Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr.İsmail Beşikci:Dağ Kavmi-II-10..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   İBRAHİM GÜÇLÜ- 09.06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP ÜZERİNE!   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:SLOGAN, HAMASET VE KARŞITLIK SİYASETMİDİR?-05..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Medya

01)Av.Tahir Elçi/Diyarbakır Baro başkanı Tek Kurşunla ŞEHİT oldu!-30.11.2015

Şilan Yaşar/ Bugün Diyarbakır Baro başkanı , İnsan hakları savunucusu Av. Tahir Elçi katledildi.

.Ağır yaralı olarak Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesine kaldırılan Tahir Elçi, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Aynı gün aynı saatlerde Elçi'nin ön otopsi raporu tamamlandı. Raporda, "Enseden sıkılan kurşun Elçi'nin sol gözünün üstünden çıktı".

Herşey adım adım geldi, sonunda Öldürdüler;

Bir süreden beri yüksek sesle başlatılan hayati tehditler süreci işlerken, devlet bu süreci Selahattin Demirtaş’a karşı giriştikleri gözdağı ile sürdürmek istedi ancak bunda başarılı oldular. Devlet, Demirtaş’a karşı yaptığı gözdağı ile Kürt halkına mesaj gönderiyordu. Mesaj Tahir Elçi'de tam isabet ile yerini buldu.

Ve seçili hedef olan Tahir Elçi, yakın mesafede ensesine sıkılan bir kurşun ile öldürüldü.

Tahir Elçi önce TV. ve gazetelerin hedefi haline getirildi, ardından 7,5 yıl yargılama yolu açılmışken her ne hikmetse salıverildi. Ondan sonra da infaz ettiler. Görünen o ki bunca tehdit ve yargılama alan Tahir Elçi devlet tarafından korunabilirdi, ama korunmadı.

İnfazı öngörülen Kürdü neden korusun! Suikast sonucu tek kurşunla taamüden öldürmek varken!. Tahir Elçi neden öldürüleceğini, sosyal medyada tane tane anlatıyor zaten;

1990'lı yıllardan bu güne JİTEM'ci ağababalarınız ve Generallerinizde boyun eğmedim,sizden mi korkacağım... Tahir Elçi @tahirelci 15. Okt. CNNTÜRK'teki sözlerimiz nedeniyle öldürme biçimiyle birlikte tehdit edenler: sizden korkan sizin gibi alçak olsun. Tahir Elçi @tahirelci 15. Okt. CNNTÜRK'teki sözlerimiz nedeniyle dünden beri bize bin bir türlü küfür ve hakaret edenler,o sözleri size iade ediyorum zavallı yarattıklar. Tahir Elçi @tahirelci 15. Okt.

Katilleri tanıyordu, bizde tanıyoruz.

Faili devlet cinayetleri kısa bir aradan sonra beş ilçede yeniden gündemine alan devlet bu süreci, Tahir Elçi’yi katlederek devam ettirdi.. Nasolsa failler ödüllendiriliyor, hangi fail ceza aldı ki, Celal Bayar ''Dersim'e ayar verdim''i mükafatını önce başbakan sonra cumhurbaşkanı olarak haketti.

Kim yaptı klasik tartışmalarının yanı sıra kayda değer söylemler var; '

Diyarbakır ve Türkiye halkları bir akil insanı, bir hukuk insanını, adalet ve barış için, eşitlik ve özgürlük için yılmadan mücadele eden çok değerli bir insanı yitirdi. Bu alçakça saldırının sorumluları AKP'dir ortaya çıkarılmalıdır.

Bu suikast, akp politikasıdır; kınıyoruz'' diyor.

''Onu da vurdular. Diyarbakır'ın barışa, insanlığa uzanan ellerinden birisini daha kestiler. Diyarbakır'ın, Kürt insanının, Türkiye'nin barış umuduna bir darbe daha vurdular''. diyor

Bir diğeri Tahir Elçi, başına sıkılan tek kurşunla hem de Amed'de öldürülüyor. Görgü tanıkları var ama o tek kurşunu sıkanın kim olduğu bilinmiyor.

Ve bunları anlatan yine Amed Barosu yönetim kurulu üyesi...!? Alışılmış söylemler ''Tahir Elçi'ye sıkılan kurşun, barışa sıkılmıştır'' .

Adalet adamına ve parti başkanlarına yakışmayan söylemler bunlar.

Yakın tarihi unutacak kadar balık hafızalı olamazlar. Bu bariz Beyaz Torosları unutturma hamlesidir.

Nasıl insanlar, bunlar Saf'ı oynamıyorlarsa, akli dengelerini ölçmek gerekir. Tahir Elçi'yi vuranlar mı sorumluları açığa çıkaracak?

Kanın ve şiddetin durmasına yönelik yapılan sahte açıklamaların sahipleri bu kanla beslendikleri için kendi yaşam damarlarının kesilmesine müsaade etmiyorlar.

Öyle ki, Türkiye devleti aslı itibariyle soykırımcı olmasına ilaveten terörist bir devlettir.

kendi vatandaşına dahi işlediği suçları gerçekleştirdiği yıkımların haddi hesabı yoktur. Yine Diyarbakır'da kendi görevlisi Ali Gaffar Okan'ı beş polis korumasiyla katleden Devletin Tahir elçi yi katlederken iki polisi feda étmesi işten bile değildir.

Ki kaldı ki, karakollarda cemselerde katledilen askerlerin sayısı cumhuriyetin yaşından daha fazladır.

Bunu uluslarası platformda aklayanlar bugün böyle söylemlerde bulunmaları normal, bunlardan mucize beklemek fazla iyimserlik olurdu. Sıradan en baştan savma yöntemle bir tv karesinde boy gösterisi, barış kardeşlik teranesi ve twitter hesaplarında tahir elçi için bir iki tane tweet atacak Türk devletinin öldürdüğü kürdün sonrasında olduğu gibi iş olduğu oldu bittiye gelecek. Ve açıktan yeni katliamlara davetiye gönderliyor olacaktır.

Halihazırda, Kuzey Kürdistan'ın her cm2'sine 3-5 katilin düştüğü ellerinde son model savaş techizatlarıyla sabah akşam insan avına çıkanlar devleti işaret ediyor.

Değerli Kürt insanların bu şekilde imha etmenin tek sebebi ve suçu kürt olmalarıdır. Ne kadar barış kardeşliğe dem vurulsa bedel o kadar ağır ödeniyor. Barışın bedelini sadece Kürtlerin omuzlarına yüklemekle barış olmaz.

Barışı devletler yapar.

Barbar, vahşi ve hiçbir insani değerden nasibini almamış bir topluluk ve onun devletinden bırakın kardeşlik ve barışı insanlık bilinci beklemek akıl karı değildir.. Velhasıl;

Kürdler için asıl riziko budur ki, İçi boş ‘barış’, ‘kardeşlik’ maskaralığı ile, varlıklarini idame ettirdikleri politik tercihte kendini türk sayan ve Türkiyelilik polikasinda Kürdleri Türkleşmeye hazır hale getirmektir.

Türklüğe hevesleri, TC kayırmacılığıdır. Çünkü, Kürtler kendi ulusal değerlerine çağdaş anlamda ulusal kendi kimliğine sahip çıkarken diğer yandan bu parazit seslerle zihinleri bulandırılıyor. Ve dolayısıyla gerçek Kürdistani sesler bu sinsi hesaplar arasında anlaşılmaz ve duyulmaz hale getiriliyor... Ancak; gelinen son noktada bütün bunların bir tek olumlu yanı olacak gibi görünüyor; o da ülkemizde ulusal bilincin geldiği yerde, artık dayatmaların bu şekilde sürdürülemez hale geldiginin ortaya çıkmasıdır. Ötesi, birarada yaşamı dayatmak dejenerasyondan başka bir şey değildir. Dayatmalar artık strüktür tutmuyor...

Çünkü, barış savaşcısı Tahir Elçi'nin kafasına arkadan sıktılar.

Tek Kurşun...
Ne kadar Profesyonelce deği mi? Bu enseye ve kafaya sıkılan mermiye Hitler usulu suikast denir. Sadece ve sadece, savaşa hayır diyen İnsanlara karşı yapılırdı.
Kınıyor ve Lanetliyorum... Şilan Yaşar/

02) Yedirmeyiz –30.11.2015

1990’larda JİTEM vardı, şimdi 'Esedullah Timi' var CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, TBMM’de bir gün sonra yapılacak hükümet programı görüşmelerinde kürsüden yapacağı konuşma metnini Diyarbakır'da tek kurşunla öldürülen Tahir Elçi ile hazırladı. Yıllarca omuz omuza mücadele veren iki arkadaşın bu hazırlıkları Elçi’nin öldürülmesiyle gerçekleşmedi. – T

anrıkulu, Genel Kurulda konuşabilseydi sokağa çıkma yasaklarının ‘ilçeleri toplama kampına’ nasıl çevirdiğini anlatacak ve şunları söyleyecekti:

“Sivil halkın üzerine saldığınız o ne idüğü belli 'Esedullah Timleri' duvar duvar hakaretler yağdırıyor sivil halka.

'Türksen övün, değilsen itaat et' yazılarını bu halk 12 Eylül’ün Diyarbakır Cezaevi’nden çok iyi biliyor! AKP şimdi tüm bölgeyi Diyarbakır Cezaevine çevirmeye çalışıyor. 1990’larda JİTEM vardı, şimdi 'Esedullah Timi' var.

Bu halkı size yedirmeyiz, yedirmeyiz, yedirmeyiz!"
Tanrıkulu'nun Elçi ile birlikte hazırladığı konuşma metninin tamamı şöyle:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,

Bu konuşmamı karnındaki bebeğiyle birlikte 16 Kasım’da öldürülen Nusaybinli Selamet Yeşilmen’e ve dünya yüzü göremeyen bebeğine adıyorum. Bir siyasetçi olarak, bir insan hakları savunucusu olarak Selamet Yeşilmen ve doğmamış bebeğini koruyamadığım için şahsım adına özür diliyorum. Biliyorum, bu özür, esas özür dilemesi gerekenlerin, er veya geç hesap verecek olanların yüzünü kızartmayacak. Ama ben insanlık onurunu hiçe sayan bir iktidardan bu halkı koruyamadığımız için özür diliyorum zaten!

Nusaybin’de sokağa çıkma yasağının 3. gününde infaz edilen Selamet Yeşilmen’in 14 ile 15 yaşlarındaki iki çocuğu, Fikret ve Sevcan da yaralanmıştı. Küçük yaşta annelerinin ölümüne tanık olan o çocukların içindeki yarayı ne yazık ki hiçbir hekim iyileştiremez.

O yara ancak biz siyasetçiler bu ülkeyi dikta heveslilerinden kurtarıp demokratikleştirdiğimizde, çocuklar için mutlu bir gelecek yarattığımızda kapanmaya başlayabilir. O yara, Yeşilmen’in ağır yaralı iki çocuğu Sevcan ve Fikret’in çocukları savaşa değil barışa doğduklarında kapanmaya başlayabilir! Selamet Yeşilmen’in evinin merdivenlerindeki cansız bedenini görmeyeniniz varsa, lütfen bir bakın o fotoğrafa.

O fotoğrafta tarihin, zamanın, mekanın donduğunu, insanlığın bittiğini göreceksiniz!

O fotoğrafta “anaların gözyaşlarını dindireceğiz” diyenlerin sahte yüzünü göreceksiniz!

O fotoğrafta demokratik hukukun değil, düşman hukukunun nüvelerini göreceksiniz! O fotoğraf Kürtlere Halepçe Katliamı sonrası çekilmiş meşhur fotoğrafı çağrıştırıyor: Bir dedenin torununa sarıldığı, hâlâ insanın tüylerini diken diken eden o fotoğrafın bir benzerini Türkiye’de çektirenler asla ama asla bunun insani sorumluluğundan kaçamayacaktır! Sayın Milletvekilleri,

Özellikle de bu Meclis'e yeni dahil olan vekil arkadaşlar, bu ülkede bir çocuğun burnu bile kanasa bizler vicdanen bundaki sorumluluğumuzu kabul etmeliyiz. Elbette temel insan haklarının en başı olan yaşam hakkını korumakla yükümlü olan siyasi iktidar hukuken de sorumludur.

Ama ne yazık ki biz artık kendi yurttaşına karşı namlu doğrultmaktan en ufak bir tereddüt duymayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Adalet bu iktidarın umurunda değil, hukuk ise zaten emrinde.

Bunu, önceki gün sırf haber yaptıkları için Türkiye’nin yüz akı iki gazetecinin tutuklanmasında gördük. Bu vesileyle buradan sevgili Can Dündar ve Erdem Gül’e sesleniyorum: Siz o hapisten çıktığınızda başınız dik, alnınız ak olacak. Sizi o hapse sokanlar iktidara değil hukuka, insan haklarına, adalete saygı duyan yargıçlar karşısında hesap verecek!

Değerli arkadaşlar,

Ağustos ayından beridir Varto’dan başlamak üzere sistematik olarak bölgedeki ilçeler ablukaya alınıyor ve burada kimden emir aldığı belli olmayan silahlı güçler devlet terörü estiriyor! Çocuklara, kadınlara travma yaşatıyorlar. Hastalara hastane yollarını kapatıyorlar!

Bu ülkenin bir grup yurttaşı, hastaneye gidebilmek için elinde beyaz bayraklarla sokağa çıkmaya çalışıyor!

Hiçbir hukuksuzluk soruşturulmuyor. Sokağa çıkma yasakları süresince en az 67 kişi hayatını kaybetti. Bunların içinde örgüt üyeleri de var ama çoğunluğu sivil yurttaş. 7’den 70’e kadar kadını, çocuğu, yaşlısı, erkeğiyle… Fakat bunlarla ilgili tek bir soruşturma, tek bir kovuşturma yapılmış değil! Şimdi iktidar partisi çıkmış bu insanlık dışı uygulamaların gerekçesi olarak bölgede kazılan hendekleri gösteriyor. Biz de eleştiriyoruz, biz de hendeklerle barışın yolunun açılamayacağını söylüyoruz.

Ama hendekler, hükümet emriyle kamu görevlilerince uygulanan şiddeti, hak ihlallerini meşrulaştırmaz! Devleti devlet yapan, meşru kılan, meşru gücü gayr-ı meşru güç de ayıran, gerekçe ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun tek bir masumun dahi hukukuna tecavüz etmemek, kurunun yanında tek bir yaşı dahi yakmamaktır. Eğer bir hükümet kendi vatandaşlarının temel haklarını ihlal edip, bu ihlale gerekçe üretmeye başlamışsa orada söz bitmiş demektir.

Günlerce yaşlı, hasta, çocuk demeden ilçeleri toplama kampına çevirmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz!

Size açık söyleyeyim, son zamanlarda sokağa çıkma yasağı ilan edilen her yerde kendi yurttaşlarımızın bu meclise olan inancını, bu ülkenin siyasetine olan güvenini, bu ülkeye olan aidiyetini ve kader birliğini kaybetiyoruz!

Sizin korumasın sivil halkın üzerine saldığınız o ne idüğü belli “Esedullah Timleri” duvar duvar hakaretler yağdırıyor sivil halka. “Türksen övün, değilsen itaat et” yazılarını bu halk 12 Eylül’ün Diyarbakır Cezaevi’nden çok iyi biliyor!

AKP şimdi tüm bölgeyi Diyarbakır Cezaevine çevirmeye çalışıyor.

Tayyip Erdoğan bir Diyarbakır mitingi sırasında bölge halkına “modern cezaevi” vaat etmişti. Meğer modern cezaevi dedikleri buymuş! Tüm şehri, tüm bölgeyi komple hapishaneye çevirmek! Buradan huzurlarınızda açıkça soruyorum; halkı tehdit eden, kışkırtan, düşman hukuku uygulayan bu silahlı kişiler kimdir? Bunlar kamu görevlisi midir? Kamu görevlisiyse bu hakkı nereden bulmaktadır? Hukuk dışına çıkan bu görevliler hakkında neden bir işlem yapılmamaktadır? Bu sorulara cevap veremeyen bir hükümet, ne insan haklarından, ne demokrasiden, ne de meşruiyetten söz edebilir! Değerli Arkadaşlar,

Bir ülkeyi ayakta tutan yegâne güçlerden biri adalet sistemidir.

Devleti, diğer organizasyonlardan ayıran, kamunun güç kullanımını meşru kılan tek unsur hukuktur! Ne yazık ki artık bu sistemden mahrumuz! Türkiye’de hukuk veya adalet sistemi bitmiş, yerine tek adamın emirleri gelmiştir.

Bir hukukçu olarak çok üzülerek ifade ediyorum, bunu tespiti yapmaktan gerçekten hicap duyuyorum ancak Türkiye’de artık savcı ve yargıçların çok önemli bir bölümü birer emir eri gibi davranmaktadır! Çünkü AKP iktidarı yargıdan adalet dağıtmasını değil, kendi sopası olmasını talep etmekte ve bunu yapmaya onurlu hukukçuları sistematik biçimde yıldırma yoluna gitmektedir.

Bu manzara Türkiye için ilk değil; benzer tabloyu 1990’larda faili meçhul cinayetlere karıştıkları, bu cinayetleri tertipledikleri net olarak bilindiği halde faillerin beraat ettirilmesinde gördük.

Gazete ve televizyonları korsanvari bir biçimde basıp yayınların karartılmasında gördük. Doğu ve Güneydoğu’da aylardır ilçeleri ablukaya, hak ve hukuku, insanlığa dair ne varsa her türlü değeri askıya alan mülki amirliklerin uygulamalarında ve ona bu emri veren AKP iktidarında gördük. Değerli arkadaşlar, Tablo nettir. Herşey ortadadır. AKP’nin birkaç yıl önce Beşar Esad için ne söylüyorsa, şimdi kendisi aynısını yapıyor! Bu iktidar Temmuz ayından bu yana özellikle Kürt vatandaşlara alenen zulmediyor. 1990’larda köyler boşaltılıyordu, AKP artık şehirleri boşaltıyor. Kalanlara da o şehri, sokağa çıkma yasağıyla zindanı yaşatıyor. 1990’larda JİTEM vardı, şimdi “Esedullah Timi” var.

1990’larda ne varsa, AKP dönemi onu ikiye katlamış olarak karşısına çıkıyor halkın. Zulümse iki katı, hukuksuzluksa, iki katı, OHAL’le, zorla yerinden etmeyse, sivil infazlarıysa daha yeni başlıyor anlaşılan!

Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı her seferinde çıkıp “bu mücadele uzun sürecek” diyorlar. Yani diyorlar ki, bu zulüm daha başlangıç! Ben de size açık söyleyeyim: Siz zulmün başındaysanız, biz de hak, hukuk, adalet ve insanlık onuru mücadelesinin daha başındayız! Bu halkı size yedirmeyiz, yedirmeyiz, yedirmeyiz!
Anahtar Kelimeler: 1990’larda, JİTEM, Vardı, şimdi, Esedullah, Timi, Var, CHP, Genel, Başkan

03) Barışın Elçisi Öldürüldü–30.11.2015
Selim Çürükkaya / Vedat Aydın, yaz aylarında, 07.07. 1991 Günü Diyarbakırda katledildi

Ben o zaman Bekaa vadisinde idim.
Bekaa vadisinde yayın yapan bir radyoda okunmak için tek sayfalık bir yorum yazmış, radyoda yayınlatmıştım. Bu açıklamada Vedat Aydın' ın öldürülmesinin çok korkunç bir gelişme olduğunu, bu cinayetle Türk devletinin, sivil, silahsız halka, aydınlara, Kürt iş adamlarına yöneleceğini, bunun yeni bir döneme işaret ettiğini vurgulamıştım. –
.

Benim bu açıklamamı, muhtemelen radyodan dinleyen Öcalan, birkaç gün sonra, dinleyici olarak bulunduğum bir toplantıda, beni kast ederek: ‘Bazı arkadaşlarımız her gün katledilen onlarca gerillanın ölümleri karşısında sessiz kalırken, öldürülen bir orta burjuva temsilcisi için kıyametleri koparıyorlar’ demişti. Gerçekten Vedat Aydın cinayetinden sonra ‘faili meçhul cinayetler’ ardı ardına işlendi ve sayıları 17 binleri geçti.

Şimdi yeni bir sürecin arefesindeyiz.
Akp Hükümeti yeniden faili meçhul cinayetler dönemini başlattı. Bu savaş bütün alanlarda sürüyor.
Dağlarda, şehirlerde, kasabalarda, köylerde, uçaklarla, tanklarla, akıllı füzelerle, polislerle, askerlerle kıran kırana gidiyor savaş!

Ve bu savaşta öldürülen hiç kimsenin faili yok!
AKP Hükümeti, valilerine ve kaymakamlarına her türlü yetkiyi vermiştir ve bu yetkililer, hem olağanüstü hal, hem de sıkıyönetim gibi uygulamalar yapabiliyorlar. Ayrıca AKP hükümeti, basını susturdu. Gazete ve televizyonların çoğunu satın aldı, bunların başına kendi adamlarını getirdi. Ve bu gazeteler ile bu televizyonlar hükümetin borazanı halindeler.
Hükümet için övgü dizmeyen gazete ve televizyonlar ardarda kapatıldı, kalanları hizaya getirmeye çalışıyorlar. Kurdistan Aktuel Almanya dan yayın yapıyordu.
Türkiye ve Kuzey Kurdistan’dan günlük yaklaşık olarak 20 Bin kişilik bir okuyucu kitlesi vardı. Biz Site olarak Öcalan ile AKP nin danışıklı ‘barış!’ ve danışıklı !savaş! larını, başka bir deyimle 'sahte barışlarını' ve 'danışıklı savaşlarını' eleştiriyorduk.

Halktan gizli olarak yapılanları, deşifre ediyorduk.
Halka, gerçek, kamuoyundan gizlenen haberleri veriyorduk.
Ama Kurdistan Aktueli Türkiye’de yasakladılar, izlenmesine mahkeme kararı ile yasak koydular. Bütün bunları yapan AK Parti, Kara Parti oldu.

Karanlığı sevdi ve ona taptı.
Şimdi de Barışın Elçisi Tahir Elçi vuruldu.
Eğer bu cinayeti MİT, (Milli istihbarat teşkilatı) işlemişse, katil yakalanmayacaktır.
Çünkü faili meçhul cinayetlerin faillerini bulmamak, milli bir görevdir Türkiye de.
Eğer bu cinayeti İŞİD ve benzeri din referanslı örgütler işlemişse, katil, muhtemelen ölü olarak ele geçecek ve toplum, katilin ardındakileri öğremeyecektir.

Eğer Katil KCK li ve MİT güdümlü ise yine ölü olarak ele geçecektir.
Eğer Katil, mit güdümlü bir KCK li değilse, muhtemelen sağ ele geçecek ve televizyonlara çıkarılacaktır.
Eğer Merhum Elçi, karşılıklı çatışma sonucu polis kurşunu ile yaşamını yitirmişse, kurşunun Elçi'nin kaşının üzerini tesadüfen bulduğunu kime nasıl izah edilebilirler?
Ve yine çatışan diğer taraf, eğer KCK liler ise, kurşun onların silahlarından çıkmışsa, bu hedefin tesadüflüğüne kim inanır?

Son söz, barışın elçisi öldürülmüştür!
Bunun katilleri Savaşı başlatanlardır. Ama en korkuncu, faili meçhul cinayetlerin tekrar başlamış olması ve katillerin devlet tarafından yakalanmamasıdır. Tahir Elçi cinayetinin Vedat Aydın cinayeti gibi bir sivil katliama yol açmaması için, tarihten ders çıkarmak lazımdır.

Lakin ders çıkarılmayan tarih, hep tekerür eder. Kürt halkı artık bir karar vermelidir! Hendek savaşı Kürt halkına zarar veren bir yöntemdir!
Korunamayan şehirlerin veya mahallelerin işgal edilmesi, sadece halka ve bu işi pratikte yapanlara zarar verir.!
Bağımsızlık, otonomi, federasyon, istemeyenlerin 'şehirleri ele geçiyoruz' diye gençleri görevlendirmesi, halkı galayana getirmeleri sadece kasabaları yıkma, yakma provakasyonudur!
Özerklik isteyeceksen, bunu önce dünyaya deklere et, ardından Milletvekilleri ve Belediye başkanlarının tümünü Diyarbakır Belediyesinde topla , Orayı yerel Parlamento ilan et ve sorunu siyasal alana aktar.

Güney Kurdistan ile Suriye Kurdistan’ı arasında birliği sağlamada yardımcı ol, İki parça birlikte hareket etsin!
Bunları yapamazlar, çünkü kendilerini yönetenler, bunları yapmayın, şimdi yaptıklarınızı yapın diyorlardır!
Ve ne yazık ki halk bunları kavramadığı müddetçe, daha çok Elçiler vurulur! Daha Çok kasabalar yıkılır
Ve Elçiler vuruldukça, kasabalar yıkıldıkça bu topraklar üzerinde kin tohumları ekilir.
Kin tohumları ekildikçe, insanlar sağduyulu düşünmez, hiçbir soruna çözüm bulunmaz!
Çünkü birbirlerini öldürenlerin, bir çözüm planları yoktur, sadece ölüm planları vardır!

04) Tahir Elçi Suikasti–30.11.2015
Tahir Elçi SUİKASTİ VE TOPLUMSAL DİNAMİKLER –

Mim Yavuz Binbay Tarih boyunca idealleri insana hizmet olan şahsiyetlere yönelik yapılan suikast eylemleri toplumsal hafızada insanlığa karşı işlenmiş suçlar olarak yer almış ve nefretle kınanmıştır. –

Yaşamını insanlığa hizmete adamış Diyarbakır Baro başkanı Sayın Tahir Elçi’ye yönelik yapılan suikastı bu çerçevede değerlendiriyor ve nefretle kınıyoruz.

Birçok kez benzeri saldırılara maruz kalmış bir olarak. Bu tür eylemleri marifet ve başarı sayan kendilerini üst akıl(sız) olarak adlandıranlar bilmelidir ki; Bizler idealleri insana ve insanlığa hizmet olan kişi ve kurumlar insanlığa karşı işlenmiş birer suç olan bu tür olayları kınamaktan usandık ama bu insanlık suçlarını işleyen katiller bilmelidirler ki asla korkmadık korkmayacağız. Onlar toplumsal hafızada utançla anıldıkça bizler onurlu hizmetlerimizle anılacağız.

Her vesilede belirttiğim gibi “hiçbir şey insan yaşamından daha değerli olamaz – insanca bir yaşam dışında Hiçbir şey insan yaşamının karşılığı olamaz. Yaşam hakkı her inançta, her düşüncede kutsaldır. Yaşama kastedenler her kim olursa olsunlar tüm insani değerlere saldırmış olurlar ”.

Haberi duyduğum andan itibaren kendi kendime sorup duruyorum bu suikast neden ? ve hangi üst aklın yönlendirmesiyle yapıldı ?

Çünkü olayın gerçekleştirildiği yöntemlere bakıldığında, uzaktan tek atışla, çatışmaların yoğun yaşandığı normal koşulların olmadığı bir mekânda ve tüm toplumun basından yakından tanıdığı bir şahsiyete yapılan bir suikast. Bu sıradan eylemcilerle ve sıradan koşullarda gerçekleşmiş bir olay değil. Toplumsal dinamik olarak adlandırdığımız değerlerin bir simgesine yapılmış bir saldırıdır. Böyle bir saldırıya sıradan eylemciler tevessül bile edemez. Bu eylemi hangi güç ve güçler gerçekleştirdiyse, bilerek ve hedef gözeterek bir üst aklın emir, direktif ve yönlendirmeleriyle gerçekleştirilmiş bir eylemdir.

Bu sebeple hem devlet hem de taraf kurum ve kuruluşlar hamaset nutuklarından çok çabalarını ve tüm mesailerini bu olayın aydınlatılmasına samimiyetle, ciddiyetle ve karşılığı olan çabalarla yoğunlaştırmalıdır. Bu samimiyetle yapılabildiğinde kendini her şeyi özellikle toplumun ve dinamiklerinin üstünde ve efendisi olarak gören üst akıl(sız) bulunabilir ve üst akıl(sız) teşhir edile bilinir.

Aslında bu olayda tüm toplumsal dinamikler ve yansımaları olan kurum ve kuruluşlar taraftır ancak bu konuda Baro bu toplumsal dinamikler adına bir taraf simgesidir ve rolünü ciddiyetle oynamalıdır. Hiçbir kaygıya kapılmadan ilk adımda otopsi raporlarını titizlikle takip ederek sonuçları ne olursa olsun cesaretle kamuoyuyla paylaşmalıdır. Toplumsal görevi olan adli takibi aynı ciddiyetle sürdürmelidir. En önemlisi tüm toplumsal dinamiklere karşı işlenen bu insanlık suçunu atılacak hamaset nutuklarına kurban etmeye izin vermemelidir. Baronun olayın soruşturulmasının her safhasında yer alma yetkisi var ve bu titizlikle kutsal bir görev olarak yerine getirilmelidir.

Devlet bu olayın aydınlatılmasında şeffaf olmalıdır. En önemlisi ilgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliğine açık olmalıdır. Soruşturmayı bu çerçevede yürüterek sonucu ne olursa olsun sorumlularını ortaya çıkararak adalete teslim etmelidir. Bunu yapmadığı ve olayı sıradan bir çatışma olayı olarak değerlendirip başsağlığı mesajıyla geçiştirdiği sürece sorumluluk devlete ait olacaktır.

Bu menfur saldırı için söylenecek tek şey adalet olmalıdır. Suikast her yönüyle aydınlatılıp Failler bir an önce yakalanıp adalete teslim edilmesi toplumsal vicdanı rahatlatacak tek seçenektir.

Toplumsal kurumlar, kuruluşlar, şahsiyetler öfke veya korkunun kıskacında akli selim düşünme yetisini kaybetmemelidir. Sağduyusunu koruyup görevlerini gerektiğince yerine getirmelidir.

Toplumsal dinamiklerimize yönelik bu tür insanlık suçu saldırılarının son bulması dileğiyle Sayın Tahir Elçi’yi topluma yaptığı hizmetleriyle minnetle anıyorum.
Mim Yavuz Binbay

05) Barzani’den Tahir Elçi için mesaj–30.11.2015

–Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesini şiddetle kınadığını bildirdi.

Açıklamada, “İnsan hakları savunucusu Elçi, Diyarbakır'da basın açıklaması yaptığı esnada düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybetti. Bu insanlık dışı terör saldırısını şiddetle kınıyoruz” denildi.

Tahir Elçi'nin yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunan ve acılarını paylaştığını vurgulayan Başkan Barzani, şu ifadeleri kullandı:

“Faillerin bir an önce adalete teslim edilmesini ve cezalandırılmasını talep ediyoruz. Bu tür insanlık dışı terör saldırıları, sosyal barışı tehdit ediyor. Böyle saldırıların tekrarlanmaması için gerekli tüm önlemler alınmalıdır."

06) Erbil de Beşikçi Vakfı–30.11.2015
iBRAHİM GÜRBÜZ

/ 7 Ocak 2012 tarihinde kuruluşu ilan edilen İsmail Beşikci Vakfının İstanbul merkezinden sonra 23 Kasım 2014 tarihinde Diyarbakır şubesi açıldı. Bir yıl aradan sonra yani 25 Kasım 2015 tarihinde Hewler temsilciliği İBV Başkanı İbrahim Gürbüz'ün açış konuşmasından sonra kurdela kesimi yapılarak açılış gerçekleştirildi. –

İBV Başkanı İbrahim Gürbüz "İBV 'nin Hewler ofisinin Kürd ve Kürdistan 'a hayırlı olmasını bu günün tarihi ve kutlu bir gün olduğunu " söyledi.

Açılıs törenine İsmail Beşikçi, Güney Kürdistan Kültür Bakanı Halit Doski ,Mela Mustafa Barzani Vakfı başkanı Sex Eziz ,Başkan yardımcısı Musa Ahmed, Akademîya Kurdî ve Yekitiya Nıvıskaran Başkanları ,Mahabat Kürd Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gazı Muhammed'in oğlu Eli Gazı , Şıvan Perwer, Gülistan Perwer , İBV yöneticilerinden İsak Tepe ,Ahmet Önal ,Ahmet Kani, Tülin Dağ ve İBV Hewler temsilcisi Serhat Tepe'ninde olduğu çok sayıda parti yöneticisinin (KDP , Yekiti, HDP , doğu , batı ve kuzey Kürd parti ve kurum yöneticilerinin ve temsilcilerinin) katıldığı kalabalık bir toplulukla gerçekleştirildi

.Vakfın Hewler Ofis katının girişinde yapılan bu törenden sonra açılış toplantısı Kültür Bakanlığı bünyesinde olan Peşawa Gazı Muhammed salonunda yapıldı.Toplantının sunuculuğunu Gülistan Perwer yaptı.Gulistan Perwer Kürdistan şehitleri için Ey Ragıp ulusal marşıyla bir dakikalık saygı duruşuna davet etti.

Bu heyecanlı ve duygulu girişten sonra Gülistan Perwer ,İsmail Beşikçi 'nin Kürd toplumu ve Kürdistan'a ilişkin çarpıcı sözlerini güzel Kürdçesiyle sundu. Gülistan Perwer ilk sözü İBV Başkanı İbrahim Gürbüz 'e verdi. Gürbüz, Vakfın amaç ve hedeflerini ve özelde Hewler ofisinin faaliyetlerinin neler olacağını anlattı.

Daha sonra Ķültür Bakanı Halit Doski ,İsmail Beşikçi 'nin Kürd ve Kürdistan'a ilişkin hizmetlerini övgüyle bahsetti ve Vakfın faaliyetlerini izlediğini , önümüzde ki süreçte Vakıfla bir protokol imzalayacaklarını ve Hewler'de İsmail Beşikçi'nin heykelini yaptıracaklarını söyledi.Akabinde Hewler Valisi , Yazarlar birliği Başkanı, Akademîya Kurdî Başkanı Beşikçi'ye ilişkin konuşmalar yaptılar.

Son olarak İsmail Beşikçi hem Vakfın önemini hemde Hewler in ve Kürdistan'nın Ortadoğu'nun geçmişte olduğu gibi bugünde uygarlık ve kültür merkezi olması gerektiğini söyledi. Özellikle Hewler'in petrolle değil sanat , kültür ve Uygarlık merkezi olarak anılması gerektiğini söyledi.Kürd siyasal partileri arasında birliğin önemine işaret etti.Eğer Kürdler birlik olurlarsa uluslararası güçlerin Kürdleri daha çok muhatap alacaklarını ve destekleyeceklerini söyledi.Kürdlerin bağımsızlık için çalışmalarını istedi.Toplantı çoşkulu alkışlarla sona erdi.

07) TIR'ları davasında generaller tutuklandı–30.11.2015

Adana’da Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ait TIR’ların durdurulmasıyla ilgili Tümgeneral İbrahim Aydın, Tuğgeneral Hamza Celepoğlu ve emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu tutuklandı. –

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen "Selam Tevhid'de Kumpas" soruşturması kapsamında Adana'da MİT'e ait TIR'ların durdurulmasıyla ilgili üst düzey 3 subay Cumartesi günü ifadeye çağrılmıştı. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İrfan Fidan tarafından ifadeler alınan Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral İbrahim Aydın, Tuğgeneral Hamza Celepoğlu ve emekli Albay Burhanettin Cihangiroğlu'nun Pazar günü öğlen saatlerinde mahkemeye sevk edilmişti.

"Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme" suçlarından mahkemeye sevk edilen subayların mahkemedeki sorgu gece 23.30 sırlarında sona erdi. Gece 00.30 sırlarında kararını açıklayan nöbetçi hakim 3 subayın tutuklanmasına karar verdi.

08) – Diyarbakır'daki saldırıya ilişkin bir kişi gözaltına alındı 30.11.2015

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Sur ilçesinde PKK mensuplarınca gerçekleştirilen saldırıyla ilgili bir kişinin gözaltına alındığını duyurdu. –

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Sur ilçesinde PKK mensuplarınca gerçekleştirilen saldırıyla ilgili bir kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Sur ilçesi Gazi Caddesi'nde yavaşlayan şüpheli bir araç içerisinde bulunan 2 PKK mensubunun ateş açması sonucu polis memurları Ahmet Çiftaslan ile Cengiz Erdur'un şehit edilmesinin ardından aynı kişilerin Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin basın açıklaması yaptığı Şeyh Mutahhar Camisine doğru yöneldikleri ve burada silahlı saldırı sonucunda Elçi'nin hayatını kaybettiği, 1 polis memuru ile 1 basın mensubunun yaralandığı hatırlatıldı.

Elçi ve şehit polislerin otopsi raporuna ilişkin bilgililerin yer aldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Baro Başkanı Tahir Elçi'nin otopsi raporunda 1 adet ateşli silah mermi çekirdeğinin ense soldan kafatasına isabet ederek arkadan öne aşağıdan hafif yukarıya ve soldan hafif sağa seyirle harabiyet yaparak alın sol taraftan vücudu terk ettiği ve atış mesafesinin uzak atış olarak değerlendirildiği, ölümün harici ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması sonucu meydana geldiği, ölüme etki eden harici ateşli silah yaralanması dışında başka bir bulguya rastlanmadığı, Polis Memuru Ahmet Çiftaslan'ın vücuda isabet eden iki adet ateşli silah mermi çekirdeğinin her birinin müstakilen öldürücü nitelikte olduğu ve ölümün bu şekilde gerçekleştiği, Cengiz Erdur'un vücuda isabet eden bir adet ateşli silah mermi çekirdeğinin öldürücü nitelikte olduğu ve ölümün bu şekilde gerçekleştiğine ilişkin rapor düzenlendiği anlaşılmıştır."

Açıklamada, olayın ardından inceleme yapmak amacıyla adli heyet ile Diyarbakır Barosu avukatlarından oluşan heyetin olay yerine yaklaştığı sırada silahlı, roketatarlı ve bombalı saldırının yapıldığı ve bu saldırıda 3 polisin hafif şekilde yaralandığı anımsatıldı.

Bir kişi gözaltında

"Polis memurlarımızın şehit edildiği olayda kullanıldığı anlaşılan ticari aracın sürücüsü A.S. gözaltına alınmış, olayın şüphelisi olduğu değerlendirilen M.G. hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebiyle Diyarbakır Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince yakalama kararı çıkartılmış, diğer şüphelinin kimlik tespit çalışmalarına devam edilmektedir" ifadelerine yer verilen açıklamada, Cumhuriyet Başsavcısı nezaretinde 3'ü başsavcı vekili 8 savcıyla soruşturmanın tüm ayrıntılarıyla çok yönlü olarak sürdüğü kaydedildi.

09) Elçi'ye 'mücadeleni sürdüreceğiz' sözü –30.11.2015
DİYARBAKIR (DİHA) -

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'ye yönelik suikasta tepki gösteren siyasi parti ve kurum temsilcileri, Elçi'nin, "PKK terör örgütü değildir" şeklindeki sözlerine sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, yürüttüğü mücadeleyi sürdürme sözü verdi.–

Katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'ye yönelik suikasta tepkiler büyüyor. Elçi'nin Diyarbakır'da düzenlenen cenaze törenine katılan çeşitli siyasi parti ve kurum temsilcileri, insan hakları mücadelesi veren Elçi'nin yürüttüğü mücadeleyi sürdürme sözü verdi.

Kışanak: Elçi'ye yönelik katliam dönüm noktasıdır
Katledilen Elçi için, "Hepimizin için insan hakları mücadelesi veren, adalet arayışı takipçisi olan, bu konuda hiç gözünü kırpmadan haksızlıkların üzerine giden, katliamları ortaya çıkarmak için mücadele eden çok değerli bir arkadaşımızdı, yoldaşımızdı" diyen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Elçi'ye yönelik saldırının çok açık bir cinayet, suikast olduğunu dile getirdi. Kışanak, "Tahir Elçi'nin düşünceleriyle baş edemedikleri için susturmayı tercih ettiler. Aslında bizim siyasal tarihimizde bazı dönüm noktaları var. Ape Musa'nın katledilmesi, Vedat'ın katledilmesi gibi Tahir Elçi'nin de katledilmesi siyasi dönüm noktasına işaret ediyor. Çünkü uzunca zamandır aslında hak ve özgürlük mücadelesi arayışından vazgeçirmeye çalışan çok yoğun bir saldırı ve baskı var. Sivil toplum örgütleri, özellikle baro ve insan hakları kuruluşların yaptıkları çalışmalar bu katliamların, cinayetlerin göz önüne sermeleri ve dosyalar hazırlamaları birini rahatsız etti. Demokratik mücadeleyi susturmaya yönelik bir suikast diye düşünüyorum" diye konuştu.

'Elçi'nin sözlerine sahip çıkılmalı'
Elçi'ye yönelik saldırının derin bir kopuşa işaret ettiğini söyleyen Siirt eski Belediye Başkanı Selim Sadak, katliama sessiz kalınmaması gerektiğini söyledi. Elçi'nin hedef gösterildiği, "PKK terör örgütü değildir" sözlerine sahip çıkılması gerektiğini belirten Sadak, "Bu sözler hayata geçirilmeli" dedi.
Elçi'ye yönelik suikastın hükümet tarafından yürütülen savaş politikasının devamı olduğunu söyleyen HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Ömer Önen, Elçi'nin PKK'yi terör örgütü olarak görmediği için hedef seçildiğini vurguladı. Önen, "Herkesin bu kirli savaşa karşı koymalı" diye konuştu.

'Müzakere masasına geri dönülmeli'
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, barıştan yana irade koyan Elçi'nin ölümünün tesadüf olmadığını belirterek, suikastın aydınlatılmasını istedi. Kürt sorununun müzakere masasında çözümüne gerektiğine vurgu yapan Sayar, "Tahir çatışmaların, operasyonların durmasını istedi ve bunu canıyla ödedi. Bizler de bundan ders çıkarılması gerektiğini söylüyoruz ve müzakere masasına geri dönülmesi gerek" ifadesinde bulundu.

Barış, barış, barış...
Devletin Elçi suikastıyla katliamlara devam edeceği mesajı verdiğini söyleyen İHD Mardin Şube Başkanı Erdal Kuzu, Kürt halkına katliamlara karşı tek ses olma çağrısı yaparken, Mersin Barosu Avukatı Serap Angay, "Acı içindeyiz, bir Baro Başkanı ulu orta rahatça devlet eliyle katlediliyor Hiçbirimizin hiçbir şekilde garantisi yok" dedi. "Barışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var" diyen Avukat Nesrin Gözen ise tepkisini, "Barış barış, barış" sözleriyle dile getirdi.

'Gençler katliamlara gereken cevabı verecek'
Elçi'nin yakını olan Ramazan Elçi ise, "Bu katliamlar son bulsun artık halkımız huzur için de yaşamak istiyor" dedi. Elçi ile Hacı Lokman Birlik ve Ekin Wan'a yönelik katliamlar arasında hiçbir fark olmadığını dile getiren DEM- GENÇ Eş Sözcüsü Cihan Güneri, "Devlet aslında bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi. 'Gerilla, milletvekili, baro başkanı dahi olsan biz sizleri katledeceğiz' diyor" ifadesinde bulundu. Güneri, gençler olarak katliamlara karşı gereken cevabı vereceklerini söyledi.
Batman Belediye Eşbaşkanı Sabri Özdemir ise, "Biz burada ona söz veriyoruz, biz sağ oldukça onun yolunun takip edeceğiz" dedi.
(ekip/dm/rk/ns)

10) Elçi'yi yüzbinler uğurluyor: Gözün arkada kalmasın –30.11.2015
DİYARBAKIR (DİHA) - Katledilen Tahir Elçi için ilk tören İnsan Hakları Anıtı önünde yapıldı. Yüzbinlerce kişinin katıldığı törende, Elçi'nin mücadelesine vurgu yapıldı.

Diyarbakır Barosu "Hepimiz barış için yaptıklarına şahidiz", eşi Türkan Elçi, "Seni faili meçhuller ordusu karşılayacak", ağabeyi Ahmet Elçi "Katili devlettir", Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Fırat Anlı "Bu halk aştı korkuyu, özgürlüğü yaşıyor" ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Gözün arkada kalmasın" sözleriyle uğurladı Elçi'yi. –

Katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi için Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde tören yapıldı. Elçi'nin resimlerini yakalarına takan yüzbinlerce kişinin katıldığı tören, bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu esnasında "Çerxa Şoreşê" marşı okundu.

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu adına konuşan Baro Başkan Yardımcısı Ahmet Özmen, şunları söyledi: "Her ölüm acıdır, bir kayıptır. Çok özel ölümlerdir, ayrılırken ders veren ayrılıklardır. Bu dünyadan ayrılışı bütün insanlar için gurur ve onur dersidir. O görevini ifa ederken, her zaman hukukun üstün olmuş, mazlumun yanında durmuş, hukuk katledenlerin karşısında olmuştur. Hukuk katledenleri rahatsız etmiştir. Onurlu bir şekilde tavır alışını hep gözlemledik.

'Alçakça bir saldırıda kaybettik'
Hukuk mücadelesini veren, bu uğurda işkence gören, cezaevine giren Elçi'yi alçakça bir saldırıda kaybettik. Baro, savunma camiası olarak bu cinayetin failini, katilini tanıyoruz. Faili malum cinayetleriyle bölgeyi kana bulayan, yazarları, aydınları, siyasetçilerin katledilmesine ortam hazırlayanlar, yargı önüne geçip hesap vermelerini engelleyenlerdir.

'Sizden mi korkacağım'
Yargısız infazları ortaya çıkardığı için bu insanlık dışı çetelerin hedefi olmuştur. İktidarın en üst yetkileri, medya organlarını kullanılarak siyasal linçe maruz kaldı. Bu linç kampanyasına karşı başkanımız Twitter hesabından şu cevabı vermişti: '1990'lı yıllardan bugüne JİTEM'ci ağababalarınıza ve generallerinize boyun eğmedim, sizden mi korkacağım.'

'Hepimiz barış için yaptıklarına şahidiz'
Yargı tarafından hukuk dışı bir şekilde gözaltına alındı ve yargılandı. Başkanımızın katledilmesinde bu kesimlerin parmağı vardır. Henüz otopsi yapılmadan, olay yeri inceleme yapılmadan alelacele yapılan yönlendirici girişimler düşündürücüdür. Bir de hiçbir yasal dayanağı bulunmayan Cizre, Sur, Silvan gibi günlerce süren sokağa çıkma yasağı Elçi'nin cinayetine yön verendir. Hepimiz halkı için, barış için, hukuk için yaptıklarına şahidiz.

'Sanık yaptılar yetmedi, maktul yaptılar'
JİTEM'ci ağababalarına boyun eğmedin. Artık 'terörle mücadele gerekliği' adı altında Kürt halkının evlatlarını bir bir yok edilmesini kabul etmiyoruz. Bunun canlı tanığız, sanık yaptılar, bu da yetmedi maktul yaptılar. Faillerinin derhal yakalanıp yargılanmasını istiyoruz. Katillerin takipçisi olacağız, yakalarını bırakmayacağız.

'Sevgili Elçi gözün arkada kalmasın'
Elçi'nin son sözleri bize mirastır. 'Tarihimize, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkalım.' Sevgili Elçi gözün arkada kalmasın. Söz veriyoruz. Kürt halkı savunmasız kalmayacak. Tarihimize, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkacağız. Elinden düşürmediğin hukuk ve insan hakları bayrağını yerde bırakmayacağız."

Eşi Türkan Elçi: Kaldı mı senin gibi kınalı güvercinler
Daha sonra konuşan Elçi'nin Türkan Elçi, şunları kaydetti: "Seni faili meçhuller ordusu karşılayacak. 'Tanıtmaya ne hacet, seni bütün faili meçhuller, seni bütün ailen tanır. Biz seni buradan izledik. Bizim gibi faili meçhullere bir ömür adadın. Kaldı mı senin gibi kınalı güvercinler.' Elçi'nin gülümseyen yüzüne bir akşam inecek. Valla ne diyeyim, geldiğim yerde topu topu bir avuç güvercin vardı. Leş kargalar, kartallar, şahinler kol geziyordu.

'Artık özgürüm'
O'na diyecekler 'Sen bizi savundun, peki, seni kim savunacak?' Benim gibi düşünen eşim var, arkadaşlarım var' diyecek. 'Bugün dilekçe verdim, yurtdışı yasağım kalktı, artık özgürüm, kıtaları, denizleri fersah fersah gezeceğim.'

'Hoşçakalın'
Bütün faili meçhuller onu bağrına basacak. Dört Ayaklı Minare'nin en tepesine konulacak. 'Tarih anlayacak beni. Kirli medya, beni hedef gösteren gazeteler hoşça kalın, beni anlamak istemeyenler, dudak bükenler, geçirdiğim işkence tezgâhları, faili meçhulün yetimleri hoşçakalın, çocuklarım, eşim hoşçakalın' diyecek."

Ağabeyi Elçi: Hiçbir zaman Kürt halkını yıldıramazlar
Tahir Elçi'nin ağabeyi Ahmet Elçi, şöyle konuştu: "Devletin savcısı, hakimi, medyası kardeşimi hedef gösterdi. Benim kardeşim katledildi. Kardeşim ilk şehidimiz değildir ve son şehidimiz de olmayacak. Bunu böyle bilmek gerekir. Ama işgalciler, zorbalar, faşist alçaklar bilsinler ki hiçbir zaman Kürt halkın yıldıramazlar. Halkımız sonuna kadar direnecektir.

'O özgür bir insandı'
Tahir ölmedi ve ölmeyecek. O özgür bir insandı. Bilin ki devlet elimize ayağımıza kelepçe vurabilir ama asla bizim beynimize kelepçe vuramaz. Onun için özgürüz. Beynimize kelepçe de vurdurtmayacağız. Biz ve halkımız dostlarımızla birlikte direneceğiz. Bunun için buraya Türkiye metropollerinden, Amed, Botan, Serhat ve tüm Kürdistan'dan gelen herkesi selamlıyorum.

'Devlet katletti'
Halk olarak sonuna kadar direneceğiz. İşgalcilere asla boyun eğmeyeceğiz. Tahir sosyalistlerin, Ermenilerin, Asurilerin tüm Kürtlerin kardeşiydi. Bir Kürt aydın olarak devlet tarafından katledildi. Tarih boyunca bu devletin defalarca Kürt aydının katliamdan geçirdiğini görüyoruz. Ama halkımız yılmayacak ve kazanan biz olacağız."

Anlı: Yükümüz bundan sonra daha da ağırdır
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Fırat Anlı da, yaptığı konuşmada şunları vurguladı: "Bu coğrafyanın her şehrin de her köşesinde, bu gün 90'lı yılların faili meçhullerin kuyruğunu bırakmayan, mücadelesini veren, ama JİTEM'in nefesini de ensesinde hisseden devrimci bir insanı, bir yurtseverin son yolculuğu için bir aradayız. Şunu biliyoruz ki bizim için bundan sonra yük daha ağırdır. Omuzladığımız her türlü sorumluluk daha ağırdır. Bunun bilinciyle yaklaşacağız. 90'lı yıllarda birçok arkadaşımız gibi Yeşilyurt, Botan, Lice ve Amed'te, zindanlarda, işkencehanelerde nerede haksızlığa uğrayan bir insan varsa onun öncülüğünde, beraber direndik. Bunun için tüm Kürdistan buraya akmış durumda. Bunun için halkımıza teşekkür ediyorum.

'Bu halk aştı korkuyu, özgürlüğü yaşıyor'
Botan'a selam yolluyorum. Böylesi bir evladı yetiştirip Amed'e gönderdiği için. Bu gün binlerce insanla onu paytahtta uğurluyoruz. Hiçbir insanımız artık korku duvarıyla engellenemez. Bu halk aştı korkuyu. Özgürlüğü yaşıyor. Amed, Rojava, Botan, Serhat, İstanbul'da bu özgürlüğü yaşıyor. Tahir gibi arkadaşlar bize büyük bir miras bıraktılar. Bizde bunu büyütüp mücadelesini sürdüreceğiz."

Demirtaş: Barışı ağzından hiç eksik etmedi
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, şunları söyledi: "Sayın Tahir Elçi'nin tüm ailesine başsağlığı diliyorum. Tahir'e Allahtan rahmet diliyorum. Allah bir daha bir yoldaşımızın tabutu üzerinde konuşmaya mecbur etmesin. Elçi halkımıza emanet olsun. Barış, özgürlük, demokrasi uğruna adanmış bir ömür. Herhalde bu yola adanmış bir ömür, böylesi bir dönemde, yumuşak bir yatakta son bulmayacaktı. Tüm özgürlük sevdalıların geçiş yolu budur. Allah hepimize böyle bir yaşam ve ölüm nasip etsin. Önemli olan nasıl öldürüldüğümüz değil, nasıl yaşadığımızdır. Bizler her saniyemizi halkımızın değerlerine, kutsallarımıza adayarak yaşayacağız. Tahir Elçi böyle demişti. Son saniyesine kadar barışı ağzından eksik etmemişti. Topraklarımızda çok acı, ölüm, kan gördük. Her gün cenazeler kaldırdık. Morg ve mezarlık kapılarında büyüdük. Ama bunu kader olarak kabul etmedik. Bu topraklara barış getireceğiz.

'Bu dur, katlimize ferman'
Elçi'nin dediği gibi kan, ölüm istemedik. Topraklarımızda barış içinde yaşamak istedik. Ahmet Arif'in dediği gibi, 'Bu dur, katlimize ferman'. Koşullar ne olursa olsun barış savunmak için cesur olmak gerekir. Bunun için bedel ödemek gerekir. Tahir elçi biliyordu. Yatağında ölmeyeceğini bilenlerdendi. Hepimiz bu yola böyle çıktı. Çocuklarımız yataklarında rahat ölsünler diye canımız ortaya koydu. Bizi böyle korkutacakların zannediyorlarsa yanılıyorlar. Sevgili eşinin de belirttiği gibi binlerce on binlerce faili belli insan karşılayacak Tahir'i. Onların da yaşam öyküleri Kürdistan toprağı gibi acılıdır. Her birinin acı öyküsü toprağımız acılı tarihi ile aynıdır. Seni bu topraklar emanet ediyoruz. Şükürler olsun ki dostlarımız, halkımız var. Mücadeleni sürdürecek yiğit gençlerimiz var. Bu gün yüz binler ardından yürüyor.

'Cinayetin tam olarak aydınlanacağından şüphemiz var'
Bu cinayetin tam olarak aydınlanacağından şüphemiz var. Haklı olarak şüphemiz var. O kadar çok yaşandı ki, hiçbirini adalet sağlanacak diye rahat uğurlamadık. Bu devlet hiçbir zaman bizim devletimiz olamadı. Eline geçiren kendi mülkü gibi kullandı. Herkesin, hepimizin olsun diye çok uğraştık. Tahir'i öldüren devlet değil, devletsizliktir. Kürt halkı bunu çok iyi bilsin. Çünkü biliyoruz ki barış elçisi başkanımızın arkasından 'Oh olsun' diyen maalesef on binler de var. Ankara'da bu acıyı yüreğinde hissetmeyen bir yönetim var. Nasıl devletimiz diyebiliriz. Acıda bile ortaklaşamayan bir toplum nasıl bir arada yaşayabilir.

'Gözün arkada kalmasın'
Biz bu özgürlük mücadelesini, kervanın başarıya ulaştıracağız. Gözün arkada kalmasın Tahir Elçi. Böyle olmasını istemezdik. Keşke bize nasip olmasaydı senin tabutunun önünde konuşmak. Kolay değil ama bu günlerde geçecek. Tüm acılar bu topraklarda bir gün çiçeğe dönecek. Tüm şehitlerimize tüm doğa selam duracak."
Anıt önünde yapılan törenin ardından "Şehit namirin" sloganı atan yüzbinler, cenazenin defnedileceği Yeniköy Mezarlığı'na doğru yürüyüşe geçti.
(ekip/rp)

11) –Tahir Elçi’nin son konuşması: Silah, çatışma, operasyon istemiyoruz30.11.2015

.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Diyarbakır Barosu üyeleriyle birlikte basın açıklaması yaptığı sırada katledilen Tahir Elçi’nin son sözleri “Savaşlar çatışmalar opersayonlar bu alandan uzak olsun diyoruz” oldu. –

DHA’nın yayınladığı videoda Elçi, Dört Ayaklı Minare’nin önünde yaptığı konuşmasında “Birçok medeniyete beşiklik, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede insanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz.

Savaşlar çatışmalar operasayonlar bu alandan uzak olsun diyoruz” ifadelerini kullanıyor.

***

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

. YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

01) 30.11.2015

02) –30.11.2015

–

Ek.Tarihi Mon Nov 30, 2015 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Medya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution