Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (14) HER BÎJI KURDİSTAN   Dr.İsmail Beşikci:Dağ Kavmi-II-10..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (13) HER BÎJI KURDİSTAN   İBRAHİM GÜÇLÜ- 09.06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   HDP ÜZERİNE!   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   Mim Yavuz Binbay:SLOGAN, HAMASET VE KARŞITLIK SİYASETMİDİR?-05..06.2018   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (10) HER BÎJI KURDİSTAN   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

 
Röportaj
İsmail Güner 01) RÖPORTAJ: "Dağın Öteki Yüzü/NURHAK" Romanı'nın Yazarı İsmail Güner'le Bir Söyleşi!-05.05.2012

"Osmanlı hanedanlığının çöküşüne kadar Nurhaq dağların eteklerinde devlet sistemine yabancı, kendi kendini yöneten komün türü bir yaşam sürüyordu Kürt Kızılbaş köyleri. Herhangi birisi bir haksızlık yaptığında, halk meclisleri gerekeni yapardı."

Merhaba Gazetesi: -Sizi okurlara tanıtabilir miyim?

Fakat kesin hangi ay ve günde doğduğum tam bilinmiyor...
Çeşitli işgücü alanlarında çalışarak emek süreci ile tanıştım...
Kısa bir mahpusluktan sonra zorunlu olarak Alplerin ülkesi İsviçre’ye geldim...
17 yıldır özlemleriyle, doğduğum topraklardan uzak ama oralara hasret dolu duygularla mülteci olarak sürgünde yaşamaktayım... Çeşitli yayın organlarında makale, şiir, öykü yazmanın yanı sıra serbest gazeteci olarak röportaj yazarlığı yapmaktayım...
“Bir Mültecinin Anıları” adlı gerçek yaşam öyküsü olan eserim yayınlandı. Bu Nisan da ise, yeni çıkan “Dağın Öteki Yüzü-NURHAK” adlı roman kitabım Ozan Yayıncılık tarafından yayınlandı ve şu sıralar okuyucu ile buluşuyor!
- Okurdan aldığınız tepkiler ne yönde>
Şuana kadar olumlu tepkiler aldım, almaktayım...

Ancak günümüz teknolojinin sunduğu imkânlara rağmen okuyucu kritiklerini dahi belirtemediği gibi, yılgınlık içindedir adeta!

Özellikle, bu konuda sadece okuyucuya serzenişte bulunmakta hakkâniyet olmaz! Korsan yayınevlerinin basımı ve bir kısım yazarın zorunlu olarak redaksiyonsuz matbaalarda kitap basıp piyasaya sürmeleri, okuyucunun okuma şevkini kırıyor ve olumlu veya olumsuz tepkilerini yazmaktan alıkoymaktadırlar... Fakat etrafınıza baktığımızda, kitap okuyanlar ve okumayanlar arasındaki tavır, davranış ve dilindeki akıcılığa kadar, tüm yaşama yansıyan farklılıklarını pek net izleriz.

- Sayın Güner, neden NURHAK?

Evet, güzel bir soru...

Köklerinden koparak bu uzak diyarlara savrulduğum Nurhaq dağların, mis gibi temiz, doğal bir havası vardır. Pırıl pırıl güneşini, bembeyaz karını görebilirsiniz doruklarında... Ormanlarında geyikler, Ovası’ndan yılkı atları, oradan oraya cirit koşar. İnsanın bir türlü doyamadığı havası temiz bu dağlarda, yaşam ile doğa birbiriyle barışıktır. Ağustos böceklerinin sesi, bağlamanın sesi kadar kulağa hoş gelir. Yemyeşil otların arasına serpiştirilmiş gibi çıkan gelincik çiçekleri, konuştuğu zaman utancından kızaran çocuklar gibidir. Tabiat konuşuyor, doğa şarkı söylüyor çağlayan sularıyla beraber. Nurhaq dağlarını gören hep burada yaşamak ister! Gökyüzünün maviliği, soğuk su pınarlarıyla, cennette yaşadığınız hissini uyandırır. Şuan 17 yıldır karlı Alp dağların eteklerinde havasının en temiz olduğu Grabünden Kanton’unda kalmaktayım. Her yönüyle doğduğum Nurhaqlardaki gibi olmasa da havası çok temizdir. Uzun bir süredir stresli mülteci yaşamına katlanmam da belki bundan ötürü olsa gerek...

Diğer bir nedeni ise, yüz yılların efsanesi Nurhaq Dağı, geceleri parlar. Gece parlayan bu dağın parlaklığının nedenini, kimisi ay ışığında parlayan fosfor madenine bağlarken, kimisi de Nur var diye tasvir etmiş! Asırlardır Nurhaq dağları’nın eteklerinde yerleşik olan Kızılbaş Kürt kesimi Nur û Hêq diye betimler. Bir toplum, bir felsefe düşünün ki, onca baskıya, onca katliama, kıyıma ve yıllardır asimilasyona rağmen yok olmadan engebeli ve çetin dağların kovuklarına sığınarak yaşamlarını sürdürüp dik durabilmişler. Bu bölgede yerleşik olan Kızılbaş kesimi, Nurhaq dağları ile özdeşleşmiş bir biçimdedir adeta! Nurhaq dağları, Şah Kalender, Kasımoğlu Mamad Ali, Denizler, Sinanlar, Kaypakkayalar, vede Kürd gerillaların meskeni olmuştur...

- Kitabınızı okurken yavrularını karakargalara kaptırmış bağrı yaralı Güvercin misali bir feryat söz konusudur. Bu yüz yılların feryadı olmalı/olmalıdır diye düşünüyorum, yoksam yanılıyor muyum?

Baskının, zulmün ve açlığın olduğu yerde her zaman isyan ruhu da olur. Asırlardan beri hor görülen, görmezden gelinen, tüm emeği, hayatı ellerinden çalınan bu insanlar, isyan ateşini hep ruhlarında taşıdılar. İnsan biraz da isyan demektir. Osmanlı hanedanlığının çöküşüne kadar Nurhaq dağların eteklerinde devlet sistemine yabancı, kendi kendini yöneten komün türü bir yaşam sürüyordu Kürt Kızılbaş köyleri. Herhangi birisi bir haksızlık yaptığında, halk meclisleri gerekeni yapardı.

Bu yaşam biçimini parçalamak için, devlet birçok yönteme başvurdu. Bu özerk yaşam biçiminin yönetim kadrolarının saygın kişiliklerden oluştuğunu tespit eden Osmanlı, bu saygın ailelerin bir kısmını kendi yanlarına çektiler. Bir kısmını da arazi anlaşmazlığı gibi çeşitli nedenlerden ötürü birbirine düşürdüler. Parçalanan ailenin çocuklarını yatılı köy mekteplerine toplayarak asimile ediyorlardı.

Yani ezen Türk-İslam’ın, ezilen Kürt-İslam’ın dini aynı idi, ama Kürtlerin gerideki tek silahı olan dilleri yasaklıydı. Fakat Kızılbaş-Kürt ise, varlığını koruduğu bu iki silahtan ötürü baskı görüyor ve hâlen de eziliyor...
- Birinci kitabınızı da okuyan biri olarak mekân, zaman, karakter, seçimleriniz çok sahicidirler. Yani kurgudan ziyade yaşanmışlıkları, mağdurları, mazlumları, çilekeşleri anlatıyorsunuz, neden?

Bendeki öğrenme aşkı, bilgi birikimime neden oldu.
Evet, birinci eserim gerçek yaşanmış bir yaşam öyküsü...
Bir dönem Ankara Güvercinlik Askerî Basımevi’nde askerlik yaparken, matbaa da özel yaptığım yaldızlı bir günlük defterine hatıralarımı yazmaya başladım. Daha doğrusu evvelden beri bende yaşanmışlık üzerine yazma eğilimi vardı hep! Belki de çocukluğumda anavatanımı arıyorum...

“Dağın Öteki Yüzü-NURHAK” adlı eser her ne kadar roman olarak yazıldıysa da, gerçek yaşanmışlık tarihi süreç kesitlerinden oluşmaktadır. Elbette her kitabın şu veya bu şekilde baskı hataları ve eksikleri vardır. Örneğin geçenlerde bir yazar arkadaş, kitaba ilişkin kritiklerini belirtirken, şuan hayatta olmayan birinin romana dâhil edilmediğinden dolayı bir eksiklik olduğunu yazmıştı.

Bir birey veya mekân hakkında tam emin bir bilgiye sahip olmadığım şeyleri yazmak prensibim değildir. Bütün bunların dışında roman yazmak biraz da insanın kendi kendisiyle hesaplaşmasıdır, ruhunun derinliklerine bir dalgıç gibi dalıp avlanmasıdır. Bir inziva hali, manevi bir arınma, farklı düşünce ve mekânlara yorucu ama keyifli bir yolculuk yapmaktır.

Yörenin özgülünde, bir bütün olarak insanlığa bu eseri kazandırdığımı düşünüyorum...
- Ayrıca çok yönlü tarihi okuduğunuz besbelli, peki şiirle aranız nasıl?

Aslında her insanın şairane bir yönü vardır.

Çünkü şiir bir toplumun yaşam biçimini yansıtır. Yaşanmışlıkların, duyguların uyumlu bir tarzda anlatımıdır. Çok önceden beri zaman zaman bana gelen ilham ve duygu yoğunlaşmasından ötürü bazen bir parça kâğıda bazı dizeler karalardım. Hatta düzenli yazmaya başladığım sıralar, bir kısım şiir de yazdım...

Fakat şiir yazmak çok zor bir sanattır. Saatlerce, hatta günlerce yüreğindeki boşluğa kovayı salıp kendi kuyunda kelime avcılığına çıkıyorsunuz... Buna rağmen edebiyat türü eserler genellikle şiirsel bir dille yazılır. Daha doğrusu şairane yönüm pek öne çıkmadı...

- Kitabın tanıtımında ve dağıtımında sıkıntı yaşanıyor mu?

Öncelikle şunu belirteyim; var olan kurum, kuruluş ve ideolojik hareketler, yayın organlarının sansüründen dolayı yakınan ve kitap yasağından en çok söz eder, ama esas kendileri en çok bunu uyguluyorlar. Tabii sizin gibi dostlar, “Merhaba Gazetesi, Arkadaş Gazetesi ve bunlara dâhil olacak yeni çıkacak muhalif yayın organları tanıtım konusunda sağ olsunlar yer verebiliyorlar... Geçenlerde DİDİF’in organize ettiği ‘Emek Şenliği’ gibi etkinliklerde stant açma imkânı oluştu, oluşuyor. İsviçre’de kitabımı temin etmek isteyenler, kültürel etkinliklerde ve Basel’deki Özgür Kitabevi’nde “Dağın Öteki Yüzü-Nurhak” adlı roman bulabilirler.

Diğer önemli bir husus ise, yayın dünyası, kendi başına sektörler arasında en yaygın ve etkili olandır deniliyor ama popüler yazar üzerinde isim yapmış birçok yayın evi de holdingleşme pozisyonu sergiliyor. Buda yeni yazarlar için çok sıkıntı doğuruyor...

Hâlbuki nitelikli bir yayın editörü; araştırma derinliği, söz sanatı konularında popüler olanı değil, en iyisini bulup okuyucuya sunmayı esas almalı...

Birçok yayınevi de tamamen siyasi bir kaygı ile yayıncılık yapıyor. Ancak, bugüne kadar Ozan Yayıncılık ile aramızda süren prosedür çok iyi gitti. Bende çok iyi bir güven izlenimi bıraktılar!

Bir eserin tanıtımını ve dağıtımını en iyi bir şekilde yapabilmek, uzun vadeli amaçları olan yayınevleri tarafından gerçekleşir diye düşünüyorum...

- Bize Munzur’un, Kandil’in kardeş dağı Nurhak’ı tanıttığın için teşekkür ederim.

Bana bu fırsatı sunduğunuz için ben size çok teşekkür eder, okuyucu dostlara sevgi ve saygılarımı sunuyorum...

Söyleşi: Metin Agbuga

İsmail Güner
ismailguner67@gmail.com
www.nurhakdagi.net r

Ek.Tarihi Sat May 05, 2012 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Röportaj
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Röportaj:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder





Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution