Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


01)Mirani:Devlet olursak soykırım tazminatı isteyeceğiz-23.08.2017
Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) Politbüro Sekreteri Fazıl Mirani, “Devlet olursak Kürdistan halkına yapılan soykırımlar için tazminat talebinde bulunacağız” dedi.

Hewlêr'de bulunan Selahaddin Üniversitesi’nde dün “Bağımsızlık Girişiminde Referandum Sonuçları” adlı bir panel düzenlendi.

KDP Politbüro Sekreteri Fazıl Mirani, burada yaptığı konuşmada, “İsrail Devleti, tanındıktan sonra Nazi soykırımına uğrayan Yahudiler için tazminat talebinde bulunmuştu.

Kürdistan devlet olduğu zaman biz de tıpkı İsrail gibi Kürdistan halkına yapılan soykırımlar için tazminatı talebinde bulunacağız.

Çünkü dünyadaki devletlerin çıkarları her zaman prensiplerinden önce gelir.” dedi.
Nerina Azad

02) İran Devrim Muhafızlar'dan Türkiye ile PKK'ye karşı ortak operasyon açıklaması -23.08.2017

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'İran'la ortak operasyonunun olası olduğuna' işaret eden açıklamasına yanıt veren İran Devrim Muhafızları Ordusu, Türkiye ile PKK'ye karşı ortak operasyon gerçekleştirme niyetinde olmadıklarını açıkladı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan yapılan açıklamada, "Biz, yurt dışında operasyon düzenlemiyoruz. Ancak İran topraklarında nüfuz kurmaya çalışacak her türlü kişi ve gruba karşı koyacağız. İran'da terör saldırısı düzenlemeye yönelik tüm girişimlere karşılık vereceğiz" ifadelerine yer verildi.

İran Devrim Muhafızları, ülke sınırları dışında kapsamlı operasyon planlanmadığını da vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İran Genelkurmay Başkanı'nın yaptığı ziyarete ilişkin, "Tehdit unsuru haline gelmiş olan terör örgütlerine karşı İran ile müşterek hareketin yapılması her an gündemde" şeklindeki açıklaması PKK'ye karşı Kandil ve Sincar'da(Şengal) ortak operasyon mu gerçekleşecek" sorusunu gündeme getirmişti. sputnik

03) PKK'li Kalkan: Referandum propagandadan ibaret! -23.08.2017

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Kürdistan Bölgesi’nde 25 Eylül’de yapılacak olan bağımsızlık referandumunun "yapılamayacağını" savundu.

NewsChannel kanalında bir programa katılan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Kürdistan bölgesinin referandumuna ilişkin açıklamalarda bulundu:

‘‘Kürdistan’da referandum tartışmasını bir propaganda olarak öne attılar. Bununla bazı çevreleri etkilemeye çalıştılar. Bize karşı propaganda olsun diye kullanmak istediler. Bu referanduma kim karar veriyor? Referandum yapan bir sistem yok, işleyen bir demokrasi yok! Bir yönetim karar almış, ama o yönetim yetkiyi kimden alıyor?’’ şeklinde yorumladı.

Referandum için ‘Kürt toplumunun onayını alınmış mıdır?’ şeklinde soran Duran Kalkan, ‘‘Ben yaparım olur’ demek dar bir propaganda işine benziyor’’ dedi.

Duran Kalkan sözlerini şöyle sürdürdü: ‘‘Kürt halkının bağımsızlık ve özgürlük hakları tartışılamaz. Öyle referandumla da buna karar verilemez. Zaten bu hak, Kürt halkının devredilemez, tartışılamaz, engellenemez hakkıdır. Bu halk mutlaka bağımsız ve özgür olacak. Bilinçlenecek, örgütlenecek, savaşacak, bedeli neyse ödeyecek, gerekirse yüzyıllarca savaşacak ama sonunda mutlaka kazanacak! PKK bunun hareketidir.’’dedi… Nerina Azad

02) ABD'den Suriye açıklaması : Tolerans göstermeyeceğiz -23.08.2017

ABD'nin Birleşmiş Milletler ( BM) Daimi Temsilciliği, uluslararası toplumun Suriye'de rejimin kimyasal silahlarının imhası konusundaki çabalarına rağmen Beşşar Esad'in korku saltanatı sürmeye ve kendi halkına karşı bunları kullanmaya devam ettiğini ancak ABD'nin bu konuda tolerans göstermeyeceğini bildirdi.

ABD misyonundan, 21 Ağustos 2013'te Doğu Guta bölgesine yönelik kimyasal saldırının dördüncü yılında yapılan açıklamada, Esed rejiminin sarin gazı saldırısında bin 400'den fazla kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.

Açıklamada, "Esad'in vahşetine tepki olarak, uluslararası toplum bir daha böyle acımasız silahların kullanılmasını önlemek için rejimin kimyasal silahlarının imha edilmesi konusunda önemli adımlar attı ancak bütün bu çabalara rağmen Esad korku saltanatı sürmeye ve kendi halkına karşı kimyasal silah kullanmaya devam etti." ifadesine yer verildi.

Temsilciliğin açıklamasında, rejim tarafından 4 Nisan'da İdlib ilinin Han Şeyhun beldesine düzenlenen ve 100'den fazla kişinin ölümüne neden olan kimyasal silah saldırısıyla dünyanın bir kez daha dehşete düştüğü vurgulandı.

ABD'nin daha önceki eylem ve uyarıları ile kimyasal silah kullanımı konusundaki derin endişelerini dile getirdiğine değinilen açıklamada, "Kimyasal silah kullanımına tolerans göstermeyeceğiz. Kimyasal silah kullananlardan hesap sorulmalı. Uluslararası toplum kimyasal silah kullanımının devam etmeyeceğinin teminatı için birlikte çalışmalı. Kimyasal silah saldırılarının kurbanları unutulmamalı." değerlendirmesinde bulunuldu.

04) ABD 'ERTELEME', BARZANİ 'GARANTİ' İSTEDİ -23.08.2017

Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, 25 Eylül’de yapılacak olan referanduma ilişkin, “Referandumun ertelenmesine dair olan taleplerin karşılığında bize alternatif sunulmalı ve bu alternatif referandumdan daha güçlü olmalı” dedi.

ABD Savunma Bakanı James Mattis, Bağdat’taki temaslarının ardından başkent Hewler'e geldi.

Başkanlıktan yapılan açıklamaya göre, Mesud Barzani, Hewler’in Pirmam ilçesinde James Mattis ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Açıklamada, Barzani’nin ABD heyetini içten duygularla karşıladığı belirtildi.

Barzani, görüşmede IŞİD’le savaşta Kürdistan halkına yaptıkları yardımlardan dolayı ABD hükümeti ve halkına teşekkür ederek, şöyle konuştu:

“Kürdistan Bölgesi, şimdiye kadar nasıl ki terörle mücadele konusunda ısrarlı olduysa, bundan sonra da teröre karşı etkili duruş sergileyecektir. Musul’un kurtarılması IŞİD’den temizlendiği anlamına gelmez. Terörle mücadele sürekli bir işbirliğine bağlı. Terör ancak böyle yok edilir.”

Görüşmede James Mattis ise, Peşmerge Güçleri’nin teröre karşı yürüttüğü mücadele için Başkan Barzani’ye teşekkür etti.

Peşmerge Güçleri olmadan teröre karşı başarı sağlamayacaklarını söyleyen Mattis, ülkesinin Peşmergeye destek vermeye devam edeceğini kaydetti.

Görüşmede 25 Eylül’de Federal Kürdistan'da yapılacak olan bağımsızlık referandumu da ele alındı.

ABD Savunma Bakanı, Kürdistan halkının haklı tarihsel mücadelesini anladığını belirterek, referandum kararının “zamansız olduğunu” ifade etti.

Mattis, referendum kararının IŞİD’le savaşta engel teşkil edebileceğini ve terörle mücadele konusunda sorun çıkaracağını savundu.

Hewler ile Bağdat arasındaki görüşmeleri “olumlu” karşıladığını söyleyen Mattis, “Görüşmelerin sürmesini umut ediyorum” dedi.

Barzani ise, referandum kararının şahsi bir karar olmadığını, halkın meşru hakkı olduğunu, demokrasi ve insan hakları prensiplerine aykırı olmadığı gibi, IŞİD’le savaşta da sorun teşkil etmeyeceğini vurguladı.

Kürdistan halkının Irak devleti ile geçirdiği tarihi süreç ve anayasanın çiğnenmesine değinen Barzani, Irak Anayasası’nın Kürdistan halkına bu hakkı verdiğini kaydetti.

Zorla birlikteliğin hiçbir zaman başarı ve huzur getirmeyeceğini vurgulayan Barzani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birlikte yaşamayı amaçladık ancak başarılı olamadık. Sorunların daha fazla derinleşmesini engellemek için iki iyi komşu olarak yaşamak istiyoruz.

Referandumun ertelenmesine dair olan taleplerin karşılığında bize alternatif sunulmalı ve bu alternatif referandumdan daha güçlü olmalı.

Kürdistan halkı şiddetten uzak, barışçıl yollarla haklarını savunmakta ısrarcı olup, iki iyi komşu olarak birlikte yaşamak adına Bağdat ile görüşmelerini sürdürecek.”

Görüşmede, Barzani ve Mattis, iki taraf arasındaki ilişkilerin sürdürülmesi konusunda hem fikir kaldı.

05) Türkiye'den Merkel'in suçlamasına flaş cevap -23.08.2017

Almanya Başbakanı Merkel'in suçlamasına İçişleri Bakanlığı'ndan yanıt geldi.

Almanya ile Türkiye krizi gittikçe tırmanıyor. İçişleri Bakanlığı, Almanya Başbakanı Merkel'in suçlamasına yanıt verdi. Açıklamada, "Interpol kanallarını suistimal iddiası kabul edilmez" denildi.

İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Erdoğan Akhanlı, 1984 yılında iki örgüt üyesi ile birlikte İstanbul Tahtakale’deki bir döviz bürosuna gerçekleştirdikleri saldırıda işyeri sahibini öldürmek ve örgüt adına silahlı soygun gibi adi suçları işlemiş, bu suçlardan dolayı da hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır.

Söz konusu şahıs kendisi hakkında verilen Yargıtay Kararı sonrasında Adalet Bakanlığı’nın talebi üzerine 21.11.2013 tarihinden itibaren Kırmızı Bülten ile arattırılmaya başlanmış olup halen de ülkemizde aktif olarak aranmaktadır.

"MERKEL'İN AÇIKLAMASINDAN SONRA SERBEST BIRAKILMASI MANİDARDIR"

Şahıs, 19.08.2017 tarihinde hakkında düzenlenen Kırmızı Bültene istinaden İspanya’da gözaltına alınmış ve açık kaynaklardan edinen bilgilere göre kısa süre sonra serbest bırakılmıştır.

Akhanlı’nın serbest bırakılmasıyla sonuçlanan bu gelişmelerin, Almanya Başbakanı Sayın Angela Merkel’in açıklamalarından sonra gerçekleşmesi manidardır.

"MERKEL'İN SUÇLAMASI KABUL EDİLEMEZ"

Elbette ki özellikle Almanya Başbakanı tarafından İNTERPOL kanallarının Ülkemiz tarafından suistimal edilmesi suçlaması kabul edilemez. Çünkü tüm Kırmızı Bültenlerde olduğu gibi Erdoğan Akhanlı hakkında da aynı kurallar uygulanmıştır.

"INTERPOL'ÜN TARAFSIZLIĞI VE GÜVENİLİRLİĞİ SORGULAMAYA AÇILMIŞTIR"

Ayrıca, bir suçlunun aynı teşkilat içerisinde bulunduğumuz bir başka ülke tarafından korunması da akdettiğimiz anlaşmalara aykırıdır. İNTERPOL teşkilatının kendi kurallarını hiçe sayarak bu Kırmızı Bülteni askıya alması da güvenirliliğini ve tarafsızlığını sorgulamaya açmıştır.

Erdoğan Akhanlı ile ilgili olayın süreci aşağıdaki gibidir:

- T-HKPC terör örgütü üyesi Erdoğan Akhanlı; 20.10.1984 tarihinde beraberindeki iki örgüt üyesi ile birlikte İstanbul Tahtakale’deki bir döviz bürosuna gerçekleştirdikleri saldırıda işyeri sahibini öldürerek örgüt adına silahlı soygun gerçekleştirmiştir.
- 14 Mayıs 1998 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarılmıştır.
- Şahıs aranmakta iken 10 Ağustos 2010 tarihinde Almanya pasaportu ile Ülkemize girmeye çalışırken yakalanmıştır.
- İşlediği suçtan beraat eden şahıs hakkındaki hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine, Adalet Bakanlığı Akhanlı hakkında Kırmızı Bülten talep etmiş, bu talep INTERPOL Genel Sekreterliği Hukuk Bürosu tarafından Tüzüklerine uygunluğu onaylandıktan sonra söz konusu şahıs 21.11.2013 tarihinde Kırmızı Bülten ile arattırılmaya başlanmıştır.
- 12.12.2014 tarihinde şahsın Almanya’daki adresi tespit edilerek Akhanlı’nın iadesi talep edilmiştir.

06) PKK'daki çöküş telsiz konuşmalarına yansıdı.. Tavşan gibi avlanıyorsunuz -23.08.2017
SABAH GAZETESİ BU HABERİ RÜYASINDA GÖRÜP HABER OLARAK LANSE ETMİŞ.

TSK'nın düzenlediği operasyonlarla 3-21 Ağustos tarihleri arasında 98 teröristin etkisiz hale getirildiği açıklandı. Operasyonlar sürerken PKK'daki çöküş telsiz konuşmalarına da yansıdı..

Güneydoğu’da hendek olaylarında halktan destek bulamayan, TSK operasyonlarıyla ağır darbe yiyen PKK’daki çöküş hali telsize yansıdı. 3-21 Ağustos arasında 98 terörist etkisiz hale getirilince PKK elebaşısı Murat Karayılan sinirini teröristlerden çıkardı

Güneydoğu'da hendek olaylarında halktan destek bulamayan, son günlerde güvenlik güçlerinin başarılı operasyonlarıyla ağır darbe yiyen PKK'daki çaresizlik ve çırpınış telsize yansıdı. Sadece 3-21 Ağustos arasında 98 terörist öldürülürken, örgütün Kandil'deki elebaşlarından Murat Karayılan adeta çılgına döndü. Geçen yıl sözde özerlik ilanıyla Güneydoğu'da insanların hayatını kabusa çeviren terör örgütü PKK'daki çöküş son günlerde güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonlarla iyice hızlandı.

Hakkâri, Mardin, Şırnak kırsalı ile Kuzey Irak'taki PKK kamplarına düzenlenen operasyonlarda çok sayıda terörist etkisiz hale getirilirken, PKK sığınakları da birer birer imha ediliyor. İstihbarat birimlerinin hazırladığı rapora göre; terör örgütü PKK son 3 yılda etkinliğini yüzde 80 oranında kaybetti.

Hakkari Yüksekova, Mardin Midyat, Nusaybin ile Şırnak Beytüşşebap kırsalında 3-21 Ağustos arasında düzenlenen operasyonlarda aralarında araçla bombalı saldırı hazırlığında olan 4 teröristin de bulunduğu 98 terörist öldürüldü. Sığınakların da imha edilmesiyle erzak ve mühimmat sıkıntısı çeken örgütteki çaresizlik telsiz konuşmalarına yansıdı. Örgütün Kandil'deki elebaşısı Murat Karayılan adeta çılgına döndü.

'DEPOLARIMIZ YOK OLDU'

Güvenlik birimlerince deşifre edilen telsiz konuşmalarında, PKK'nın silahlı kanadı HPG'nin başındaki 'Cemal' kod adlı Murat Karayılan'ın eylem yapamaz hale gelen teröristleri becerisizlik, taktik geliştirmemekle suçlayıp 'Cezasını çekersiniz' diyerek infaz edilecekleri tehdidinde bulunduğu ortaya çıktı.

İşte çaresizlik içinde olan Murat Karayılan'ın Türkiye sınırları içinde bulunan örgüt mensuplarına yönelik yaptığı o konuşma:

Gün geçmiyor ki bir grup heval asker pususuna düşmesin. 'Hepsi imha olmuş' raporu veriyor. TC askeri artık eski asker değil. Onlar taktik değiştirdi. Eskiden biz onların üzerine gidiyorduk. Şimdi onlar arayıp sizi buluyor. Kendinizi gizleyemiyorsunuz. Asker sizi kevroşk (tavşan) gibi avlıyor.

Mühimmat depolarımız yok oldu. Erzak depolarımız yok oldu. Rojava'dan başka gelen yok. Siz ne yapıyorsunuz ? Yeni katılanların çoğu ya öldü ya da kaçtı. Adamları elinizde tutamıyorsunuz, sahip olamıyorsunuz. Kimsenin gözyaşına bakmam, acımam. Ölülerin hesabını veremez hale geldik. Avrupa bir yandan, aileler bir başka yandan. Kimi nereye gömdüğünüzü bile bilmiyoruz. Asker sizi dinliyor, gözlüyor, tavşan gibi avlıyor.

İNFAZ VE İÇ HESAPLAŞMA ARTIYOR

Güvenlik güçlerinin hazırladığı raporda, "Son yılların en büyük darbesini alan ve elemanlarının büyük bölümünü yitiren PKK özellikle lider kadrosundaki kayıplarıyla zor durumda. Türkiye'den ve Avrupa'dan yeni katılım olmaması nedeniyle bu kayıplarını da tamamlayamayan PKK'da iç hesaplaşma ve infazların yaşandığı belirlenmiştir" ifadesi yer aldı. SABAH

07) Erdoğan: Bazıları Kürt devleti deyip duruyor; ben bunu Kürt kardeşlerime hakaret olarak görüyorum -23.08.2017

"Bu sol zihniyet, bu komünistler hiçbir zaman vatansever değildir" Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, '80 milyon tek devlet' sözünü hatırlatarak "Bazıları Kürt devleti deyip duruyor, ben bunu Kürt kardeşlerime hakaret olarak görüyorum" dedi.

"Havalimanı yapıyoruz, 'İstemezük, istemezük' diyorlar. Kim bunlar, komünistler." diyen Erdoğan, "Bunlar, komünistler, sol görüşlüler hiçbir zaman vatansever değildir, milliyetsever değildir. " ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde muhtarlara konuşan Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

"Bu buluşmamızı ülkemizdeki tüm muhtarlarımızla kucaklaşıncaya kadar devam ettireceğiz. Muhtarlarımızın hem mahallelerindeki hem de kurumlar nezdindeki itibarlarının zaten olması gereken seviyeye çıktığı haberlerini alıyorum.

Sandıktan başarı ile çıkmak her babayiğidin harcı değildir. Seçimle göreve gelenlerden bazıları ile anlaşamıyor olabiliriz. Milletimize bunu anlatıp izah ederiz. Yeni yapılmakta olan binamızda aynı anda 2 bin kişiye hitap etme, ikramımızı yapma imkanımız olacak. Çok daha seri bir şekilde bu toplantılarımızı devam ettireceğiz.

Türkiye'nin son 16 yılı hiçbirimiz için kolay geçmedi. İlk sınavımızı 2002 yılında, partimin iktidar olduğu, şahsımın yer alamadığı garip durumda verdik.

OHAL. İktidarımızın ilk ayında OHAL'i kaldırdık. Maalesef bölge teröre çok daha farklı bir şekilde tanışma noktasında yol verdi. Şu andaki OHAL'in en önemli özelliği terör örgütlerini defetmek, onları inlerinden bulup çıkarıp gömmektir. Çünkü benim Güneydoğu'daki, Doğu'daki halkım, ülkemdeki halkım huzura kavuşmadıkça biz sorumluluğumuzu yerine getirmiş olmayız. Benim muhtarlarım kaçırılıyor, öldürülüyorsa biz görevimizi getirmiş olamayız. O yüzden OHAL'le birlikte bölgeyi huzura erdirene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz.

"Bazıları Kürt devleti deyip duruyor"

Cerablus'a, Rai'ye, El Bab'a indik. Oradaki 2000 kilometrekarelik alanı kontrol altına aldık. Hedefleri Akdeniz'e ulaşmaktı. Cudi'de, Tendürek'te, Kandil'de, Gabar'da ne yapıyorsak her yerde bunları nerede görürsek aynısını yapmaya devam edeceğiz.

Bazıları Kürt devleti deyip duruyor; ben bunu Kürt kardeşlerime hakaret olarak görüyorum.

"Bazıları köşelerinde yazıyor; yahu geç o işleri"

Bazıları köşelerinde yazıyor; şu kadar hayır oyunu nereye koyacaksınız diye. Yahu geç o işleri, bir evet fazla olursa bu iş bitiyor mu, bitiyor. Demokrasi bu değil mi, bu. Bunlarda hazımsızlık var, midelerine oturdu bu iş. Alışacaklar bu işe. Alışacaklar. Yeter ki biz el ele olalım. Bir olalım, beraber olalım. İri olalım, kardeş olalım. Hep birlikte Türkiye olalım bunlara gerekli dersi verelim.

Kardeşlerim, geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi büyütürken, güçlendirirken, zenginleştirirken, alt yapısıyla, üst yapısıyla geleceğe hazırlarken bu krizlerle mücadele ettik. Bu beyler, bir defa hiçbir lüksünden taviz vermez. Bunlar benim muhtarlarım gibi yaşamıyor.

"Büyük ve güçlü olduğumuz sürece her şeyin üzerinden geleceğiz"

Bunların yaşamına ulaşmak öyle kolay değil. Başta muhtarlarım olmak üzere halkımın yaşam kalitesini nasıl artırırız diye gayret gösterdik biz. Bunun gayretindeyiz. İşte 3 bin 400 dolardan başladık, 11 bin dolara çıktı. Türkiye büyüyor. Yaptığımız yatırımlara baktığınızda havalimanlarımız, öyle mi? 25 havalimanı ile başladık şu anda 55 havalimanımız var.

"İnsanımdan daha kıymetli ne olabilir"

Artık lüks otobüs bileti fiyatına uçakla gidiyoruz. Batı'da ne varsa Doğu'da da o var. Ya bunlar yoktu biz geldiğimizde be, hepsi var şimdi. Değerli kardeşlerim, 75 üniversitemiz vardı, şimdi 184 üniversitemiz var. Üniversite olmayan ilimiz yok. Bunlar var. Şu 15 senede 270 bin derslik yaptık. Ben mesela 75 kişilik sınıfta okudum, hatta Doğu'da, Güneydoğu'da 100 kişilik sınıflar vardı. Biz bunu maksimum 30'a düşürdük.

En önemli yatırımı eğitime yaptık. Ve öğretmenlerimizin sayısını artırıyoruz ki öğretmensiz sınıflarımız olmasın. Tabii büyük başın derdi büyük olur, bunun farkındayız. Eğitimden sonra ağırlığı sağlığa verdik. Attığımız adımları yaşıyorsunuz. İlacını alamayan bir Türkiye vardı. Şimdi böyle bir sıkıntı var mı? Hastanelerimiz artık her yerde. İlçelerde bile hastanelerimiz var.Daha da ileri gittik. Dedik ki; vatandaşım kendi ilinde derdine derman olamazsa anında büyükşehirlere götürmek için ambulans jetler alacağız. 14 tane ambulans jet aldık.

İnsanımdan kıymetli daha ne olabilir? Bizim için önemli olan bu. Hatırlayın hamile hanım kardeşlerimiz, dağlardan köpeklerin çektiği kızaklarla şehre götürülürdü. Biz dedik ki, bu bize yakışır mı? Biz süratle paletli ambulanslar getirttik. O ambulanslarla çıkılamayacak yerlere çıkmanın mücadelesini veriyoruz. Yüzde 100 netice alamasak bile yüzde 80, 90 netice alıyoruz. Bununla da yetinmedik, ambulans helikopterler alalım dedik. Onlarla ne yapıyoruz? O yüksek rakımlı yerlerde devriye geziyoruz. Bu mutluluğu yaşatma zevkini yaşadığımız için çok şükür. Biz çalıştıkça, ter döktükçe Allah'ın izniyle bunların hepsinin üstünden geliriz.

"Bu sol zihniyet, bu komünistler hiçbir zaman vatansever değildir"

Yanlarına havalimanı geliyor, bazıları "havalimanı istemezük" dedi. Yıllarca havalimanı dendi, bunlar "istemezük" dedi. Kim bunlar? Komünistler, komünistler. Bu sol zihniyet, bu komünistler hiçbir zaman vatansever değildir"

Kılıçdaroğlu'nun atetli fotoğrafı

Sözde adalet yürüyüşü yapıyor birisi, arada sırada karavanda oturuyor, atletle bir yemek yiyor, bir gazete başlık atmış, vatandaş filanca. Bu benim vatandaşıma hakarettir. Benim vatandaşım, ana muhalefetin başında olacak, çağıracak gazeteciyi gel, benim fotoğrafımı çek, Atatürk'ü atletle görüp de resim çektirdiğine şahit oldun mu?"

08) Amedsporlu Deniz Naki'ye, 'Cumhurbaşkanına hakaret'ten gözaltı -23.08.2017

Deniz Naki ismiyle açılan Twitter hesabından, Erdoğan'a hakaret içerikli paylaşımlar yapıldığı gerekçesiyle gözaltına alındı, hesabın sahte olduğu anlaşılınca futbolcu serbest bırakıldı

Amed Spor futbolcusu Deniz Naki, kendi adına açılmış bir Twitter hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret edildiği gerekçesiyle gözaltına alındı.

Emniyette ifadesi alınan Naki, hesabın kendisine ait olmadığı anlaşılınca serbest bırakıldı.

Sputnik'e göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatları, Amedsporlu futbolcu Deniz Naki'nin ismiyle açılan bir Twitter hesabından Erdoğan'a hakaret içerikli paylaşımlar yapıldığı gerekçesiyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

SUÇ DUYURUSU CUMHURBAŞKANI'NIN AVUKATLARINDAN

Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan savcılığın talimatı ile Amedsporlu Deniz Naki bugün gözaltına alındı. Emniyette ifadesi alınan Deniz Naki, paylaşım yapılan hesabın kendisine ait olmadığını söyledi.

Yapılan araştırmada Twitter hesabının Deniz Naki adına açılmış fan sayfası olduğu tespit edilince, futbolcu Naki ifadesi alınarak serbest bırakıldı. Erdoğan'ın avukatlarının yaptığı suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

09) 'AB'nin Türkiye politikası değişmek zorunda'-23.08.2017

AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, 'Türkiye’nin tavrının AB ülkelerinin Türkiye'ye ilişkin politikalarında değişiklik yapılmasını zorunlu hale getirdiğini' söyledi.

AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, Türkiye’nin giderek Avrupa'dan uzaklaşan bir yola girdiğini belirterek, "AB ülkelerinin Türkiye'ye ilişkin politikalarında değişiklik yapmalarının artık zorunlu" hale geldiğini söyledi.

DW Türkçe'nin haberine göre; Alman vatandaşı yazar ve insan hakları savunucusu Doğan Akhanlı‘nın cumartesi günü tatil için gittiği İspanya'da Türkiye’nin talebi ile gözaltına alınmasına Avrupa Birliği ülkelerinden yoğun tepkiler geliyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, Süddeutsche Zeitung adlı gazetede yer alan söyleşisinde, Doğan Akhanlı‘nın İspanya'da gözlatına alınması konusunda “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir ulusal seçime karışması ve sözde siyasi rakiplerinin teslim edilmesi yönünde çaba göstermesi kabul edilemez” dedi. Hahn, AB ülkelerine de çağrıda bulunarak, "Sanırım üye ülkelerin bu tavrın ne gibi stratejik sonuçları olacağını tartışmasının vakti geldi” dedi.

AB MÜZAKERLERİ FİİLEN DURUMUŞ DURUMDA

Türkiye'de devam eden işten çıkarmalar ve hukuki temele dayanmayan tutuklamalara da değinen Hahn, Ankara yönetiminin ülkeyi Avrupa yolundan uzaklaştıdığını ve bu rotadan da dönemeye niyeti olmadığını dile getirdi.

AB Komisyonu üyesi Hahn, üyelik müzakerelerinin zaten üyelerin kararıyla fiilen dondurulmuş olduğunu kaydettiği söyleşide geride kalan haftaların "bu kararın ve Türkiye'ye yönelik sarf edilen açık sözlerin arkasında haklı gerekçelerin bulunduğunu ve doğru olduğunu” gösterdiğini belirtti.

İNTERPOL SİYASİ İSTİSMAR İÇİN KULLANILMAMALI

AB Komisyonu sözcüsü de Kölnlü yazar Doğan Akhanlı’nın gözaltına alınıp bir gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına istinaden, Interpol gibi uluslararası teşkilatların, rejime muhalif yazarların tutuklanmasını için "istismar edilmemesi gerektiğini” açıklamıştı.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff da Akhanlı vakasının Interpol için belli sonuçları olması gerektiğini söyledi. Die Welt gazetesine konuşan Hür Demokrat Partili politikacı "Yalnızca Türkiye'deki gibi otoriter bir rejim istedi diye Interpol namuslu vatandaşları, hiçbir kontrole tabi tutmadan suçlu ilan edip gözaltına alamaz” dedi.

Akhanlı'nın gözaltına alınmasının Türk hükümetinin Almanya'ya karşı yeni bir saldırgan davranışının daha olduğunu belirten Lambsdorff, "Hristiyan Birlik partileri ve Sosyal Demokrat Parti bundan sonuç çıkararak Türkiye ile üyelik müzakerelerini nihayet bitirmeliler” şeklinde konuştu.

AB üyeleri aralık ayında, şu anki şartlarda yeni müzakere fasıllarının açılmasının söz konusu olamayacağını bildirmişti. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Hristiyan Demokrat Birlik üyesi David McAllister, "Türkiye'deki olumsuz gelişmelerin karşısında, şu anda üyelik müzakerelerine devam etmenin bir anlamı olmadığı kanısındayım” diye konuştu.

10) 'Tutuklanacak' iddiasına yanıt verdi -23.08.2017

CHP lideri Kılıçdaroğlu, MİT tırları davasıyla ilgili olarak 'tutuklanacak' iddialarına ilk kez yanıt verdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, medyada hakkında "tutuklanacağı" yönünde çıkan haberlere ilk kez birinci ağızdan yanıt verdi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisine karşı bir kumpas kurmakla suçladı.

Türkiye'de yargının bağımsız olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın bunu net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi.

"Tutuklanacak" iddiaları ile ilgili, bazı gazetelerin Ankara temsilcilerine konuşan Kılıçdaroğlu, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğini söyledi. S

özcü Gazetesi'nden Saygı Öztürk'ün haberine göre, Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın yargıyı sopa olarak kullandığını savundu.

CHP'nin MİT tırları belgelerini gazetecilere vermekle itham edilerek tutuklanan ve 25 yıl hapis cezasına çarptırılan milletvekili Enis Berberoğlu ile birlikte Kılıçdaroğlu da suçlanmaya ve hedef gösterilmeye başlanmıştı. Erdoğan, CHP liderini Berberoğlu ile birlikte hareket etmekle suçlarken, medyada "Kılıçdaroğlu tutuklanacak mı?" tartışması başlamıştı.

CHP lideri konuyla ilgili olarak, Erdoğan'ın sözlerinin yargıya talimat anlamına geldiğini, bunun da yargının bağımsız olmadığı gerçeğini doğruladığını ifade etti.

Talimatı savcıya veren doğrudan Erdoğan. Herhangi bir ek talep olup olmadığını savcının sorduğu kişi de Erdoğan. Aldığı bilgilere göre, muhalefeti dizayn etmeye çalışıyor veya suçlamaları getiriyor. Enis Bey, casuslukla suçlanıyor. Türk adalarına, Yunan bayrağını Enis Bey çekmedi, Kozmik Oda'ya FETÖ'nün adamlarını Enis Bey sokmadı. Devletin milyonlarca gizli belgesini FETÖ'ye Enis Bey teslim etmedi. Eğer, casus olarak birilerini nitelendirmek gerekiyorsa devletin bütün sırlarını, kozmik odayı FETÖ'ye açan ve o bilgileri FETÖ'ye elleriyle teslim edenler gerçek casuslardır.

Enis Bey, Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan bir haberden yola çıkarak suçlanıyor. Can Dündar yazdığı kitapta “flash diski solcu milletvekilinden aldım' diyor. HTS kayıtlarına bakılıyor, o gün birden fazla milletvekili Can Dündar'la konuşmuş. Enis Bey'le de telefon görüşmeleri var. Enis Bey o dönem milletvekili değil, diğerleri milletvekili. Ama suçlanan Enis Bey. Şunu açık ve net ortaya koymak lazım: Enis Bey'in hiçbir suçu yoktur. Mahkeme dosyasında da Enis Bey'i suçlayacak tek bir belge dahi yoktur. Ağrıma giden eşinin ve kızının yani ailesinin, Enis Bey üzerinden saldırı altında tutulmasıdır. Bu saldırıyı yapanlar da kendilerini muhafazakar olarak tanımlayanlardır. Ailenin, aile bireylerinin bizim toplumda ne kadar önemli olduğunu herkes bilir. Siz, Enis Bey, Enis Bey'in ailesini topluca saldırı altında tutuyorsunuz. Bütün aileye saldırıyorsunuz. Ne ahlak, ne din, ne vicdan bunu kabul edemez” diyor.

Anayasa Mahkemesi kararı gayet açık ve net diyor ki: MİT TIR'larıyla ilgili konu devlet sırrı değildir. Herkesin bildiği şey devlet sırrı mı olur Allah aşkına… Suriye'de akan kanın sorumlularının, oradaki radikal örgütlere silah gönderenler olduğunu defalarca söyledim. Bunun üzerinden giderek Enis Bey'i suçluyorsunuz. Bu, aslında Balyoz ve Ergenekon davalarına benzeyen bir kumpas davasıdır. Balyoz ve Ergenekon'da ne vardı? Sahte deliller veya kendilerinin ürettiği deliller üzerinden ordu tasfiye edildi bir anlamda perişan edildi. İnsanları aldılar, mahkum ettiler. 17-25 Aralık'tan sonra ‘burada bir kumpas var' dediler. Aynı benzer bir kumpası oradaki deneyimden yola çıkarak CHP üzerinden yapmak, CHP'yi susturmak istiyorlar.

11) 'Başımı vermeye hazırım, referandum ertelenmeyecek' -23.08.2017

Mesud Barzani bağımsızlık referandumunun ertelenmeyeceğini net bir dille açıkladı ve "ya bağımsızlık ya tahakküm" dedi

Erteleneceği iddiaları konuşulan Kürdistan bağımsızlık referandumu konusunda Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani net konuştu.

Erbil'de sendika temsilcileri ile biraraya gelen Barzani, Bağdat Yönetimi'nin mencut anayasayı ihlal ettiğini belirtti ve “Önümüzde iki seçenek var: Ayrılmak ya da Bağdat’ın tahakkümünü kabul etmek. Anayasanın bütün maddelerini ihlal eden Bağdat’ın anayasadan söz etmesi ayıptır” şeklinde konuştu.

"DEVRİMLER ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK İÇİNDİR"

Bağımsızlığın Kürt halkının doğal hakkı olduğunu vurgulayan Barzani sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürdistan halkı neden referandum kararı aldı?’ diye soruyorlar. Referandum kararı yeni değil. 7 Haziran'da sadece tarih belirlendi. Her dönemde verilen kurbanlar, bu büyük amaç içindi. Bu, dünya milletleri gibi bizim milletimizin doğal bir hakkıdır. Kürdistan halkının bütün devrimleri özgürlük, serbestlik ve bağımsızlık uğrunda yapılmıştır”

"DAHA BÜYÜK FELAKETLERİ ENGELLEMEK İÇİN"

IKBY Başkanı, referandum kararında yeni felaketlerin önlenmesi olduğunu da vurguladı:

“Kerkük'ten, Şengal'den çıkın’ derlerse ne yaparız? Bir şey demezsek vicdanımıza anlatamayız. Dersek, savaşmak zorunda kalırız. Daha büyük felaketleri önlemek için bunu yapmak zorundayız. Bu durum böyle devam edemez. Bütün bu kurbanlardan, felaketlerden sonra nasıl geriye döneriz? Önümüzde iki seçenek var: ya bir adım daha ilerleyeceğiz ya da Bağdat'ın yönetimine razı olmalıyız."

"BAĞDAT ANAYASAYI İHLAL ETTİ"

Bağımsızlık referandumu kararına karşı Irak Anayasası'nın tartışmalı bölgelerde referandum yapılmasını öngöre 140. maddesine yapılan atıfları da eleştiren Barzani, "anayasayı ihlal eden Bağdat Yönetimi" dedi:

“Anayasayı ihlal eden Bağdat, referandum için anayasal bir madde soruyor. 140. maddeyi ihlal etti. Peşmerge ve halkın bütçesini kestiniz. Biz de bu çerçevede referanduma gidiyoruz. Aslında onların anayasadan bahsetmeleri utanç vericidir. Şimdi anayasa akıllarına geldi. Attıkları her adımla anayasayı ihlal ettiler.”

“Referandumu erteleyin’ diyenler, halkımıza daha iyi bir seçenek sunsunlar” diyen Barzani, 140 maddenin uygulanması veya peşmergeye bir miktar para gönderilmesi karşılığında mı erteleyelim. 3 - 5 ay sonra yine eskisi gibi olacak. O güven kalmadı” diye konuştu.

ABD'DEN BAĞIMSIZLIK MESAJI

2015'te yaptığı ABD ziyaretini hatırlatan Barzani, o dönem ABD Dışişleri Bakanı olan Joe Biden'ın "izin bağımsılzığı göreceğimizden eminim” dediğini aktardı:

"Obama bizim dertlerimizi anladığını ve Kürt milletinin bağımsızlık hedefine saygı duyduğunu söyledi. Obama, o dönemde önceliğin IŞİD'e karşı savaş olduğunu ifade ederek, bağımsızlık meselesinin detaylarının yardımcısı Biden'da olduğunu ve onunle görüşmemizi önerdi. Biden ile de görüştük. Biden, “Bu hakkınız ben ile sizin bağımsılzığı göreceğimizden eminim” dedi. Ancak ben Amerika veya belli bir devletin bizi destekleyeceğine dair söz verdiğini söylemedim. Ama kimse de bunun yapılması halinde karşı çıkacağını söylemedi.”

"BAŞIMI VERMEYE HAZIRIM"

Barzani açıklamalarını şu sözlerle sonlandırdı:

"Başarırsak hepimize hayırlı olsun. Allah korusun başarısız olursak, her türlü hesabı vermeye hazırım. O zaman 4 -5 günde sınırlar kapanırsa, açlıktan ölmeyiz. Cezası ne olursa çekmeye hazırım. Bu uğurda başımı vermeye hazırım” (Artı Gerçek & Rudaw)

12) Erdoğan ailesinin hesapları dondurulsun' -23.08.2017

Erdoğan’ın Almanya’ya yönelik sözlerine Berlin’den tepkiler gelmeye devam ediyor .

DÜNYA - Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Almanya’ya yönelik sert sözleri ve muhalefete yönelik izlediği tutuma Berlin’den tepkiler gelmeye devam ediyor.

Alman Federal Meclisi'nin Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Roderich Kiesewetter, Erdoğan'ın ailesine yönelik yaptırımlar uygulanmasını önerdi.

Kiesewetter, "Örneğin Erdoğan'ın yakınlarının yurt dışındaki mal varlığını dondurmamızın mümkün olduğunu düşündüğünü” dedi. Berlin merkezli bir radyo kanalına demeç veren Kiesewetter, Avrupa Birliği'nin (AB) de yaptırımlar uygulamasının mümkün olabileceğini söyledi.

AVRUPA’YA ÇAĞRI: TÜRKİYE’YE TATİLE GİTMEYİN

AB'nin turizm konusunda Türkiye'ye yönelik ortak bir tutum izleyebileceğini belirten Kiesewetter, "Eğer Avrupalılar Türkiye'de tatil yapmazsa, ülkede ciddi bir gelir sorunu yaşanır” dedi.

Alman siyasetçi, Türkiye ile ilişkilerin bozulmasında Batı'nın sorumluluğu bulunmadığını söyleyerek, gerginliğin "Erdoğan'dan kaynaklandığını” dile getirdi.

'ERDOĞAN KARŞITI ST֒LERİ DESTEKLEMELİYİZ’

Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre Kiesewetter, Almanya'daki Türklere ilişkin de açıklamalarda bulundu. Erdoğan'a karşı koyma konusunda Almanya'da yaşayan Türklerin cesaretlendirilmesi çağrısında bulunan Kiesewetter, Türkiye kökenlilerin kurduğu Erdoğan karşıtı sivil toplum örgütleri ile iletişimin artırılması gerektiğini belirtti. (Deutsche Welle Türkçe)

13) - Gabriel: Erdoğan yanlıları eşimi tehdit ediyor 23.08.2017

Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi tarzı nedeniyle eşinin tehdit aldığını belirtti.

Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasındaki tartışma nedeniyle eşinin tehdit aldığını belirterek "Bir devletin zirvesi, kişilere yönelik böyle bir tavır sergilemeye başlarsa, bazıları da bizzat başkalarını rahatsız etme hakkını kendinde görebiliyor" dedi.

Gabriel; Erdoğan'ın,Türkiye'yi demokratik olmayan bir devlete dönüştürdüğünü ifade ederek "Erdoğan ile aynı tarafta yer almayanlarla gelecekte daha sıkı bir işbirliği yapılması gerektiğini" belirtti.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile arasındaki tartışmayla bağlantılı olarak ailesinin tehdit edildiğini ifade etti. Gabriel Alman haber ajansı dpa'ya yaptığı açıklamada, "Erdoğan'ın tarzı, belli ki bazılarını eşimi sıkıntıya sokmak, rahatsız etmek yönünde motive ediyor" diyerek, "bunun kötü bir sonuç" olduğunu kaydetti.

Gabriel, "Bir devletin zirvesi, kişilere yönelik böyle bir tavır sergilemeye başlarsa, bizzat kişileri rahatsız etme hakkını kendinde görenler de maalesef çıkabiliyor" dedi.

Erdoğan'ın "Türkiye'yi demokratik olmayan bir devlete dönüştürdüğünü" belirten Gabriel, "Bir yıl önceki darbe girişimi kötüydü. Ama şimdi Erdoğan kendi darbesini yapıyor" dedi.

TÜRKİYE'DEKİ DEMOKRASİYE DESTEK

Almanya Dışişleri Bakanı diğer yandan, "Erdoğan ile aynı tarafta yer almayanlarla gelecekte daha sıkı bir işbirliği yapılması gerektiğini" söyledi. "Türkiye'nin yarısından fazlasının demokrasiden yana olduğunu ve Erdoğan'ı desteklemediğini" belirten Gabriel, "İnanıyorum ki Türkiye'de de birçok insan Avrupa ve Almanya'nın, Türkiye'de demokrasiyi desteklemesini ve öylece seyirci kalmamasını istiyor" diye konuştu.

TÜRK-ALMAN DOSTLUĞU BÜYÜK BİR HAZİNE

Türk-Alman ilişkilerini "büyük bir hazine" olarak tanımlayan Gabriel, "Erdoğan'ın milliyetçiliği körüklemek adına Almanya ile Türkiye arasındaki böylesi bir tarihi dostluğu tehlikeye atmasının son derece acı olduğunu" belirtti.

Erdoğan Almanya'da yaşayan Türk kökenlilere genel seçimlerde, "Türkiye'ye yönelik düşmanca tutum içindeki partilere oy vermeme" çağrısı yapmış, Gabriel sert tepki göstererek, "Bu, ülkemizin egemenliğine yönelik eşi benzeri görülmemiş bir müdahaledir" ifadesini kullanmıştı.

ERDOĞAN 'HADDİNİ BİL' DEMİŞTİ

Erdoğan, Gabriel'in açıklamasına da yanıt vererek, "Sen kimsin ki Türkiye'nin

Cumhurbaşkanına konuşuyorsun, sen Türkiye'nin Dışişleri Bakanı ile konuş. Haddini bil. Kalkıp bize ders vermeye kalkıyor. Senin siyasetteki geçmişin ne, kaç yaşındasın?" ifadelerini kullanmıştı. (dihaber)

14) 'AB'nin Türkiye politikası değişmek zorunda'-23.08.2017

AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, 'Türkiye’nin tavrının AB ülkelerinin Türkiye'ye ilişkin politikalarında değişiklik yapılmasını zorunlu hale getirdiğini' söyledi.

AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, Türkiye’nin giderek Avrupa'dan uzaklaşan bir yola girdiğini belirterek, "AB ülkelerinin Türkiye'ye ilişkin politikalarında değişiklik yapmalarının artık zorunlu" hale geldiğini söyledi.

DW Türkçe'nin haberine göre; Alman vatandaşı yazar ve insan hakları savunucusu Doğan Akhanlı‘nın cumartesi günü tatil için gittiği İspanya'da Türkiye’nin talebi ile gözaltına alınmasına Avrupa Birliği ülkelerinden yoğun tepkiler geliyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, Süddeutsche Zeitung adlı gazetede yer alan söyleşisinde, Doğan Akhanlı‘nın İspanya'da gözlatına alınması konusunda “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir ulusal seçime karışması ve sözde siyasi rakiplerinin teslim edilmesi yönünde çaba göstermesi kabul edilemez” dedi. Hahn, AB ülkelerine de çağrıda bulunarak, "Sanırım üye ülkelerin bu tavrın ne gibi stratejik sonuçları olacağını tartışmasının vakti geldi” dedi.

AB MÜZAKERLERİ FİİLEN DURUMUŞ DURUMDA

Türkiye'de devam eden işten çıkarmalar ve hukuki temele dayanmayan tutuklamalara da değinen Hahn, Ankara yönetiminin ülkeyi Avrupa yolundan uzaklaştıdığını ve bu rotadan da dönemeye niyeti olmadığını dile getirdi.

AB Komisyonu üyesi Hahn, üyelik müzakerelerinin zaten üyelerin kararıyla fiilen dondurulmuş olduğunu kaydettiği söyleşide geride kalan haftaların "bu kararın ve Türkiye'ye yönelik sarf edilen açık sözlerin arkasında haklı gerekçelerin bulunduğunu ve doğru olduğunu” gösterdiğini belirtti.

İNTERPOL SİYASİ İSTİSMAR İÇİN KULLANILMAMALI

AB Komisyonu sözcüsü de Kölnlü yazar Doğan Akhanlı’nın gözaltına alınıp bir gün sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına istinaden, Interpol gibi uluslararası teşkilatların, rejime muhalif yazarların tutuklanmasını için "istismar edilmemesi gerektiğini” açıklamıştı.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff da Akhanlı vakasının Interpol için belli sonuçları olması gerektiğini söyledi. Die Welt gazetesine konuşan Hür Demokrat Partili politikacı "Yalnızca Türkiye'deki gibi otoriter bir rejim istedi diye Interpol namuslu vatandaşları, hiçbir kontrole tabi tutmadan suçlu ilan edip gözaltına alamaz” dedi.

Akhanlı'nın gözaltına alınmasının Türk hükümetinin Almanya'ya karşı yeni bir saldırgan davranışının daha olduğunu belirten Lambsdorff, "Hristiyan Birlik partileri ve Sosyal Demokrat Parti bundan sonuç çıkararak Türkiye ile üyelik müzakerelerini nihayet bitirmeliler” şeklinde konuştu.

AB üyeleri aralık ayında, şu anki şartlarda yeni müzakere fasıllarının açılmasının söz konusu olamayacağını bildirmişti. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Hristiyan Demokrat Birlik üyesi David McAllister, "Türkiye'deki olumsuz gelişmelerin karşısında, şu anda üyelik müzakerelerine devam etmenin bir anlamı olmadığı kanısındayım” diye konuştu.

15) 'Erdoğan'a katılmıyoruz ama işbirliği yapmak zorundayız'-23.08.2017

Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani 'Türkiye gibi ülkeyi muhattap almak utanç verici değil mi?' sorusuna böyle yanıt verdi.

BRÜKSEL – Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani, insan hakları ve özgürlükler konusunda AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın politikalarına katılmadıklarını, ancak mülteciler konusunda işbirliği yapmak zorunda olduklarını söyledi.

İtalya’da yayın yapan Radio Radicale’ye (Radikal Radyo) konuşan Avrupa Parlamentosu Başkanı Antonio Tajani’ye, Avrupa demokrasisinin sembolü olan bir kurumu yönetmekte olduğu belirterek, “Temel değerlerimizi göz ardı edip, Türkiye gibi insan haklarına saygı göstermeyen bir ülke ve Libya gibi iflas etmiş bir devlet ve onun halk tarafından seçilmemiş temsilcilerini sığınmacılar meselesinde muhatap almak utanç verici değil mi?” sorusu yöneltildi.

Terör, sığınmacılar ve artan işsizlik gibi Avrupa vatandaşlarını endişelendiren ve korkutan meseleleri acilen çözmeleri gerektiğini sözlerine ekleyen Tajani, aynı zamanda da, Avrupa kurumlarının, Avrupa'nın kalbini oluşturan temel değerleri korumak zorunda olduklarını ifade etti.

‘TÜRKİYE, BİZİM DEĞERLERİMİZLE UYUMLU DEĞİL’

Erdoğan'a basın özgürlüğü konusunda da çağrıda bulunan Tajani, “Bu nedenle, sığınmacı krizinde ve terörle mücadelede Türkiye ve Libya ile işbirliği yapmak zorundayız. Türkiye’nin terörle mücadele konusunda yaptıklarını; IŞİD’e karşı mücadelesini hatırlayalım. Türkiye, bizim değerlerimizle uyumlu değil. Ben bunu çok açık bir şekilde daha önce de söyledim” diye konuştu. “Kırmızı çizgimiz” dediği idam cezasının yeniden getirilmesi durumunda Türkiye ile müzakerelere devam etmenin mümkün olmayacağı açıklamasını da yineleyen Tajani, şunları söyledi:

“Ayrıca gazetecilerin ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) üyelerinin özgürlük sorunları var. Hükümetin hoşuna gitmeyen şeyleri yazan ve söyleyen gazetecilerin cezaevine kapatılması bizim için kabul edilemez. Bu, Türkiye için olduğu kadar Venezuela için de geçerlidir. Yani bizim insan haklarını savunma mücadelemiz, Avrupa sınırları dışı için de geçerlidir. Kolay olmasa da, vatandaşlarımızın güvenliğini sağlarken, insan haklarını da savunmak zorundayız.”

‘TAAHHÜTLERİ YERİNE GETİREN TÜRKİYE İLE İLİŞKİMİZİ SÜRDÜRMELİYİZ'

Erdoğan’ın politikalarına katılmadıklarını yineleyen Tajani, “Ama Erdoğan ve hükümeti, meşru olarak seçilmiştir” iddiasında bulundu. Antonio Tajani, “Yani terörle mücadele ve sığınmacı meselesinde Libya ile diyalog yolu bulmalı, şimdiye kadar Avrupa Birliği’ne (AB) verdiği taahhütleri yerine getiren Türkiye ile de ilişkilerimizi sürdürmek zorundayız” diye konuştu.

karşısında birleşip demokrasi mücadelesini güçlendirelim ve sokağı sağlam tutalım.

16) Dersim alevler içinde -23.08.2017

Geçen hafta Dersim ilimizin birçok bölgesinde, dev gibi alev dilleriyle ağaçları yutan orman yangınlarının çıktığını öğrendik gazetelerden. Evrensel gazetesi de bu haberi, DERSİM’DE YANGIN VAR, BAKANLIKTA KAYDI YOK manşetiyle vermiş, altına da bir alt başlık eklemişti:

Dersim’de orman yangınları bir aydır sürüyor. İtfaiye ekiplerinin ve halkın yangına müdahalesi engellenirken, soru önergesi veren HDP Milletvekili Alican Önlü, “Bakanlıkta yangınlara ilişkin bir kaydın olmadığını gördük” dedi.

Kim olursa olsun, kasıt sonucunda çıkan orman yangınları konusunda söylenecek söz şudur:

Orman yakmak, cinayetlerin en vahşisi, en büyüğüdür. Bir yurttaşın orman yangını çıkarması ise vatan hainliğinin en yüksek derecesine girer; böyle alçakça yapılmış bir eylemin verdiği zararın ağır sonuçlarını da bütün toplum yüklenmiş olur.

Şöyle de diyebiliriz: “Yurttaşlık bilinci”, bir ağaç dalının kırılmış olmasına üzülmekten geçer.

Tam da o günlerde orman yangını üzerine çok doğru ve çok yerinde bir değerlendirme, “Yaşam felsefemizde doğanın tüm canlıları kutsaldır” diyen CHP Dersim Milletvekili Gürsel Erol’dan geldi:

“Buradan Tunceli’deki yetkililere sesleniyorum: Operasyon yaparken hiç kimse kamu ve yaşam özgürlüğünü yok sayıp görmezlikten gelemez! Siz orada çıkabilecek bir yangının, insanların yaşamını riske edebilecek bir sonucu da değerlendirerek tedbir almak zorundasınız. Tunceli’de hiçbir koşulda ormanlarımızın yanmasını ve yangına müdahale edilmemesini kabul etmiyoruz. Ormanların kasıtlı yakılması vatana ihanettir. Ormanların kasıtlı olarak söndürülmemesi, görev suistimalidir. Bu ormanlar yalnızca Tunceli’nin ve Tunceli’de yaşayanların değil, bütün Türkiye’nin, Türkiye’de yaşayan 80 milyon insanımızın millî servetidir.”

Sonuçta ilk iyi haber, geçen hafta salı günü Tunceli Valiliği’nden geldi:

“İlimizdeki orman yangınları kontrol altına alınmıştır!”

Bir değerbilirlik örneği

Geçen haftaki yazımda kısaca tanıtmaya çalıştığım “Manisa Tarzanı”yla ilgili olarak Manisalı okurlarımdan Selâmi adlı baydan bir e-posta aldım. Okurlarıma aynen iletiyorum:

Merak edilmesin, Tarzan’ımızı ölüm günü olan her 31 Mayıs’ta anıyoruz.

Barikat ve Hendek Gerçekleri( Kutbettin Özer )
https://www.youtube.com/watch?v=w3tD_lVzx7w&feature=share

http://www.kurdistana-bakur.com/

-

.

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN


01) -23.08.2017

02) -23.08.2017

Bugün Müslümanlar arasında yaşanan ihtilafların asıl kaynağına inmek, sebep ve sonuçlarını iyi tahlil etmek gerekir.

.

.

.

.
https://www.dengeamerika.com/

Ek.Tarihi Wed Aug 23, 2017 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution