Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Dünya


Kürt profesörden Barzani’ye Tarihi Mektup-03.04.2017
Kazakistan’da yaşayan ve “Gaz ve Petrol Mareşali” olarak bilinen Kürt Profesör Nadir Nadirov’un 1989 yılında Başkan Mesud Barzani’ye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) 10’uncu kongresi dolayısıyla gönderdiği mektup ve Barzani’nin cevaben yazdığı mektup gün yüzüne çıktı.

Nadirov Temmuz 2016’da Başkan Barzani’ye uzun bir mektup daha yazarak, o günleri hatırlattı.
Profesör Nadirov’un 2016’da Barzani’ye yazdığı mektup şöyle:
“Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Sayın Mesud Mustafa Barzani;

Her şeyden önce bu mektupla, Çin sınırından Kazakistan Almatı’dan, sıcak ve Kürtperver selamlarımı iletiyor, size can sağlığı diliyorum.
Biz eski Sovyet ve özellikle Orta Asya’da Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan Kürtleri arasında size büyük sevgi ve saygı duyulduğunu bilmenizi isterim. Elbette bunun sebebi rahmetli babanız, Kürt milletinin kurtuluş hareketi ulusal lideri Ölümsüz Mele Mustafa Barzani dönemine uzanıyor. Ona, dönemindeki peşmergelere, bugüne kadar vatan toprağı için canını feda eden bütün peşmergelere rahmet diliyorum. Allah, kanatlarınızın altında Kürt halkını koruyan, kanlarıyla vatan toprağını sulayan Kürdistan peşmergelerini korusun.

Efendim;
Hareketinizi, babanız Ölümsüz Mele Musfata döneminden beri takip ediyorum. 1957 yılında Moskova’da okurken rahmetli babanızı tanıdığım için kendimi çok şanslı görüyorum. Ben 24-25 yaşındaydım. O gün benim için tarihi bir gündü. O günün üzerinden 60 yıl geçti ancak bugün gibi hatırlıyorum. Dönemler ve anılar unutulmaz. Birgün kısmet olur da karşılaşırsak size o günden bahsedeceğim. Bu görüşmenin serüvenini Rusça ve İngilizce makale olarak yazdım. Bu makaleyi yakın zamanda Kürtçe ve Türkçe haliyle Kürt medyasında yayımlayacağım.

Sevgili Kardeşim;
Müsade edin size kardeşim diyeyim! Hem fiziki hem de manevi anlamada aramızda güçlü bir ilişki olduğunu belirtmek isterim. Ölümsüz Mele Mustafa Barzani’yle görüşmemizden 32 yıl sonra 1989 yılında sizden çok değerli bir mektup aldım ve o mektubu halen de muhafaza ediyorum. O artık benim için tarihi bir belgedir ve arşivimin önemli bir parçasıdır. O dönem 10’uncu Kongrenize bir kutlama mektubu göndermiştim. Siz de 19.12.1989 yılında yazdığınız mektupla bana teşekkür etmiştiniz. Mektubun bir bölümünde şöyle demiştiniz: “Kongremizin başarılı şekilde sonuçlandığına sizi temin ederiz. Bunun sizler için, Kürtler ve Kürdistan’a yürekten bağlı olan herkes için memnuniyet verici olacağına inanıyoruz.”

Elbette yıllardır Kürdistani hareketlerinizin tümünü yakından takip ediyorum. Tabi yüz yüze bir görüşmemiz de oldu. Hatırladığınız üzere 2008’de Erbil’de Cegerxin Festivali’nin konuğu oldum. Görüşmemiz o zaman gerçekleşti. Bu görüşmeden kıvanç duyuyorum.

Değerli Barzani;
Bu görüşme ve mektuplardan kastım nedir? Elbette maksadım “aynı evden aynı ahvalden olduğumuz”u belirtmektir. Çok değil, 80’lere baktığımızda, 100 yıl öncesine baktığımızda aramızda sınırların olmadığını, aynı toprakta yaşadığımızı görürüz. Şimdi fiziki olarak 7 bin kilometre mesafede olsak da kalbimiz bir, düşüncemiz bir, hedefimiz birdir. Sizi bu hedefin kurucusu olarak görüyoruz ki bu hedef de bağımsız, özgür, demokrat ve eşit Kürdistan’dır.

Sayın Başkan;
Tarihin sayfaları, büyük ve bilgin kişilerin serüvenleri ve yaşamlarıyla doludur. Bazı kişilerin milletlerinin yücelteceği önceden bellidir. Gecelerini gündüzlerine katıp milletlerinin onur ve büyüklüğü için harcarlar. Sizin alçak gönüllülüğünüzü bilsek de müsade edin bunları sizin için söyleyeyim.

Değerli Kürdistan Başkanı;
Biz Kürtlerde bir söz vardır; “Hareket senden bereket benden” diye. Gerçekten de atalarımız, ailelerimiz, Kürt milletinin kahramanlığına yakışır şekilde harket etti ve milletimizi bugünlere getirdi. Elbette bütün bunlar olurken büyük zorluklar yaşadınız. Başta siz ve binlerce aile ferdi Kürdistan’ın dağlarına sığındı. Değerli bir sanatçının dediği gibi, “Döşeğiniz yer, sığınağınız kaya ve yokuşlardı.” Halepçeleri nasıl unuturuz? Enfalleri, 182 bin masumun ölümünü nasıl unuturuz? Sadece son iki yılda 1500’ü aşkın kahraman peşmerge ülkesinin toprağını ve namusunu korurken canlarını feda etti, şehit düştü. Bu kahramanların lideri, öncüsü olarak sizi biliyoruz. Siz de kendinizi o peşmergelerden biri sayıyor, kendinizi onların üstünde görümüyorsunuz. Sırf bunun için bile olsa sizi seviyoruz. Bu yüzden, “Hareket sizden bereket bizden” diyorum.

Değerli Başkan;
Son sözü şimdiden söyleyeyim: Allah seninle olsun! Biz eski Sovyet Kürtlerinin, Kafkasya’dan tutun da Orta Asya’ya, Çin sınırlarına kadar sizin arkanızdayız. Size inanıyoruz. Çünkü Ölümsüz Mele Mustafa’nın oğlu olduğunuzu biliyoruz. Siz, yaşamının son gününe kadar Kürdistan’ın acısını yüreğinde taşıyan o kahramanın oğlusunuz.

Ülkemiz Kürdistan, büyük bir ülkedir. Hem toprağımız, nüfusumuz, doğamız, tarihimiz hem de kültürümüzle dünya milletlerinden aşağı değiliz. Nüfus ve toprak genişliği olarak birçok dünya ülkesinden büyüğüz. Dünya ülkelerinin yarısından daha büyük olduğumuzu söyleyebilirim. Biz mazlum bir milletiz, masumuz! Yüzyıllardır hakkımız yeniyor. Ama artık yeter! Sizin de “Artık yeter, yeter, yeter!” dediğinizi biliyoruz. Bir süredir Kürdistan’ın bağımsızlığının ışığını ülkemizin ufuklarında ve sizin sözlerinizde görüyoruz. Kürdistan Bayrağı’nın Birleşmiş Milletler binası önünde dalgalanacağı günü bekliyoruz. Dolayısıyla sözünüzü yerine getirmenizi ve Kürdistan’ın bağımsızlık referandumunu bu yıl yapmanızı umut ediyoruz. Bir yıl içinde Irak’tan ayrılıp bağımsızlığı bize armağan edin. Artık 85’ime doğru gidiyorum, bırakın ülkemin bağımsızlığını gözlerimle göreyim.

Sayın Barzani;
Elbette birileri kalkıp buna karşı çıkacak ve sözlerinizi ayaklar altına alacak ama üzülmeyin, onların sayısı az. Onlar hep vardı, şimdi de varlar, yine olacaklar. Ancak biliyor ve inanıyoruz ki siz kurtuluş yolundan asla ayrılmayacaksınız. O hayırsızlara da sözümüz şu olsun: Allah sizi hidayete erdirsin ve doğru yolu göstersin. Sadece bunu biliyorum; azıcık namus ve şerefi olan, milletinin özgürlüğü önünde enngel olmaz.

Efendim;
Bizler çok zulüm gördük. Ben bile ailesi defalarca sürgün gören biriyim. Şimdi Çin sınırında yaşıyoruz. Ancak şimdiye kadar hayal ve rüyalarımız hep Kürtlerle Kürdistan’ın özgürlüğü ve istikbaliyle oldu. Bu dava asla sönmez. Fakat gün bugündür, Allah hiçbir zaman bizim için bu kadar rast getirmemiştir. Şimdiye kadar hep dardaydık, İnşallah bundan sonra hep refahta olacağız.

Değerli Başkan;
Bir kez daha dostluk, kardeşlik selamlarımı iletiyorum. Sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum. Allah, sizin ve peşmergemizin kahramanlık ve ferasetini milletimizin başından eksik etmesin. Biz arkanızdayız, dünya sizinle. Dünya güçleri sizin destekçiniz. Onlar size muhtaç, siz onlara. Dolayısıyla bağımsızlığın yolu açık. Unutmayın Kürtlerin gözü sizde…

Allah sizinle olsun, güç ve kuvvetiniz daim olsun…”
Nadir Nadirov
Almatı/Kazakistan / 10 Temmuz 2016

Başkan Barzani’nin Nadirov’a yazdığı 1989 tarihli mektup
Çok değerli ve saygın kardeşim Nadir Kerem Nadirov’a
İçten ve sıcak selamlarıma

Onuncu kongremize yazdığınız mektup elimize ulaştı ve kongrede okuduk. Mektubunuz içten bir şekilde karşılandı. Bu sebeple şahsım, merkez komite, parti ve kongremizdeki arkadaşlar adında Kürtperver, kardeşlik ve samimi duygularınız için teşekkür ediyorum. Hayatınız boyunca çalışmalarınızda Kürtler ve Kürdistan için başarılı olmazını diliyorum.
Kongremizin başarılı bir şekilde tamamlandığını size içtenlikle bildiriyorum. Bunun, bütün Kürtleri ve Kürdistan’ı mutlu edeceğine inanıyoruz.

Program, içerdeki sorumluluklar ve kongrede kabul edilen kararlar, günümüz şartlarında milletimizin, Kürdistan’ın yoksullarının mücadelesinin problemlerinin çözümü içindir. Son nefesimize kadar milletimizin kutsal hedeflerine ulaşmak için Ölümsüz Barzani’nin Kürtperver yolunda kalacağımıza emin olabilirsiniz. Irak’ın demokrasisi ve Kürdistan’a otonomi için mücadele ediyoruz.
Irak Kürdistanı nezdinde, milletimizin tüm ulusal ve toplumsal hakları için barışçıl bir yolda hareket edeceğiz ki bu tüm Kürt ulusunun barışı için olacaktır.
Bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Daimi başarılar diliyoruz. / 19.12.1989
Mesud Barzani
Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı

*************************************

.

Dr. İsmaiş Başikçi: KERKÜK ELBETTE BİR KÜRD ŞEHRİDİR-13.04.2017
Sosyolog İsmail Beşikci, Kerkük’te Kürdistan bayrağının göndere çekilmesine Irak, İran ve Türkiye’nin gösterdiği tepkiye değinerek, önemli olanın Kürdlerin Kürd bayrağı gibi temel konularda birlikte hareket etmeleri olduğunu söyledi.


Beşikçi'den Türkiye'ye Kerkük Cevabı "Kürtler İstanbul Kürt Kentidir Diyor Mu?"

Kerkük İl Meclisi’nin resmi kurumlarda Irak bayrağının yanında Kürdistan bayrağının asılması ve ardından alınan referandum kararıyla ilgili başlayan tartışmaları değerlendiren Sosyolog İsmail Beşikci, Kerkük'ün Kürdistan içinde yer aldığını ancak Kürdistan'dan koparıldığını söyledi.

Kerkük İl Meclisi’ndeki oy dağılımlarına dikkat çeken İsmail Beşikci, “Milli irade diyenler o oranlarına baksın” diyerek, “Kerkük elbette Kürdlerin yurdudur” dedi.

Beşikci, “Bazı Türk yazarları çeşitli vesilelerle İstanbul’un en büyük Kürd kenti olduğunu söylemekte. Diyelim İstanbul nüfusunun yüzde 25'i Kürd. Buna bakarak, 'İstanbul Kürd kentidir' denir mi? Kürdler böyle bir şey söylüyor mu?” sorularını sordu.

Kerkük'ün Kürdistan içinde yer aldığını ancak Kürdistan'dan koparıldığını ve IŞİD saldırısından sonra, Kerkük'ün Peşmerge tarafından korunduğunu söyleyen Beşikci, Peşmerge’nin Kerkük’ü savunmak için çok bedel ödediğini söyledi.

Kerkük’te Kürdistan bayrağının göndere çekilmesine Irak, İran ve Türkiye’nin gösterdiği tepkinin anlaşılabilir olduğunu söyleyen Sosyolog Beşikci, “Önemli olan, belirleyici olan Kürdlerin, Kürd bayrağı gibi temel konularda birlikte hareket ediyor olmalarıdır” dedi.

Sosyolog İsmail Beşikci’nin 1habervar.com'da yer alan röportajı şöyle:

-Kerkük’ün önemi nedir?

Kerkük Kürdistan içinde yer almaktadır. Ama Kürdistan’dan koparılmış bir şehirdir. Kerkük’te, Türkmenler, Araplar, Ezidi Kürdler, Asuri-Süryanilar de yaşamaktadır. Bütün etnik yapılar, kendi dillerini, kültürlerini korumakta, kendi ana dilleriyle eğitim yapmaktadır. Bu, Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından yasalarla garanti altına alınmıştır. Kerkük, İŞİD’in Kürdistan’a saldırısından beri, yani 2014 Haziran’ından beri Peşmerge tarafından korunmaktadır. Bu uğurda çok ağır bir bedel ödeyen Peşmergedir.

-Türk, Kürd ve Arapların Kerkük'teki ısrarı sadece petrole mi dayanmakta?

Kerkük, Kürdistan’dan koparılmış bir alandır. Bu ilişkilere kısaca bakmakta yarar var. Saddam Hüseyin yönetimi, 1970’lerde, Kerkük’ün nüfus yapısını değiştirmek için çok büyük çaba harcadı. Kürdleri, Kürdistan’dan, Kerkük’ten zorla, devlet terörüyle kopardı, Irak’ın güneyine, Arap çöllerine sürgün etti. Arapları da, Kürdlerden boşalan alanlara yerleştirmeye başladı. Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, Baas yönetiminin çok önemli icraatlarından biri, Kürdistan’ın nüfus yapısını değiştirmek olarak görülmektedir. Güney Kürdistan’ı, Güneybatı Kürdistan’ı Arap anavatanı içinde göstermek, Baas yönetimlerinin gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, çok büyük çabası olmuştur.

11 Mart 1970’te Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mele Mustafa Barzani ile Irak Devrim Komuta Konseyi Başkan Yardımcısı (Başbakan) Saddam Hüseyin arasında, Kürdistan’ın özerkliği anlaşması yapılmıştır. Bu anlaşmada, Kerkük’le ilgili bir madde de vardı. Bu maddeye göre, 1974 yılına kadar Kerkük’te nüfus sayım yapılacak, o nüfus sayımının sonuçlarına göre Kerkük, Kürdistan’a veya merkezi Bağdat yönetimine bağlanacaktı. O nüfus sayımı yapılmadı. Nüfus sayımının yapılmamasının temel nedeni, sayımda Kürd nüfusun şüphesiz fazla çıkacağı endişesiydi. Nüfus sayımı yapılmadı ama Kürdleri Kerkük’ten, Kürdistan’dan devlet terörüyle koparma, boşalan yerlere Arapları yerleştirme politikası kararlı bir şekilde sürdürüldü.

20 Mart 2003’te ABD’nin Irak’a silahlı müdahalesinden sonra, yani Baas partisinin dağıtılmasından, Baas yönetiminin çökertilmesinden, el Muhaberat’ın etkisizleştirilmesinden, kitle imha silahlarının yok edilmesinden sonra durum değişti. Kürdistan Bölgesel Yönetimi kuruldu. Bu dönemde, Saddam Hüseyin tarafından Arap çöllerine sürgün edilen Kürdlerin bir kısmı yerlerine yurtlarına dönmeye başladı.

Ama Irak’a ABD müdahalesinden sonra gelişen şu ilişkilere de dikkat çekmek gerekir. Bu müdahaleden sonra yeni bir Irak anayasası yapıldı. 2005 tarihli bu anayasanın 140. Maddesinde, Kürdistan’dan koparılmış alanlarda sayım yapılacaktı. Bu sayıma göre, Kerkük, Şengal, Xanekin, Çemçemal gibi alanlar ya Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne katılacaktı veya merkezi Bağdat yönetimine bağlanacaktı. Anayasanın 140. Maddesi de yerine getirilmedi. Irak hükümetleri, özellikle el-Maliki hükümetleri bu sayımı yapmamak için büyük çaba harcadı. Böylece Irak anayasası çiğnendi. Başbakan Maliki, Saddam Hüseyin tarafından Kerkük’e yerleştirilmiş Arapların, Arap ailelerin, orayı terk etmemelerini istedi.

İŞİD Haziran 2014’de Musul’u ele geçirdi. Irak ordusu, hiç çatışmaya girmeden, Musul’u İŞİD’e bıraktı. O zaman Irak Başbakanı Nuri Maliki idi. İŞİD’e Kürdistan’a saldırmasını salık verdi. Halbuki Irak Ordusunun ikinci büyük karargahı Musul’daydı. Ordunun bütün silahları İŞİD’ın eline geçti. Musul’daki bankalar, merkez bankası, İŞİD’in eline geçti. Irak ordusu, Musul’dan çekildiği gibi Kerkük'ten de çekildi. Fakat Irak ordusu, Kerkük’ten çekilir çekilmez Kerkük, Peşmerge tarafından denetlenmeye başlandı. Peşmerge, İŞİD’i Kerkük’ten çıkarmak için çok büyük bir savaş verdi.

Tabi Kerkük, petrol bakımından da çok önemli bir bölgedir.

-İstanbul’da Kürdler yaşıyor diye ‘orası Kürd kentidir’ diyebilir miyiz? Demografik yapısı birçok kez değişen Kerkük, aslen kimin yurdudur?

Kerkük elbette Kürdlerin yurdudur, Kürd bölgesidir. Kerkük, hem nüfus olarak, hem coğrafi olarak Kürdistan’dır, Kürdistan’a dahildir. Kerkük’te, Türkmenler, Araplar, Ezdi Kürdler, Asuri-Süryaniler de yaşamaktadır. Şu ilişiklere dikkat çekmekte fayda var. Bazı Türk yazarları, çeşitli vesilelerle, İstanbul’un en büyük Kürd kenti olduğunu söylemektedir. 4 milyon kadar Kürdün İstanbul’da yaşadığı söylenmektedir. Diyelim İstanbul 16 milyon, 4 milyonu Kürd. Diyelim nüfusun yüzde 25'i Kürd. Buna bakarak, “İstanbul Kürd kentidir” denir mi? Kürdler böyle bir şey söylüyor mu?

Ama şu ilişkiyi dile getirmekte yarar vardır. Bugün 16 Nisan referandumu için gerek ‘Hayır’ demeye, gerek ‘Evet’ demeye hazırlananlar, İstanbul’da yaşayan 4 milyon Kürdün Kürd olmaktan, Kürd toplumunun bir üyesi olmaktan doğan hakları için ne düşünüyor? Türkmenlerin de, öbür etnik gurupların da, Kürdistan’da, Kerkük’te, bu hakları var. Ama “Kerkük’teki soydaşlarımızın yanındayız, Kerkük’teki soydaşlarımızı yalnız bırakmayacağız” diyenler, “o bayrak inmedikçe...” diye gösteri yapanlar, “Barzani’nin postu üzerinde dolaşmak”tan söz edenler, “en büyük Kürd kenti”ndeki, İstanbul’daki Kürdler için neden hak hukuk düşünemiyor? Bu ilişkilerin dikkatlerden uzak tutulmaması gereken temel sorusu budur.

“Kerkük’teki soydaşlarımızın yanındayız, Kerkük'teki soydaşlarımızı yalnız bırakmayacağız” söylemlerinin, Kuzey Kürdistanlı Kürdlere bir şey hatırlatması gerekir. Bir Türk devleti var, Türkiye dışındaki Türk topluluklarının Türk olmaktan doğan haklarını savunuyor. Bu doğal bir gelişmedir. Bu koşullar altında Güney Kürdistan’da bir Kürd devletinin oluşmasına karşı çıkmak, anti-Kürd politikaları izleyen Haşdi Şabi’nin, İran’ın, Irak’ın yanında yer almak elbette çok yanlıştır.

- Amerika'nın özelde Kerkük, genelde Irak'taki pozisyonunu nasıl tanımlarsınız?

ABD’nin 2003’te, Irak’a müdahalesiyle, Saddam Hüseyin rejimi yıkılmış, Baas Partisi, ordu, el Muhaberat dağıtılmış, kitle imha silahları yok edilmiştir. Başta Kürdleri tehdit eden bu kurumların etkinliği yok olunca Kürdlerin önü açılmıştır. Kürdistan Bölgesel Yönetimi böyle kurulmuştur. Bunun, Kürdistan için çok önemli bir gelişme olduğu açıktır. Bugünkü ABD yönetiminin Kürd hak ve özgürlüklerine daha yakın durduğu kanısındayım.

- Türkiye’nin Kerkük politikası ne yönde? Bölgeye ilişkin amaçlanan nedir?

Kürdistan, Kürdler, 1920’lerde, dönemin iki emperyal gücü Büyük Britanya ve Fransa ile Yakındoğu’nun, Ortadoğu’nun iki köklü devleti Osmanlı İmparatorluğu ve İran İmparatorluğu’nun ve bu iki imparatorluğun ardıllarının işbirliğiyle bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmıştır. Kürdler, Kürdistan denildiği zaman bu durumun dikkatlerden uzak tutulmaması gerekir.

-2014'te IŞİD'in Musul saldırısında Irak hükümetine bağlı ordu savaşmayarak bölgeyi terk etmişti. Güvenliği Peşmerge ve PKK'nin sağladığı açıklanmış, Irak Merkezi yönetimine bağlı asayiş güçlerinin de bir daha Kerkük'e alınmayacağı vurgulanmıştı. Sizce bu yaşananlar Kürd yönetimine yeteri meşruiyeti sağlar mı?

Kürdistan Bölgesel Yönetimi çoktan meşrudur. Enfal’i, Kürd soykırımlarını, Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı’nı, benzer cezaevlerini hiç unutmamak gerekir.

-Kerkük Valisi, Mart ayında devlet kurumlarına Irak bayrağıyla birlikte Kürdistan bayrağının da asılması talimatını verdi. Ardından Türkmenler ve Irak merkezi hükümeti tepkilerini dile getirdi. Kerkük'teki bayrak krizini nasıl yorumlarsınız?

Kerkük İl Meclisi’nde Kürdler 26, Türkmenler 9, Araplar 6 üye ile temsil edilmektedir. 41 üyeli Kerkük İl Meclisi’nde dağılım böyledir. Milli iradeden çok söz eden bugünkü Türk Devleti’nin, Türk hükümetinin oyların bu dağılımını dikkate alması gerekir.

Kerkük’te kamu binalarında Kürd Bayrağı’nın asılması doğaldır. Zaten Kürd Bayrağı 10 yıldır Kerkük’te de dalgalanmaktadır. Anti-Kürd politikalar izleyen, İran, Irak, Türkiye gibi devletlerin Kürd bayrağına karşı durmaları da anlaşılır bir durumdur. Önemli olan, belirleyici olan Kürdlerin, Kürd bayrağı gibi temel konularda birlikte hareket ediyor olmalarıdır. Kürd bayrağı olayını, Türk basını büyütmüştür.
(Eren Güven / 1HaberVar)

Ek.Tarihi Mon Apr 03, 2017 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Dünya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Dünya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution