Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   PRESSEMITTEILUNG/Nordsyrien: Erdogan droht mit neuem Krieg   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Çavuşoğlu’dan ‘Dunford’un YPG açıklamasına’ yanıt: Göz yumamayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASET HABER KARIŞIK, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   SİYASİ HABERLER (10)   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Ferhat Sarıkaya diye biri
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Polemik

01) Jiyan Timurtaş:PKK, PYD ve Hendek Provokasyonu-07.05.2014

Türkiye, Irak, İran ve Suriye sömürgecileri stratejik planda çok daha derin ilişkiler içinde Kürdistan’ın geleceği konusunda planlar yaparken, dört parçada kendi içinde kutuplaşmış Kürd siyasi güçleri arasındaki çelişkileri germeyi ve bunları olası bir çatışmaya dönüştürmek için tüm olanaklardan yararlanmayı da ihmal etmiyorlar.

Son aylarda “Hendek” diye güncelleştirilen ve çok yönlü bilgi kirliliğiyle beslenen olaya da bu açıdan bakmak gerekiyor. Güney Kürdistan hükümetinin aldığı bir karar gereğince sınırda 17 kilometrelik bir çizgide güvenlik amacıyla kazılan hendek sömürgecileri tedirgin edip doğrudan herhangi bir tepki yaratmazken, bunun üzerinden PKK ve PYD’nin abartılı ve tehlikeli bir yaklaşım sergileyerek gerilim yaratmasının haklı bir nedeni yoktur. Söz konusu hendeklerin batı Kürdistan’ı diğer parçadan ayırmak için değil, güvenlik amacıyla kazıldığını durumu az çok bilen herkes farkındadır. Bu tür hendekler, güvenlik ve kontrolü sağlamak amacıyla daha önce Erbil ve Kerkük bölgesindeki kritik yerlerde de kazılmıştır.Bu önlemler karşısında ne güneydeki Kürtler ne de orada etkin olan hiçbir siyasi güç karşı çıkmıştır. Karşı çıkan sadece Maliki hükümeti olmuştur. Çünkü bu tür tedbirler onların yarattığı veya onların desteklediği kriz ve şiddet gruplarının tehditleri sonucu alınmıştır, alınmaktadır.

Bu tedbirler Maliki ve Esed rejiminin işine elbette ki gelmiyor. Kürdistan hükümetiyle Bağdat rejimi arasında süre gelen ekonomik, siyasi ve stratejik sorunlar zaten ciddi bir gerilim yaratmış durumda. Maliki rejimi bundan derin bir rahatsızlık duyuyor. Barzani’in bağımsızlık ilanı yönünde atılacak adımı sürekli dile getirmesi, siyasi gerilimi bölgede ayrıca ciddi bir biçimde arttırıyor. Bu atmosfer içinde Kürdlerin kendi güvenliklerini sağlamaları için atılan her adım onları siyasi, askeri ve stratejik açıdan tedirgin ediyor. Hendek olayına karşı şu anda yüzeyde görünen PKK ve PYD’nin reaksiyonunun arka planında bu rahatsız edici tedirginlik var. Buna karşı sömürgeci devletlerin hükümetleri açıktan tepki göstermezken, PKK’nin ve PYD’nin bu rolü üstlenmesini hiç kimse mantıklı ve haklı bir nedene dayandıramıyor.

Nusaybin’den tutun ta Ceylanpınar ve Kilis hattı boyunca TC tel örgü çekince ve şu anda yine aynı hat üzerinden beton duvar bloklar yükseltilirken tepki göstermeyen PKK ve PYD’nin Güney Kürdistan hükümetinin halkın ve bölgenin güvenliği amacıyla kendi hükümranlığı altındaki bölgede hendek kazmasına bu kadar şiddetle karşı çıkması ve gerilimi yükseltmesi, Kürd halkının ve Kürdistanın ulusal çıkarlarına değil, sömürgecilerin amaçlarına ve siyasi hesaplarına uygun bir tutumdur.

PKK ve PYD hendek olayını neden bu kadar abartarak Kürdistan kamuoyunda gerilim yaratmak istiyor?

Burada bu sorunun birkaç yönden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyor.

Artık az çok duyarlı ve politik olan herkes biliyor ki, PKK TC hükümetiyle kendi aralarında gizli olan bir mutabakatla uyumlu hareket etmektedir. Keza PYD’nin Suriye rejimiyle daha karmaşık ve biçimsiz bir ilişki içinde olduğu bilinmektedir. Bu ilişkiler artık Kürdistan kamuoyu ve bölgeyi izleyen herkes tarafından biliniyor.

PYD Suriye rejiminin aleyhine, PKK Türkiye sömürgeci rejiminin aleyhine sorun yaratabilecek hiçbir adım atamaz. Durum böyle olunca PKK’nin Kuzey Kürdistan’daki siyasi ağırlığı zayıflıyor ve bu durum kendi bünyesinde olduğu kadar tabanda da rahatsızlıklar yaratıyor. Daha da önemlisi, PKK vesayeti altında bulunan BDP’nin, Öcalan ve MİT projesi doğrultusunda Türkiyelileştirilmesi ve kendisini feshederek HDP adı altında bir partiyle birleşme kararına varmış olması kitlede çok derin bir sarsıntı ve kafa karışıklığına, itiraz ve tepkilere yol açmıştır. Bu durum PKK için tam bir siyasi krizdir. PKK’nin silahlı kanadında olduğu gibi BDP bünyesinde de güçlü bir reaksiyon var.

PKK, geçmişte gerek kendi bünyesinde gerek sivil siyasette ortaya çıkan sorunları aşmak için TC’ye karşı silahlı eylemleri tırmandırarak dikkatleri dağıtıyor ve bir süre sonra duruma hakim olabiliyordu. Şimdi oluşan krizde bu imkanı kullanamıyor. Dolayısıyla etkisinin giderek zayıflaması karşısında, Hendek bahanesiyle kitlelerin dikkatini Güney Kürdistan’a çevirme taktiğine umut bağlamaktan başka bir seçenek bulamıyor. Bu seçeneğin işe yarayıp yaramadığınıysa zaman gösterecektir.

Suriye’deki PYD’nin siyasi durumu, kitleler üzerindeki ağırlığı ve yaptığı da bundan pek farklı değil.

Kürtler, Kürdistanlılar; PKK bünyesindeki ulusal potansiyel ve BDP bünyesinde mücadele edenler bu durumun farkındalar. PKK ve PYD’nin yapay taktiklerinden rahatsızdırlar.

Sömürgecileri bir yana bırakıp Kürtler arasında kutuplaşma ve çatışma yaratma politikalarından medet umanlarsa, bu duruma bakılırsa, hüsrana uğrayacaklardır. Çünkü artık hiç kimse hiçbir nedenle kardeş kavgasının Kürdlerin ulusal çıkarlarına ve geleceğine hizmet edeceğine inanmıyor.

Kürdistan kamuoyunda oluşan algı, Hendek olayı üzerinden geliştirilen gerilimin bir provokasyon olduğu yönündedir.

Bizce de öyle: PKK ve PYD kendi siyasi hendeklerini bu yolla kendileri kazacaklardır…

02) BDP Yüzünü Türkler’e Çevirdi, Kürtler’i Unuttu-07.05.2014

BDP 2011 genel Seçimlerinde kendi dışındaki Kürt kurumları ile ittifak yapmıştı HDP’nin kurulması ile BDP kendi dışındaki Kürt parti ve oluşumları ile değilde HDP’de bulunan Türk sol oluşum ve partiler ile diyalog kuruyor.

2011 yılında BDP kendi dışında Kürt kurumlarıyla destek arayışındaydı bu arayışa DDKD, KADEP, HAK-Par ve diğer Kürt oluşumlar destek verdi bu ittifağın 2014 yerel seçimlerinde geliştirilmesi beklenirken BDP Genel başkanı Selehattin Demirtaş, yerel seçimler konusunda "Batıda HDP, Kürdistan'da BDP olarak seçimlere giriyoruz" dedi.

BDP içinde bazı yöneticiler olmak üzere birçok Kürt kurumu HDP’ye tepkili HDP genel kurulunda konuşan Ertuğrul Kürkçü “21. yüzyılın Türkiye partisinin temelleri atılıyor” demesi ve Sırrı Süreyya Önder “BDP'yi Kürt milliyetçiliğinden arındırmak için HDP kuruldu” söylemleri Kürt halkının tepkisini çekiyor.(jiyananu.com)

03) Kürdistani Parti Girişimi’nden 3 Farklı Merkezde Halepçe Protestosu -07.05.2014

Halepçe katliamının 26'ıncı yıldönümünde, Kürdistanî Parti Girişimi Halepçe, Diyarbakır ve Van’da Halepçe soykırımını çeşitli etkinliklerle andı.

HALEPÇE

Kürdistani Parti Girişimi aktivistlerinden bir grup Güney Kürdistan’ın Halepçe kentinde düzenlenen anma etkinliğine katıldı. Halepçe’de katledilenlerin bulunduğu toplu mezarlığa Kürtçe ''Hewildana Partiyeke Kurdistanî'', “Kürdistani Parti Girişimi” yazılı çelenk bırakıldı.

DİYARBAKIR

Halepçe katliamının yıldönümünde yüzlerce kişi halepçe katliamını anmak için Diyarbakır merkezde bulunan Kürdistani Parti Girişimi’nin bürosunda toplandı. İlk olarak Kürt ulusal marşı “Ey Raqip“ in eşliğinde bir dakikalık saygı duruşu ile başlanan anmanın devamında ise halepçe katliamı ile ilgili hazırlanan slayt’ın gösterimi sırasında duygulu anlar yaşandı. Ayrıca Mehmet Vural,16 Mart 1978 de İstanbul Üniversitesi önünde faşistler tarafından katledilen DDKD İstanbul yöneticisi Hamit Akıl ile ilgili anılarını anlattı. Ardından yüzlerce kişi Kürdistani Parti Girişimi bürosundan “KOMKUJÎYA HALEPÇÊ NAYE JI BIRKIRÎN“ pankartı, katliama ait fotoğraf dövizleri ve Kürdistan bayraklarıyla yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında çevredekiler tarafından sık sık alkışlanan grup AZC plaza önünde Halepçe ile ilgili basın açıklaması yaptı. Basın açıklaması ardından grup AZC plaza önünde Kürdistan Gençlik Hareketi Derneği’nin halepçe ile ilgili açtığı imza kampanyasına katıldı.

VAN

Kürdistani Parti Girişimi Günler öncesinden şehir merkezinde Kürdistani Parti Girişimi etiketli Kürtçe “KOMKUJÎYA HALEPÇÊ NAYE JI BIRKIRÎN“ yazılı pankart asmıştı.

Kürdistani Parti Girişimi çağrısı ile Iraklılar iş merkezi’nde bir araya gelen aralarında Kürdistani Parti Girişimi yöneticilerininde bulunduğu 50’den fazla kişi slayt gösterisi ve Kürtlerin bugüne dek maruz kaldığı soykırımları ile Halepçe’yi değişik boyutlarıyla irdeleyen değerlendiremeler yaptı.

04) Yağ yakmak için garip ama etkili yöntem: Amerikanlar kilo verme konusunda iddalı, fakat rekoru kıran bir Türk oldu! -07.05.2014
Muhabirimiz Birlen, Türkiye ve ABD'de popülerlik kazanan yepyeni acayip bir kilo verme çözümünü araştırdı.

Yabancı gazeteler yakın zamanda Minnesota’lı diyetisyenler tarafından keşfedilen yöntem sayesinde obezite hastalarında kayda değer kilo kaybı gözlemlediklerini belirtiyor. Bünyeleri daha önce denedikleri hiçbir diyete yanıt vermeyen insanlar bile bu yöntem sayesinde 1 ay içerisinde 10-14 kg arası kilo verebiliyor.

Hepsi bir yana, şu ana kadarki kilo kaybı rekorunu hiçbir diyet veya egzersiz yapmadan 2 ay gibi kısa bir süre içinde 24 kilo veren İstanbul – Anadolu yakasından 36 yaşındaki 2 çocuk annesi Miray tutuyor. Vücudundaki bu büyük değişime rağmen, sağlığı hiçbir şekilde etkilenmeyen ve 5 aydır yeni kilosunu koruyan Miray hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu belirtti. Miray:

“Vücudumun bir motor gibi durmadan kalori yaktığını hissediyordum”

Bu kadar kısa süre içinde 24 kilo vermeyi nasıl başardı? Nasıl bir yöntem uyguluyor?

Miray bu sorulara şöyle cevap verdi:

Yaşam tarzım kilo vermeye hiç uygun değil, çikolatayı çok severim. Çocuklarla ilgilenmekten spor salonlarına gitmeye veya kendimle ilgilenmeye zamanım kalmıyordu, bu yüzden de hafif kilolu, fazla göz alıcı olmayan biriydim. Eşim bu konuyu fazla umursamıyordu. Fakat arkadaşlarıyla sohbet ederken konusu açılınca benim hakkımda şöyle dediğini duydum:

‘..bi Aysun Kayacı değil tabii…’

Bunu duymak pek hoşuma gitmedi tabii, fakat son 4 yılda ipin ucunu hafiften kaçırdığım için bir cevap da veremedim. Birçok kez yaşam stilimi değiştirmeye, kontrolü ele almaya karar verdim fakat dikkatlice yediğim her şeyin kalorilerini saymak ve disiplinli beslenmek bana imkansız görünüyordu. Birkaç günlüğüne motivasyonumu toplayıp çeşitli diyetler, beslenme yöntemleri denerdim fakat daha başlamadan sonuç belliydi. Büyük değişim bana Temmuz’un 13’ünde geldi. Hayatımda muazzam değişikliklere sebep olacak, küçük, beyaz bir kutu içinde gelen bu inanılmaz hapların elime geçtiği o güneşli, sakin ve huzur dolu günü hatırlıyorum. Amerikada yaşayan ablam üzerinde şöyle bir not olan bir kutu göndermişti; ‘Bir de bunu dene Miray,

‘Amerikada kilo kaybı denince akla bu geliyor.’

Meraklanmaya başlamıştım. Düz Karın İlkeleri’ni ve yağ yakmakla sorumlu bu besin maddesini araştırdım ve farklı internet sitelerinde yüzlerce farklı görüş okudum. Herkes ürünün nasıl harika olduğundan, yavaş metabolizmalarda harikalar yarattığından, çok etkili olduğundan ve hiçbir şekilde bağımlılık oluşturmadğından bahsediyordu. O zamanlar Türkiye’de satılmıyordu. Ablam sağolsun, bedavadan iki kutu elime geçmişti, tam 2 ay yetecek kadar. Günde 2 kapsül içtim, kahvaltıdan önce ve yemekte. Bir de normalden fazla su içmeye başladım. Bu kadar – özel bir diyet, ya da egzersiz yapmadım. İlk günden kilo vermeye başladım.

‘Yağlar resmen yok oluyormuş gibiydi’

Vücudumun bir motor gibi durmadan kalori yakıyormuş gibi hissediyordum – karnım her geçen gün daha da küçülüyordu. Yağların altında saklı duran kaslarım hafif hafif şekillerini belli etmeye başlıyordu. 8 hafta sonunda 77 kiloya düştüm, tam 24 kilo vermiştim. Artık daha genç gözüküyorum, daha kadınsı hissediyorum ve eski elbiselerimi tekrar giyebiliyorum. Çekici hissediyorum… ve erkeklerin çapkın bakışları yok mu Çok Mutlu Pozitif düşünüyorum ve hayat şimdiden on kat daha keyifli geliyor.
İstanbul – Anadolu Yakası’ndan 2 çocuk annesi Miray (36) günde 2 kapsül Yeşil Kahve SpeedSlim alarak 8 haftada 24 kilo verdi.
Obezite hastalarını bu ilaç ile tedavi eden diyetisyen Dr. Julia Weston’a Yeşil Kahve SpeedSlim ürününün gücünün ne olduğunu sorduk.

Kilo vermek nasıl aynı anda hem doğal hem güvenli hem de etkili olabilir?

Yeşil Kahve SpeedSlim Ürününün gücü en önemli bileşeninde yatıyor – Yeşil Kahve Çekirdeği (Güney Amerika civarlarında yetişen ve çok yüksek ORAC faktörüne sahip olan, yani yüksek oranda antioksidan içeren küçük bir bitki). Günümüzde, birçok toplum günlük beslenme şekilleri nedeniyle bu önemli bileşenden tamamen yoksun kalıyor. Obezite ile mücadele eden insanlar düşük kalorili diyetleri deniyor, sağlıklı denilen yiyecekleri tüketmeye çalışıyor fakat yine de kilo veremiyor. Çünkü beslenmelerine bu bileşeni eklemeleri gerektiğini bilmiyorlar.

Bileşen, tek başına tüm gereksiz yağ hücrelerini yok ediyor

05) Marie Harf / ABD'den Ankara'ya: Mesele YouTube-07.05.2014
TÜRKİYE’Yİ basın özgürlüğü olmayan ülkeler arasında

.

TÜRKİYE’Yİ basın özgürlüğü olmayan ülkeler arasına alan Freedom House raporuna karşı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı eleştirilere ABD’den yanıt geldi .

.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf "İnsanların Türkiye algısı, YouTube engellenmez ve Twitter bloke edilmezse değişir. Basın özgürlüğü YouTube ve Twitter'ın açılmasına bağlı" dedi. Dün ise TİB'in uyguladığı YouTube'u kapatma cezası itirazlar üzerine mahkeme kararıyla kaldırıldı.

.

06) "Gülen'in Öcalan'dan hiçbir farkı yok!"-07.05.2014

A Haber’de yayınlanan Mehmet Ali Önel yönetimindeki Deşifre programına Gazeteci Yazar Latif Erdoğan, Sabah Gazetesi yazarı Sevilay Yükselir, Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ve Av. Fidel Okan konuk oldu…

Programa 45 yıl boyunca cemaatte görev alan ve Gülen'in sağ kolu olarak gösterilirken Cemaatten ayrılan Latif Erdoğan'ın açıklamaları damga vurdu. İşte o açıklamalardan satırbaşları…

Latif Erdoğan: Dini liderlerin en büyük özelliği topluma takva sahibi görünmektir. Gerçek takva sahibi olsa öyle görünmez. Öyle olur. Cemaat içinde hakkımda gıybetin her türlüsü yapılıyordu. Fethullah Gülen de konuşulanları dinliyordu. İşte bunlar güven sarsıcı şeylerdi. Gülen, cemaat içinde insanüstü bir varlık gibi görülüyordu. Gülen'den gelen her mesaj cemaat içinde gökten gelen bir mesaj gibi algılanıyordu.Gülen'in yaptıkları Türk İslam tarihinin en büyük ihanetidir. Ülke vatan deyip ülke aleyhine çalışmıştır. Şahsiyetli hiçbir insan bu insanın arkasından gitmemeli. Giderse bunun hesabını veremez.

Gülen'in yapacağı en iyi iş örgüt yapısını tasfiye ederek Türkiye'ye dönmektir. Devlet açısından bu yapılanmanın tasfiyesi şarttır.

"GÜLEN'İN ABDULLAH ÖCALAN'DAN HİÇBİR FARKI YOK"

Gülen'in Abdullah Öcalan'dan hiçbir farkı yoktur. Din âlimliğini bırakın o sadece bir hareketin lideridir. Gülen, yaptıklarını dini kullanarak yapıyor. 45 senem Fethullah Gülen ile geçti. Şerefli bir insan onun arkasından gitmez. Şu anda bu cemaat mezara girmiştir, gömülmüştür. Bu örgütten hayır beklemek aptallıktır.

"GÜLERCE CEMAATİN YAPISINDA HİÇBİR ŞEY DEĞİLDİR"

Latif Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: Hüseyin Gülerce hizmetin hiçbir şeyi değildir. Gülerce, Gülen örgütü içinde herhangi fert bile olamamıştır. Esas yapıda yoktur. Çekirdek kadroda kim varsa asıl yönetim ve cemaat odur. Esas yapı Toplam 50 kişiden oluşur. Fethullah Gülen'e beddua ettiren yanındaki yalakalardır.

Pazartesi akşamı Sevilay Yükselir'in sunduğu %100 Siyaset Programında, "Küçük Fethullah" isimli bir kaset yayınlanmış ve bu görüntüler tepkilere neden olmuştu. Sevilay Yükselir'in "Fethullah Gülen birine kızdığı zaman nasıl değişiyor? Kendinden geçiyor" diye yayınlandığı video, sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine Fidel Okan tarafından açıklığa kavuşturulmuştu. İddiaya göre Sevilay Yükselir, kaseti yayına verirken bu gerçeği gizleyerek negatif bir algı oluşturmaya çalışmıştı.

Sevilay Yükselir iddialara Deşifre programında yanıt verdi… İşte Gazeteci-Yazar Sevilay Yükselir'in açıklamalarından satırbaşları…

" Beni İtibarsızlaştırmaya Çalışıyorlar. Önemli Olan Yayınladığımız Görüntülerdi. Görüntü ve belgeler göz ardı edildi. Bir HSYK Hakiminin evinde çıkan belgelerin haber olması gerekirdi. Bu taş gibi bir haberdi. Ama burada konuyu paralelciler mevziinden çıkardılar.

Özürlü bir çocuğun babası üzerinden aşağılama çok üzücü bir durum. O konuşmaları bir din âlimine yakıştıramadığım için yayınladım. Ayrıca Fethullah Gülen'in din alimi olduğunu da düşünmüyorum. Belgeleri bana mail yolu ile ulaşan bir vatandaş verdi. Bu görüntüleri HSYK Hakimi Yıldırım Şimşek Ankara'nın bir köyüne yakmaları için göndermiş. O arada köyden Tayyip Erdoğan hayranı biri bu cd ve belgeleri ele geçirip benim ile birlikte 8 kişiye daha gönderiyor. İçlerinde gazeteciler de var, ama ilk arayan ben olduğum için belge ve görüntüleri bana verdi." Diye konuştu…

07) Özkök'ten'muhafazakar kadınlara' çıkma teklifi-07.05.2014

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök'ten muhafazakar kadın yazarlara çağrı geldi.
Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök,bugün "Muhafazakar kadına çıkma teklif ediyorum" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazısına başlıkla ilgili savunma yaparak başlayan Özkök, önce "Hemen kulaklarını dikme, muhafazakâr erkek arkadaş..." dedi ve devam etti:

"Merak etme, “çıkmak” fiilinin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum.
Sen aradan çekil, bugün kadınlarla konuşacağım.
Evet, yanılmadın...
Muhafazakâr kadınlara çıkma teklif ediyorum."

NEDEN BÖYLE BİR TEKLİF YAPTI? Özkök bugünkü yazısını kaleme almasının gerekçelerini de şöyle anlattı:

"Son yıllarda muhafazakâr kadınlarla çok güzel ve benim açımdan öğretici bir ilişki kurmuştum.
Görüşüyorduk, konuşuyorduk, birbirimizin yazılarını okuyorduk...
Ne yazık ki, önce Gezi, sonra 17 ve 25 Aralık olayları aramızdaki duvarları yeniden yükseltti.
Ondan önce muazzam bir sosyal açılım yapan muhafazakâr kadın köşe yazarları, bizim tarafla ilişkilerini bıçak gibi kestiler.
Peki Özkök'ün kendi tanımıyla 'çıkma teklif ettiği' muhafazar kadınlar kim?

Sibel Eraslan, Nihal Bengüsu Karaca ve Hidayet Ş. Tuksal İşte Özkök'ün yazısının devamı...
Bugün onlara seslenmek istiyorum...

Mesela Sibel Eraslan’a...
Sevgili Eraslan...
Harika romanın “Saklı Kitap”ı bana heyecanla getirdiğin günü dün gibi hatırlıyorum.

“Ne oldu Allah aşkına...

Lütfen elini kalbine koy ve söyle. O kitapta anlattığın kahramanına ne oldu?
İkna odalarından bile başı yukarıda çıkıp da muhafazakâr sevgilisi tarafından terk edildiği gün saçlarını kazıtan o kızın ruh halini bu ülkede benden daha iyi kim anladı. Kim anlattı ve yazdı...”

“Acının ihramından çıkamayan” o kadını benden daha iyi anlayan bir muhafazakâr erkek var mıydı...
O kadını anladım...
Çünkü ona başörtülü diye değil, kadın diye baktım...
Saçları kazınmış o kızın hali içimi çok yaktı.
Aşk acısının, ikna odasından bile daha ıstıraplı olduğunu çok iyi bilirim de ondan...
Ne oldu da bizler artık hiç konuşamıyoruz...

Mesela Nihal Bengisu Karaca...
Caz müziğine olan merakını ve bilgisini çok iyi biliyorum.
Neden konuşamıyoruz...
Kamusal sohbet diye bildiğimiz tek mekân siyaset meydanı mıdır yani...
Mesela muhafazakâr kadının “kırk yaş meselesi” hiç mi yoktur...
Çıksak, bir yerde karşı karşıya otursak, sormak isterdim. B
aşörtüsü inancı mı açar...
Yoksa, içimizdeki insanı saklamaya mı yarar...

Mesela Hidayet Ş. Tuksal...
Hiç tanımasam da, oturup konuşmak isterim.
Siyaseten kafa tutmayı bilen bir kadın, acaba hayatının başka hangi alanlarında da kafa tutma cesaretine sahiptir...
Mahremden bahsetmiyorum...

“Çıkmak” fiilini kullandığım zaman, benim sözlüğümde, “bunkerimizden, siperimizden çıkmak” anlamına geliyor.
O yüzden muhafazakâr kadına çıkma teklif ediyorum.
Korkmayın...
Başörtülü erkekler kadar ahlaklıyız...
Hatta bazı şeyleri daha iyi bile anlarız...
En azından kendi payıma...

08) Haluk Şahin'den Ahmet Altan'a salvolar -07.05.2014

"Peki ya doğruluğuna emin olmadığın, doğrulatmak için gazetecilik mesleğinin zorunlu saydığı denetleme yöntemlerini kullanmadığın defolu bir haberi yayınlarsan ne olursun?"

Bağımsız Gazetecilik Platformu P24′ün Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlattığı ‘Mehmet Ali Birand Konuşmaları’nın ilkini İsveç Konsolosluğu’nda yapan Taraf gazetesinin kurucu Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’ın gazetecilik ile ilgili sözleri tepki görmeye devam ediyor. Uzun süredir medya dünyasından uzak olan Altan’ın bu sözlerine en ağır eleştiri ise yine gazetecilerden geldi.

Sosyal medyadaki tepkiden sonra şimdi de Yurt gazetesinde köşe yazan usta iletişim bilimci Haluk Şahin, o konuşmayı yerden yere vurdu.

İşte Haluk Şahin'in o çarpıcı yazısından bazı bölümler:

EN SON KONUŞACAK İNSAN AHMET ALTAN'DIR

"... Ahmet Altan'ı basın özgürlüğü üzerine konuşturması meslek camiasında sert tepkilere yol açtı. "Bu dönemde Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda en son konuşacak insan Ahmet Altan'dır!" diyenler oldu.

Ahmet Altan'ın seçimini ben de yadırgadım, ama önce yaptığı konuşmayı görmek istedim. Evet,bence de mesleki günahları çoktu ama, durun bakalım, belki de konuşmasına bir özeleştiri yaparak başlayacaktı. Hatalarından bir şeyler öğrendiğini söyleyecekti. Doğru olmayan haberlerle, düzmece belgelerle, derinden gelen talimatlarla mağdur ettiklerinden özür dileyecekti.
İnsanların fikir ve tutum değiştirmelerine karşı duracak değilim, yeter ki bir özeleştiri yapılarak nereden nereye niçin gelindiği açıklansın.

TANIYANLARIN TAHMİN EDECEĞİ GİBİ ALTAN HATASIZDI

Ahmet Altan'ı tanıyanların tahmin edeceği gibi, O hatasızdı! Basın özgürlüğü konuşmasına en ufak bir pişmanlık gölgesi düşmemişti. Bir yanda "alçaklık ve korkaklık" kurbanı yüzde 99 vardı, öte yanda "karanlıkta bir kibrit gibi, etraflarını aydınlatıp gerçekleri söyleyebilmek için kendilerini tüketip yanan" yüzde 1.
Belli ki, Ahmet Altan kendisini bu ikinci öbekte görmekteydi!

İŞTE BENİM MAĞDURİYETİM...

Ahmet Altan yönetimindeki Taraf'ın, derinden gelen talimat ve telkinlerle yaptığı yayınlarla ağır biçimde mağdur ettiği insanlardan hala hayatta olanları yavaş yavaş kendilerine geliyorlar. Elbette kendilerine yapılanların hesabını hukuk ve tarih önünde soracaklar.

Ben, izninizle, kendi ufak mağduriyetimden söz etmek istiyorum.

Balyoz fırtınasının en sert estiği dönemde, 21 Ocak 2010 tarihinde Taraf'ta sekiz sütuna "İki Yüz Bin Kişiye Tutuklama" manşetinin altında "Gözaltına Alınacak Gazeteciler Listesi" başlıklı bir haberin anonsu vardı. Habere göre Balyozcular 2003'te darbe yaptıklarında aralarında Ahmet Altan'ın da bulunduğu 36 gazeteciyi tutuklayacaklardı. Asıl önemlisi 137 gazeteciden de yararlanmayı düşünmüşlerdi. "Harekat Planına Kamuouyu Desteği Sağlanmasında Faydalanılacak Medya Mensupları" başlıklı "belge"de Türk basının hemen tüm ünlü isimleri arasında Haluk Şahin de yer alıyordu.

SIZDIRILMIŞ BELGEYİ GAZETECİ NASIL KULLANIR?

Gazetecilik mesleğinde sızdırılmış belge kullanımı konusunda en ufak bilgi ve deneyimi olan birinin bu belgenin düzmece olduğunu anlaması için en çok yarım saat gerekirdi. Örneğin, yeni ün kazanmış bazı isimler sanki 2003'te de ünlü imiş gibi listeye alınmışlardı. Belli ki, basını sindirme ve korkutma amaçlı bu "belge" o sıralar seri imalat yapan bir merkez tarafından üretilmiş ve artık bildiğimiz kanallardan, yani gazeteci kisveli ulak ajanlarca, Taraf'a yönlendirilmişti.
Ben bu haberi o zaman yazarı olduğum Radikal'in avukatlarına ilettim ve suç duyurusunda bulunulmasını istedim. Böylesine ahlaksız bir yakıştırmayı yanıtsız bırakmayı onursuzluk saydım. Ne var ki, yapılan suç duyurusundan hukuki bir sonuç alamadım. Öyle bir dönemdi.
Onbir yıl sonra basın özgürlüğü üzerine konuşma yapmaya çağırılan Ahmet Altan'dan meslektaşlarının özgürlüğünü kısma amaçlı manipülasyonu açıklamasını ve özür dilemesini beklerdim.

İŞTE GAZETECİNİN SORMASI GEREKEN SORULAR

Uzun yıllardır verdiğim Soruşturmacı Gazetecilik derslerinde, öğrencilerime, sızdırılmış belgeler konusunda şu doğrulatma adımlarının atılmasının zorunlu olduğunu anlatırım:
Bu belge sahici mi? Yoksa düzmece mi?
Bu belge niçin bana geldi? Yoksa birileri beni kendi amaçları için kullanmak mı istiyor?
Bu belgeyi ve içindeki bilgileri ikinci, üçüncü ellerden nasıl doğrulatırım?
Çok vahim sonuçları olabilecek bu belgenin muhataplarının görüşlerini nasıl alırım?
Ahmet Altan konuşmasında şöyle diyor:
"(Bir haberi) basmadığın, gerçekleri sakladığın zaman toplumun sana olan güvenini kötüye kullanıyorsun demektir ki, bu da seni alçak bir sahtekar yapar."
Katılıyorum.
Peki ya doğruluğuna emin olmadığın, doğrulatmak için gazetecilik mesleğinin zorunlu saydığı denetleme yöntemlerini kullanmadığın defolu bir haberi yayınlarsan ne olursun? Sahtekar? Alçak? Kötü gazeteci? Basın özgürlüğü savunucusu?

YORUM Sahi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli neyi savunuyor?
http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

MHP genel Başkanı ırkçı ve faşist bir zihniyetle bu devirde hala kendi yörüngesinde siyaset yapıyor. Devlet Bahçeli bulunduğu bölgeden çıkamıyor, korkak ve çekingen konuşuyor, konuştuklarından bile kendisi bilhassa şüpheler içinde, çünkü elinde yapacak malzeme kalmamış. Kuzey Kürdistan'a giremiyor ve politika alanı sıfırlanmış, nasıl olurda sıfırlanan bölgede benim Türkiye’m, benim sınırlarım diyebiliyor?

Devlet Bahçeli (MHP), Türk metropollerinin her yerine giremiyor, Kürtlerin alanlarına girmekten korkuyor, Kürdistan'a hele hiç giremiyor, Bütün uluslar arası arena kapılarını üstüne kilitlemiş. Allah aşkına bu ne biçim Türk milliyetçisi, nasıl bir politikacı, nasıl bir lider olabilir?

Benim önergem bu yazdıklarımın konular üzerinde MHP kadroları kendi aralarında tartışsınlar. Bu siyasi yolun yolcusu eninde ve sonunda MHP kapanma iflas eşliğinde olacağı pek yakın, söylemesi benden...

Uluslar arası Gazeteci ve Kürt yazarı
Kutbettin Özer

09) Devlet Bahçeli'den Reza Zarrab'a esprili yanıt -07.05.2014
"şarlatan" MHP

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "şarlatan" dediği için kendisine 100'er bin TL'lik üç dava açan İranlı işadamı Reza Zarrab'a esprili bir dille yanıt verdi.

Bahçeli, 4 eski bakan hakkında fezlekelerin görüşüldüğü sırada TBMM’deki sohbetinde, gazetecilere şunları söyledi:

"DEVLETİ SOYMAYA ALIŞMIŞLAR"

"Davaya gerekçe olarak 17 Aralık dava evraklarını istedik. Mahkemenin göndereceğini umuyoruz. Böyle bir şey tahmin etmiyorlardı. Neyle suçlandığımızı dolayısıyla, ‘şarlatan' tanımına giriyor mu girmiyor mu görelim. Gönderirlerse de göndermezlerse de kamuoyu ile bunu paşlaşırız. Dosyayı göndersinler ki şarlatan mı değil mi görelim. Ayrıca davalar 300 bin TL’yi buldu. Bunlar ‘Devlet’i soymaya alışmışlar.”

"'REZA ZARRAB BAŞBAKAN OLSUN"

Bahçeli, Ak Parti’de Erdoğan sonrası kimin Başbakan olacağına ilişkin arayış olduğu yönündeki sorulara da “Benim özel önerim var. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olursa, Başbakan olacak kişi Zarrab’dır. Mali yönden kafası çalışıyor, küresel piyasaları biliyor” yanıtını verdi.

10) PKK Kampında Keşif Uçuşları! -07.05.2014

Diyarbakır 2. Hava Kuvvet Komutanlığı 8. Ana Jet Üssü’nden havalanan Türk savaş uçakları, Kuzey Irak’ta bulunan PKK kampları üzerinde keşif uçuşu yaptı.

PKK’lıların son zamanlarda eylem yapmasının ardından Kuzey Irak’ta bulunan kamplardaki hareketlilik, F-16 savaş uçakları ile gözetlenmeye başlandı. İnsansız Hava Araçları (İHA) tarafından PKK kamplarında kaydedilen görüntülerin ardından Diyarbakır 2. Hava Kuvvet Komutanlığı 8. Ana Jet Üssü’nde hareketli anlar yaşandı. 8. Ana Jet Üssü’nden havalanan çok sayıda F-16 savaş uçağı, Kuzey Irak’ta bulunan PKK kampları üzerinde keşif uçuşu yaptı. PKK kamplarından Haftani, Zap ve Hakurk üzerinde uçuş yapan F-16 savaş uçaklarının sorunsuz bir şekilde üslerine geri döndüğü belirtildi.

Edinilen bilgiye göre, İmralı Adası’nda tutuklu bulunan terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın son açıklamaları ile Kuzey Irak topraklarında bulunan kamplardaki PKK’lıların yurda giriş hazırlığı yaptığı belirtildi. Kamplardan Türkiye’ye giriş yapmaya çalışan grupların İHA’lar ve F-16 savaş uçakları tarafından gözetlenerek, hareketlerinin kaydedildiği bildirildi

.

.

FOTO / KAYNAK: ŞENGÜL ÖZER'DEN

VARTO / GIMGIM DEYİP GEÇMEYİN (GÜZEL GIMGIM'IM)


.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

. YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN

01)-07.05.2014

02) -07.05.2014

Ek.Tarihi Wed May 07, 2014 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Polemik
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Polemik:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution