Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Güncel

00)Barzanî: Destûr divê nîştîmanî be -21.04.2015

Serokê Herêma Kurdistanê Mesûd Barzanî ragihand destûr ji bo gel û welat e ji ber vê yekê jî pêwîst e bi rihekê nîştîman be.Mesûd Barzanî li Pîrmamê li gel serkirdeyên partiyên siyasî kom bû û bi wan re li ser çend pirsên di rojevê de gotûbêj kirin.

Ligorî daxuyaniya malpera fermî ya Serokatiya Herêma Kurdistanê de hatî weşandin, di civînê de mijara şerê li dijî rêxistina DAIŞê, serkeftinên pêşmerge, rewşa siyasiya Kurdistan û Iraqê, serdana Barzanî bo Amerîkayê bike, destûr û pirsa serokayetiyê hat nirxandin.

Serokê Herêma Kurdistanê behsa wê nameyê kir ku pêşkêşî parlamento, hikûmet û aliyên siyasiyên Kurdistanê kiribû û daxwaz jî kir ku hemû aliyek kar ji bo ku di ragihandinan de bangeşe û hevrikî neyê kirin.

Barzanî amaje kir ku destûr ji bo gel û welate û pêwîste bi giyanekî be û di derbarê meseleya serokayetiyê de wê yekê behs kir ku babet li cem aliyên siyasiyane û bila pêkve bigihin rêkkeftinê û biryarê li ser meseleya serokayetiyê bidin.

Li gorî daxuyaniyê piştî gotûbêjanaliyên beşdarbuyên kombûnê gihîştin van encaman:

1. Beşdarbûyên kombûnê tekez li ser palpiştî kirina berdewamiya Hêzên Pêşmerge û yekxistin û bihêz kirina şiyana serbaziyên pêşmerge û herwiha baştirkirina rewşa jiyana pêşmergeyên kirin.

2. Tekez li ser parastina yekrêziya hêzên aliyên siyasiyan kir ku wekî zaminek ji bo mîsoger kirina serkeftinên gelê Kurdistanê û parastina destkeftan kirin û her wiha aliyên siyasiyên beşdarbuyê kombûnê.

3. Beşdarbûyên kombûnê tekez li ser berdewamiya guftûgo û baştirkirina peywendiyan û bi cîhkirina rêkeftina di navbera Herêma Kurdistan û Bexda û her wiha berfireh kirina peywendiyên dostane û hevseng li gel cîranan kirin û wê yekê dûpat kirin ku Herêma Kurdistanê sedema aramî û geşbûna navçeyê û aştî û çareser kirina kêşe û giriftan dibê.

4. Beşdarbûyên civînê palpiştiya xwe ya tevahî ji bo Serokê Herêmê û şanda li gel a Amerîkayê ragihand û pêşniyar û nêrînên xwe yên di derbarê ajandaya vê serdanê xistinrû.

5. Civînê de ji bilî tekez kirina li parastina siyade û yek perçeyî ya axa Herêma Kurdistanê û kar kirina ji bo serxistina proseya yek xistina hêzên çekdarên Herêmê li bin sêwana Wezareta Pêşmerge, eve jî dûpat kir ku pêwîste aliyên siyasiyan kar ji bo hêwirkirina ragihandinê û dûr xistina wê nefesê bikin ku dijî bexteweriya hemwelatiyan û yekrêziya nîştîmaniye

6. Di derbarê meseleya destûr û Serokayetiya Herêmê aliyan tekez li wê yekê kirin Destûr û Serokayetiya Herêma Kurdistanê pirsekî nîştîmaniye û divê hemû alî bi nefesekî nîştîmanî û dûrî li girjî û muzayeda siyasî û ragihandinê hewl bidin. Herwiha pirsa Serokayetî jî di çarçoveya yasa û komdengiya aliyên siyasiyan de bê çareser kirin.

Nûnerên Partiya Demokrata Kurdistanê (PDK), Yekîtiya Niştîmaniya Kurdistanê (YNK), Tevgera Goran, Yekgirtiya Îslamiya Kurdistanê, Komela Îslamî, Partiya Sosyalîsta Kurdistanê, Tevgera Îslamiya Kurdistanê, Partiya Şuî(Komunist)a Kurdistanê, Partiya Zehmetkêşan(Kedkaran), Kutleya Turkmenan, Kutleya Mesîhiyên Kurdistanê li Parlemena Kurdistanê beşdarî civînê bûn.(Rûdaw)

01)Ahmet Altan:'Kürtler Türkiye’deki en büyük ve en ciddi güç'-21.04.2015

.

Ahmet Altan Kürtler, Kobani ve HDP'ye ilişkin Aksiyon dergisine önemli açıklamalarda bulundu.Ahmet Altan sadece siyasi kültürümüz için değil, edebiyat dünyamız içni de çok şey ifade ediyor. Gerek romanlarında gerekse makaleleri ve gazetecilik kariyerinde resmî ideolojiyle mücadele etti.

Taraf Gazetesi’nde yöneticilik ve yazarlık yaptığı yıllar Türk siyasetinin ve sosyolojisinin dönüm noktalarından biriydi. Gazetenin ‘derin devlet’ ve Balyoz, Ergenekon, Zirve, Darbe Günlükleri ve benzeri davalarda konusunda yürüttüğü yayınlar hala tartışılıyor.

Ahmet Altan, gündemdeki sıcak konuları Aksiyon'a anlattı. İşte Altan'la yapılan söyleşiden önemli bir bölüm...

TÜRKİYE'DEKİ EN BÜYÜK VE EN CİDDİ GÜÇ KÜRTLER

-Kürtler meselesine gelsek. Yıllarca mazlum ve mağdur oldular. Bugün bir uluslaşma sürecindeler tabiri caizse. Ve kilit aktörler.

Türkiye’deki en büyük ve en ciddi güç. Türkiye’nin uluslararası açıdan da en büyük gücü Kürtler. Özellikle Kobani’den sonra uluslararası arenada çok büyük bir saygı kazandılar. Çünkü çok ciddi direndiler, ayrıca kadınlarıyla birlikte direndiler. Bu Ortadoğu için çok yeni bir görüntü.

-Erdoğan, Kobani’yle ilgili ne bekliyordu? Düştü düşüyor diyordu.

Dünyanın IŞİD’e karşı Kürtlerle işbirliği yapabileceğini tahmin edemediler. AKP’nin en büyük eksikliklerinden biri gelişmeleri okuyamıyor. Ortadoğu’yu okuyamıyor ve Türkiye art arda rezil oluyor. Hiçbir zaman olmadığı kadar güçsüz bir hâlde. Düşünsenize kendi mezarına sahip olamıyor. Oradan kaçırmak zorunda kalıyor. Kürtler ise şu anda gelişmiş dünyanın Ortadoğu’da kendisine müttefik olarak gördüğü en ciddi güç. Bu uluslararası güç onlara Türkiye içinde de büyük bir direnç, kuvvet ve yayılma imkânı veriyor. HDP ciddi biçimde Türkiyeli bir partiye dönüşüyor ve zannediyorum ki yüzde 10 barajını geçecek.

DEMİRTAŞ ÇOK AÇIK ŞEKİLDE İZİN VERMEYECEĞİNİ BELİRTTİ

-Açıktan değil ama siyasi kulislerin dar mecralarında dillendirilen bir soru ve kuşku var. Acaba HDP özerkliği alıp başkanlığı Tayyip Bey’e verir mi?

Bu çok sorulan bir soru. Ama Demirtaş çok açık bir şekilde en kısa en vurucu en etkileyici açıklamalarından birinde buna izin vermeyeceklerini belirtti. Bu lafa rağmen yaparlarsa çok ahlaksızca davranmış olurlar. Zannetmiyorum Kürtler bu ahlaksızlığı böylesine rahat kabul etsin. Siyaset bu gerçi, AKP de ne sözler vererek gelmişti ama her şeye rağmen bu kadar net verilmiş bir söz var. Bunu Kürtlerin bunca yıl mücadele ettikten sonra siyasete ilk güçlü girişlerinde ahlaksızlık yolundan gitmeyi göze alacaklarına çok ihtimal vermiyorum.

02)'Atatürk: Af dilersen idam edilmeyeceksin, Seyit Rıza: Af istemiyorum!' –21.04.2015

Yeni Şafak: 'Atatürk, Seyit Rıza’nın idamından saatler önce kendisiyle görüştü.'Yeni Şafak gazetesi yeni bir belge yayınladı. Belgede, Mustafa Kemal Atatürk’ün Dersim’in simge ismi Seyit Rıza’nın 15 Kasım’daki idamından saatler önce kendisiyle görüştüğünü ve af dilemesi halinde idam edilmeyeceğini söylediği görülüyor.

‘Dersim 38′ ile ilgili, dönemin istihbarat kurumu Milli Amale Hizmet’e (MAH) sunulduğu iddia edilen raporda, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Seyit Rıza öldürülmeden önce kendisiyle gizlice görüştüğü anlatılıyor. Atatürk’ün Seyit Rıza ile yaptığı görüşmede, “Af dilersen idam edilmeyeceksin” dediği, ancak Seyit Rıza’nın, “Af dileyecek bir şey yapmadım” diye karşılık verdiği görülüyor.

Yeni Şafak’ın ulaştığı istihbarat raporu şöyle:

“MAH Başkanlığına

-Hususi- Ankara’dan

alınan şifreli talimatname ile İhsan Sabri beyle görüşülüp ve İhsan beyin vereceği emir ve talimatnamelere harfiyen riayet edilmesi gerektiği, bunlarla ilgili raporunda süratle Başvekalet’e iletilmesi emredildi.

Bunun üzerine İhsan Sabri beyle görüşüldü. Bize hafta sonu Seyit Rıza ile alakalı mahkemenin toplanacağı ve karar verileceği ve idamların hafta sonuna yetiştirilmesi gerektiği ifade edildi. Yalnız en önemli nokta mahkeme kararını verdikten sonra Seyit Rıza ile Reisicumhurumuz’un biraraya getirileceğini, bunun çok çok gizli olması gerektiğini, bunun için lazım gelen tüm tedbirlerin büyük bir hassasiyetle yürütülmesi, ayrıca MAH bünyesinden Zazaca bilen en güvenilir görevlinin bu yolculuğa hazırlanması talimatını verdi.

Biz de gerekli hazırlığı son süratle yapmaya başladık. Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer beyle görüşülüp, Şükrü beyin gerekli asayiş ve güvenliğin, gizliliğin azami dikkatle nasıl yapılması gerektiği konuşulup fikir teatisinde bulunarak hazırlıklarımızı süratle bitirdik. Tam bir teyakkuz halinde yola çıktık.

GİZLİ GÖRÜŞME

Mahkeme birkaç görüşmeden sonra gerekli yasal mevzuatlar yerine getirilerek idam kararları imzalatıldı. İdamların yapılacağı Buğday Meydanı’nı aydınlatmak için traktörler ve araçlar ayrıca idam edilecek 7 kişi için idam sehpaları ve küçük bir çingene çocuk temin edildi. Gün içerisinde bütün alınacak tedbirler, özellikle görüşmenin çok gizli kalması için her şey büyük bir dikkatle defalarca gözden geçirilerek bütün hazırlıklarımız tamamlandı.

MAHKEME

Gece 12.20’de Seyit Rıza ve suç ortakları mahkemeye getirildi. Mahkeme verdiği kararı okumaya başladı ve 14 kişi beraatine ettirilirken Seyit Rıza dahil 7 kişi ölüme, diğerleri de çeşitli cezalarına çarptırıldı. Mahkemede idam kelimesi geçmediği için ölüm kelimesi ‘idam çino, idam tunne’ sesleri salonda duyuldu. Mahkeme takriben 1,5 saat sürdü. Aralarından Seyit Rıza alındı. Emniyet Genel Müdürü ile İhsan Sabri beyin jeepine bindirildi. Peşlerindeki 4 araç ile birlikte jeep hareket etti. Elazığ Merkez Tren İstasyonu’na gelindiğinde herkes araçlarından inmeye başladı. Asayiş için alınan tedbirler eksiksiz alındığı için tren istasyonu kapatılmış, görevliler evlerine gönderilmişti. İstasyonda MAH görevlileri dışında hiç kimse yoktu. Gizliliğe azami şekilde uyularak yapıldığından bu durumu bilmeyenler için her şey olağan gözüküyordu.

GÖRÜŞME

Reisicumhurumuz’un beyaz treni kör makasta bekliyordu. 8-10 dakika bekledikten sonra trene Seyit Rıza ile birlikte girdik. Reisicumhur’un yanında Alpdoğan paşa, Kazım Orbay ve Reisicumhur’un yaveri vardı. Masada yemek yeniyor ve içki içiliyordu. Reisicumhur, Seyit Rıza’ya kafasını kaldırarak, tepeden aşağı süzerek oturmasını söyledi. Seyit Rıza da oturmayı reddetti. Reisicumhur, Seyit Rıza’ya mahkemenin idam kararı verdiğini, bunun bu gece infaz edileceğini hatırlattı ve eğer pişman olduğunu söyleyip af dilerse idamların olmayacağını affedeceğini söyledi. Seyit Rıza da af dileyecek, pişman olacak bir şey yapmadığını, yaptıkları şeylerin kendi canlarını, mallarını, yerlerini, yurtlarını korumak için yaptıklarını söyledi. O ayları hep devlet görevlilerinden dinlediğini, kendisinin asıl gerçeklerini anlatmak istediğini söyledi.

SEYİT RIZA KONUŞUYOR

Reisicumhur başıyla onaylayarak anlatmasını söyledi. Seyit Rıza sakin bir dille Dersim’in Osmanlı döneminde büyük zulüm gördüğünü birçok baskıya rağmen Dersim’i koruduklarını, Osmanlı’ya asker vermediklerini, Milli Mücadele’ye birçok asker gönderdiklerini, cumhuriyete güvendiklerini, bilhassa halifeliğin kaldırılmasından sonra güvenlerinin daha da arttığını, silahların toplanmasına yardım ettiğini, silahların çoğunun toplandığını, isyan etmek niyetleri olsaydı silahları teslim etmeyeceğini, gerçekten Dersim’in cumhuriyete isyan etmek istemediğini söyledi.

Jandarmanın isyan ettirmek için halkı devamlı tahrik ettiğini, aşiretlerin arasında husumeti bilerek artırdığını, saldırmak için bahane icat ettiklerini söyledi. Birçok silahsız masum halkın tayyareden atılan bombalarla parçalandığını, kaçıp mağaralara sığınan kadın, çoluk çocuğun da topluca öldürüldüğünü söyledi. Alpdoğan paşa konuşmaya girmek istedi. Reisicumhur el hareketiyle Alpdoğan paşayı susturdu. Seyit Rıza’ya devam etmesini rica etti.

(Seyit Rıza teslim olmadan önce kendisine söz verildiğini anlatıyor) “Benimle erkanı harp dairesinden bir subay görüştü. Sizin beni Erzincan Valiliği’ne beklediğinizi sulh için görüşeceğinizi söyledi. İnandım, büyük yemin etmişti, inanarak, yanıma üç arkadaşımı alarak Erzincan Valiliği’ne gittim, bizi tutukladılar. Sonra da Elazığ Hapishanesi’ne gönderdiler. Yine bana oyun oynamışlar, yine hile yapmışlardı. Sonra mahkeme başladı, büyük oğlumdan iki yaş küçük olan birinin şahitliğiyle yaşımı büyütüp oğlumun yaşını küçülttüler. (Burada MAH mensubu bir hata yapıyor. Rıza’nın yaşı küçültülmüş, oğlunun ise yaşı büyütülmüştü.) Bugün de sizin emirlerinizle idam kararı verdiler. Sözlere güvenerek kendi ayağımla gelmeme rağmen beni idam edeceksiniz. Sizlere daha nasıl güveneceğim” dedi.

ATATÜRK: DERSİMLİLER HORASAN’DAN GELMİŞ OĞUZ TÜRKLERİDİR

Reisicumhur, bunları şimdi öğrendiğini tahkikat yaptıracağını söyleyerek, “Sana son olarak gel benden af dile, yaptıklarından pişman olduğunu söyle ki seni affedeyim. Eğer bunları yaparsan Dersim’e daha faydalı olursun. Bizimle işbirliği yaparsın. Cumhuriyet Dersim’e çok faideli işler yapacak, Dersimliler Horasan’dan gelmiş, Oğuz Türkleridir. Türklük şuurunu yeniden kazandıklarında, cumhuriyete çok faideli işler yapacaklar. Ben buna inanıyorum. Gel bu fırsatı kaçırma” dedi.

SEYİT RIZA: NİYETİNİZ DERSİM’İ YOK ETMEK

Seyit Rıza, “Ben sulh için cumhuriyet için çok şey yaptım. Silah toplamaya yardımcı oldum. Silahlar toplandı. Şu adamlar teslim edilecek dendi, teslim ettim. Her istediklerinde ‘bu son’ dediler. Sonra daha fazla şeyler istemeye başladılar. İstekleri hiç bitmedi. Ben bunu önceleri anlayamamıştım. Sonra çıkan Tunceli Kanunu’ndan iyice anladım. Emin oldum ki biz Dersimliler ne yaparsak yapalım bu sizi durdurmayacak. Sizin de başından beri planınız Dersim’i toptan yok etmek, ortadan kaldırmaktı. Bunu çok geç de olsa anladım. Ben yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim, af da istemiyorum, bu benim son sözlerim, başka da bir şey demeyeceğim” dedi.

Reisicumhur, sinirlenerek ayağa kalktı, eliyle Seyit Rıza’yı göstererek ‘götürün gereğini yapın’ emrini verdi. Seyit Rıza’nın koluna girip dışarı çıkarken birden durdu. Reisicumhur’a dönerek “Ben sizin hilelerinizi anlayamadım, onlarla başedemedim, bu yüzden görüşmek için geldim. Ölüme gidiyorum. Bu bana dert olsun, ama ben de size boyun eğmedim bu da size dert olsun” dedi. Reisicumhur eliyle işaret ederek ‘götürün’ dedi. Onu alarak kompartımandan çıktık. Araçlara geçtik. Trenden gelecek İhsan Sabri beyi bekledik. İhsan Sabri bey gelerek öndeki jeep’e geçti, hareket ettik. Bizler de peşlerinden giderek Buğday Meydanı’na geldik.

İDAM

İdamlar bitmişti. Sıranın kendisine geldiğini bilen Seyit Rıza gitti. Oradaki Çingen çocuğu eliyle iterek uzaklaştırdı. Sandalyeye çıktı, çok gür bir sesle “Evlad-ı Kerbelayız, ayıptır, zulümdür, cinayettir” dedi. İpi boğazına geçirerek sandalyeyi tekmeledi. Bu kadar yaşlı adamın cesareti herkesi hayrete düşürdü. Sonuç olarak idamların hepsi tamamlanmış oldu. 15 Kasım Pazartesi tüm gün asılı olarak halka teşhir edildi. 16 Kasım ise tüm cesetler Elazığ içinde dolaştırılarak halka teşhir edildi.

‘CESETLER YAKILDI’

İhsan Sabri bey saat 12.00’da valiliğe toplantıya çağırdı. 12’de valilikte Şefik bey, Elazığ Emniyet Müdürü İbrahim bey oradaydılar. İhsan Sabri bey bizlere, “Seyit Rıza’nın alelacele vakti idam edilmesi efkarı umumiyede merak hasıl olacağı muhakkaktır. Bizim devlet olarak Ankara’nın da talimatıyla herkese Seyit Rıza’nın Reisicumhur Elazığ’a gelmeden önce idam edilmesi mecburiydi. Çünkü Reisicumhur’un, Seyit Rıza’yı affetmesi ihtimali mevcuttu. Ayrıca cesetlerin yakılarak gizli bir yere azami gizlilik kurallarına riayet edilerek gömülmesi sağlanacak, bu görevide MAH bünyesindeki arkadaşlar gerçekleştirecek” diyerek toplantının bittiğini söyledi.

Cesetler alınarak boş bir araziye gaz dökülerek yakıldı. Kalan kırıntılar da çuvallara konularak Elazığ Merkez Tren İstasyonu ile Yolçatı Tren İstasyonu arasında çukur kazılarak defnedildi. Gömülen yerin haritası ve tutanakları, trendeki konuşmalar, ses kaydı ile birlikte harita ile, İhsan Sabri beye teslim edildi. İş bu rapor iki nüsha hazırlanmış, 1. Nüshası Başvekalet, bir nüshası İhsan Sabri beye teslim edilmiştir.”

03) Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP'ye saldırıyı kınadı –21.04.2015

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Halkların Demokratik Partisi Genel Merkez Binası'na Cumartesi günü düzenlenen silahlı saldırıyı şiddetle kınadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HDP Genel Merkezi'ne yönelik silahlı saldırıyı şiddetle kınadığını belirterek, "Ülkemizdeki barış ve istikrar ortamına, demokrasimize yönelik hain saldırılar hiçbir zaman amacına ulaşamayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, HDP Genel Merkez binasına, 18 Nisan Cumartesi günü düzenlenen saldırı nedeniyle mesaj yayımladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajı şöyle:

“Halkların Demokratik Partisi Genel Merkez binasına Cumartesi günü düzenlenen silahlı saldırıyı şiddetle kınıyorum.

Ülkemizdeki barış ve istikrar ortamına, demokrasimize yönelik hain saldırılar hiçbir zaman amacına ulaşamayacaktır.

Saldırıda can kaybı ve yaralı olmaması, milletimiz için teselli kaynağı olmuştur.

Genel Merkez binasına düzenlenen saldırı dolayısıyla, Halkların Demokratik Partisi mensuplarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.”

04) Barzani: İran, Musul operasyonuna katılmayacak –21.04.2015

Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Hewler ve Bağdat’ın İran devletinin Musul operasyonuna katılmaması konusunda anlaşmaya vardığını söyledi.

Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani, Amerika’nın Sesi Radyosu Farsça servisine verdiği demeçte İran’ın Musul operasyonunda komşu diğer ülkeler gibi destek olabileceğini ancak, diğer komşu ülkeler ile bir dengeyi sağlayacak biçimde bunu yapması gerektiğini kaydetti.

Mesud Barzani, Hewler ve Bağdat hükümetlerinin ”İran’ın Musul operasyonuna katılmayacağı ” konusunda anlaştığını kesin bir dille ifade etti.

Irak’ın Bağdat’tan sonra ikinci büyük kenti olan Musul, 9 Haziran 2014'de IŞİD güçlerince işgal edilmişti.

Musul’un kurtarılması için Irak ve Federal Kürdistan ortak bir operasyon hazırlığı yürütüyor. Daha önceki açıklamalarında Şii milislerin operasyonda yer almasını istemeyen Barzani, demecinde operasyonun Irak ordusu ve Peşmerge Güçleri’nin ortak yürüteceğini kaydetti.

05) 20 Nisan 2015 Pazartesi 09:57Bozdağ: HDP'nin seçime girmesi uluslararası bir projedir–21.04.2015

Adalet eski Bakanı Bekir Bozdağ, HDP'nin parti olarak seçime girmesinin uluslararası proje olduğunu ileri sürdü.AK Parti Yozgat milletvekilleri tanıtım programında konuşan Adalet eski Bakanı Bekir Bozdağ, HDP'nin parti olarak seçime girmesinin uluslararası proje olduğunu, Ak Parti iktidarının önünün kesilmek istenildiğini ileri sürdü.

Yozgat'ta milletvekilleri tanıtıp programına katılan Bekir Bozdağ, Türkiye'de her seçim öncesi değişik operasyonların sahnelendiğini öne sürdü. Bozdağ, "2011 seçimleri öncesi CHP'ye MHP'ye operasyon yaptılar. Şimdi 2015'e gidiyoruz. Yeni operasyonlar var mı var. Bakın çok net söylüyorum HDP'nin parti olarak seçime girmesi uluslararası bir projedir" dedi.

Partisinin iktidarının ve siyasi istikrarın hedef alındığını iddia eden Bozdağ, şunları söyledi:

"HDP seçime sokulmak suretiyle AK Parti'nin güçlü iktidarını Türkiye'nin siyasi istikrarının önü kesilmek istenmektedir. Eğer buna mani olamazlarsa anayasa değişikliği yapacak bir çoğunlukla parlamentoda temsilini engellemeyi arzu etmektedirler. Birinci hedefleri bu. Bunu başarır HDP'ye barajı geçirtirlerse mutlu olacaklar. Ama eğer bunu başaramazlarsa o zaman Türkiye'nin istikrarını huzurunu bozmak için bu kadar oy almış parti Meclis'te niye temsil edilemiyor diye Türkiye'nin siyasi istikrarını bozmak için kullanacaklardır. Yani uluslararası çevreler onların Türkiye içindeki işbirlikçileri kazan kazan politikası uygulayarak Türkiye'nin önünü yolunu kesmek istiyorlar."

Bekir Bozdağ, medyanın HDP'yi parlatmak istediğini ileri sürerek, "Bakın Ağrı'da teröristler saldırdı orada teröristleri göstermek istemiyorlar, kullandıkları silahları göstermek istemiyorlar. Oradaki askerlerimizi kötü göstermek istiyorlar. HDP'yi parlatmak için. PKK'nın yedeğindeki bir partiyi güçlendirmek için. Seçime doğru girerken göreceksiniz HDP'yi şirin göstermek için sevecen göstermek için bütün medya organlarının nasıl bir rekabete gireceğini hep beraber görecekseniz" dedi.

Bozdağ, Ak Parti'nin yeniden anayasayı değiştirecek çoğunlukla parlamentoya gelmesine mani olunamayacağını da ileri sürdü.

06) Kürt gazeteciliği 117 yaşında–21.04.2015

Sürgünde başlayan Kürt gazeteciliği tüm baskı ve engellemelere rağmen 117'inci yılını geride bırakıyor.

İYARBAKIR - Mısır'ın Kahire kentinde hayatına başlayan Kürdistan Gazetesi'nin yayın hayatına başlamasının üzerinden tam 117 yıl geçerken, gazetenin yayın hayatına başladığı 22 Nisan 1898 günü "Kürdistan Gazetecilik Günü" olarak kabul edildi. Kürdistan Gazetesi gibi 117 yıl sonrada Kürt basının bir kısmı halen "sürgünde" kalmaya zorlanırken, ilk gün olduğu gibi şimdide Kürt basını kapatma, katliam, tutuklama, sürgün gibi resmi baskılara maruz kalıyor.

Botan aşiretinin önde gelenlerinden Mikdat Mithad Bedirxan tarafından çıkartılan gazetenin ilk beş sayısı Kahire'de, 6-19 arası sayıları Cenevre'de, 20-23 arası sayıları Londra'da, 24-29 arası sayıları Folkston'da, 30 ve 31. sayılarıysa Cenevre'de yayımlandı. On beş günde bir çıkarılması planlanan gazetenin daha ikinci sayısı çıkmadan, -ilk sayısından sadece 8 gün sonra- 30 Nisan 1898'de II. Abdülhamit tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına girişi yasaklandı. Kürdistan gazetesinin çıkış sebebini Mikdat Midhat Bedirhan ilk sayıda şöyle açıklıyordu: "Dünyada ne kadar Müslüman varsa hepsinin köy ve kentlerinde okul ve gazete bulunur. Kürtler gazetelerden yoksundurlar. Yüce Allah'ın izniyle bundan böyle her 15 günde bir gazete yazacağım. Adını Kürdistan koydum. Bu gazetede bilimin ve bilgilenmenin iyiliklerini anlatacağım. Şimdiye dek kimse böyle bir gazete yazmamıştır; benim gazetem, ilktir."

'Yazılı Kürt tarihinde önemli bir belge'

Bir yandan gazetenin Osmanlı topraklarına girişi engellenmeye çalışılırken, diğer yandan da Kürdistan'ı çıkaran Mikdat Midhat Bedirxan üzerindeki baskılar arttı. Gazetenin yayımlanmaya başlandığı ilk dönemde politik olmaktan çok, dil ve eğitime önem veriliyordu. Gazete Kürt kültürü, edebiyatı, tarihi, sanatı, dönemin siyasal gelişmeleri, iç ve dış olayları ve ulusal düşüncenin Kürdistan'da gelişimi hakkında verdiği geniş bilgilerle önem arz ettiği gibi, aynı zamanda da yazılı Kürt tarihinde önemli bir belge olma niteliğine sahiptir.

117 yıl önceki baskı ve engellemeler güncelliğini koruyor

Türkiye'de de Cumhuriyet dönemiyle birlikte Kürtçe basına izin verilmediği için Kürtçe gazeteler Irak, Suriye ve Beyrut'ta basıldı. Bunlar arasında aralıklı da olsa yayımlanmayı başaran Jiyan (1926-1936), Hawar (1932-1943), Jîn (1939), Gelawej (1941- 1950), Ronahî (1942-1945), Roja Nû (1943-1946) ilk akla gelenler. Musa Anter, Edip Karahan, Yaşar Kaya, Medet Serhat gibi Kürt aydınlarının çıkardığı Dicle Kaynağı (1949), Şark Mecmuası (1950), İleri Yurt (1958), Dicle-Fırat (1962), Deng (1963), Roja Newe (1966) gibi dergi ve gazeteler gerek ekonomik sorunlar, gerekse gizli açık baskılar yüzünden uzun ömürlü olmadı. Aynı şekilde Özgürlük Yolu (1975), Xebat (1976), Rızgari (1976), Roja Welat (1977), Kawa (1978), Ala Rızgari (1979), Serxwebûn (1980) gibi Marksist-Leninist yayın organlarının tahmin edileceği gibi rejimle arası iyi olmadı. Bütün bu yayın organları ağırlıklı olarak Türkçe ya da Türkçe-Kürtçe iki dilliydi. Sadece Kürtçe çıkan ilk yayın organı 1977'de Diyarbakır'da kurulan Devrimci Demokrat Kültür Derneği'nin (DDKD) çıkardığı Tîrêj dergisiydi. Bu dergi Türkiye'de sadece dört sayı çıkabildi.

Kürt basınını susturmak için bombalar kullanılmaya başlandı

"Kürtler gazetelerden yoksundurlar" denilerek çıkartılan ilk gazete olan Kürdistan Gazetesi'nin geleneğini yaşatan Özgür Basın Geleneği ise Türkiye'de her türlü baskı ve engellemelerle karşılaştı ve 117 yıl sonra da karşılaşmaya devam ediyor. Halen de büyük bir kısmı sürgünde yayın yapmak zorunda kalan Kürt gazeteciliğinin özgür basın geleneği 5 Haziran 1988 günü Toplumsal Diriliş ile yola çıktı. Gelenek bu güne kadar günlük, haftalık ve aylık olmak üzere 50'den fazla gazete çıkardı. "Toplumsal Diriliş"in ardından Halk Gerçeği gazetesi, yayın hayatına başladı. Ancak gazete daha 9. sayısında kapatıldı. Sonrasında Yeni Halk Gerçeği Kürtlerin sesi oldu ve 3 sayı çıktıktan sonra gazete yönetimi tarafından yayın hayatı durduruldu. Yeni Halk Gerçeği'nden sonra 20 Ekim 1990 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Yeni Ülke Gazetesi ise bombaların hedefi oldu. Gazetenin Diyarbakır bürosu ilk haftasından İslami Cihat Örgütü tarafından bombalandı.

İlk günlük gazete ise 30 Mayıs 1992'de yayın hayatına başlayan Özgür Gündem oldu. Devlet tarafından sürekli kapatılmalara maruz kalan Özgür Gündem geleneği 90'lı ve 2000'lı yıllarda farklı isimlerle yayın hayatını sürdürdü. Gazetenin yayınlanan toplam 580 sayısının 486'sı hakkında dava açılırken, gazeteci ve editörleri de toplam 147 yıl hapis ve dönemin parasıyla 21 milyar lira para cezasına çarptırıldı. Yönetim kararıyla kapatılan gazete, 26 Nisan 1993 tarihinde Gurbetelli Ersöz'ün genel yayın yönetmenliğinde yeniden yayına başladı. Gazete 10 Aralık 1993 tarihinde, yüzlerce polis tarafından basıldı ve çalışanları gözaltına alındı.

Özgür Gündem yönetiminin fiilen dağıtılması üzerine, Özgür Ülke 28 Nisan 1994'te yayına başladı. Gazetenin üç bürosu da 4 Aralık 1994 günü, aynı anda bombalandı. Ersin Yıldız yaşamını yitirirken 21 çalışanı da yaralandı. Haftalık Yeni Ülke Gazetesi ile başlayan saldırılarda, Özgür Gündem, Özgür Ülke, Yeni Politika gazetelerinin onlarca yazarı, muhabiri ve dağıtımcısı katledildi.

Azadiya Welat

Kürtlerin ve Kürtçenin kabul edilmeyerek, tahammülsüzlüğün üst seviyede olduğu 1990'lı yıllarda bir Kürtçe gazete de yayınlanmaya başlandı. Haftalık Welat Gazetesi 22 Şubat 1992 günü yayın hayatına başladı. Özgür Gündem geleneği Kürtçe gazetede defalarca kapatılma ve cezalara maruz kalırken halen Azadiya Welat ismiyle günlük olarak yayın hayatını sürdürmeye devam ediyor.

Sürgünden Diyarbakır'a Kürt televizyonculuğu

Kürt basını için Kürdistan Gazetesi'nin yazılı ilk gazete olma özelliği taşırken, 1995 yılında gazete gibi sürgünde yayın hayatına başlayan Med TV Kürt televizyonculuğunun da önemli bir mihenk taşı oldu. Med TV'nin başlattığı Kürt televizyonculuğu da Kürdistan Gazetesi gibi sürgünde doğarken, şu anda onlarca TV kanalı bu geleneği sürdürüyor. Kürt televizyonculuğuna yeni bir soluk ise 6 Nisan'da ulusal yayın hayatına başlayan Özgür Gün TV ile geldi. Sürgünden bir televizyon geleneğini kırıp Diyarbakır'dan uydu yayını yapan Özgür Gün TV, Kürt halkı içinde oldukça önemli bir yere sahip.

Kürt halkının da gazeteciliğinin de trajedisi aynı

117 yıl önce sürgünde doğan Kürt gazeteciliğinin bugün geldiği noktayı değerlendiren Özgür Gün TV Yayın Koordinatörü Tayyip Temel, Kürt basın açısından "sürgün"ün kapanmayan bir yara olduğunu ifade ederek, Kürdistan Gazetesi'nin sürgünde yayına başlamasının aynı zaman Kürt halkının yaşadığı trajedinin de bir parçası olduğuna işaret etti. Kürt basınının tarih boyunca Kürdistan'ı inkar eden güçlerin baskı ve inkarına maruz kaldığını söyleyen Temel, "O gün sürgünde başlayan gazetecilik halen sürgünde yayın yapmak zorunda. Bunun kimi siyasi ve sosyal sebepleri var. Kürt basınının tarihi de baskı ve engellemeler karşı bir direniş serüveniyle dolu" diye konuştu.

'Kürt basını ortak ulusal bir dili yakalamalıdır'

Temel, Kürt gazeteciliğinin şu anda yüzlerce yayın organıyla yoluna devam ettiğini anımsatarak, şunları söyledi: "Bu serüveni anlatmak için Kürt halkının da tarihine bakmak gerekiyor. Yine bu yayın organlarının halen yaşamaya devam ettiği sorunlara bakmak gerekiyor. İlk gazete de olduğu halen Kürt yayın organlarının önemli bir kısmı sürgün. Avrupa'dan yayın yapan TV'ler halen kendi topraklarından yayın yapamıyor. Kürdistan parçalanmış bir coğrafya olduğu için halen ulusal bir dil yakalanmış değil" ifadelerini kullandı.

'Kürt Ulusal Basın Konseyi kurulabilir'

Ulusal düzeyde Kürt basını ortak bir dile kavuşturacak bir kurumun olması gerektiğini dile getiren Temel, bunun için Kürt Ulusal Basın Konseyi önerisini getirdi. Temel, Kürt toplumunun kültürüne, ulusal birliğine aykırı yayınların da olduğunu belirterek, getirdiği bu önerinin bunların kontrolü içinde önemli olduğuna vurgu yaptı.

'Ulusal birliği zedeleyici yayıncılıktan vazgeçilmeli'

Temel, Kürt basınının ulusal birlik ve beraberliğe hizmet edecek bir dili yakalaması gerektiğini belirterek, "Siyasi eğilimler Kürt basının üzerine daha fazla etki yapmakta. Örneğin son zamanlarda Güney Kürdistan'daki basın kurumları bağlı oldukları eğilimlere göre ve Kürt ulusal birliğini zedeleyici yayınlar yapmakta. Kürt ulusal birliğinin çıkarına yine Kürdistan'da yaşayan diğer halkların çıkarına olan her şey Kürt basınının konusudur. Ancak bunun tam tersi bir durumla karşı karşıyayız. Bazı yayınlar çok tahrik edici ve birliği bozucu dilde yayın yapmaktadırlar. Halen Kürtlerin beslendiği bir ajanstan bile bahsetmek mümkün değil" dedi.

'Basının dili siyasi gerilime neden olabiliyor'

"Basının kışkırtıcı ve birlikten yoksun dili siyasi gerileme neden olabiliyor" diyen Temel, bunun parçalanmışlığın yansıması olduğunu ve bunun Kürt halkının yararına da olmadığına işaret etti.
HAYRİ DEMİR / DİHA 07)Arınç: İsteyerek soykırım yapmadık–21.04.2015

Başbakan Yardımcı Arınç, Bakanlar Kurulu sonrasında Ermeni Soykırımına ilişkin konuştu. Arınç: “Soykırım yapmadık” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısının ardından konuştu.

Arınç, Ermeni Soykırımına ilişkin konuşarak

Arınç’ın konuşmasında satır başları şöyle:

“Geçtiğimiz her 24 Nisan’da biz nasıl Çanakkale Savaşlarını büyük bir zafer olarak kutluyor ve o savaşların insanlığa kazandırdığı değerlerden bahsediyorsak Ermeni Diasporası da her yıl 24 Nisan’ı kendileri için bir soykırım olarak düşünüyorlar ve bu konuda çaba sarf ediyorlar.

“Biz tarihimizde böyle bir kara sayfanın olmadığına inanıyoruz. Biz hiçbir zaman ihanet etmedik. Bilerek, kasıtla ve isteyerek soykırım yapmadık. Dünyada soykırım yapanlar da bellidir.

“Kayıtlar altına alınmıştır. BM’nin soykırım tarifi içerisine Türkiye’de 1915’te yaşanan olaylar girmez. Biz kendimizden eminiz. Bütün dünyaya bu tezlerimizi inanarak haykırıyoruz.

“Bunun arkasında duruyoruz. AP ve onun öncesinde başka kurumlar farklı açıklamalar yaptıklarında HDP hariç Türkiye’deki siyasi partiler aynı konuda milli bir mesele olduğu için ittifak ettiler. AK Parti, MHP ve CHP gereken cevapların verilmesi konusunda müşterek bir bildiriye de imza attılar.

“HDP’nin farklı görüşleri var. Onu da halkımız takdir edecektir. Kaldı ki soykırım konusunda Meclis’e kanun teklifi verme cüretinde bulunmuş bir partiye soykırıma sahip çıkmak ne kadar yakışıyor, onu halkımız takdir edecektir.” …

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

. YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

01) -21.04.2015

02) –21.04.2015

Ek.Tarihi Tue Apr 21, 2015 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Güncel:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution