Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Faiz Cebiroḡlu:Hasip Kaplan demeci üzerine bir not..   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mustafa Elveren:HDP’yi İtibarsızlaştırmak İsteyenler Boşa Çıkarılmalı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Bülent Tekin:Selahattin Demirtaş'ın yeniden aday olmaması   Abschiebung nach Pakistan verhindern   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP Yönetimi Demirtaş’ı Tekrar Seçmemeye, Kongreyi Bile Beklemeden, Karar Vermiş   İbrahim Güçlü:DIVÊ LI BAŞÛRÊ KURDİSTANÊ BI LEZ HILBIJARTINA GIŞTÎ ÇÊ BIBE
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya

01)Barzani: Başkan’ı seçin yanında olayım!-02.01.2016

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, başkanlık krizinin çözümü için siyasi partilere 3 seçenek sundu.Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, başkanlık krizinin çözümü için siyasi partilere 3 seçenek sundu.

Başkan Mesud Barzani, yeni yıl dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı.
2016’da sorunların çözümü için sona kadar çalışacağını belirten Barzani, “Kürdistan Bölgesi Başkanlık meselesini de partilerin biraraya gelerek çözmesini talep ediyorum” dedi.

Barzani, “Ya seçim, ya da bir kişi üzerinde anlaşma sağlasınlar. 2017 yılına kadar başkanlığı o zat üstlensin ben de bu süreçte elimden gelen bütün yardımları sunayım. Veya içinde bulunduğumuz bu zorlu süreci atlatıncaya kadar bu şekilde devam etmesi için bir ittifak sağlansın” önerilerinde bulundu.

Kendisi için en önemli konumunpeşmergelik olduğunu tekrarlayan Mesud Barzani, “Hangi görevde olursam olayım, vatanımı teröristlerden, düşmanlardan korumak ve bağımsızlık için çalışacağım” ifadelerini kullandı.

Başkan Barzani’nin mesajının tam metni şöyle:

“Yüce Allah’ın adıyla...
Sevgili kardeşlerim ve kızkardeşlerim,
Yeni yıl Kürdistan'a ve bütün dünyaya kutlu olsun! Umarım 2016 yılı, terörün sona erdiği ve barışın geldiği bir yıl olur.
2015 yılında peşmergeler, ortak vatanımızı korumak için çok kurban verdi.
Asrın en tehlikeli grubu karşısında, insani değerlerleri ve medeni hayatı korumak için mücadele verildi ve verilmeye devam ediliyor.

2015 IŞİD’in mağlup olduğu, peşmergelerin zaferden zafere koştuğu bir yıldı.

Aynı zamanda bütün Kürdistan için zor ve çetin bir yıldı.
Merkezi Irak Hükümeti tarafından bütçenin kesilmesi, petrol fiyatlarının düşmesi, terörle mücadele ve 1 milyon 800 bin göçzedeyi misafir etmemiz, Kürdistan halkının yaşam şartlarını çok etkiledi.

Ancak Kürdistan halkı çalışkan ve diridir. Bu nedenle bütün bu zorlukları aşıp iyi günleri geri getireceğimize inanıyorum.
Bu zor günleri aşmak için büyük bir sabır gerekiyor. Halkımıza sabrından ve direnişinden dolayı teşekkürü bir borç biliyorum.
Bütün dünyanın terörden ve teröristlerden kurtulması için verilen bu mücadelede, Kürdistan’ın dostlarının yardımına ihtiyacı var.
Buradan bütün dost ülkelerden Peşmerge Güçleri’ne ve Kürdistan halkına destek olmalarını istiyorum.

Değerli halkım,
2015’te meydana gelen siyasi krizi çözmek için, yeni yılda hükümette yer alan bütün partilerle biraraya gelerek, Kürdistan Bölgesi ve halkı için gereken neyse onu yapıp, çözüm için sonuna kadar çalışacağım.

Kürdistan Bölgesi Başkanlık meselesini de, partilerin biraraya gelerek çözmesini talep ediyorum.
Ya seçim, ya da bir kişi üzerinde anlaşma sağlasınlar. 2017 yılına kadar başkanlığı o zat üstlensin ben de bu süreçte elimden gelen bütün yardımları sunayım.

Veya içinde bulunduğumuz bu zorlu süreci atlatıncaya kadar bu şekilde devam etmesi için bir ittifak sağlansın.

Artık başkanlık meselesini kullanıp halkı yormaya son verilmesini istiyorum.
Benim için herşeyden daha önemli konum peşmergeliktir. Hangi görevde olursam olayım, vatanımı teröristlerden, düşmanlardan korumak ve bağımsızlık için çalışacağım.

Bu süreçte bizden beklenen, Kürdistan halkının hayatını sağlama alıp refaha kavuşturmak için çalışmaktır. Siyasi çatışmaları bir yana bırakıp, bu dönemde önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için çaba göstermemiz gerekiyor.

Özellikle bölgede büyük değişimlerin meydana gelmesinin arifesinde her zamankinden fazla halkımız bizden birlik - beraberlik bekliyor.

Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin bu süreci en iyi şekilde değerlendirmek için çalışmasını diliyorum.
Hükümetimizin geçici değil, kalıcı reformlara gitmesini temenni ediyorum.
Kürdistan halkının bu zor günlerin üstesinden geleceğine ve daha güzel günlere doğru adım atacağına inanıyorum.
Halkımız emin olsun ki Kürdistan’da kalkınma çalışmalarına devam edilecek ve daha iyi bir ekonomik temel için çalışılacaktır.
Son olarak buradan bütün şehitlerimizin önünde eğiliyor ve yaralılarımıza şifa ve sabır diliyorum.

Peşmergelerle omuz omuza cephelerde mücadele veren kahraman gönüllülere teşekkür ediyorum.
Tahammül gösteren halkımıza ve bu süreçte yanımızda olan, yardım ve desteğini esirgemeyen dost ülkelere teşekkür ediyorum.

Umarım 2016 yılı, sıkıntıların bittiği ve halkımızın sıkıntılardan kurtulduğu bir yıl olur.
Umudum o ki, yeni yılda Kürdistan barışa kavuşur ve bütün kötülükler silinir gider.
Bütün insanlığa, başarılar, mutluluklar diliyorum!” Yazdır

02) Suudi Arabistan'da 47 suçlu idam edildi–02.01.2016
Suudi Arabistan

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, çeşitli terör saldırılarından suçlu bulunan 47 kişinin idam edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, sivilleri ve güvenlik güçlerini hedef alarak terör saldırıları gerçekleştiren 47 suçlunun idam edildiğini duyurdu.

Açıklamada, idam edilenler arasında Nimr al-Nimr isimli bir papazın da bulunduğu ve idam edilenlerin çoğunluğunun El Kaide tarafından 2003-2006 yılları arasında gerçekleştirilen terör saldırılarına dahil olduğu kaydedildi.

İdam edilenlerin büyük bir kısmının Suudi vatandaşı olduğu aktarıldı.

03) Can Dündar: Bu yazıdan başka verebileceğim bir hediye yok! –02.01.2016

Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan yazdığı yazısında oğlu Ege Dündar'ın doğum gününün 2 Ocak olduğunu söylerken, “Ona bu yazıdan başka verebileceğim bir yaşgünü hediyesi olamayacak” dedi.

"Terör örgütüne yardım, casusluk ve devlet sırlarını ifşa etmek" Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar , Adana'da durdurulan MİT TIR'larının içinde silah ve mühimmat bulunduğunu ortaya koyan belgeleri yayınladıkları nedeniyle tutuklu bulunduğu Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan yazdığı yazısında oğlu Ege Dündar'ın doğum gününün 2 Ocak olduğunu söylerken, “Ona bu yazıdan başka verebileceğim bir yaşgünü hediyesi olamayacak” dedi.

Dündar, oğlu Ege Dündar’ın doğum gününü kutlarken, “Ne “sıfırladın mı oğlum” dedim telefonda ona, ne de o “hepsini dağıttık babacığım” dedi bana…” ifadelerini kullandı.
Can Dündar’ın Cumhuriyet’te bugün (2 Ocak 2015) yayımlanan “Bir küçük yassı taş” başlıklı yazısı şöyle:

Kapalı görüş günü...
Görüş odasına koşar adımlarla gittim.
Dar kabinin camının ardında 20’lik bir fidan...

Benim oğlum...
Fidanın dalları sürgün verip yeşermiş sanki kollarının ucunda... O parmaklarıyla dokunuyor bizi ayıran kalın cama... Avuç içlerimiz camın iki yanında yapışıyor birbirine...

“Yapışıyor” demem lafın gelişi...
İki canın arası cam...
Aramıza dağlar, okyanuslar, kıtalar girdiği olmuştu; ama bu kadar yakınken ten tene dokunamadığımız olmamıştı hiç...
Şimdi yine aramıza kıtalar girmiş gibi, dokunma mesafesindeyken telefonlaşacağız.
Tenimizin işini gözümüz yapacak; bakarak dokunacağız...
Camdan kerpeten

Bugün onun yaş günü...
20’si bitiyor.

Etle tırnak gibi geçmiş 20 yıl... Aradaki soğuk cam, tırnağı etten söken bir kerpeten şimdi...
Doğacağı hafta, “Bir oğlumuz olacak dostlar” diye yazmıştım.
Sezen, “Kalbim Ege’de kaldı”yı söylüyordu...
Annesiyle “Ege” isminde karar kıldık.
“Gülücüklerin mabedi” olmuş bir evde, ilk sözüne, ilk adımına, ilk aşkına tanıklık ettik.
En sevdiği oyuncağı, kitaplardı.

Yazıyla büyüdü.
Dilek jüri olur; biz yazı yarışması yapardık evde:
“Bir koku, yazıyla nasıl tarif edilir?”
Ben kekiği tarif ederdim; o, naneyi...
Kaleme koklamayı öğretirdik.
Yaza yaza bir masal kitabı da çıkardık ortak imzayla... Sonra, “Kırmızı Bisiklet”i yazdım ona...
Sürmeyi öğrettiğim bisikletin selesini, nasıl ona fark ettirmeden bıraktığımı, onun nasıl elimin hep arkasında olduğunun güveniyle hızlanıp uçtuğunu...
Ardından hayranlıkla bakıp kalışımı...
20 yıl
Bir gün olsun birbirimizi kırmadan geçti 20 yıl...
Ne tek çocuk kaprisi gördük, ne ergenlik bunalımı...
Anneler Günü’nde ben söz yazdım, o besteledi, şarkıyla uyandırdık annemizi...
Babalar Günü’nde en iyi yassı taşları toplayıp suda kaydırmaca oynadık Eymir’de...
Ağladık, dedesini yitirdiğimiz yatağın başucunda...
Güldük, yazdığımız masal, çocuk oyunu olup sahnelendiğinde...
Özenle diktiğimiz fidan hızla boy verdi; ben benim boyumu geçemeyeceğini iddia ettikçe gıcık bir inatla uzadı ve beni göğsünü basacak boya geldi. Bir zamanlar göğsüme bastığım bebeğin göğsüne yaslanmanın eşsiz huzurunu yaşattı bana...

Birbirimizi büyüttük.
Işıklı kutudaki çocuk
Geçen ay bir akşam, soğuk bir hücrenin plastik sandalyesi üzerinde oturup karşımdaki ışıklı kutuda onu izledim.
Hep tersi olurdu.
O çocukken ben televizyona çıktığımda, merakla arkaya dolaşır, ışıklı kutunun içinde beni arardı.
Yıllarca benim konuştuğum, onun dinlediği kutuda o vardı şimdi...
Kimsenin yaşından beklemeyeceği bir olgunlukla adaletten, hürriyetten, zulümden söz ediyordu.
Kutunun arkasına dolanıp onu kucaklayasım geldi.
Sonra Cumhuriyet’e yazdı.
Benim ömrümü çizen kalem, şimdi onun ince parmakları arasında, gürül gürül çağlamaya başlamıştı.
Kekik ve naneden, hürriyet ve adalete dönmüştü konu...
Babam yanımdan uçup gittiğinde nasıl ağladıysam, oğlum yanımda bittiğinde öyle ağladım o gün...
Bir de o görüş günü, cebine gizlediği küçük yassı taşı avucunun içinden bana gösterdiğinde...
Soğuk camın, uzak bir göle dönüştüğü o an...
Dinleyenler, kaydedenler duyup kaydetmiştir;
Ne “sıfırladın mı oğlum” dedim telefonda ona, ne de o “hepsini dağıttık babacığım” dedi bana...
Çok şükür, kandırmadan, kandırılmadan, çalıp çırpmadan, haramsız, tertemiz geldik bugüne...
Bugün 2 Ocak...
Ona bu yazıdan başka verebileceğim bir yaşgünü hediyesi olamayacak.
Ama eminim ki bir camın iki yanında yanan iki avucun sıcaklığı ileride bir şiirde, bir biyografide, bir kitapta uzak, hazin bir anı olarak yer alacak.
Biz onunla hep hayal ettiğimiz gibi uzak bir kıtada, baş başa, üstü açık bir arabayı, ufka doğru sürüyor olacağız.
Veda
Güzelim sohbeti, “süre bitti” diyen infaz memurunun sesi böldü.
Telefon kesildi.
Avuç içleri bir kez daha yapıştı cama...
20’lik fidan gitti.
Gururlu bir çift göz, bakakaldı ardından...
Kalbim, Ege’de kaldı.

04)Davutoğlu’nun STK’larla Çankaya Köşkü’nde düzenlediği toplantıdan izlenim… –02.01.2016

Suruç’taki katliamın ardından, Hükümetin uygulamaya koyduğu savaş hali devam ediyor. Bu nedenle başta siyasi partiler olmak üzere, STK’lar, aydınlar tek tek bireyler görüş ve düşüncelerini kamuoyu ile paylaşarak durumu değerlendirerek tutumunu ortaya koyup sürecin barış ve demokrasiye evrilmesi çabasını sürdürüyor.

1 Ağustos’ta CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in Başkanlığında çok sayıda Milletvekili ile birlikte gerçekleştirdiği, 33 STK’nın katıldığı toplantı herhalde CHP’nin son on yılda gerçekleştirdiği en önemli toplantılardan biri oldu. Konuşulanlar, beklentiler açısından. CHP’nin bunu ne kadar değerlendireceğini önümüzdeki zaman diliminde göreceğiz.

2 Ağustos Pazar günü de Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen toplantıya Diyarbakır’dan çağrılı az sayıdaki katılımcılardan biriydim.

Toplantıya ağırlıklı olarak AKP’ye yakın, İslami niteliği ağır basan bölgeden STK’lar çağrılı idi. Başbakan, şüphesiz geçmişte çizdiği profili dışında, ancak kendince gerekçelendirdiği ve televizyonlardan canlı yayınlanan mevcut durumun sürdürüleceği yönündeki mesajlarını verdikten sonra, toplantının kapalı bölümüne geçildi. Herkesin düşüncelerini dile getirebilmesi açısından, çok uyulmamakla birlikte, süre 3’er dakika ile sınırlandırıldı.

Öncelikle çağrılı STK Başkan Yönetici ve bireysel düzeydeki katılımcılarının büyük bir çoğunluğu operasyonların çatışmanın savaşın bitirilmesi ile çözüm sürecinin sürdürülmesi, HDP faaliyetlerine sınır getirilmemesini, Dokunulmaların gündeme dahi alınmamasını, AKP’nin kendi içinde seçim sonuçlarını sorgulaması yönünde görüş bildirdiler. Görebildiğim kadarıyla Başbakan’ın önceden yaptığı toplantılardan oldukça farklı değerlendirmeler duymuş oldu. Kimi uç görüşler de elbette vardı!

Bu nedenle olmalı, toplantının başında zamana da işaret ederek gideceği toplantı için bir saat kadar geç ayrıldı.

Söz gelimi, ilk konuşmacılardan Selim ÖLÇER’in doğrudan şahsına hitap eden barış ve demokrasi inşası görevini hatırlatan bilim insanı kimliğini öne çıkarmasını isteyen ve ülkeye kalıcı çözüm, barış getirmesini ve tarihe öylece geçmesi gerektiğini hatırlatan sözlerinin ardından, benzer bir duygusallıkla hemen cevap verme ihtiyacı içinde uzun açıklamalar yapmak gereği duydu.

Yine Necdet İpekyüz’ün Davutoğlu’nun geçmişte Diyarbakır ve Urfa’da yaptığı toplantılara davetli olan ancak bu toplantıya çağılmayan Diyarbakır Barosu ve İHD başta olmak önceki davetlilerin olmamasının eksiklik olduğuna işaret etmesine de “yer ve zaman” la ilgili olduğunu belirterek elbette önümüzdeki zaman içinde yapılacak toplantılarda onların da davet edileceğinden söz etti.

Kısa bir çağrı metninin kamuoyu ile paylaşıldığı toplantıda “Çözümün, barışın, kardeşliğin, hak ve özgürlüklerin tesisisin, demokrasinin yerleşmesinin, insan hayatının korunmasının, IŞİD’e/DAİŞ’e karşı mücadelenin gerekliliğinin” önemi çok sayıda konuşmacı tarafından dile getirildi. Ben de aşağıdaki konuşmayla toplantıya katkıda bulunmuş oldu.

“Sayın Başbakan, kritik bir dönemden geçildiği muhakkak. Bu nedenle aklımızın ve vicdanımızın el verdiği ölçüde görüşlerimizi net ve açıklıkla paylaşmalıyız.

Öncelikle seçim döneminden bugüne devreden çok sayıda soru henüz cevaplanmamış, çok önemli saldırı ve provokasyonlar henüz aydınlatılmamıştır. HDP'nin Adana ve Mersin il binalarına bomba konulması, 5 Haziran Diyarbakır mitinginde 5 kişinin ölümü ile 100 den fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan bombanın bir zanlı ile sınırlı bir soruşturma evresinde olması, arkasındaki ilişkiler, Suruç bombacısının gerçekte hangi örgütten olduğu ve örgütün Kilis'teki sınır saldırısından sonra neredeyse mutlak bir suskunluğa girmiş olması..

Keza PKK'nin ilk etapta üstlenip simdi üstlenmediği ve güvenlik birimlerinin de teyit ettiği gibi esasında son zamanlardaki çok sayıda eylemin başka örgütler tarafından gerçekleştirilmiş olduğu yönünde dolaşıma giren bilgiler.... Ceylanpınar'da uyurken öldürülen polislere yönelik eylem basta olmak üzere Diyarbakır ve Çınar'daki saldırılar gibi....

Tam da bu alacakaranlık ortamda Hükümetin şahin tutumu ile Diyarbakır'dan havalanan uçakların durmaksızın bomba yağdırmasını... Hele hele Suruç Katliamı üzerine ISID e yönelik savaş ilanı ile yapılıyor olmasını anlamak gerçekten de çok zor.

Hükümetin IŞİD’e savaş açması belli ki Türkiye'nin IŞİD'i dolaylı ya da dolaysız olarak desteklediği konusunda basta ABD olmak üzere diğer Batılı müttefikleri ile bölge devletlerinin ortak kanaatleri sonucu, giderek YPG'yi bir partner adeta bir kara gücü haline getirmekte ve önemli kazanımlar sağlamaktaydı.

Bu noktada John Alan ve beraberindeki kalabalık heyetin Türkiye ziyareti sırasında varılan anlaşma İncirlik ve Prinçlik üsleri başta olmak üzere havaalanlarının Koalisyon uçaklarına açılması ve birlikte savaş kararının ardından barış surecinin bitmekten beter bir şekilde hırpalanmasına neden olacak bombalamanın, savaşın başlatılması, son derece yanlış ve bir o kadar da tehlikelidir.

Yanlıştır! Çünkü 80 yıllık Türkiye Cumhuriyeti pratiği bunun açık kanıtıdır. Tansu Çiller ve Doğan Güreş. Pratiği…

Tehlikelidir! Çünkü, Ortadoğu’daki Irak ve Suriye’deki savaşın üzülerek ifade edeceğim ama ülkemize sıçraması tehlikesi her zamankinden çok daha fazla artmıştır.

Bazıları bu sürece ilişkin halkın tepkisinin az olduğundan söz ettiler, içten içe çok büyük tepki olduğunu ve savaşın henüz başlamadığını, inşallah da başlamaz, ama başlamadığını açıklıkla söyleyelim.

7 Haziran seçimlerinde AKP'nin aldığı oy üzerine HDP ve özellikle Eşbaşkan Selahattin Demirtaş’ın başarısının bir tür rövanşı olarak ve muhtemel bir seçime yönelik politikanın bir sonucu olarak mevcut politikalar uygulanıyorsa bu da son derece yanlıştır ve sonuç alıcı da olmayacaktır.

Dün Diyarbakır’da katılım ve içeriğiyle CHP’nin uzun yıllardır en önemli toplantısı olarak gerçekleşen toplantıda 33 STK temsilcisinin “Bu gidişle AKP’nin önümüzdeki seçimde tabela partisi olacağı” yönündeki ortak kanaatleri son derece önemli ve dikkate alınmalıdır.

Ölen her insanımız geride büyük acılar bırakmaktadır. Eğer Çinli olsalardı sadece babaları anneleri söz konusu olacaktı. Ama hemen her birinin amcası, halası, dayısı, teyzesi ve çocukları kuzenleriyle 10 kişiden 40’a 50’ye uzanan sayıda insanın acısına dönüşüyor. Tepki de o denli büyük oluyor.

Tüm bu bombalamaların, şimdiye kadar çok sayıda Kürdü asmaktan imtina etmemiş Batı ile Nükleer anlaşmaya varmış, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin "Erbil, Süleymaniye ve Duhok'u Sinê gibi koruyacağız. Bijî Kürdistan" dediği bir zamanda yapılmaktadır.

Herhalde Türkiye bombalamalarla İran’ın Kürtleri sahiplenmesi dili arasındaki uçurumla Kürdistan’ın hamiliğini de İran’a terk etmektedir.

Satrancın diliyle konuyu anlatırsak…

Hükümet Suruç katliamı ve Ceylanpınar'daki polislerin katledilmelerinin ardından, iyi bir hamle ile güçlü bir açılış ve oyun kurmuş olduğuna inanıyor. Hükümet açılışı barışla, hukukla demokrasiyle yapmadığı için oyunun bütünü gibi açılış da oyun da yanlıştır. Kaldı ki satrançta tek “Şah” vardır. Bu oyundaki “Şah” da bellidir, Öcalan’dır ve İmralı’dadır. Şah’la müzakere ile barış içinde çözmek mümkün iken diğerleri ile savaşmak sonuç alıcı olmaz. Emin olun ki çatışma ile savaş ile kazanılacak bir oyun da yok ortada

Sizin daha önce Diyarbakır’da ve Urfa’da STK’larla yaptığınız toplantıların özü “Restorasyon” ve “Reentegrasyon”a uygun olarak barışçıl ve kapsayıcı politikalar geliştirmeniz gerektiği düşüncesiyle konuşmamı bitiriyorum.”

05) Cumhurbaşkanlığı’ndan ‘Hitler Almanyası’ açıklaması–02.01.2016

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın üniter sistemli başkanlıkla ilgili olarak, “Üniter sistemli başkanlık baktığımızda var. Hitler Almanyasına baktığımızda da bunu görürsünüz,” ifadeleri ile ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı’ndan bir açıklama yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde ifade ettiği “Hitler Almanyası” benzetmesi ile ilgili bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı “Hitler Almanyası” benzetmesinin bazı haber kaynakları tarafından açıkça çarpıtılarak ve tam tersi bir mana verilerek kullanıldığı ifade edildi.

Açıklamada, basın toplantısında Erdoğan’ın altını çizdiği üç noktanın şunlar olduğu vurgulandı:

“* Başkanlık sistemi üniter devletlerde de olur. Başkanlık sistemi, federalizme dayanmak zorunda değildir.
* Hem parlamenter hem de başkanlık sisteminde esas olan, adalet ilkesinin uygulanması ve halkın beklentilerinin karşılanmasıdır.
* İster parlamenter ister başkanlık modeli olsun, sistem kötüye kullanıldığında, Hitler Almanyasında olduğu gibi ortaya felaketle sonuçlanan kötü yönetimler çıkabilir. Ne parlamenter sistem ne de başkanlık sistemi, bu tür sonuçların ortaya çıkmasına tek başına engel olamayabilir. Önemli olan millete hizmet eden adil bir yönetim tarzının benimsenmesidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu hususların altını çizmek için Hitler Almanyası örneğini daha önce de verdiği ifade edilen açıklamada, bazı basın kuruluşlarının “Erdoğan, etkili başkanlık sistemine örnek olarak Hitler Almanyasını gösterdi” şeklinde haber yapmasının tarafsız ve dürüst habercilik ilkeleriyle asla bağdaşmadığı kaydedildi.

Açıklamada, “Böyle bir benzetme söz konusu değildir. Holokostu ve antisemitizmi, İslamofibiyle beraber bir insanlık suçu olarak ilan eden Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadelerinin Hitler Almanyasına olumlu bir gönderme gibi yansıtılmaya çalışılması kabul edilemez,” denildi.

06) Suriye Demokratik Güçleri'nin ilerleyişi sürüyor –02.01.2016

Suriye Demokratik Güçleri, Türkiye sınırı yakınındaki bir köyü daha ele geçirdi.

Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG), radikal İslamcı militanlara karşı ilerleyişi sürüyor.

SDG sözcüsü Talal Selo, Halep vilayetinde Azez kasabası yakınındaki Teneb köyünün kontrolünü ele geçirdiklerini bildirdi.

Selo, El Kaide bağlantılı Nusra ve Ahrar el Şam güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandığını kaydederek, "Teneb'i kurtardık" diye konuştu.

:

07) IŞİD askeri üsse saldırdı–02.01.2016

IŞİD (Irak Şam İslam Devleti), Irak güçleri tarafından geçtiğimiz günlerde örgütten geri alınan Ramadi kenti yakınlarındaki bir askeri üsse saldırdı.

Iraklı bir askeri sözcü, bir grup militanın, bedenlerine sardıkları patlayıcılar ve bomba yüklü araçlarla intihar saldırıları gerçekleştirdiğini söyledi.

Irak ordusu bölgede ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava saldırılarının da desteğiyle kara operasyonlarını sürdürüyor.
IŞİD Ramadi'yi Mayıs ayında ele geçirmişti.
Irak Ramadi'yi Pazar günü "özgürleştirdiğini" söylemişti.
IŞİD'in Cuma günkü saldırısı, örgütün Ramadi'nin alınmasından sonra Irak güçlerine yönelik en büyük saldırısı oldu.
Sayısı bilinmeyen bir grup militanın hala kent çevresinde bulunduğu bildiriliyor.

08)Cizre: Beyaz bayraklarla grup grup terk ediyorlar! –02.01.2016
KURDISTAN

Sokağa çıkma yasağının 19’uncu gününe girdiği Şırnak’ın Cizre ilçesinde halk beyaz bayraklarla gruplar halinde ilçeyi terkediyor.
Sokağa çıkma yasağının 19’uncu gününe girdiği Şırnak’ın Cizre ilçesinde halk beyaz bayraklarla gruplar halinde ilçeyi terkediyor.

Cizre’nin Sur, Nur, Cudi ve Yafes mahallelerinde de devam eden çatışmalar diğer mahallelere de sıçradı. Son olarak Dicle mahallesinde çatışmaların yaşanması halkı oldukça tedirgin etti.

Erzak stoku da tükenen Cizreliler çareyi ilçeyi terketmekte buldu.
Gruplar halinde yağmur altında beyaz bayraklar açarak ilçeden çıkmaya çalışanlar, zaman zaman yükselen silah sesleri ile panik yaşıyor.

155 Polis İmdat hattında görevli polisler ise halkın sokağa kesinlikle çıkmamalarını söylüyor.
İlçede patlama ve silah sesleri yükselmeye devam ediyor.

1 polis 1 sivil öldü
Bu arada, ilçede dün gece PKK üyelerince güvenlik güçlerine roketatarla gerçekleştirilen saldırıda 1 polis hayatını kaybederken, 5 polis de yaralandı.

Yaralanan polisler Şırnak Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
Cizre’de dün gece yaşanan çatışmalarda, Cudi Mahallesi’ndeki evinin yakınlarında vurulan Cabbar Taşkın da (40) hayatını kaybetti.

TSK’dan açıklama
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) internet sitesinden yapılan açıklamada, Cizre’de devam eden operasyonda toplam 173 PKK’linin hayatını kaybettiği iddia edildi.

Açıklamaya göre, Şırnak’ın Silopi ilçesinde devam eden operasyonda 55 barikat kaldırıldı, 11 hendek kapatıldı.
Açıklamada, Diyarbakır Sur’da devam eden operasyonda da 7 barikatın kaldırıldığı belirtildi.

09)Diyarbakır'da Cuma Namazından sonra halktan PKK'ye tepki –02.01.2016
DİYARBAKIR

Diyarbakır'da Cuma Namazının ardından toplanan halk, yaşanan çatışmalarda kutsal değerlerin hedef alınmasına tepki göstererek, Kürdistan'da çukur istemediklerini belirttiler.

Diyarbakır halkı Cuma Namazının ardından biraya gelerek yaşanan çatışmalarda camilerin hedef alınmasına tepki gösterdi.

Sık Sık PKK aleyhine sloganların atıldığı tepki eyleminde, halk yakılan camilere dikkat çekerek çukur siyasetiyle ticari, sosyal hayatı sabote edenlerin Kürdistan’ı terk etmesini istedi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde meydana gelen çatışmalarda camilerin hedef alınması ve bazı camilerde ibadet yapılmamasını protesto eden halk, Kürdistan’da çukur istemediklerini belirttiler.
Etkili olan kar yağışına rağmen toplanan grup, “Camiye uzanan eller kırılsın, camiyi yakan eller kurusun, işbirlikçi hainler Kürdistan’dan defol, işbirlikçi hainler Sur içinden defol, Müslüman uyuma camilere sahip çık, Müslüman uyuma izzetine sahip çık, camiler onurdur, onuruna sahip çık, zalimler için yaşasın cehennem, Kürdistan’da hendek istemiyoruz.” Sloganları attı.

Toplanan kitle kaos ortamına tepkisini gösterdikten sonra sessiz bir şekilde dağıldı.
Hatırlanacağı üzere sokağa çıkma yasağının devam ettiği Sur ilçesinde meydana gelen çatışmalarda, Fatih Paşa Camii'nde yangın çıkmıştı. Çıkan yangında caminin orijinal kapısı tamamen yanarken, altın varaklı minberi de zarar görmüştü. Söz konusu cami defalarca kurşunların hedefi olmuştu. Bunun yanında ilçenin birçok camide çatışmalar nedeniyle ibadet yapılamıyor.
Kaynak: İLKHA

10)Roboskili aileler: 40 yıl da geçse unutturmayacağız-02.01.2016

ŞIRNAK - Katliamın 209'uncu haftasında "adalet" arayışlarını sürdüren Roboskili aileler, "Değil 4 yıl, 40 sene geçse de asla ama asla sizleri unutmayacağız ve unutturmayacağız" açıklaması yaptı.

Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011'de Türk savaş uçakları tarafından katledilen 34 yurttaşın aileleri, 209'uncu kez adalet arayışında bulundu. Roboski Derneği önünde bir araya gelen aileler çocuklarının fotoğraflarını ve "Roboski için, adalet için failler yargılansın" pankartı taşıdı. Aileler adına açıklama yapan Kıymet Encu, Roboski katliamını unutturmaya ve gündemden tamamen düşürmeye yönelik çabalar sarf edilmeye çalışıldığına dikkat çekerek, Roboski katliamını dillendirmekten ve söylemekten asla geri kalmayacaklarını söyledi.

'Hesap sorulana kadar onurlu ve kararlı mücadelemiz sürecek'
Roboski katliamının siyasi ve askeri sorumlularından hesap sorulmadıkça kararlı ve onurlu mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Encu, "Hepinizin bildiği gibi geçen pazartesi Roboski katliamında yitirdiklerimizin yıldönümü anmasıydı. Her türlü baskıya, ablukaya, tutuklamalara rağmen bizleri yalnız bırakmayan değerli halkımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kocaeli, İstanbul, Antalya, Bursa, İzmir ve birçok ilde Roboski katliamının anmasını yürüyüşle protesto eden öğrencilere, sivil toplum örgütlerine, parti üyelerine ve vicdanlı insanlara AKP polisleri pervasızca saldırdılar, darp ettiler, gözaltına aldılar ve hatta tutukladılar. Bu zihniyeti nefretle kınıyoruz" dedi.

'4 yıl değil, 40 yıl da geçse unutmayacağız, unutturmayacağız'
AKP hükümetinin bölgede başlattığı soykırım saldırılarına dikkat çeken Encu, Silopi, Cizre ve Sur'da yapılan katliamların Roboski'nin devamı olduğunu söyledi. Encu, "Bu nasıl insanlık, bu nasıl vicdan anlamakta zorlanıyoruz? Kürt halkı bu barbarlığa, zulme ve insanlık dışı uygulamalara asla boyun eğmeyecektir. Bunların hesabını er veya geç vereceksiniz. Cizre, Silopi ve Sur yalnız değildir. Buradan şehitlerimizin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz. Değil 4 yıl, 40 sene geçse de asla ama asla sizleri unutmayacağız ve unutturmayacağız" diye konuştu. (DİHA)

11) Diyarbakır’da ‘Öğrenci Göçü’ Başladı–02.01.2016
DİYARBAKIR -

Dicle Üniversitesi (DÜ) Rektör Yardımcısı ve Sosyolog Prof. Dr. Sabri Eyigün, bölgede yaşanan çatışma ortamının toplumda çok ciddi ruhsal kırılmalar doğurduğuna dikkat çekti.

Eyigün, insanların içi dışına çevrilse ortaya çıkacak olan manzaranın Sur’da yakılan Kurşunlu Camisi ve evlerden daha ürkütücü olduğunun görüleceğini vurguladı. Eyigün, bölgede beyin göçü, esnaf ve öğrenci göçünün yaşanmaya başladığına işaret ederek, “özel öğrenci” statüsünde Dܒye gelip Diyarbakır’da okumayı tercih edenler öğrencilerin, geri döndüğüne vurgu yaptı.

DÜ Rektör Yardımcısı ve Sosyolog Prof. Dr. Sabri Eyigün, bölgede yaşanan çatışma ortamının insan ve toplum üzerindeki etkilerine ilişkin İHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Uzun yıllar şiddet ortamı içinde yaşamına devam eden bölge insanının “çözüm sürecinin” getirmiş olduğu huzur atmosferi ile derin bir nefes aldığını anlatan Eyigün, şöyle konuştu:

“Bu sadece şiddetin yok olması anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda başta ekonomik, sosyal, kültürel olmak üzere toplumsal hayatın her aşamasında yaşanan gelişme anlamına geldiği için memnuniyet de artmıştı. Başta gayrı menkuller olmak üzere bölgenin değeri arttığı için insanlar hem bölgeye gelen yatırımdan istifade ediyor hem de uzun vadeli yatırım planları yapıyorlardı. Ayrıca batı illerinden bölgeye gelen çok sayıdaki yerli turist karşılıklı olarak kalplerin ısınmasını sağlamış ve Kürt algısını da hiç olmadığı kadar normalleştirmiştir. Bundan sadece bölgede yaşayan insanlar değil, Batı illerinde yaşayan Kürt vatandaşları da olumlu olarak etkilenmişti.”

“Kalıcı Olmasından Endişe Duyuluyor”

Eyigün, 2014 yılından başlayarak aşama aşama artan şiddet olaylarının, toplumsal ve ruhsal yapılarda çok ciddi kırılmalar doğurduğuna dikkat çekerken şunları söyledi: “Buna ek olarak tabii ki çözüm sürecinin buzdolabına konması bölge insanında çok ciddi bir hayal kırıklığı oluşturdu. Bundan dolayı insanların içi dışına çevrilse ortaya çıkacak manzara Sur’da yanan ve kurşunlanan camiden ve evlerden daha ürkütücü görünecektir. Şu an hâlâ toplumsal bir çöküntü yaşanmıyorsa bunun bir nedeni yaşananların geçici olduğuna inanma gibi bir psikolojik savunmadan geçtiğini düşünüyorum. Şiddet ortamı, yakıp yıkmalar devam eder ve hayat bir an önce normalleşmez ise hayal kırıklığında ikinci bir aşamaya geçilerek, şikayet etmeye, suçlu aramaya ve toplumsal bir öfkeye dönüşebilir veya mutsuzluk duygusu ve buna bağlı depresyon artabilir. Toplumsal olarak çöküntü ve depresyon yaşanması başta, kadınlar, yaşlılar ve psikolojik açıdan hassas yapıda olan kişilerde intiharlar başta olmak üzere, aile içi şiddet, boşanma, sosyal dayanışma ve yardımlaşmadan uzaklaşıp içe kapanma gibi davranış değişikliğine neden olabilir. Yaşanan davranış değişikliğinin tekrar normale dönmesi ise çok uzun bir zaman alır. Bölgede yaşayan insanlar öncelikli olarak gelinen durumu kabullenmek istemediği gibi gelinen noktanın kalıcı olmasından da büyük endişe duyulmaktadır.”

“Atmosferin Devam Etmesi Beyin Göçünü Tetikleyebilir”
Yaşanan şiddet atmosferinin devam etmesinin farklı göçleri tetikleyeceğine dikkat çeken Eyigün, şunları kaydetti:

“Bu göç sadece işsizlerin veya emeklilerin batı illerine göçü olmayacak aynı zamanda, beyin göçü dediğimiz akademisyenler ve eğitimcilerin de göçü anlamına gelecektir. Ayrıca uzun süredir iş yerini açamayan veya sık sık yaşanan kepek kapatmalardan dolayı çalışamayan esnaf ve iş adamları göç hazırlığında. Yaptığımız gözlemleme her iki grubun da, yani akademisyenler ve esnaf/iş adamı, diğer batı illerine gitmek için bağlantı kurdukları yolundadır. Okulların tatil olması ve eğitim öğretimin bitmesinin ardından tahmin edilmeyecek sosyal yaralara neden olabilecek göçler yaşanması kaçınılmazdır.”

“Okul Yakmalar Aileleri Tedirgin Ediyor”

DÜ Sosyal Araştırma Merkezi’nin yürüttüğü kamuoyu araştırmasının, özellikle çocukları TEOG ve ÖSYM sınavlarına hazırlanan anne ve babaların da çok tedirgin olduğunu gösterdiğine vurgu yapan Eyigün, şu ifadeleri kullandı:

“Okulların yakılması, öğrenci servislerinin sık sık boykot nedeniyle taşıma hizmetlerini yapamaması, milli eğitime bağlı okullarda bazı öğretmenlerin doğrudan boykota destek için okula giden öğrencileri ‘tehlike var, burada kalmayın’ diyerek eve göndermeleri gibi nedenlerden dolayı birçok anne ve babanın yarıyıl tatilini beklemeden çocuğunu başka illere göndermeye başladıklarını gördük. Yaptığımız gözlemlerde olayların bu şekilde devam etmesi ve şiddetin kentin sosyal yaşamını esir almasının devamı durumunda ikinci yarı da çok sayıda öğrencinin batı illerine gideceği kesin gibidir. Aynı şey üniversiteli öğrenciler için de geçerlidir. Önceki yıllarda büyük kentlerdeki üniversiteleri kazanmalarına rağmen, ‘özel öğrenci’ statüsünde Dicle Üniversitesine gelip Diyarbakır’da okumayı tercih edenler öğrenciler, şimdi tekrar geri dönüyor. Sadece il dışından gelenler değil, Diyarbakır’da oturan öğrenciler de çeşitli mekanizmaları kullanarak başka üniversitelere gitmek istiyor.” (İHA)

12)2015 Diyarbakır’da böyle geçti–02.01.2016
Sertaç KAYAR

DİYARBAKIR - Diyarbakır, 2015 yılında çözüm sürecinin bitmesiyle yaşanan çatışmalar, patlayan bombalar, onlarca sivilin ölümü, sokağa çıkma yasakları ve yaşanan göçlerle ve dünya ve Türkiye gündemine oturdu.
Diyarbakır 2015 yılında birçok olaya tanıklık etti. Çözüm sürecinin sona ermesi ile başlayan çatışmalı süreç 2015 yıla damga vurdu. Sokağa çıkma yasakları, yaşanan çatışmalar, harabeye dönen evler ve iş yerleri yaşanan can kayıpları 2015 yılında hafızalara kazınan olaylar oldu. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi, Sur ilçesindeki göç dalgası ile gündeme geldi.

2015 yılında Diyarbakır’da yaşanan ve kayıtlara geçen önemli gelişmeler şöyle:
1 Ocak, Diyarbakır’ın tarihi yapısıyla özdeş hale gelen ve içerisinde UNESCO Kültür Mirasına dahil edilen Hevsel Bahçelikleri ve Kırklar Dağı’nın da bulunduğu Dicle Vadisindeki yapılaşma ile ilgili konuşan projenin ilk üstlenicilerinden müteahhit Ufuk Eser Subaşı, dönemin Sur Eski Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın imarın yapılabilmesi için kendisinden 43 daire rüşvet istediğini ileri sürdü.
6 Ocak, 2006 yılından bu yana Türkiye'de çalışan ve Hollandalı olduğu belirtilen gazeteci Frederike Geerdink, evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.
14 Ocak, Diyarbakır’da faaliyet yürüten bazı İslami sivil toplum kuruluşları, Cuma gününün resmi tatil ilan edilmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu’na mektup gönderdi.
22 Ocak, Elektrik borcu nedeniyle elektrikleri kesilen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, DİSKİ’ye ait iş makineleriyle Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’nin (DEDAŞ) girişinde hendek açarak elektrik kesintilerine misillemede bulundu.
24 Ocak,
25 Ocak , Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Seyrantepe Spor Kompleksi'nde gerçekleştirilen Diyarbakır 5. Olağan İl Kongresine katılarak yaptığı konuşmada, Kürtçe öğreneceğini söyledi.
02 Şubat, ‘Terör örgütü propagandası yaptığı’ gerekçesiyle gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink hakkında dava açıldı.
21 Mart, Diyarbakır’da düzenlenen Newroz etkinliğinde Abdullah Öcalan'ın mektubu okundu. Mektupta silahların bırakılması için kongre çağrısı yer aldı!
26,Mart, Diyarbakır'da 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı girişindeki direkten bayrak indiren sanığa 13 yıl 9 ay hapis cezası verildi
03 Mayıs, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yapılan toplu açılış törenine katıldı.
29 Mayıs, Diyarbakır’ın merkez Yenişehir ilçesine bağlı Kurdik (Alagökü) köyünde meydana gelen yangında 3 kişi zehirlenerek hayatını kaybetti.
31 Mayıs, Başbakan Ahmet Davutoğlu seçim çalışmaları kapsamında Diyarbakır’da düzenlediği mitingde seçmene seslendi.
5 Haziran, Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenen HDP mitinginde, ard arda 2 patlama meydana geldi. Patlamalarda 4 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralandı.
9 Haziran, Diyarbakır'da faaliyette bulunan Yeni İhya Der Başkanı Aytaç Baran öldürülürken, aynı gün HDP’lilerin evleri basılarak 3 kişi öldürüldü. Provokasyon olarak ifade edilen olayalar, yapılan sağduyu çağrıları ile son buldu.
28 Haziran, Şengal’de DAİŞ’in saldırılarından kaçan ve Diyarbakır’a getirilerek belediyelerin tesislerine yerleştirilen Êzidiler, Avrupa’ya gitmek için göç yoluna düştü.
09 Ağustos, Diyarbakır Kırklardağı Yaşam Konutları projesinde haraç alındığı iddiasıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında BDP’li Sur Belediyesi eski başkanı Abdullah Demirbaş’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi tutuklandı.
30 Ağustos, Diyarbakır’da trafik polisi aracına düzenlenen silahlı saldırıda yaralanan 2 polis hayatını kaybetti.
**, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde yola döşenen patlayıcının infilak etmesi sonucu bir çocuk hayatını kaybetti.
31 Ağustos, AK Parti Gençlik Kolları Diyarbakır Eski İl Başkanı Yunus Koca, işyerine giderken uğradığı saldırıda hayatını kaybetti.
01 Eylül, Diyarbakır'ın Kulp ile Lice ilçeleri arasında yol kesen bir grup, Kulp'ta görevli olan Doktor Abdullah Birol’u katletti.
06 Eylül, Diyarbakır merkez Sur ilçesinde, zırhlı polis aracına düzenlenen roketatarlı saldırıda 2 polis hayatını kaybetti, 3 polis yaralandı.
09 Eylül, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma başlatarak, Adalet Bakanlığına dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke gönderdi.
11 Eylül, Diyarbakır’ın Merkez Yenişehir ilçesi Ofis semtinde lokantada kahvaltı yapan polislere silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti, 3 polis ise yaralandı.
16 Eylül, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak hakkında “terör örgütü propagandası yapmak”tan iddianame hazırlandı.
17 Eylül, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, 1 Kasım’da yenilenecek genel seçimlere girmeyeceklerini açıkladı. 22 Eylül Diyarbakır'da aile içi yaşanan cinnettin sonucunda, anne ve iki kızı hayatını kaybetti.
24 Eylül, Sürpriz bir şekilde Diyarbakır’a gelerek Kurban Bayramını kentte karşılayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, bayram namazını Diyarbakır Ulu Camiinde kıldı.
26 Ekim, Diyarbakır'da polisin baskın yaptığı bir evde çıkan çatışmada 2 polis hayatını kaybetti, IŞİD’li 7 kişi öldü, 12 kişi yakalandı.
10 Kasım, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yola döşenen patlayıcının, askeri otobüsün geçişi sırasında infilak etmesi sonucu 1'i ağır 21 asker yaralandı.
27 Kasım, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan ve halk tarafından 'Dört Ayaklı Minare' olarak bilinen Şeyh Mutahhar Caminin minaresi meydana gelen çatışmalarda hedef oldu.
28 Kasım, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Sur İlçesi dört Ayaklı Minare önünde yaptığı açıklamanın ardından katledildi.
1 Aralık , Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Karaağaç (Benîn) köyünde bulunan Kur’an Kursu’nda elektrik sobasının devrilmesi sonucu yangın çıktı. Çıkan yangında 6 öğrenci yaşamını yitirirken, 3 öğrenci de yaralandı.
07 Aralık, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşanan çatışmalarda, tarihi Fatih Paşa (Kurşunlu) Camii, alev alarak yandı.
12 Aralık, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde uygulanan sokağa çıkma yasağına bir gün ara verilmesi esnaf ve halkın zararını ortaya koydu. İlçede bulunan 4 okul yakıldı. Ev ve işyerleri, tüneller kazılması ve mevzi olarak kullanılması nedeniyle kullanılmaz hale geldi.
15 Aralık, Diyarbakır - Silvan Karayolunda zırhlı araçların geçişi sırasında patlama oldu. Patlamada 3 polis hayatını kaybetti, 2 polis de yaralandı.
30 Aralık, Sur ilçesi Gazi caddesinde uygulanan sokağa çıkma yasağı kalktı, ancak esnaf güvenlik nedeniyle işyerlerini açamadı. Yasağın devam ettiği 6 mahallede ise şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

13) Barış yürüyüşçüleri: müzakereler yeniden başlasın –02.01.2016
Engin ÖZTÜRK

DİYARBAKIR - Bodrum’dan barış için yola çıkan Barış İnisiyatifi üyeleri, Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’ya dayanışma ziyaretinde bulundular. Grup üyeleri, ablukanın sona erdirilmesini, müzakerelerin yeniden başlamasını istediler.

Barış çağrısı yapmak ve bölge halkıyla dayanışmak amacıyla Bodrum’dan yola çıkan, aralarında Sanatçı İlkay Akkaya ve Yasemin Göksu’nun da bulunduğu 55 kişilik Barış İnisiyatifi üyeleri, Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’yı ziyaret etti.

Meclis Salonu’nda gerçekleşen ziyarette konuşan barış yürüyüşçülerinden Feyza Taner, bireysel yapılan çağrıyla bir araya geldiklerini, bölge halkıyla dayanışmak amacıyla Bodrum’dan Diyarbakır’a yürümeye karar verdiklerini belirtti. Muğla, Ankara, Adana ve Urfa’nın ardından Diyarbakır’a geldiklerini ifade eden Taner, “Benim için Bodrum’da güvenli bir ortamda, konforla yaşamak çok ağır gelmeye başlamıştı. Burada bir iç savaş sürerken ve direnişe kendi adıma bir dayanışma sergileyebilmek için gelmek istedim. Ablukanın, iç savaşın en kısa sürede sona ermesini ve tekrar müzakere sürecinin masa başında devam etmesini istiyoruz. Barış elçisi olarak geldik diyorum ve pek çok güzel insandan da mesaj getirdik. Hepimiz dayanışma içerisinde olmak istiyoruz.” dedi.

Delen: Ses verin diyordunuz, ses verdik

Barış yürüyüşçülerinden Meyil Delen de, halkın çığlıklarını duyduklarını, bunun için geldiklerini kaydederek, “Ses verin diyordunuz, ses verdik. Belki ateşi söndürmeye yetmeyecek bir damla var elimizde; ama en azından tarafımız belli olsun diye düşündük. Ahmet Telli’nin dediği gibi ‘hangi dağ efkârlıysa biz ordayız.’ Umuyorum bir ışık, bir ses olabiliriz ve insanlara burada yaşananları gösterebiliriz.” diye konuştu.

Kışanak Sur’daki durumu anlattı

Ardından konuşan Eş Başkan Gültan Kışanak da, Sur ilçesinde fiili sokağa çıkma yasağının sürdüğü bölgede 80 bin, resmi olarak sokağa çıkma yasağının uygulandığı 6 mahallede 25 bin kişinin yaşadığını ifade etti. Kışanak, belli aralıklarla ablukanın üç aydır devam ettiğini, 6 mahallede 20 bin insanın göç etmek zorunda kaldığını, evlerin yıkıldığını, tarihi eserlerin tahrip edildiğini söyledi. Geriye kalan mahallelerdeki 55 bin insanın gündelik hayatının sıfırlandığının altını çizen Kışanak, kapıların kapatılmasıyla insanların kalenin içinde hapsolduğunu belirtti. Okulların kapalı olduğunu, sağlık hizmetlerinin verilemediğini söyleyen Kışanak, belediyenin yerel hizmetleri sürdürmede zorlandığını, araç girişlerine izin verilmediğini, haftada bir iki kez özel izinle çöplerin zorlukla toplandığını kaydetti. Kışanak, şöyle konuştu: “Bugün geldiğimiz aşama son derece kritik. Diyarbakırlılar, diyorlar ki artık bıçak kemiği kesmeye başladı. Bu kadar dayanılmaz bir saldırı, pervasız bir savaş, hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alan bir ortam var. Sizler de bunu izliyorsunuz, görüyorsunuz ve yüreğinizde hissettiğiniz için buradasınız. Sizlerin gelişi bizi umutlandırdı. Türkiye’nin dört bir yanında barışa ses veren insanlar oldukça, bizim umudumuz büyüyecek.”

DBP İl Eş Başkanı Ali Şimşek ise, burada yaşananların batıda duyulmamasının halkların ortak geleceği açısından sıkıntılı bir durum olduğunu vurguladı.

Anlı: Aydınlık çok uzağımızda değil

Daha sonra konuşan Eş Başkan Fırat Anlı da, bu ülkede kullanılan terimlerin bazılarına serbest, bazılarına ise yasak olduğunu belirterek, “Öz yönetim dersiniz ihanetçi olursunuz, kanton dersiniz vatanı bölersiniz; ama bu ülkenin Başbakanı daha dün ‘üniter devletlerde başkanlık sistemi olabilir’ dedi, hiç yaprak kımıldamadı.” dedi. “Biz bugün belki bir karanlık, kötülük günleri yaşıyoruz; ama bunun içerisinde biliyoruz ki aydınlık çok uzağımızda değil.” diyen Anlı, barış yürüyüşçülerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Ek.Tarihi Sat Jan 02, 2016 10:00 am Gön: Oezer

İlgili Konular

Medya

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution