Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Güncel

01)Başkan Barzani: Her türlü yardıma hazırız -23.03.2015

Başkan Barzan
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanlığı, Rojava’nın Hasekê kentindeki Newroz kutlamalarında meydana gelen patlamaları şiddetle kınayarak, her türlü yardıma hazır olduklarını bildirdi.


Başkanlık resmi web sayfasında yer alan açıklamada, “Vahşi teröristlerle mücadelede Kürdistan halkının iradesi daha da güçleniyor. Halkımız düşman karşısında birlik olmalıdır”denildi.Açıklamada, Kürdistan Bölgesi’nin Rojava ve Hasekê’ye her türlü yardıma hazır olduğu belirtildi.

20 Mart’ta Rojava’nın Hasekê kentinde, Demokratik Halk Hareketi (TEV-DEM) ve Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-S) üyelerinin  bulunduğu Newroz kutlaması hedef alındı.

 

Saldırılar sonucu 54 kişi hayatını kaybetti, 150 dolayında kişi de yaralandı.

.

Son söz Öcalan’da!-
son sözün PKK lideri Abdullah Öcalan’da

Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani, “çözüm süreci”nde Kürdler adına son sözün PKK lideri Abdullah Öcalan’da olduğunu söyledi.Sürecin başlamasına ve Öcalan’la görüşülmesine katkıda bulunduklarını belirten Barzani, “10 maddelik bir barış müzakere taslağı var.

Bunun üzerinden müzakere edilerek nihai ve kalıcı bir barışa doğru yol alınabilineceğine inanıyorum” dedi.Peşmergelerin kobanê’ye geçişi sırasında Türkiye ile bazı sorunlar yaaşdıklarını ve TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “ikna etmeleri gerektiğini” söyledi.

Başbakan Barzani, Türkiye’de yayımlanan Taraf gazetesinden Amberin Zaman’a konuştu. Röportajın tamamı şöyle:

"Son geldiğimizde Türkiye’ye karşı büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordunuz. Türkiye ile ilişkileriniz ne durumda?

Belli bir hayal kırıklığı yaşandığı doğru. Ancak ağustosta olaylar patlak verdiğinde Türkiye’de son derece kritik başkanlık seçimleri vardı. AK Parti yeni bir genel başkan seçiyordu. O geçişin sancısız yaşanması gerekiyordu. Ve tabii aynı zamanda IŞİD Türkiye’nin Musul Başkonsolosluk görevlilerini rehin tutuyordu. Ama yine de Türkiye’den yüksek beklentilerimiz vardı.

Tam olarak neydi?

Hemen, anında havadan IŞİD mevzilerini bombalasın istiyorduk. Zaten Irak Kürdistan sınırları [sınırın hemen ötesinde Barmarne bölgesini kastediyor –AZ] dâhilinde Türkiye’nin askerî güçleri, tankları var. Bunların anında müdahil olabileceklerine inanıyorduk.

Böyle bir talebiniz var mıydı?

Olmaz olur mu? İlk telefonu ben açtım. Hem Sayın Cumhurbaşkanı [o zamanki Başbakan] Erdoğan’la hem de Başbakan [o zamanki Dışişleri Bakanı] Davutoğlu’yla görüştüm. Davutoğlu’yla görüşmelerimiz sabahın 3’üne kadar sürdü.

Peki, Türkler neden bir şey yapmadılar?

Hiçbir şey yapmadıkları doğru değil. Türkiye ilk günlerde bizlere kamyon dolusu mermi, havan topu yolladı. Kara yoluyla gönderdiler. Ardından da askerî giysiler, botlar vesaire. Tabii zaman aldı gelmeleri. Ve Türklerin kendileri de yeterince hızlı davranmadıklarını itiraf ettiler sonradan ama daha önce sıraladığım engelleyici faktörler vardı. Şu anda bildiğiniz gibi Türkiye mülteciler konusunda bizlere büyük destek veriyor. [AFAD’ın Dohuk’ta yönettiği] kamplar var. Türkiye IKBY’ye nakdî yardımda bulundu. Geçtiğimiz yıl yarım milyar dolar verdi. Bir yarım milyar dolar daha yolda. Yakında elimize geçer. Ve tabii petrolümüzü Türkiye üzerinden ihraç ediyoruz. Bu çok ama çok önemli. Ancak son zamanların en kapsamlı ve görünür jesti Kobane’de gerçekleşti. Peşmergelerimiz Türkiye üzerinden Kobane’ye geçti.

Ama bizim aldığımız duyumlara göre özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan bu talebinize direndi. Eğer ABD bastırmasaydı olmayacaktı.

Elbette Sayın Erdoğan’ı ikna etmemiz gerekti. Telefonda epey konuştuk. Ama siz neticeye bakınız. Önemli olan netice. Düşünsenize peşmergelerimiz askerî üniformalarıyla, Kürdistan bayraklarıyla ta Zaho’dan Kobane’ye kadar Türkiye toprakları üzerinden geçiş yaptılar. Bu siyasi açıdan son derece hassas bir olaydı. Bunun ehemmiyeti gözardı edemeyiz. Eğer Kobane kurtulduysa bunda Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve Sayın Başbakan’ın da mutlak payları var. Amerika’nın da ve tabii ki kahramanca direnen Kürtlerin de.

Peşmergeler Urfa da bazı sıkıntılar yaşamış. Türk askerleri fazla misafirperver davranmamışlar.

Doğru, bazı sıkıntılar yaşandı. Başımız ağrıdı. Peşmergelerin rotasyonunda da bazı pürüzler yaşandı ama bunlar geçelim. Neticeye bakalım.

Musul’daki rehineler özgür, Süleyman Şah Türbesi tahliye edildi. Türkiye’nin IŞİD’e karşı mücadelede elini bağlayan bir şey kalmadı. Sizce yeterince aktif bir rol alıyor mu bu mücadelede?

Bildiğiniz gibi bizim peşmergelere Türk askerleri silah değil ama eğitim veriyorlar. Soran bölgesinde, Diyanah’da, Süleymaniye’de Kalaçolan yakınlarında. Bu yöndeki ek taleplerimize olumlu bakacaklarını bildirdiler.

Önümüzdeki sınav Musul. Şii milisler ve İran’ın artan gücü karşısında Türkiye’den beklentiniz nedir?

Türkiye Musul operasyonuna mutlaka dâhil olmalıdır.

Muharip güçlerle mi?

Şart değil. Ancak böyle bir ihtiyaç doğarsa Irak hükümetiyle koordineli olarak Türkiye muharip kara güçleriyle Musul’u özgürleştirme operasyonunda tereddüt etmeden yer almalıdır.

Alacak mı?

Bilmiyorum ama bence yer almalıdır. Başbakanınıza spesifik olarak kara gücü yollaması gerektiğini söylemedim ama Türkiye’nin bu operasyonda yer alması gerektiğini söyledim. Musul, Sünni güçler ve Irak ordusunun birlikte yer aldığı bir operasyonla özgürleştirilmelidir. Bizler tek başımıza girsek Kürt- Arap savaşına döner. Şii milisler girerlerse Sünni- Şii çatışmasına döner. Durum çok hassas.

Geçen günlerde KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’la görüştüğümde PKK güçlerinin Musul operasyonda yer alabileceğini söylemişti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Komik buluyorum. Çok komik. Bu kadar.

Ama PKK ile son dönemde önemli işbirliğiniz oldu.

Bizim YPG [PKK’nın Suriye kolu] ile çok yakın işbirliğimiz olduğu doğru. IŞİD’e karşı mücadelede çok değerli katkıları oldu. Gerçekten. Ve kendilerine son derece minnettarız. Şengal’de, Mahmur’da, Rabiya’da, Kobane’de birbirimize yardım ettik. Dayanıştık. Ve bu işbirliğimiz halen sürmekte.

Peki, ya PKK? Sanırım aranızda bazı gerginlikler yaşındı. Örneğin Cemil Bayık IKYB Başkanı Sayın Mesut Barzani’yle geçtiğimiz yılın sonunda Erbil’de biraraya gelmişti. Gelecekte işbirliği konusunda olumlu bir görüşme olduğundan bahsetti. Ancak hemen akabinde Şengal’deki Yezidiler kendi meclislerini kurduklarını ilan edince bu süreç durmuş. Sayın Barzani Bayık’ın diyalogu yeniden başlatma talebini içeren geçtiğimiz günlerde yolladığı bir mektuba cevaben Yezidiler meclislerini feshetmeden görüşmelerin yeniden başlayamayacağını bildirmiş.

Şengal Irak’ın bir parçası. Şengal’de [Rojava tarzı] kantonlar kurmaktan bahsederseniz bunun kimseye faydası olmaz. Şengallilerin Irak meclisinde kendi temsilcileri var. Kendi meselelerini kendiler çözerler. Irak içerisindeki geleceklerini kendileri tayin ederler. PKK’nın bizim topraklarımızda bizim işlerimize karışma hakkını kendilerinde görmeleri yanlış bir tutum.

Şöyle de bir gerçek var. IŞİD’e karşı savaşta ABD ile PKK ve PKK’ye yakın güçler fiili işbirliği içerisindeler.

Bizim buna itirazımız yok. Biz büyük tabloya bakıyoruz. Kürt halkının menfaatlerine bakıyoruz. Aksine Batı’yla, ABD’yle ilişkiler onları [PKK’yı kastediyor] daha pragmatik daha gerçekçi bir çizgiye çeker. Ama sonuçta PKK’nın faaliyet alanı Irak’ın içerisinde, değildir. Olmamalıdır. Suriye’de de gördük PKK’nın dayatmacı bir yanı, tek güç olma hırsı var, bunu doğru bulmuyoruz. Diğer Kürt gruplarıyla da diyalogu olmalıdır. Yine de hepsinin [YPG’yi de kastediyor] katkılarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bakın sahiden çok büyük katkıları oldu. Bunu asla gözardı edemeyiz.

Sanırım MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da olumlu katkıları oldu bu süreçte.

Gerçekten de öyle. İtiraf etmeliyim; MİT müsteşarlığından ayrıldığından hayal kırıklığına uğradım. Hakan Fidan’ın MİT’e dönmesi bizleri çok sevindirdi. Bildiğiniz gibi [Abdullah Öcalan ve devlet arasındaki] barış sürecinde önemli katkıları var.

Sizin ve Mesut Bey’in de var. Erdoğan’ı Öcalan’la görüşülmesi gerektiği noktasında sizin de devreye girdiğinizi, kendisini ikna ettiğinizi biliyoruz.

Doğrudur. Mütevazı katkılarımız olmuştur. Bu yönde uzun zamandır telkinlerimiz vardı. Ve netice ortada. İki yıldır silahlar konuşmuyor artık.10 maddelik bir barış müzakere taslağı var. Bunun üzerinden müzakere edilerek nihai ve kalıcı bir barışa doğru yol alınabilineceğine inanıyorum. Bu müzakerelerin farklı ayakları var. HDP, İmralı, Kandil. Ancak kanaatimce bu üçlüde son söz halen Öcalan da.

Cumhurbaşkanı’nın “Kürt sorunu yoktur “diye açıklamaları oldu. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın da Erdoğan ve AK Parti’ye yönelik gayet sert açıklamaları var.

Seçim atmosferinde bu gibi açıklamalar olabilir. Siz neticeye bakın.
Size “Bay Netice” diyebilir miyiz artık?
Evet diyebilirsiniz. [Gülüyor]”

02)Pêşmerge’den IŞİD’e darbe: 30 ölü -23.03.2015

Pêşmerge’de Musul iline bağlı Başika nahiyesinde, Pêşmerge ile çıkan çatışmalarda, aralarında IŞİD 'emir'inin de olduğu 30 kişinin öldürüldüğü bildirildi. Musul iline bağlı Başika nahiyesinde, Pêşmerge ile çıkan çatışmalarda, aralarında IŞİD ‘emir’inin de olduğu 30 kişinin öldürüldüğü bildirildi. Başika cephesi Pêşmerge komutanlarından Albay Abdullah Kadir, IŞİD’in dün gece, Musul’un 25 kilometre kuzeybatısında bulunan Pêşmerge  kontrol noktalarına  saldırdığını söyledi.

Kadir, Pêşmergenin saldırıya anında karşılık verdiğini ve arasında “Ebu Abdullah” kod adlı IŞİD ‘emir’inin de olduğu 30 kişinin öldürüldüğünü belirtti.

BasNews´in haberine göre, ABD öncülüğündeki koalisyon ülkelerine ait savaş uçaklarının da hava saldırısıyla Pêşmerge’ye destek verdiğini aktaran Kadir, örgüt üyelerinin kaçarken çok sayıda cesedi geride bıraktığını ifade etti.

Kadir, 2 saat süren çatışmalarda bir PPêşmergenin yaşamını yitirdiğini 2’sinin de yaralandığını kaydetti.

Irak’ta, IŞİD’in 10 Haziran’da Musul’u ve ardından diğer bazı bölgeleri ele geçirmesiyle başlayan çatışmalar devam ediyor.

Şii milislerin de içerisinde yer aldığı Irak ordusuyla Pêşmerge Güçleri, IŞİD’in elindeki toprakları kurtarmak için operasyonlar düzenliyor.

ABD’nin öncülüğündeki koalisyon güçleri de Irak ordusu ve Pêşmerge Güçleri’ne havadan destek veriyor.

03) Cenazeyên Şehîdên Newrozê hatin veşartin -23.03.2015

Cenazeyên Şehîdên Newroza 2015an ji aliyê hezaran kesên ku rêveber û endamên hemû partiyên siyasî jî di navde bûn bi sloganan hatin veşartin. Di axaftinên ku li ser navê rêveberiyên xweser ên hersê kantonan, Lêvegera Siyasî û TEV-DEM’ê hatin kirin, hate gotin ku divê hemû partiyên kurd hesabên teng deynin aliyekî û yekîtiya xwe pêk bînin.

Ji Şehîdên Newroza 2015an ku di êrîşa hovane ya 20’ê Adarê li taxa Miftî ya Hesekê de canê xwe ji dest dabûn, cenazeyên 29 kesan îro bi karwanekî ku ji sedan otomobîlan, ji pêşiya Saziya Malbatên Şehîdan a Hesekê derxistin rê û anîn Goristana Şehîd Dijwar a li gundê Dawudiyê. Cenaze li vir nêzîka 500 metre li derveyî goristanê ji otomobîlan hatin daxistin û li ser milan bi meşê birin goristanê.

Li gor Hawarnewsê, di pêşwazîkirina ku bi hezaran kes amade bûn de wêneyên şehîdan, alên kurdî, pankartên ku êrîşan şermezar dikin hatin vekirin û sloganên dilsoziya bi cangoriyan re hatin bilindkirin.

Di pêşwazîkirinê de Hevseroka Kantona Cizîre Hediye Yusuf, hemû endamên Rêveberiya Xweseriya Demokratîk a Kantona Cizîrê, endamên Lêvegera Siyasî ya Kurd, rêveberên TEV-DEM, ENKS, partiyên siyasî, saziyên civaka sivîl û bi hezaran kes amade bûn.

Li ser dika ku ji bo merasîmê hatibû amadekirin wêneyên Şehîdên Newrozê hatin daleqandin. Piştî cenaze anîn goristanê Hêzen Erka Xweparastinê merasîmek leşkerî lidar xistin. Di merasîma ku ji bo cangoriyên azadiyê deqeyek rêz hate girtin de, piştre li ser navê Saziya Malbatên Şehîdan Mehemed Dawê axivî. Mehemed Dawê sersaxî ji malbatên şehîdan û hemû gelê kurd û şifa ji birîndar re xwest. Mihemed got ku ew bi saya şehîdan îro dikarin jiyan bikin û soza şopandina rêya cangoriyan da.

Piştre li ser navê rêveberiyên xweseriya demokratîk ên Kantonên Cizîr, Kobanê û Efrînê Serokê Meclîsa Rêveber a Kantona Cizîrê Ekrem Hiso axivî. Ekrem Hiso got “Gelê me yê aştîxwaz û welatparêz, em sersaxiyê ji malbatên şehîdên Hesekê re dixwazin. Em bi navê hersê kantonan berxwedana YPG/YPJ, Hêzên Hevbeş û Pêşmergeyan ji Kerkûkê heta Kobanê silav dikin.”

Di merasîmê de li ser navê Lêvegera Siyasî Nesredîn Îbrahîm axivî û ji malbatên şehîdan sersaxî, ji birîndaran re jî şîfa xwest. Nesredîn Îbrahîm diyar kir ku gelê herêmê îro bi hemû neteweyên xwe li berxwe dide û wiha axifî: “Gelê me li hemberî terorê şer dike. Bi navê Levegera Siyasî em sersaxiyê ji malbatên şehîdan û gel re dixwazin. Ev şehîd îro wekî şitlên gulan dê li tevahiya Rojava û Suriyeyê azadiyê û wekhevyê pêk bînin. Tu kes nikare yekîtiya me xirab bike. Şehîd namirin.”

Li ser navê TEV-DEM’ê jî Endamê Desteya Rêveber Aldar Xelîl axivî û bi got: “Em îro 29 cangoriyan dispêrin axê. Ez li hemberî hemû şehîden şoreşê bejna xwe ditewînim. Çeteyên DAIŞ’ê mirovahiyê nas nakin, lê nikarin vîna gel bişikînin. Em ji çeteyan re dibêjin êrîşen we yên tirsonek û terorî vîna gelê me naşikînin. Gelê me îro gav bi gav ber bi azadiye ve diçe, dara azadiyê bixwînê av dide. Ez berxwedana Rêveberiya Xweser, YPG, YPJ, Asayîş û hemû kesên li berxwe didin silav dikim.”

Piştî axaftinan cenazeyên 29 şehîdan bi sloganan spartin axê. Ji bo Şehîdên Newroza 2015an dê sibe li Goristana Şehîd Dijwar konê sersaxiyê bê vedan. Cenazeyên qurbaniyên din ên komkujiyê, li ser daxwaza malbatên wan, li goristanên din ên bajar û gundên Hesekê hatin veşartin. Basnews

04)Devletsiz Kürdün Gönül Dağı veya Neşet Ertaş’ın Ruhuna Fatiha!-23.03.2015

Roger Lescot, 1942’de Güneybatı Kürdistan’da Memê Alan Destanı’nı derledi. Yirmiden fazla kişiden dinlediyse de destanı birkaç varyasyonuyla okuyan Mişo Bekebûr Berazî adlı dengbêj buna kaynaklık etti.

İbrahim Halil Baran*/ Geç dönemde bu destanı en iyi okuyan kişi ise şüphesiz Çiyayê Kurmênc’in Reşî mıntıkasından Cemîl Horo’ydu (1934-1989). Eyşe Şan ile birlikte 1972’de yaptıkları kayıt, dinleyenlerde, etkisinden kurtulmanın zor olduğu müzikal bir efsun yaratır. Horo’nun Kürtçesindeki aşırı duruluk, her perdeye göre değişen ton ve çalgılar mest eder dinleyeni. Fakat icrada en çok dikkat çeken şey, Horo’nun, “ji siltanê Kurdan re tim û tim wêl û wêl” (Her daim veyl olsun Kürt sultanlarına) dizesine tekrarlarla yüklediği duygudur.

Cemil Horo, 10 Kasım 1980’de, Halep’teki Seydo Dağı’nda yine Kürtçe bir kaset doldurur. Kasetin başındaki tiratta Horo, Neşet Ertaş’ın kendisinden istediği üzere bu kaseti o ve diğer Türkiye Kürtleri için bir yadigâr olarak hazırladığını belirtir. Devamında, Neşat Ertaş’a şarkılar gönderdiğini ve onun da cevabını beklediğini söyler. Neşat Ertaş’ın ona verdiği cevaplar nereye kayboldu bilmiyoruz ama Horo’dan anladığımız Neşet’in de Türkiye Kürdü olduğu.

2003 yılında Elegez yakınlarında Kafkas Kürtlerinden bir şarkı dinledim ve o zamanki toylukla şarkıyı kaydetmeyi akıl edemediğim için defalarca kahroldum. Yaklaşık on yıl sonra, bu sefer 1969 yılında yapılmış bir kayıtta aynı şarkı karşıma çıktı. Gürcistan Kürtlerinin tanıtımı için SSCB devlet televizyonuna hazırlanan bir programda bugünlerde 60 yaşını geçmiş olan Rûstemê Îsko adlı çocuk, “Min te dîtbû” adlı o şarkıyı okuyordu. Şarkıyı ilginç kılan ise biraz daha hızlı ritimlere sahip olsa da şarkının Neşet Ertaş’ın 1971’de plağa okuduğu ünlü türküsü “Gönül Dağı” olmasıydı. Plakta Ertaş’ın diğer plaklarına karşın, “söz müzik: Neşet Ertaş” yazmıyor ve görünen o ki Ertaş, bu “anonim” Kürt halk şarkısına yeni sözler yazmış ve öyle okumuş fakat şarkı bugün ona tapulu.   

İki yıl önce blogumdan yayınladığım bu video, kısa sürede Kürt müzisyenlerin dikkatini çekti ve şarkı yeniden okundu. Bunu albümüne almak isteyen Sîmûrg adlı grup ise bugünlerde daha büyük bir sorunla karşı karşıya. Şarkı Neşet Ertaş adına kayıtlı olduğu ve ailesi de buna izin vermediği için bu Kürt halk şarkısını albümlerine koyamıyorlar. Şarkının kaynak kişisi olarak iki aydır, bu durumu belgelemeye, videonun hangi tarih ve stüdyoda kayda alındığını bulmaya çalışıyorum ama nafile. Gürcistan’daki kayıtlar, Moskova’ya götürülmüş ve SSCB’nin yıkılması döneminde büyük bir kısmı talan edilerek satılmış. Durumu izah ettiğim ve bunun bir Kürt halk şarkısı olduğunu belgelemem gerektiğini söylediğim bölüm görevlisi kadın ise kırık İngilizcesiyle ısrarla “devletinizin bunu onaylaması gerekiyor, bizim değil” diyor. Diyor ama o an boğazıma bir yumruk oturuyor. Devletsiz olduğumu söyleyemiyorum. Konuşamıyorum.

Sonra Kırşehir geliyor aklıma. Reşî (Reşvan, Reşikî, Reşwend) aşiretinin yayıldığı ve 3 milyon Kürdün bulunduğu Anadolu bozkırları. Sadece Neşet Ertaş’ın memleketi Çiçekdağı ve çevresinde bugün 60 dolayında Kürt köyü bulunuyor. Reş, Kürtçede “kara” demek. Bölgede ayrıca artık Kürtçe bilmeyen ve “Kara Kürd” olarak tanınan bir grup var ve çoğu müzikle uğraşıyor. Eskiden bunlar Mahanî adlı bir aşiretle Reşî konfederasyonuna bağlıydı. 13. yüzyılın Dersimli pirlerinden Ûryan Xızır’ın Menakıbname’sinde müridler sayılırken Kara Kürd Oymağı’nın adı geçiyor. 1566 tarihli Çemişgezek ve 1760 tarihli Karaman Kanunnamesi’nde de Kara Kürd’lerden bahsediliyor. 1683’te Viyana’ya giden orduda, Denizli ve Aydın’dan katılan üç birliğin adı da dikkat çekici: Kara Kürdler, Kürd Mehmedlü Oymağı ve Şerbetlü Kürd cemaati. Kürtçe de “Kurdê Reş” (Kara Kürd), asil Kürtler için kullanılan bir tabir.

Neşet Ertaş, Kürt olduğunu hiç ifade etmedi. Kürt ozanı Evdalê Zeynikê uzmanı olan Ahmed Aras, Ertaş’ın Zeynikê’nin torunu olduğunu, ailesinin Ağrı’nın Tutak ilçesine bağlı Molla Hasan köyünden sürgün edildiğini belirtiyor. Benim fikrim ise Reşî ya da Kara Kürd oymağından olduğu yönünde. Fakat hakikat ne olursa olsun, devletsiz Kürdün “Min te dîtbû” şarkısı, artık “Gönül Dağı” olmuştur. Neşet Ertaş, Türkleşmiştir ve artık bir devlete sahiptir; çoluk çocuk her Kürt dahi onu öyle bilmektedir. Kürt ve devletsiz olarak ölen Cemil Horo’yu ise bir tek işgalcilerin çizdiği sınır hattı Kürtleri tanımaktadır. Başta Neşet Ertaş olmak üzere; Kürt doğup Türk ölen, yaşamaya devam eden, bütün şarkıların, bütün insanların, bütün siyasetlerin ruhuna el-fatiha!
*rudaw.net/turkis

05)PAKê Li Wanê Bi Girseyî Mîtînga Newrozê Lidarxist -23.03.2015

Partîya Azadîya Kurdistanê(PAK) îro(22.03.2015) li Wanê, li Parka Kelhê bi beşdariya ji 4000 kesî zêdetir mîtînga newrozê lidarxist. Li gel hewayeke sar û car caran berf jî dibarîya, mîtîng bi awawyekî girseyî lidarket.

PAKê bi alayên Kurdistanê, bi pankartên PAKê, bi dirûşmên ‘’Bijî Azadîya Kurdistan꒒, ‘’Yan Kurdistan Yan Neman’’, ‘’Şingal, Kerkûk, Kobanê Bijî Kurd û Kurdistan’’, ‘’Bimre DAIŞ’’ û gelek dirûşmên Kurd û Kurdistani Newroz pîroz kir.

Mitîng bi pêxistina agirê Newrozê yê ji alîyê Serokê Giştî yê PAKê rêzdar Mustafa Özçelik dest pê bû. Serokê Giştî yê PAKê rêzdar Mustafa Özçelik bi Kurdî û Tirkî axaftinek kir. Axaftina rêzdar Özçelik gelek bi coşeke mezin û bi dirûşmên Kurdistanî hate pêşewzî kirin.Serokê şaxa WANê ya PAKe rêzdar Kasım Kahramaner jî axaftineke bi Kurdî û bi coş kir.

Hunermendên hêja, Birader û Nîlufer Akbal û gelek grûbên muzîkê jî stranen Newrozê bi coşa girseyê pêşkêş kirin.

Mîtînga PAKê ya Vanê bi girseya xwe, bi coş û ruhê Kurdistanî yê beşdaran û drûşmên xwe hêvîyeke mezin da. Vê mîtingê mizgînîya ku di rojên pêş de, dê PAK bikaribe dehhezaran, sedhezaran, milyonan gelê Kurdistanê di rêya azadîyê de birêxistin bike da gelê me.22.03.2015
Buroya Çapemenî û Ragehandinê ya PAKê

06) Şîn Û Pîrozbahî -23.03.2015

Hat diyarkirin ku Alîkarê Serokê Emerîkayê Joe Biden, telefonê Serokê Herêma Kurdistanê Mesud Barzanî kiriye û Biden û Barzanî li ser telefonê axivîne.

Li gor daxuyaniya ku di malpera fermî ya hikûmeta herêma Kurdistanê de hat dayîn, Biden telefonê Barzanî kir, newroza Barzanî û gelê kurd pîroz kir û sersaxî da malbatên pêşmergeyan.

Biden pesnê hêzên kurd da û wiha got. "Lehengî û serkeftinên pêşmergeyan mirov heyran dihêle."

Herwiha Bîden destnîşan kir ku Emerîka bi hikûmeta Herêma Kurdistanê re dost e û hevpeymanê wan e û da zanîn ku li dijî DAİŞ’ê dê alîkariya wan a leşkerî û mirovahiyê ya ji bo Kurdistanê berdewam bike. trtnuce

07)bin Aştî Çênabe -23.03.2015

Erdogan: "Heta çek hebin, aştî çênabe. Piştî ku çendîn caran soz hatin binpêkirin, pêbawerî tehrîb bû, heta em gavên berbiçav nebînin, em nikarin pêş de herin."... Heta Çek He Nivîskar: rizgarionli Ji aliyê rizgarionline

Serokkomar Erdogan got: "Piştî ku dewletê pirsgirêk qebûl kirin û ji bo çareseriyê dest hewildanê kir, wateya têgeha pirsgirêka Kurdan nema. Wexta ku min got ‘pirsgirêka Kurdan tuneye', ev gotin şaş hat fêmkirin û li gor xwe şîrove kirin. Lêbelê gotina min eşkere ye. Li Tirkiyeyê êdî pirsgirêka Kurdan tuneye, pirsgirêkên birayên min ên kurd hene."

Serokomar Erdoganwiha dewam kir: "Te bêjî qey li Tirkiyeyê ji bilî pirsgirêka Kurdan pirsgirêkekî din tune ye. Hemû alî, radibin rûdinên ser vê meseleyê dipeyivin. Ev hewl nîşan dide ku dixwazin vê welatê perçe bikin. Ev cudaxwazî ye. Ev nuanseke zehf girîng e."

Serokkomar Erdogan li ser pêvajoya çarê seriyê de wiha got: "Şerm nakin û tezvîratê dikin û dibêjin 'Serokomar li dijî çareseriyê ye'. Vegere li 12 salên çûyî binihêre, tu yê bibînî ka Serokomar ligel çareseriyê ye an li dijî çareseriyê ye."

Serokomar Erdogan: "Çi dibe bila bibe, em tena serê xwe jî bimînin, em ê heta dawiya emrê xwe ji bo biratiya gel ku me ew bi 'Pêvajoya Çareseriyê' formulîze kiribû hewl bidin. Lê em ê destûre nedin tu kesî ku birayên min ên kurd jehrî bike, li bal wan meşrûtiyê bi dest bixe û bi awayekî neheq bibe mixatabê birayên me yên kurd." trtnuce

09) Mehmet Müfit:Güney bati Kürdistan (Rojava)da -25.03.2015

Güney bati Kürdistan (Rojava)da gündeme gelen ve hala değişik alanlarda, farklı düzeylerde ve boyutlarda yoğun bir şekilde, çoğu zaman maalesef karikatürize edilerek sürdürülmeye çalışılan «Kanton» tartışmalarına, özellikle İsviçre modeline ilişkin bir takim bilgilendirmelerle ve fikirlerle bir katkı sunmak maksadıyla bu yazı hazırlandı.

İsviçre Kanton modeli, hem tarihsel olarak en eski ve hem de bütün karmaşık yapısıyla en gelişkin olması bakımından, üzerinde en çok tartışılan, dünyada bir başka benzeri olmayan «siyasi model»i oluşturması tartışmalara katkı sunacaktır.

İsviçre «Federal Devleti», organik olmayan biçimde 700 senelik mirası geliştirmesi yanısıra esasen 1848 de eski Konfederasyonun çökmesiyle ortaya çıktı. Ilk defa 1291de, Uri, Scwytz ve Nidwald «dağ kantonları»nın birleşmesiyle tarihçiler tarafından nitelendirildiği gibi «ilkel İsviçre» olarak oluştu. 1513 tarihine kadar «13 Kanton birliği» olarak var oldu. Ne var ki, 1798‘de ilk defa «Birleşik İsviçre Anayasası»yla Bern başkent yapıldı ve «merkezi» hükümet oluşturuldu. 19 Kanton’un «birliği» daha sonra 22 Kanton birliğine dönüştü ve bu gün bilinen biçimiyle, 1848‘deki 26 günlük kisa ve fazla kan dökücü olmayan bir «sivil savaş» neticesinde yeniden doğdu. Eski Konfederation’un yerine hükümranlık hakları olan Federal Devlet şeklinde bir Anayasa’ya dayanan «Devletler birligi» biçiminde oluştu. Bu siyasi oluşum, bütün komşularının aksine «üniter» merkeziyetçi bir devlet değildir. Çünkü Konfederasyon, hukuki esasi oluşturan Kantonlara dayanmaktadır.

Bütün Kantonlara federal yetki iktidarı tanınmıştır. Bu su demektir; İsviçre Anayasası, Kantonlara merkeziyetçiliği engelleme hakki vermiştir.

Her ne kadar Konfederasyon, 1848‘deki «sivil savaş» sonucunda bir önem kazanmışsa da, İsviçre siyasi sisteminde Kantonlar anahtar rolüne sahiptirler. Bu durum anlaşılmadan İsviçre Konfederasyonu anlaşılamaz. Her şeyden önce, İsviçre Konfederasyonu, siyasi kapsamı ve içeriği bakımından diğer bütün Federal yana Federasyonlardan tamamıyla ayrıdır;

bağımsız devlet olarak Kantonların bir anlaşmayla «tayin edilen yetki» birliğinden oluşmuştur. Zaten, «konfederasyon» bağımsız devletlerin, bir antlaşmayla belli alanlarda (diplomasi, savunma, posta) yetkilerin kullanımının ortak siyasi organlara bırakılmasıdır. O bakıma, İsviçre Kantonu, hükümranlık haklarına sahip oluş içeriği ve biçimiyle Alman «Länder»inden, Fransa «seçim bölgelerinden» oldukça farklıdır. Kanton, Almanya’da olduğunun aksine, «optimal» bir iş-bölümünü esasta aşan bir yapıya sahiptir ve İsviçre’de Konfederasyon’u oluşturarak öncelikle «birleşik ekonomik alan» yaratmıştır.

Federasyon, iki seviyede yönetim biçimini içerir; federe devletler adına hükümranlık haklarına sahip yetkilerle donatılmış yönetim; örneğin «savunma», «diş ilişkiler», «para», «gümrük» vs. Federe devlet ise, «eğitim», «yerel polis» vs gibi yerel yönetime sahiptir. Yani Federasyon, bölgeler ve merkez arasında siyasi iktidarın paylaşılması biçimi olarak, birçok federe devletin ortak çıkarlar temelinde «iş-birliği» yapması anlamına gelir. Federasyonlarda, federe «devletler» bağımsız değildirler ve merkeze bağlıdırlar, hareket alanları sinirlidir, hükümranlık hakları söz konusu değildir.

Bu bakıma, bir federasyonun ortaya çıkışı, tarihi, jeografik, dini ve sosyolojik faktörlerle izah edilebilir. Federasyon, merkezileştirilmiş iktidar biçimiyle, «yetki sınırları» belirlenmiş siyasi bölgelere dağıtımını ifade eden «desenralizasion» içeriğine sahiptir. İsviçre devleti, kuruluşundan itibaren «işbirliği», «konfederasyon» ve «federasyon» biçimlerini tarihsel süreçler içinde fiili olarak yaşayarak «Kanton» şeklinde örgütlenmiştir.

Kanton nedir? Sözlük, jeografik ve siyasi anlamı?

Çoğu insan Kanton’un ne anlama geldiği, kapsamı ve siyasi içeriği hakkında bilgi sahibi olmayabilir. Esasında bu meselede, oldukça ciddi boyutlarda bir fikir kargaşalığı yaşandığını gözlemlemek pekala mümkündür. Ayrıca, güney-bati Kürdistan (Rojava)da bu tartışmaya sebep olanların Kanton hakkında yeterince somut bilgilere sahip olmadıkları da bilinen bir durum. «Kanton»nun siyasi içeriği, kapsamı ve oluşturulması, onunla ne yapılmak istendiği ve nereye gidilmek amaçlandığı konusunda tam bir belirsizlik yaşanmaktadır.

Ulusal kurtuluş hareketleri, istemleri ve kapsamları bakımından bağımsızlıkçıdırlar. Ne var ki, dünyanın hiç bir yerinde ülkesi işgal edilerek ilhak edilen hiç bir milletin davası Kürdistan’da olduğu biçimiyle sulandırılıp karmaşik hale getirilmemiştir. Kürdistan «Rojava»sında yaşanan kargaşalığın ve siyasi belirsizliğin esas kaynaği PKK’dir. «Kanton» hadisesinin çıkış kaynağı da odur. «Suriye Kürtlerine» bu empoze edilmiştir ve onlar ise bu hareketin vesayeti altında önlerini açik bir biçimde görecek konumda değildirler.

Bu bakıma öncelikle Kantonun anlamı ve siyasetteki yeri ve kapsamı üzerinde durmakta yarar vardır.

Kanton kelime olarak, Latincede «canthus» yada Yunancada «kanthos» kelimelerinden türetilmiştir ve «ülkenin köşesi» ya da «ülkenin bölgesi» anlamını taşımaktadır ve zamanla siyasi langajda, jeografik ve siyasi anlamlar yüklenmiştir.

Jeografik anlamı; söz konusu olan bir ülkede daha dar anlamda bir bölgenin yada bölgelerin jeografik «ülke-altı», «bölge-alti» bölünmelerini ifade eder. Jeografik anlam değişik ülkelerde olduğu gibi üç ayri mana taşımaktadır; birincisi «seçim bölgeleri», ikincisi «ülke», üçüncüsü «alan-bölge».

Politik anlamı; jeografik bölünmenin üstünde «devlet» biçiminde ya da İsviçre örneğinde olduğu gibi «anayasal iktidarı» temsil eden «federe devletlerin» varlığına işaret eder. Yani «hükümranlık» hakları olan «siyasi otonomi» anlamına gelmektedir Kanton.

Kanton sistemi, tarihsel ve sosyolojik olarak oluşmuş bağımsız devletlerin bir federasyonda ya da İsviçre örneğinde olduğu gibi bir Konfederasyonda birleşmesini ifade eder. Bununla şunun anlaşılması gerekiyor; Kanton geçici konjonktürel ortamların değil, tarihsel koşulların bir araya gelmesi neticesinde oluşan siyasi yapılanmadır. Ezilen milletlerin «ulusal sorunlarının» çözümü için baş vurduklari ve baş vuracaklari siyasi bir yol değildir Kanton.

Ulusal kurtuluş hareketi her ülkenin kendi tarihsel, sosyal ve kültürel hatta jeografik koşullarına göre içerik ve biçim almasına karşın, belli kriterlere sahiptir. Bu kriterleri hiçe sayan PKK önderleri, arada bir Türkiye’de «Konfederasyon» yapılanmasının olabileceğinden söz ediyorlar! Ama belli ki, bunun gerçek manasını bilmeden kullanıyorlar;

Çünkü «Konfederayon» «Federasyon»dan çok daha ileri siyasi bir devlet oluşumunu ifade eder.

Federasyonda, «otonom» federe «devletlerin» hükümranlık hakları yoktur, Merkezi Federasyona bağlıdırlar. Oysa ki, İsviçre örneğinde olduğu gibi, Konfederasyonu oluşturan devletler hükümranlık haklarına sahiptirler ve esasen Konfederasyonun kendisi bağımsız olan devletlerin birliğinden oluşur. O bakıma, Türkiye’de Konfederasyondan söz edildiği zaman bu; en azından bağımsız olan Kürdistan’ın bağımsız olan Türkiye’yle bir Konfederasyon’da birleşmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle, Kürtlerin ve Türklerin ikisi de hükümranlık yani egemenlik haklarına sahiptirler demektir.

Hükümranlık ya da egemenlik devlete tekabül eder. PKK ve Türkiyecilik yapanların hiç biri Kürtlerin devlet kurmalarını savunmuyorlar hatta Kürdistan’da devlet kurulmasına karşı olduklarını her fırsatta dile getirmektedirler. Bu taktirde, Konfederasyonu savunmak bir çelişki oluşturmaktadır; çünkü, konfederasyon bağımsız olan devletlerin varlığını şart koşmaktadır. Demek ki, bunlar ya Konfederasyonun ne anlama geldiğini bilmiyorlar ya da bilinçli bir maksatla siyasi kargaşalık yaratma amacı taşıyorlar.

İsviçre Kanton modelinin özellikleri
İsviçre’de Konfederasyonunun birinci karakteristik özelliği, politik sistemin oluşumu içinde, sınırları belirlenmiş teritoryal kriterlere dayanan 26 değişik kantonun birliğinden oluşmasıdır. Buna göre, Kantonlar arasında bir «iş-bölümü» söz konusu değildir ve kendi aralarında enlemesine ilişkileri oldukça zayıftır. Diğer federal devletlerde olduğunun aksine, merkezle «üye devletler» yani Kantonlar arasındaki ilişkiler «hiyerarşik» değildir, iki kutuplu siyasi bir yapı mevcuttur. Her Kanton kendi bağımsız politik sistemine sahiptir.
Buna göre: 1- Kantonların varlığı garanti altına alınmıştır. Federal «devlet» yani «merkez», istediği zaman ne yeni bir Kanton yaratabilir ne de her hangi bir kantonun varlığına son verebilir. En ufak bir siyasi ve teritoryal değişiklik, halk oylaması olmadan mümkün değildir.
Kantonlar, Kürtlere «akil» vermeye alışmış bir takim Türk «aydınlarının» iddia etmelerinin aksine, devlet meşruiyetine sahiptirler.
2- Her Kanton diğerlerinden tamamıyla bağımsız bir şekilde örgütlenir. Her kantonun bir anayasası vardır ve kendi siyasi otoritelerini kurar, yetkileri dağıtır, vatandaşlar arasındaki hukuk şartlarını belirler. Her kantonun kendine has siyasi kurumları, eğitim, ekonomik, hukuk sistemi vardır.
3- Her Kanton, bütün alanlarda -siyasi, ekonomik, kültürel- otoritelerini seçme ve atama hakkına sahiptir. Federal hükümetin hiç bir şart ve koşulda müdahale etmesi, dayatmada bulunması ya da taraf olması mümkün değildir. Merkez, Kantonal seçimlere karışması, hükümetin oluşturulması, parlamentonun feshedilmesi sorunlarına kesinlikle karışamaz.
4- Kantonlar, hiç bir surette hiç bir politik kontrola tabi değildirler. Sadece bazı hallerde, Konfederasyonu ilgilendiren kararlarda Federal Mahkemeye başvurma gündeme gelebilir. Ama buna rağmen Federal Konsey (merkezi hükümet), federal hukuka ters düşmesine rağmen Kanton’a örneğin uygulamayı yasaklayamaz.
5- Kantonlar, önemli yetkilere sahiptirler; federal iktidar tarafından belirlenmemiş bütün haklarının uygulanması hakkına sahiptirler. Federal kanunları uygulama durumunda bile uygulamasını kendisi yapar, merkezden müdahale olamaz.
6- «Collégialité» (kolejialite diye okunabilir), (ortaklasa, kolektif yürütme), bütün siyasi sistemin yönetim biçimini oluşturuyor. Kantonal sistemin temelini oluşturan ve Almanların «Gemainde» dedikleri «Komün»den Kantona, Kantondan da Federal devlete kadar bütün iktidar «Collégialité» anlayışı ve pratiği tarafından yönetilir. Hiç bir siyasi parti tek başına oy çoğunluğuna sahip olmasına rağmen iktidar olamaz. Bütün siyasi partiler hükümeti birlikte oluştururlar ve birlikte yönetirler. Her hangi bir dıştalama söz konusu değildir. Bilinen diğer bütün yönetim biçimlerinden ayrıdır İsviçre yönetim biçimi. Bu son derece önemli bir ayrılıktır.
7- İsviçre politik sisteminin en belirgin ve en önemli karakteri «doğrudan demokrasi» modeline sahip olmasıdır. Referandumla halk oylamasına sunulmayan hiç bir seçim ya da kanun oluşturulması asla mümkün değildir. «Halk insiyatifi» diye tabir edilen ve Kantonal düzeyde 30‘000 imza, Federal düzey de ise 100’000 imza toplanmasını sart kosan referandumla halkı seçime götürme geleneği İsviçre demokrasisinin en önemli dayanağı ve temel direğini oluşturuyor.

«Doğrudan Demokrasi» her Kanton’da ayni içeriğe ve kapsama sahip değildir. Her Kanton’un anayasasında değişik bir muhteva ve pratiğe sahiptir. Bilinebileceği gibi, İsviçre Kanton modeli öyle görüldüğü gibi basit değildir, bir tek bütünlük ve muhteva oluşturmaz; aksine oldukça karmaşık bir yapi oluşturmaktadır.


8- «Komün» sorunu ayrı bir yer ve önem kapsamaktadır İsviçre’de. Esasında Komün, Kanton sisteminin temelini oluşturmaktadır. Kanton’dan «Komün»e inildikçe durum daha da karmaşık bir hal almaktadır: İsviçre’de var olan tam 3’000 Komün otonomi haklarına sahiptirler. Her Komün’ün sahip olduğu kanunları, «kanun olmayan» kuralları ve «Komünal Konsey»leri vardır. Komünlerde hem «halk insiyatifi» ve hem de «kişi insiyatifi» mevcuttur. 4’000 imza toplayan «kişi» ya da «grup» her hangi bir konuda Komün’ü referanduma götürebilir. Sonuçta, her İsviçreli vatandaş, siyasi parti ya da «baskı gruplari» tarafından oluşturulan «dernekler» İsviçre Siyasi sistemini oluşturmaktadırlar. Siyasi partiler ve dernekler olmadan ne Komün ne de Kanton mümkün değildir.

Biz’de ise, diğer partilerin varlığına tahammülü olmayan, onları şiddetle ezen, varlıklarına son verenler bu gün Kanton’u savunmalarının hiç bir inandırıcılığı yoktur. Her şeyden önce, Kanton hiç bir şekilde tartışma götürmeksizin çok partililiğe tekabül etmektedir. İkincisi, iktidarın partiler tarafından demokratik bir şekilde paylaşılmasına ve yönetilmesine dayaniyor. Bu olmadan Kanton’u düşünmek mümkün değildir.

Sonuç yerine

Siyaset sosyolojisi bakımından ele alındığında, Kürdistan gibi ulusal kurtuluş mücadelesi veren bir milletin Kantonal oluşuma gitmesi mümkün değildir. Kürdün kafasını bulandırmaya hizmet eden, ne olduğu belli olmayan son derece eklektik «görüşlerle» şimdi de «Kanton» empoze edilmeye çalışılıyor. Birincisi, kendisini işgal ve ilhak eden devlete karşı bir mücadele içindedir ve bağımsızlık haklarını elde etmiş değildir. Kanton sistemi içinde yer alabilmesi için önce bağımsız bir anayasaya sahip devlet olarak ortaya çıkması gerekiyor. Kürdistan’ın böylesi bir durumu sözkonusu değildir. «Kantonu» savunanlar esasında böyle bir amaçlarının olmadığını her fırsatta söylemektedirler. İkincisi, başka kantonların varlığını şart koşar. En azından, başka kültürel, etnik yada dini yoğunlukların ayni düzeyde ortaya çıkışları gerekiyor. Mesela Suriye’de Arap milletine ait bir ya da bir çok Kanton’un ortaya çıkması gerekiyor ki onlarla Kantonal bir sistem içinde birlenilebilinsin. Arapların böylesi bir sistemi kabul edip etmeyecekleri, içinde yer alıp almayacakları kesinlikle belli değildir. Üçüncüsü, Kürtler tarihsel, dini ve sosyolojik sebeplerden dolayı şekillenmiş ‘antite’ler (yoğunluklar) halinde bir bölünme yaşamamışlardır. Bir takim dini farklılıklar yaşasalar bile ayni tarihsel, kültürel ve sosyolojik yoğunluk halinde yaşamaktadırlar. Dolayısıyla, Kürdistan’a uygulanabilirliği mümkün olmayan politik bir model olan Kanton sistemiyle milleti ve ülkeyi sunî bir şekilde bölmek kelimenin en hafif biçimiyle saçmalıktır. Dördüncüsü, Kürdistan kendi içinde «Kanton» yapılanmasına gidebilir, ama bu taktirde bağımsız olması gerekiyor. Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı olanlar ya da Kürtlerin devlet kurmasına karşı olanların Kanton yapılanmasını savunmaları ciddi bir çelişki oluşturmaktadır. Çünkü Kanton’un kendisi bir devlet oluşmasıdır. Hem devlete karşı olacaksın hem de «Kürdistan sorunu»nun çözümü için Kantonu savunacaksın!?! Bu, kesinlikle görüldüğü üzere ikna edici değildir.

O bakıma, zaten var olan «Kürt milli meselesinin» siyasi kargaşalığa düşürülmüş olması haline bir de ne olduğu bilinmeden Kanton sorununu eklemek doğru değildir. Kanton, Kürdistan’ın bağımsızlığını red eden siyasi kesimler tarafından Kürt milletine ve davasına dayatılmaktadır.

Kanton’u Kürdistan’ın her hangi bir parçasına uygulamaya kalkışmak öncelikle güvenlik bakımından mümkün değildir. Çevresi saldırgan düşman devletlerle sarılmış olan Kürdistan’da Kanton sisteminin yaşaması mümkün değildir. Demokrasinin, bırakın hazmedilmemiş olmasını, kenarından bile geçmemiş olan Suriye Araplarıyla Kanton’un nesi kurulabilir ki? Demokrasi Kanton’un var olması ve yaşamasının şartı olduğuna göre hangi demokrasiyle Kanton kurulacak? İç ilişkilerinde, başka ulusalcı siyasi partilerin varlığına tahammül etmeyen, milli birliği kuramayan şiddete ve baskıya dayanan güç, Kanton’u hangi temelde kuracaktır? Kürdistan’ın toprak bütünlüğünü savunmayan, sınırlarını çizmek gibi bir amacı olmayanlar hangi «toprak» esasi üzerinde Kanton’u kurmaya kalkışacaklar?

Ortadoğu’nun ve Kürdistan’ın realitesine uymayan Kanton’u Kürdistan ulusal kurtuluş hareketine ve Kürt milletine dayatmaya kalkışmak, merkezi temellere dayanan «ulus/devlet» yapılanmasının red edilmesidir. «Suriye Kürtleri» silahlı ulusal kurtuluş hareketi sürecini oldukça yoğun bir şekilde yaşamaktadırlar. Bütün olumsuzluklarına karşın vatanseverlerin desteğine sahip olmaları doğaldır. Ne var ki, siyasi hedefleri ve amaçları bağımsızlık doğrultusunda netliğe kavuşmadan, ulusal kurtuluş savaşını bağımsızlığa ve demokrasiye doğru geliştirme önünde engel olan diğer «parçaların» vesayetinden kurtulmadan bir yerlere varmaları oldukça zor olacaktır.

Oysa ki, Ulusal kurtuluş hareketleri, doğal diyalektik gelişmesi içinde, ulusal birliği, ülkenin toprak bütünlüğünü ve siyasal iktidarı hedefler. Millet ve ülke olma esasları üzerinden gelişen ulusal kurtuluş hareketlerinin bağımsızlığı ve devlet olmayı savunması siyasi stratejisinin doğallığı gereğidir. Bazen «ara çözümlere» başvurma bu realiteyi değiştirmez. Buna göre, «Türkiyecilik», Kanton ve önerilen diğer bütün yollar ulusal kurtuluş hareketinin doğal niteliğiyle bir çelişki oluşturuyor.

Bu kargaşalıktan kurtulmanın tek yolu, Bağımsız Birleşik Kürdistan stratejisinin savunulmasıdır. 22 Şubat 2015
Mehmet Müfit
sakirepozdemir@gmail.com

10)Sayın Mehmet Müfit Beyin eline ve yüreğine sağlık.-25.03.2015

Çok detaylı bir çalışma yapmış. Ancak akademisyen arkadaşlardan tek ricam yabancı deyimlerin yanına bir ufak tercüme ile konuyu daha rahat anlamamızı sağlasınlar. İsviçre devlet sistemini daha yakından öğrenmiş oldum. 1291’ler de Kürtler böyle bir teşebbüste bulunsalardı, bir bağımsız devletin desteğini almak zorunda kalırlardı. O zaman bağımsız devletimiz yoktu.

Şimdi de yok. Kürt tarihinde çok kati merkeziyetçilik görünmüyor. Med İmparatorluğunun yapısında konfederasyon gibi bir sistem var. 9. 10. Ve 11. Yüzyıldaki bir düzüne bölgesel Kürt devletlerini tarih sayfalarında okuyoruz. Bu dönemde ve Mirlikler döneminde de özellikle biri birlerinden anlayan, kültür yapıları yakın olanlarla beraberlik kuruyorlardı. Misal olarak; Botan Kırallığının merkezi Cizre ama Fınık ve Gurgil statüleri de tıpkı İsviçre de olduğu gibi bağımsız hareket ediyorlar.

Amediye (Behdinan) Beyliğindeki Muzuriler, Zêbariler, Radıkanlar ve Sindiler Şerefnameden anladığım kadarıyla söz sahibirler. Bitlis merkez olmasına rağmen Şeref Xan her zaman Rojkan Hükümdarlığını “Bitlis, Ahlat, Muş ve Hınıs” olarak dile getirmekte, Bayikan, Motkan ve Zeydanileri Bitlis merkezinin aşiretleri şeklinde vurgulamaktadır. Şunu demek istiyorum. Şayet PKK’li kardeşlerimiz demokraside İsviçre yi örnek alacaklarsa, Birleşik Bağımsız Kürdistan da Konfedere ve Kantoni yönetimlere herkes razıdır. Yeter ki İsviçre örneği gerçek demokrasi olsun. Bildim bileli İsviçre dağlarının Kürdistan dağlarına benzediği söylenmektedir. Belki bizim dağlıların karakterleri de o geniş demokrasiyle uyum sağlar. 1846 da Osmanlı İmp’nun Erzurum, Kars, Van, Diyarbakır ve Halep bölge valilerine gönderdiği ( 29 Ramazan 1262 K OH 1822-91846-2 (M) Emri) şeriflerinde, Kürdistan’ın Hükümet, Yurtluk Ocaklık ve Liwa gibi sancaklarının sayısı 96 dir. 15 tanesi Ekrat Hükümet sancağıdır. Ayrıca 44 adet Statü de Sivas, Halep, Beyrut, Adana ve Musul vilayetlerine bağlılar. Etti mi 140 Otonom Kürdistan Statüsü?. Bir de Miri aşiret sancaklarının sayısı da 457 dir. Dağlarımız İsviçre’nin dağlarına benziyorsa insanlarımız da öyle.

Sanmayınız ki 144 Mir kati merkezci krallardır. Onların bünyelerinde muhtar yöreler vardır. Mesela Hakkarı Nasturilerin 5 adet otonom statüleri vardır. Kürdistan’ı 16 yüzyıldan 19 yüzyıla kadar bilmek isteyenler benim yazdığım “Kürt-Osmanlı İttifakının 500. Yılını VENG YAYINLARI - telefon ile (0412. 223. 8923) Diyarbakır’dan isteyebilirler.

Saygılarımla.
Şakir Epözdemir 2015-03-17

.

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

. YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

01) -25.03.2015

02) -25.03.2015

Ek.Tarihi Mon Mar 23, 2015 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Güncel:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution