Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Gesellschaft für bedrohte Völker/PRESSEMITTEILUNG Göttingen   Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük seferi' ne idi ne değildi?   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akıncı:Yetersizlik, İhanetin Kapısını Açan Anahtardır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURDİSTAN   Bagdad-Angriff auf Kurden in Kirkuk   Bülent Tekin:YAZAR BÜLENT TEKIN ILE SÖYLEŞI   Son dakika! Barzani'den Kerkük açıklaması   Dr. Cherly Benard:Kürdistan, Amerikan bağımsızlık tecrübelerinden neler öğrenebi   Dr.İsmet Turanlı:Tarihten korkmayanlar, utanmayanlar
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Kültür-Sanat

01)Uluslararası ilişkiler kutlama Festivali,-14.06.2015

Karlsruhe ve çevresinde bulunan 46 ayrı milliyetlerden oluşan kurumlar kendi milletini ve kültürünü tanıtmak için bir arada renkleriyle tanıtmaya çalıştılar.

Karlsruhe’e uluslararası mevcut projelerinde, müzik eşliğinde sanat dalında türküleriyle tanıtırken kendi mutfak kültürlerini de tanıtmaya çalıştılar. Bu etkinlikte Kürtler de her zamanki gib ulusal mutfak kültürlerinin etkinliklerini tanıttılar. Kultur- Kreis Kurdistan e.V. Karlsruhe de Kürdistan Ulusal Bayrağı ve Kürdistanla ilgili 37 dilde yazılmış yazarların Kütaplarını sergiledi ve çok ilgi ile karşılandı.

Ayrıca Bir çok Almanlar Çadırıma gelerek Kahve, Çay ve su ikramiyesinde bulunurken, Kürtlerin barajın aşmasına çok sevinerek Hükümeti tek iktidardan düşürmesine dair Kürdistanlıları ayrıca kutladılar.

Alman ve diğer yabancı sözcü ve temsilcilerin en büyük sevinci; Kürtlerin bir an önce Kürdistan’ın Bağımsız bir devlet olmasına yana, dualarını da esirgemediler.

Festival / 13.06.2015 // http://www.kurdistana-bakur.com/files//fdV_2014_Bild1.jpg

02) Arınç: Sarayı eleştirene hain denmemeli –14.06.2015

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın maliyetiyle ilgili süregelen tartışmalarla ilgili olarak, “Sarayı eleştirene ‘hain’, kötü denmemesi lazım. Eleştiri haktır” dedi.

Posta Gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik’e konuşan Arınç, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın istifa ederek Başbakan Ahmet Davutoğlu yerine AKP’nin başına geçeceği iddiasına ilişkin olarak ise, “Bunun konuşulması bile çok ayıp. Davutoğlu ile mutlaka devam edileceğini düşünüyorum. Ne cumhurbaşkanının böyle bir niyeti var, ne de partinin böyle bir ihtiyacı” görüşünü dile getirdi.

Arınç’ın ifadeleri özetle şöyle:

“Seçim gecesi Başbakan Davutoğlu ile AK Parti Genel Merkezi’ndeki balkona çıkarken birileri beni, ‘Ağabey yüzünüz biraz gülsün’ diye ikaz etti. Çabalamama rağmen böyle bir görüntü verdimse bu içimin dışıma yansımasıdır. Bu sonucu beklemiyordum. HDP’den ötürü sayımız düşer, 290 vekille tekrar iktidar oluruz diyordum.”

Eleştirene hain denmemeli

“Sarayı eleştirene ‘hain’, kötü denmemesi lazım. Eleştiri haktır. Bin yıllık tarihimizin azameti tabii ki ortaya konmalıdır. Ama ‘şurası yanlış’, ‘burası israf’, ‘burası bilmem ne’ diyenlerede bir kulak verin be kardeşim… ‘Devlette israf var mı?’ derseniz, var. Hükümetin bir üyesiyim ama bunu söylemek mecburiyetindeyim.”

Haçlı ittifakı da ne demek?

“3 partinin desteği ve dış desteklerle HDP barajı aştı. Bunu küçümsemek, ‘Şöyleydi, böyleydi’ diye bir partiyi nefret objesi yapmak doğru değil. Ne demek ‘Haçlı İttifakı’ (AKP medyasında çıkan haberlere binaen – T24) Rakipler hakkında düşmanlık toplamak mümkün değil.

Davutoğlu ile devam

(Erdoğan istifa edip AKP’nin başına geçecek iddiasının hatırlatılması üzerine) Bunun konuşulması bile çok ayıp. Davutoğlu ile mutlaka devam edileceğini düşünüyorum. Ne cumhurbaşkanının böyle bir niyeti var, ne de partinin böyle bir ihtiyacı.

03) Dengir Mir Mehmet Fırat: Öncelikle 'AKP yasaları' ortadan kaldırılmalı –14.06.2015

AKP'nin kurucu isimlerinden Dengir Mir Mehmet Fırat, 7 Haziran'da HDP'den Mersin milletvekili seçildi. Fırat, eski partisinin iktidarı kaybetmesinin en büyük sebebi olarak ikiyüzlü politikalarla ‘Kürtleri küstürmesini' gösterdi.

7 Haziran genel seçimleri ile birlikte Türkiye'deki siyasi dengeler tamamen değişti. 13 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP sandıktan yenilgiyle çıktı. Zaman'dan Tuğba Mezararkalı'nın haberine göre, AKP'nin kurucuları arasında yer alan isimlerden HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, yeni Meclis'in öncelikle ‘AKP yasalarını' ortadan kaldırması gerektiğini anlatıyor.

Hukukun yeniden ikame edilmesinin zaruret olduğunu belirten Fırat, yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor: “Seçim sonrası oluşan süreçle birlikte siyasi partiler yeni anayasa konusunda mutabık olmalı. 82 Anayasası ile Türkiye'nin artık bir yere gidebilmesi mümkün değil. Ama bu da hele Türk usulü bir başkanlık sistemini kesinlikle içermemeli. Modern, eşitlikçi, bir hukuk devletinin temellerini atan bir yapıda olması gerekiyor. İkincisi, 12 Eylül'ün getirmiş olduğu seçim yasası, siyasi partiler yasası mutlak surette değiştirilmeli. AKP'nin getirdiği antidemokratik yasalar bir an önce kaldırılmalı. Son olarak AKP'nin hayata geçirdiği İç Güvenlik Paketi, MİT Yasası gibi antidemokratik yasalar derhal ortadan kaldırılmalı. Dört bakan da dahil, yolsuzluk ve usulsüzlükle ilgili o sürecin tamamen yeniden sorgulanması gerekiyor. En azından ilk etapta yapılacak olanlar bunlar. Partiler de bunlar üzerinde rahatlıkla da uzlaşabilirler diye düşünüyorum.”

Dengir Mir Mehmet Fırat, sandıktaki yenilginin ise birçok sebebi olduğunu anlatıyor. AKP'nin kendini yenileyemediğini söylüyor. Fırat, “Aslına bakarsanız AKP'yi iktidar eden de Kürt oylarıydı. Ama Roboski olsun, arkasından Kobani ve Suriye'deki olaylar, Erdoğan'ın ‘Kürt sorunu yoktur' demesi, hatta Diyarbakır'daki patlayan bomba da etkiledi. Bunlar HDP'nin de barajı aşmasını sağlayan nedenlerdi. AKP'deki Kürt oylarının bir kısmı HDP'ye geldi. AKP'nin asıl kaybetme nedeni ise HDP'nin barajı aşmasıdır.” ifadelerini kullanıyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim kampanyasına muhalefeti karşısına alarak mitinglerle girmesinin ciddi bir oy kaybına sebep olduğunu anlatıyor Fırat. Şunları söylüyor: “Meydanlarda Kur'an-ı Kerim'le yapılan propaganda da ters tepti. AKP adına tüm bu yapılanlar menfi şekilde işledi.”

ERDOĞAN, BAŞKANLIKTAN VAZGEÇMEZ!

HDP'li Fırat, koalisyonun ise Türkiye'deki kutuplaşmayı ortadan kaldıracağını belirtiyor. Fırat'a göre, Erdoğan'ın seçim sonrası ‘yumuşaması' da bir taktik: “Fırsatını kollayacaktır, yine halkın karşısına çıkmak için. Hedeften kolay kolay vazgeçmez. Ülkenin bir şekilde batağa sürüklenmesi onu çok da ilgilendirmez. Vatandaş başkanlık sistemine hayır demiştir. Ancak zamanı geldiğinde, şartlar elverdiğinde yeniden o hedefine yürür.”

04) KDP-İ ve PKK yeniden masada–14.06.2015
Kürdistan Demokrat Partisi-İran (KDP-İ) ve PKK, Kürdistan Bölgesi Hükümeti yetkilileri öncülüğünde bugün biraraya geldi.

Rûdaw’ın edindiği bilgilere göre, bu sabah Süleymaniye’ye bağlı Köysancak (Koyê) ilçesinde KDP-İ ve PKK masaya oturdu.

Görüşmede, KDP-İ’nin söz konusu bölgeden güçlerini çekmeye hazır olmadığını ilettiği öğrenildi. PKK’nin de konuyla ilgili herhangi bir karar almadığı kaydedildi. Edinilen bilgiye göre konu, bir sonraki görüşmede ele alınacak.

KDP-İ heyetinin toplantıda ayrıca, Kelaşin bölgesindeki konuşlanmanın parti kararı olduğunu ve çekilmeyle ilgili yeni bir kararın söz konusu olmadığını belirttiği kaydedildi.

KDP-İ peşmergeleriyle PKK gerillaları arasında Güney Kürdistan - Doğu Kürdistan sınırındaki Kelaşin bölgesinde başlayan ve silahlı çatışmaya dönüşen sorunun çözümü için taraflar, 24 Mayıs'ta da başkent Hewlêr (Erbil)'de biraraya gelmişti.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, iki partiye de mektup göndererek, sorunun diyalog yoluyla çözülmesi için çaba gösterilmesini istemişti.

Kelaşîn bölgesinde karargah inşa etmek isteyen KDP-İ birliği ile buna engel olmak isteyen PKK gerillaları arasında çatışma çıkmış ve Kadir Kerimi adlı peşmerge şehit düşmüştü.

Çatışmada yaralanan 3 peşmerge ise Hewlêr’in Soran ilçesindeki hastanelerde tedavi altına alınmıştı.

05) KÜRDLER ATEŞ ÜSTÜNDE–14.06.2015
Necat Zivingî Özdemir

Kürdistan’ın iyiliğini isteyenler karanlık yapılanmaları sonlandırmak ve şeffaf siyasi yapılar oluşturmak durumundadır. Olması gereken, en zıt fikirleriyle tüm grupların fikir mücadelesi vermeyi öğrenmesi, şiddet ve hakareti terketmesidir.

“Sahipsiz vatanın batması haktır” diyen Akif ve Kürdler’i “Değerli sahipsiz bir kavim” olarak niteleyen Bediüzzaman ne de doğru söylemişlerdir.

Nisa sûresi 75. ayetinde erkek, kadın ve çocuklardan zayıf bırakılmışların o halden kurtuluş çaresi olarak Allah’tan “bir veli/koruyucu sahib” yakarışında bulunduğuna dikkat çekilir.

Bir coğrafyayı ya da halkı sahipsizlik seli alıp götürdü mü nereye savuracağı bilinmez. Sahipsiz bir coğrafya olan Kürdistan ve sahipsiz bir halk olan Kürdler de onlarca yıldır türlü acılarla boğuşuyor, direniyor.

Bir yere ya da bir halka sahipsizlik sirayet etti mi, at izi it izine karışır. Hangi parmakların nerelere kadar uzandığı ve ne tür kirli işler gördüğü görülüp anlaşılamaz hale gelir. Kaos, kavga ve kargaşa baş gösterir.

4 Haziran tarihli “Seçim ve sonrası” başlıklı yazımda, seçim sonuçlarına göre Kürdistan’da kanlı bir sürecin başlamasının süpriz olmayacağını yazmıştım.

Kürdistan’da kan akmasını, iç çatışma olmasını bölgeye egemen devletlerden biri istemezse, diğeri ister. Egemen devletler bir değil, iki değil... Bölgeye egemen devletlerden hiçbiri istemese de batılı emperyalistlerden biri muhakkak ister. Onların da parmak karıştırabileceği parça ve grup bir değil, iki değil.

Diyarbekir’de güzide bir insan olan merhum Aytaç BARAN’a yönelik suikastle, aşağılık ve mel’un odaklar arzuladıkları sürecin fitilini ateşlemiş oldu. Sonrasında yaşananlar malum. Medyaya yansıyan bilgilere göre suikaste karşılık en az 4 kişi öldürüldü, onun üzerinde kişi de yaralandı, sokaklar karıştı. İnsanlar birkaç gün adeta sokağa çıkamaz, işine gidemez hale geldi.

Her ne kadar PKK ile Hizbullah arasındaki kan davası ve amansız düşmanlık nedeniyle bu cinayetin PKK tarafından işlendiği ilk akla gelen ihtimal ise de şimdiye kadar suikasti hangi mel’un elin gerçekleştirdiği konusundaki bilinmezlik belli düzeyde devam etmektedir.

Bu tür bir cinayet PKK’nin paravan şehir yapılanması YDG-H tarafından yapılmayacak bir cinayet değil. Ancak suikastin hemen sonrasında HDP başta olmak üzere PKK etkisindeki yapı, kurum ve kişilerin önemli bir kısmının bu cinayete açık tepki göstermesi ve bu tür bir refleksin ilk kez gösteriliyor olması, öte taraftan cinayetin zamanlaması katilin kimliğine ilişkin şüpheleri arttırmaktadır.

Kürdistan’daki eylemlerde “provokasyon” kavramı epey aşınmış bulunmaktadır. Provokasyon kavramını aşındıran da PKK çevreleridir ki, gerçekleştirdikleri birçok eylemi bu şekilde niteleyerek meşrulaştırma yoluna gitmişlerdir.

Durum bu olmakla beraber, gerçekten de Kürdistan’da birilerinin sürekli provokasyon peşinde olduğunu bilmek için de özel bir bilgiye sahip olmaya gerek yoktur. Bölgenin jeo-politik ve jeo-stratejik konumu bile bu tür girişimlerin varlığını gözönünde bulundurmak için yeterlidir. Bu yönü gözardı etmemek, birilerini aklamak anlamına gelmez. Böylesi bir telaşla hareket edenler baştan yanılırlar.

Merhum ve mağfur Aytaç Baran suikastinde cani ve katil kim olursa olsun önemli oranda amacına ulaşmış bulunuyor. Zaten Kürdistan’da kaos ve kavga ortamı oluşturmak isteyenlerin, bu kadar kan davalının olduğu bir ortamda, amaçlarına ulaşması hiç de zor değil. Karanlık bir elin tetik çekmesi yeter. Kürdistan’da iç çatışmaların yaşanması geçmişte olduğu gibi bugün de kimsenin faydasına olmaz. Bu tür bir durumda herkes kaybeder. Egemenler dışında.

Kürdistan’ın iyiliğini isteyenler karanlık yapılanmaları sonlandırmak ve şeffaf siyasi yapılar oluşturmak durumundadır. Aksi takdirde suistimaller hep amacına ulaşır. Bu minvalde PKK örgütü YDG-H’yi dağıtmak ve kendisine çekidüzen vermek durumundadır. Kürdistan’daki her türlü suistimalin neşvünema bulduğu ortam bu tür karanlık yapılanmalardır. Nitekim kendileri de bunu birçok defa itiraf etmiş ve etmektedirler.

PKK, YDG-H’yi dağıtırsa Hizbullah’ın da Şeyh Said Seriyyeleri’ne ihtiyaç duymayacağı ve devreden çıkaracağı anlaşılıyor.

Şeffaf ortamın oluşturulmaması halinde, sadece sosyal medya üzerinden de olsa her türlü fitne kazanının kaynatılabileceği ve kaynatıldığı açıktır.

Her ne kadar öyle olmaması gerekiyorsa da, gerçek şu ki siyasi örgüt ve aktörler sosyal medya denen, her tür manipülasyon, spekülasyon ve suistimale açık, kimin kılığında kimlerin arz-ı endam ettiğinin ve kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği ortama itibar etmekte ve bu doğrultuda hüküm ve eylemlere yönelebilmektedir.

Haliyle bu durum fitnebazların işini daha da kolaylaştırmakta, toplumsal kin ve nefret günden güne daha çok körüklenip yaygınlaştırılmakta, her türlü eylem ve cinayetin zemini oluşturulmaktadır.

Kürdistan’da yaşanan karanlık eylemler ve sonucunda gerçekleşen kavgaların, çok tahammülsüz ve karanlık odakların varlığına rağmen Manisa, Malatya, Kayseri, Tokat, Trabzon, İstanbul ve sair şehirlerde olmaması düşündürmeli, Kürdler’in kendilerini sorgulaması ve utanmasını sağlamalıdır. Bu durum bile açıkça Kürdler ve Kürdistan’ın bir sahipsizlik seliyle karşı karşıya bulunduğunu ortaya koymaktadır. Allah c.c, Kürdistan, Türkiye ve yeryüzünün hiçbir köşesinde kirli odaklara, iç çatışma ve kavgalara fırsat vermesin.

Kürdistan insanının karakteri baskı ve minnet kabul etmeye uygun değildir. Bu nedenle, PKK örgütü başta olmak üzere kimse Kürdistan’da güç ve baskıyla başkalarını sindirip silebileceği hayaline kapılmamalı, kimsenin tavuğuna kış deme hakkını kendinde görmemelidir. Olması gereken en zıt fikirleriyle tüm grupların fikir mücadelesi vermeyi öğrenmesi, şiddet ve hakareti terketmesidir.

Egemen odak ve parmak karıştıranların politikalarının da etkisiyle Kürdler yıllardır ateş üstündedir. Malum odaklar bu ateşe sürekli odun taşıyarak sönmesine ve soğumasına imkân vermemekte, kontrollü bir şekilde körüklemektedir. Kürdler’i sürekli kızgın ve kızıştırılmış halde tutma ortak politika olmakla beraber, bu durumun ne zaman çatışmaya tahvil edileceği hususu ise farklı politika sahipleri arasında ihtilaflı konulardandır. Kürdler’e nefes aldıran da çoğu zaman bu uyuşmazlıktır.

Kürdler tüm taraflarıyla bunun farkında olmalı, halkın hayrını isteyenler özgürlük, dirlik ve güven ortamına sahip çıkarak, halka hamilik yapmaya aday olduğunu ortaya koymalıdır. Silahla kimseye sahiplik edilemeyeceği gibi sindirilemez de. Sinenler er-geç tekrar meydana çıkar.

Bediüzzaman gibi zatların ehl-i sünnetin genel pratiğine uygun olarak formülize ettikleri “dâhilde kuvvet kullanımı” meselesi ve “müsbet hareket” prensibi bugün İslam coğrafyası ve Müslüman hareketlerin pratiğiyle daha anlaşılır bir durumdadır. Tunus’ta Nahda’nın, Mısır’da İhvan’ın, Filistin’de Fetih’e karşı Hamas’ın, Kürdistan’ın güneyinde diğer Kürd gruplarına karşı Yekgirto ve Komela Îslamî’nin pratikleri önemli örneklerdir ve bu durumu anlamak için kâfi düzeydedir. Bu örneklerin zıddı olarak da Suriye ve Irak’ın iç çatışmalarla (mezhep ve grup temelinde şekillenen) boğuşan ve milyonlarca günahsız insanın malını ve canını heder eden sonuçları da çok şey anlatmaktadır.

Bediüzzaman, “Ey bütün Kürdler” diye başlayan hitabında: “Ey umum Ekrad!.. Gözünüzü açınız, sabah geldi. Ve müteyakkız olunuz. Sizin ihtilaf ve vahşetinizden efkâr-ı faside sahibi istifade etmesin…” demiş, “Zaman size sille vurmakla o ihtilaf ve keşmekeşi atacaktır… Namusunuzu isterseniz, tokat yemeden atınız!..” (Asar-ı Bediiye) diyerek Kürdler’i uyarmıştır.

Bu husustaki son söz bu olsun.

SEÇİMDEN GERİYE BİRKAÇ NOT

- Seçimden sonra bazı yazar ve çevreler İslamiyet’in varlığını bazı siyaset ve partilere indirgeyerek, onların kaybını İslamiyet’in kaybı gibi yansıttılar. Bu yanlıştır. İslamiyet daima galibtir ve hiçbir siyasete endeksli değildir. Ezelden ebede uzanan, insanlığa her bakımdan huzurlu bir yaşam reçetesi sunan İslam'ı bir parti ve siyasetle özdeşleştirmek İslam’a zarardır. İslam, siyaset ve siyasetçinin uyması gereken doğruluk ve adalet esaslarını belirler. Hiçbir Müslümanın ve Müslüman grubun tekeline girmeyi kabul etmez. Uyan uyabildiği nisbette bahtiyardır.

- Seçimde Ak Parti’nin kaybettiği 9 puanlık oyun büyük miktarda Kürd oyu olması ve Kürdistan şehirlerinde HDP’nin oyunu yükselterek neredeyse tüm illerde birinci parti konumuna yükselmesi bir kısım Ak Partililerin Kürdler’e dönük nankörlük suçlamasını beraberinde getirdi. Bazıları ise daha da ileri giderek Kürdler’in dini hassasiyetlerini kaybettiği yorumunda bulundu. Bu yönlü yorumlar neden kaybedildiğini anlamayan ya da anlamak istemeyenlerin başını kuma gömmesinden öte bir anlam ifade etmez.

- Seçimden sonra ortaya çıkan bir diğer kesim ise çözüm sürecinin yanlış olduğunu, sorunun silahla çözülmesinin daha doğru olduğunu işlemeye başladı. Hatta bunlardan il il gezip başkanlık seminerleri veren biri 9 Haziran tarihli bir twitinde, “Renault beyaz toros serisinin üretimini durdurmuş olabilir. Ama Toyota'nın pikap serisi bu boşluğu çok rahat doldurur bence.” deme cür’etini bile gösterdi. Bu yönlü yaklaşımlar ve sahipleri tam da düşmanlıkta bulundukları odağa katkının en büyüğünü sunan yoksunlardır. Beyaz Toroslarının tüm cürümleriyle hurdaya döndüğünü, pert olduğunu göremeyecek bir körlük iflah olmaz.

- AK Parti’nin uzun yıllardır devam eden iktidar dönemi ve son seçimler bir kez daha ilim ve hikmet sahiplerinin politik bir odağa teşne olmasının zararlarını ortaya koymuştur. İdeolojik arka planı ne olursa olsun Müslüman toplumlarda politik aktörlerin çekişmelerinde taraf olmak ilim sahiplerine dayatılan bir durum olmakla beraber, tercihte bulunmaları gereken bir zorunluluk değildir.

Tam aksine her tarafa söz söyleyebilme, hakkı ve sabrı tavsiye edebilme ağırlığına sahip kişi ve kesimlerin bulunması her zaman gerekir. Bırakınız üçüncü tarafların bulunması, çatışan ve çekişen taraflar içerisinde bile ilmin kuşatıcılığını, sağduyu ve sükûneti koruyabilenler hep olmalıdır. Şu ayet bu hususa işaret etmektedir: “Müminlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminde bir grup dinde (dinî ilimlerde) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (savaştan) döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.” (Tevbe, 122)

- Ve bir tavsiye: Sosyal medyadan ibaret olmayın ve insanları da sosyal medyadan ibaret görüp değerlendirerek günaha düşmeyin. Aynı şekilde günlük hayatta olduğu gibi sosyal medyada da sorumlu ve seviyeli davranmanın gerekliliğini aklınızdan çıkarmayın

06) ABD’li sözcü: PYD’ye söylemiştik –14.06.2015

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Rathke, “PYD’ye bağlı YPG güçlerinin, Suriye'nin kuzeydoğusunu boşalttığına dair haberlerden endişe duyduklarını” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Rathke, “ABD öncülüğündeki koalisyonun havadan desteğini alan PYD’ye bağlı YPG güçlerinin, Suriye'nin kuzeydoğusunu boşalttığına dair haberlerden endişe duyduklarını” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jeff Rathke’ye, günlük basın brifinginde, uluslararası koalisyonun desteğini alan YPG savaşçılarının, ülkenin kuzeydoğusunu (Rojava) boşalttığına ve halkın kaçmasına neden olunduğuna dair iddialar soruldu.

Bu tür haberlerden bilgileri olduğunu ve endişe duyduklarını belirten Rathke, alanda olanlara yönelik daha fazla bilgi toplamaya çalıştıklarını ifade etti.

Rathke, "PYD’ye, geçmişte Kürt rakip siyasi partilerin sindirilmesinin de aralarında bulunduğu insan hakları konusundaki sicillerine dair kaygılarımızı kendilerine dile getirmiştik. Bunlar dile getirdiğimiz endişeler. B ölgedeki hava saldırılarımızın odak noktası da IŞİD ile mücadele, başka herhangi bir amacı yok" diye konuştu.

07) DÜNYANIN ORTASI KÜRDİSTAN’DIR –14.06.2015
Ziyaeddîn EMBARÎ

Artık dünyanın ortası, adı konmayan Kürdistan’dır. Dünyanın gündemi ise Kürdistan’ın meskûnlarıdır. İnanmayan, ya araştırsın ya da biraz düşünsün diyorum.

Rivayet edilir ki Papazlardan biri, Nasreddin Hoca'ya


sormuş:

- "Hoca Efendi, dünyanın ortası neresidir?" Hoca otlayan eşeğini göstererek:
- "Eşeğimin şu anda sağ ön ayağının bastığı yerdir."
- " Nereden biliyorsunuz?" demiş papaz.
- "İnanmıyorsanız gidin ölçün!" demiş Hoca.

Ben de bu fıkraya istinaden diyorum ki, artık dünyanın ortası, adı konmayan Kürdistan’dır. Dünyanın gündemi ise Kürdistan’ın meskûnlarıdır. İnanmayan, ya araştırsın ya da biraz düşünsün diyorum.

Artık 21. yüzyılın her vakasında, isteyen veya istemeyen her kişi Kürt ve Kürdistan adını zikretmek zorunda kalıyor. Bu, Evliya Çelebi’nin “Kürdistan-ı Sengistan” (taşlık ülkesi Kürdistan) dediği Kürdistan’dan, ya da İmam Suyuti’nin kendileri için “Dünya xîretinin (gayret, onur) onda dokuzu Kürtlerdedir” dediği Kürtlerden de kaynaklanmıyor. Bu, bölgenin üç önemli hususundan kaynaklanmaktadır. Bunlardan biri "Jeopolitik", öteki "ekonomik", sonuncusu da "siyasal-kültürel" boyuttur. İşte bu üç özellik, Kürt coğrafyasına dünyanın ortası olma vasfını kazandırmıştır.

Her ne hikmetse Kürtlerin her başarısı ve vakası, gerek Türkiye’de gerekse dünyada heyecan uyandırmaktadır. Belki de bunun farkında olmayan sadece Kürtlerdir. Kürtler, bu etkin ve çekim güçlerinin farkında bile değillerdir. Bunu dünya alem fark etmiş olmalı ki, var olan başarıları da Kürtlerden saklamaya çalışırlar. Kürtler DAİŞ’le çatışır; ancak DAİŞ’in aleyhine toplanan kongrelere çağrılmazlar. Çıkan başarıyı, ya Irak’a ya da Koalisyon güçlerine mal ederler. Kürtler de nihayetinde kazanımlarını, himayesinde bulundukları ülkeye hibe ederler. Hatta uğruna nice bedenleri feda ettiği Şengal Bölgesi’ni Kürdistan’dansa Irak hükümetine devredelim derler. Birileri devlet deyince “istemez” derler. Mustafa Kemal “Türk Övün, Çalış, Güven” derken, Bizimkiler; “Kürt, övünme, çalış ama kendine güvenme” parolasını şiar edinmişlerdir.

Aynı halet-i ruhiye ve halet-i siyasiyeyi 7 Haziran seçimi sonuç değerlendirmelerinde de gördük. Efendim, emanet oy diye bir hikâye uydurdular. Neymiş, seçimlerden alınan başarı da, Kürtlere mal edilmemeye çalışıldı. Demek istenen, bizler Türk solu ve diğer ezilenlerin sayesinde barajı aştık. Neyse ki Kandil konuya el koyunca emanet konusu kapandı. Hâlbuki Kürt halkı 18 yaşından, 130 yaşındaki Siirtli Mehmet Esen dedeye kadar herkes seferber oldu. Neticeyi de hep birlikte aldı. Asıl olan diğer partilere emaneten (özellikle Ak Parti’ye) verilen oylar, aslına rücu edildi. Öyle anlaşılıyor ki Hüda-Par tabanının bir kısmı da oylarını HDP’ye vermiş görünüyor. Çünkü evdeki hesap çarşıya uymuyor. Örneğin, 2014 yerel seçimlerde Hüda- Par’ın Diyarbakır’da aldığı oy: 33196’dır. 7 Haziran 2015’te aldığı oy ise 27886’dır. Fark 5250’dir. Oysa o günden bu güne Hüda-Par hem kurumsallaşmış hem de tabanını artırmıştır. Peki, bu oylar nereye gitti?

Sanıldığı gibi oylar CHP tabanından veya sol versiyonlardan gelmemiştir. Çünkü CHP oy kaybına uğramamıştır. HDP’ye kayan ezilen ve azınlık kesiminin oy oranı kanımca %1,5-2’yi geçmemektedir. Onlara da zaten fazlasıyla temsil hakkı tanınmıştır. Seçim sonuçlarına bakılırsa %5-6’lık bir oy oranı AKP’nin Kürt tabanından HDP’ye intikal etmiştir. Buna bakılırsa aslında HDP sanıldığı gibi sadece bir sol parti değil, aynı zamanda sol kadrolu bir sağ partidir. HDP, siyasetini değiştirip bölücülük damgasından kurtulmaya çalışıp Türkiyelileşme politikasını güdünce batı illerindeki Kürtler de rahat bir şekilde ona oy verebilmişlerdir. Daha önceleri göbek bağıyla bağlı bulunduğu yerlerde, bölücü ve ihanetçi muameleye maruz kalmak istemediklerinden HDP’ye oy veremiyorlardı. HDP bu kaygıyı giderince onlar da HDP’yi adres olarak gördüler. İşin doğrusu Kürtler, öze dönüş yapmak istiyorlar. Artık taklit ve gösteriş yapmaktan bıkmışlardır.

Peki HDP, kendisine sığınan bunca-kendilerinin deyimiyle-ezileni, kendi ağaçlarının gölgesinde barındırabilecek mi, ya da herkese eşit veya adil bir şekilde zeytin dağıtabilecek mi? Onu zaman gösterecektir. Eğer HDP eskisi gibi örgüt mantığıyla veya dar ideolojik bakış açısıyla hareket ederse şimdiden kaybetmiştir. Meclise yetişebilir; ancak mecliste dağılmak zorunda kalacaktır. Yok, tüzüğündeki gibi hareket ederse zaten kazanmıştır, kazanmaya da devam edecektir.

HDP’nin kazanması bazılarının sandığı gibi Türkiye’nin bölünmesi veya yıkılması anlamına gelmemektedir. Bazı dindar kardeşlerimizin de beyinlerinde oluşturdukları bir algı vardır. Ümmet bölünecek, din-iman gidecek, küfür gelecek gibi algılara kapılmamaları gerekir. Onların bu hali İslam’ı AKP ile özdeşleştirmelerinden kaynaklanmaktadır. Oysa İslam, Ak Parti ile gelmemiştir ki Ak Partiyle gitsin. İşin tuhaf tarafı, Kürt partileri haricinde diğer partiler, %10-20-30-50 aldıkları halde ne din-iman gidiyor ne de kıyamet kopuyor. Birileri HDP üzerinden oyun kurabilir. HDP, kurulan oyunlara gelmemeli, bu oyunları derhal bozabilmelidir. Aksi takdirde akıbeti AKP’den beter olacaktır. İyi biliniz ki Kürdün Kürde minneti yoktur.

Bana göre dünyada bir kader vardır. O kader, dünyadaki hak, hukuk ve düzendir. Bu kadere aykırı hareket edenleri; kader, heder eder. AKP ampulüyle birçok tarafı kısmen de olsa aydınlatmıştır. Ancak zamanla ampulün sıcaklığı halkı rahatsız etmeye başlamıştır. Halk, AKP’den eza vermeyen aydınlanma cihazlarını kullanmayı istemişse de Ak Parti ampulde ısrar etmiştir. Hep ampulün aydınlık özelliğini dile getirmiş, eza verici ısısını görmezden gelmiştir. Özellikle Kürt halkı ampulün bunaltıcı sıcaklığından ağacın gölgesine sığınmak zorunda kalmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanına sözümüz odur ki; bir Cumhurbaşkanı olarak Türk siyasi geleneğine aykırı bir şekilde kendi eski partisi için yollara düşersen, demokratik bir tepki olarak senden yüz çeviren Kürt kadınları için bir Cumhurbaşkanı olarak “ Edebim el vermiyor; ama bana k…..nı çevirmişler” dersen, “Ha düştü ha düşecek dersen.” Roboski’yi örtbas edersen, ne bileyim tevazunun abidesi olması gereken Diyanetin başındaki zata, zorla zırhlı araç tahsis edersen, buna da çerez parası dersen ve nihayet, Kürt sorunu vardır dediğin için sana oy veren kimselere karşı “Kürt sorunu yoktur” dersen, bilmez misin o kimseler de “Kürt sorunu yoksa sana da oy yoktur” diyeceklerdir.

Oysa sizler Allah’ın şu ayetini dinleseydiniz belki de bu duruma düşmeyecektiniz: “O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. (Ali İmran, 159)

Demek ki;

1-Yumuşak davranacaksın,
2-Kaba ve katı yürekli olmayacaksın,
3-Affedici olacaksın,
4-Af olunmaları için aracı olacaksın,
5- Danışacaksın, kendi başına buyruk olmayacaksın,
6- Kararlı olacaksın, kararında samimi olacaksın,
7-Nihayetinde güven vereceksin ve Allah’a güveneceksin; çünkü Allah kendisine güvenenleri sever.
Aksi takdirde “Etrafındakiler dağılıp giderler.” böylece güçten düşersin.
Yanlış anlamayın, bu ayet herkes için geçerlidir. Sadece AKP için değil, özellikle HDP, çok çeşitlilik arz ettiği için bu ilkelere daha çok dikkat etmelidir diyorum.

HULASAYI KELAM WESSELAM

08) –14.06.2015
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, D Demirtaş, Hizbullah'ı Gördü ama YDG-H'yı Göremedi! iyarbakır'daki saldırılarla ilgili, “Bir çok Hizbullah militanı şu anda Diyarbakır'da silahlandırılmış durumda” dedi.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır'daki saldırılarla ilgili,
“Bir çok Hizbullah militanı şu anda Diyarbakır'da silahlandırılmış durumda. Kendilerine dönük saldırı olduğunda kim kimi vuracak o da belirlenmiş” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Diyarbakır mitingindeki patlamada hayatını kaybedenler için İstasyon Meydanı'nda düzenlenen anma programına katıldı.

Demirtaş, bombalı saldırıya ilişkin, “Ortada tutuklanmış bir fail var. Dosya gizli. İçişleri Bakanı, Valilik, bana veya arkadaşlarıma hiçbir şekilde bilgi aktarmış değiller. Mitingde saldırıya uğrayan biz, ölen biz, büyük bir katliam yaşanıyor. Fakat tek bir bilgi alabilmiş değiliz” ifadelerini kullandı.

“Devlet içinden destek almadan, Suriye'den biri elinde bombayla gelip, benim konuşma yapacağım yerde iki bombayı patlatamaz” diyen Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hükümete bağlı güçler içerisinde desteğinin ortaya çıkarılması lazım. Çünkü IŞİD bağlantılı, yerelde de IŞİD destekçisi sunan güçler, hücre biçiminde, kaygım odur ki Türkiye'nin yüzlerce yerine eylem talimatı bekliyorlar.”

Diyarbakır'da Hüda-Par’a yakınlığı ile bilinen Yeni İhya-Der Başkanı Aytaç Baran’ın ölümüne ilişkin konuşan Demirtaş, şöyle devam etti:

”Patlamadan hemen bir kaç gün sonra Hüda-Par'a yakın dernek başkanı katlediliyor. Arkasından dört mahallede Meclis sözcümüz, aktif çalışanımız hemen arkasından infaz ediliyor. Tezgahın büyüklüğünü buradan herkesin görmesi lazım. Bakın, kanımca şöyle harekete geçiriliyor. Bölgede yaklaşık 100 kişiye dönük, PKK ya da IŞİD'in suikast yapacağı dolaştırılıyor. Emniyet tebligat yapıyor. Bu dernek başkanına da yapılıyor. İlginçtir, tebligattan iki gün sonra öldürülüyor.

Demirtaş, “Bir çok Hizbullah militanı şu anda Diyarbakır'da silahlandırılmış durumda. Evlerinde silahlandırılmış durumdalar. Kendilerine dönük saldırı olduğunda kim kimi vuracak o da belirlenmiş durumda.Dolayısıyla dernek başkanı vurulduğunda, kimler hangi dakikada kimi vuracak o da belirlenmiş durumda. Anında Hizbullahçılar dört arkadaşımızı katlediyorlar” şeklinde konuştu

09) 'Herkesle görüşürüm, koalisyon olmazsa 'tekrar seçim' yapılır' –14.06.2015

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm liderlerle görüşeceğini, seçim sonuçlarına herkesin saygı duyması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, '1'inci Avrupa Oyunları'nın açılış töreni için gittiği Bakü'den dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hürriyet'ten Vahap Munyar'ın haberine göre, Cumhurbaşkanı olarak bazılarının farklı spekülasyonlar içerisine girmeye çalışmalarını doğru bulmadığını söyleyen Erdoğan, "Halkın yüzde 52'sinin oyuyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanı'nın, Cumhurbaşkanlığı makamının tartışma konusu yapılmasını doğru bulmam. Bu, milli iradeye saygısızlık olur. Milli iradeye saygı, yüzde 52'ye de saygı göstermeyi gerektirir" dedi.

Erdoğan, soruları şöyle yanıtladı:

ADI 'ERKEN' DEĞİL, 'TEKRAR SEÇİM' OLUR

45 günlük süreçte sürpriz olabilir mi?

Her şey tabii mecrasında cereyan ederse, koalisyon yapılırsa, problem olmaz. Ama diyelim ki seçimlerden birinci çıkan parti bunu başaramadı, ikinci çıkan da hükümeti kuramadı... Böyle bir durumda, anayasa gereği, tekrar sandığa gitmek kaçınılmaz olur. Ben buna 'erken seçim' değil, 'tekrar seçim' diyorum. Zira ülkenin hükümetsiz kalması düşünülemez. Ülkemizin yatırımlarının, uluslararası ilişkilerimizin kesintiye uğramaması açısından da belirsizlik uzun sürmemeli, hükümet bir an önce kurulmalı.

BARAJI DÜŞÜREBİLİRDİK

7 Haziran sonrası seçim barajı yeniden tartışılmaya başlandı. Ne düşünüyorsunuz?

Ben Başbakanlığım dönemimde, bu konudaki düşüncelerimi çok açık biçimde söyledim. Barajın yüzde 5'e düşürülüp daraltılmış bölge sistemine geçilebileğini ya da barajın tamamen kaldırılıp dar bölge sisteminin benimsenebileceğini belirttim. Mesela mevcut sistemde, Ankara'da 116 bin oyla bir milletvekili seçilirken, Bayburt'ta ise 27 bin oyla, Tunceli'de 32 bin oyla bir milletvekili seçiliyor. Manisa'da 112 bin oy, Kilis'te 39 bin oy yeterli olabiliyor milletvekili seçilmek için. Dolayısıyla mevcut sistemin de tümüyle adil olduğu söylenemez.

SINIRDA TEHDİT OLUŞUYOR

Tel Abyad Bölgesi'nde, Araplar ile Türkmenlerin hedef alındığı gibi bir hava var. O bölgeden yaklaşık 15 bin Arap ve Türkmen Türkiye tarafına geçti. Onların boşalttığı yerlere, PYD ve PKK yerleştiriliyor. Bu pek hayra alamet değil. Zira bu, sınırımızı tehdit edebilecek bir yapı oluşmasına yol açılması demek. Bu konudaki hassasiyetlerimizi herkesin göz önünde

bulundurması lazım. HERKESLE GÖRÜŞÜRÜM

Önümüzdeki günlerde nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz? CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile bir görüşme yaptınız. Başka görüşmeleriniz olacak mı?

Bu hususta görüşmem gereken, söyleyecek sözü olan, istifade edilebilecek herkesle tabii ki görüşürüm. Yemin törenleri sanırım ayın 24'ü 25'i gibi biter. Meclis Başkanlık Divanı'nın belirlenmesi akabinde görevlendirme yapılır. Net söyleyeyim, siyasi ahlakım gereği, önce en fazla oyu olan siyasi partinin genel başkanını görevlendiririm. Gelişmeleri hep beraber göreceğiz. O kuramaz ise yine siyasi ahlakım gereği, görevi bu kez de en fazla oy almış ikinci partinin genel başkanına veririm. Malum o noktada 45 günlük bir süreç var. İnşallah uzamaz. Sandık koalisyonu işaret etmiş, herhangi bir partinin tek başına iktidar olabilmesine izin vermemiştir.

EGOLARI BIRAKIN

Baykal'la görüşmenizden ayrıntı verebilir misiniz?

Kendisini davet etmemin sebebi, en yaşlı üye sıfatıyla TBMM'nin açılışını yönetecek olması. Ayrıca gerek parlamento gerekse koalisyonlar konusunda kendisinin ciddi tecrübeleri.. Konuştuk ve tüm bu hususlarda kanaatlerimizi paylaştık. Herkes sandıktan çıkan milli iradenin çizdiği istikamette adımlar atmalı. Kimse süreci farklı istikamette zorlamamalı. Temennim odur ki aklı selim hâkim olur, egolar bir tarafa bırakılır, ülkemiz için neler yapılabileceği en iyi şekilde karara bağlanır.

LİDERLERE AYRI DAVET

Parti liderleriyle yakın zamanda görüşmeyi düşünüyor musunuz?

Görevlendirmeyi yapmadan önce liderlerle görüşmek gibi bir planım var. Her birini ayrı ayrı davet edip sürece ilişkin görüşlerini almak istiyorum. Programıma bakacağım. Bu görüşmelere yemin töreninden önce de başlayabilirim. Dolayısıyla kendilerini önümüzdeki hafta davet edebilirim.

GÜL'LE AYNI KANAATTEYİZ

11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le telefon görüşmeniz oldu. İçeriği neydi?

Sayın Gül seçim günü aramıştı, seçimden sonra da tekrar aradı. Kısaca süreci konuştuk. Bir an önce hükümetin kurulmasının iyi olacağını ifade etti. Ben de aynı kanaatte olduğumu belirttim.

EN KÜÇÜĞÜ, 'EN BÜYÜK' GÖSTERİYORLAR

Seçimin birincisi, ikincisi, üçüncüsü ve dördüncüsü verilerle ortada. Buna rağmen, en küçüğü en büyük gösterme gayreti siyasi acemiliktir. Ayrıca ülkenin geleceği açısından da müspet bir yaklaşım değildir. Ben öteden beri çoğunluğun azınlığa tahakkümünü doğru bulmadım, hakeza azınlığın çoğunluğa tahakkümünü de doğru bulmadım. Seçimden sonra, bazılarının azınlığın çoğunluğa tahakkümünü teşvik eder bir tutum sergilemesini yanlış buluyorum. Buna ulusal ve uluslararası düzeyde bazı medya kuruluşları da dahil. Bu milli iradeye de ülkemize de saygısızlık olur.

10) Silahlı saldırganlar değil HDP'liler tutuklandı –14.06.2015

Diyarbakır'da 3 HDP'linin yaşamını yitirdiği, 2'si ağır 8 kişinin de yaralandığı silahlı kontra grupları saldırısında, saldırganlar değil saldırıya uğrayan HDP'liler tutuklandı.

DİYARBAKIR - Diyarbakır'da 3 HDP'linin katledildiği, 2'si ağır 8 kişinin de yaralandığı silahlı kontra gruplarının saldırısından sonra polisin ev baskınlarında gözaltına alınan 1'i çocuk 20 kişi adliye çıkarıldı. İki grup şeklinde adliyeye getirilen HDP'lilerin ifade işlemleri sabaha kadar sürdü. İlk grupta Hevidar Diken adlı yurttaş savcılık tarafından serbest bırakılırken, 7 kişi de tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkemede ifadeleri alınan Ozan Türkekul serbest bırakılırken, Diyadin Gümüş, Serkan Diker, Bilal Filiz, Mehmet Fidan, İshak Akkuş ve Merge Polat "örgüt üyesi oldukları" iddiasıyla tutuklandı.

İkinci grupta aralarında Özgür Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi Ozan Kılıç'ın da bulunduğu 11 kişi adliyeye getirildi. Cezayir Gümüş ve ismi öğrenilemeyen iki kişi savcılıkta serbest bırakıldı. Sabah saatlerine kadar ifadeleri alınan Ozan Kılıç serbest bırakılırken, Süleyman Aktiz, Yusuf Akgün, Şaban Kestanlı, Bülent Aslan, Mehmet Tekin, Abdulhaluk Baltaş ve Adnan Bayram "örgüt üyesi oldukları" iddiasıyla tutuklandı.

Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan Ö.D. adlı çocuk da çıkarıldığı çocuk mahkemesi tarafından tutuklandı.

11) HDP Eş Başkanı Demirtaş'a 2 koruma polisi verildi –14.06.2015

SİYASETE girdiği 2007 yılından bu yana Emniyet’ten koruma amaçlı polis istemeyen, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a, 2 koruma polisi verildi.

HDP mitingine bomba konulması ve ardından Diyarbakır’da HDP-Hüda-Par arasında çıkan ve 4 kişinin ölümü ile sonuçlanan olaylardan sonra Demirtaş’a 2 koruma verildi.

Koruma Şube Müdürlüğü’nden tahsis edilen 2 koruma polisinin Demirtaş’ın resmi olmayan korumaları ile birlikte kendisini bir an olsun yalnız bırakmadığı dikkat çekti. Korumaların, HDP Eş Genel Başkanının programlarına göre talep edildiği ifade edildi.

Demirtaş’a Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde kendisine 2 koruma polisi tahsis edilmişti. (Milliyet)

…

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

. YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

01) -14.06.2015

02) –14.06.2015


Ek.Tarihi Sun Jun 14, 2015 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Kültür-Sanat
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Kültür-Sanat:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution