Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   PRESSEMITTEILUNG/Nordsyrien: Erdogan droht mit neuem Krieg   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Çavuşoğlu’dan ‘Dunford’un YPG açıklamasına’ yanıt: Göz yumamayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASET HABER KARIŞIK, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASİ HABERLER (10)   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Ferhat Sarıkaya diye biri
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Dünya

Halil Sipan:KÜRT ULUSAL GÜÇLERDEN BEKLENEN TARİHİ SORUMLUKLAR...-14.07.2015

Bilindiği gibi, Kürtler de birinci Dünya savaşının öncesi ve sonrası devletleşmeleri için büyük bedeller ödediler ne yazık ki bunu başaramadılar. Birtakım diş faktörlerin etkisi olsa da, başta Kürtlerin kendi arasındaki bölünmüşlüğü bu tarihsel defteri Kürtlerin aleyhinde kapatıldı.

Birinci Dünya savaşın patronları İngiliz ve Fransızlar Sykes-Picot anlaşması ile Kürdistan toprakları kendi çıkarları doğrultusunda böldüler. Bu bölünme milletlerin üzerinde yaşadığı reel coğrafi sınırları milletleri iradelerini hiçe sayarak, tamamıyla keyfi ve coğrafi gerçeklikten uzak sınırlar çizildi.

Birinci dünya savaşı ile ilgili Recep Tayyib Erdoğan’ın Marmara üniversitesi’nde yaptığı konuşmasına bakıldığında, Orta-Doğu'da yapılan haksızlıkları Marmara üniversitesi’ndeki hocalara tarih dersi veriyormuş gibisine konuşan Erdoğan " Kahire'de bir Otel'de oturdular, ellerine cetvel aldılar ve Kürt köylerini ortadan zikzaklar çekerek Kürtleri üç devlet arasından böldüler… "Orta-Doğu'da savaşların hiç bitmemesi için sınırları böyle keyifle çizdiler." Bu konuşmayı yapan Erdoğan, bugün'de Rojava'daki Arap kemerinin bekçiliğine kalkışarak, sınıra 18 bin asker yığıyor. Ey Marmara üniversitesi’ndeki Rektörleri, Bilim adamları, Tarih hocaları, Asistanları ve öğrencileri, bu adamın üniversitenizde yaptığı bu iki ikiyüzlü sahtekârlığına karşı sessiz kalmamalısınız...

Bu sahtekâr adamın ellinde gelirse bugün Kürdistan toprakların arasındaki o yapay sınırların arasına beton duvarlar bile çeker. Erdoğan şunu çok iyi bilsin ki, ne Kürtler eski Kürtlerdir, ne de o gördüğü Dünya eski Dünyadır. Türkiye’nin Rojava'ya müdahale etmek için hiçbir hakkı yoktur.Böylesi bir çılgınlığın bedeli de ağır olacaktır. Erdoğan, Rojava sınır-ında pirinci ararken Ankara'daki bulguru da kaybeder…

Sykes-Picot anlaşması, bugün Irak ve Suriye de filli olarak bitmiştir. Irak, Suriye ve Kürdistan eski konumuna dönmesi mümkün değildir. Orta-Doğu'da yeni politik çözümler bulunmalı. Bölgede yapılacak yeni çözüm formül ve projeler, bölge halklarının realitesine göre bir çözüm olmalıdır. Aksi takdirde bu savaş bir yangına dönüşür ve her tarafa sıçrar ve başta bu ateş Türkiye'yi sarar. Türkiye bu ateşle oynamamalıdır. Orta-Doğu'da kalıcı bir barışın sağlanması için Kürt halkına yapılan bu tarihsel haksızlık ortada kalkmalıdır. Bugün Orta-Doğu'da dökülen kanlar Sykes-Picot anlaşmasının tarihsel kötü sonuçlarıdır.

Türkiye ve İran Sykes-Picot anlaşmasının gerici bir şekil de korumaya çalışıyorlar. Türkiye ve İran’ın mezhepsel politikaların arkasına gizlenerek bölgedeki savaşı gizli ve açık yönlendirme deki amaçları, Güney Kürdistan'daki gelişen bağımsızlık mücadelesi ve

Rojava Kürdistan'daki gelişen Kürt ulusal hareketin bir statüye kavuşmasının önünü kesmektir. İran ve Türkiye'nin bu kirli planlarına karşı, Doğu ve Kuzey Kürdistan ulusal güçlere büyük görev ve sorumluklar düşmektedir. Doğu Kürdistan KDP, Peşmerge güçlerin, Doğu Kürdistan'a dönmeleri de tarihsel ve zamanla açısından isabetli bir karardır. KDP’nın bu kararını desteklenmelidir. Bu karar Güney Kürdistan Bağımsızlığına verilen en büyük destek olarak bilinmelidir. Büyük bir tarihi sorumluluktur bu... KDP’nın bu tarihsel sorumluğu ve aldığı kararı saygıyla selamlıyoruz...

Kuzey Kürdistan güçlerin durumuna bakıldığında PKK'nın dışındaki diğer Kürt ulusal güçlerin dağınık olduğu için ciddi pratik adım atmaktan zorlanıyorlar ve ikinci bir alternatif güç olamıyor. Burada büyük sorumluk PKK'ya düşmektedir. PKK, bugüne kadar Kürdistan’ın dört parçasında tek başına pratik güç olma politikasını temel aldı. PKK, bu politikası ile Kuzey ve Rojava Kürdistan'ın da beli oranda pratik güç olmayı başardı. Kuşkusuz Kürdistan gibi sömürge ülke de pratik güç olmanın önemi büyüktür ama yeterli değildir. Doğru bir ulusal politika da gerektiriyor. PKK, bugüne kadar izlediği o yanlış politikasını gözden geçirmelidir.

Nedir bu PKK'nın yanlışlar?

1) Dünya'da ve bölgemizde tek parti devleti ya da tek parti rejimleri, çağımız da anti demokratik ve diktatörlük yönetim biçimleri olarak bilinir. Kürdistan dört parçasındaki sömürgeci rejimler de tek Üniter devlet anlatışında birleşiyorlar. Türkiye'de çoğulcu siyasi parti sistemlerin devlet iktidar anlayışları tekil Üniter devlet anlayışı ile eşdeğerdedir. Bu devlet ve rejimler çağımızın en gerici devletleridirler. Bölgemiz demokrasinin ve barışı kazanmasın yollu bu rejimlerin yıkılmasıdır.

Kaldı ki bu rejimleri kopyalayarak, onlara karşı mücadelenin başarı şansı da yok. PKK de Kürdistan’da bu tekil siyasi anlayışını derk etmelidir. PKK, bu altı boş kavramlarla bu tekil siyasi anlayışını kamufle edemez. Ulus devletin yerine, "demokratik ulus" bu kavramın altı boştur. Ulusal sorun kavramlarla demokratikleştirilmez. Ulusal sorunun özü siyasi bir iktidar sorunudur. Dolayısıyla ulusal güçlerin siyasi iktidar anlayışına bakarak ve onun kuracağını iktidarı da, o örgütün demokrasi ve politik anlayışı ile birlikte değerlendirilir. Demokrasi konusunda en fazla eleştirilecek örgüt kuşkusuz PKK örgütlemesidir. Diğer yanda "ilkel milliyetçilik" kavramın bilimsen bir zemini yoktur, Ulus ve pazar sorun kapitalizmle birlikte ortaya çıkmıştır. Ulusal sorunun özü bir burjuva sorunudur. Bugüne kadar yapılan tüm ulusal devrimlerin hata "sosyalistleri“n de öncülük ettiği ulusal kurtuluş devrimlerin vardığı sonuç, burjuva ulus devlet modellerini aşamamıştır.

Kürdistan halkın ulusal mücadelesinin özünde devlet ve iktidar mücadelesidir. Güney Kürdistan ulusal mücadelesi siyasi Otonomi ile başladı bugün federal devletin Bağımsız devletleşmeye doğru adım atıyorlar. Doğu Kürdistan KDP'nin programı İran’a demokrasi, Kürtlere için Otonomi idi. KDP bugün Kürt ulusun kendi kaderini kendisi belirleme hakkını savunuyor. İran’ın Horasan bölgesi’ndeki nüfus 2 milyona yaklaşan ve kendilerini Kırmaç olarak ifade eden Kürtler, kedileri için siyasi olarak federasyon savunuyorlar.

2) PKK'nın T.C. devleti ile sürdürdüğü müzakerenin kural ve yöntemini değiştirmelidir. "Yok silahın çağı geçti, yok şu-bu yapılsın silah bırakırız, yok şu yapılmasa ateşkes bozulur, yok ben devlet istemiyorum, devlet kötü bir şeydir, yok demokratik cumhuriyet " vb. tespit ve talepler arkası’ndaki güç ne olursa olsun devlet sizi ciddiye alır mı? Sömürgeci devlet tek kelime ile söylediği, silahları bırak çek git ve bunu daha ağır bir üsluplar kullanarak söylüyor. Bu açık belirtmek gerekirse buda PKK'nın siyasi ciddiyetsizliğin den kaynaklanıyor. Bu politika sömürgeci devletin işine yarıyor. Kürt halkı kendi en temel toplumsal hakları için mücadele veriyor sanki Türk devletinden bir sadaka istiyormuşlar gibisine Kürt halkına karşı pervasızlaşıyorlar. PKK ile devlet arası’ndaki uzlaşma 16 yıllı geçiyor ama politik hikâye maalesef değişmedi. PKK, mutlaka bu mevcut politikasını gözden geçirilmelidir.

3) Müzakere "masası" özgür koşulların olduğu bir alanda taşımalı ve orada yapılmalıdır. PKK, bu müzakereye tüm Kuzey Kürdistan'daki ulusal güçlerini katarak ortak bir bir program taslağı ile ve bugün koşullar da en doğru ve reel olanda eşit bir federasyondur. Uluslararası gözlemciler de buna katarak T.C. devleti ile özgür ve eşit koşullarda yeni bir müzakere çalışmalarını başlatmalıdır. PKK'nın örgütlemesi ismi konulmamış bir devlet örgütlenmesidir. Mevcut politikası ile ne PKK, devleti kandırabilir, ne de devlet PKK’ yi kandırabilir. Devletin politikası oyalanma, yıpratma ve tasfiye politikasıdır. Oysaki PKK, devletin bu sahtekâr oyunlara karşı ciddi politikalar üretmek zorundadır.

4) Kuzey Kürdistan'da federasyonu ve ya bağımsızlığı savunan siyasi parti ve örgütler. Güney Kürdistan modelini, Kuzey Kürdistan için savunuyorlar. Güney Kürdistan güçleri Bağdat’la yaptıkları otonomi görüşmelerde hiç bir zaman Peşmerge güçlerin üzerinde pazarlığa oturmadılar. Bugün federal Kürdistan ve yarının Bağımsız Kürdistan’ın onurlu yükün kahraman Peşmerge’lerin omuzlarındadır. O zaman Kuzey Kürdistan'da bağımsızlık veya federasyonu savunan kesimlere soruyoruz? Kuzey Kürdistan'da Federasyon veya Bağımsız Kürdistan’ın onurlu yükü, sömürgeci ordunun sırtında olmayacağına göre Kürtlerin kendi öz silahlı güçleri olması gerekir ve bunu başka ülkeler de sipariş yoluyla getiremeyeceğimiz gibi o zaman PKK ile bu sorunları çözmek zorundayız. Burada sorun Kürt halkının kazanımıdır. Sorun şu veya bu grubun kazanma sorunu değildir. Kürtlerin kazanımı tüm ulusal güçlerin kazanımıdır. Kürtlerin kaybı tüm ulusal güçlerin kaybıdır tıpkı KOBANİ’yi kazandığımız gibi, her Kürt yurtseveri böyle görmek ve düşünmelidir.

Bugün Güney ve Rojava Kürdiatan'da ortaya çıkan bu tarihsel durumu, Ulusal güçler iyi değerlendirmelidir ve yanlış yapma lüksüne sahip değildirler..

Saygılar

Halil SİPAN
med.21@free.fr

Ek.Tarihi Tue Jul 14, 2015 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Dünya
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Dünya:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution