Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Gesellschaft für bedrohte Völker/PRESSEMITTEILUNG Göttingen   Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük seferi' ne idi ne değildi?   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akıncı:Yetersizlik, İhanetin Kapısını Açan Anahtardır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURDİSTAN   Bagdad-Angriff auf Kurden in Kirkuk   Bülent Tekin:YAZAR BÜLENT TEKIN ILE SÖYLEŞI   Son dakika! Barzani'den Kerkük açıklaması   Dr. Cherly Benard:Kürdistan, Amerikan bağımsızlık tecrübelerinden neler öğrenebi   Dr.İsmet Turanlı:Tarihten korkmayanlar, utanmayanlar
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya


Mustafa Elveren:“Herkesin Mazlumlaşmaya İhtiyacı Var”-17.08.2017
Xarpet zindanında tutsak bulunan Dersim sevdalısı yazar Ergin Doğru mektubunda; “Herkesin mazlumlaşmaya ihtiyacı var. Böyle yırtılır sessizlik, böyle dağıtılır karanlıklar…” diye yazıyor.

Dersim sevdalısı Sayın Ergin Doğru’nun yukarıdaki belirlemesine katılmamak mümkün mü? Dersim’de ormanlarımızın ateşe verildiği, ciğerimizin yandığı bu zamanda gerçekten de hepimizin MAZLUMLAŞMAYA ihtiyacı vardır.

Genelde Dersim’de özelde ise Kürdistan’da ormanlarımız yakılmak, sularımız kurutulmak, dilimiz ve kültürümüz yok edilmek isteniyor. İşte bu zulme karşı çıkmak, zalimlerle mücadele etmek, mazlum halkın yanında yer almaktır, MAZLUMLAŞMAK.

Xarpêt zindanında tutsak olan Dersim sevdalısı ve Gomanweb Sitesi yazarı Sayın Ergin Doğru tarafından bana hitaben yazılan “Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu ‘GÖRÜLDܒ” damgalı bir mektup ulaştı.

El yazısı ile yazılan mektubu Arial yazı tipi ile aşağıya aynen aktarıyorum.
“Merhaba Sevgili Hocam,

İyi olmanızı dilerim. Çok değerli mektubunuzu gecikmeli olarak aldım ve hemen cevap yazıyorum. Öncelikle gecikmenin benden kaynaklı olmadığını bilmenizi isterim., mektup yasağından dolayı iki ay gecikmeli alıp, yazmak zorunda kaldım. Yoksa sizin gibi değerli ve duyarlı bir büyüğümü, hemşerimi bekletmeyi hiç düşünmem.

Sevgili Hocam, zindan yaşamı dışarıdan durağan gözükse de aslında kendi içerisinde bir düzeni ve hareketliliği vardır. Egemen aklın dört duvar arasında durağanlaştırıp, rehabilite çabalarına karşın devrimci yaşamını planlar ve sürekli bir akışkanlık, hareket ile bunu aşmaya çalışır. Zindanın en kötü yanı ise var olan ayrekli (net okunamadı) belirsizlik halidir. Ne zaman ne olacağını kestirmek zordur.

Size en son mektup gönderdikten sonra bulunduğum E Tipi cezaevinden yeni açılan Yüksek Güvenlikli cezaevine sürgün edildim. Geldiğimden bu yana tek kişilik odada tutuluyorum. Yaklaşık 3 aydır bu tecrit durumundayım. Zindanın bütününde yaşam zaten oldukça zor, birde üstüne böyle bir yalnızlığın yaşatılmasının yorumunu size bırakıyorum. Zindanda her şeyin düşünülerek, planlanarak yapıldığını söylememe gerek yok. E tipindeyken havalandırma kapıları kapatılınca yaşamın farklı bir evresi başlardı. Bazen yıldızları merak eder ranzadan pencereyi açar göğü izlerdim, sonra vazgeçerdim. Çünkü pencerenin önündeki demir parmaklıklarda göğün bütününü görmek mümkün değildi, parçalıydı gökyüzü. Parçalınmış gökyüzüne, yıldızlara bakmak bana mesaj olarak gelirdi, vazgeçerdim.

Şimdi tek kişilik odamda pencereye çıktığımda gökyüzü görmek mümkün değil, ancak havalandırma duvarını görebiliyorum. Eskiden demir parmaklıklarda parçalanmış gökyüzüne bakmak zoruma gidiyor, şimdi ise o şansa bile sahip değilim Çünkü penceredeki demir parmaklıkların üstünde birde tel örgü var, yani görüş artık daha küçük karelerin ardında daha büyük parçalanmışlıklar içerisinde. Havalandırmam 5-6 adım eninde 6-7 adım içerisinde. Duvarların yüksekliği 8-10 metre vardır herhalde, gökyüzüne baktığımda, dipsiz bir kutudan yukarı bakmak gibi. Çoğu zaman sesi duymaya çalışıyorum. Bir ses daha yaşamda olduğunu, yaşama tutunduğunun belirtisi oluyor. Öyle ki, kuşlar dahi gelip penceremize konmuyor. Ondan vazgeçtim, nadiren duyduğum kuş cıvıltısı güzel bir doğa senfonisini çağrıştırıyor.

Evet, hocam size son yazdığımdan bu yana benim yaşamımda böyle bir yalnızlık süreci başladı. Bazen koca kalabalıklar arasındaki yalnızlıkla kıyaslıyorum, ne farkı var, biz dışarıda da koca kalabalıklar içerisinde yalnızdık. Çünkü aykırıydık, kabul etmiyorduk, boyun eğmiyorduk. Çünkü değiştirmek istiyorduk, inanıyorduk, ümit ediyorduk, eşitlik için yaşıyor, özgürlük soluyorduk bunun içinde, bir bakıma yalnızdık. Kıyaslama yapılabilir mi? Sanmıyorum. Dışarıda yalnızlar yalnızlıklarını buluşturabiliyor, zindan yalnızlığı ise farklı. Elbette inancı büyük olanın, itikadı, ikrarı sağlam olan yalnızlıklar içerisinde de yaşamı, umudu yeşertmenin yollarını buluyor. Yalnızlığı kitaplara, mektuplara, hayallere yükleyerek aşıyor. Şimdi bende kendimi hiç yalnız hissetmiyorum bu anlamda. Sizlerin umut kokan vefaya bezedi, dostluğu hissettiren her satırınızda bunu biraz daha aşıyor ve yalnızlığı kendi yalnızlığına bırakıyorum.

Sevgili hocam, var olan süreci aşmak açısından öncelikle zihniyet değişikliği gerekiyor. Ahlaki politik toplumun gereği ve ihtiyacı olan politik, entelektüellik ve ahlaki duruşun sahibi olmak elzemdir. Tarihe yön veren, tarihi mazlumlar şahsında özgürlüğe evriltmeye çalışan tüm kahramanlar bu duruşları ile var olmuş ve mazlumların yüreklerinde silinmez izler bırakmışlardır. Koyu karanlığın hükmünü sürdüğü bugünlerde herkesin buna çok ihtiyacı var. Ben o yüzden “Mazlumlaşarak Yaşamak” diyorum. Herkesin mazlumlaşmaya ihtiyacı var. Böyle yırtılır sessizlik, böyle dağıtılır karanlıklar.

Sevgili Hocam tüm koşullara rağmen oldukça moralli ve güçlüyüm. Kulağımız dışarıda yaşanan adaletsizliklere karşı çıkacak güçlü bir seste. Mektuplarınızı okudum, yüreğinize sağlık. Özellikle hemşerimizle ilgili tespitlerinize katılıyor. Böylesi karanlıklarda gericiliğe karşı en geniş birliktelik önemlidir, lakin gericiliğe karşı gerici ittifaklar kalıcı ve sürekli düşünüldüğünde bir açmazdır. Demokrasi ve özgürlük güçlerinin hemşerimizle ilgili çok umutlu olmasını buna bağlıyor ve yanıldıklarını düşünüyorum. Gerici bir zihniyetten ilerici duruş, tutum beklemek hayaldir. Kemalizm devletin kendisidir. Dolayısıyla Kemalizm’in yarattığı gerici zihniyet ve uygulamalardan kurtulmak için yeniden Kemalizm’in ipine sarılmak en basit deyimiyle saflıktır.

Sevgili hocam, duyarlılığınız için teşekkür ederim. Umarım ve dilerim sağlık sorunlarınızı aşar, yeni acılar yaşamadan önümüzdeki süreci gönlünüzce yaşayınız.

Tüm dost ve tanıdıklara Dersimi yüreğimle selamlar, saygılar.
Sevgi ve saygılarımla. 19.07.2017
Ergin Doğru
2 Nolu yüksek Güvenlikli Cezaevi,
D-19
ELAZIĞ
-----

Dersim sevdalısı Yazar Ergin Doğru’nun şahsında tüm siyasi tutsakların bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını diliyorum.

*Em. Öğrt.
………….
NOT:
Zarfın içinde iki yaprak vardı. Bir yaprak arkalı-önlü olarak yukarıda aktardığım iki sayfalık mektup bana hitaben yazılmıştı. Ayrıca bir yaprağın bir sayfası da basında yayınlamak üzere yazdığı makalesiydi. Dersim Sevdalısı Sayın Ergin Doğru’nun o makalesini aşağıda okurların bilgisine sunuyorum.

Sessizlik Ölümdür
Ergin Doğru*

Bu diyarlarda zaman hep aynı gösterir. Gündüz olmaksızın karanlık yaşanır vakitler. Her daim bekleyiş hali yaşanır, karanlık vakitleri gösterir zamanın durağanlığı. Gözlerin rengi korkudur, tek nefeste tek korku solunur. Hayaller uzağı gösterir hiç yaşanmayacakmışçasına. Gözler kara bulutların ardına gizlenmiş aydınlıkta Güneş’e hasret tomurcuklar gibi bekliyorlar, ama bilmiyorlar, beklemek zamanın içinde ölmektir.

Hayalsiz yaşam susuz kalmış ağaç yaprağı gibidir. Ömürler tüketildi gidilen hayallerin peşinde. Işık süsmesine gizlendi umut, en çok arandığında Kaf Dağı’nın gerisinde kaldı. Var olmak ne kadar gerçek ise, umut da o kadar sahiciydi. Umutsuz kör kuyuların karanlıklarında boğulmaktansa, umudun ışığında acı çekmek yeğlenirdi zamanın serüveninde.

Umut büyüdü Eylül karanlığında doğan çocuklar gibi. Kör zindanlardan , işkence tezgahlarından, Arnavut kaldırımlarına vuran düşlerde beslenen bebeler gibi büyüttük umudu yüreğimizde. Yalın ayaklı çocuklar toprak kokuyordu umudun kavgasında. Büyürken umut çığlıklarımız asıldı bulutlara, ama susmadık, beklemedik ölüm soğukluğunda üşüyen düşlerimizi yaşadıkça.

Gecekonduların duman tüten bacalarından yükseldi inadın adımları. Toprak damlı köylerin isyanı vardığında limanımız olan dağlara, yıkıldık demir canavarların paletlerinde, yakıldık cellatların kin kokan alevlerinde. Ateşte arındık kirlerimizden, yeniden pir u pak döndük kutsalımıza. Yıkıldık, yakıldık ama beklemedik ölümün kalleşliğini. Beklemek ölüm kalleşliğinde tükenmektir.

Bahar esintilerinde kanat çırpan dağ kırlangıçları olduk. Boy vermiş dağ laleleri gibi renga renk açtık. Kök saldık tohum olduk dağlardan ovalara. Her rüzgarda umut olup sevrulduk baharı özleyen yüreklere. Yüreklerde filizlendik özgürlük çiçeği olduk maviliklerde.

Kör bahçevanlar dermeye çalıştı umudun yeşerttiğimiz çiçekleri. Boy verirken özgürlüğün bayrında, dalında kopardılar en güzel çiçeklerimizi. Pes etmedik, yenilmedik bahçevanların bıçak korkusundan. Çünkü biliyorduk kormak ölüme giden yolun başlangıcıydı.

Gün oldu, devran döndü. Yağmur damlaları, bulutlar arasında gezinirken çaresiz, bulamadılar düşeceği toprağı. Esir düştüler kara bulutların gölgesine.

Kara bulut gölgeleri sarmış umudu. Görünmez olmuş gökkuşağı yalnız kalmışcasına. Sevdasız kalmış yürekler, atımsız kalpler ile adımlıyorlar sessizliğin tarlasını. Bilmeden debeleniyorlar sessizliğin kadranlığında. Sonunda ölüm kokan sessizliği yırtamayan çaresizlikler gibi gizlerini yumuyorlar yaşama, duymuyorlar hakikatin çığlığını, dokunmuyorlar gerçeğin sıcak ateşine.

Görmeyen, duymayan, dokunmayan masumiyet kirleniyor karanlığın gölgesinde. Kirlendikçe hızlanıyor ölümün sessizliği, tükeniyor umutla büyütülen sevdaları.

Bir şey yapmalı, bir şey demeli! Yırtmalı ölüm sessizliğini dağıtmalı karanlık gölgeleri. El vermeli güneşe ve güneşi zapt etmeye. El ele yürek yüreğe çığlık olmalı.

Susma haykır, sessizlik ölümdür!

Ergin Doğru
2 Nolu yüksek Güvenlikli Cezaevi,
D-19
ELAZIĞ

(“Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu ‘GÖRÜLDܒ” damgalı mektup)


gomanweb3@gmail.com

Ek.Tarihi Thu Aug 17, 2017 10:00 am Gön: Oezer

İlgili Konular

Medya

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution