyet'ten Razi Canikligil'in aktardığına göre, Amerikan gizli servisi FBI’ın tercümanı Bülent Bulut’un dinlenmesinin ardından yargıç Richard Berman 2 dakika ara verdi. Bu sırada jüri yan odaya alındı.

Rıza Sarraf ayakları kelepçeli ve hapishane giysisiyle bu sırada içeri alınıp tanık koltuğuna oturtuldu. Hakkındaki suçlamaları kabul edip savcılıkla işbirliği yapmayı kabul eden Zarrab önce savcılar, sonra da eski Halkbank yöneticisi Hakan Atilla’nın avukatları tarafından sorgulanacak.

07) Koalisyon Sözcüsü, Kerkük'teki ABD askerlerine açıklık getirdi -29.11.2017

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü Albay Ryan Dillon tarafından yapılan açıklamada Irak'taki Amerikalı askerlerin Irak hükümetinin bilgisi dâhilinde konuşlandığını dile getirdi.

Koalisyon sözcüsü Albay Ryan Dillon tarafından Twitter hesabından yapılan yazılı açıklamada Uluslararası Koalisyon güçleri bünyesindeki bir birliğin Irak'taki hareketliliğinin Irak hükümetinin bilgisi ve operasyonel talebi doğrultusunda gerçekleştiği dile getirildi.

Albay Dillon'ın Twitter üzerinden yaptığı bu açıklama, spesifik olarak Kerkük'teki 40 zırhlı araçtan oluşan ABD'li askerlerle ilgili bir açıklama gibi görünmese de, açıklamanın bugün basına yansıyan ABD birlikleri ile ilgili haberlerin hemen ardından gelmesi dikkat çekti.

IŞİD'in Irak'ta ele geçirdiği toprakları kaybetmesi ve büyük çaplı savaş operasyonu ihtiyacının azalması nedeniyle Koalisyon'un Irak Güvenlik güçlerini bundan sonra nasıl destekleyeceğinin gözden geçirildiği dile getirilen açıklamada, IŞİD karşıtı savaşın henüz bitmediği ve IŞİD yenilinceye kadar mücadelenin kararlılık içinde sürdürüleceği vurgulandı.

40 zırhlı araçlık ABD konvoyu Kerkük’e ulaştı

Irak Parlamentosu Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) parlamenteri Muhammed Osman ile Kerkük Pirdê Cephesi Peşmerge Komutanı Dr. Kemal Kerkûkî bugün ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, Amerikalı bir gücün Kerkük'e konuşlandığını dile getirdiler.

Dr. Kemal Kerkûkî, söz konusu ABD askerlerinin Musul’un Geyara kentinden Kerkük’ün Dûbiz kentine geldiklerini oradan da Keywan askeri üssüne ulaştıklarını söyledi.

http://www.kurdistana-bakur.com/

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -29.10.2017

02) -29.10.2017

Bugün Müslümanlar arasında yaşanan ihtilafların asıl kaynağına inmek, sebep ve sonuçlarını iyi tahlil etmek gerekir.

.

.

.

.
https://www.dengeamerika.com/

Ek.Tarihi Wed Nov 29, 2017 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution