Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   SİYASİ HABERLER (10)   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Ferhat Sarıkaya diye biri   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (07) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Sayın Pervin Buldan 24 Haziran seçimlerinde ittifakı sabote etmek ağır bir vebal
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Günün en çok okunan haberi:

SİYASİ HABERLER (10)

 
Güncel

01)ERBİL–‘Cızîre seçimi kabul edilemez’-14.03.2015

Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dr. Umed Sabah, Rojava’nın Cızîre bölgesinde yapılan seçimin tek taraflı bir adım olduğunu belirterek, “Kürd meselesine hizmet etmeyen bu adım kabul edilemez” dedi.

Dr. Umed Sabah imzasıyla Başkanlık resmi web sitesinde yer alan açıklamada, Başkan Mesud Barzani’nin her zaman Kürdler’in tek cephede birleşmesi için çalıştığı hatırlatılarak, Rojava’da da böyle bir birliğin arzulandığı belirtildi. Erbil’de Rojavalı partiler arasında yapılan anlaşmanın hatırlatıldığı açıklamada şöyle denildi:

“Erbil anlaşmasının amacı da buydu, ancak bir taraf bunu uygulamadı. Daha sonra bir fırsat ve ümit olan Duhok Anlaşması da Rojava’da bütün tarafların Kürd meselesine tek ses olarak hizmet etmesi amacıyla yapıldı.  

Kürdistan Bölgesi Başkanlığı her zaman Rojava’nın siyasi taraflarını Duhok Anlaşması’nı uygulaması için desteklerken, hep beraber bütün tarafların katılımıyla bir seçimin yapılması için çabaladı.”  

Cızîre’de yapılan seçimin tek taraflı olduğuna dikkat çekilen açıklamada,“Cızîre yerel seçimleri adı altında atılan adım tek tarflıdır ve Duhok Anlaşması’na aykırıdır. Bu adım ve tek taraflı olarak atılan bütün adımlar Kürd meselesine ve demokrasiye hizmet etmeyecektir ve kabul edilemez” ifadeleri yer aldı.  

Açıklamada, tarafların anlaşmaya bağlı kalması ve Kürd halkının yararına olacak adımların atılması istendi.

ENKS Barzani’yle görüşecek

Öte yandan Suriye Kürd Ulusal Konseyi’nden (ENKS) bir heyet, Demokratik Halk Hareketi’yle (TEV-DEM) yaşanan sorunları ele almak üzere, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ile görüşecek.  

Rojava’nın Cızîre Kantonu’nda TEV-DEM’in tek başına yerel seçim kararı alması ve bugün gerçekleştirmesi üzerine ENKS, Siyasi Mutabakat konseyi üyeliğini dün dondurmuştu.  

Rûdaw’a konuşan ENKS yöneticisi Enter Nehsan,”Yaşanan sorunları ele almak amacıyla bazı arkadaşlarımız Kürdistan Bölgesel Başkanı Mesud Barzani’nin yanına gitti” dedi.  

Enter Nehsan, şöyle konuştu:“Biz ENKS olarak TEV-DEM’den seçimlerin 2 ay ertelenmesini istedik, onlar da ‘bakarız, değerlendiririz’ dediler ancak ertelemediler. Kendi başlarına tarih belirlediler. Barzani’nin çağrısıyla TEV-DEM ile ortak yönetim ortak güç konusunda anlaşmaya varılmıştı. Başkan Barzani’yle yapılan görüşmeden sonra ENKS olarak ne yapacağımıza karar vereceğiz.”  

ENKS yöneticisi Mıstefa Hanifi ise, TEV-DEM’in tek başına almış olduğu seçim kararının Duhok Anlaşması’na aykırı olduğunu belirtti. Hanifi, ortak yönetim ortak güç ve siyasi birlik kararlarının pratikte uygulanmadığını söyledi.  

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’nin çağrısıyla, 2014’ün Ekim ayında Duhok’ta bir araya gelen ENKS ve TEV-DEM, ortak yönetim, ortak güç ve siyasi birlik konusunda anlaşmıştı.

02)ENKS DOSYASI – Qamişlo’dan Erbil’e 4 yıl -14.03.2015

Rojava’nın Demokratik Halk Hareketi (TEV-DEM) ile birlikte en güçlü iki siyasi gücünden biri olan Suriye Kürd Ulusal Konseyi (ENKS), 26 Ekim 2011 tarihinde Qamişlo’da, 13 partinin ve bir çok sivil toplum örgütü ile önemli şahsiyetlerin katılımıyla kuruldu. ENKS bünyesinde en son haliyle şu parti ve oluşumlar yer alıyor:-Kürdistan Demokrat Partisi - Suriye (PDK-S)

-Milli Demokratik Parti - Suriye (PDNKS)
-Kürd Eşitlik ve Demokrasi Partisi - Suriye (PWDKS)
-Kürdİlerici Demokrasi Partisi - Suriye (PDPKS)
-KürdBirlik Partisi - Suriye (PYKS)
-Reform Hareketi
-Kürd Gençlik Hareketi

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’nin çağrısıyla, 2014’ün Ekim ayında Duhok’ta bir araya gelen ENKS ve TEV-DEM, ortak yönetim, ortak güç ve siyasi birlik konusunda anlaşmıştı.
Siyasi Mutabakat Konseyi’ne 12’si TEV-DEM’den, 12’si de ENKS’den toplam 24 kişinin seçilmesi kararlaştırılmıştı.
Anlaşmaya göre, geri kalan 6 kişiyi de TEV-DEM ve ENKS’den seçilen 24 kişi belirleyecekti.
Suriye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (PDK-S) 2 üyeyle temsil edileceği yönetimde, diğer 8 parti 1’er koltuğa sahip olmuş, diğer 2 üyelik ise bağımsız kişilere verilmişti..
Ancak ENKS bünyesindeki El Parti, El Wehde ile El Wifaq partileri, Rojava yönetimini oluşturacak “Siyasi Mutabakat Konseyi” seçimlerinde TEV-DEM üyelerine oy verdi. Bunun üzerine ENKS, sözkonusu 3 partiyi ihraç etti.
Aynı kararı Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) da aldı.

QAMİŞLO’DAN ŞAM’A KADAR ÖRGÜTLÜ
Birinci ve ikinci kongresini Qamişlo’da gerçekleştiren ENKS, üçüncü kongresini 2 ay sonra yine aynı kentte gerçekleştirecek. Genel Başkanlık’ın 3 ayda bir değiştiği ENKS, Qamişlo, Hasekê, Kobani, Efrin, Amude, Dırbesiye, Derika Hemko, Derik, Tılhemis bölgeleri ile Şam ve Halep’te meclisler, komiteler kurmuş durumda.

SURİYE MUHALEFETİNİN PARÇASI
Beşar Esad rejimi karşıtı olan ENKS, muhalif grupları çatısı altında toplayan 114 üyeli Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nda (SMDK) da 11 üye ile temsil ediliyor. ENKS 2012 yılının sonlarına doğru Suriye muhalefetine katıldı.
ENKS kendisini Suriye devriminin bir parçası olarak görüyor ve Suriye’deki savaşın “siyasi ve Esad’sız” çözülmesini savunuyor. ENKS Suriye’de Kürdler ve diğer halklar için ise federasyon istiyor

5 BİN ROJAVALI PÊŞMERGE
ENKS’nin yaklaşık 5 bin Rojavalı Pêşmergesi Kürdistan Bölgesi’nde peşmerge Güçleri tarafından eğitildi. Pêşmergeler, TEVDEM ile anlaşma sağlanması halinde Rojava’ya dönecek.
Sözkonusu 5 bin kişinin büyük bir kısmı Suriye Ordusu’nda askerken, iç savaşla birlikte firar ederek, Kürdistan Bölgesi’ne geçenlerden oluşuyor.
Demokratik Birlik Partisi’ni de (PYD) kapsayan TEV-DEM, ENKS’ye bağlı Pêşmergelerin bölgede askeri güç olarak kalmasını istemiyor.

ENKS yönetiminin, Rojava’nın savunulmasına katılmak üzere askeri güç oluşturma kararı var.
ENKS ile TEV-DEM birçok konuda ortak hareket ederken, bazı konularda ise anlaşamıyorlar.
2012 yılında Yüksek Kürd Konseyi’nin oluşumunda yer alan ENKS ile TEV-DEM Rojava’nın ortak yönetilmesi konusunda da anlaşmaya vardılar ancak imzalar kağıt üstünde kaldı.
IŞİD Kobanê’ye saldırırken, sınıra giden ENKS üyesi 200 kişinin Kobanê’de savaşmasına TEV-DEM, PYD ve YPG karşı çıkmıştı.

ZORUNLU ASKERLİĞE KARŞILAR
ENKS, zorunlu askerliğe karşı çıkıyor ve vatanı savunmanın, herkesin görevi olduğuna işaret ederek, zorlamayla savaşılamayacağını dile getiriyor.ENKS, TEV-DEM’in Kobanê, Efrin ve Amudê’de "zorunlu askerlik” uygulamasına karşı çıkmıştı.
ENKS, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ile ilişki içerisinde ve çağrılarına önem veriyor. ENKS, ABD, Türkiye ve başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleriyle iyi ilişkiler içerisinde.

ENKS YÖNETİCİSİ: DÖNEMİN İHTİYACIYIZ
Suriye Kürdistan Demokrat Partisi’nin Kobanê Başkanı ve aynı zamanda ENKS yöneticisi olan Eli İbrahim, Suriye devriminin geliştiği bir dönemde Rojava´daki Kürdler’in de bir çatı, amaç ve hedef etrafında toplanması gerektiğini ve ondan dolayı ENKS’nin kurulduğunu belirterek, dönemin bir ihtiyacı olduklarını söyledi.
İbrahim, ENKS’nin kuruluş kongresinde devletin (Suriye) parlamenter ve federal bir sistemle yönetilmesini istediklerini dile getirdi.

BİNLERCE KİŞİ KATILDI
Kurulduğunda binlerce kişinin ENKS’ye katıldığını kaydeden İbrahim, şunları söyledi:
”Rojava’da ENKS’nin askeri gücü yok ama Suriye devletine asker olmak istemeyenler ile baskılardan dolayı “Güney Kürdistan”a gidenler orada askeri eğitim alıyor.“Güney Kürdistan’da” askeri eğitim gören Rojavalı Pêşmerge sayısı 5 bin kişi civarında. Koşullar uygun olduğunda ve TEV-DEM ile ENKS arasında bir karar çıktığı zaman dönecekler.”

TÜM KENTLER TEHDİT ALTINDA
Sadece Kobanê’de değil, Qamişlo, Derik, Hasekê ve diğer Kürd kentleri için de halen bir tehlike ve tehdidin sözkonusu olduğu uyarısında bulunan İbrahim,”IŞİD tüm Kürd kentlerini hedef alıyor. Kürdler birlik içinde olmalı ortak hareket etmeli” diye konuştu.
Suriye rejimine karşı olduklarını ve ENKS olarak kendilerini Suriye devriminin bir parçası olarak gördüklerini vurgulayan İbrahim, “Suriye itilafında yerimizi alıyoruz. ENKS’nin 11 üyesi Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nda (SMDK) temsil ediliyor” şeklinde konuştu.
TEV-DEM ile birlikte hareket ederek Kürd halkına hizmet etmek istediklerini kaydeden İbrahim,“TEVDEM ile ilişkilerimizin iyi olmasını ve ortak kararlar almayı umuyoruz. Duhok Anlaşması’nın pratikte de uygulanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

HANİFİ: HALK İLGİYLE YAKLAŞIYOR
ENKS yöneticisi Mıstefa Hanifi ise, siyasi çalışmalar yaptıklarını belirterek, şunları söyledi:“ENKS Efrin’den Şam’a kadar örgütlü ve Rojava’da halk ENSK’ye ilgiyle yaklaşıyor. Halk ENKS’ye umudunu bağlamış. Halk ENKS’ye bağlıdır. ENKS’nin savaşçıları vardır ve hazırdır Rojava’yı savunmaya. ENKS savaşçıları da Qamişlo, Efrin ve diğer bölgelere gidip halkını savunsun, savaşsın. Nasıl Pêşmerge Güçleri Kobanê’ye gelip IŞİD’e karşı halkını koruduysa, anlamlı olduysa, ENKS savaşçılarının da nerede bir tehlike varsa, orada halkını koruması lazım.”
TEV-DEM ile yönetim ve askeri konularda görüşmelerin sürdüğünü anlatan Hanifi, öyle devam etti:“Şimdiye kadar 3 önemli toplantı yapıldı. Kürdler bir ve beraber olmadıkça kendilerini savunamazlar.Biz umut ediyoruz ki Kürdler birliktelik içerisinde olur. IŞİD tehlikesini ortadan kaldırmak istiyoruz.Kürd halkını korumak istiyoruz.”
Hanifi, ENKS ile TEV-DEM arasındaki sorunların ve anlaşmazlıkların diyalogla çözülmesini istediklerini ve ortak siyasi kararlar çıkmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.

BEŞAR ESAD’SIZ BİR ÇÖZÜM
ENKS’nin birinci kongresinde Beşar Esad yönetimine karşı olduklarını deklare ettiğini aktaran Hanifi,”Suriye muhalefetindeyiz. Esad diktatörlüğünü kabul etmemiz mümkün değil. 1957’den bu yana Kürd milletini aç- susuz bıraktılar. Kürdler’in toprağını ellerinden aldılar. Kürdlere çok acılar çektirdiler. Siyasi ve Esad’sız bir çözüm istiyoruz” diye konuştu.
Riha’nın Pirsûs ilçesindeki Kobanê´ye göçzedelerinden Halid Kurdo ise, ENKS’nin Rojava bölgesinde ciddi ve önemli bir yapı olduğuna işaret etti. ENKS’nin Suriye devletine karşı olmasından dolayı halk tarafından sempatiyle karşılandığını dile getirdi.
Kurdo, ENKS ile TEVDEM arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesini ümit ettiklerini de sözlerine ekledi.
Bir diğer Rojavalı göçzede Kewser Ali ise, ENKS’nin, TEV-DEM gibi zora başvurmadığını ve kişileri örgütleyerek kazandığını söyledi.
Rûdaw´ın haberine göre, Kewser Ali,“IŞİD Kobanê’ye saldırdığında ENKS üyeleri ve savaşçıları da savaşabilmeliydi” dedi.

03)Suriye: Kürdlere özerklik görüşülebilir -14.03.2015

Suriye Enformasyon Bakanı Umran el-Zubi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada,‘Kürdlere özerklik meselesi, siyaset anlamında, yasalar çerçevesi içinde olması kaydıyla görüşülür” dedi. Zubi, Suriye devlet televizyonuna yaptığı açıklamada Kürdlere özerklik meselesiyle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi:

“Suriye’de yönetim, Suriye toprağının bir miliminden feragat etmez. Kürdler de Suriyeliler gibi bu halkın bir parçasıdır. Suriyeliler için ne geçerliyse onlar için de aynı şey geçerli. Kürdler için bir özerklikten bahsediliyor. Bu konu siyaset anlamında, yasalar çerçevesi içinde kalması kaydıyla görüşülür.

Eğer siyaset değil, başka bir anlamda özerklikten bahsediyorsak… ki ben ona hiç ihtimal vermiyorum. O zaman konu başka türlü değerlendirilir. Bugün Kürdler Şam’da olduğu gibi terör tehdidiyle karşı karşıya.

Ordu veya hükümet olsun Suriyeli Kürdlere çok yardımda bulundu. Bunu inkar edenler varsa, bu kendilerini bağlar. Devlet bunu kanıtlamak için gerekli ispatlara sahip ama bunu göstermek zorunda değil.

BasNews´in haberine göre,“Zubi, “Bazıları inkâr etse de, Suriye’de Kürdlere IŞİD’e karşı mücadele için destek verdik” ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, geçen hafta verdiği özel mülakatta Kobanê meselesinden önce Suriye’deki Kürdlere silah yardımı yaptıklarını iddia etmiş, “Ancak onlar bunu kabul etmeyeceklerdir” demişti.

Portekiz devlet televizyonu RTP’ye özel bir mülakat veren Esad, “Siz, Suriye ordusu Kürdlere destek verdiniz mi?” sorusuna “Evet, elbette” yanıtını vermişti.

Esed, “Kürdler aynı zamanda Suriye Ordusu’na karşı da savaşıyor” hatırlatmasını yapması üzerine şu yanıtı vermişti:

“Kobanê konusundan önce evet… Kobani’den önce Kürtleri destekledik. Desteğimiz daha önce başladı. Koalisyon, Kürdleri desteklemeye başlamadan önce onlara silah gönderdik. Tabii ki şimdi bunu reddedecekler. Çünkü Amerikalılar ‘Hayır deyin, biz size yardım edeceğiz’ dediler. Evet derlerse, Amerikalılar kızar.”

Esed,“Yardım etmediğimizi söyleme ihtimallerine karşın, gönderdiğimiz silahların hepsinin belgesini tuttuk. Elbette bunların yanında yaptığımız hava saldırıları, bombardımanları ve diğerleri de var” demişti.”

04)Kürd ulusal birliğini zora sokan örgütsel hesaplar-14.03.2015

M. Hüseyin TAYSUN / 2003 Yılında ABD ve müttefiklerinin Irak’a müdahalesi ve Kürdlerin katili Saddam Hüseyin diktatörlüğünün yıkılması ile birlikte Kürdler adına ortaya çıkan elverişli koşullar, Güney Kürdistan da yıllardır mücadele veren başta KDP ve YNK olmak üzere, irili ufaklı tüm Kürdistani güçlerin milli bir ruhla ortak ve tutarlı hareket etmeleri sonucunda Kürdistan’ın Güney parçasının özgürleşmesine önemli bir vesile olmuştu.

Ancak başta ABD olmak üzere batılı güçler, Saddam sonrası tüm kurumları darmadağın olmuş ülkede kalıcı bir barış ve istikrarı kurumlaştırmadan başlatmış oldukları işi özellikle yarım bırakarak, Irak’taki güçlerini geri çekmeleri ve ayrıca merkezi hükümeti yapılandırırken, İran güdümlü bir hükümetin oluşturulması bölgede yeni bir istikrarsızlığa kaynaklık yapacağı biliniyordu. Kürdistan federe yapısının tüm uyarı ve önerilerine rağmen, Irak merkezi hükümetinin, İran molla rejiminin güdümünde ve onların isteği doğrultusundaki uygulamaları, hem bölgesel Kürdistan yönetiminde hem de Sünni Arap toplumunda olağanüstü rahatsızlıklara neden olmuştu.

Özellikle Nuri Maliki’nin iktidara gelmesiyle, Iraklı Şiilerle Sünniler arasında makas giderek açılıyor, ülkenin bütün kaynakları Şii aşiret reisleri ve Şii yöneticiler arasında adeta talan ediliyordu.

En önemlisi Kürdistan’ın bölgesel yönetimine ayrılan bütçe ödenmiyor ve Kürdistan bölgesel yönetimi adeta bir ambargoya tabi tutularak etkisizleştirilmek isteniyor ve güçsüz kılınmaya çalışılıyordu. Tam da bu noktada Mesud Barzani’nin başını çektiği kesim, Kürdistan’ın yer altı zenginliklerine (petrol ve su) Kürd halkının refahı ve istikbali doğrultusunda kullanılması gerektiği konusunda önemli bir çıkış yapıyor ve bu doğrultuda merkezi hükümete danışmadan Kürdistan’ın ekonomik ve sosyal geleceği konusunda bir takım ilişkiler geliştiriyordu.

Yeni Irak anayasasının tüm boşluklarından yararlanarak Kürdistan’ın ekonomik, sosyal ve kültürel alt yapısını oluşturmaya yönelik bu çabalar ve ortaya çıkardığı kısmi sonuçlar, başta İran ve Türkiye olmak üzere tüm ilgili çevreleri oldukça fazla rahatsız ve tedirgin etmekteydi. Kürdistan bölgesel yönetiminin merkezi hükümetle var olan rahatsızlıklarını değişik zaman ve vesilelerle ABD’ye iletmiş olmasına rağmen, ABD’nin petrol zengini Arap âlemini küstürmeme adına, merkezi hükümetin tüm haksızlıklarına ve adaletsizliklerine ilgisiz kaldığı da bilinmekteydi.

Bütün bu Devletlerarası çıkar ilişkilerine kurban edilmek istenen Kürdistan daki kazanımları korumak ve mümkünse daha ileriye taşımak isteyen ve bunun içinde tüm Kürdistani güçlerin desteğine ve birliğine ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, Mam Celal’in yokluğundan da yararlanan birtakım YNK yöneticileri ve aynı dönemde İran da kendine bağlı PJAK faaliyetlerini dondurarak dirsek temasına geçen PKK yöneticileri, böylesine milli ve sonuç alınabilecek bir projenin akamete uğramasına sebep olmuşlardır.

Geldiğimiz bu aşamada federal Kürdistan’ın bağımsızlığına yönelik KDP ve birlikte hareket eden milli güçlerin her çıkışı İran, Türkiye ve Suriye ile ilişkili bazı Kürd parti ve örgütleri tarafından birtakım örgütsel veya kişisel hesaplara kurban edilmekte ve engellenmektedir. Oysa Kürdistan’ın yer altı ve yer üstü zenginliklerini yüz yıllardır talan eden ve Kürd halkının tüm özgürlük ve bağımsızlık istemlerini kanla bastırmayı şiar edinmiş bu çevrelerle kurulacak herhangi bir ilişkinin, ilgili Kürd çevrelerine uzun vadede bir yararı olmayacağı gibi ,böylesi ilişkilerin son tahlilde ağır bir ihaneti de beraberinde getireceği aşikârdır.

Geçmiş mücadele süreçlerinde böylesi örnekler oldukça fazladır. Bilerek veya bilmeyerek düşmana yaranma kompleksiyle davranmak sahibine bir şey kazandırmadığı gibi, mensubu olduğu halkı yüz yıllarca sıkıntıya sokacak bir davranış tarzıdır. Oysa Kürd halkının ve onların temsilcisi olduğunu iddia eden siyasi çevrelerin özgürlüğü için, hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen kendi halkına güvenmesi ve üzerinde yaşadığı atalarına ait toprakların zenginliklerine inanması namuslu, dürüst ve dirayetli bir siyasi duruş sahibi olmaları için yeterlidir. Kurtuluş, düşmanlarından herhangi birine yaranmakta değil doğru, cesur ve omurgalı bir siyasete sahip olmakla mümkündür. Unutulmaması gereken, İran molla rejiminin mezhepsel yayılmacılığına çanak tutan Kürd yapıları, önümüzde ki zamanlarda mezheplerini değiştirseler bile, mollaların zulmünden ve kahrından kendilerini kurtaramayacakları gibi Kürdistan tarihinde de lanetli bir yere sahip olacaklardır.

Kürd siyasi çevrelerinin sömürgecilerin parlamentosuna girme adına sarf ettikleri enerjiyi, Kürd halkının birliğine yönelik olarak kullanmaları daha doğru ve daha kutsaldır.
Saygılarımla,
12.03.2015 - İstanbul

05)Hak-Par: Türkiye'nin Röntgeni bozuk çıktı -14.03.2015
Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par), PAK’a verilen ihtarı, “Türk demokrasisinin röntgeni bozuk çıktı” şeklinde değerlendirdi.

Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından PAK’a (Partîya Azadîya Kurdistanê) verilen ihtarı, “Türk demokrasisinin röntgeni bozuk çıktı” sözleriyle değerlendirdi.

Hak-Par Genel Başkan Yardımcısı Arif Sevinç, yaptığı yazılı açıklamada, PAK’a yapılan ihtarın hem realiteye, hem de en temel insan hakkı olan “düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne” ters bir tutum olduğunu belirtti.

“PAK’a yapılan ihtar, Türk demokrasisinin röntgeninin bozuk çıktığını göstermektedir” ifadesini kullanan Sevinç, açıklamasında Türkiye’nin “Kürtlerin ülkesi Kürdistan’a tahammül edememek” hastalığından kurtulmasını istedi.

Sevinç şöyle dedi:

“Biz Hak-Par olarak, Türk Devleti’nin, Anayasa başta olmak üzere, partiler yasası ve diğer yasal mevzuattaki Kürt/Kürdistan karşıtı söylem ve tutumlardan arınmadan gerçek anlamda demokratikleşmesinin mümkün olmayacağını düşünüyoruz. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün en temel insan haklarından olduğunun bir kez daha altını çiziyor ve PAK ile dayanışma içinde olacağımızı ifade ediyoruz.”

06)Yavuz Delal: HDP’nin AZADÎ'ye ittifak çağrısı doğru yaklaşımdır -14.03.2015
SEÇİMLER

HDP ile 7 Haziran seçimleri için "ittifak" yapan Azadi Hareketi'nin İstanbul Bölge Temsilciliği "Azadi Hareketi Ve Seçim İttifakı" temalı bir program düzenliyor.

İNİSİYATİFTEN PARTİ HAREKETİNE

Kendi siyasi sürecinin partileşme hedefine Haziran 2012’de "inisiyatif", Eylül 2014’de de "hareket" aşamalarıyla yürüme kararı alan Azadi Hareketi, 2015 Haziran seçimlerinde HDP ile seçim ittifakı yapma kararı aldı. Hareket, bu ittifak konusunun tartışıldığı "Azadi Hareketi Ve Seçim İttifakı" konulu bir program düzenliyor. Programda Genel Sekreter Adem Geveri, üyeler İlahiyatçı-Yazar Yavuz Delal ve Azadi Hareketi'nin İstanbul Temsilcisi Mahmut Koyuncu birer konuşma yapacaklar.

PROGRAMIN AMACI

Programla ilgili konuşan Azadi Hareketi'nden İlahiyatçı-Yazar Yavuz Delal, "ittifak"ın önemine vurgu yaparken, asıl önemli olanın seçim ittifakının amacına ulaşması olduğunu belirtti. Delal şunları söyledi: "Bu ittifakın önemli aktörü olan HDP’nin bu ittifaka ağırlık vermesi gerekiyor. HDP’nin AZADÎ ile ittifak çağrısında bulunması en doğru yaklaşımdır. Benim anladığım kadarıyla HDP’nin iki ayağı var: Birisi Türkiye’deki sol ve sosyalist partilerle sürdürdüğü ittifak görüşmeleri, diğeri de Kürdistan seçim ittifakı bileşenleri ve hassaten Kürdistan’da İslami camiayı temsil eden AZADÎ ile yapmış olduğu veya yapacağı ittifaktır. Program, Kürt ittifakına yönelik olacaktır."

Hareket'in üyelerinden Enes Atila Pay ise İstanbul'da Azadi Hareketinin genel hatları konusunda kamuoyunu bilgilendirmek ve yaklaşan yerel seçimlerde "Kürdistan seçim ittifakı"na dönük çalışmaların seyrini anlatmak için bir program tertiplediklerini söyledi: "Kürdistan'da kendisini tarihi bir miras üzerine inşa etmiş olan Azadi Hareketi olarak sürecin bizatihi içinde yer alıyor ve inşa edilen dengeler içinde Kürdistan'ın haklı ve doğru bir politik perspektif ile geleceğini inşa etme amacı ve gayreti taşıyoruz. Bu vesile ile İstanbul'da hem Azadi Hareketi'nin genel hatları konusunda kamuoyunu bilgilendirmek hem de yaklaşan yerel seçimlerde Kürt ittifakına dönük çalışmaların seyrini anlatmak için bir program tertip ediyoruz. Program vesilesiyle dostlarımızı yanımızda görmekten memnuniyet duyacağız."

Bu programla Azadi Hareketi'nin kamuoyuna tanıtımı yapılırken, seçim ittifakı sürecinin olgunlaşması ve işlevselleştirilmesinin de startı verilmiş olacak.

Program 14 Mart Cumartesi saat 18:00’de İstanbul-Fatih/Renk Düğün Salonu'nda düzenlenecek.

Cesim İlhani / Demokrat Haber

07) "SON 10 YILDA KIŞLALARDA 934 ASKER İNTİHAR ETTİ" -14.03.2015
Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) mobbing ve intihar vakalarına ilişkin çarpıcı veriler ortaya konuldu

Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Ankara’da “TSK’da Mobbing ve İntihar Vakaları Sempozyumu” düzenledi. Sempozyumun sonuç bildirgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) mobbing ve intihar vakalarına ilişkin çarpıcı veriler ortaya konuldu.

Bildirgede son 10 yılda TSK’da yaşanan intihar vakalarının, şehit sayılarını geçtiği ifade edildi ve “Son 10 yılda teröre verilen şehit sayısı 818’dir. Aynı süre içerisinde kışlalarda 934 asker intihar etmiştir. Yine son 2.5 yıl içerisinde 29 assubay intihar etmiştir. Asker intiharları, 2012 yılına göre sivillerden 2.5 kat fazladır” bilgilerine yer verildi.

‘MOBBİNG MAĞDURU ASKERLER’

2012’den bu yana resmi açıklama yapılmadığına dikkat çekilen bildirgede, mobbing mağduru askerlerin yüzde 42’sinin hakaretten, yüzde 30’unun dayaktan, yüzde 28’inin orantısız cezalardan, yüzde 24’ünün sağlık hizmeti alamamaktan, yüzde 14’ünün aşırı fiziksel aktiviteye zorlanmaktan, yüzde 14’ünün tehdit edilmekten, yüzde 7’sinin rütbeli personelin şahsi işlerine koşturulmaktan, yüzde 7’sinin uykusuz bırakılmaktan şikâyetçi olduğu belirtildi.

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Sempozyum bildirgesinde, TSK’da mobbingin önlenmesi ve mobbingin neden olduğu intiharların tamamen ortadan kaldırılması için şu önlemlerin alınması önerildi:

-Psikoloji ve insan hakları dersinin müfredata eklenmesi sağlanmalı.
-TSK’daki lider personelin tümüne mobbing konusunda duyarlılık ve farkındalık kazandırılması amacıyla meslek içi eğitim verilmeli.
-Şikâyet müessesesinin önündeki mevcut yasal engeller kaldırılmalı.
-Askeri mahkemeler acilen bağımsızlığa kavuşturulmalı.
-TSK Disiplin Kanunu’nda yer alan 1 yıl içerisinde 18 puan disiplin cezası verilenlerin TSK’dan ilişkisinin kesilmesi uygulamasına son verilmeli.
Fevzi ÇAKIR / HT GAZETE

08)Tifaqa Hilbijartinê ya Kurdistanê -14.03.2015

Partî û hereketên ku li Kurdistanê siyasetê dikin, di çarçoveya pêşniyara tifaqa hilbijartinê ya ku ji HDPê hatî de, dawiya hevdîtinên ku li Amedê bi DBP û KCDê re li gorî biryara ku di lijneyên xwe yên berpirsiyar de hatiye girtin;

bi DBP û KCDê re “Tifaqa Hilbijartinê ya Kurdistanê “ pêk anîne û bi vê awayî ligel HDPê biryara ketina hilbijartinên giştî yên ku di 7ê Hezîrana 2015an de pêk tê hatîye dayîn.

Ên ku beşdarî civîna Tifaqa Hilbijartinê bûne: em wek; DBP, DDKD, DTK, Hereketa AZADÎ, ÖSP li ser bingeha metna protokolê ya li jêr tifaqa hilbijartinê bi raya giştî re parve dikin.

Metna Lihevkirinê ya Tifaqa Hilbijartinê ya Kurdistanê

Sedema bingehîn a partî û hereketên siyasî yên Kurd ên ku biryara beşdarbûna hilbijartinên 7ê Hezîrana 2015an bi HDPê re dane ku teahût kirine ev e: Li beramberî hemû tunekirin, înkar û zordestiyan israra lêgerîna maf, dad, azadî û nasnameyê ya gelê Kurdistanê, têkoşîn û berxwedana ku hatî dayîn; hesreta aşitî û azadiya hemû gel, bawerî û rêxistinên civakî; ji bo pêşeroja Kurdistanê û hemû heremê têkoşîna ku li Kerkûk, Şingal û Kobanê li dijî DAÎŞê hatiye dayîn û bidestkeftiyên li wir di serî de bûye hêviya gelê Kurd û her wiha hêviya gelên din jî. Îro di vê pêvajoya ku em tê de ne, di serî de bertek û biryarên hevpar û piştgiriyên hemû aliyên ku ji bo maf û azadiyên di nav çarçoveya Yekîtiya Netewî de tên qalkirin, dê di hilweşîna pergala înkarker de rolên sereke bigirin.

Ji bilî van, sedemeke din a tifaqê jî ew e ku li beramberî qanûna nedemokratîk a partiyên siyasî û hilbijartinan û astenga hilbijartinan a benda %10ê ku HDP biryara beşdariya hilbijartinan wek partî bi serê xwe daye.


Li gorî van sedeman armanca tifaqa hilbijartinê ew e ku qadeke firehtir veke, ji bo siyaseta sîvîl, demokratîk û meşrû ya ku dê konsepta şer li derve bihêle û bi vê mebestê piştgiriya pêvajoya çareserî û aşitiyê bike.


Di vê çarçoveyê de partî û hereketên siyasî yên ku ji bo tifaqa hilbijartinê hatin li cem hev, beşdarbûna xwe ya tifaqa hilbijartinê bi hêz û vîna xwe ya azad pêk anine.
Em di hilbijartinên giştî yên 7ê Hezîrana 2015an de bi HDPê re wek hevgirtiyên “Tifaqa Hilbijartinê ya Kurdistanê” beşdar dibin.

Tifaqa me;

1- Li gorî esasa miletbûna Kurd di babeta daxwaz û bicihkirina maf û azadiyên bingehîn de beriya her tiştî bibiryar e ku polîtîka û helwestan bide nîşan. Li gor vê armancê; ji bo Kurdistanê statû, perwerdeya bi zimanê dayîkê, kurdî jî wek zimanê fermî bê pejirandin û bicihkirina nasnameya kurd di bin makeqanûnê de, wek daxwazên herî bingehîn dide nîşan.


2- Gelek miletên wekî Kurd, Ermenî, Asûrî-Suryanî, Ereb, Mihelmî û Tirkmen û komên baweriyê yên wekî Elewî-Sunnî, Xristiyan, Mûsewî, Êzidî yên ku li ser axa me dijîn, bi sedema polîtikayên zordest ên dewletê di paşeroja xwe de pir zehmetî kêşan. Divê ev zehmetiyên berê neyên jibîrkirin, di wê baweriyê de ne ku divê jiyaneke nû û wekhevî bê avakirin û ji bo vê jî dikoşe.
3- Di demajoya dîrokî de hemû mexdûriyetên ku li Kurdistanê çêbûne wek êşeke hevpar û hemû destkeftiyan jî wek şahiya hevpar a gelê Kurdistanê qebûl dike.
4- Piştgiriya têkoşîna gelê Kurd a li hemû perçeyan a li dijî DAÎŞê û hêzên wê yên piştgir dike, xwedî li destkeftiyên ji Kerkûkê bigire heya Şingal û Kobanê derdikeve.
5- Tifaqa Rojavayê Kurdistanê ya ku bi Hevpeymana Duhokê pêk hatibû, girîng dibîne û piştgirîyê didê.


6- Bangawaziya raya giştî ya navnetewî dike da ku alîkariya jinûveavakirina Kobanê bikin û bangî dewletê jî dike ku di serî de deriyê Murşîtpinarê û her wiha hemû deriyên gumrikan çalak bikin.


7- Bangî dewletê dikin ku girtiyên nexweş û birêz Abdullah Öcalan di serî de hemû girtiyên siyasî bê şert û merc azad bên hiştin, meseleya faîlên meçhûl bê ronîkirin, gorên komî bên eşkerekirin û hemû mexdûriyetên civakî bên pakkirin.


8- Her cure zordestî û şideta li ser jinan di heman gavê de mudaxaleyeke li dijî civakê dinirxîne û li dijî vê helwestê nîşan dide.


9- Ciwantiyê di têkoşîna azadiyê ya îro de dînamîkeke çalak dibîne û rola wê ya tayînker a di avakirina pêşeroja Kurdistanê de girîng dibîne û ji bo pêşdebirina vê rolê dikoşe.
10- Dixwaze ku polîtîkayên aboriyê yên heyî yên dewletê ku dibe sedema pirsgirêkên gewre yên wek xizanî, koçberî, bêkarî û texrîbatên ekolojîk ên li Kurdistanê bên guherandin, ji bo alîkarî û çavkaniyan peyda bikin, piştgiriya hemû kar û hewldanan dike.
11- Azadiya dîn û wijdanê, hurmeta li baweriyan, jiyaneke li gor baweriyê û maf û azadiyên ji bo bicihanîna lazimiyên baweriyan, diparêze.
12- Bêyî ku tu cudahiyek bixe navbera wan, nirxên dînî, mezhebî, netewî û însanî li ser bingeha maf, dad, azadî, wekhevî û biratiyê dipejirîne. Hebûna temsîliyetên polîtîk ên binyadên etnîkî û baweriyan diparêze.

Wek encam ev tifaqa me; di wê baweriyê de ye ku ji bo bidestxistina azadiya gelê Kurdistanê, di serî de li Tirkiyê û hemû cihên ku kurd li ser dijîn ji bo bicihkirina demokrasiyê divê têkoşîna sîyasî berdewam be û ji bo vê yekê jî teahût dide ku hemû rêyên siyaseta meşrû û demokratîk bikarbîne.
Ligel rêz û hurmetên me.
Hevgirtiyên Tifaqa Hilbijartinê ya Kurdistanê

09)IŞİD karargahı düştü… Hawice kuşatmada! -14.03.2015

Kürdistan Pêşmerge Güçleri’nin Kerkük’ün güney cephesinde IŞİD işgali altındaki bölgelere yönelik başlattığı operasyonun dördüncü gününde örgütün kalesi sayılan Hawice ilçesinin yakınında konuşlandığı bildirildi.

Rûdaw’ın Pêşmerge kaynaklarına dayanarak verdiği habere göre, , Pêşmerge Güçleri, öğleden sonra gerçekleştirdiği operasyonda, IŞİD’in karargah olarak kullandığı Irak Ordusu’na ait 47’nci Tugay’a girdi.Rûdaw’a konuşan Kerkük İlçeler ve Nahiyeler Polis Müdürü Tuğgeneral Serhad Kadir, operasyonlar kapsamında önemli bölgelerde kontrolün sağlandığını, Pêşmergelerin Beşir kasabası etrafında konuşlandığını belirtti.

Örgütün çok sayıda askeri malzemeyi geride bıraktığını belirten Tuğgeneral Serhad Kadir, “Kurtarılan bölgeler, IŞİD’in elindeki ilçenin kurtarılmasında stratejik konuma sahiptir” dedi.

Koalisyon güçlerine ait savaş uçakları da bölgede keşif uçuşları yapıyor.

Hawice yakınında bulunan 47’nci Tugay karargahı geçen yıldan beri IŞİD’in işgali altında bulunuyor.

Örgütün kalesi ve merkezi halindeki Hawice ilçesi de Haziran 2014’ten beri işgal altında tutuluyor.

Pêşmerge Güçleri 70’inci Tabur Komutanı Şêx Cafer Şeyh Mustafa, “Örgütün savunma gücünün kırıldığını, cephede sadece kaçacak fırsatı olmayan IŞİD’lilerin çatıştığını” belirtmişti. Komutan, bölgedeki sivil halka zarar gelmesine izin vermeyeceklerini yinelemişti.

Bölgede Kürdler’in yanısıra Araplar ve Türkmenler de yaşıyor.

Pêşmerge Güçleri’nin Kerkük’ün güney cephesinde IŞİD’in işgal altındaki bölgelere yönelik operasyonunda, şimdiye kadar onlarca köy, ilçe ve yerleşim birimleri kurtarıldı.

10) Robert Fisk: Esad’ın aleyhine bahis oynamayın-14.03.2015

The Independent’ın tecrübeli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, 4 yıl önce ‘devrildi, devrilecek’ denilen Suriye diktatörü Beşşar Esad’ın neden hala görevinin başında olduğunu yazdı.İngiliz The Independent gazetesinin deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, “Beşşar Esad’ın aleyhine bahis oynamayın” başlıklı bir yazı yazarak, onun hala neden devrilmediğini anlattı.

Sol’da yer alan habere göre, 2011’de Suriye’de “devrim” başladığında bütün büyük devlet adamlarının, en iyi gazetecilerin ve kimliğini açıklamak istemeyen birçok “üst düzey diplomatın” Beşşar Esad’ın devrileceğini düşündüğünü söyleyen Fisk, Esad’ın nasıl Batı’nın yeni “Arap Hitler’i”, Esma Esad’ın da nasıl “çölde açmış çiçek”ten “Şam’ın Lady Macbeth’ine” dönüştüğünü sorguladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’un “Beşşar’ın bu dünyada yaşamaya hakkı yok” dediği Esad, Fisk’e göre,“başka bir gezegende” hayatta kalmayı başardı. Bu gezegenin adı ise “Baas Partisi ve bu partinin uydusu olan ordu.”

‘Kara başlıklı Selefi kültürü’

Suriye ordusunun son 4 yılda 46 bin askerini kaybeden bir “makine” olduğunu söyleyen Fisk, bu ölümlerin “Esad diktatörlüğü”nü devirmesi beklenen “demokratik, seküler, Batı yanlısı, insan haklarıyla kafayı bozmuş bir devleti kurması beklenen devrim”e karşı yaşandığını vurguladı.

Fisk, bunun yerine, Batı medyasında övülen kahraman özgürlük savaşçılarının kendi Müslüman halkını katleden, Batılı rehinelerin kafasını kesen ve insanları canlı canlı yakan “kara başlıklı Selefi” kültüne dönüştüğünü hatırlattı.

‘Esas unsur Baas Partisi’

Basnews´in haberine göre,“Ancak TheIndependent yazarı, bütün bunların başına Baas Partisi’nin yazılması gerektiğini yazdı. Baas’ın Hristiyan, Sünni ve Alevi kurucularının siyasi programına dikkat çeken Fisk, bu programın seküler ve sosyalist bir devlet öngördüğünü, ayrıca sömürgecilik sonrası Arap devletlerinin İsrail’e ve Batı’ya karşı güvenliğini de sağlamayı amaçladığını belirtti. Fisk, Baas’ın Sovyetler Birliği ile de iyi ilişkilere sahip olmayı hedeflediğinin altını çizdi.

Partinin Irak ve Suriye kollarının bölündüğünü söyleyen Fisk, Saddam Hüseyin’in ABD tarafından devrildiğini, ancak Hafız Esad’ın ölümünden sonra başa geçen Beşşar Esad’ın “nepotizm, sosyalizm, yolsuzluk, gaddarlık ve cesaretin” eşit derecedeki bileşimiyle birlikte iktidarını sürdürdüğünü savundu.

Savaş nasıl başladı?

Fisk, Suriye ordusunun gaddarlığının mı, yoksa Esad taraftarlarının iddia ettiği gibi dış destekli cihatçıların mı “iş savaş”a yol açtığının hala tamamen araştırılmayı beklediğini belirtti.

Fisk, Nusra Cephesi ve diğer cihatçı grupların, Irak’taki cihatçı militanların Suriye’ye gelmesinden çok önce Şam’ın, Halep’in ve Rakka’nın kenar mahallelerinden türemeye başladığına dikkat çekti. Fisk, 2011 yılında bile, silahlı cihatçıların Humus’un banliyölerinde görüldüğünün söylendiğini aktardı.

Fisk, Batı’nın Özgür Suriye Ordusu’nu silahlandırdığını, Suriye ordusunun ise Sünnilerin de desteğini alarak savaştığını, muhaliflere göre daha iyi eğitilmiş olduğunu ve “savaşmayı sevip kazanmak istediğini” belirtti. Fisk ayrıca Rusya’nın Suriye’ye verdiği desteğin de önemli olduğunu kaydetti.

‘Medyada yeni senaryo: Esad IŞİD’i destekliyor’

Batı’da birkaç sene önce çıkan Esad ve Esad karşıtları haberlerine de değinen gazeteci, iki taraftan hikayelerin de hem doğru hem yanlış olduğunu savundu.

Fisk’in dikkat çektiği diğer bir husus ise, yine Batı’da şu sıralar yayımlanmaya başlayan, “Esad’ın IŞİD’i kolladığı” hikayeleri. Medyada, Esad’ın efsanevi arabulucular aracılığıyla IŞİD’le görüştüğü, ordunun IŞİD’le değil, yalnızca Suriye’nin iç muhalefetiyle savaştığı, NATO’nun IŞİD’i bombalamasına izin verdiği şeklinde senaryolar yazılmaya başladığını belirten Fisk şu hatırlatmalarda bulundu:

Fakat Esad’ın ordusu IŞİD’le savaşıyor – örneğin Qamişlo’nun (Kamışlo) güneyi ve Lazkiye’nin kuzeydoğusu – ve onun askerleri “Halifeliğin” kara başlıklı adamları tarafından öldürülüp toplu mezarlara atılıyor.”

11)Sıdkı ZİLAN:Hüda-Par ile Azadi Hareketi’nin İlişkisine Dair -14.03.2015
ANALİZ

PKK ile İŞİD arasında, Ezidiler ile İŞİD arasında, Barzani ile İŞİD arasında tarafsız kalmak Kürdistanilikle bağdaşmaz.
Hüda-Par ile Azadi Hareketi’nin İlişkisine Dair
Hüda-Par’ın hangi aşamanın ürünü olduğuna dair, okurlarımızın az çok malumatı bulunmaktadır. Kürdistan’da İslami potansiyelin varlığı herkes tarafından kabul görmektedir.

Lakin bu dinamik ve potansiyelin tezahür şekli her zaman sağlıklı olmayabiliyor. Özellikle dış müdahaleler neticesinde Kürtler arası kardeş kavgasının yaygınlık kazandığı doksanlı yıllar gayet öğreticidir.

Kuzey Kürdistan’daki Siyasi-İslami potansiyelin Hizbullah olarak şekillenmesi tabii bir sürecin neticesi değildir. PKK’nin yanlış tutumu ve bu çevreye hareket alanı bırakmaması neticesinde yaşanan bir kardeş kavgası vardır. Hizbullah isminin İran İslami devriminden ve Lübnan Hizbullahı’nın o günlerdeki şöhretinden etkilenerek kullanıldığı açıktır. Yani Hizbullah ismi Kürdistani bir İsim değildir.

İkincisi; Hizbullah, PKK’ye karşı var olma savaşı verdi, devletle karşı karşıya gelme imkânı yoktu, niyetin olup-olmadığı ise tartışmalıdır. Lakin buna rağmen Hizbullah’ın tutunması, iki binli yıllarda küllerinden yeniden doğması bir vakıadır.

Hizbullah, kendini peygambere saygı mitingi ile var etti. Mustazaf-Der ile de sivil alana adım attı. Mustazaf-Der’in kapatılması, Hüda-Par’ın doğuşunu tetikledi. Zira Türkiye’de bir dernek ile siyasi partinin ağırlığı mukayese kabul etmez. Mustazaf-Der’i kapatanların Hüda-Par’ın doğuşunu murat edip etmediklerini bilmiyorum. Lakin Hüda-Par’ın doğuşu hayırlı olmuştur.

Hizbullah’ın sivilleşmesi, legalleşmesi için en kestirme ve sağlıklı yol Hüda-Par’dır. Bunun tam manada gerçekleşmesi için Hüda-Par’a serbest rekabet ortamının sunulması gerekir. PKK bu konuda Hüda-Par’a haksızlık yaptı, yapmaya da devam ediyor. Hüda-Par’a yakın dernekler kesintisiz saldırıya uğradı, bu saldırılar devam ediyor. Neticede 6-7 Ekim Kobani olayları ve Cizre’deki çatışma PKK’nin hanesine olumsuz olarak yazılmalıdır.

Hizbullah’ın yeniden silaha sarılmasının sebebi ve sorumlusu PKK’dir. İleride yaşanacak kardeş kavgasının da zahiri sebebi gene PKK’dir. PKK saldırmadıkça Hizbullah saldırmaz ama Hizbullah’ın ve de Hüda-Par’ın kendini PKK’nin haksız saldırılarından korumasının silah dışında da yolları olmalı ve vardır. Fakat Hüda-Par ile Hizbullah’ın bu konuda fazla becerikli olmadığı kanaatindeyim.

Hizbullah ve Hüda-Par’ın Kürdistani olup-olmadığı tartışması da buradan kaynaklanmaktadır. PKK’nin saldırıları Hüda-Par’ın Kürdistani’liğiyle ilgili değildir. Öyle olsaydı diğer Kürdistani hareketlerle iyi geçinirdi. Lakin Hüda-Par ve Hizbullah bazı taktikler ve söylemlerle PKK’den kaynaklı saldırıları boşa çıkarabilir. Hüda-Par’ın bunu yapamadığını düşünüyorum.

Mesela; PKK karşıtlığından kaynaklı algılama sorunu yaşayan Hüda-Par yetkilileri; İŞİD ile PKK arasında fark olmadığını söyleyebilmektedirler. Velev ki bu kanaat doğru olsa bile, siyaseten dillendirilmesi yanlıştır. Kürdistan topraklarına yapılan saldırılar karşısında PKK ile İŞİD arasında, Ezidiler ile İŞİD arasında, Barzani ile İŞİD arasında tarafsız kalmak Kürdistanilikle bağdaşmaz.

Hizbullah, iki cümlelik bir açıklama ile İŞİD’in saldırılarına karşı Kürdistan topraklarını savunmaya hazır olduğunu ilan etmiş olsaydı, PKK’nin bahanesi elinden alınmış olurdu. Bu açıklamanın PKK’ye yönelik değil, Barzani ve Güney Kürdistan ile Rojava halkı muhatap alınarak yapılması da mümkündü. Böyle bir açıklamanın yapılmadığını biliyorum, yapılmış ise de vakıf değilim.

Azadi Hareketi olarak hiçbir İslami veya Kürdistani oluşumun hasmı değiliz. Tüm Kürdistani ve İslami oluşumlar bizim doğal müttefikimizdir. Lakin günlük siyasette konuşurken, yazarken ölçüyü dört dörtlük ayarlamak mümkün olmayabilir. Sözleri kendi bağlamlarından kopararak yorumda bulunmak doğru değildir.

Azadi Hareketi’nin HDP ile seçim ittifakı asla Hüda-Par karşıtlığı üzerine bina edilmemiştir. Buna ilişkin Hizbullah medyasındaki propaganda doğruyu yansıtmamaktadır. ‘Kürt Meselesine İslami Çözüm Çalıştayı’na Azadi çağrılmadı, eğer çağrılmış olsaydı elbette katılım gösterirdik. Buna rağmen şahsen katıldım ve faydalı diyaloglarda bulundum. Medya olarak bu çalıştayı ne AKP ne PKK medyası gördü. AZADΒnin medyası bu çalıştaya üst düzeyde ilgi gösterdi.

Başa dönersek; kardeşlik hukuku bize husumeti yasaklamaktadır. Haliyle hayırlı işlerde işbirliğini farz kılmaktadır. İhtilaf rahmet, tefrika ise azaptır.

Hüda-Par camiası da dâhil, PKK karşıtlığı üzerinden değil ama Ankara’ya karşı ‘Kürdistani İslami Cephe’yi öneren biziz. Kemalist inkârcı devlet ile bu rejimin bugünkü bekçisi AKP’ye karşı tüm İslami camialarla işbirliğine, ittifaka her zaman hazırız.

.

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

. YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

01) -14.03.2015

02) -14.03.2015

Ek.Tarihi Sat Mar 14, 2015 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Güncel:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution