Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (08) HER BÎJI KURDİSTAN     YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Musul sorunu demokratik ulus ve ortak şehir yaklaşımıyla çözülür   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akinci:Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (12) HER BÎJI KURDİSTAN   Aydın Engin:Bu hukuki değil siyasi bir dava   Diyarbakırlılar:Muhatap alınmasak da barışı istiyoruz   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Teknoloji
KÜRDİSTAN / ŞANLI URFA İLÇESİ AKÇAKALE-05.10.2012

Şanlı Urfa İlçesi Akçakale Kürdistan bölgesinde tarihi yapısı ile en önemli bölgelerden biridir. Coğrafik olarak da tarihi dönemleri savaşla atlatmış ve yenilmiş ve yenmiş tartışılmaz bir tarihe sahiptir. Bombanın atılmadığı güne kadar unutulmuş bir Kürdistan ilçesi idi. Şimdi Akça ilçesi M. Ö 610’ları hatırlatıyor.

http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

Şanlıurfa İli Akçakale İlçesi hakkında bilgiler tarihi özellikleri: Akçakale Şanlıurfa’nın en eski İlçelerindendir. MÖ. IX. yüzyıl ortalarında Asur hâkimiyetine M.Ö. 610’ da Medlerin ve Perslerin eline geçmiştir.

612 yılına kadar Asur’ların egemenliğine girmiş olan bölge 550 yıllarından itibaren sırasıyla Pers’lerin ve Makedonya Krallığı hâkimiyetinde girmiştir. İslam dönemine kadar sırayla Seleukoslar Edessa Krallığı Romalılar Bizanslılar ve Sasaniler arasında el değiştirmiştir. 640 yılında Şam ordusunun 661 yılında ise Emevilerin eline geçti. Emevilerin ortadan kaldırılmasından sonra Abbasi hâkimiyetine geçen Akçakale ve bölgesi 1087de Selçuklular tarafından fethedilmiştir. 1144 yılında Urfa’nın Zengiler tarafından fethedilmesi ile Musul Atabeyliğine bağlanandı. Daha sonra Eyyubilerle Anadolu Selçukluları arasında paylaşılmıştır. 1244 yılında Tatarlar 1260’da ise Moğollar tarafından tahrip edildi. Nihayet 1071 Malazgirt zaferinden sonra Akçakale Türk hâkimiyetine girmiştir. Lozan Antlaşması’ndan sonra Türkiye - Suriye sınırlarının çizilmesine müteakip Altınbaşak (Harran) İlçe merkezi haline getirilmiş 1946 yılında ise İlçe merkezi şimdiki bulunduğu Akçakale’ye taşınmıştır. Ancak 1987 yılında Harran Bucağı Akçakale İlçesinden ayrılarak müstakil İlçe haline getirilmiştir.

Coğrafi Yapısı

Akçakale deniz seviyesinden 385 m. yükseklikte olup yüzölçümü 1248 Km2’dir. Akçakale; Doğuda Ceylanpınar ve Viranşehir Batıda Suruç Kuzeyde Şanlıurfa ve Harran Güneyde Suriye ile çevrilidir. Şanlıurfa’ya uzaklığı 52 km.dir. Yukarı Mezopotamya’nın tabi bir parçası olarak kabul edilen Akçakale toprakları doğuda Tek tek dağları ile batıda Suruç dağlık bölgesi hariç tutulursa kuzeyden güneye doğru açılan düz ve geniş bir ova görümündedir. Doğudan batıya 85 km.yi bulan uzaklığı kuzeyden güneye 28 km.ye ulaşan genişliği ile kendi sınırlarıyla bir dik kenar üçgeni andırır. Yazları kurak ve sıcak kışları nispeten ılık geçer.

Ulaşım

Ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Mevcut karayolu trafik akışını sıkıntıya sokmakta ve bu karayolu ihtiyaca cevap vermediğinden dolayı bu sıkıntının giderilmesi için Akçakale-Şanlıurfa yolunun duble yol haline getirilmesi çalışmaları devam etmektedir. Stabilize köy yolu ile İlçenin her yöresine her mevsimde ulaşmak mümkündür.

Ekonomik Durumu

İlçe ekonomisi genel olarak eskiden beri tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçe genelinde 1.028.288 dekar tarıma elverişli arazi bulunmaktadır. Başlıca meyve ağaçları Fıstık Nar ve diğer muhtelif ağaçlar mevcut olup bunların çoğu meyve vermektedir. İlçe tarımında GAP’ın kısmen devreye girmesi ile birlikte bir hareketlilik dinamizm görülmektedir.

Özel kuyular DSİ ve Sulama birliklerinin kuyularından 580.000 dekar arazi sulanmaktadır. GAP’ın öngördüğü rakamlar bunun dışındadır. Geniş ve düz bir ova görünümü arz eden İlçe topraklarının tarıma elverişli olduğu eskiden beri bilinen bir gerçektir. Tarıma elverişli alanda buğday arpa mısır pamuk vb. ekim yapılmaktadır. Bunlara ilaveten sulu tarım yapılan alanlarda da İlçenin ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede sebzecilik yapılmaktadır. Meyvecilik ve bağcılık İlçede hızla ilerlemektedir. Ayrıca hayvancılık da başlıca geçim kaynağıdır.

Önemli Yerler

Cudi Şehri Ve Cudi Dağı

Urfa'dan Akçakale’ye giden yolun 32. kilometresin*den itibaren 5 kilometre batıya doğru giderek Cudi deresine ulaşabilirsiniz. Cudi deresinin başlangıcından güneye doğru vadiyi izleyerek giderseniz Cudi dağı*na ve Cudi Şehri kalıntılarına ulaşabilirsiniz. 500x500 m2'lik arazide tarihi şehrin kalıntıları birçok taş oca*ğı kaya mezarlar hamam ve kule kalıntıları görülebi*lir. Cudi deresi boyunca büyük taş ocakları da bulun*maktadır. Taş ocaklarından çıkan taşlar Harran'ı da kapsayan komşu yapılarda kullanılmıştır
Kaynak / http://www.maxihayat.net

.

TARİHİ AKÇAKALE / ŞANLI URFA -05.10.2012

Tarih Asur'lulardan beri adı bilinen Urha kenti, Büyük İskender'in haleflerinden Selevkos (Seleucus) zamanında Edessa adıyla yeniden kurulmuştur.

Eski Orta Doğu uygarlıklarının kültürel mirasını Yunan-Roma dünyasına aktarmada önemli bir rol oynamıştır. MÖ 130'dan MS 242'ye dek Urfa, Osrhoene Krallığının başkenti olarak Kuzey Suriye'ye egemen olmuştur. Osrhoene kralı Abgar rivayete göre İsa'yla mektuplaşmış ve Hıristiyanlığı kabul etmiştir.

MS. 3. yüzyılda kentte kurulan Urfa Akademisi, Yeni-Eflatuncu felsefe alanında Antik dünyanın en önemli eğitim kurumlarından biri olmuş, daha sonra İslamiyet bünyesinde gelişecek olan medrese kurumunun ilk modelini oluşturmuştur. Bölgede bu devirde konuşulan dil, bir Sami dili olan Aramice'dir. Aramice'nin Urfa lehçesi, Urfa Akademisi sayesinde geniş bir yaygınlığa kavuşarak Süryanice adını almıştır.

Kent 400 yıla yakın Roma/Bizans yönetiminde kaldıktan sonra 639'da İyad bin Ganem komutasındaki Arap orduları tarafından fethedilmiştir. Ancak 400 yıl süren bu ilk İslam egemenliği döneminde Urfa Hıristiyan karakterini korumuş ve Süryani kültürünün en önemli merkezlerinden biri olmaya devam etmiştir. Emevi halifeleri bölgedeki iktidar merkezlerini, Urfa yerine komşu Harran'da kurmayı tercih etmişlerdir. 1087'de Urfa'nın Türklerce fethinden kısa bir süre sonra kent bu kez Haçlılar'a teslim olmuş ve 1098-1146 arasında Fransız kökenli Edessa Kontları tarafından yönetilmiştir. Bugün kentte bulunan anıtların bir bölümü bu dönemden gelir. 1146'da Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, peşinden Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubi Urfa'yı ele geçirmiştir. 1517'de Osmanlı idaresi kurulmuştur. Birinci Dünya Savaşından sonra Urfa 30 Ekim 1919-11 Nisan 1920 tarihleri arasında Fransız işgali'nde kalmıştır.

20. yüzyıl başında kent nüfusunun %36'sını oluşturan Süryani ve Ermeniler, bu dönemde kentten ayrılmıştır. Eski şehir içinde ayrı bir mahalleye sahip olan Yahudiler de 1950'li yıllarda İsrail'e göçerek Urfa'yı terketmiştir. İl nüfusu Türkler, Araplar ve Kürtlerden oluşmaktadır. Urfa şehri güneydeki Arapça ve kuzeydeki Kürtçe dil alanları arasındaki sınırın üzerinde bulunur, buna rağmen kent nüfusunun ufak bir kesimi gündelik hayatta Arapça ve Kürtçe konuşur. Araplar ve Kürtler kendi diilerini çoğunlukla aile içerisinde konuşmakla birlikte gündelik hayatta ortak ve resmi dil olan Türkçe konuşmaktadırlar. Bu tezat, kentin yerlilerinin çoğunluğunun Türk olması ve bu yüzden günlük hayatta iletişime Türkçenin hakim olmasından kaynaklanmaktadır. Türkler ise anadilini konuşur ki Urfa şivesiyle konuşulan Türkçenin, 'Çağatay Türkçesi'ne mensup olduğu, Kerkük Türkçesiyle benzeştiği akademik çevrelerce zikredilmektedir. Sözgelimi, bögin köynüme bi ataş düşti, benzim soldı baharım tufan oldı, ne edim neçe zaman geçti, men razı degilem halımdan ...

Neden "Şanlı" Adı Verildi? Birinci Dünya Savaşının bitiminden sonra bir süre bir İngiliz garnizonu barındıran Urfa, 30-31 Ekim 1919 tarihinde Fransızlar tarafından işgal edilir. İşgal kuvveti 100 kadar Fransız, ve daha çok sayıda Müslüman sömürge askerinden oluşmuştur. Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti örgütlenir ve ayaklanma hazırlığına girişir. 29 Aralık'ta Urfa'ya atanan Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ali Saip Bey Siverek'e giderek buradaki aşiretlerin desteğini sağlar. Aşiret kuvvetlerinden oluşan bir birliğin başında 7 Şubat 1920'de Urfa yakınlarındaki Karaköprü köyüne gelir. Fransızlara şehri 24 saat içinde boşaltmaları için gönderilen ültimatom kabul edilmeyince Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti milisleri ile birlikte şehri işgal eder ve Fransızları yerleştikleri binalarda kuşatır. Suruç ve Akçakale'nin aşiretlerinin de katılmasıyla düşman kuvvetlerinin çok üzerinde bir kuvvet oluşmasına rağmen, savaşanların düzenli birlik disiplininden uzak olmaları nedeniyle kuşatma uzar ve çok kayıp verilir. Kuşatmanın uzaması her iki tarafı da yıpratır ve karamsarlığa düşmelerine yol açar.

Urfalılar sık sık resmi kuruluşlardan düzenli askeri birlik gönderilmesini ister, ancak düzenli birlik göndermenin Fransa'ya savaş ilanı anlamına geleceğini düşünen [Ankara] hükümet[i] buna yanaşmaz. Erzaklarını tüketen ve artık katırlarını kesip yemeye başlamış olan Fransızlar bekledikleri yardım da gelmeyince Urfa'dan şerefle ayrılmanın yollarını aramaya başlarlar. Arabuluculuk için şehirdeki Ermenilerden yardım isterlerse de Ermeniler bu konuda aracı olmayı reddederler. Bunun üzerine Fransızlar Amerikan yetimevi yöneticisi Miss Holmes'le bağlantı kurarlar. Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti ile yapılan görüşmelerden sonra birtakım şartlara bağlı olarak şehri terketmeyi kabul ederler. Buna göre şehirdeki Ermenilerin can güvenliği sağlanacak, Urfa'da ölen Fransızların mezarlarına saygı gösterilecek, ağırlıkların taşınması için yük arabaları ve deve verilecek, esirler iade edilecek ve Urfa eşrafından 10 kişi gidecekleri yere kadar Fransızlara eşlik edecektir.

11 Nisan günü Fransızlar eşraftan on kişi yerine bir teğmen komutasındaki on jandarma eri eşliğinde Suruç yolundan Carablus'a doğru hareket eder. Ancak Fransızların şehri terketmesi Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti içinde tartışmalara yol açar. Ali Saip Bey önderliğinde bir kesim, Fransızların şartlarının kabulünü içlerine sindirememiştir. Fransızların geçeceği yol üzerinde Şebeke Boğazında pusu kuran milis ve aşiret kuvvetleri geceleyin Fransızlara saldırır. Üç saat süren çatışma sonunda Fransızlar 296 ölü ve 67 yaralı verir. 140 kadar Fransız da esir edilerek Urfa'ya getirilir. Urfalıların, işgali kabul etmemesi ve Fransızlara karşı muzaffer olması nedeniyle yıllar sonra TBMM kararıyla Urfa'ya "Şanlı" unvanı verilmiştir.

Rızvaniye Camii Kale yamacının dibindeki düzlükte kaynayan bol ve bereketli su, tarih boyunca kutsal sayılmıştır. Çevresindeki dini yapılar kompleksiyle, bugün de, huşu duygusu uyandırır. Parkın odak noktası 30 x 150 metre ebadındaki Hazreti İbrahim Havuzu, veya Balıklıgöl'dür. Bunun yakınında asırlık ağaçlarla gölgeli Ayn Zeliha Havuzu yer alır. Her iki havuzda yaşayan onbinlerce sazan balığı yerel halk tarafından kutsal sayılır. Ziyaretçiler balıkları besler. Dokunanın, yiyenin, yemeye teşebbüs edenin çarpılacağına inanılır. Rivayete göre Urfa hükümdarı Nemrut, İbrahim'i bu yerde ateşe atmış, Ancak Allah'ın mucizesiyle ateş suya, yanan odunlar da balığa dönüşmüştür. Nemrut'un kızı Zeliha da kendi adını taşıyan havuzda aynı durumla karşılaşmıştır.

Göl kenarını süsleyen Rızvaniye Camii ve eklentileri 1736 tarihli olup Osmanlı valisi Rıdvan Paşa'nın eseridir. Gölün güneydoğu ucundaki Halil İbrahim Camii'ni 1211'de Eyyubilerden Melik Eşref Muzafferüddin yaptırmıştır. Bitişiğindeki dergâh ziyaret edilir. Aynı yerde daha önce Süryani mezhebine ait Meryem kilisesinin bulunduğu ve Urfa'nın en kutsal hazinesi olan mandylion, yani İsa'nın yüzünü sildiği mendil üzerinde mucizevi bir şekilde oluşan tasvirinin, yüzyıllarca burada saklandığı bilinmektedir.

Kare kesitli minare 12. yüzyılda Haçlılar tarafından çan kulesi olarak inşa edilmiştir. Ulucami minaresi Kente dik bir tepeden hakim olan kalenin en belirgin unsuru, Korint başlıklı iki dev sütundur. Halk inancına göre Nemrut'un kurduğu mancınığın ayakları olan sütunlar, üzerlerindeki Süryanice yazıta göre, Urfa kralı "Büyük" Abgar'ın (172-212) karısı olan Şalmat ya da Selime onuruna dikilmiştir.

Kale İskender'in generali Selevkos tarafından MÖ 3. yüzyılda inşa edilmiştir. Kent merkezi Ortadoğu tarzında son derece canlı bir Çarşı etrafında gelişmiştir. Geleneksel mimari doku kısmen yozlaşmış olmakla birlikte, sokak aralarında birçok yerde çarpıcı güzelliğe sahip eski yapılara rastlanır. En güzel eski evlerden biri Şurkav (Şanlı Urfa Kültür ve Araştırma Vakfı) tarafından restore edilen Şurkav Kültür Evi'dir. 1. dünya şavaşında düşman tarafından kurşunlanan 1175 tarihinde Musul hükümdarı Nureddin Zengi tarafından kiliseden çevirilmiştir. Daha önce çan kulesi olan minaresi sekizgendir.

http://www.bing.com

http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

Ek.Tarihi Fri Oct 05, 2012 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Teknoloji
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Teknoloji:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution