Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Gesellschaft für bedrohte Völker/PRESSEMITTEILUNG Göttingen   Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük seferi' ne idi ne değildi?   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akıncı:Yetersizlik, İhanetin Kapısını Açan Anahtardır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURDİSTAN   Bagdad-Angriff auf Kurden in Kirkuk   Bülent Tekin:YAZAR BÜLENT TEKIN ILE SÖYLEŞI   Son dakika! Barzani'den Kerkük açıklaması   Dr. Cherly Benard:Kürdistan, Amerikan bağımsızlık tecrübelerinden neler öğrenebi   Dr.İsmet Turanlı:Tarihten korkmayanlar, utanmayanlar
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01) Başkan Berzanî’yi Sahiplenmek!-19.10.2017
Bütün Ulusal kurtuluş mücadelelerinde bir kişi mücadeleyle, amaçla ve ulusun kendisiyle özdeşleşir; söz konusu kişi partilerüstü bir konum elde ederek farklı örgütlerin, düşüncelerin ve inançların ortak güvenini kazanır.

Bu kişiler herhangi bir parti lideri olsa da, zamanla parti ile bağları zayıflar; buna karşın tüm partilerle ve halka bağları gelişir. Bu aşamadan sonra söz konusu kişiyi bir parti ile anmak olanaklı olmaz; çünkü artık ulusa malolmuştur. Çoğu zaman bu kişiler anılmadan söz konusu ulusun mücadele tarihinden de, geleciğinden de söz edilemez. Bu kişilere bazen hak ettiklerinden fazla bazen de az değer biçilmektedir…

Günümüzde Kürd-Kürdistan derken, Kürdlerin ulusal haklarından ve devletleşmesinden söz ederken herkesin aklına gelen ilk kişi Başkan Berzanî’dir kuşkusuz. Çünkü Berzanî Kürdistan ve bağımsızlık amacıyla özdeşleşmiş durumdadır ve bu özdeşliği de; cesareti, mücadelesi, tarihi geçmişi ve devletleşme amacındaki kararlılığıyla elde etmiştir. Bu özellikleri taşıyan biri her zaman egemenlerin hedefinde olur; çünkü onu bitirmekle ezilen ulusu sakat/topal bırakacaklarının bilincindedirler…

Tam da Başkan Berzanî’nin bu özelliklerinden dolayı hedef olması hiç şaşırtıcı olmadı. Nasname olarak yıllardır bu noktaya dikkat çekiyor ve ‘Berzanî’ye yönelik saldırıların altında yatan neden Berzanî’nin bağımsızlık düşüncesiyle özdeşleşmesidir; Berzanî’ye saldırmak, bağımsızlık amacına saldırmaktır’ diyoruz…

Bütün dünyayı karşısına alma pahasına bağımsızlık referandumundan geri adım atmayan Berzanî, egemenlerin ve yerel işbirlikçilerinin son darbesiyle Kerkük oyunu ile karşı karşıya kaldı. Kuşkusuz ki Kerkük oyununda hedef Kürdistan’ın bağımsızlığıydı. Ancak aynı zamanda hedef Berzanî idi. Çünkü ikisi bir birinden ayrılmaz şekilde bir bütün oluşturuyorlar; biri hedef alındığında diğeri de kendiliğinden hedef olur…

Referandum öncesinde kurulan şer ittifakında, yılların stratejik müttefikleri İran/YNK-HERO/PKK/KOMEL/GORAN ve yedekleri her türlü ahlaksız propagandayla Berzanî’yi yıpratmaya ve bağımsızlık referandumunu engellemeye çalıştılar. Hem dünya devletlerine, hem yerel işgalci devletlere hem de cehşlere rağmen bağımsızlık referandumunun yapılması tarihi bir zaferdi Kürdler açısından. Bu tarihi zaferin bağımsızlıkla sonuçlanmasının kaçınılmaz olduğunu gören şer ittifakı, Amerika’nın onayıyla ve yanlarına T.C.’yi de alarak harekete geçtiler. Kirli yüzlerini Kerkük’te gösterdiler…

YNK-Hero kanadının açık ihaneti, başta Kosret Resul olmak üzere YNK’nin Kürdistani kanadını açık tavır almaya sevk etti ve ihanet YNK’nin Kürdistani sesleri tarafından dillendirildi. Bu acı gerçeğe rağmen şer ittifakının en kirli ortağı PKK, işgalcilerin istihbaratları tarafından yönetilen basınını harekete geçirdi; tıpkı Şingal trajedisinde olduğunu gibi. Belli ki PKK medyası Kerkük oyununda hazır kıta bekliyordu. Açık ihanetin failleri bile kendilerini gizlemezken, PKK ısrarla Başkan Berzanî’ye saldırdı/saldırmaya devam ediyor. Başkan Berzanî şahsında pêşmergeyi “korkak” olarak lanse etti/ediyor. Sanki YNK-Hero kanadı ihanet etmemiş ve bu kanada bağlı pêşmergeler cepheden çekilmemiş gibi ısrar ve özellikle Başkan Berzanî hedef yapıldı PKK basını tarafından…

PKK, efendilerinden aldığı talimat gereği Berzanî’yi kara propagandayla yıpratmayı amaçlıyordu; askeri alanda da Haşdi-Şabi çetesi, Pasdaran terör örgütü ve İRAN/IRAK devletleri Hewlêr’i saf dışı bırakacıktı… PKK üstüne düşen ihaneti fazlasıyla yaptı/yapmaya devam ediyor; ama efendileri amacına ulaşamadı ve Başkan Berzanî’yi etkisiz kılamadılar…
Bu gün;
Diriliş ve daha kararlı şekilde Bağımsız Kürdistan için mücadele etme günüdür.
Bu gün;
YNK-Hero ve müttefiklerinin ihanetini lanetleyip daha fazla bilenme günüdür.
Bu gün;
İhanet çetelerinin Berzanî’ye yönelik saldırılarını bertaraf etme günüdür.
Bu gün;
Başkan Berzanî’ye saldıran cehşlerin yüzlerine tükürme günüdür.
Bu gün;
Şeref ve namus günüdür.
Bu gün;
Başkan Berzanî’yi sahiplenme günüdür.
Bu gün;
Tüm ihanetçilere karşı tavır alma ve bağımsızlık şiarıyla Berzanî’ye/Kürdistan’a sahip çıkma günüdür.
Berzanî’ye sahip çıkmak, Kürdistan’a ve bağımsızlığa sahip çıkmaktır…
Berzanî'ye saldıranlar aslında Bağımsız Kürdistan amacına saldırıyorlar...
Sadece YNK-Hero değil, onunla müttefik olan PKK ve türevleri de Kürdlere hesap verecek!
İhaneti cezasız bırakan uluslar devletleşemezler...
Kahrolsun sömürgecilik ve yerel ayakları
Yaşasın Bağımsız Kürdistan
Yaşasın Pêşmerge…
Özgür Bireyler Topluluğu

02) Kerkük'ten 57 bin Kürt ve Türkmen göç etti -.20.2017
YNK İŞBİRLİŞKÇİLERİN YÜZÜNDEN. ALLAH SİZLERİ UTANDIRSIN…

.

Kürdistan Yönetimi, Kerkük'te meydana gelen olaylardan dolayı 57 bin sivilin Erbil ve Süleymaniye kentlerine göç ettiğini bildirdi.

Kürdistan İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Ortak Kriz Koordinasyon Merkezi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Kerkük'te milisler tarafından çıkarılan çatışma, yağma ve suç teşkil eden olaylardan ötürü 16 bin aileye tekabül eden 57 bin Kürt ve Türkmen sivilin Erbil ve Süleymaniye'ye göç ettiğini belirtti.

Açıklamada bazı ailelerin henüz tamamlanmamış inşaat ve devlet binalarına yerleştirildiği, ivedi bir şekilde insani yardıma ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.

03) Başkan Barzani Almanya Bakanı ile telefonda görüştü -.20.2017


Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ile Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde Kürdistan ve Irak'ta yaşanan gelişmeleri görüşerek Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerdeki son durumla ilgli fikir alışverişinde bulundu.

Tartışmalı bölgelerde yaşanan gelişmeler sırasında Peşmerge güçleri ile Irak ordusu arasında genel olarak çatışmaların yaşanmamasının memnuniyet verici olduğun ifade eden Alman Bakan, terör örgütü IŞİD'le mücadeledeki üstün başarısından dolayı Peşmerge güçlerini kutladı.

Almanya'nın Peşmergeye desteğinin devam edeceğini vurgulayan Leyen, ayrıca Erbil ile Bağdat'ın sorunların çözümüne yönelik yaptıkları diyalog çağrılarının da olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.

04) Peşmerge ile Heşdi Şabi arasında çatışma çıktı -.20.2017


RUDAW

Kerkük yakınlarındaki Pırde’de Peşmerge Güçleri ile Heşdi Şabi arasında çatışma çıktı.

Pırde’de peşmerge ile Heşdi Şabi arasında çatışma yaşandığını ve çatışmada ağır silahların kullanıldığını bildirdi.

Pırde, Kerük ile Erbil arasında yer alıyor.

Heşdi Şabi’nin Pırde’yi ele geçirmek amacıyla gece saatlerinden beri hareketlilik içinde olduğunu, kısa bir süre önce de çatışma yaşandığını aktardı.

Heşdi Şabi’nin bölgeye güç yığması üzerine peşmerge de bölgeye takviye güç göndermişti.

Heşdi Şabi’nin saldırıya geçmesi üzerine de peşmerge karşılık verdi.

Saldırıya geçilen bölgede büyük bir güçle beklediklerini kaydeden peşmerge komutanı, Heşdi Şabi’nin Hummer tipi 2 zırhlı aracının imha edildiği bilgisini verdi.

05) Mesud Barzani'den Bağdat'a Kosret Resul cevabı: Asla! -20.10.2017


Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani'nin Bağdat mahkemesi tarafından Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Genel Sekreteri birinci yardımcısı Kosret Resul hakkında verilen yakalanma kararı ile ilgili bir açıklama yayınlandı.

Kürdistan Bölgesi Başkanlığı resmi web sitesinde yayınlanan açıklamada Kerkük savaşı nedeniyle Kosret Resul hakkında verilen tutuklama kararının hukuksuz bir karar olduğu ve siyasi kaynaklı alındığı dile getirildi.

Bu kararın alınmasının dahi Bağdat'taki siyasal üst aklın, hukuğun ne kadar içler acısı bir durumda olduğunun açık bir göstergesi olduğu dile getirilen açıklamada barış yanlısı tercihte bulunanların tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya bulundukları, diyalog yolunun kapatıldığı ve artık Bağdat ile birlikte yaşamın tüm yollarının kapatıldığı vurgulandı.

Bağdat'taki yetkililerin alacağı kararlar konusunda özgür oldukları belirtilen açıklamada, ne karar alınırsa alınsın Kürlerin Kosret Resul gibi bir mücadeleci bir kahramanının ve diğerlerinin Bağdat tarafından yakalanmasına asla izin vermeyecekleri ve bunu basaramayacakları vurgulandı.

06)"Kürdüm, Türküm demek hakkındır ancak Türkçülük,Kürtçülük bölücülüktür" -20.10.2017


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türküm demek en tabi hakkındır ama Türkçülük yapmak hakkın değildir. Çünkü bunlar bölücülüktür." dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 40. Muhtarlar toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında PKK’nın Suriye kolu YPG ve PYD’yi eleştirirken dikkat çeken ifadeler kullandı. Erdoğan, “Kürdüm demek en tabi hakkındır, ama Kürtçülük yapmak hakkın değildir. Türküm demek en tabi hakkındır ama Türkçülük yapmak hakkın değildir. Çünkü bunlar bölücülüktür.”ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın konuşmasındaki o bölüm şöyle:

“PYD ve YPG maalesef oradaki samimi Kürtleri istismar eden terör örgütleridir. PKK’nın bunlar birer yan kuruluşudur. Ben Kürdün ama ne olur YPG’ye bir şey demeyin, PYD’ye bir şey demeyin. Kürt kardeşlerim kusura bakmayın. Eğer bu teröristleri savunuyorsanız burada yollarımız ayrılır. Samimi olacağız. Benim için Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza ayrımı yok. Biz yaratılanı yaradandan ötürü sevdik bunu böyle bilesiniz. Kürdüm demek en tabi hakkındır, ama Kürtçülük yapmak hakkın değildir. Türküm demek en tabi hakkındır ama Türkçülük yapmak hakkın değildir. Çünkü bunlar bölücülüktür.”

ERDOĞAN KONUŞMASINDA NE SÖYLEDİ

İşte Erdoğan’ın sözlerinden satır başları:

Muhtarlar toplantımızın 40’ını çıkartarak bir dönüm noktasını geride bırakmış oluyoruz. Cumhurbaşkanlığı külliyesinin önemli bölümlerinden biri olacak sergi ve toplantı salonu bittiğinde aynı anda 2 bin kişilik gruplar halinde bu buluşmaları gerçekleştireceğiz. Hedefimiz 2019 Kasım ayına kadar tüm muhtarlarımızla bir araya gelmiş olmaktır. Buna ulaşamasak bile görevimize devam edecek olursak 2019 Kasım’ı sonrasında da toplantılarımızı sürdüreceğiz.

Yarının sizler için anlamlı bir gün olduğunu biliyorum. Esasen bu buluşmayı yarın yapacaktık. Ancak yarın Nijerya ,cumhurbaşkanı misafirim olacağı için bir gün önceye almak durumunda kaldık. 19 Ekim muhtarlar gününüzü şimdiden tebrik ediyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı görevimizden haksız bir şekilde alınıp, cezaevine yollandığımda arkamızda “muhtar bile olamaz” manşetleri atmalarının sebebi budur. Onların derdi muhtarlarla, belediye başkanlarıyla, cumhurbaşkanıyla değil doğrudan doğruya milletin değerleriyledir, kültürleriyledir. Rahmetli Aşık Veysel’i kılık kıyafetinden dolayı Ankara’ya sokmayan zihniyet, sizin muhtar benim de cumhurbaşkanlığı yapmama tahammül edemiyorlar.

15 Temmuz’da cumhuriyet tarihimizde ilk defa Meclis binası, cumhurbaşkanlığı külliyesi, emniyet teşkilatımızın birimleri bombalı saldırıya uğradı. Elinde bayrağı, dilinde tekbiri, tunç yürekli kahramanlara, karşılarına dikilen milletimizin üzerine ateş kusmakta tereddüt etmediler. Ama milletimiz bu ihanete karşı öyle bir beraberlik ortaya koydu ki, inanın bana tarihte eşi benzeri olmamış bir cevabı bunlar gördüler. 15 Temmuz’da hainler emellerine ulaşamadılar. Ama biz tıpkı Çanakkale’de istiklal harbinde olduğu gibi birliğimizi beraberliğimizi bir kez daha perçinledik.

“YURTDIŞINA KAÇMIŞ OLANLARI DA ASLA KENDİ HALLERİNE BIRAKMAYACAĞIZ”

Sergiledikleri tüm caniliğe, alçaklığa rağmen başarısız olan bu hainler şimdi adalet önünde hesap veriyor. Yavaş yavaş neticelenmeye başlayan davalarda suçlu bulunan herkes ihanetinin derecesine göre cezasını alıyor. Yurtdışına kaçmış olanları da asla kendi hallerine bırakmayacak, hak ettikleri cezaya çarptırılana kadar peşinde olacağız. Bu ihaneti yapanların hiçbiri de ömürleri boyunca rahat yüzü göremeyecek. Ülkemizi ele geçirmek, milletimizi esir etmek için böyle bir alçaklığa kalkışanları, o şarlatan da onun ipini elinde tutanlar da kurtulamayacak. Allah başka kimseyi şaşırtıp da böyle bir bataklığa saplatmasın.

“BU AYNI ZAMANDA BİR DERTLEŞMEDİR”

Türkiye sadece FET֒ye değil, PKK’sından DEAŞ’ına kadar envai çeşit terör örgütüyle mücadele ediyor. Açıkça söylemek gerekirse Türkiye bir terör kuşatmasıyla karşı karşıyadır. Şu anda ben burada muhtar kardeşlerimle hasbihalde bulunuyorum. Bu aynı zamanda bir dertleşmedir. Çünkü sizler iradeyi ortaya koyduğunuz zaman bu ülkeye kimsenin kolay kolay ihanet etmesi mümkün değildir.

Bu makamların hepsi gelip geçicidir. Şahsımın bulunduğu makam da öyle sizinkiler de öyle. Gün gelecek bu görevleri bırakacağız. Gün gelecek dünya bizi biz dünyayı bırakacağız. Gideceğimiz yer belli, bir mezar. Er kişi niyetine deyip bizi oraya defnedecekler, ayrılıp gidecekler. Ne cumhurbaşkanı niyetine, ne başbakan, ne bakan, ne muhtar demeyecekler, “er kişi niyetine…” Eğer geride hoş bir seda bırakmışsak millet “Allah cumhurbaşkanımızdan razı olsun” iyi şeyler yaptı diyecek…

“BİZ NE TESLİM OLDUK, NE DE DAĞILDIK. DİMDİK AYAKTA DURDUK”

Onun için de biz bütün bu kuşatmanın, aktörleri olan terör örgütlerini iyi bileceğiz. Ama biz biliyoruz ki onların arkasında farklı emelleri olan farklı güçler var. Millet olarak iki asırdır bu tehditlere aşina olduğumuz için soğukkanlılığımızı asla kaybetmiyor, duygularımızı aklımızın önüne geçirmiyoruz. Biz ne teslim olduk, ne de dağıldık. Dimdik ayakta durduk.

ŞEHİTLERİMİZ VATANIMIZIN TAPU SENETLERİDİR

Her zaman söylediğim gibi şehitlerimizin vatanımızın tapu senetleridir. Ama bazıları şehadet nedir bilmiyorsa, şehitlik nedir bilmiyorsa, bunlara ne diyelim? Bunu anlamayanlar, bu işi bilmeyenler var. Peygamberliğe en yakın makamın şehitlik makamı olmadığını bilmeyen cahiller var. Ama öğrenecekler. Ne zaman? Doğru çizgiye geldikleri zaman. Bu ülkeye göz diken herkes önce bu senedin bedelini ödemeyi göze almak zorundadır. Türk milleti öyle köken mezhep kışkırtmasıyla birbirine düşecek, kendi eliyle kendi ülkesini ateşe atacak bir millet değildir. Bölgemizdeki diğer ülkelerde oynadıkları oyunu defalarca bizde de tedavüle sokmaya çalıştılar. Kimi zaman ufak tefek hasarlar aldığımız oldu.

YENİ VE DAHA BÜYÜK BİR SENARYOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ

Bir süredir yeni ve daha büyük bir senaryoyla karşı karşıyayız. Gaye aynıdır, ülkemizi bölmek, bin yıllık kadim yurdumuzu darmadağın etmektir. Türkiye’nin en büyük gücü balkanlardan Afrika’ya kadar uzanan ortak tarih geçmişi, kültür birlikteliğiyle bağlı olduğu yüz milyonlarca kardeşe sahip olmasıdır.

Geçen hafta Ukrayna, oradan Sırbistan, oradan Sancak seyahatlerimi izleyenleriniz olmuştur. Sancak’ta Novi Pazar’da oradaki kardeşlerimizin sevgi gösterilerini izlemişsinizdir. Yolların sağı solu 7’den 70’e, kadın-erkek nasıl bir heyecanı yaşadıklarını gördünüz. İşte bak şu anda 2 bin kilometre karelik Fırat Kalkanı harekatının yapıldığı bölgede orada yaşayan insanlar Türkiye’den oraya giren askerimizi nasıl karşılıyor görüyorsunuz. Aynı şekilde İdlib’e askerimizin girişinde nasıl karşıladıklarını herhalde izlediniz. Ne diyorlar? “Fatih’in torunları hoşgeldiniz”

Bunlar durup dururken olmuyor, mazlumlar mağdurlar bizi geliyor. İşte bak Somali’de bir terör eylemi oldu, 300 civarında insan orada öldürüldü ve yüzlerce insan yaralı. Kim koştu oraya? Gene Türkiye. Yahu nerede dünyadaki ülkeler? Hadi ya sizin uçaklarınız yok mu? Cerrahlarınız, doktorlarınız yok mu? Niye göndermiyorsunuz? Şu anda bizim cerrahlarımız orada, Recep Tayyip Erdoğan hastanesinde operasyonlara giriyorlar.

Bugün de Türkiye kendisiyle birlikte kardeşlerinin, tüm insanlığın izzetini, geleceğini koruma mücadelesi veriyor. Bize ne diyorlar? Suriye’de, Irak’ta, Balkanlar’da, Kuzey Afrika’da ne işiniz var diye soruyorlar. Tarih bilmez gafillere cevabımız şudur, Ankara’nın doğusundaki batısındaki coğrafyalar kalbimizin bir yanı, kuzeyinde ve güneydekiler de kalbimizin diğer yarısıdır. Öyleyse biz de oralarda, oralardaki kardeşlerimizden vazgeçemeyiz.

Yıllarca Abdurrahman Kızılay’ın sesi ve edasıyla dinlediğimiz az önce dinlenen Kerkük türküsünde ne diyor? “Altın hızma mülayim, seni haktan dileyim. Yaz günü Temmuz’da, sen terle ben sileyim.” Şimdi biz bu güzel türkünün yakıldığı Kerkük’e nasıl sırtımızı dönebiliriz? Ecdadımız, Gazi Mustafa Kemal Misak-ı Milli ile en batıdan en doğuya Kerkük’e kadar burada bu hattı çizmediler mi? Kerkük Türkmenleri oralarda değil miydi? Aynı şekilde Musul’da değil miydiler? Vardılar. Bak ne diyor? “Yar dayansın, men düştüm aşk oduna, tutuşsun yar da yansın” İşte böylesine içli bir Kerkük divanını dinleyip de “aman bu işlere karışmayalım” demek bize yakışır mı?

Kurtuluş savaşımızın ardından yeni devletimizi kurduğumuzda nüfusumuzun önemli bir bölümü muhacirlerden oluşuyordu. Cumhuriyet döneminde de farklı davranmadık. Kimi zaman balkanlardan, Kafkaslardan gelen milyonlarca kardeşimizi bağrımıza bastık. Ekmeğimizi bölüştük, vatanımızı vatanları olarak görmelerini sağladık. Körfez savaşında, Kuzey Irak’taki kardeşlerimize hiç düşünmeden hemen sınırlarımızı açtık ve Kürt kardeşlerimizi misafir ettik. Suriye’de işler karıştığında sınırlarımızı açtık ve gelen milyonlarca kardeşlerimizi misafir etmeye devam ediyoruz. Türkiye için bunların hiç birisi zül değildir, yük değildir. Biz tam tersine memnuniyet duyuyoruz. Ancak zor günlerinde yanlarında olduğumuz kardeşlerimizin, hassasiyet göstermelerini beklemenin de hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Bizim ne Irak’taki ne Suriye’deki Kürt kardeşlerimizle husumetimiz yoktur. Irak ve Suriye’deki Araplara, Türkmenlere nasıl bakıyorsak Kürtlere de aynı şekilde bakıyoruz. Bizim derdimiz sadece ve sadece terör örgütüyledir. PKK ile mücadele ederken, bu teröristlerin kimliğine diline meşrebine bakmıyoruz. DEAŞ ile mücadele ederken de bakmıyoruz. FETO ile mücadelede de tek ölçümüz terör örgütü mensubu olup olmadığıdır.

“SEN HANGİ HAKLA KERKÜK BENİMDİR DİYORSUN”

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile yıllarca birlikte yaşadık. Bugün huzur ve refah içinde yaşıyorlarsa, bunda en büyük pay sahibi bilmeseler de Türkiye’dir. Mali yönden sıkıştılar, memurlarımızın maaşını ödeyemiyoruz dediler, kredi istediler. Biz kendilerine ciddi manada kredi verdik. Kimse vermedi, ama biz verdik. Öyleyse dün kuzey ırak yönetimine yardımcı olan Türkiye, bugün niye sınır kapılarını, hava sahasını kapatıyor? Bu sorunun cevabını en başta Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin vermesi gerekiyor. adeta bir histeri haliyle ve buram buram fırsatçılık kokan aceleyle hareket edenler hesap verecektir. Kalkıyor ne yapıyor? “Kerkük benimdi” diyor. Sen hangi hakla Kerkük benimdir diyorsun? Kerkük’te senin tarihin var mı ya? Ne işin var senin Kerkük’te? Biliyorsun ki orada kimlerin hakkı var. Ve bu insanları orada maalesef zulümle terbiye etmeye kalktılar. Irak’ta bu sebeple dökülen her kanın sorumlusu bölgesel yönetimdir. PKK gibi sicili kabarık eli kanlı bir başka örgüte alan açanlara elbette göz yummayacağız. Biz orada PKK’yı, DEAŞ’ı, Suriye’de PYD’yi YPG’yi, kimse kusura bakmasın hiçbirini de orada tasarruf alanında yetki kullanımına müsaade etmeyeceğiz. Daha önce dediğim gibi bir gece ansızın geliriz, gereğini de yaparız. Söyleye söyleye girilmez, bir gece ansızın girilir.

“HALKIN ONLARA GEREKEN DERSİ VERMESİNİ İSTİYORUZ”

Kararlıyız, bu şahsımız için değil. Oradaki mağdurlar, mazlumlar için. Suriye’de oynanan oyunun bir benzerinin Irak’taki gönüllü figüranlığına soyunanlar buna uygun muameleye de razı olmak zorundadır. Bu tür ihtiraslarla hareket edenler en büyük zararı kendi halklarına veriyorlar. Şimdi yukarıdan gıda ilaç elbise şu bu falan artık girmeyecek. Artık hava sahası kapalı. Artık Erbil’den bir yere uçuş olamayacak. Çünkü en önemli hava sahası biziz. Biz merkezi yönetime, ihtiyaçlarını oraya göndereceğiz. Ve merkezi yönetim kuzey ırak halkına gerekli yardımı oradan yapacak. Ama Kuzey Irak yerel yönetiminin başlarına neler getirdiğini halkın görmesini istiyoruz, halkın da onlara gereken dersi vermesini istiyoruz. Halk, bu tür yöneticilere gereken dersi vermeyecek olursa kusura bakmasınlar.

“SAVUNUYORSANIZ YOLLARIMIZ AYRILIR”

Aynı şekilde Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de kendi gelecekleri için en doğru kararı vereceklerine inanıyorum. Bu YPG, PYD oradaki samimi Kürt kardeşlerimizi istismar eden terör örgütleridir. PKK’nın yan kuruluşudur. “Ben Kürdüm, ama ne olur YPG’ye bir şey demeyin” Kürt kardeşlerim kusura bakmayın bu teröristleri savunuyorsanız burada yollarımız ayrılır.

“BUNLAR BÖLÜCÜLÜKTÜR”

Kürdüm demek en tabii hakkındır, ama Kürtçülük yapmak hakkın değildir. Türküm demek en tabii hakkındır, ama Türkçülük yapmak hakkın değildir. Çünkü bunlar bölücülüktür. Rabbim ne diyor? “Biz sizi kavimlere ayırdık, iyi anlaşasınız diye” bizim gönül dünyamız da kollarımız da kardeşlerimize açıktır. Yeter ki bizi can evimizden buran politikalara girişmesinler."

07) "Türkiye'ye yardımda kesinti yapalım" -.20.2017


Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye’ye AB’nin verdiği mali yardımda kesinti yapılmasını istedi. Türkiye’nin mültecilere yönelik siyasetini öven Merkel, AB’yi bu konuda üzerine düşeni yapmaya çağırdı...

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Belçika'nın başkenti Brüksel'de bugün başlayacak Avrupa Birliği (AB) devlet ve hükümet başkanlarının bir araya geleceği zirve öncesinde Türkiye'ye ilişkin açıklamalarda bulundu.

DW Türkçe’nin haberine göre Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye’ye AB’nin verdiği mali yardımda kesinti yapılmasını istedi. Türkiye’nin mültecilere yönelik siyasetini öven Merkel, AB’yi bu konuda üzerine düşeni yapmaya çağırdı.

"Bizim demokrasi anlayışımız açısından bakıldığında Türkiye'deki gelişmeler son derece olumsuz olarak değerlendirilmektedir” diyen Başbakan Merkel, çok sayıda Alman'ın tutuklanmasının yanı sıra genel olarak Türkiye'de hukukun üstünlüğü alanındaki gelişmelerin yanlış yönde ilerlediğini dile getirdi. Merkel, bu konuda "büyük kaygı duyduklarını” sözlerine ekledi.

Merkel, bu nedenle de AB devlet ve hükümet başkanları ile Türkiye'ye üyelik öncesinde verilen mali yardımlarda kesinti yapılması konusunu görüşmek istediğini ifade etti.

Merkel'e destek Avusturya Dışişleri Bakanı ve müstakbel Başbakanı Sebastian Kurz'dan geldi. Kurz Brüksel'de yaptığı açıklamada, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin tamamen durdurulmasını talep ederek, böylelikle AB'nin katılım yardımlarında tasarruf sağlayacağını savundu.

AB, 2014-2020 yılları arasında Türkiye'ye AB'ye katılım öncesi mali yardım kapsamında yaklaşık 4 milyar 450 milyon euro verilmesi taahhüdünde bulunmuştu. Üyelik müzakereleri çerçevesinde verilen bu yardımın bugüne kadar yaklaşık 258 milyonu ödenmişti.

Ancak zirvede, Türkiye’nin üyelik müzakerelerine ilişkin bir karar alınması beklenmiyor. Merkel, hafta sonunda yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin zirve gündeminde olacağını ancak üyelik müzakereleri konusunda herhangi bir karar beklenmediğini” ifade etmişti.

MÜLTECİ POLİTİKASINA ÖVGÜ

Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye'nin AB ile imzaladığı mülteci anlaşmasını yerine getirmesinden ise övgüyle söz etti. Merkel, “Türkiye'nin bunun harika bir şekilde üstesinden geldiğini” belirten Merkel, AB'ye de üzerine düşeni yapması çağrısında bulundu.

Başbakan Merkel, 2016 yılının Mart ayında imzalanan mutabakat uyarınca AB'nin şimdiye kadar verilen 3 milyar euronun haricinde gelecek yıl için ek 3 milyar euro destek sözü verdiğini hatırlatarak, “Bu sözümüzü tutmalıyız, zira bu para kısmen çok zor şartlar altında yaşayan mültecilerin yararına” dedi.

08) Necmeddin Kerim: Kasım Süleymani ile anlaştılar-.20.2017


Bağdat tarafından görevden alınan Kerkük Valisi Necmeddin Kerim, peşmergenin Kerkük'ten çatışmadan çekilmesi konusunda Talabani ailesinin İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile anlaştığını söyledi

Bloomberg'e verdiği demeçte Necmeddin Kerim, Peşmerge'nin Kerkük'ten ani şekilde çekilmesinin perde arkasında KYB’nin hayatını kaybeden lideri Celal Talabani oğlu ve yeğenlerinin, Irak merkezi hükümeti ve İran ile anlaşmasından kaynaklandığını belirtti.

Kerim şunları söyledi:

"Saldırıdan bir gün önce Talabani'nin büyük oğlu Bafel, yeğeni Lahur ve onun büyük abisi Araz Şeyh Cengi, Kasım Süleymani'nin temsilcisiyle bir araya gelmişti. Temsilci, Talabani ailesine verdiği ultimatomda mevzilerini terk etmedikleri takdirde kendilerine saldıracakları mesajını vermişti."

Bu görüşmeden sonra söz konusu isimlerin Irak merkezi hükümetiyle anlaşmaya vardığını belirten Kerim, "Irak güvenlik güçlerinin Kerkük kent merkezine girmesi halinde Peşmerge'nin savaşmaması üzerinde anlaşmaya vardılar" dedi.

Hakkında yakalama emri çıkarılan Kerim, Kerkük'e yapılan askeri operasyondan sonra evini terk ettiğini dile getirerek, dönmesi halinde hayatının tehlikeye gireceğini söyledi.

09) HDP Bursa il başkanı tutuklandı -.20.2017


Aralarında HDP Bursa İl Başkanı Akgün'ün de olduğu 6 kişi PKK propagandası suçlamasıyla tutuklandı

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Bursa ve Siirt’te çeşitli adreslere baskın düzenledi.

Baskınlar sırasında aralarında HDP Bursa İl Başkanı Yüksel Akgün’ün de bulunduğu 8 kişi PKK propagandasını yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı.

Akgün’ün de aralarında bulunduğu 6 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı

10) Kerkük Valisi: Provokasyonlara izin vermeyin -20.10.2017


Kerkük (Rûdaw) - Kerkük Valisi Necmeddin Kerim, Kerküklülere hitaben, “Referandum sürecinde provokasyonlara izin vermeyin” dedi .

Vali Necmeddin Kerim, bugün yaptığı açıklamada, Başkan Mesud Barzani’nin dün Kerkük ziyaretine değindi.

Kerkük halkının, kentin geleceğine dair ne düşündüğünü öğrenmek istediklerini belirten Kerim, sözlerini şöyle sürdürdü:

“25 Eylül’de referandum yapacağız. Halk sandığa giderek ‘Evet’ diyecek. Kerkük halkının vereceği karardan dolayı kışkırtmak isteyen şahıslar olabilir. Kerküklüler, söz konusu kişilerin kışkıtmalarına gelmesin.Provokasyonlara izin vermeyin.

Bazı taraflar sürecin başarıyla sonuçlanmasını istemiyor. Vatandaşlarımız söz konusu kişilere hiçbir şekilde karşılık vermesinler. Bu kişilerin amacı Kerkük’ü istikrarsızlığa sürüklemek.”

11) -20.10.2017


http://www.kurdistana-bakur.com/

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -19.10.2017

02) -19.10.2017

Bugün Müslümanlar arasında yaşanan ihtilafların asıl kaynağına inmek, sebep ve sonuçlarını iyi tahlil etmek gerekir.

.

.

.

.
https://www.dengeamerika.com/

Ek.Tarihi Fri Oct 20, 2017 10:00 am Gön: Oezer

İlgili Konular

Medya

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution