Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Nizamettin Taş:Belirleyici olan PKK değil, Öcalan ve Ankara'dır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   İbrahim Güçlü:Şêx Seîd Êfendiyê Pîranî û Hevreyên Wî/ ENFAL   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr. İsmail Beşikçi: Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   M. Hüseyin Taysun:Kürdler Açısından 24 Haziran Seçim Sonuçları   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Polemik

İbrahim GÜÇLÜ: HDP’nin Meclise Girmesi PKK’nın Silah Bırakmasını Gerektirmez Mi? -10.06.2015

HDP, PKK’nın açıkça desteklediği, Öcalan’ın yaptıkları projenin sonucu bir parti olduğu bilinmekte. HDP’lilerin kendisi de bunu gizlemiyorlar. Gizlenecek yanı da kalmamış.

Her şey açığa çıkmış durumda. HDP Eş Genel Başkanı S. Demirtaş seçim sonuçlarını aldıktan sonra, Öcalan’a teşekkür etmesi de bunun en büyük göstergesidir.

HDP’de, demokrasilerde olduğu gibi, kurucuların iradesi partide tayin edici değildir. Kurucu üyelerinin iradesi şeklidir. Bundan dolayı da, genel başkanı, ya da eş başkanları, yönetim organları; kurucularının iradesiyle saptanan bir parti değildir.

Parti organları, bir “üst akıl” tarafından tayin edilmektedir. Bu organların da demokratik iradeleriyle ve özgürce karar almaları olanaklı değildir.

Milletvekilleri de, bu “üst akıl” tarafından tayin ve tespit edilmişlerdir.

HDP’nin seçim bildirgesindeki talepler de, o üst akıl tarafından dikte ettirilmiş taleplerdir. Bu talepler, oldukça değişkendir. “Üst aklın” içinde yaşadığı koşullara göre niteliksel olarak çok farklı bir düzeyde seyir edebilir.

Ayrıca HDP, “bir Türkiye Partisiyim” diyor. Kürt ve Kürdistan partisi olmadığını ifade ediyor. Genel seçimlerden sonra, HDP Eş Genel Başkanı S. Demirtaş’ın yaptığı ilk açıklamada bu gerçeğin ya da bu tanımın altı çizilmiştir.

Bu tanıma göre, HDP de Türkiye’de herkesin partisidir. “HDP’nin, AK Partiden, CHP ve MHP’den farkı yoktur”, demek istiyor. Bundan dolayı da seçim sistemini, meclisi, devleti ve hükümeti uygulamaları itibarıyla eleştirse de, “devlet, hükümet, meclis benimdir de “ diyor. Seçim sistemini, baraj konusunda eleştirse de, meşru kabul ediyor. Bu nedenle de seçime girdi. Barajı aştı ve meclise girdi.

*****

İsmi ve bütün özellikleriyle Kürdistan ve Kürt partilerinin, konumu aynı değildir. Kürdistan partisi, Türkiye partisi olma çabasında olmaz ve olması da olanaklı değildir. Kendi gerçeğiyle de çelişir.

Kürdistan partisi, kendi çalışma alanını esas olarak ülkesi olan Kürdistan’ı seçer. Kürdistan Partisi için, Türk Kemalist Ulus Devletinde, devlet, hükümet, meclis, seçim sistemi meşru değildir.

Kürdistan Milli Ayaklanma Hareketlerinden sonra, Kürtlerin kendi ulusal ver ülkesel kimlikleriyle parti ve örgüt kurmaları olanaksız olduğu için, 1965 yılında Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP), 1970 yılının sonunda Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi (T- KDP) (1974 yılından sonra KİP) olarak çalışmalarını sürdürdü), 1974 yılından sonra da birçok başka Kürt ve Kürdistan Partileri (TKSP, Rizgarî-Ala Rizgarî, KAWA, KUK, Têkoşîn) yasal olmayan bir platformda illegal kuruldular, yapılandılar.

Günümüzde de “Kürdistan” ismiyle kurulan partilerin halen yasal statüleri tanınmıyor. Onların hakkında Yargıtay Baş Savcılığında soruşturmalar devam ediyor.

Kürdistan ismiyle bir partinin kurulması, mevcut devlete, onun kurum ve kuruluşlarına karşıdır.

Kürdistan Partisi, Devletin, Kürtlerin, Türklerin, diğer etnik grupların devleti olması için, en azından federal bir devlet yapılanmasının gerekliliğini savunmaları gerekir..

*****

Seçimden sonra HDP açısından ortaya çıkan bir gerçek var: Seçim sistemini meşru görmektedir. Demokratik yollardan kendi taleplerini savunabileceğini ve gerçekleştirebileceğini kabul etmektedir. Bir sistem ve Türkiye partisi konumuna gelmiştir.

Böyle olunca, PKK gibi silahlı bir örgüte dayanması düşünülemez. HDP’nin öncelikle PKK ile bütün bağlarını koparması gerekir. Yasal ve bir sistem partisi gibi hareket etmesi gerekir.

HDP, PKK’nın işlevini gördüğüne göre o zaman silahlı olmadan da işlerin gidebileceği ve demokratik yoldan çalışmalarını sürdürebileceği, taleplerini sunacağı ve kabul ettireceği de söz konusu. O halde PKK’nın silahlı yapısının da anlamı kalmamış demektir.

O zaman da HDP, PKK’nın silahlanmasını diğer sistem siyasal partilerinden önce istemelidir. Yoksa konumuna ilişkin tanımlaması, demokratik ve barışçıl yolla mücadele yürütmesiyle ilgili iddiasıyla bir zıtlık ve tutarsızlık gösterir.

Bu bağlamda, kamuoyunun ve sistem partilerinin HDP’den bu yönde beklentilerinin olduğunu duymak kadar doğal bir şey olamaz.

HDP, sistemi ve devleti meşru gördüğüne, kendisi için mecliste çalışma olanağı olduğuna göre bunu yapması da gerekir.

Bu gün, “Çözüm Süreci” konusunda partnerleri olan Yalçın Doğan da bunu dillendirdi.

Ben de HDP’nin hızla PKK’nın silahlanmasını talep etmesini, söyledikleriyle tutarlılığını görmek açısından beklemekteyim

Kürtler olarak da HDP’den bunu istemeliyiz.

Böyle bir gelişme, Kürt ve Kürdistan partileriyle, Türkiye partileri arasındaki farkı ortaya çıkarır.

İbrahim GÜÇLÜ
(ibrahimguclu21@gmail.com
Amed

02) Ali ERDOĞAN: Seçim sonuçlarında okunan ‘balans’ ayarı! -10.06.2015
7 Haziran 2015 Pazar günü ülkemizde bir genel seçim yapıldı.

Bu seçim, çağdaş devletlerden olduğu gibi eşit koşullarda yapılmadı. Sadece üç parti devlet bütçesinden yararlandı.

Seçime giren HDP ise özverili, duyarlı vatandaşların yardımlarıyla çalışmalarını sürdürdü. Oysaki, iktidardaki AKP ise devlet olanaklarını hoyratça kullandı.

İktidar partisi, seçime giren tüm siyasi partilerin huzur içerisinde çalışmalarını yapmaları için görevli iken, özellikle HDP’nin baraj altında kalması için, polisiyle, Hakpariyle ve Kontra ajanlarıyla; HDP’nin seçim büroları ve parti binaları basıldı, üyeleri darp edildi ve onlarcası öldürüldü.

AKP, HDP’nin yükselişini görünce, kitle katliamlarına girişti. Seçimin iptali için, Suriye’ye savaş yapmak istedi. Kesin olmamakla birlikte Genelkurmaybaşkanı hastayım diye rapor aldı. Budefa HDP’nin Amed (Diyarbakır) mitiğinde, yüzlerce insanı katletmeye kalktı. Mitinge parça tesirli bombalar konuldu (bomba konanlara engel olmak devletin göreviydi).

Parti genel başkanı Salattin Demirtaş’ın sorumlu çağrısı ve halkın bu çağrıya uyması soucu katliam istenilen oranda gerçekleşmedi. Dört kişinin ölümü ve 8 kişinin ağır olmak üzere 314 vatandaşın yaralanmasına sebeb oldu. Ama 7 Haziran da seçim yapıldı.

Tüm Türkiye halklarını kucaklayan HDP seçim barajını aşarak 80 Milletvekili çıkardı. İktidarı kaybeden AKP yeni provakasyon içinde. Diyarbakır’da silahlar konuştu. Basına yansıdığı kadariyle dört ölü ve yaralar mevcut. HDP yine süküneti öneriyor halka. Ama bu nereye kadar olumlu karşılanır?

Bu seçimin sonucuna bakarak ne okuyoruz?

Bir: Seçim süresince anayasa suçu işleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkablık ve diktatörlük rüyaları suya düştü.
İki: AKP, tek başına hükümeti kuramaz hala geldi.
Üç: Devletin tekçi zihniyeti iflas etti. Türkiye’de yaşıyan farklı din ve etnik halklar birlikte kardeşçe yaşama beyanında bulundular.
Dört: Kürt Halkı, artık ‘besse’ dedi. Birlikteliğini pekiştirmek için de % 85 – 95 oranbında refarandum yaptı. Açıkcası, Kürt Halkı diyor ki: “ Türkiye’li tüm halklarla birlikte ortak vatanda yaşamak istiyoruz. İstemiyorsanız, seçeneksiz de değiliz.
Beş: Çağdaş, Evrensel, demokratik kuralları içeren bir anayasanın yapılması için engeller aşıldı.
Altı: Hükümetin canı istediğinde, komşu devletlerin sınırlarını ihlal edip, asker çıkarması ve bombalaması için TBMM’sinde karar çıkartılması imkansızlaştı.
Yedi: Toplum yasası başta olmak üzere antidemokratik yasaların değiştirilmesi için demokratik zemin hazırlandı.
Sekiz: “Parlementer sistemini rafa kaldırdık” demişti şimdiki Cumhurbaşkanı. Halklar oylarıyla parlementer sistemini normal rayına oturttu.
Dokuz: İç savaş olasalığını, halklar sandıktaki beyanlarıyla ortadan kaldırdı.
On: Bir zamanlar, general Çevik Bir, Amerika’da iken “biz parlementoya balas ayarı yaptık” demişti. 7 Haziran seçimlerinde Türkiye Halkları ‘da bazılarına “balans ayarı” yaptı sanırım.

Sayğılarımla sevgili okurlar.....

Ali Erdoğan
Yazar
elbistanliali@fsmail.net

KÜRDİSTAN YAKILIP KAVRULUYOR, HER GÜN ÖLÜ VAR, HER GÜN KATLİAM VAR. ALLAHIM NE ZAMAN BU KİN-NEFRET, BU GAFLET BU KAN KUSMALAR DİNECEK..N ZAMAN????–

Dîyarbekîr´de öldürülenlerden 3´ü HDP–

Dîyarbekîr´de dün Yeni İhya Der Başkanı Aytaç Baran'ın öldürülmesinden sonra çıkan olaylarda öldürülen 3´HDP`li; Bayram Özelçi, Emin Ensen ve Bayram Dağtan, bu sabah saatlerinde Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.4 kişinin öldürüldüğü olaylarda 11 kişi de yaralanırken, Türk polisinin saldırılarla ilgili gece boyunca yaptığı çoperasyonda 17 kişiyinin gözaltına alındığı bildirildi.

DHA' nın haberinin azrıntısında şunlar kaydedildi:''Diyarbakır merkez Yenişehir İlçesi Şehitlik Semtinde dün Yeni İhya Der Başkanı 36 yaşındaki Aytaç Baran, evinden çıkıp yakında bulunan dernek binasına giderken, silahlı saldırıya uğradı. Saat 15.00 sıralarında çapraz ateşe tutularak vuralan Baran, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Baran'ın öldürülmesinin hemen ardından bu kez aynı semtte 46 ve 57'inci sokak üzerinde uzun namlulu silahlarla Lice'nin bir köyü olan Sisi adlı kahveye yapılan saldırılarda Bayram Özelçi ile Emin Ensen öldürüldü. Akşam saatlerinde ise Şehitlik Semtinde bir apartmanda düzenlenen silahla saldırıda ise Bayram Dağtan öldürüldü. Dağtan ile birlikte olaylarla ilgili ölenlerin sayısı 4'e yükseldi.

Diyarbakır'da 4 kişinin öldürülmesinin ardından kentte çok sıkı güvenlik önlemleri alındı. Merkez Bağlar İlçesi ile Şehitlik Semti başta olmak üzere birçok yerde esnaf kepenklerini kapatırken, vatandaşların büyük bölümü evlerine çekildi. Güvenlik önlemleri kapsamında kentin kritik noktalarına Kirpi adı verilen araçlarla jandarma timleri konuşlandırıldı.

GECE DE 2 KİŞİ SALDIRIDA YARALANDI

Diyarbakır'da gece ise Bağlar ve Sur İlçesi'nde de 2 ayrı silahlı saldırı gerçekleşti. Bağlar İlçesi'ndeki bir akaryakıt istasyonunun arkasında bulunan marketin sahibi Ahmet Öner ile Sur İlçesi Saraykapı Mahallesi'nde de manav işleten Fesih Canikli uğradıkları silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Öner ve Canikli'nin durumunun ağır olduğu belirtilirken, hastanede tedavilerine devam ediliyor. Bu saldırıların da Şehitlik semtindeki olaylar bağlantılı olduğu belirtildi.

17 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Diyarbakır'da 4 kişinin öldürülmesinin ardından Emniyet Müdürlüğü ekipleri gece yarısından sabaha kadar operasyonlar düzenledi. Havadan helikopterlerin de destek verdiği operasyonda toplam 17 kişi gözaltına alındı. Diyarbakır Valiliği, 4 kişinin öldüğü olaylarda 11 kişinin de yaralandığını açıkladı. Açıklamada, şöyle denildi:

'İlimizde 09.06.2015 Salı günü gerçekleşen silahlı saldırı olayları ile ilgili olarak güvenlik güçlerimiz tarafından sabah saatlerinde toplam 27 adreste arama yapılmış olup, 2 adet av tüfeği ele geçirilmiştir. Meydana gelen olaylarda elde edilen son verilere göre; 4 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 7'si ateşli silahla olmak üzere toplam 11 vatandaşımız yaralanmıştır. Yaralı vatandaşlarımızın tedavilerine çeşitli hastanelerde devam edilmektedir. Olaylarla ilgisi olduğu değerlendirilen 17 kişi göz altına alınmıştır. Ayrıca güvenlik güçlerimiz tarafından yapılan aramalarda; 9 adet av tüfeği ve bu tüfeklere ait çok sayıda fişek, 4 adet Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, 5 adet çeşitli çap ve markalarda tabanca ve bu tabancalara ait çok sayıda şarjör ve fişek, 1 adet Uzi marka otomatik silah ele geçirilmiştir. İlimizin huzur ve güven ortamını bozmaya yönelik her türlü girişim ve provokasyonlara karşı halkımızın sağ duyulu olması ve bu tür davranışlara itibar etmemesi büyük önem arz etmektedir.'

SOSYAL MEDYADAKİ İHBARLAR BİLE DEĞERLENDİRİLDİ

Diyarbakır'da 4 kişinin yaşamını yitirdiği olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı'nca açılan soruşturma devam ediyor. Başsavcı Ramazan Solmaz'ın bizzat yönettiği soruşturmada 2 Başsavcı Vekili ve 4 savcının da görev yaptığı belirtildi. Yetkililer, Aytaç Baran'ın başkanı olduğu Yeni İhya-Der binasına yaklaşık 50 metre mesafede öldürüldüğünü söyledi. Yetkililer, açılan ilk ateşi fark ederek kaçan Aytaç Baran'ın saldırganların takibi sonucu arkadan vurulduğunu kaydetti.

ÖRGÜTSEL YAPI

Olaylarda hayatını kaybeden 3 kişiden 2'sinin bir yerde vurulduğunu ve bu konu ile ilgili araştırmaların da devam ettiğini belirtildi. Yetkililer, Aytaç Baran'ın vurulması olayının örgütsel bir yapılanmanın organizasyonunda olabileceğini değerlendirdiklerini söyledi. Saldırıyı düzenleyen örgütsel yapının kim olduğunu açıklamayan yetkililer, etkin bir soruşturma yürütülebilmesi için araştırmaların sürdüğünü söyledi.

Yetkililer, olaylarla ilgili olarak sosyal medyanın etkin bir şekilde takip edildiğini ve burada yer alan bilgilerin de ihbar kabul edilerek değerlendirildiğini söyledi. Sosyal medyada yer alan bilgilerin çoğunlukla provokasyon içerikli olduğunu belirten yetkililer, marjinal grupların Diyarbakır olaylarında kimliklerinin tespit edilmemesi için sosyal medyayı sıklıkla kullandıklarını söyledi. Sosyal medyadaki paylaşımların da soruşturmaya dahil edildiğini ve araştırıldığını belirten yetkililer, provokasyon ve halkı sokağa çağırmaya ilişkin çağrıların kimler tarafından yapıldığının da kısa zamanda tespit edileceğini ifade etti. Yetkililer, kaynaklar olayların büyümemesinde Hüda-Par ve HDP yöneticilerinin sağduyu çağrısının da etkili olduğunu söyledi.

CENAZELERİN DEFNİ KONUSUNDA MUTABAKAT SAĞLANDI

Bu arada silahlı saldırıda hayatını kaybeden Yeni İhya-Der Başkanı Aytaç Baran ve daha sonra çıkan olaylarda yaşamını yitiren Bayram Özelçi, Emin Ensen ile Bayram Dağtan'ın cenazelerinin defnedilmesi konusunda da HDP ve Hüda-Par yetkilileri arasında bir görüşme olduğu belirtildi. Edinilen bilgilere göre her iki partinin yetkilileri cenazelerin aynı anda Yeniköy Mezarlığı'na defnedilmesi sırasında gerginlik olabileceğini değerlendirerek görüşme yaptı.

Yapılan görüşmede HDP ve Hüda-Par yetkilileri herhangi bir provokasyon olasılığına karşı cenazelerin defnedilmesinin sırayla yapılması konusunda mutabakata vardı. Buna göre olaylarda hayatını kaybeden 3 kişinin cenazesi sabah saatlerinde Yeniköy Mezarlığı'na defnedildi.

BAŞSAVCI SOLMAZ:SOSYAL MEDYAYI İNCELİYORUZ

Her iki olayla ilgili de zamanında müdahalede bulunduklarını belirten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, "Olaylarla ilgili çalışmalarımız titizlikle devam ediyor. Hiç bir delilin gözden kaçmaması ve etkin bir soruşturma olması açısından ben ve Başsavcı vekilleri çalışmaları bizzat yürütüyoruz. Her iki olaya ilişkin 14 şüpheli gözaltına alındı. Yapılan çalışmalarda bol miktarda silah ve mühimmat ele geçirildi. Bugün olay yerinde geniş bir inceleme ve delil arama çalışması yapacağız. Sosyal medyada yer alan provokatif paylaşımları da inceliyoruz. Bu konuyu da soruşturmaya dahil edeceğiz"dedi.

3 KİŞİ TOPRAĞA VERİLDİ

HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken'in partileri üyesi olduğu açıkladığı Bayram Özelçi, Emin Ensen ve Bayram Dağtan'ın üzerlerine PKK flamaları örtülen cenazeleri, bu sabah saatlerinde merkez Bağlar İlçesi'ndeki Yeniköy Mezarlığı'nda yan yana toprağa verildi. Cenaze törenine HDP Diyarbakır milletvekilleri Nursel Aydoğan, Çağlar Demirel, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cenaze namazlarının kılınmasının ardından 3 kişi gözyaşları arasında toprağa verildi. Cenazelerin toprağa verilmesinin ardından mezarın üzerine de PKK flamasının örtüldüğü görüldü.

Yeni İhya-Der Başkanı Aytaç Baran'ın ise akşam saatlerinde toprağa verileceği belirtildi.

ESNAF İŞYERLERİNİ AÇMADI

Öte yandan dün olayların olduğu Yenişehir İlçesi Şehitlik Semti'nde bugün de gerginlik sürüyor. Olayların yaşandığı bölgede bulunan esnaf sabah saatlerinden itibaren işyerlerini açmazken, güvenlik güçleri de bu bölgedeki önemli noktalarda sıkı güvenlik önlemi aldığı gözlendi. Yeni İhya Der Başkanı Aytaç Baran'ın öldürülmesinin ardından silahla taranan kahveler ve çevredeki işyerlerine isabet eden mermi izleri olduğu gibi duruyor. Yaşanan olaylara tepki gösteren çevre esnafı, olayların biran önce sona ermesi temmenisinde bulundu. Bu arada çevre il ve ilçelerden de çok sayıda polisin takviye amaçlı Diyarbakır'a geldiği öğrenildi. Hatay ve Bursa plakalı polis araçlarının kent merkezinde önlem aldığı görüldü.

İŞTE OLAYIN YAŞANDIĞI YERDE KAYDEDİLENLER

Şehitlik Semti'nde olayın olduğu bölgede çekilen amatör kamera görüntülerinde yaşanan panik ve korku dolu saatler saniye saniye kayıt edildi. Görüntülerde, bazı kişilerin caddede bağırıp tehditler savurduğu ve polise ait zırhlı araçlar cadde üzerinde iken çok sayıda silah sesi geldiği görüldü. Balkonlarından ve pencerelerinden olayları izleyenlerin ise korku dolu anlar yaşadıkları görüldü.''


'Ülkede iç savaş çıkarmak üzere birileri harekete geçmiş'
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ankara'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Demirtaş, Yeni İhya-Der Başkanı ve Hüda-Par üyesi Aytaç Baran'ın silahlı saldırıya uğraması ve ardından 3 kişinin hayatını kaybettiği olaylarla ilgili Erdoğan ile Türk hükümet yetkililerinin sessiz kaldığını belirterek "Her gün Diyarbakır'da başka yerlerde cenaze törenimiz var.

Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı halen sessiz. Ülkede iç savaş çıkarmak üzere birileri harekete geçmiş; Başbakan, Cumhurbaşkanı, hükümet ortalarda yok. İçişleri bakanı, adalet bakanı sesi, çıtı çıkmıyor. Zannedersin ki bekliyorlar. Ülke bir karışsın. Herkes birbirine girsin. İç savaş çıksın. Ondan sonra 'Bakın, AKP'nin kıymetini anlayın. AKP hükümetten düşünce ülke kaosa sürüklendi' denmesini bekliyorlar herhalde. Biz buna izin vermeyeceğiz. Bu ülke AKP'li, AKP'siz yolunu yürüyecek" dedi.

"YAPAMIYORSANIZ, YÜRÜTEMİYORSANIZ BIRAKIN"

Dîyarbekîr´de can kayıplarının yaşandığı, dün meydana gelen, olaylara ilişkin olarak TC`nin Dîyarbekîr emniyetini ve valiliğini faillerin belirlenmesi konusunda göreve çağıran Demirtaş,"Diyarbakır'da yaşanan saldırılardan ve katliamlardan büyük üzüntü duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Bir kez daha yaşamını yitiren 4 kişiye Allah'tan rahmet, bütün yakınlarına, halkımıza baş sağlığı diliyorum. Hüda-Par'a yakınlığıyla bilinen bir derneğin başkanı katlediliyor. Suikaste uğruyor. Hemen akabinde Hizbullah militanı olduğu söylenen kişiler o anda hemen 2 arkadaşımızı, 2 HDP'liyi olayın olduğu bir yerde katlediyor. Yine başka bir HDP'li arkadaşımızı evinde beşinci katta gidip evinin içinde infaz ediyorlar. Kim neyi, ne yapmaya çalışıyor bunların ortaya çıkması için bütün bu tetikçilerin bağlantılarıyla ortaya dökülmesi lazım. Diyarbakır emniyetinin, valiliğinin zaman geçirmeden ilk olarak Diyarbakır mitingdeki katliam bombacısının bütün ilişkilerini alenen kamuoyuna açıklanması lazım. Madem bir zanlı yakaldınız, dün akşam tutuklandı. Kimdir, ismi, cismi, kimlerden yardım almıştır, hangi örgütlü bağlantılıdır, hangi zaafiyeti kullanarak miting alanına bomba sokmuştur, bunların açıklanması lazım. İkincisi Hüda-Par'a yakın olan dernek başkanını kim katletmiştir? Kimse, bütün ilişkileriyle birlikte açıklanması lazım. Dün Diyarbakır'da 3 HDP'liyi kim katletmiştir? Bu bağlantılar açıklanmadan AKP yanlısı medyanın bugün manşetten veridiği gibi HDP'liler Diyarbakır'da infaza başladı' deme seviyesizliğini, alçaklığını kimse bize atmaya çalışmasın. Hükümette onlar var. Katledilen biz, katliama uğrayan biz. Hükümet tarafından suçlanan da biz. Yapamıyorsanız, yürütemiyorsanız bırakın. Hükümeti de bırakın. İş yapamayacak durumdaysanız elbette ki ülkeyi yönetecek bir kadro çıkar" diye konuştu.

"ZANNEDERSİN Kİ İÇ SAVAŞ BEKLİYORLAR"

Demirtaş, "Ben herkesten bu dönemde dikkatli ve tedbirli olmasını özellikle rica ediyorum. Herkes, bütün çevreler, siyasi partiler. Bizim kimseye düşmanlığımız yok. Biz silahlı bir örgüt falan değiliz. Bu saçmalığı bıraksınlar. Kimin elinde silah var, iyi biliyor herkes. Biz demokratik siyaset yapan Türkiye'nin büyük bir siyasi hareketi, partisiyiz. Dolayısıyla herkes ama herkes halkın geleceğini düşünen herkes; sağduyu ve sabırla hareket etmeli. Biz, bütün bu provokasyon girişimlerine rağmen halkımızın örgütlü, disiplinli duruşu sayesinde provokasyonları boşa çıkardık ama bedelleri ağır oldu. Her gün cenaze toprağa veriyoruz. Her gün Diyarbakır'da başka yerlerde cenaze törenimiz var. Ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı halen sessiz. Ülkede iç savaş çıkarmak üzere birileri harekete geçmiş; Başbakan, Cumhurbaşkanı, hükümet ortalarda yok. İçişleri bakanı, adalet bakanı sesi, çıtı çıkmıyor. Zannedersin ki bekliyorlar. Ülke bir karışsın. Herkes birbirine girsin. İç savaş çıksın. Ondan sonra 'Bakın, AKP'nin kıymetini anlayın. AKP hükümetten düşünce ülke kaosa sürüklendi' denmesini bekliyorlar herhalde. Biz buna izin vermeyeceğiz. Bu ülke AKP'li, AKP'siz yolunu yürüyecek. Barışını sağlayacak, demokrasisine kavuşacaktır" ifadelerini kullandı.

"HDP'NİN OLGUN DURUŞU OLMASAYDI TÜRKİYE'DE NEFES ALINAMAZ DURUMA GELİNECEKTİ"

Saldırılar karşısında HDP'nin sorumlu davrandığını ve böyle davranmaya devam edeceğini vurgulayan Demirtaş, "Şu anda ülkenin birçok yerinde HDP, hedef haline getirilmiş durumda. Hedef haline getirenler de alenen HDP'yi bu şekilde suçlayanlardır. Bundan vazgeçilmesi lazım. Biz bir savaşa girmedik, seçime girdik. Halk tercihte bulundu. Herkesin saygı duyması lazım. Partimizle ilgili meşruiyet tartışması yapan, zavallıdır sadece. Kendilerine oy gelince meşru oluyor da HDP oy alınca bu oylar meşruiyet sorgulamasına tabi tutuluyorsa kusura bakmasınlar kendi seviyesizlikleridir. Ne kadar da saldırsalar HDP hem demokratik duruşunu gösterecek hem de kendini savunmasını bilecektir. Biz kurbanlık koyun değiliz. Kaos yaratamayacaklar. İç savaş yaratamayacaklar. HDP'nin halkımızın bu olgun duruşu olmasaydı bugün Türkiye'de nefes alınamaz duruma gelinecekti. Biz sabırlı davrandık. Sorumlu davrandık. Böyle davranmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"EMANET OYLARLA BARAJI AŞMIŞ BİR PARTİ DEĞİLİZ"

7 Haziran'da gerçekleştirilen Genel Seçimin ardından HDP'ye yönelik oylara ilişkin 'emanet oy' tartışmaları hakkındaki düşünceleri sorulan Demirtaş, barajın emanet oylarla geçilmediğine dikkat çekerek "Biz yüzde 13.02'ye yakın oy aldık. Bunun içinde bir tane bile emanet oy varsa bu bizim için kıymetlidir. Fakat biz emanet oylarla barajı aşmış bir parti değiliz. Çok güçlü, örgütlü bir tabanımız var. Tabanın desteğiyle barajı aştık. Bize emaneten oy verdiğini düşünen bir kişi bile varsa biz ona saygı duyacağımızı belirttik. Her oy kıymetlidir. Ama HDP tümüyle emanet oylarla buradadır, şeklinde bir yaklaşım doğru olmaz" açıklamasında bulundu.

"HDP İLE YAN YANA DURMAK ANCAK SİZE ŞEREF KAZANDIRIR"

DHA´nın kaydettiğine göre, Genel Seçim, sonrası dün yapılan ilk resmi değerlendirme toplantısından ne sonuç çıktığı sorulan Demirtaş, şunları kaydetti: "Bazıları biz HDP ile yan yana durmayız falan, HDP ile görünmeyiz gibi şeyler ifade ediyorlar. HDP ile yan yana durmak ancak size şeref kazandırır, onu söyleyeyim. HDP'nin şu anda Türkiye toplumuna demokratik siyasi olgunlukla bahşettiği şey, siyasi alandaki onurdur. Bizimle yan yana duranlar; bizim onurlu, şerefli duruşumuzdan nasiplenmiş olurlar. HDP'ye saldırmaya kalkmasın kimse."

03) Barzani: Başı dik yaşamalıyız -10.06.2015

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, “Kürdistan hepimizin vatanı, herkesin başı dik ve barış içinde birarada yaşaması gerekir” dedi.Başkan Bazrani bugün Dünya Asuri Ortadoğu Kilisesi heyetini başkanlık ofisinde kabul etti.

Dünya Asuri Ortadoğu Kilisesi heyeti, Barzani’ye Kürdistan Bölgesi’ne sığınan çok sayıda mülteciye sahip çıktıkları için teşekkürlerini sundu. Heyet ayrıca Kürdistan halkının gösterdiği hoşgörü ve sevgiden gurur duyulması gerektiğini belirterek, Kürdistan Bölgesi’nin Irak’ın sahip olduğu farklı dini ve etnik grupları içinde barındırarak bölgede çok güzel bir örnek oluşturduğunu ifade etti.

Kilise heyeti, görüşmede ayrıca Erbil’de Eylül ayında yapılacak seçimle Dünya Asuri Ortadoğu Kilisesi Mülteciler Bölümü Başkanı Dördüncü Patrik Mar Dinxaye’nin ABD’den Erbil’e döneceğini belirtti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ise heyete, “Kürdistan hepimizin ülkesi, herkesin başı dik ve barış içinde birarada yaşaması gerekiyor”dedi.

Barzani terörün sadece bir oluşuma karşı değil, tüm dünyaya ve insanlığa karşı olduğunu, özgürlüklerin önünde birer engel olduğunu belirterek, “Bu nedenlede peygamberlerin bulunduğu kabristanlardan tutun da camii, kilise ve tüm kutsal mekanları yok ediyorlar” diye konuştu.

Kürdistan Bölgesi Başkanı İŞİD’in hiçbir zaman amacına ulaşamayacağını ve ele geçirdiği tüm toprakların kurtarılacağını ifade etti.

Kurdistan
(Kaynak:Rûdaw)

04) - Kör çatışmalarIa kazananıI olmaz ! / Beyt-Nahreyn Arap-Arami Birligi10.06.2015
Cemeet ël Arap u l-Ârâm fî beyt ël Nehreyn

Beyt-Nahreyn Arap-Arami Birliği olarak, 09 Mayıs 2015 tarihinde Yeni İhya Der Başkanı ve Hüda Par üyesi Aytaç Baran'a yapılan saldırı ve ardından yaşanan olaylarda 4 insanımızın yaşamını yitirdiği ve 6 insanımızın yaralandığı olayları üzüntü ve kaygıyla izliyoruz. Hayatını kaybedenlere rahmet yakınlarına baş sağlığı ve yaralananlara acil şifalar diliyoruz.

90'lı yılların aktif bir gözlemcisi olan Kurucu genel başkanımız Mim Yavuz Binbay’ın belirttiği gibi “Kör çatışmaların kazananı olmaz ve olmadı. Olan faili meçhule kurban giden binlerce insanımıza ve yürekleri evlat acısı, eş acısı, kardeş acısıyla yananlara oldu”

Beyt-Nahreyn Arap-Arami Birliği olarak, bölgenin iki gücü olan PKK ve Hizbullah'a bölge halklarına yeniden 90'lı yılların karanlığını yaşatmamaları için bir araya gelip samimi ve net bir çatışmamazlık deklarasyonu ve siyaseti demokratik kural ve yöntemlerle yapacaklarını deklere etmeleri çağrısında bulunuyoruz. Tekrarlıyoruz, “hiçbir şey insan yaşamından daha değerli olamaz – insanca bir yaşam dışında Hiçbir şey insan yaşamının karşılığı olamaz”.

Süleyman Halid Müjdeci
Beyt-Nahreyn Arap-Arami Birligi
Partileşme ve siyasal komisyon sorumlusu

Union Arabe et Araméen Mail- araskem@gmail.com
web-site : www.beyt-nahreyn.com
araskem@gmail.com

05) Kerkük Valisi’nin anlatımıyla Mele Mustafa, Qasımlo, Öcalan... - 10.06.2015
Röportaj*/

Kerkük Valisi Dr. Necmeddin Kerim, Amerika’nın bağımsız Kürdistan’ı emrivakiyle tanıyacağını söyledi.Mele Mustafa Barzani ve Celal Talabani’nin doktorluğunu yapan Dr. Necmeddin Kerim, Kürt liderle olan anılarını anlattı

.Birçok Kürt lideriyle görüştüğünü aktaran Vali Kerim, Abdullah Öcalan’ın danışmanları tarafından yanlış yönlendirildiğini ve bu yüzden yakalandığını belirtti.Vali Dr. Necmeddin Kerim, siyasi hayatıyla ilgili Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

Size beyin ameliyatı mı daha zor geliyor yoksa Kerkük’teki rekabetin idare edilmesi mi?

Kesinlikle yönetmek daha zordur. Ben ameliyatta bir tek kişiyle ilgileniyorum ama Kerkük’te verdiğim bir karar yüzbinlerin hayatını ilgilendiriyor. Doktorluk olan mesleğiniz ile şu an koltuğunda oturduğunuz valilik arasında hangisini daha

çok istersiniz?

Valilik görevi belli bir süre sonra sona erecek ancak ben hep doktorum.

Hayat Amerika’da mı daha güzeldi yoksa şimdi mi?

Ben şu an bir proje ürettiğim ve insanlara yardım ettiğim için hayatımdan memnun. Ancak şahsi olarak maddi, manevi ve istirahatim açısından kesinlikle Amerika’daki hayatım daha güzeldi.

Amerika’da geliriniz nasıldı?

Burasıyla kıyaslanamaz.

Başka yetkililer gibi ticari projeniz var mı?

Hiçbir ticari projem yok, hatta dedikodu yapılmasın diye kardeşlerim kendi işlerini de bıraktı.

Akrabalarınız kolaylık sağlıyor musunuz?

Bazı amcaoğullarım Çemçamal’de yaşıyor. İkisi fırında çalışıyor, aralarında yaşlı olup da halen amelelik yapan da var.

Kerküklülerin yaşadığı hayat standartından memnun musunuz?

Kerkük halkının hayatının daha iyi olduğuna sevindim. Ben vali olduğumda kentte 4 saat elektrik veriliyordu. Şimdi Irak’ın illerine kıyasla en fazla elektrik Kerkük’e veriliyor, şebeke suyu temin ediliyor. 320 dolayında yeni okul inşa ettik. Bin dörtyüz kilometre yol yaptık. Bütün bunlar sevindirici şeyler.

Kerkük’te çok fazla kaçak yapı var. Bu konuda bir planınız var mı?

Bildiğiniz üzere Kerkük'te çok fazla insan göçe maruz bırakıldı ( devrik diktatör Saddam Hüseyin döneminde). Bunların büyük bir bölümü 2003'ten sonra şehre geri döndü ve kendi imkanlarıyla yapılar inşa etti. 140’ıncı Madde heyeti tarafından bu insanların isimleri tutuluyor. Ev inşa eden o insanların her birine 200 metrekarelik arsa tapusu verilecek. İnşa edilen evler bu ölçüyü aşmışsa 100 metrekareye kadar belediye fiyatı üzerinden vatandaşa satılacak.

Bu konuda suiistimalde bulunan da var. Kerküklü olmadığı halde büyük binalar yapanlar var, bunlara hiç bir zaman tapu verilmeyecek.

IŞİD'e karşı savaşta şehit düşen peşmerge ailelerine yardım düşünceniz var mı?

Her bir şehit ailesine bir parça arsa vererek yardım edeceğiz.

Eşiniz Kerküklü mü?

Kerkük'te doğmuş ama aslen Bahdinan Bölgesi'ndendir.

Nasıl tanıştınız?

Babası askerdi. Rametli Mele Mustafa Barzani'nin yardımcısı olarak bilinen Abdurrahman Qazi'ydi. O zamanlar Peşmerge Güçleri 12'nci bölüğün Surdaş bölgesi komutanıydı.

İdris Barzani Bey istemeye gitti. Eşimin ailesi kabul etti ve sevindiler. Çünkü daha önceden aileyi tanıyordum.

İdris Barzani'yle tanışıyor muyudunuz?

Ben o zamana kadar hayatımda iki kişi için ağlamıştım; biri İdris Barzani bir de 1979'de benden iki yaş küçük olan ve bir trafik kazasında hayatını kaybeden kardeşime.

Hayatınızda bir tek bu iki kişi için mi ağladınız?

Son zamanlara kadar evet. Ancak bu Savaş'ta o peşmergeler şehit olunca, benim sağ kolum peşmerge komutanı Şerko Fatih şehit olunca çok ağladım.

Kürdistan Bölgesi’nin Kerkük’e karşı tutunduğu tavırdan memnun musunuz?

Bana göre her şeyden yüzde yüz memnun olduğumu söyleyebilmem en güzel şeydir. Kürdistan Bölgesi Kerkük içi büyük bir şey yapmıştır. 2003’ten sonra şehirden göçe maruz bırakılanları büyük bir bölümünün geri gelmesinde büyük bir rol oynadı.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’nin Kerkük’e karşı tavrından nasıl buluyorsunuz?

Bugün Peşmerge Güçleri Kerkük’ü koruyor. Peşmergenin bir kısmının Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP), bir kısmının da Kürdistan Yurtseverleri Birliği’ne (KYB) bağlı olduğu doğru. Sonuçta bunlar Kürdistan’ın peşmergeleridir. Benim gözümde bu her şeyden daha önemlidir. Kerkük’te iki asayiş gücü bulunuyor (KDP ve KYB’nin). Bu güçlerin maaşları Kürdistan Bölgesi tarafından temin ediliyor. Bu Kerkük için bir destektir, buna teşekkür etmemek olmaz.

Başbakan Neçirvan Barzani’yle ilişkiniz nasıl?

İdris Bey’i bilenler bilir; onun bazı özellikleri Neçirvan Barzani’de de görülür. Neçirvan Bey iyi bir arkadaştır. İlişkilerimiz çok iyi bir seviyededir. Onunla bir araya gelişlerin sonu hep güzeldir. O her zaman yardım etmiştir. Tam tersi parti sorunlarda bile yardımcı olmuştur.

Başbakan ve yardımcısıyla petrol dosyasına ilişkin planlarınız nerlerdir?

Kerkük’te bazı kesimler Kürdistan Bölgesi’nin petrol politikasını eleştiriyor. Amerika ziyareti öncesi Başbakan Barzani’yle bu konuyu görüştük ve bazı şeyler üzerinde anlaştık. Mesela, Kürdistan Bölgesi üzerinden ihraç edilen Kerkük petrolünden Kerküklülerin haklarının korunması (petro-dolar olarak tanımlanmaktadır). Şehrin geliştirilmesi ve Bağdat’ın memur maaşlarını kesmesi ihtimalini de konuştuk.

Kürtler şimdi bağımsızlığı ilan ederse Amerika engel olacak mı? Sizce Barzani’nin adımları ne seviyede?

Ben sadece Amerika’da yaşamadım aynı zaman Amerika’nın politikası içinde de yaşadım. Benim senatör arkadaşlarım var. Amerika sonunda emrivaki olanı tanıyacaktır.

İki örnekle anlatayım. 1 Ağustos 1990’de Başkan Bush Ukrayna’nın başkenti Kiev’e giderek, “Biz Sovyetler Birliği’nin parçalanmasından yana değiliz çünkü savaş çıkabilir” demişti. 1991’in sonunda Sovyet Birliği yok oldu ve 17 devlet ortaya çıktı, savaşta yaşanmadı. Biz de milletini hazırlayarak kendini yönetebilecek güce sahip olma şartıyla emrivaki yaparak bir defacto durum oluşturabiliriz.

İkinci örnek Yugoslavya’dır. 1991’de James Biker Belgrat’ta ülkenin parçalanmaması gerektiğini söyledi. Ancak şimdi o ülkeden birkaç devlet ortaya çıktı. Ancak ciddi bir riski almak ayrı bir şeydir. Bence Kürt toplumu halkı ve partisiyle bu adım atıldığında ortaya çıkacak sonuçları çok iyi anlamalı.

Sen devleti ilan ettiğinde savaşa bulaşabilirsin, evinden olabilirsin. Herkes bunu göz önünde bulundurmalı.

Petrol doyası hakkında ne dersiniz?

Bence Kürtler sahip oluğu gelirinden iyi bir şekilde istifade edemediler. Demek istediğim yolsuzluklar var. Bugün hiçbir üretimi olmayan maaşlı memurlardan oluşan bir ordu sırtımızdadır. Önce tarımdan başlamamız gerekiyordu.

Kerkük’teki petrol KDP veya KYB tarafından gizlice satılıyor mu? Neden yakalamıyorsunuz?

Ben kimseyi suçlamıyorum ama kesinlikle Kerkük petrolü çalınıyor. Bu konu bir heyet tarafından araştırılıyor. Çalışmaların nereye vardığını bilmiyorum. Eğer birisi belgeyle o kişilerin kim olduğunu söylerse ve o kişiler Kerkük’te iseler biz yasal işlem başlatırız.

Siz aynı zamanda Barzani ve Talabani’nin özel doktoruydunuz. İkisinin benzerlikleri neler?

Her ikisi çok cesur ve hiçbir Kürt liderinde görülmeyen karizmaya sahipler. Her ikisi de eli açık, cimri olmayan kişilerdir.

Mele Mustafa’nın hastalığını nasıl teşhis etmiştiniz? Hangi özelliği sizi şaşırttı?

Tahran’daydık. Hükümetin Tahran temsilcisi Şefik Kazaz, rahmetli Hejar ve Şahawan Mamik isminde bir arkadaşımızla ordaydık. Merhum Mele Mustafa Saltanat Abad Mahallesi’nde bulunan İran hükümetine ait bir evdeydi. İdris Bey beni aradı ve babasını muayene etmemi istedi. Ben Mele Mustafa’yı muayene ettiğimde hemen durumu anlamadım ve tomografi çekilmesi gerektiğini söyledim. Mele Mustafa da bunu kabul etmedi ve “Benim tedavi olmak için Amerika’ya gideceğim ve orada Kürt meselesini anlatacağım” dedi. Hastalığını Kürt meselesi için bir bahane yaptı. Ben 1974’ün sonunda Amerika’ya gidene kadar Mele Mustafa’nın yanındaydım.

O çok sade biriydi. İnsanlar tarafından övülmekten hoşlanmazdı ve buna kızardı. ‘Başkan’ diye hitap edildiğinde ona küfür edilecek kadar rahatsız olurdu. O kendisinin ‘Sayın Barzani’ veya Mele Mustafa olarak çağırılmasını isterdi.

Onun ağladığına şahit oldum. Kardeşi Şeyh Babo Doğu Kürdistan’ın Kerec kentinde vefat ettiğinde Mele Mustafa başında ağlamaya başladı. Orada Saddam’ın Bağdat’ta şehit ettiği Sirwan Barzani’nin babası Sabir Bey de vardı.

Daha sonra Mele Mustafa, İdris Bey ve Muhsin Dızayi beyle beraber Şıno kentinde defnedilen Şeyh Babo’nun mezarını ziyaret etmiştik. Barzani, orada da çok ağlamıştı.

Talabani, “Kerkük Kürdistan’ın Kudüs’üdür”, Mele Mustafa ise, “ Kürdistan’ın kalbidir” demişler. Siz Kerkük’ü nasıl tanımlarsınız?

Ben her iki tanımlamayı birleştiriyorum çünkü o büyüklerin sözü üzerine başka söz söyleyemem.

Bağımsız Kürdistan güneşi ne zaman doğacak?

Tarihini bilemem ancak çok uzak olduğunu düşünmüyorum. Bunun için Kürt milletinin iradesi önemlidir. Ayrıca yolsuzlukların ve çatışmaların ortadan kaldırılması çok önemlidir.

Abdullah Öcalan ve Dr. Abdurrahman Qasımlo gibi Kürt liderleriyle hatıranız var mı?

1970’lerde Dr. Qasımlo Basra’da öğretmen iken Erbil’in Balakayeti bölgesine gelirdi.

Apo’yla da Roma’da kendi daveti üzerine görüştüm. O zaman Avrupa’da temsilcileri olan Kani Yılmaz beni aramıştı. Ben görüştüğümde “İtalya’dan her yere gidebilir” diye bir mahkeme kararını almıştı. Maalesef danışmanları onu yanlış yönlendirerek Rusya - Yunanistan arasında seyahat ettirmişlerdi. Sonrasında ise Kenya’da gözaltına alınmıştı.

Ben Hejar hocamın kardeşi Sadık Şerefkendi Bey’i de görmüştüm.

Newşirwan Mustafa’yı nasıl tanımlıyorsunuz?

Newşirwan Mustafa uzun bir mücadeleye sahiptir. Stratejik çok detaylı bir şekilde düşünüyor.

Peki Berhem Salih?

İyi bir diplomat ve iyi ilişkileri var. Biz yakın arkadaştık, Amerika’da beraber birtakım iyi işler yaptık. Sorumluluk sahibidir.

Talabani ve Newşirwan Mustafa’dan neler öğrendiniz?

Newşirwan Mustafa’nın stratejik düşüncesini çok beğendim. Mam Celal’dan çok şey öğrendim ancak onun Kerkük ve içindeki oluşumlar hakkındaki düşüncesini uygulamak istiyorum.

Mam Celal şimdi KYB’nin politikasını belirliyor mu?

Hayır. Kimin politikayı belirlediğini bilmiyorum. Aslında KYB’nin politikası belirleyecek tek bir şahıs sözkonusu değil. Parti işleyişi yürüyor. Politbüro sekreteri var ayrıca il teşkilatları var herkes kendi işini yapıyor. Tabi ki Genel Sekreter’in her iki yardımcıları da. Ben şahsen onların daha çok üstüne düşeni yapmasını istiyorum.

PORTRE / Dr. Necmeddin Kerim

1949’da Kerkük’te doğdu. Lise eğitimini Kerkük’te tamamladıktan sonra Musul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1971’de Kürt Öğrenci Birliği başkanlığına seçildi, bir yıl sonra peşmerge güçlerine katıldı. ABD'ye yerleşen Dr. Necmeddin, George Washington Üniversitesi’nde nöroşirürji eğitimini tamamladı. Mele Mustafa Barzani’nin kişisel doktoru oldu.

Yurt dışında bazı kuruluşların kurucu üyeliğini yapan Kerim, bir çok konferansa katıldı. Irak Ulusal Kongresi Genel Meclisi üyeliğine seçilen Kerim, 2003'te Saddam Hüseyin'in devrilmesinden sonra Bağdat'ta düzenlenen ilk konferansın da üyesiydi.

29 Mayıs 2011 tarihinde KYB ve Kürdistan listesi üzerinden Kerkük Milletvekili olan Dr. Necmettin Kerim Kerkük Valisi seçildi.
*rudaw.net/turkish//08/06/2015

06) Gönüllü Pêşmerge için kayıtlar başladı - 10.06.2015
Pêşmerge Bakanlığı, 6 bin 600 gönüllü Pêşmergeden oluşacak birlik için başvuruların başladığını duyurdu.

Rûdaw’a konuşan Pêşmerge Bakanlığı Basın Sözcüsü Ferik Cebar, “Gönüllü Pêşmergeler 14 Haziran ile 14 Temmuz arasında Pêşmerge Bakanlığı’na bağlı merkezlere giderek başvuru yapabilirler” dedi.

Cebar, Pêşmerge Bakanlığı’na bağlı merkezlerin Duhok, Erbil, Kerkük ve Silêmanî´de bulunduğunu belirtti.Başvuruları kabul edilen gönüllü Pêşmergeler, Pêşmerge Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapacak.

Gönüllü Pêşmergelerde aranan özellikler ise şöyle;

-Kürdistan Bölgesi vatandaşı olması

-18-30 yaş aralığında olması

- Fiziksel ve ruhsal sağlığının yerinde olduğuna dair doktor raporu

-Adli sicilinin temiz olması

-En az ilkokul mezunu olması

Daha önce Rûdaw’a konuşan Pêşmerge Bakanı Mustafa Seyid Kadir, “Bu yıl başvuran gönüllü Pêşmergelerden 3 tabur kuralacak. Her tabur 2 bin 200 kişiden oluşacak. Toplam kontenjanımız ise 6 bin 600” demişti.

Seyid Kadir, oluşturulacak gönüllü Pêşmerge taburuna ABD askerlerinin eğitim vereceğini ifade etmişti.

07) Diyarbakır' daki siyasi cinayetlerin amacı - 10.06.2015
Dr. Ali K. Yıldırım/

Hepimiz Diyarbakır'da ki son cinayetler için "Kürtler birbirine katlettiriliyor" diyeceğiz. Buna kuşkusuz ben de Katılıyorum. Fakat bundan öte bir sebep Olmalı. Amaç ne?Geçen Cumartesi HDP'nin Diyarbakır mitinginde patlatılan bomba ile HDP Çatışma için tahrik edildi.

Yöneticilerin duyarlılığı sayesinde durum kontrolden çıkmadı.Bu kez HUDA-PAR Saldırısı ile zaten geçmişi sorunlu olan bu kesim tahrik edildi ve akabinde peş peşe cinayetler işlendi.Ben seçim sonrası çıkan siyasi tabloya bakınca, cinayetlerlin başka bir amacının olduğunu, cinayetlerle HDP'nin bir koalisyona zorlandığını seziyorum.

Şimdi eğilimlerine göre taraflardan kimisi ; HDP'nin AKP, diğerleri de aksine bunun CHP-MHP ile koalisyona zorlandığını söyliyecektir. Belki bir başkası da 'HDP'nin iktidar ortağı olmasının önüne geçilmek isteniyor' şeklinde bir görüşü dillendirecektir.

Ben sistem açısından AKP yoksa CHP'mi olsun sorusunun belirleyici olduğu kanaatinde değilim. Şu anki siyasi tablo gereği önemli olan,HDP'nin herhangi bir koalisyonun parçası olması sayesinde öncelikli olarak siyasal bir krizin önüne geçilmesidir. Siyasi cinayetlerle bizzat HDP tabanında "iktidarda" yer alarak hesap sorma eğilimi geliştirilebilir. Siyasilerin bu eğilime gaz vermesi ile "ittifak" gerçekleşir. Belki de 'sorun çözücü' yeteneği ile Öcalan tekrar devreye sokulur. Böylece kendisi Türk ve Kürtler'e sevdirilerek daha ileri bir hamlenin önü de açılır.

HDP'nin, Öcalan ve Kandil ile ve bunların da sorgulanamayan ilişkilerini bir an için bir yana bırakalım. Sosyolojik bir trend olarak, Kürtler çoğunluk olarak ilk defa, kendilerini Kürt olarak tanımladıkları bir partide ifade etmişlerdir. Bu onu temsil edenlerin içine girecekleri tutumdan bağımsız bir durumdur.

Bu nedenle bu sosyolojik trendin de önüne Geçmek gerekmektedir. Kanımca, muhalefette kalması durumunda, Kişilik bulma riski bulunan HDP'nin; iktidar mahzenlerine çekilerek ihya edilmesi devlet siyasetinin önceliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Kısaca Erdoğan'ın ektiği gerginliğin katkısıyla derinleşen ve kronik hal alma riski olan mevcut krizin çözümüne HDP'nin katkı sunması istenmektedir. Bu arada Kürt sorunu da bildik yöntemlerle "çözümlenmiş" sayılacaktır.

Ittifakın AKP, CHP veya MHP'yle mi olacağı siyasete yön veren güçler için ikincil önemdedir.

Mecliste temsil edilen siyasi partilerin, çeşitli derin güçlerle muhabbetini hesaba kattığımızda, gayri meşru Yolların neden rahatça alıcı bulduğunu anlamış olacağız.

Sivil siyaset gerçekten etkin olabilseydi, mevcut siyasi partiler Diyarbakır'daki cinayetleri siyasete bir müdahale olarak kınar ve derin güçlerin bu konudaki rolünü protesto için başta Ankara ve Istanbul olmak üzere bütün Türkiye'de protesto düzenlerlerdi.
Fakat Nerede o babayiğitler?

08) HDP: Saldırıyı lanetliyoruz - 10.06.2015

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, Dîyarbekîr merkez Yenişehir ilçesi Şehitlik Semti'nde bulunan İlim Hizmet Yardımlaşma ve Araştırma Derneği (İhya- Der) Şube Başkanı Aytaç Baran'ın uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirmesinin ardından baş sağlığı mesajı yayınladı.

Mesajda, "YENİ İHYA-DER Başkanı Aytaç Baran'ın Diyarbakır'da bir silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinden büyük üzüntü duyduğumuzu ifade ediyoruz. Saldırıyı açıkça kınadığımızı, lanetlediğimizi belirtiyoruz. Saldırıda katledilen Aytaç Baran'a Allah'tan rahmet, YENİ İHYA-DER camiasına ve ailesine başsağlığı diliyoruz. Saldırının sorumlularının hiç bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılmasını bekliyoruz. Halkımızı karşı karşıya getirmeye çalışan hiç bir anlayışa pirim verilmemesini diliyoruz" denildi.

HDP'li Fırat'tan da saldırı açıklaması

HDP Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Yeni İhya Der Başkanı'nın öldürülmesine Twitter üzerinden yayınladığı mesajla tepki gösterdi.

Fırat, Twitter hesabından "İhya Der Başkanı'na yapılan alçak saldırıyı lanetliyorum. Merhuma Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı dilerim. Acımız ortaktır." mesajını paylaştı.

Ek.Tarihi Wed Jun 10, 2015 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Polemik
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Polemik:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution