Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01)Başkan Barzani 'Haftanın Kişisi’ seçildi-29.08.2017
Başkan Mesud Barzani, Katar merkezli Al Jazeera televizyonu tarafından “haftanın kişisi” seçildi. Al Jazeera TV’de yayımlanan “Sbaq Al Axbar” isimli haftalık haber programı, her hafta belirlediği dört ismi sosyal medya hesapları ve internet sayfasından oylamaya sunuyor.

Bu hafta Başkan Mesud Barzani, ankette en çok oy alan isim oldu ve “haftanın kişisi” seçildi.

Bu haftaki ankette Başkan Barzani’nin yanı sıra Suriye’de hayatını kaybeden gazeteci Usame El Zubi, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange ve ABD Başkanı Donald Trump’ın görevden alınan Baş Stratejisti Steve Bannon yer aldı.

45 dakika süren oylama sonucu Başkan Barzani %62 oy oranıyla birinci seçildi. El Zubi %18, Assange %12, Bannon ise %8 oy aldı.

Programın sunucusu, referandum konusunda ABD, İran ve Türkiye’nin yaptığı baskıya rağmen Barzani’nin referandumun zamanında yapılacağını bildirmesine vurgu yaptı. Bu tavrın, Başkan Barzani’nin ankette birinci gelmesine etki ettiği ifade edildi.

02) -AYDINTAŞBAŞ: ENİNDE SONUNDA KÜRDİSTAN DEVLETİ KURULACAKTIR-29.08.2017

Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, “Referandum savaş sebebi sayılmalı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye tepki göstererek “Gerçekten de Irak Kürtlerinin ne yapacağı ve kendi anayasal haklarını nasıl kullanacağı Devlet Bahçeli’ye düşmez” dedi.

Rûdaw haber bültenine katılan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, Federal Kürdistan’da yapılacak referanduma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Geçtiğimiz günlerde “Referandum savaş sebebi sayılmalı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştiren Aslı Aydıntaşbaş şöyle konuştu:

“Gerçekten de Irak Kürtlerinin ne yapacağı ve kendi anayasal haklarını nasıl kullanacağı Devlet Bahçeli’ye düşmez. Buna karar verecek olan ne Türkiye’dir ne de Devlet Bahçeli’dir. Haliyle, bu çok tehlikeli açıklama hükümeti sıkıştırmak amaçlıdır. Umarım Ankara bunu duymazdan gelir.”

Federal Kürdistan’da referandum sürecinin Türkiye için bir eksi olmadığını belirten Aydıntaşbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye için bir kazanımdır. Bu bir haktır. Irak Kürtleri için Kürtler için bir haktır ve eninde sonunda bağımsızlık gerçekleşecektir. Bir ulus devlet, bir Kürdistan devleti kurulacaktır. Haliyle bugün olmuş, yarın olmuş fark etmez. Türkiye’nin yapması gereken, bunu savaş sebebi saymak değil, Devlet Bahçeli’nin dediği gibi. Tam tersine böyle bir devletin oluşumunda yardımcı ve kolaylaştırıcı rol üstlenmektir.”

03) MERKEL: EN BÜYÜK İSTEĞİM YÜCEL'İN TAHLİYESİ -29.08.2017

Almanya Başbakanı Angela Merkel, İstanbul'da tutuklu bulunan gazeteci Deniz Yücel'in serbest bırakılmasının en büyük isteği olduğunu belirterek, bunun için hükümet olarak her kanaldan çaba gösterdiklerini belirtti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Die Welt gazetesinin İstanbul'da tutuklu bulunan Türkiye muhabiri Deniz Yücel'in serbest bırakılmasının kendisi için büyük önceliklerden biri olduğu mesajını verdi.

Berlin'de yayımlanan die tageszeitung gazetesine konuşan Merkel, şu ana kadar tüm çabalar sonuçsuz kalsa da, "Yücel'in tahliyesinden daha büyük bir isteği olmadığını" belirtti.

Her kanaldan çaba gösterdiklerini söyleyen Merkel, "Deniz Yücel çifte vatandaş olduğu ve konsolosluk hizmetleri açısından pek fazla hakkımızın bulunmaması nedeniyle durum maalesef çok karmaşık" diye konuştu. Merkel hükümetin yine de, tutuklu gazeteci için elinden geleni yaptığını, özellikle de Türk yetkililer ile temaslarda bu yönde yoğun çaba gösterildiğini söyledi.

Merkel, federal hükümetin Alman vatandaşı çevirmen Meşale Tolu, Berlinli insan hakları savunucusu Peter Steudtner ve diğer tutuklular için de endişelendiğini belirtti ve "Türkiye'ye seyahat tavsiyelerini değiştirdik ve ekonomik ilişkilerde de daha kısıtlayıcı bir tavır sergiliyoruz” dedi.

Altı ayı aşkın süredir İstanbul’da tutuklu olan Yücel “Terör örgütü propagandası yapmak ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekle” suçlanırken, sol eğilimli Etkin Haber Ajansı'na (ETHA) çalışan ve 30 Nisan'da gözaltına alınıp 6 Mayıs’ta da tutuklanan Tolu hakkında “terör propagandası yapmak ve terör örgütüne üye olmak” suçlarından 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

04) RUSYA AKDENİZ'E İKİ DENİZALTI DAHA GÖNDERDİ -29.08.2017

Rusya Savunma Bakanlığı Suriye'deki Tartus deniz üssüne iki modern denizaltı daha gönderildiğini duyurdu. Ocak ayında Rus deniz kuvvetlerinin kullandığı Tartus üssünün genişletilmesi kararlaştırılmıştı.

Rusya Suriye'deki Tartus deniz üssüne iki denizaltı daha göndermek suretiyle Akdeniz'deki askeri gücünü takviye etmiş oldu. Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada St. Petersburg'da inşa edilen ve beheri 50 mürettebatlı ‘Kolpino' ve ‘Weliki Nowgorod' adlı denizaltıların Rusya'nın Akdeniz'deki kalıcı askeri varlığına güç katacağı belirtildi. NATO tarafından "Improved Kilo" sınıfına dâhil edilen denizaltılar su altında saatte 20 deniz mili sürate ulaşabiliyor.

Bakanlığın açıklamasında denizaltıların modern seyrüsefer sistemi ve hassas roket ve torpidolarla teçhiz edildiğine yer verildi. Rusya Suriye'deki iç savaşa müdahale ettikten sonra Suriye'nin kuzeybatısındaki Tartus askeri üssüne savaş ve uçak gemileriyle denizaltılar sevk etmişti.

Ocak ayında deniz üssünün modernize edilmesi için Şam ve Moskova yönetimleri arasında anlaşmaya varılmış ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Suriye sularındaki Rus askeri mevcudiyetinin artırılması talimatını vermişti.

05) BARZANİ: FRANSA KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜK TALEBİNİ ANLAYACAKTIR -29.08.2017

Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, “Fransa hükümetinin, acı ve zor günlerinde yardım ettiği Kürdistan halkının özgürlük talebini de anlayacağına ve destek olacağına inandığını” söyledi.

Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, bugün Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve Savunma Bakanı Florence Parly’i makamında kabul etti.

Dostane ve sıcak bir ortamda gerçekleşen görüşmeye Başkan Yardımcısı Kosret Resul Ali de katıldı.

Başkanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre görüşmede; Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, tekrar Kürdistan’a gelmiş olmaktan duyduğu menuniyeti dile getirerek, Fransa ve Kürdistan halkı arasındaki dostluğun, Fransa Cumhurbaşkanı ve hükümetinin değişmesine rağmen devam edeceği mesajını verdi.

“Fransa askerleri kalmaya devam edecek”

Fransa Savunma Bakanı Florence Parly ise, Peşmerge Güçleri’nin teröre karşı verdiği mücadeledeki kahramanlığından övgüyle bahsederek, bölge güvenliğinin ülkesi için önemine dikkat çekti. Parly, Peşmerge Güçleri’ne desteklerinin devam edeceğini ve Fransız askerlerinin bölgede kalmaya devam edeceğini kaydetti.

Kürdistan Bölgesi’ne göçzedelere karşı göstermiş olduğu misafirperverlikten dolayı teşekkür eden Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, göçzedelere savaştan sonra evlerine dönmeleri için destek olacaklarını belirterek ‘‘Fransa savaş sürecinde olduğu kadar, barış döneminde de Kürdistan’a destek olmaya devam edecektir’’ dedi.

“Erbil ve Bağdat arasında diyalog sürmeli”

Jean-Yves Le Drian, ülkesinin referandum konusundaki tavrına ilişkin ise, iki taraf birbirini ikna edene kadar Erbil ve Bağdat arasındaki ilişkilerin devam etmesini istediklerini kaydetti.

Fransa halkı ve hükümetine teşekkür eden Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani ise, Fransa’yı Kürdistan halkının en yakın dostu olarak gördüklerini söyledi.

Musul operasyonunda, peşmergenin rolünden bahseden Barzani, IŞİD sonrası süreçte bölgede tekrar IŞİD ve El Kaide benzeri örgütlerin ortaya çıkmaması için ciddi çalışmaların yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Barzani, askeri mücadelenin yanı sıra, düşünsel, ekonomik ve toplumsal alanda da terörü ortaya çıkaran zamine karşı mücadele yürütülmesi gerektiğine belirtti.

Irak hükümetinin Musul’u yeniden inşa edecek imkanlara sahip olmadığını belirten Barzani, göçzedelerin evlerine dönene kadar Kürdistan’ın güvenli bir sığınak olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

“Kürdistan halkı kendi yolunu çizmek istiyor”

Referandum konusunda ise Barzani, Kürdistan halkının artık acı tecrübeleri tekrar yaşamak istemediğini belirterek ‘‘Madem bir yüzyıldır Irak ile birlik olma konusunda başarısız bir tecrübe yaşadık ve haklarımız çiğnendi, artık Kürdistan halkı kendi yolunu çizmek ve Bağdat ile iyi ve dost bir komşu olarak yaşamak istiyor’’ dedi.

Barzani, Fransa hükümetinin acı ve zor günlerinde olduğu gibi Kürdistan halkının özgürlük talebini de anlayacağına ve destek olacağına inandığını kaydetti.

06) İSRAİL'DEN İDDİA: İRAN, SURİYE VE LÜBNAN'DA FÜZE TESİSİ İNŞA EDİYOR -29.08.2017

İsrail Başbakanı Benyamin NetanyahuTahran'ın İsrail'i vurabilmek için Lübnan ve Suriye'de füze tesisi inşa ettiğini öne sürdü.

Netanyahu, İran’ın bu iki ülkede hassas güdümlü füze üretmek için tesisler inşa etmekte olduğunu iddia etti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesi öncesinde konuşan Netanyahu, Tahran’ı, ‘İsrail’i yok etmek yönündeki ilan edilmiş hedefinin bir parçası olarak Suriye’yi askeri bir üsse dönüştürmekle’ suçladı.

İsrail Başbakanı, “İran aynı zamanda, bu amaç doğrultusunda hem Suriye hem Lübnan’da hassas güdümlü füze üretmek için tesisler kuruyor. Bu, İsrail’in kabul edemeyeceği, BM’nin de kabul etmemesi gereken bir şey” ifadelerini kullandı

07)Yeniçağ yazarı: Numan Kurtulmuş, cumhurbaşkanlığı adaylığı için nabız yokluyor -29.08.2017

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan, yapılan son kabine değişikliğiyle Başbakan Yardımcılığı'ndan Kültür ve Turizm Bakanlığı'na kaydırılan Numan Kurtulmuş'un "cumhurbaşkanlığı adaylığı için bazı yerlerde nabız yokladığını" iddia etti.

Söz konusu iddiayı, AKP kulislerine dayandıran Takan, şunları kaydetti:

"Hukuk devletinden süratle uzaklaşıp işte böyle racon devleti oluyoruz. Kesilecek raconların kılıfları ustaca, toplumun yiyeceği şekilde itina ile hazırlanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı yakında ilgili Başbakan Yardımcısından alınıp yeni bir KHK ile Cumhurbaşkanlığı'na bağlanır mı? Hiç şaşırmam bağlanırsa."

Takan, bir dönem 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "danışmanlığı"nı üstlenmişti.

Ahmet Takan'ın "Diyanet'e racon nasıl kesilmişti?.." başlığıyla yayımlanan (29 Ağustos 2017) yazısı şöyle:

"Raconu ben keserim" deyince durumdan vazife çıkaranlar akıllara ziyan ne yorumlar yapmıştı neler!.. Vay efendim, reis gerekli uyarıyı açıktan yapmış mış, bundan sonra kimse onun adına parmak sallayamayacak mış mış da.. Mış mış.. Kast ettiği medyadaki bazı köşe yazarlarıymış da vs..vs.. Gülüp geçmiştim!.. R. Erdoğan'ın bırakın bir telefon etmesini, kapıcısını medya patronuna yollamasıyla o kast edilen zatların nasıl anında kapı önüne konulacağı gerçeğini bilmesem... Kendilerine sarayın çay ocağından gönderilecek mesaj kırıntısında bile ödlerinin bir yerlerine karışacağını ve dut yemiş bülbüle döndürüleceklerini bilmesem... Onlar da kendileri adına saltanat da köşe kapmaca oynadıkları için yelden nem kapmaları da anormal değil...

O ilgili ilgisiz kalemşorlar kendi kin ve ihtirasları uğruna çekişe dursun. "Raconu ben keserim"in gerçek meali ortaya çıktı. 694 sayılı KHK... MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na bağlanması... 16 Nisan referandumunun ardından sembolik hale getirilen TBMM'nin sadece kanun yapma yetkileri alınmadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yazılı tüm kanun maddeleri de askıya alındı. Artık bundan sonra falanca kanunun bilmem kaçıncı maddesinde ne yazıyor diye bakmayacağız. Kesilen raconların ilgili maddelerine göre hareket edeceğiz. Eğer içtihatta boşluk varsa, yeni bir racon kesilmesi için bekleyip duacı olacağız!..

Anlayacağınız!.. R. Erdoğan 694 sayılı KHK ile esaslı bir racon kesti. Bundan sonra kesecekleri için de bülbülleri şakımaya başladı;

Bazı kurumlar yetki karmaşasından çok rahatsız oldukları için Cumhurbaşkanlığı'na bağlanmayı istiyorlarmış... Doğrudan Cumhurbaşkanı'na bağlanmak her kurumu güçlendirirmiş... Başbakan Yardımcılarına bağlı kurumlar yavaş yavaş Cumhurbaşkanı'na bağlanacakmış... Bunların başında da Diyanet İşleri Başkanlığı geliyormuş.

Doğru!.. Mehmet Görmez'in emekliliğe ayrılmaya zorlanmasından önce konuşulan bir hikayeydi Diyanet'in direkt olarak saraya bağlanması... Ama, bakın, racon kesilmeden önce altyapı çalışmaları nasıl oluyor?

Hatırlarsınız, R. Erdoğan, AKP Genel Başkanlığı koltuğuna da oturmadan önce gündemin en hararetli tartışmalarından biri Kutlu Doğum Haftası'nın kaldırılıp kaldırılmamasıydı... Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Özafşar'ın olağanüstü kongreden önce görevden alınması bu tartışmalarla ilişkilendirilmiş, kendisi kaldırılmaya direndiği için koltuğundan olduğuna dair havuz medyasında haberler çıkmıştı. Özafşar, Mehmet Görmez'in arkasında çok güvendiği isimlerden biriydi. Diyanet çevrelerinde de önemli bir ağırlığı vardı. Artık, o zamanlar AKP kulislerinde çokça konuşulan olayı okurlarımıza duyurma zamanı geldi;

Diyanet'ten Sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ziyarete gider.. Ziyaret sırasında Mehmet Görmez ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Özafşar ile gündeme ilişkin sohbete başlarlar. Emin Özafşar'ın, Diyanet'in siyasete çok angaje edildiği, bu nedenle eleştirileri göğüslemekte zorlandığı, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın güncel siyasetten uzak tutulması gerektiği yönünde görüşlerini dile getirmesi odada buz gibi hava esmesine neden olur. Özafşar'ın sözlerine Görmez'in sessiz kalmasını eleştirileri onaylıyor anlamında yorumlayan Mahir Ünal, toplantıdan çıkar çıkmaz sarayın yolunu tutar. Ünal, konuyu saraya arz eder ve ekler; "Sayın Görmez, Özafşar'ın görevden alınmasını talep ediyor..." Görmez ile bağlı olduğu Numan Kurtulmuş arasındaki uyumsuzluk ve gerginlik de herkesin bildiği bir gerçektir. Bunun sonucunda ışık hızıyla üçlü kararname ile Özafşar görevden alınır. Görevden almanın ardından saraya çıkan Mehmet Görmez, Erdoğan'a Özafşar'ın başarılı bir isim olduğunu ve Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki hizmetlerini anlatır. Duyduklarına şaşırmış gibi duran Erdoğan, Görmez'e "Neden görevden alınmasını istediniz o zaman" diye sorar. Görmez ise böyle bir talebinin olmadığını belirterek, "Efendim benim böyle bir arzum olsaydı bunu size ben arz ederdim" der.. Ortaya çıkan tablo Görmez için "sonun başlangıcı" olarak ifade edilir.

Mehmet Emin Özafşar operasyonundan sonra, Mahir Ünal, AKP'ye genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü olur. Sonraki hamle ise kabine revizyonunda gelir. Öncesinde, Başbakan Binali Yıldırım, Mehmet Görmez'i istişare için Çankaya Köşkü'ne çağırır.

İçeride ne konuşulduğu sır olsa da (!) Mehmet Görmez toplantı sonrasında etrafına, "Bakanı nihayet görevden aldık" diye fısıldar. Sonrası malumunuz, Numan Kurtulmuş, Kültür Bakanlığı'na kaydırılır. Mehmet Görmez de Diyanet'e veda eder.

Hukuk devletinden süratle uzaklaşıp işte böyle racon devleti oluyoruz!.. Kesilecek raconların kılıfları ustaca, toplumun yiyeceği şekilde itina ile hazırlanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı yakında ilgili Başbakan Yardımcısından alınıp yeni bir KHK ile Cumhurbaşkanlığı'na bağlanır mı? Hiç şaşırmam bağlanırsa... O zaman sizler de bugünden şaşırmamaya hazırlıklı olun; bir gün gelip de Diyanet'ten "ABD'ye karşı direnenler gavurdur, dinden çıkmıştır" fetvasına!..

AKP kulislerinde son zamanlarda çok konuşulan bir dedikodu ile yazıya son verelim. Numan Kurtulmuş, el altından Cumhurbaşkanı adaylığı için bazı yerlerde nabız yokluyormuş!...

08) Ahmet Taşgetiren: Devlet öfke ile hareket etmeyi bırakmalıdır -29.08.2017

Star yazarı Ahmet Taşgetiren, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması tarafından düzenlenen darbe girişimi sonrası Gülen cemaatine yönelik başlatılan soruşturmalarla ilgili olarak "haksız infaz uyarısı" yaptı.

"Devlet birimlerinin 'FETÖ'cü diye suçlanma' kaygısıyla, adaletin kılıcını yanlış kullanmasının önü kesilmelidir. Devlet öfke ile hareket etmeyi bırakmalıdır. Ceza uygulamasını bile kinle yapmamak esastır" diyen Taşgetiren, sözlerinin devamında "İnsanlar mağdur oluyorsa, -ki oluyor- herkes emin olsun ki, bunun bir siyasi bedeli olur" ifadesini kullandı.

"Devlet birimlerinin 'FETÖ'cü diye suçlanma' kaygısıyla, adaletin kılıcını yanlış kullanmasının önü kesilmelidir. Devlet öfke ile hareket etmeyi bırakmalıdır. Ceza uygulamasını bile kinle yapmamak esastır" diyen Taşgetiren, sözlerinin devamında "İnsanlar mağdur oluyorsa, -ki oluyor- herkes emin olsun ki, bunun bir siyasi bedeli olur" ifadesini kullandı.

Ahmet Taşgetiren'in "Lekelenmeme hakkı önemseniyorsa..." başlığıyla yayımlanan (29 Ağustos 2017) yazısı şöyle:

Cumartesi günü. Bir düğün. Onu gördüm. Düğün davetlisi diye düşündüm. Doğu'da bir ilimizin üniversitesinde öğretim üyesi idi. Yanına vardım. “Hoş geldiniz” dedim. Hoş beşten sonra son KHK ile üniversiteden ihraç edildiğini söyledi. Zinhar, zinhar, zinhar alakası yoktu FETÖ ile. Hakkında soruşturma açıldığında bir çok kanaldan o yapı ile hiçbir ilgisinin olmadığı her yere bildirilmişti. Ama işte KHK ile ihraç gelmişti. Bir el onu ihraç listesine sokmuştu.

Lekelenmeme hakkı!

Son KHK ile o da gelmişti. Bir ihbarla insanlar “Şüpheli” hale gelmeyecek, dahası yanmayacaktı.

Ama işte bir profesör daha yanmıştı!

Şimdi, biliyorum ki, bir tanesinden bahsetsem, patlayacak, dosya dolacak önüm. Yazınca da yukarda rahatsızlık oluşuyor.

Ama adam tutuklanmış, 13 aydır tutuklu. Önüme gelen dosyaya bakıyorum, yok be kardeşim, bu dosya ile adam mahkum edilmez. Aylarca tutukluluğu devam ediyorsa, ve siz son KHK ile devletin yeterli hakim ve savcısı bulunmadığı gerekçesiyle ve bir ihtimal suçlu ise cezasını tutuklulukta çeksin gibi bir mantıkla tutukluluk süresini 7 yıla çıkarıyorsanız “lekelenmeme hakkı” boşta kalmıyor mu?

Bir Allah'ın kulu, mesela 15 Temmuz'da Şırnak Tümen Komutanı olan Tümgeneral Abdullah Baysar'ın dosyasına baksın. Adam o gece darbe girişimine karşı vali ile, emniyetle birlikte mücadele etmiş, bütün bilgiler, şahitlikler bu yönde... ama kendisinin haberi olmadan darbeciler tarafından sıkıyönetim komutanı olması öngörülmüş... Tutuklusun, tutuklusun, tutuklusun... 13 aydır.

Biliyorum ki, bir çok davanın kaynağı “ihbarlar.” Ah bu ihbar belası! Bir kısmı, etkin pişmanlık numarası. Adam kendisini kurtarmak için beş isim vermiş. O yırtmış, beş ismin kapısına sabah polis dayanmış. Gelsin tutuklama.

Görüyorum, devlet şu anda “FETÖ ile mücadelenin yargı ayağı”nı başarı ile yapmakla, mağduriyetlere yol açmamak arasında bir yerde sıkışmış bulunuyor. Sıkışma bir yandan sırf adalet hassasiyetinin sonucu, diğer yandan mağduriyetlerin yol açacağı siyasi sonuçları dikkate almanın.

Suçluluğu ayan - beyan olan birisine karşı tavır almak kolay. Ama iş sadece darbe süreci ile sınırlı olmayıp, bir yanı “Cemaat” olan bir toplumsal vakıa ile bağlantılı olunca ve o yapının her ailede uzantısı bulununca, mağduriyet dalga dalga toplumu sarsıyor.

“Adalet”i şiar olarak benimseyen bir siyasi yapı, adalet noktasından sorguya çekiliyor.

Daha ötesi, bu siyasi kadro, “Vicdan” gibi, “Zulme kapı aralamamak” gibi “Ahiret sorumluluğu” gibi bir değerler dünyası içinden geliyor.

Bir yerde de attığınız her yanlış adım, verilen her yanlış karar, kendi tabanınızı tırpanlıyor.

Hatırlıyorum, ilk KHK ile 50 bin civarında insanın görevine son verildiğinde ben, “Bunların her birinin FETÖ'cü olduğuna Tayyip bey kefil midir?” diye yazmış, “Oysa bütün bu ihraçlar onun kefaleti ile gerçekleşiyor” demiştim.

Savcı tutukluyor, rektör ihraç listesi hazırlıyor, vali, emniyet müdürü, HSK vs... listeler, listeler... Tabii ki Hükümetin bunları tek tek incelemesi mümkün değil. Birilerine güvenecek, ama ya o güvendiği kişi başka hesabın içinde ise... Mesela Perincek'in, falanca siyasi eğilimin adamı, hatta gerçekten FETÖ'cü olup, mağduriyeti çoğaltarak tepkiyi büyütme hesabında iseler...

İnsanlar mağdur oluyorsa, -ki oluyor- herkes emin olsun ki, bunun bir siyasi bedeli olur.

Bu bedelin en ağırı da, öyle seçimlerde oy kaybı değildir, siyasi iktidarın adalet duyarlılğına yönelik kuşkudur. İktidar kadrolarının “dindar hüviyeti” dikkate alındığında, böyle bir iktidarın adalet konusunda sorunlu hale gelmesinin açtığı yara, herkesi yıpratır. Nasıl ki darbe girişimi içine girmiş bir “Cemaat”in bütün cemaatlere bedel ödetmesi gibi.

Devlet birimlerinin “FETÖ'cü diye suçlanma” kaygısıyla, adaletin kılıcını yanlış kullanmasının önü kesilmelidir. Devlet öfke ile hareket etmeyi bırakmalıdır. Ceza uygulamasını bile kinle yapmamak esastır.

Bir de, darbeye katılan hainlerin yargı sürecindeki çarpık görüntüleri, başka alanlarda “öfke tavrı”na gerekçe yapılmamalıdır.

Haksız infazların yarası on yıllarca kapanmıyor.

09) Bağımsızlık yürüyüşü düzenleyen Kürt Gençlerine Peşmerge Generalinden destek! -29.08.2017

Bir grup Kürt genci, 25 Eylül'de Kürdistan'da yapılacak bağımsızlık referandumuna destek için Duhok'tan Erbil'e yürüyüş başlattı. "Kürdistan'ın devletleşmesi referandumuna Evet" sloganıyla yola koyulan gençler, Duhok'tan yola çıkarak Başkent Erbil'e kadar yürüyecekler. Gençler, yürüyüşlerinin amacının Kürdistan halkının referanduma duyarlılığını artırmak olduğunu vurgularken, yürüyüşle aynı zamanda dünyanın ilgisini Kürdistan'a çekmeyi amaçladıklarını belirtiyorlar. Kitleyi Bu gece Naweran Cephesi Hêza Agiri Komutani Şeyh Lokman Şerefani misafir ediyor. General Şerefani Bağımsızlık yürüyüşünün önemine dikkat çekerken Yeryüzünde bir kez dalgalanan Kurdistan bayrağının bir daha asla inmeyeceğini ve Kurdistan'ın önümüzdeki süreçte mutlaka bağımsız olacağını, bağımsızlık uğruna şehit düşenleri unutmadıklarını vurgularken yeryüzünde Kürtler kadar insancıl düşmanına dahi merhamet gösteren başka bir halk yoktur. Kendimize istediğimiz tüm hakları Kurdistan sınırlarında yaşayan tüm halklar için talep ediyor uğruna savaşıyoruz. Ve biliyoruz ki bizim buna inandığımız kadar Bağımsız bir Kurdistan özgürlükler HAVZASI olacağına inanan bilen barbar düşmanlarımızda bunu biliyor ve bu onları korkutuyor onları daha da saldırganlaştırıyor dedi.

10) KERKÜK VALİSİ: REFERANDUM İÇİN ÇALIŞMALAR TAMAMLANDI -29.08.2017

Kerkük Valisi Necmedin Kerim, 25 Eylül'de Kerkük'ün de Kürdistan'ın bağımsızlık referandumuna katılacağını ve bunun için gerekli mekanizmaları oluşturduklarını söyledi.

Kerkük'teki referandum çalışmaları konusunda Kurdistan24'e açıklamalarda bulunan Necmedin Kerim, Kerkük'te referandumun gerçekleştirilmesi için gerekli çalışmaların tamamlandığını belirterek, Kürdistan Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonundan bir heyetin de Kerkük'e gelerek çalışma yürüteceğini ifade etti.

Geçmişte Kerkük'ün 850 binlik bir seçmen nüfusuna sahip olduğu bilgisini veren Necmedin Kerim, bu rakamların yanı sıra seçme yaşını yeni tamamlayan 550 bin kişinin daha da referandumda oy kullanmak için isimlerini kaydettiklerini söyledi.

11) PKK’ye sert yanıt: Sizden öğrenecek değiliz! -29.08.2017
Erbil (Rûdaw) –

Diyar Xerib ----------- Sadi Ahmed Pire

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), PKK’nin üst yapılanması KCK’nin yöneticilerinden Diyar Xerib’in partiyle ilgili sözlerine, “KYB yıllarca Kürdistani siyasetinin bedelini ödemiştir ve bunu kimsenin hatrı için yapmamıştır. Yüksek ulusal duruşu, Diyar Xerib gibi bir cimriden öğrenecek değiliz” şeklinde yanıt verdi.

KYB Sözcüsü Sadi Ahmed Pire yaptığı yazılı açıklamada, “Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti ile KYB ilişkilerinde gerginlik yaşanmıştır. Gerginliğin sebebi ise Türk istihbaratının Kürdistan Bölgesi kurumlarının bilgisi dışında Süleymaniye sınırlarında PKK’ye yönelik bir operasyon düzenlemeye çalışması üzerine yaşanmıştır. Nitekim söz konusu operasyon, ölü doğmuş bir operasyondu” ifadelerini kullandı.

Sadi Ahmed Pire devamında şunları belirtti:

“Her ne olursa olsun sorunun çözülmesinden yanayız. Bu durumu da yanlış buluyoruz. Türkiye istihbaratının başarısız bir operasyonunun faturasını KYB ödememeli. Diğer yandan ilişkilerimiz iyi ya da kötü olsun, komşu bir ülke bile olsa, Kürdistan Bölgesi’nin egmenliğini çiğneyen bu girişim diplomatik nezaketten uzaktır. Hele de Kürdistani bir güce yönelik olması, bize göre bütün Türkiye’ye zarar verir.”

KCK yöneticisi Xerîb, olaya ilişkin şunları söylemişti:

“KYB'nin Erbil Meclisi Sorumlusu, KYB'nin resmi siyasetinin dışında ve ulusal-bağımsız bir siyasetin ötesinde bir açıklama yaparak, PKK'yi suçladı. Yaşananlardan dolayı PKK'yi suçladı. Bununla da yetinmeyip PKK'nin Güney Kürdistan'daki varlığını Kürdistan Bölgesi için tehdit olarak nitelendirdi. KYB Politbürosu’na PKK'yi sınırlandırmasını istedi. Şüphesiz ki bu tavır, Kürt ve Kürdistan'a hizmet etmeyen tavırlardır ve Kürdistan ulusal birliğine uzak tavırlardır.”

Pire, KCK yöneticisi Diyar Xerib’in KYB’ye yönelik sözlerinin kabul edilemez olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“KCK’den, Diyar Xerib’in sözlerinin, KCK’nin resmi tutumu olup olmadığını açıklamasını bekliyoruz. Ya da böyle yanlış bir operasyonun yapılmasını ve bizim de bu yüzden çatışmamızı reva görüyorlar mı, açıklamalıdırlar. Üstelik, böylesi hassas bir dönemde, ulusal bir mesele önümüzdeyken bunu tehlikeye atıyor olmaları.”

Pire açıklamasının sonunda, parti kadrolarına kişisel tutum içine girmemeleri çağrısı yaparak, “Diyar Xerib gibi birinin KYB’ye taş atmaması için fırsat verilmemesini” istedi ve ekledi:

“Diyar Xerib, bu sorunu diplomatik çerçevede çözeceğimizi bilmeli. Onun gibi sorumluluktan kaçmak için sapla samanı birbirine karıştırmayız.”

Barikat ve Hendek Gerçekleri( Kutbettin Özer )
https://www.youtube.com/watch?v=w3tD_lVzx7w&feature=share

http://www.kurdistana-bakur.com/

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -28.08.2017

02) -28.08.2017

Bugün Müslümanlar arasında yaşanan ihtilafların asıl kaynağına inmek, sebep ve sonuçlarını iyi tahlil etmek gerekir.

.

.

.

.
https://www.dengeamerika.com/

Ek.Tarihi Tue Aug 29, 2017 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution