Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Güncel

01)Barzani: Bağımsızlık Kürdler’in hakkıdır-24.12.2014

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, IŞİD’le savaşta Türkiye’nin en büyük yardımının, Pêşmerge Güçleri’nin Kobanê’ye geçişini kabul etmesi olduğunu söyledi.

Temaslarda bulunmak üzere dün akşam başkent Hewlêr’e gelen Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, bugün Başkan Barzani tarafından Kabul edildi.

Barzani ve mogherini, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.Federica Mogherini, Pêşmerge Güçleri’nin başarısını överek, IŞİD’in bölgede fazla kalamayacağını ve amacına ulaşamayacağını belirtti.

Yüksek Temsilci, Avrupa ülkelerinin Kürdistan Bölgesi’ne her türlü askeri ve insani yardıma hazır olduğunu ifade ederek, “Elimizden ne gelirse, yapacağız” dedi.

Mesud Barzani de, Federica Mogherini ile IŞİD’le mücadele, uluslararası koalisyonun çalışmaları ve Kürdistan Bölgesi – AB ilişkilerini ele aldıklarını söyledi.

IŞİD’e operasyonların aralıksız süreceğini vurgulayan Barzani, “Onlara burada yer yok” dedi.

Bağımsızlığın Kürdler’in hakkı olduğunu ve bundan vazgeçilmeyeceğini tekrarlayan Başkan Barzani, bunun kararını milletin vereceğini kaydetti.

Rûdaw´ın kaydettiğine göre, IŞİD’le savaşın başlangıcında Türkiye’den yardım aldıklarını belirten Barzani, “Türkiye’nin en büyük yardımı, Pêşmerge Güçleri’nin Kobanê’ye geçişini kabul etmek oldu. Böylece savaşta güç dengesi değişti” diye konuştu.

02) Ahmet Özal: Kürdistan Bölgesi ayrılmaya mecbur kalabilir -24.12.2014

Türkiye’nin 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlık ilan etmesi ihtimali ile ilgili olarak, “Referandum yapmadan da buna mecbur kalabilirler” dedi.
Ölümünün üzerindeki sır perdesi halen aralanamayan Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, ANA Parti’nin kuruluşunu ilan etti. Partiyi kurduktan sonra ilk ziyaretini de Diyarbakır’a gerçekleştiren Ahmet Özal, Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

Partiyi kurdunuz ve ilk ziyareti Diyarbakır’a yaptınız. Bunu nasıl okumalıyız?

Diyarbakır bizim için önemli bir yer. Babam için de çok önemli bir yerdi. 80’li yıllarda köylerde, illerde, ilçelerde telefon, elektrik yoktu. Hizmetlerin tümü o dönemde geldi. Babam Doğu ve Güneydoğu’ya çok ağırlık veren bir insandı. Halk da bunu biliyor zaten. Türkiye’nin hassas bir noktadan geçiyor. Halkımızın birliği için bazı şeyleri biraz daha cesurca söylemek gerekiyor. Benim siyasete girme sebebim de budur. Bir sürü insan karnından konuşuyor. Bazı konuları açıkça konuşmadan sonuca varamayız.

Hangi konular?

Mesela, çözüm süreci. Gazete ve televizyonlarda çözüm süreci deniyor. Ama ne olduğunu bilmiyoruz. Kimse bilmiyor. Hükümet de bilmiyor. Abdullah Öcalan’ın görüşlerini biz de açıklamalardan takip edebiliyoruz. Yaklaşımının olumlu olduğunu görüyoruz.

Çözüm sürecini destekliyor musunuz?

Çözüm sürecini istemeyen bir insan olamaz. Bu ülkeyi seven, insanları seven insan çözüm sürecini ister. Önemli olan bunun gerçekleşebilmesidir. Çözüm sürecinin olmasını canı gönülden arzu ediyorum. Türkiye’yi bu kavga ile perişan etmiş durumdayız. İnşallah olur. Ama, ne olacaksa, neye karar verirlerse, mutlaka halk tarafından onaylanması gerekir.

ANA Par’a göre, Kürt sorunu nedir?

Türkiye’de 1983’e kadar yani rahmetli (Turgut Özal) iktidar olana kadar, Kürt varlığını kabul edenler bile yoktu. “Kürtler yoktur” deniliyordu. Ben 83’te askere gittiğimde bize de öyle söylemişlerdi. Biz kendi tarihimizi bilmiyoruz. Kendi insanımıza, tarihimizi doğru öğretmiyoruz. Türkler Anadolu’ya 1071’te girmiştir. 1071’de burada Kürt beyleri ile omuz omuza yabancılara karşı savaşmışlardır. İlk tanışma öyle başlamıştır. Benim babaanne tarafım Kürt’tür, anne tarafım Türk’tür. Benim gibi Türkiye’de milyonlarca insan var. Din de ayrı olmadığı için evlilikler olmuş. Bin senelik birliktelikten sonra bu milletin tek millet olmaya çalışması lazım.

Yani, “Türkiye halkı” projesini destekliyor musunuz?

Türkiye halkı ifadesini kabul ediyorum. Sadece, kapalı kapılar ardında, kişilerin, partilerin, siyasi liderlerin değişik kişilerle, taraflarla görüşüp, açıklamayız, gibi konuşmaları hoşuma gitmiyor. Mutlaka ve mutlaka, konuşulanların gizlenmemesi gerekiyor. 77 milyonluk bu toplum bin yıllık geçmiş kültürü ile çözümünü bulacaktır. Ben, çözüm ne olursa olsun, toplumun önüne konulması lazım, diye düşünüyorum. Toplumun doğru olup olmadığına karar vermesi lazım.

Kürtlerin taleplerinden biri, anadilde eğitim. Anadilde eğitim olmalı mı?

Ben bunu defalarca söyledim. Anadilde eğitim, herkesin hakkıdır. İsteye herkes anadilde eğitim yapabilmelidir. Benim hiçbir itirazım yok. Sadece, bir şey eklemek istiyorum. 21’inci yüzyılda, çocuklarımızın Kürtçe ve Türkçe bilmesi yeterli değil. Çocuklarımızın, yabancı lisan da öğrenmesi lazım. İngilizce, Rusça, Çince öğrensinler, dünya vatandaşları yetiştirelim. Mesela, Aleviler’in Cemevi olsun mu olmasın, tartışması var. Olsun, demokratik ülkelerde isteyen istediği yerde ibadet yapar.

Özerklik, talebine nasıl bakıyorsunuz?

Konuşalım, tartışalım. Konuşmadan, bunun iyi mi kötü mü olduğunu bilmemiz mümkün değil ki… Kürt kökenli vatandaşlarımızın büyük bir kısmı batıda yaşıyor. İstanbul’da 3-3,5 milyon Kürt vatandaşımız yaşıyor. Özerklik olduğu zaman, İstanbul’da yaşayan Kürt vatandaşlarımızı aşağılamaya çalışanlar olacaktır. “Siz özerklik aldınız, öbür tarafa gidin” diyenler olacaktır. Bu insanlara yazık, günah değil mi?

Ama, Kürtler, kendi yaşadıkları bölgede bir statü istiyorlar…

Ben sadece Kürtler veya Türkler için demiyorum. Bütün Türkiye coğrafyasında, illerimizde, bölgelerimizde ademi merkeziyetçilik (yerinden yönetim) olmalıdır. Artık Ankara’dan 77 milyon insanı idare edemezsin. Bu sadece Diyarbakır için değil, Trabzon için de geçerli. Van’daki bir proje ya da yatırımın ne olacağı Ankara’daki adam bilemez, Van’daki adam bilemez. Bunun kurallarını etnik yapı üzerinden belirlemek doğru değil. Buna gerek de yok. Coğrafi ve ekonomik olarak bakmamız lazım. Eğer, anayasayı değiştirebilirsek, parti programımızda Cumhurbaşkanı’nı halkın aday göstermesi var. Milletvekilleri ve partililer aday gösteremez. Çünkü, milletvekilleri ve partililer aday gösterdiği anda, sen taraf yapıyorsun. 150 bin imza toplayabilen, 40 yaşını geçmiş, üniversite mezunu herkes aday olabilmelidir. Sloganımız, “siyasetçiyi siyasetçinin elinden almak lazım”.

Çözüm sürecinin tartışılan önemli başlıklarından biri de silahların bırakılması. PKK Lideri Abdullah Öcalan Nisan-Mayıs’a kadar bunun yapılabileceğini söyledi…

Irak ve Suriye’de patlak veren IŞİD olayından sonra, silahların bırakılması konusu ciddi şekilde askıya alınmış olabilir. Kobani’de, Kuzey Irak’ta gördük. IŞİD, Erbil’e 5-10 km kadar yaklaşmıştı . Bu insanlara şuan silah bırak demen çok zor. Gazetelerde okuduğum kadarıyla, Kandil’de de silah bırakılması söz konusu değil. Fakat Türkiye içinde silahsızlanmayı mutlaka başarabilmemiz lazım. Bilindiği gibi, Türkiye’de 7 Haziran’da seçim var. Diyelim ki, iki taraf anlaştı, 7 Haziran seçimlerinden sonra çözüm projesini hayata geçireceğiz, dendi. 7 Haziran’da AK Parti’nin seçimi kazanacağını kim garanti edebilir? Ne olacak o zaman bu kadar çalışma? Ya koalisyon olursa ne olacak?

Nasıl olacak, süreç nasıl garanti altına alınacak?

Bunların toplum önünde açık açık konuşulması gerekir. Devlette devamlılık esastır. Hükümet gitse bile süreç devam etmiş olur. Devletler kişilerle kaim değildir.

Seçime kadar Kürt sorunu ile ilgili köklü değişiklik yapılması mümkün mü, süre çok kısa değil mi?

2-3 senedir bunun üzerinde çalışılıyor. Bir yere gelmiş olmaları lazım. Eğer gelmemişlerse ciddi değiller.

ANA Parti, amblemi ile ismiyle Anavatan Partisi’ni çağrıştırıyor. Turgut Özal’ın mirası mı devralındı?

Anavatan Partisi’nin amblemi, Türkiye ve arıydı. Biz bunu dünya yaptık. 83 yılında Türkiye, kendi içimizde yaşayan bir millettik. Artık hedef dünyadır. Demokratik standartlarımız dünyanın en iyi standarttı olmalıdır. Benim en çok üzerinde durduğum konu da, yok olmakta olan bir orta direk var. Bizim hedefimiz, orta direk, tekrar bütünleşmiş bir Türkiye’dir. Kutuplaşmaya son, diyoruz. Bizim manevi ve fikri liderimiz de Turgut Özal’dır. Bir ay içinde seçim startı vereceğiz. Seçime gireceğiz.

Bölgede seçimler AK Parti ve HDP arasında geçiyor. Sizin hedefiniz nedir?

Biz kendi programımızla ilgileneceğiz. Programımız çok net. Rahmetli’nin başlattığı 93’te duran GAP projesini bitirmek. Zaten o bitirilince burada çok büyük bir zenginlik olacak. Batıdan buraya büyük bir göç olacak. Burayı zenginleştirmenin yolu GAP’tır. Demokratik eksikliklerimiz de var. Mesela, endişe ile takip ediyorum, AB’den gittikçe uzaklaşıyoruz, soğuyoruz. AB, Türkiye ile görüşmeleri askıya alıyor artık. Biz kendi aramızdaki toplumsal problemleri Avrupa’dan uzaklaşarak çözemeyiz. AB’ye çok ağırlık vermemiz gerekiyor.

Anne tarafınız Türk, baba tarafınız Kürt. Hayatınızda Kürtlük’le ilgili ne vardı, Kürtlük’le ilgili bir farkındalığınız var mıydı?

Tabii ki, farkında olarak büyüdüm. Babamın bir akrabası vardı. Biz onunla Kürtçe konuşmaya çalışırdık. Hiç Türkçe bilmezdi. Biz aile içinde Türk-Kürt ayrımı olmadan büyüdük. Hatta ben, inatçı bir çocuktum. Böyle zamanlarda benimle, “Kürt damarın tuttu” diye dalga geçerlerdi. Ben bir sentezim. Türkiye’de benim gibi milyonlarca insan var Türkiye’de. Ben annemle de babamla da gurur duyarım.

Kürdistan Bölgesi’nde uzun yıllar iş yaptınız. Bölge hakkındaki gözlemleriniz neler?

Petrol fiyatları dünyada 115 dolardan 60 dolara indi. Amerika’da kaya gazı diye bir gaz bulundu. 2018’den sonra Amerika petrol alımını durduracak Ortadoğu’dan. 2018 yılında 60 dolar olan petrol ülkeleri 20 dolara düşecek. Bugün Ortadoğu’da petrol zengini olan ülkeler, Rusya da bunlardan biri. Çok ciddi finansal sıkıntılara girecekler. Kürt bölgesi de buna dahil. Bütün o bölgedeki ülkelerin bir an önce yapısal reformlara girmesi lazım.

Yapısal reformlardan kastınız ne?

Kürt bölgesinde müthiş bir inşaat var. Oteller, rezidanslar yapılıyor. Bunlar güzel, ama petrol gelirinin azalacağını gözönüne alarak, Kürt hükümetinin Türkiye ile ve çevre ülkelerle ticarete ağırlık vermesi gerekiyor. İnsan üzerine ciddi yatırımlar yapması lazım. En ideali, Dubai gibi Türkiye’ye yakın bir ticaret merkezi olmaktır. “Petrolümüz var, rahat yaşarız” olayı bitmiştir. Ağır sanayi olmaz orada. Bacasız sanayi, teknoparklar, ticaret, bankacılık merkezleri kurmak lazım. Hong-Kong gibi bir off-shore düşünün. Orası, (Kürdistan Bölgesi) vergilerin düşük olduğu, şirketlerin açılabildiği bir ticaret merkezi olmalıdır. Onların yerinde olsam, Hong-kong’daki ticari kanunları alıp uygularım.

Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi konuları da sormam gerekiyor. Federal Kürdistan Bölgesi’nin bağımsız Kürt devletine dönüşmesi olası mıdır?

Ne kadar zorlarsan zorla, Erbil plakalı bir araba ile Bağdat’ta dolaşamıyorsun. Bağdat plakalı bir araba ile Erbil’e gelinemiyor. Aralarında bir hoşnutsuzluk var. Araplar’ın Kürt bölgesine, Kürtler’in Arap bölgesine gelmesi zor. IŞİD’in de orada kalıcı olduğunu düşünmüyorum. Mutlaka, orta bölgede Sünni bir yapı oluşacaktır, hatta Suriye’nin bir kısmı da kapsayabilir. Güney’de Şiiler’in ağırlıkta olduğu Necef, Kerbela ve Basra, yukarda Kürt bölgesi ve Türkmenlerin olduğu bir bölge var. Eğer Irak ve Suriye üniter bir yapı içerisinde kalamayacaklarsa, ki kalabilecekleri gözükmüyor. O zaman Kürt bölgesi, kendisini ayırmak zorunda kalabilir. Bu referandumdan ziyade oradaki konjonktürel şartlara bağlı olacaktır. Referandum yapmadan da buna mecbur kalabilirler.

ANA Parti, destekler mi bağımsız Kürt devletini?

Türkiye sınırları dışındaki insanların kendileri ile ilgili verecekleri karar kendilerini ilgilendirir, başka ülkeleri ilgilendirmez.

Babanızın ölümü ile ilgili çok şey tartışıldı, konuşuldu. Raporlar hazırandı. Babanızın öldürüldüğüne mi inanıyor sunuz?

Buna herkes inanıyor. Cumartesi günü öldü, ölmeseydi pazartesi günü Kürt meselesini çözmek için önemli açıklamaları vardı.

Ne açıklayacaktı?

Onlara girmeyelim. Ama biliyorum ki, ölümü Kürt meselesi ile bağlantılıydı. 93 karanlık bir yıldır, Türkiye için.

Ahmet ÖZAL / PORTRE

1955’te Ankara’da doğdu. ABD North Carolina State Üniversitesi'ni bitirdi, ekonomi konusunda master yaptı. Turgut Özal Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesidir. New York American Express Bankası’nda, uluslararası bankacılık görevinde bulundu. 1989'da Türkiye’nin ilk özel televizyonunu (Magic Box) Almanya'da kurdu. Özal Grup Yönetim Kurulu Başkanı. Belarus, Kürdistan Bölgesi ve Türkiye'de inşaat projeleri gerçekleştiriyor.
*Gönül Morkoç- rudaw.net /23/12/2014

03) Obama’dan Kürd öğrenciye mektup -24.12.2014

ABD’de okuyan Kürd öğrenci Azad Mistefa, bir süre önce ABD Başkanı Barack Obama’ya bir teşekkür mektubu yazmıştı. Başkan Obama da aynı şekilde, Mistefa’ya mektupla karşılık verdi. ABD’nin Teksas eyaletinde yüksek lisans yapan Kürd genci Azad Mistefa bir kaç hafta önce ABD Başkanı Barack Obama’ya bir mektup yazarak IŞİD’e karşı mücadelede Kürdistan Bölgesi’ne ve Kürd halkına yaptığı yardımlardan dolayı teşekkür etti. Başkan Obama da Mistefa’ya mektupla karşılık verdi.

Konu hakkında BasNews muhabirine konuşan Kürd öğrenci Azad Mistefa, IŞİD’in Kürdistan Bölgesi’ne ve özellikle de Şingal’e saldırıları,Êzîdî Kürdlere karşı insanlık dışı uygulamaları karşısında çok etkilendiğini ve bu amaçla değişik etkinliklere katıldığını söyledi.

Aynı zamanda Teksas Üniversitesi’nde Kürd Öğrenci Birliği Başkanı olduğunu belirten Mistefa, ”ABD yönetiminin IŞİD’e karşı mücadelede Kürdistan’a, Kürd halkına ve Pêşmerge Güçleri’ne verdiği destek ve yardımlardan ötürü, Başkan Obama’ya bir mektup yazarak teşekkürlerimi bildirmek istedim” dedi.

ABD Başkanı’nın kendisine mektupla cevap verdiğini dile getiren Azad Mistefa, Başkan Obama’nın da, kendisine bu mektupla harcadığı zamandan ve ona yaşattığı güzel duygulardan ötürü teşekkür ettiğini söyledi.

Obama’nın mektubunu ilginç bulduğunu belirten Mistefa,”Başkan Obama mektubunda, Irak’ta yaşayan tüm insanların etnik ve dini ayrım gözetmeksizin özgür yaşamaları gerektiğini belirtiyor. Sorunların savaşla değil, siyaset yoluyla çözülmesini temenni ettiklerini ifade ediyor. Dünya halklarının ve özellikle çocukların barış içinde bir dünyada yaşamaları için çalışmamız gerektiğini söylüyor” dedi.

42 yaşındaki Azad Mistefa aslen Kerküklü. 1991 yılında Saddam rejiminin baskıları ve kardeşlerinden birinin katledilmesi üzerine Erbil’e yerleşiyor.

Azad Mistefa 2012 yılından beri, Kürdistan Bölge Eğitim Bakanlığı’nın başarılı öğrencilere sunduğu burstan yararlanarak ABD’nin Teksas eyaletindeki A&M Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor

04) Pêşmerge’nin zaferi, Kürd halkının güçlü iradesinin yansımasıdır -24.12.2014

Karadaği, Pêşmerge Güçleri’nin Kürdistan Bölgesi’nde elde ettiği başarıların Kürd halkının güçlü iradesinin yansıması olduğunu söyledi. Dünya Alimler Birliği Genel Sekreteri Prof Dr. Ali Karadaği yayımladığı yazılı bir mesajla, Pêşmerge Güçleri’nin Sadiye, Celewla, Şengal ve diğer yerlerde IŞİD’e karşı elde ettiği başarıları kutladı. / Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Prof Dr Ali

BasNews´in kaydettiğine göre, IŞİD’e karşı kazanılan başarıların her kesi çok sevindirdiğini belirten Karadaği, ”Çünkü bu zafer, karanlığa tapan ve tüm dini-insani değerleri çiğneyen IŞİD teröristlerine karşı Kürd halkının güçlü iradesinin yansımasıdır. Diğer yandan, Kürdistan Bölge Hükümeti’ni bu yolla çökertebileceklerini sananlar için de iyi bir derstir” dedi.

Mesajının devamında, elde edilen başarıdan ötürü Kürdistan Bölge Başkanı’nı, Pêşmerge Bakanlığı’nı, Pêşmerge Güçleri’ni, katkısı olan tüm siyasi çevreleri ve Kürd halkını kutlayan Ali Karadaği, ”Tek yürek, tek ses ve tek tutumun sürdürülmesini temenni ediyorum. Bu adımın tüm Kürd halkının ortak gücü olan Kürdistan Ulusal Ordusu’nun kuruluşu için ilk adım olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

05) Barzanî li gel Berpirsa Siyaseta Derveya Yekîtiya Ewrûpa civiya -24.12.2014

Îro sêşem 23.12.2014 li Selahedîn birêz Mesûd Barzanî Serokê Herêma Kurdistanê pêşwaziya xanim Federica Mogherini Berpirsa Siyaseta Derveya Yekîtiya Ewrûpa û şandekî li gel kir.

Di destpêka kombûnê da Berpirsa Siyaseta Derveya Yekîtiya Ewrûpa ji bo wan serkeftinên hêzên Pêşmerge li bereyên şerê dijî Da'îş bi dest anîne pîrozbahiyê li Serok Barzanî kir û xweşhaliya xwe jî nîşan da ku li rûbirûbûna terorê da li Kurdistanê da nûçeyên xweş heye, bi taybet ji bo Êzîdiyan. Berpirsa Siyaseta Derveya Yekîtiya Ewrûpa eve jî behs kir ku Yekîtiya Ewrûpa li vê şerê da palpiştiya Herêma Kurdistane û ragihand ji bo ewe hatiye bizanê Yekîtiya Ewrûpa çawa bikarê zêdetir yarmetiya Herêma Kurdistanê bide. Her wiha balkişand li ser wê yekê ku Yekîtiya Ewrûpa welatên endam han dide ku li hevkariyên mirovî û serbaziyên xwe yên ji bo Herêma Kurdistanê de berdewam bibin.

Li beşekî dinê axaftina xwe de Berpirsa Siyaseta Derveya Yekîtiya Ewrûpa spasiya Pêşmerge û Herêma Kurdistanê kir ku rûbirûyê terorîstan bûne û hejmarekî zêdeyê penaberiyan parastiye û li şerê dijî Da'îş da serkeftineke bêwêne tomar kirine. Xanima Federica Mogherini di derbarê serkeftinên Pêşmerge de zêdetir axaft û balkişand li ser wê yekê ku li vê şerê da Kurdistan sê serkeftinê bi dest ve aniye, li rûyê serbazî ve Da'îşê şikandiye û li rûyê derûnî ve jî serkeft û ewe bi cîhanê nîşan da ku Daîş dikarê bişkê û hêvî vegerin û her wiha Kurdistan li rûyê kultûrî ve jî serkeft û selmand ku li gel pêkvejiyane û pêkhatên olî û neteweyiyan diparêze.

Berpirsa Siyaseta Derveya Yekîtiya Ewrûpa ragihand: Pêzanînên me li ser serkeftinên Pêşmerge heye û we pêşana dinyayê da ku xelk bi hemû cûdahiyên xwe ve dikarin bi pêkve bijîn. We karî karekî bikin ku hêvî ji bo xelkê lêqewimiyan vegerê û rûyên wan bikenê.

Li beranber da Serok Barzanî spasiya Yekîtiya Ewrûpa û hevpeymaniya navdewletî kir ji bo wan hevkariyên li rûyê serbazî û mirovî ve pêşkêşî Herêma Kurdistanê kirine û ragihand ku bûna dostê wekî we şiyaneke zêdetir bi gelê me bexşî li berev rûbirûbûna dijminekî dirindeya terorîst.

Serok Barzanî tekez jî li wê yekê kir ku her çende şerkirina li gel dijminekî metirsîdar û dirindeya wekî Da'îş şerekî girane ji ber ku ew dijî hemû bihayekî mirovî û dijî jiyan û azadiyê ne û çekê pêşketî ya artêşa dû dewletan li ber destên wan de heye û tawanên gelek dirindane û nemirovane encam dane ku berê tu dîktatorek di vî derbarî de bi gelê Kurd encam nedane, lê belê ji bo me şerefekî mezine ku Pêşmergeyên Kurdistanê li şûna hemû cîhana azad şer dike û terorîst têne têkşikandin.

Serok Barzanî tekez jî kir ku Pêşmerge karî heybet û efsaneya Da'îşê bişkîne û ewê ku berê dihate gotin ku Da'îş hêzeke tu carî naşikê ji aliyê Pêşmerge ve hate pûç kirin. Her wiha tekez jî kir ku Da'îş tu paşarojeke xwe tûne û Pêşmerge li têkşikandin û nehiştina terorîstan de berdewam dibe.

Di derbarê hevkariya penaber û lêqewimiyan de Serok Barzanî tekez kir ku bi hemû şiyanek ve diparêzîn û hevkariya wan dikin bo ku bikarin vegerin warên xwe û daxwaz ji koçberên Mesîhiyan jî kir bê hêvî nebin û bîr li bi cîh hiştina welat nekin ji ber ku Da'îş diyardeyekî demkiye û têne têkşikandin û Kurdistan jî wekî herdem jî welat yê me hemûyane, ya em hemû pêkve bi serbilindî dijîn yan pêkve dimrîn.

Behskirina asta peywendiyên Herêma Kurdistanê û Bexda û rewşa siyasî û emniya Iraqê û Suriye mijaareke dinê kombûnê bû.

Piştî kombûnê jî Serok Barzanî û Berpirsa Siyaseta Derveya Yekîtiya Ewrûpa civîneke rojnamevaniyê encam dan û bersîva pirsiyarên kanalên ragihandinê dan. Krp

06) Demîrtaş: Eger Şingal bikeve ser Herêma Kurdistanê dê bi xwe re hinek rîskan bîne -24.12.2014

Hevserokê Partiya Demokratîk a Gelan (HDP) Selahedîn Demîrtaş diyar kir ku eger devera Şingalê bi Herêma Kurdistanê ve were girêdan dê bi xwe re hinek rîskan bîne holê û wiha got: “Ji bo ku ev rîsk ji holê rabin divê Şingal bibe herêmeke xweser”. Demîrtaş li ser rewşa Rojhilatê Kurdistanê jî wiha got: “Li ser rewşa Rojhilat, divê em hemû xwe rexne bikin çimkî me ew der piştguh avêtiye”.

Hevserokê HDPê Selahedîn Demîrtaş, ji malpereke nêzîkî PKKê re axivî û rojev nirxand. Demîrtaş li ser rizgarkirina Şingalê ji aliyê hêzên Pêşmerge ve û rewşa wê devera Kurdistanî wiha got:

“Şingal di nav dilê me hemûyan de birînek bû. Gava ku DAIŞê ew dever dagir kir, rûmeta Kurdan şikest. Zilma li jin û civaka Êzîdî, zilma li gelê Kurd hat kirin, yek ji komkujiyên biêş ên dîroka me bû. Niha hêzên Kurd bi hev re li dijî DAIŞ'ê operasyoneke serketî lidar dixin. Ji bo me hemûyan ev yek cihê kêfxweşiyê ye. Divê hemû bên pîrozkirin. Hemû hêzên Kurdistanî, bi fedekariya xwe li Şingalê stûyê DAIŞê badan. Baweriya me ji vê hebû, lê me nizanîbû kengî dê çêbibe”.

Demîrtaş diyar kir ku divê ev serketina mezin mayînde bibe û wiha got: "Divê Şingal hêza xwe ya parastina cewherî ava bike. Şingal bi awayekî fermî beşek ji Iraqê ye. Eger Şingal bikeve ser Kurdistanê dê hinek rîsk bi xwe re bîne, helbet tirsa wê heye bimîne li hêviya însafa Bexdayê jî. Lê ji bo ku ev rîsk ji holê rabin divê Şingal bixwe xwe birêve bibe û partiyên Kurdistanê jî piştgiriya wê bikin." Selahedîn Demîrtaş li ser rewşa Rojhilatê Kurdistanê û siyaseta Îranê li djî wî beşê Kurdistnaê jî axivî û got ku Rojava, Bakur û Başûr karîn xebata xwe di qada navdewletî de vebêjin û bala cîhanê bikşînin ser xwe lê mixabin Rojhilat di vê yekê serkeftî nebû.

Li gorî Demîrtaş, parçeyên din ên Kurdistanê jî Rojhilat piştguh avêtine û wî beşê welatê me dernaxînin pêş lewma divê her kes di mijara Rojhilat de rexne li xwe bike.

Hevserokê HDPê bi tundî siyaseta Îranê li hember kurdan jî rexne kir û wiha got: “Îran dewleteke gellekî zalim e. Di lîstik, dek û dolaban de dewleteke hosta ye. Bihêz û tecrûbeya kevneşopiya dewleta Fars a sedan salî, timî lîstikan li hemberî Kurdistanê dilîze. Îdamên li Îranê parçeyek ji zalimtiya Îranê ye.” Rudaw

07) Ji % 30’yê Bajêr Ket Destê Hêzên Kurdan -24.12.2014
Tê gotin herî kêm 40 kuştiyên daiş’ê ketine destê Hêzên Pêşmergeyan.

Hêzên Kurdan li Şengalê bi Daiş’ê re şer dike û balafirên şer jî li nav Şengalê li çekdarên DAIŞ’ê didin. Tê gotin ku gelek kuştiyên DAIŞ’ê ketine destê hêzên Pêşmergeyan.

Hat ragihand ku ligel hêzên Kurdan balafirên şer li nav Şengalê li çekdarên DAIŞ’ê dixin.

Hat diyar kirin ku hêzên Pêşmerge jî pêş de diçin û heta niha herî kêm 40 kuştiyên DAIŞ’ê ketine destê Pêşmergeyan.

Hat zanîn ku şer û pevçûn li nav Şengalê sivik bûye û hêzên Pêşmerge jî çeperên ku girtine, xurtir dikin.

Fermandeyê eniya Dîcle yê hêzên Pêşmerge, Zeîm Elî ji çapemeniyê re ragihand ku vê gavê rewşa Şengalê kerr e û şer sekiniye. Zeîm Elî da zanîn ku hêzên Pêşmerge jî ji bo xurtkirina çeperên xwe dixebite. ji ber vê jî zêde pêşde naçin.

Zeîm Elî diyar kir ku vê gavê 3 taxên bajarokê Şengalê ku ev jî dike ji %30yê bajêr, niha di destê Pêşmergeyan de ye.

Nûçegihanên ku niha li ser çiyayê Şengalê ne ragihandin ku saet ji 10ê vê sibehê ve dengê fîşekan tê bihîstin û da zanîn ku çekdarên DAIŞ’ê agir berdane 20 cihan da ku ji bo balafirên şer nikaribin ji ber dûxanê li wan bidin.

08) Çekdarên DAIŞê ji Kobanê direvin -24.12.2014

Çekdarên rêxitsina Dewleta Islamî ya radîkal (DAIŞ) ji bajarê Kobanê yê Rojavayê Kurdistanê direvin, zêrevanên sînorî yên Tirkiye jî wan ber bi cihên nediyar ve dibin.

Ji pêr, 21ê Kanûnê ve, çekdarên DAIŞê bi kom ji nava Kobanê direvin û bi rêya çend xalên sînorî derbasî Tirkiye dibin.

Yek ji rojnamevanên ligel grûpa Ketayib Elşemal a ser bi Artêşa Azad a Sûriyê ve, ku niha li Kobanê şerê DAIŞê dike, bi navê Şervan Munbic ji BasNewsê re ragihand ku “Çend kesên ku li ser sînorin tekez dikin ku, roja Yekşema bûrî 15 çekdarên DAIŞî ji Kobanê reviyan û bi rêya xala sînorî ya Elî Şar, li rojhilatê bajêr, derbasî Tirkiye bûn, ji gundê Merc Ismahîl jî 20 çekdarên din derbasî Tirkiye bûn.”

Ji roja 15ê Îlona bûrî ve, çekdarên DAIŞê êrîşî herêma Kobanê kirine, bi mebesta dagîrkirina wê herêmê da ku wê “tevlî sînorê dewleta xwe bike”, wek ku melayekî ser bi DAIŞê bê di gotareke roja Înê de li bajarê Rerqayê ragihandibû.

Li gor ku Şervan Munbic daye zanîn jî “Duh 16 çekdarên din ên DAIŞê ji gundê Zehwan yê hevsînor ligel Tirkiye derbasî wî welatî bûn, piştî ku riyên xwe kur kiribûn, zêrevanên li ser sînor jî ew çekdar ber bi cihekî nediyar ve birin.”

Di vê dema dawiyê de, gelek bûyer di nava rêzên DAIŞê de derketin ku amajeyekê didin xuyakirina ku niha ew rêxsitin wek berê hevgirtî nemaye, bi taybetî piştî ku di hefteya bûrî de DAIŞê ragihand ku wê şanek li Reqayê girt ku dixwestin kodetayekê (înqilab) di nava rêxistinê de pêk bînin, ew şan jî ji 47 serkirdeyên wê rêxistinê li Reqayê pêk hatibû, piraniya wan jî Tirk û Azerî bûn.

Ji aliyek din ve, çavkeniyeke meydanî ji bajarê Kobanê ji BasNewsê re ragihand ku, grûpek ji çekdaran dixwestin bi rêya xala sînorî ya Elî Şar ve derbasî Tirkiye bibin, lê zêrevanên sînor ji aliyê Tirkiye ve rê nedan wan çekdaran derbas bibin, lewma di navbera çekdarên DAIŞê bi xwe de şer derket “Heta niha jî çarenvîsa wan çekdarên ku cûda bûne nediyare.”

Di vê dema dawiyê de jî, DAIŞê 100 çekdarên xwe li bajarê Reqayê yê Sûrî darvekirin, li gor ku hatibû ragihandin jî, wan çekdaran dixwestin ji nava DAIŞê birevin.

Li bajarê Munbicê yê Sûrî jî, ku ser bi parêzgeha Helebê ve ye, bi sedan xort ber bi Tirkiye û Libnanê ve reviyan, ji ber ku DAIŞê leşkeriya neçar li navçeyên di bin dest de ragihandiye.
Basnews

09) RAPOR - IŞİD’in silahı tecavüz -24.12.2014

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), IŞİD örgütünün kaçırdığı Êzîdî Kürd kadınlara yaptığı işkence ve cinsel tacizle ilgili özel rapor hazırladı."Cehennemden Kaçış: Irak'ta IŞİD esaretinde işkence ve seks köleliği" başlıklı rapor,

IŞİD'in elinden kaçan 40'tan fazla Êzîdî kadınla görüşülerek hazırlandı. Raporda sayısı yüzleri, belki de bini aşan Êzîdî genç kız ve kadının Şingal bölgesinde IŞİD tarafındın kaçırıldıktan sonra, örgüt üyelerine "satıldığı ya da hediye edildiği", kadınların zorla Müslüman yapıldığı belirtiliyor.

İşkence ve tecavüz dahil her türlü cinsel tacize maruz kalan Êzîdîler arasında 10-12 yaşlarında kızların da olduğuna dikkat çekilen rapor şöyle devam ediyor: "IŞİD, Irak'ın Şingal bölgesinde Ağustos'tan bu yana Êzîdî lere uyguladığı etnik temizlikte kadınları ve kızları da hedef alıyor..Örgütün seks kölesi olarak alıkoyduğu Êzîdîler arasında çocuklar da var. IŞİD tecavüzü silah olarak kullanarak savaş suçu ve insanlığa karşı suç işliyor".

Af Örgütü'nün raporunda, IŞİD'in kendilerine yaptıklarından ötürü travma geçiren bazı genç kızların kendilerini öldürdükleri ifade ediliyor.

IŞİD'in elinden kaçabilen 27 yaşındaki Vefa ise, bir gece kız kardeşiyle birlikte kendilerini asmaya çalıştıklarını, ancak aynı odada bulunan diğer kızların uyanarak kendilerini durduruduğunu anlatıyor.

Êzîdî kızlar, satıldıkları adamların çoğunun Iraklı ya da Suriyeli olduğunu söylüyor.

Af Örgütü, IŞİD'den kaçabilen kızların travmalarının, toplumda tecavüzün "leke" olarak görülmesinden ötürü daha da artabileceğine dikkat çekiliyor.

IŞİD'in cinsel şiddetine maruz kalmış olan Êzîdî genç kız ve kadınların, ihtiyaç duydukları yardım ve desteği alamadıkları da raporda dikkat çekiden bir diğer nokta.

Rûdaw´ın haberine göre, Af Örgütü bu konuda Kürdistan Bölgesi yönetimi, Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım örgütlerini, Êzîdî kadınlara yönelik yardımlarını artırmaya çağırdı.

10) Yalçın Akdoğan'dan Kandil'in açıklamalarına tepki -24.12.2014
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, çözüm sürecine ilişkin Kandil'den yapılan açıklamalara tepki gösterdi.

Başbakan Başbakan Yardımcısı Akdoğan, “Kandil'den yapılan gerçek dışı, zamansız, yersiz, tahrik edici açıklamalar sürece yarar sağlamaz” dedi.

Akdoğan, Twitter aracılığıyla şu mesajı paylaştı:

"Kandil'den yapılan gerçek dışı, zamansız, yersiz, tahrik edici açıklamalar sürece yarar sağlamaz. Anakronik bir hal... Ya geçmişte takılıp kalıyorlar ya afaki bir geleceğe veya hayale savruluyorlar. Her sabah düne uyananlar bugünü yakalayamazlar, zamanı yaşayamazlar."

PKK ’nın Kandil’deki önemli isimlerinden Murat Karayılan, çözüm sürecinin başarılı olması durumunda Nisan 2015’teki PKK kongresine Abdullah Öcalan ’ın da katılacağını söylemiş, hükümetin adım atmaması durumunda da ‘savaşın yeniden başlayacağı’nı açıklamıştı.

Karayılan: Çözüm süreci başarılı olursa Öcalan 2015 PKK kongresine katılacak

KCK Yürütme Konseyi üyesi Murat Karayılan, 'Çözüm sürecinin' başarıyla sonuçlanması durumunda, Abdullah Öcalan'ın 2015 yılının Nisan ayında yapılması planlanan PKK'nın 12'nci kongresine katılacağını öne sürdü. Karayılan çözüm süreci ile ilgili adım atılmaması durumunda seçimden önce yeniden savaşa başlayacaklarını söyledi.

KCK Yürütme Konseyi üyesi Murat Karayılan, Kuzey Irak'tan yayın yayan Rojnews ajansına açıklamalarda bulundu. Kürtçe yayınlanan habere göre, Karayılan 'Çözüm sürecine' ilişkin konuştu. Çözüm sürecinin amacına ulaşması halinde 2015 yılının Nisan ayındaPKK 'nın genişletilmiş kongresinin yapılacağını belirten Karayılan, şöyle devam etti:

"Çözüm Süreci' amacına ulaşırsa Abdullah Öcalan da 2015 Nisan ayında yapılacak kongreye katılacak. Son olarak Öcalan bize ve devlete çözüm için bir tasarı gönderdi. Bu elimize ulaştı. Bu tasarı üzerinde tartıştık. Bu çerçevede Kürt sorununun çözümü için biz hazırız. Öcalan'ın çizdiği çerçeve Türkiye 'nin demokratikleşmesi için önemlidir. Kürt sorununun çözümünü temel alıyor. Heyet Kandil'e geldi ve onlara anlattık. Hükümet basın üzerinden çözümü istediğini söylüyor. Ancak şu ana kadar nasıl bir çözüm istediklerini açıklamadılar. Öcalan hakikatleri araştırma komisyonu, müzakere ve sekreterya kurulmasını ve bahara kadar bu konunun çözülmesini istiyor. Ancak şu ana kadar AKP bu konu üzerinde görüşünü açıklamadı. Öcalan heyete bu konunun gözardı edilmemesi için heyetin 10 gün içinde yanına gitmesini istemiş. Ancak, üzerinden 20 gün geçti. Şu ana kadar AKP hiç bir görüş belirtmedi. AKP hükümeti ve devletin bu konudaki yaklaşımını yetersiz buluyoruz."

"ADIM ATILMAZSA SAVAŞA BAŞLAYACAĞIZ"

Heyetin Kandil'e gittiği tarihte Türkiye'nin Kobani'ye saldırması için IŞİD'e yol verdiğini öne süren Karayılan, şöyle devam etti:

"Öcalan ve biz daha önce söylemiştik. Kobani'ye yaklaşım; Kürt sorununa yaklaşımdır. AKP bu görüşümüzü iyi biliyor. AKP, 2015 seçimlerinin sakin geçmesini ve seçimlerden sonra tutumunu açıklamak istiyor. AKP, 2011'de yaptığını tekrarlamak istiyor. Buna fırsat vermeyeceğiz. Adım atılmazsa seçimlerden önce savaşa başlayacağız. Oslo Görüşmeleri'nde Başkan Apo bir protokol hazırladı ve bunu hükümeti sunduk. Hükümet seçimlerden sonra buna cevap vereceğini söyledi. Ancak seçimlerden sonra saldırıya başladı. Aynı günlerde İran da Kandil'e saldırdı. Böyle bir oyuna fırsat vermeyeceğiz. Erdoğan ve AKP'liler şunu iyi bilmeliler ki; böyle bir riske fırsat vermeyiz. Eğer samilerse varsa adım atmalılar. Eğer AKP bu yaklaşımı ertelerse bu savaş anlamına gelir. Seçimden sonra bize karşı savaşacağı anlamına gelir. Yeniden bizi tasfiye etmek ve savaşla sorunu çözmek istiyorlar. Diyarbakır ve Hakkari'de iki gencimiz şehit edildi. Herkes bilsin ki Kürt gençleri sahipsiz değildir. Her şehit edilen gencimizin karşılığı verilir. Buna sessiz kalmayız."

"TÜRK DEVLETİNE KARŞI SİLAHLI MÜCADELE DURDURULUR"

Murat Karayılan, AK Parti 'nin çözüm sürecini savaşa doğru götürdüğünü belirtirken, Abdullah Öcalan'ın tasarıya yanıt verilmemesi, ona göre adım atılmaması halinde 'Çözüm sürecinin' savaşa doğru gideceğini iddia etti. Karayılan, şunları söyledi:

"Öcalan'ın çözüm tasarısı için hazırız. Herkes bilmelidir ki; AKP böyle devam ederse savaşa yüz çevirmiş olur. Bu da bizim istediğimiz için değil, AKP'nin istediği için olur. Öcalan çözüm tasarısında bazı şeyleri belirmiş. Hakikatleri araştırma komisyonu ve müzakere başlarsa 15 Şubat'ta bu komisyonla konuşacağını söylemiş. Öcalan 'Eğer süreç amacına ulaşırsa 15 Mart'ta Türk devletine karşı silahlı mücadeleyi durduracağız. PKK'nın büyük kongresini toplarız 15 Nisan'da Kuzey Kürdistan'daki gerille güçlerinin ne olacağını tartışırız. Ya siyasi bir güç olur veya başka bir bölgeye geçip mücadele eder. Kongrede bununla ilgili karar verilir' demiş. Şu anda gündemimizde silah bırakma yok. Bu kongre toplandığında, süreç amacına ulaşırsa Öcalan'da katılacak. Orada alınacak kararı uygularız. Bunlar tasarıda belirtilmiş." (Felat Bozarslan/ DHA)

11) Şahidin Şimşek: Yaşlı Peşmerge, Şengal Dağı ve Bayan Gertrude Bell -24.12.2014
Kürdistan, Şengal Dağı’nda bu yaşlı peşmergenin zafer konuşmasıyla fiilen bağımsızlığını ilan etmiştir.

Ne Şam bildiğiniz Suriye'nin ne de Bağdat bildiğiniz Irak'ın başkentidir artık. Zaten tarihte de Irak veya Suriye diye bir devlet hiç olmadı.

Gertrude Margaret Lowthian Bell, İngiltere'nin Durham County kentinde ünlü bir ailenin zeki ve şanslı bir kızı olarak doğmuştu. Ne var ki üç yaşında annesini kaybetti ve Oxford Üniversitesi Tarih bölümünden birincilikle mezun olana kadar bir üvey annenin elinde büyüdü. Sonra da kader yolculuğuna çıktı. Tüm Avrupalı maceraperestler gibi o da okuduğu masallardaki Ortadoğu'yu görmek ve İsa Mesih'in kutsal şehri Kudüs'te kutsal Zeytin Tepesi’nden Kıyamet Kilisesi’ni seyretmek için gelmişti.

Diyorlar ki bu seyahatten sonra Gertrude Bell Araplara karşı büyük bir sevgi ve ilgi duymaya başlamış, Arap çöllerinde bir sürü seyahat ve bu çöl maceralarını anlatan yazılar yazmış meraklı Avrupalılara. Bir süre sonra çöllerden bıkan Gertrude Bell arkeolog arkadaşı William Ramsay ile birlikte Anadolu, Kürdistan, Bağdat ve Bilad-i Şam'ı karış karış dolaşmış, aradığını Babil antik kentte bulmuş. Babil antik kentinde oturup, Ortadoğu'da şimdi dahi geçerli olan İngilizlerin ünlü Ortadoğu siyasetini kurgulayıp planladı bu ünlü İngiliz bayan ajan.

1919 yılında Paris Barış Konferansı'na delege olarak katılan bayan Bell Irak'ın sınırlarını bizzat çizdikten sonra Irak'a dönüp Irak'ın ilk kralı Faysal bin Hüseyin'i 1921’de tahta oturttu. Çanakkale savaşında nişanlısını yitiren bayan Bell hiç evlenmedi ve 1926 yılında intihar ederek yaşamına son verdi. Irak'ın taçsız kraliçesi olarak bilinen Gertrude Bell'in mezarı Bağdat'ta ve IŞİD Bağdat'ı alırsa muhtemelen uçuracağı ilk türbe onun mezarı olacaktır.

Ağustos ayı başında IŞİD Şengal'e saldırınca Peşmerge direnmeden geri çekildi. Bu geri çekilme esnasında genç bir Kürd muhabir kız bu utanç sahnelerini en rezil nedenlerle heyecanla sunuyordu. Hiç şüphesiz bu geri çekilmeyi silah yetersizliği ile açıklayamayız, ki Kürdlerin cephanelerinde hiç bir zaman yeterince silah olmamıştır. Sorun başkaydı.

13.08.2014 tarihinde, tecrübeli bir peşmerge olan Barzani tüm aile fertlerini topladı ve tarihin akışını değiştirecek bir cümle sarf etti: Sizi ölüme yolluyorum, siz öleceksiniz ki diğer peşmergeler arkanızdan gelsin. Doğrusu Büyük Peşmerge Barzani vatan için ölmeyi bilmeden vatanın savunulamayacağını ta 10 yaşında baba Barzani'nin yanında küçücük parmaklarıyla tetiği çekerken öğrenmişti.

Güney Kürdistan yönetimi ABD ordusuna özenerek bir sürü yakışıklı genç peşmerge yetiştirmişti ama cephede ölebilmeyi öğretmeyi ihmal etmişti ve Barzani bunu anında fark etti. Hiç komplekse girmeden cephede ölmeyi sanat haline getirmiş Kürdistan gerillasına sonuna kadar kapıyı açtı ve ilk neticesini Mahmur’da aldı. Binlerce gerilla peşmergenin içine girerek cephelerde bir Kürdistan ruhu yaratıldı Hemrin Dağı’ndan Şengal Dağı’na kadar.

17 Aralık sabahı Kürdistan Tarihinin en büyük askeri operasyonu on binleri aşan peşmergeyle saat üç civarında Başkomutan Barzani'nin emriyle başladı.

Doğrusu dünya tarihinde bir devlet başkanının bizzat savaş cephelerinde savaş planlarını yaptığına şahit değildir. Barzani yetmişe dayanmış yaşına rağmen sanki son bir görevini de yapmak için çırpınıyor ve cephe cephe dolaşarak adeta Selahaddini Eyyubi'nin gece askerlerinin çadırlarını ziyaret alışkanlığını canlandırıyordu.

Şengal düştüğünde bu yaşlı peşmergenin bunu hazmedemeyeceğini, bu yarayla yaşayamacağını aslında herkes biliyordu. Fakat karşısında hiç şüphesiz tarihin en barbar ve en gözü kara savaşını veren bir çıldırmış intihar ordusu olduğunu da kabul etmek lazım. Hem silah üstünlüğü hem de kendini feda edecek binlerce intihar elemanıyla bir Frankenstein ordusu vardı.

Ancak 100 km'lik bir hat boyunca ve 50 km'yi aşan derinlikteki bir alanda yürütülen harekat iki gün gibi kısa bir sürede başarıya ulaşıp Şengal özgürleştirildi. Ve Barzani Şengal Dağı’nda tarihi zafer konuşmasını yaparken şu cümlesiyle yeni bir tarihi dönemin kapısını açtı: “Bir karış dahi Kürd toprağı düşmanlara bırakılmayacak.”

Aslında bu cümleyi Şengal Dağı’nda bayan Gertrude Bell'in haritasının son kullanma tarihi olarak okumak gerekir.

Kürdistan toprağı yetmiş yaşındaki yaşlı bir peşmergenin ordusunu komuta ederken yüzlerce çocuğunu şehid vere vere özgürleştirilmişti. Hangi ahlaksız tekrar bu toprakları bu yaşlı peşmergeden geri istiyebilir ki.

Kürdistan, Şengal Dağı’nda bu yaşlı peşmergenin zafer konuşmasıyla fiilen bağımsızlığını ilan etmiştir.

Tarihin garip cilvesidir ki dağların ülkesi Kürdistan yine bir dağ başında, Kutsal Şengal Dağı’nda kuruluyor. Talih tarih boyunca Kürdlere ovada hiç selam vermedi, kim bilir belki de onları yine bir dağ başına çekip orada selam vermek istedi.

Hoş geldin Şengal Dağı’nda kurulan güzel dağ ülkesi! Sana da selam olsun Şengal Dağı! Cudi'yi, Agıri'yi, Zağros'u biraz imrendirdin ama olsun.

12) Berlin-Hewlêr Doğalgaz Boru Hattı‏ -24.12.2014
Şahidin Şimşek

20. yüzyılın başında Kürdlere danışmadan ülkelerini dörde bölenler aynı zamanda doğal kaynaklarına da el koydular, ancak hem küresel hem de bölgesel güçler 21. yüzyılın başında Kürdlere rağmen Kürdlerin kaderini çizemeyeceklerini anlamış bulunuyorlar.

1914 yılının başlarında Alman Dışişleri Bakanı Gotlieb von Jagow ile İngiliz Dışişleri Bakanı Sir Edwerd Grey arasındaki görüşmelerden bir netice çıkmayınca Alman İmparatoru Kaiser 2. Wilhelm’in şöyle dediği rivayet edilir: Kimse bize dünya paylaşılmış olup verilecek sömürge kalmamıştır diyemez. Kimse bizi kara Avrupa’ya hapsedemez. Ve gerisi herkesin malumudur. 1. dünya savaşı ve Almanların ağır yenilgisi derken 2. dünya savaşının temelini atan Versalles Anlaşmasının Almanlara imzalattırılması.

Adolf Hitler meydanlarda Almanların onurunun ancak Versailles Anlaşmasının yırtılıp çöpe atılmasıyla kurtarılabileceğini yüksek sesle bindirilmiş kıtalara bağırarak çağırarak anlatıyordu.

Almanların 1871 yılında sağlanan ulusal birliği ile dünya siyasetine yüksek perdeden girişinden sonra bu, Almanların dünya siyasetine ikinci giriş hamlesiydi. Ancak bu hamle, birinci hamleden de daha beter bir neticeyle sonuçlandı. Almanya ikinci dünya savaşının sonunda ikiye bölündü ve Doğu Almanya Sovyetlerin, Batı Almanya da Batı Bloğunun uydusu haline geldi. Ve nihayet 9 Kasım 1989'da Berlin duvarının yıkılmasıyla Almanya tekrar tek parça olarak dünya siyaset sahnesine geri döndü.

Almanya bu sefer Avrupa'da dengeleri bozan bir rol ile değil Avrupa'nın sosyo-ekonomik yükünü sırtlayan, Avrupa'nın çıkarlarını Avrupa dışındaki güçlere karşı koruyan bir rol ile sahneye geri geldi.

Avrupa'nın şu andaki en büyük sorunu sürdürülebilir enerji kaynakları; özellikle de doğalgaz meselesidir. Avrupa'nın doğalgaz vanasını elinde bulunduran Rus lider Putin usta bir şantajcı olarak Avrupa liderlerini ikide bir hop oturtup hop kaldırtıyor. Alman Şansölyesi Angela Merkel bir taraftan her fırsatta oyunu kuralına göre oynaması için Vlademir Putin'i uyarırken diğer taraftan da bir alternatif kaynak için arayışını sürdürüyor.

Güney Kürdistan 55 milyar varil petrol ve 100 trilyon kübik feet doğalgaz rezerviyle Avrupa için Rusya'nın gerçek anlamda tek alternatifidir. Ancak bu rezervler Ortadoğu gibi bir coğrafya ve Kürdistan denen Pandoranın Kutusu’nda bulunuyor. Bu rezervler sadece Ortadoğu'da değil küresel düzende de dengeleri alt üst edecek potansiyele sahiptir. Dolayısıyla bu rezervlerin pazara girmesi bölgesel bir uzlaşma ile mümkün değil küresel bir uzlaşma gerekecektir. Hatta küresel, bölgesel ve yerel bir ittifak gerekecektir. Nasıl ki Türkiye'nin ben yaptım oldu hesabı Bağdat'tan geri döndüyse bu anlamda kim tek başına bir şey yapmak isterse aynı netice ile karşılaşır.

Bu kavgada Rusya ve İran bir tarafı temsil ederken diğer taraf ABD ve Avrupa'dır. Türkiye kaçak güreşerek kazanan kim olursa onun tarafında olmayı planlıyor. Türkiye'nin kaçak güreşmesi ABD ve Avrupa'nın işini oldukça zorlaştırıyor. Türkiye hem Batı Bloğunda kalmak istiyor hem de istediğimi vermezseniz Rusya ile de iş tutabilirim diyor. Batı ve ABD Türkiye'nin bu şantajına ne kadar sabredecek zaman gösterir ancak Kobani gerçeğinde ortaya çıktığı gibi ABD ve Batı gerektiğinde Türkiye'nin üstünü tamamen çizmeden Türkiye'yi duymazdan gelebilir.

20. yüzyılın başında Kürdlere danışmadan ülkelerini dörde bölenler aynı zamanda doğal kaynaklarına da el koydular, ancak hem küresel hem de bölgesel güçler 21. yüzyılın başında Kürdlere rağmen Kürdlerin kaderini çizemeyeceklerini anlamış bulunuyorlar. Sorun gelmiş nasıl bir Kürdistan'da düğümlenmiş durmuş.

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier 17.08. 2014'te Hewlêr'de basına verdiği demeçte bağımsız Kürdistan'a karşı olduklarını, Kürdlerin başkentinde açıklıyordu. Birisi kalkıp, madem ki karşısınız ne arıyorsunuz burada sayın bakan diyemedi. Diyemedi, çünkü o hengamede gerçekte Hewlêr'e sadece Alman kargo uçakları silah taşıyordu. Herkes Kürdlere silah yardımı sözü veriyordu ama Almanya söz yerine silah veriyordu hem de İŞİD'in tanklarını durduran silahlar. Peki yasaları izin vermediği halde Alman silahları ve Alman Dışişleri Bakanı Hewlêr'e neye gelmiştiler, hem de bağımsız Kürdistan'a karşı olduklarını açıkladıkları halde.

Alman Dışişleri Bakanı Hewlêr'de yoğurdu üfleyerek yiyordu. İki dünya savaşına neden olmuş bir devletin bakanı mahcup mahcup kendince bir şeyler söylüyordu işte. Açık açık Kürdistan doğalgaz ve petrolünü korumaya geldim diyecek hali yoktu ya. Hem tarihi Türk-Alman dostluğunu bir anda çöpe de atamazdı. Berlin-Bağdat demiryolu hattının hatırı da vardı, her ne kadar yar olmadıysa da.

Almanya'nın Kürdistan doğalgazına çok ama çok ihtiyacı var, ancak bunu nasıl elde edecek? Mesele bu.

Almanya Berlin-Bağdat demiryolu hattıyla Ortadoğu'ya gelemedi. Peki bu sefer Berlin-Hewlêr doğalgaz boru hattını inşa edip gelebilir mi?

Doğrusu Almanlar bunun için bir bedele razı olmak zorundadırlar, fakat öyle görünüyor ki bunun maliyetini minimum seviyede tutmaya çalışıyorlar. Tarihi Türk-Alman dostluğuna halel gelmesini istemiyorlar, İran ile dost kalmaya devam etmek istiyorlar, bağımsız birleşik bir Kürdistan’ı da istemiyorlar ve her şeyden önce ABD nezaretinde bu enerji kaynağına sahip olmak istiyorlar.

Almanya'nın, Kürdlerin devletleşmemesini tarihsel bir misyon edinen Türk ve Farsların onayı ile Kürdistan'ın hidro-karbon kaynaklarına sahip olma çabası şimdilik akıllı bir strateji olabilir ancak bu strateji uzun vadede Kürdleri dışladığı için farklı komplikasyonlara neden olacak ve Almanya'nın akamete uğrayan ikinci bir Berlin-Bağdat demiryolu projesine dönebilir. Almanya'nın Avrupa adına bu enerji kaynağına sahip olması için razı olacağı bedel minimum, Güney ve Rojava Kürdistanı'nın birleşmesini tanıması ve bunun için uluslararası sorumluluk üstlenmesidir. Bu da aslında her ne kadar Kürdler kurban edilmişse de bizzat Almanya'ya karşı imzalanan Sykes-Picot düzeninin sona ermesidir ki, yüzyıl sonra yine Almanya kendisi bunu düzeltmiş olacak.

.

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

. YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

01) -24.12.2014

02) -24.12.2014

Ek.Tarihi Wed Dec 24, 2014 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Güncel:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution