Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr.İsmail Beşikci:Dağ Kavmi-II-10..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   İBRAHİM GÜÇLÜ- 09.06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP ÜZERİNE!   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:SLOGAN, HAMASET VE KARŞITLIK SİYASETMİDİR?-05..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Reklâmlar

Başbakan:Kürdistan’a selam, dağdakiler inecek, cezaevleri boşalacak… -29.12.2013

Mesut Barzani ve Şıvan Perwer’in de katıldığı Diyarbakır’daki programda konuşan Başbakan Erdoğan ezber bozdu. Diyarbakır'da on binlere hitap eden Erdoğan, Kürdistan gerçeğini kabul etti.

Kürt Sorunu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 yıl sonra Diyarbakır'a gelen Federal Kürdistan Başkanı Mesud Barzani'yi ağırladığı kentte onbinlere hitap etti. Açılım yaparak "Kürdistan" kelimesini kullanan Erdoğan, "Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki değerli kardeşlerimi selamlıyorum" dedi ve "Diyarbakırlı büyük şair Sezai Karakoç diyor ki; 'Diyarbakır sadece Türklerin değildir. Diyarbakır sadece Kürtlerin değildir. Diyarbakır sadece Arapların değildir. Tıpkı Erbil gibi, Diyarbakır hepimizindir.' Biz Erbil’de kendimizi, kendi şehrimizde hissettik. Siz de kendinizi şehrinizde hissedin diyorum" ifadesini kullandı. "Kürt kardeşim, Zaza kardeşim, bu cumhuriyet senin cumhuriyetin" diyen Erdoğan, "Yeni Türkiye'de inkâr, ret, asimilasyon olmayacak" görüşünü dile getirdi.

"Aaah, burada bir kişi daha olacaktı" diyen Erdoğan, konuşmasında, Türkiye'den kaçmak zorunda kaldığı Fransa'da hayata veda eden Ahmet Kaya'yı da andı. Erdoğan, "Hiç endişeniz olmasın" vurgusu yaparak "dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını, 76 milyonun bir, beraber olduğu, yeni Türkiye olduklarını göreceğiz" ifadesini kullandı.

MEKKE’Yİ, MEDİNE’Yİ, KUDÜS’Ü, ŞAM’I, İSTANBUL’U, DİYARBAKIR’I SELAMLIYORUM

Tatlıses ve Perwer'den sonra kürsüye çıkan Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

- Diyarbakır, ey Diyarbakır. Kardeşlik şehri Diyarbakır. Sizi yürekten selamlıyorum. Sizleri hasretle selamlıyorum. Bağlar, Bismil, Çermik sizi kalpten selamlıyorum. Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hazro sizi gönülden selamlıyorum.

- Kayapınar, Lice, Silvan, Sur sizi kalpten selamlıyorum. Bugün buradan, Şanlıurfa’yı Mardin’i Hakkari’yi Muş’u Bingöl’ü, Bitlis’i 81 vilayetimizin tamamını selamlıyorum. Diyarbakır’dan, Diyarbakır’ın kardeşleri olan Mekke’yi Medine’yi Kudüs’ü Şam’ı İstanbul’u selamlıyorum. Diyarbakır’ın kardeşi Erbil’i buradan selamlıyorum.

KÜRDİSTAN BÖLGESİNİ MUHABBETLE SELAMLIYORUM

- Bundan 81 yıl önceydi. 21 Haziran 1932. Hakkari Şemdinli’den sınırdan çok önemli bir misafirlerimiz gelmişti. Toprakları uçaklarla bombalanmıştı. Köyleri yakılmış yıkılmıştı. Eşleri dostları akrabaları katledilmişti. Yerlerinden yurtlarından yuvalarından kopmuş, sürgüne hüküm giymişlerdi. Şemdinli’den kardeşlerinin yurduna, yuvasına, hanesine Türkiye’ye geldiler.

- Buradaki kardeşleri onları muhabbetle kucakladılar. Hoş geldiniz dediler. Burası sizin evinizdir dediler. Tarih boyunca yaptıkları gibi sofradaki ekmeklerini onlarla paylaştılar. Gelenlerden bir tanesi şunu söylüyordu: “Biz Türkiye’de asılmayı bekliyorduk. İdam edilmeyi bekliyorduk. Zira Türkiye üzerinde bizi tutuklamak ve asmak için ağır baskı vardı. Ama biz Türkiye’ye seve seve geldik. Çünkü ölsek de Türkiye’de ölmek istiyorduk.”

- Evet bunu söyleyen, Molla Mustafa Barzani’ydi. Merhum “Allah’a dine İslam dininin önderine inanmış Müslüman milletin de nasıl ki doğruluk dürüstlük varsa bütün bu özellikler Molla Mustafa Barzani’de de vardır. İşte o Barzani 81 yıl önce kardeşlerinin ülkesi Türkiye’ye misafir oldu. Bugün de oğlunu, değerli dostum Mesud Barzani’yi misafir ediyoruz.

Tıpkı babanız gibi, amcalarınız gibi, kardeşlerinin toprağına Türkiye Cumhuriyeti’ne Diyarbakır şehrimize hoş geldiniz. Sizi sizin şahsınızda, Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki değerli kardeşlerimizi muhabbetle selamlıyorum.

Sezai Karakoç diyor ki

Diyarbakırlı büyük şair Sezai Karakoç diyor ki “Diyarbakır sadece Türklerin değildir. Diyarbakır sadece Kürtlerin değildir. Diyarbakır sadece Arapların değildir. Tıpkı Erbil gibi, Diyarbakır hepimizindir” Biz Erbil’de kendimizi, kendi şehrimizde hissettik. Siz de kendinizi şehrinizde hissedin diyorum.

Bugün büyük bir hasretle, vatan hasretine, anne baba kardeş hasretine de burada Diyarbakır’da son veriyoruz. Bugün büyük bir kavuşmaya, kucaklaşmaya hep birlikte şahit oluyoruz.

Diyordu ki “Ben seni özledim inan ki seni özledim. Baharın rengine sor. O ağacın çiçeklerine sor. Barış güvercinlerine sor. Arkadaşlık ve dostluğa sor. Hapishane duvarlarına sor. Onlar sana doğruyu söylerler. Ben seni çok özledim. İnan ki seni özledim”

Tam 37 yıl süren bu anlamsız, bu acı, bu kederli hüzünlü özleme bugün artık son veriyoruz. Türkiye’nin sesini, bu topraklarının sesini, bugün artık vatanıyla aşkıyla buluşturuyoruz. Nihayet hoş geldin Şivan Perwer diyorum. Evine vatanına anne baba ocağına hoş geldin diyorum. Diyorum ki, ah bugün biri daha aramızda olsaydı. Bu toprakların bir başka nefesi daha aramızda olsaydı.

Diyordu ki “Üzülme sen üzülme. Başını öne eğme. Gün olur kavuşuruz. Dert etme Diyarbakır. Ağlama sen ağlama. Kanlı bezler bağlama. Bu yangın söner bir gün. Ağlama Diyarbakır. Ey fırtınalı bayır, ey mazlum Diyarbakır. Dağlarında kızıl ateş. Alnımda kızıl bakır. Çiğdemler solar gibi, anneler yanar gibi. Dizlerine döküldüm. Ağlama Diyarbakır”

Ben yandım siz yanmayın Allah aşkına diyordu. Şimdilik Hoşçakalın çözüm diyordu. Hoşça kal ey sevgilim Türkiye diyordu. Ne var ki vatana hasret, dosta hasret şekilde tam 13 yıl önce bugün bir 16 Kasım’da gurbette hayata veda etti. Ahmet Kaya’yı Diyarbakır’ın Malatya’nın evladını, Türkiye’nin sesini, sevgili dostum Ahmet Kaya’yı rahmetle yad ediyorum.

PAZARA KADAR DEĞİL MEZARA KADAR KARDEŞİZ

- Biz kardeşiz, biz pazara kadar değil mezara kadar, mahşere kadar biriz, beraberiz. Biz aynı coğrafyanın aynı toprakların medeniyetin mensuplarıyız.
- İşte bugün Şivan Perver 37 yıl sonra burada ve sağ olsun bütün sıkıntılara rağmen, hakikaten çok büyük bir sıkıntıyı yaşayan İbrahim Tatlıses kardeşimiz o da burada. Birlikte beraber düeti yaptılar. Ben İbrahim Tatlıses kardeşimizi de bugün çok daha iyi gördüm. Güzel bir final yaptı onu da gördüm. İnşallah kendisinin cd’leriyle yine bir araya olacağız, beraber olacağız. Rabbim ona da sağlığını sıhhatini lütfetsin.
- 100 yıl önce bu topraklarda cetvellerle sınır çizildi. Bizim muhabbetimize sınır çizemezler. Ortak medeniyetimize geleceğimize sınır çizemezler. Bizim gönüllerimizi hiçbir zaman birbirinden ayıramazlar. Onun için rahat olacağız. Geleceğe aynı aşkla aynı inançla yürüyeceğiz. Türkü Kürt’ten, Kürt’ü Türk’ten ayıramazlar. Şam’ın ağıtı bizim ağıtımızdır. Kamışlı’nın derdi bizim derdimizdir. Suriye’nin tamamında zalim Esad’ın akıttığı kan kardeşimizin kanıdır.
- Zalimlerin yanında yer almayacağız, sofrasında oturanlardan olmayacağız. Mazlumların mağdurların gariplerin yol arkadaşı olacağız. İşte bugün olduğu gibi. Kuzeyi güneyi doğuyu batıyı hep birlikte kucaklayacağız.
- Halepçe cayır cayır yanarken Diyarbakır’ın Konya’nın Çanakkale’nin ciğeri yandı. Bağdat, Basra bombalanırken Diyarbakır Uşak Adana kardeşleriyle birlikte gözyaşı döktü.
- Bir annenin çocuğuyla kendi ana diliyle konuşamıyor olmasından daha büyük azap ne olabilir? Şivan Perver kasetlerinin plaklarının nasıl saklandığını nasıl gizli gizli dinlendiğini ben de bilirim. Faili meçhullerin sürgünlerin ne büyük bir acı olduğunu yaşayanlardan çok dinledim, bilirim. Ne yaşadıysak birlikte yaşadık. Rengi, tonu, şekli farklı olabilir. Ama aynı zulmü, aynı ötelenmeyi hep bu toplumda birlikte yaşadık.
- 2005’te burada Diyarbakır’da sizlere bir şey söyledim. Sizin meseleniz bizim meselemizdir dedim. O günden beri sözümüzün arkasındayız. Takipçisiyiz. Bizi tehdit ettiler vazgeçmedik. Bize engeller çıkardılar, aştık. Bize zorluklar çıkardılar, yılmadık. Partimizi kapatmak istediler, tuzaklar kurdular, sabotajlar yaptılar. Biz bir tek geri adım bile atmadık.
- Bizi yalnız bıraktılar, çözüme yanaşmadılar. Ama tek başımıza bu yolda ilerledik. Biz kardeşliğimizi perçinleyeceğiz dedik. Ezelden beri nasıl kardeşsek ebediyen kardeş kalacağız dedik. Baldıran zehri içmek gerekiyorsa içeceğiz dedik. Kürt de Türk de Laz’ı da Arnavut’u da Romanı da Boşnak’ı da benim kardeşim. Yaratılanı yaratandan ötürü seveceğiz dedik.
- Candan serden geçmek gerekiyorsa, geçeceğiz dedik. Bu kadim kardeşliği, bu kadar ortaklığını muhafaza edeceğiz dedik.
- Biz annelerin babaların gözyaşlarını dindirmeye, gençlerin ölümüne son vermeye ahdettik. İnkar, ret, asimilasyon politikalarına biz son verdik.
- Biz 23 Nisan 1920 ruhuyla yeni bir Türkiye inşa ediyoruz. Her etnik unsurla, her mezheple birlikte inşa ediyoruz.
- 1920’de TBMM’de Kürt Türk Arap Laz Çerkez velhasıl, nasıl bir ve beraber olduysalar, cumhuriyet nasıl birlikte kurdularsa, yeni Türkiye’yi de o ruh, o öz ruhuyla yeniden imar ediyoruz.

BU DEVLETİN SAHİBİSİN

- Son haftalarda altını çizerek söylediğim sözü tekrar etmek istiyorum. Diyarbakırlı kardeşim, Kürt Kardeşim, Türk kardeşim, Zaza kardeşim. Bu cumhuriyet senin cumhuriyetindir. Bu cumhuriyet ne kadar İzmirlinin, İstanbullu’nun, Ankaralı’nın cumhuriyetiyse işte o kadar senin cumhuriyetindir. Bu bayrak senin bayrağındır. Sen herkes gibi 76 milyon gibi bu ülkenin öz be öz vatandaşı, bu vatanın bu bayrağın bu devletin sahibisin.
- Artık hiç kimse hiç kimseyi hor göremez. İkinci sınıf vatandaş muamelesi yapamaz. İhmal edilemez. Hiçbir kültür, hiçbir kimlik artık inkar edilemez. Yeni Türkiye’de ayrımcılık olamaz. Öteleme horlama olamaz. İnkar, ret, asimilasyon olamaz, olmayacak.

Halise teyze

- Başı açık da başı örtülü de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Okulsa okul. İşse iş. Her yerde eşit haklara sahip olacaklar. Alevi de Sünni de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Diyarbakırlı da Edirneli de birinci sınıf vatandaşıdır.
- Bu yeni süreçte bir şeye özellikle dikkat edeceğiz. Tıpkı cumhuriyetin ardından olduğu gibi bir tek parti zihniyetinin dayatmaların baskıların zulümlerin inkar ve reddin oluşmasına asla izin vermeyeceğiz.
- Farklılıklara tahammül edemeyenler bu bölgeye refah getiremezler. Yazarlara, şairlere, gazetecilere sanatçılara tahammül edemeyenler bölgeye barış getiremezler. Kendileri gibi düşünmeyenlere kast edenlere bölgeye demokrasi getiremezler.
- Bizim aracılara ihtiyacımız yok. Bizim tercümanlara ihtiyacımız yok. Biz her zaman gönül diliyle konuştuk, konuşacağız. Bundan daha güçlü dil olabilir mi?
- Bakın, burada Diyarbakır’da şimdi aramızda mıdır bilmiyorum. Bir haber aldım. Bana 78 yaşındaki Halise Teyze’yi anlattılar. Kendisini hâlâ görmüş değilim. Ama bugün burada mı bilemiyorum. Şöyle diyor duydum ki Tayyip Erdoğan Diyarbakır’a geliyor diye heyecanlanmış. Duydum ki Allah ömrümün tamamını ona versin diye dua ediyormuş. Halise Teyze bir yıl oldu hiç çocuğumuz ölmedi diye Allah’a hamdediyormuş. Rabbim Halise Teyze’ye uzun ömürler nasip etsin.
- Halise Teyze’nin ettiği duayı, Mardin’de Hakkari’de annelerimiz de ediyor. Emin olun 780 bin kilometrekarelik vatan toprağında tamamı ediyor.

BİR RİCAM VAR
- Diyarbakır’dan bir isteğim bir ricam var. Eğer siz bu sürece sahip çıkarsanız inanın bu süreç büyüyecektir. Eğer siz bu bahara sahip çıkarsanız bu bahar daha da kalıcı olacak.
- Eğer Diyarbakır bu umuda sahip çıkarsa, bu fidanlar çınar olacak. Geleceğe umutla ilerleyecek. Unutmayın, söz silahtan etkilidir. Siyaset şiddetten çok daha etkilidir. Zalimin değil kendi halkının kendi kardeşlerinin mazlumların yanında durmak esastır. Ayrılıktan çatışmadan savaştan yana değil, her zaman barıştan dostluktan kardeşlikten yana olmak önemlidir.
- Onun için Mesud kardeşim başarılı oldu. şiddet hiçbir yolun çözümü değil. Kandan gözyaşından başka hiçbir şey getirmedi. Diyarbakır’ın bu sürece sahip çıkmasını istiyorum.

CEZAEVLERİ BOŞALACAK

- Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını, 76 milyonun bir olduğunu, beraber olduğu birlikte büyük Türkiye yeni Türkiye olduklarını göreceğiz. Hiç endişeniz olmasın.
- Diyarbakır bölgenin kutup yıldızı bir şehridir. Yol gösterici bir şehirdir. Zülküf ve Elyasa peygamberlerin evliyanın şehridir. Mekke Medine Kudüs ve Şam’ın ardından beşinci haremi şerifi sayılan bir şehirdir. Şunu bilin ki Diyarbakır huzurlu olursa Erbil, Kamışlı daha huzurlu olur. Unutmayın sizin sorumluluğunuz büyük. Bu yeni süreçte Diyarbakır’ın hakem olmasını, sürece yol göstermesini istiyorum.
- Bugün sizlere sadece değerli Mesud Barzani kardeşimle gelmedim. Sadece 37 yılın hasretini sona erdiren Şivan Perver ile gelmedim. Değerli sanatçı dostum kardeşim İbrahim Tatlıses ile gelmedik. Bugün buraya büyük bir açılış törenini gerçekleştirmek için geldik.
- Bugün bu törenle Diyarbakır’a toplamda 740 milyon liralık yatırım kazandırıyoruz, eski rakamla 740 trilyonluk. Yarın önce Bismil’e ardından Ergani’ye geçiyoruz. Açacağımız eserlerle birlikte bir seferde Diyarbakır’a 880 trilyon kazandırıyoruz.
- Bu tarihi günün ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Mesud Barzani’ye, Erbil’den geldikleri heyecanımızı paylaştıkları için şahsım adına teşekkür ediyorum. Şivan Perver’e 37 yıl sonra tekrar hoş geldin diyorum. Diyarbakır’a kazandırdığımız eserlerin hayırlı olmasını diliyorum. Rabbim kardeşliğimizi muhabbetimizi daim etsin diyorum. Hepinizi rabbime emanet ediyor, selam ve sevgiler sunuyorum. Birliğimiz beraberliğimiz daim olsun diyorum.

-29.12.2013

.

GESELLSCHAFT FÜR BEDROHTE VÖLKER -04.06.2013

Aufruf an die deutsche Politik und Öffentlichkeit Keine Waffen an die Kriegsparteien in Syrien! - Demokratiebewegung und Minderheiten stärken!

Der blutige Bürgerkrieg in Syrien hat sich zu einem Stellvertreterkrieg entwickelt, in dem die Zivilbevölkerung immer stärker zwischen die Fronten gerät. Während das schiitisch geprägte Regime unter Baschar al Assad Iran und den arabischen Irak, aber auch Russland im Rücken hat, finanzieren Saudi-Arabien und andere sunnitisch dominierte Verbündete die Gegner des Diktators. Die ethnischen und religiösen Minderheiten Syriens haben Anlass zu befürchten, dass es ihnen unter einer neuen Regierung kaum besser gehen wird. Denn nach mehr als 40 Jahren Herrschaft einer einzigen Partei und eines einzigen Clans – der Baath-Partei – ist Syrien nun mit einer neuen Bedrohung konfrontiert: der totalitären islamistischen Ideologie, die Jihadisten und Salafisten aus der ganzen Welt mit Gewalt durchsetzen wollen.

Schon unter Assad, der eine harte Arabisierungspolitik verfolgt, waren Minderheiten oft Unterdrückung, Angriffen und Vertreibungen ausgesetzt. Die Kurden, Turkmenen, Tscherkessen, arabischen Christen, Assyrer-Aramäer, Armenier, Ismailiten, Drusen und Yeziden stellen zusammen fast die Hälfte der rund 21 Millionen Einwohner des multiethnischen und multireligiösen Landes. Im derzeitigen Bürgerkrieg drohen seit Beginn des Jahres 2013 gezielte Hetze und Anschläge islamistischer Gruppen vor allem gegen die mindestens 1,5 Millionen Christen Syriens zu eskalieren. Am 22. April 2013 wurden in der Nähe von Aleppo im Norden des Landes sogar zwei christliche Würdenträger entführt - Ibrahim Hanna, Bischof der syrisch-orthodoxen Kirche von Aleppo, und Bischof Boulos Yazigi von der griechisch-orthodoxen Kirche. Ihr Fahrer wurde erschossen.

Trotz des Kriegsausbruchs im Sommer 2011 bemühen sich die Christen in Syrien ähnlich wie die Repräsentanten der rund zwei Millionen Kurden um einen friedlichen und demokratischen Wandel. Doch trotz ihrer „Neutralität“ gehören die Christen schon jetzt zu den Verlierern des Krieges. Denn während nahezu alle anderen ethnischen und religiösen Gruppen teils massive Unterstützung aus dem Ausland erhalten, stehen die Christen allein. Sie müssen Tod und Zerstörung ohnmächtig mitansehen oder mussten fliehen.

Nach vier Jahrzehnten Unterdrückung durch das Assad-Regime sind jetzt nicht nur die Christen, sondern auch die Religionsgemeinschaften der Yeziden, Ismailiten und Drusen sowie die muslimischen Kurden von islamistischen Kämpfern bedroht. Deshalb fordern die Unterzeichner:

Westliche Länder dürfen an die extremistische syrische Opposition keine Rüstung liefern! Sie müssen vielmehr auf die türkische Regierung einwirken, die logistische Unterstützung für die Islamisten zu unterbinden!

Russland muss seine fortgesetzten Rüstungsexporte an das Assad-Regime sofort einstellen!

Alle Pläne des Westens, in Syrien militärisch zu intervenieren, dürfen nur dann in Betracht gezogen werden, wenn ein vollständiges Konzept für die Lösung der bestehenden innersyrischen Konflikte „auf dem Tisch liegt“. Die Minderheiten und die gesamte Zivilbevölkerung müssen nicht nur vor Assads Luftwaffe, sondern auch vor marodierenden bewaffneten Gruppen jeglicher Couleur vor Ort geschützt werden. Die Bevölkerung in Syrien darf nach einem militärischen Eingreifen nicht ihrem Schicksal überlassen werden wie etwa in Somalia.

Die Unterzeichner dieses Aufrufs unterstützen die Forderung nach Religions- und Meinungsfreiheit in einem neuen Syrien. Sie würden es begrüßen, wenn der Staat föderativ aufgebaut wäre, weil so einer strukturellen Machtkonzentration entgegenwirkt wird. Es darf in keinem Fall wieder vorkommen, dass Repräsentanten einer einzigen Bevölkerungsgruppe, wie momentan Baschar al-Assad und seine alawitischen Verbündeten, die Macht übernehmen und über die multireligiöse und multiethnische Bevölkerung Syriens herrschen.

Unterzeichner:

Gesellschaft für bedrohte Völker (GfbV)
Ali Ertan Toprak, Vorsitzender der Kurdischen Gemeinde Deutschland e.V
Anba Damian, Generalbischof der Koptischen Kirche in Deutschland
Arbeitsgruppe Anerkennung – Gegen Genozid, für Völkerverständigung e.V.
Dr. Claudia Rammelt, Theologische Fakultät der Ruhr-Universität Bochum
Dr. phil. Tessa Hofmann, Philologin und Soziologin (Freie Universität Berlin)
Jürgen Hoppe, Journalist
Komkar, Verband der Vereine aus Kurdistan in Deutschland e.V.
Mehmet Tanriverdi, Präsident der Bundesarbeitsgemeinschaft der Immigrantenverbände in Deutschland - BAGIV e.V
Mor Julius Dr. Hanna Aydin, syrisch-orthodoxer Bischof
Pfr. Christian Kurzke, Kirchenkreis Gera.
Prof. Dr. Dr. h.c. Martin Tamcke, Georg-August-Universität Göttingen
Prof. Dr. Ulrich Pätzold, Journalist Zentralrat der Yeziden in Deutschland --

>>>>>>>>>>>>> Für Menschenrechte. Weltweit. <<<<<<<<<<<<<<<
Gesellschaft für bedrohte Völker / Society for Threatened Peoples P.O. Box 20 24 - D-37010 Göttingen/Germany

Nahostreferat/ Middle East Desk
Dr. Kamal Sido –
Tel: +49 (0) 551 49906-18 - Fax: +49 (0) 551 58028
E-Mail: nahost@gfbv.de - www.gfbv.de
Besuchen Sie uns auf Facebook: www.facebook.com/bedrohteVoelker und https://www.facebook.com/KamalSiddo
GfbV Berlin – der Blog: http://gfbvberlin.wordpress.com/
nahost@gfbv.de

Ek.Tarihi Tue Jun 04, 2013 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Reklâmlar
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Reklâmlar:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution