Anasayfa > Günün Haberleri > Sitene ekle > Arşiv > İletişim > Künye > Reklâm
__________________________________________________________________________________________
Güncel -
Spor - Siyaset - Ekonomi - Medya - Polemik - Dünya - Teknoloji - Sağlık –Kültür Sanat- Eğitim – Röportaj – Reklâmlar

   Üyemiz Değilseniz! Tıklayın   Gesellschaft für bedrohte Völker/PRESSEMITTEILUNG Göttingen   Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük seferi' ne idi ne değildi?   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTAN   Hüseyin Akıncı:Yetersizlik, İhanetin Kapısını Açan Anahtardır   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURDİSTAN   Bagdad-Angriff auf Kurden in Kirkuk   Bülent Tekin:YAZAR BÜLENT TEKIN ILE SÖYLEŞI   Son dakika! Barzani'den Kerkük açıklaması   Dr. Cherly Benard:Kürdistan, Amerikan bağımsızlık tecrübelerinden neler öğrenebi   Dr.İsmet Turanlı:Tarihten korkmayanlar, utanmayanlar
Onur Yazarımız

Konuk Yazarlar

Ana Menü
 
Ana SayfaAna Sayfa
    Ana Sayfa

    Konu Başlıkları
    Haber Gönder
    Haberler
Diğer Başlıklar
    Evo UserBlock
    Yazarlar
    Site Haritası
    Haber Arşivi
    Yönetici Notu
    Reviews
    Tavsiye Et
    NukeSentinel
    İletişim Formu
    Sorularınız
Üyeler
    Üye Bilgileri
    Üye Hesabınız
    Üye Listesi
    Üye Grupları
    Özel Mesaj
Birlikte
    Forumlar
    Destekleyenler
    Anket
    Arama
Sayfa İstatistikleri
    Top 10
    İstatistikler
Linkler
    Yararlı Programlar
    Web Siteleri

Arama
 



Bağış - Reklam
Sitemizin yaşaması ve daha iyi bir içerikle yayın hayatına devam etmesi için reklam ve bağışlarınıza ihtiyacımız var. Lütfen Buraya Tıklayarak bizimle ilişkiye geçin... Şimdiden teşekkür ederiz....

Top 10 Links
 

Günün Haberi
 
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

Son Eklenenler

 
Gesellschaft für bedrohte Völker/PRESSEMITTEILUNG Göttingen


PRESSEMITTEILUNG Göttingen, den 20. Oktober 2017-18.10.2017
Irak: Religiöse Minderheiten geraten zwischen die Fronten - Christen und Yeziden droht neue Islamisierungsgefahr durch schiitische Milizen

Gesellschaft für bedrohte...
Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Ke...
YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) ...
Hüseyin Akıncı:Yetersizli...
YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09)...
Bagdad-Angriff auf Kurden...
Bülent Tekin:YAZAR BÜLENT...
Son dakika! Barzani'den K...
Dr. Cherly Benard:Kürdist...
Dr.İsmet Turanlı:Tarihten...
[ Devamı Haberler Bölümünde ]

.

 
    GÜNCEL
    Dr.İsmail Beşikci:Tüm Kürdler 'Bayrağımız ..


Dr.İsmail Beşikci:Tüm Kürdler 'Bayrağımız ..


   Dr.İsmail Beşikci:28 Devlet Bağımsız K..

   Dr.İsmail Beşikci:Hasta Adam..

   DARBE HAKKINDA YAZARLARIN FARKLI GÖRÜŞ..

   DAXUYANIYA NAVENDA PENA KURD LI SER BÛ..

   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURD..

 
    MAKALE
    Rojnews, haber Editörüne..


Rojnews, haber Editörüne.-08.04.2017
Siz sürekli Gü..


   GÜNEY KÜRDİSTAN’IN KAZANIMLARINI KORUY..

   Kutbettin özer:OHAL’DE Referandum!<..

   Kutbettin Özer:GÜNEY KÜRDİSTAN’IN KAZA..

   Kutbettin Özer:SEKİZ MART KADINLAR GÜN..

   Kutbettin Özer:Geri Zekâlı, Emin Çö..

    KURDİ
    Sêvê Evîn Çîçek’in Eserleri;Yazar ve Araşt..

Sêvê Evîn Çîçek’in Eserleri / Yazar ve Araştırmacı,-25.01.2013 ..


   Kitêba çîrokan ya Fatma Savci..

   Zinar Soran/ PDKT û Çend Bûyerên Balkê..

   PSK-Berpirsê Bûyerên Amedê Hikumet Bi ..

   Romana nû ya Zeynel Abidîn,« SAR »derk..

   Mamoste Marûf :MİT 'A DEWLETA TIR..

 
    DÜNYA GÜNDEMİ
    Son dakika! Barzani'den Kerkük açıklaması..


Son dakika! Barzani'den Kerkük açıklaması-19.10.2017 ..


   Kürt profesörden Barzani’ye Tarihi Mek..

   Kutbettin Özer:Dr. Said Çürükkaya unut..

   Dr.Sosyolog Ismail Beşikçi:28 Devlet B..

   Halil Sipan:''Müttefiklerimiz bir anda..

   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KURD..

    EKONOMİ
    YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURDİSTA..


01)Kürdistan’da traktör fabrikası kuruluyor-31..


   Kürdistan Bölgesi 75 bin varil petrol ..

   Ümit Boyner: Erkler kavgasını dehşetle..

   Wal Street eylemcileri Davosu bast..

   Fitchten Avrupaya not darbesi!..

   9 ülkeye not darbesi!..

 
    EGİTİM
    Hesen Huseyîn Denîz: Swîsre / Hîndekariya ..


Hesen Huseyîn Denîz: Swîsre / Hîndekariya kurdî dest pê kir-05.09.2016
<..


   Hesen Huseyîn Denîz:Li Swîsre bawernam..

   Xwendekarên zurichê şehadetname sitend..

   Weqfa Ismail Beşikçi (WIB) yek sali..

   Heval GOYİ:Zimanê min..

   BANGA ZIMANÊ KURDÎ..

    KÜLTÜR - SANAT
    Dr. Zerdesht Haco (Dr. Zaradachet Hajo):Bi..


Dr. Zerdesht Haco (Dr. Zaradachet Hajo):Bipêşveçûna dîrokî ya zimanê kurdî û hin taybetm..


   CEJNA WÊ, ÊYDÎ A REMAZAN Ê BÎ DÎL Û CA..

   Pirtûka nû ya Zeynel Abidîn ya bi navê..

   Zeynel Abidîn:XWENAS-5 derket..

   Festival-Karlsruhe'de / NÛÇA NÛ-YENİ H..

   Tekrar Varto’ya Gelmek İstermisiniz?..

 
    MEDYADAN
    Gesellschaft für bedrohte Völker/PRESSEMIT..


PRESSEMITTEILUNG Göttin..


   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (11) HER BÎJI KURD..

   YENİ HABER, NÛÇA NÛ (09) HER BÎJI KUR..

   Bagdad-Angriff auf Kurden in Kirkuk..

   Bülent Tekin:YAZAR BÜLENT TEKIN ILE SÖ..

   PRESSEMITTEILUNG Göttingen, den 17. Ok..

    RÖPORTAJ
    Xanım Mılan:Prag’da bir Diarıbekirli, ısma..


Xanım Mılan:Prag’da bir Diarıbekirli, ısmarlama..


   Ömer Özmen:İBRETLİK BİR RÖPORTAJ..

   Ömer Özmen:BİR RÖPORTAJ BİR MESAJ.Deng..

   Özmen:KURDİSTAN AKTUEL İLE RÖPORTAJ ..

   Seyîdxan Kurij:Prof. Golmorad Moradî, ..

   Arif Altunkaynak’ın Av. Medeni Ayhan i..

 
    SİYASET
    Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük seferi' ne i..


Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük sef..


   Hüseyin Akıncı:Yetersizlik, İhanetin K..

   Dr. Cherly Benard:Kürdistan, Amerikan ..

   Dr.İsmet Turanlı:Tarihten korkmayanlar..

   Serbılınd:KÜRDISTANIN KALBI KERKUK ŞEH..

   Îbrahîm Güçlü:LI HEMBERÎ KURDISTANÊ Û ..

    SPOR
    'Kürdistan Bağımsız olursa, FİFA'ya üye..

'Kürdistan Bağımsız olursa, FİFA'ya üye ..

   Real Madrid Kürdistan bölgesinde okul ..

   Dalkurd takimi Isveç 1.Ligine çık..

   Bolt'tan bir rekor daha..

   Muhammed Ali hayır gecesi düzenle..

   Kürdistan Futbol Ligi kuruldu..

 
    TEKONOLOJİ
    İbrahim Güçlü: Haşim Kılıç: DKP / HAK-PAR,..

İbrahim Güçlü: Haşim Kılıç: DKP / HAK-PAR, Yeni Anayasa, Kürtler ..

   Araştırmacı-Yazar:Şakir Epözdemir:YAVU..

   Google geçmişinizi silmeyi öğrenin..

   KÜRDİSTAN / AKÇAKALE TARİHİ..

   ''FARQÎN'Lİ ŞÊX FAXRİ BUKARKÎ'NİN ..

   Windows 8 hız testini geçti mi?..


 
Röportaj

İsmail Beşikçi'ye fahri doktoraTürk akademik sisteminden utangaç bir özür-14.12.2013

Türkiye’de Bilimin Vicdanı unvanını tek başına taşıyan, Kürdlerin Sarı Hoca’sı İsmail Beşikçi, Boğaziçi Üniversitesi’nden fahri doktora aldı.

Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan tarihi törende "Alikan Aşireti Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme" adlı doktora teziyle girdiği akademik hayatı, "Marksist propaganda ve bölgecilik" suçlaması nedeniyle Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden atılmasıyla kesilen, yazdığı 36 kitaptan 32'si yasaklanan sosyolog ve yazar İsmail Beşikçi'ye onursal doktora verildi.

Okuldan meslektaşı Sosyoloji doçenti Orhan Türkdoğan tarafından “marksist” ve “bölgeci” olmak suçlamalarıyla mahkemeye verilen İsmail Beşikçi, 12 Mart 1971 döneminde sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı ve üniversite ile ilişiği kesildi. 1974 affıyla cezaevinden çıktı, daha sonra defalarca Kürd ve Kurdistan sorununu işleyen düşüncelerinden ötürü yargılandı.

.

Kürt ve Kurdistan sorunu üzerine araştırmaları ve yazılarıyla tanınan Beşikçi, sekiz kez cezaevine girip çıktı ve yaşamının 20 yıla yakın bir süresini cezaevinde geçti. 12 Eylül askeri darbesinden önce 1979'da cezaevine girdi, 1987'de serbest bırakıldı ancak davalar bir türlü peşini bırakmadı. Bu davalardan giydiği hükümlerle 1999'a kadar tutuklu kaldı.

1999 yılında yapılan sınırlı yasal düzenleme sonucu tahliye olduğunda hakkında toplam 100 yıl hapis ve 10 milyar lira para cezası verilmişti. İsmail Beşikçi'nin yayımlanan 36 kitabından 32'si Türkiye'de yasaklandı.

'BİLİM SUÇ OLANI SÖYLEYEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜDÜR.”

Türkiyede BİLİMİN VİCDANİ unvanını tek başına taşıyan İsmail Beşikçi, Çorum İskilip doğumlu, Türk ve Hanefi bir aileden gelmektedir. Türkiye'de Kürdistan sorununa yönelik resmi ideolojiyi kökten inkar eden yegane bilim adamıdır.

Boğaziçi Üniversitesi’nin verdiği doktora, genel akademik sistemin bugüne kadarki inkar ya da karalama politikalarındaki payının bir özrü niteliği de taşıyor. Beşikçi ise doktora töreninde söylediği sözlerle, bilim ve fikir özgürlüğüne dair tavizsiz tutumunun hiç kesilmeyeceğini de müjdeliyor: “Bilim saçmalayabilme, yanlış yapabilme, suç olanı söyleyebilme özgürlüğüdür.”
İsmail Beşikçi doktora onursal doktora bilimin vicdanı Boğaziçin üniversitesi

Yorum / Kemal Koc/Danimarka

Ismail Hocanin , sömürgeci kurum ve kuruluslardan hicbir beklentisi zaten yoktur. Sari Hocamiz tüm Kürdlerin bas tacidir ve ilelebet öyle kalacaktir.

Bu onurlu durusunun önünde her Kürd saygiyla egilir ve sonsuz saygi ve sevgilerimizle , namuslu ve onurlu durusun , yüregi bagimsiz Kürdistan icin atan her Kürde ilham kaynagidir. Bircok sözde Kürd aydinindan cok yüreklice ve kahramanca dogru bildigi yol olan Kürdlerin bagimsiz devlet kurmasini usanmadan ve yilmadan savunuyor ve herkesin gaflet uykusundan uyanip,birlik icinde elele verip hakkimiz olan ve gaspedilen ülkemizin kurtulmasi icin hayatini veren bu yürekli insan, herzaman ve heryerde basimizin tacidir ve öyle kalacaktir.

Ben heykellere karsiyim, fakat eger yarin bagimsiz Kürdistan oldugunda Hocanin heykeli ülkemizin tam ortasina dikileceginden kimsenin kuskusu olmasin.

Temiz,namuslu ve onurlu insan Ismail Hocamiza sonsuz saygi,sevgi ve selamlarimla.
Biji Kurd u Kurdistan

.

Dr. İsmail Beşikçi İle Röportaj Demokratik olmayan devletlerde resmi ideoloji çok önemli bir kurumdur -11.02.2013

Sayın Beşikçi bize ilk önce bu röportajı yapma fırsatı verdiğiniz için size çok teşekkür ederiz.

Merhaba, selamlar, sevgiler…

Sayın Beşikçi Kürtler sizin çalışmalarınızdan dolayı size minnettarlar.Siz bu ülkenin aydın vicdanısınız.Bize kısaca aydın vicdanı ve sorumluluğu hakkında ne söylemek istersiniz?

Demokratik olmayan devletlerde resmi ideoloji çok önemli bir kurumdur. Bu devletlerde, resmi ideoloji sadece siyaseti değil düşün hayatını, bilim, sanat hayatını da denetler. Resmi ideoloji, herhangi bir ideoloji değildir, devletin idari ve cezai yaptırımlarıyla korunan ve kollanan bir ideolojidir. Bu toplularda, aydının görevi bilimin ve siyasetin kavramlarıyla resmi ideolojiyi eleştirmek olmalıdır.

Türkiye gibi bir ülkede 30 yılı aşkın bir süredir bir savaş yaşanıyor ve bu savaşla ilgili yapılmış akademik çalışma yok denecek düzeydedir.Siz bunun için ne düşünüyorsunuz?

Mücadelenin çeşitli boyutlarıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Toplum ve Kuram Dergisi’nde, Dipnotu Dergisi’nde bu çalışmaları izlemek mümkündür. Bundan sonra bu çalışmaların daha da artacağı kanısındayım.

Siz machiavelli’nin ünlü eseri “hükümdar”da Türkler için, yönetim tek kişi olduğu için yenmek zor, ama yenilincede hüküm altında tutmak kolaydır sözü için ne diyorsunuz?

Tek adam anlayışı resmi ideolojiye uygun bir anlayıştır. Yönetimde, demokratik, çok sesli bir yapı kurmaya çalışmak esas olmalıdır.

Sizin şu son İmralı görüşmelerine dair düşünceleriniz nedir?

Görüşmeler hükümetle yapılmalıdır. Görüşmeleri Barış ve Demokrasi Partisi yapmalıdır.

Sizce bu ülke onurlu bir barışı hakketmiyor mu?

Onurlu barış herkesin hakkıdır.

Çözüm demokratik mi olacak yoksa Osmanlının hileleri devam mı edecek?

Çözüm demokratik olmalı. Kürdler kendi kendilerini yönetebilmeli Anadilinde eğitim, Kürdçe mecburi eğitim vazgeçilmez bir haktır. Kürdler kendi geleceklerin belirleme hakkına sahip olmalı.

Sizce AKP seçimleri atlatmak için mi Öcalan’la görüşmeyi başlattı? Kürd/Kürdistan sorunu, bugün, Türkiye’nin en önemli sorunudur. İç siyaseti de dış siyaseti de belirleyen en önemli sorun budur. Hiçbir hükümet artık, bu sorunları göz ardı edemez.

Kürtlerin şimdiye kadar verdikleri legal mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürdler kendi konumlarını, Arapların, Farsların, Türklerin Ortadoğu’daki konumlarıyla kıyaslamalıdır. Bu kadar büyük nüfusa rağmen neden bir siyasal statüye sahip olunmadığı sorgulanmalıdır. Iarak’ta, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni ayrıca değerlendirmek gerekir.

Kürtlerin özellikle PKK çizgisinde olan Kürtlerin DTK,BDP,HDK gibi çok çeşitli siyasi kurumları kurmaları onlarda çok başlılığa neden olmuyor mu? AKP bu çok başlılığı fırsat bilip onları birbirine düşürmeye mi çalışıyor?

Çeşitli kültürel kurumlar kurmak önemlidir. Tek adam anlayışını eleştirmek gerekir.

AKP politikalarının, devlet politikalarının bilincinde olunmalıdır.

Sizce nasıl bir ortamda nasıl bir temsiliyetle müzakereler yapılmalı ve Kürt halkının istemleri ne olmalıdır?

Kürdler kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olmalıdır. Anadilinde eğitim, Kürdçe mecburi eğitim vazgeçilmez bir hak olmalıdır.Kürdler kendi kendilerini yönetebilmelidir.Bunun için en azından federasyonu savunmak gerekir.

Sizce AKP hükümetini görüşmelere zorlayan bir veya birkaç dış güç mü var?

Kürd/Kürdistan sorunu Ortadoğu’nun genelinde çözümlenmeden, Ortadoğu’da istikrar olmaz. Zaman zaman bu durum Türkiye’ye hatırlatılıyor kanısındayım.

Kürt siyasetinde bir boşluğun olduğu bir çok kesim tarafından dile getiriliyor.80’li yıllarda en güçlü Kürt örgütlerinden olan DDKD (Devrimci Demokrat Kültür Derneği) yeniden kuruldu.Kürtsiyasetinde Sivil,şeffaf,modern siyasetin öncülüğünü yaparak Kürt ulusal talepler konusunda var olan muhalefeti etkileme iddiası ile siyasallaşma çalışmaları yürütüyorlar, nasıl değerlendiriyorsunuz? Ve Sizce DDKD bu boşluğu doldurabilir mi?

Çeşitli kültürel kurumlar kurmak toplumsal yaşamı olumlu etkiler. Bu çerçevede Devrimci Demokratik Kürd Derneği de önemlidir.

Bugün gündemde olan Kürtçe savunma hakkı için ne düşünüyorsunuz ? İlk Kürtçe savunmayı yasak olduğu halde yapan Vedat Aydın değilmiydi?

Kürd dilini hayatın her alanında kullanmak, Kürd dilini ve kültürünü hayatın her alanında yaşamak önemli olmalıdır. Kürdlerin Kürd dilini kullanmak için mahkemeleri mi düşmesi gerekir. Kürdçe savunma denildiği zaman Vedat Aydın’ı sevgiyle anıyorum. Mehdi Zana’yı da…

Suriye’deki gelişmelerin kuzey Kürdistan’a etkileri ve Türkiye’nin Kürt sorununu çözme yönteminde bu gelişmenin bir etkisi olur mu ?

Türkiye, Suriye’de oluşan otonom yapıyı bozma dağıtma çabasında. El- Kaide’yi, Müslüman Kardeşler’i, Özgür Suriye Ordusu’nu silahlandırmaya çalışması bununla ilgili. Kanımca, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni tanıdığı gibi, ileride, Suriye’deki Kürd özerkliğini de tanıyacak….

Ortadoğu Kürtlerinin dünyada rolü ne olacak?

Kürdlerin dünyada rol sahibi olmaları için, önce kendi kimliklerine, Kürd//Kürdistan kimliklerine, geçerli bir uluslararası statüye sahip olmaları gerekir.

Kürtlere mesajınız nedir?

Kürdler uluslararası ilişkilerde neden “terör” kavramlarıyla anılıyor? 40 bin-50 nüfuslu devletler, neden 40 milyonu aşkın, kanımca 50 milyondan da fazla olan Kürdlerin geleceğini belirleme hakkına nasıl sahip olmuş?,1920’lerde, Milletler Cemiyeti döneminde,Uluslararssı nizam neden anti-Kürd bir nizam olarak kurulmuş? Bu nizam Birleşmiş Milletler döneminde neden değişmemiş… vs. Kürdler bunları sorgulamak durumundadır.

Vakit ayırdığınız için, içten yanıtlarınız için çok teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Teşekkür

Röportaj : Jiyan Timurtaş
www.jiyananu.com
jiyana-nu@windowslive.com

Dr. İsmail Beşikçi:Roboskî – Goyîler-04.01.2014

İsmail Beşikçi'ye fahri doktoraTürk akademik sisteminden utangaç bir özür-14.12.2013

Türkiye’de Bilimin Vicdanı unvanını tek başına taşıyan, Kürdlerin Sarı Hoca’sı İsmail Beşikçi, Boğaziçi Üniversitesi’nden fahri doktora aldı. -04.01.2014

01 Ocak 2014 Çarşamba 18:20info@ismailbesikcivakfi.org28 Aralık 2011 Roboskî katliamı, bana şu olayı çağrıştırdı. Bu konu ile ilgili olarak üç konuya değinmek istiyorum:

1. 1960 yılı sonlarında, Irak Devlet Başkanı Abdülkerim Kasım’la, Kürdler arasında, Mele Mustafa Barzani arasında çelişkiler baş gösterdi. Irak Devlet Başkanı Abdülkerim Kasım, Kürdlere, Kürdistan Demokrat Partisi’ne, Mele Mustafa Barzani’ye verdiği sözleri tutmuyordu. Vaatleri yerine getirmiyordu. Bunun üzerine Mele Mustafa Barzani Bağdat’ı terk etti. Kürdistan’a, Barzan’a ulaştı.

Irak yönetimi 1960’ın sonlarından itibaren, Kürdlere, Kürdistan Demokrat Partisi’ne baskısını durmadan artırmaya başladı. Ordu, jandarma ve polis güçleri, el Muhaberat, Kürdlere karşı devlet terörünü durmadan tırmandırıyordu. Kürdistan Demokrat Partisi, Mele Mustafa Barzani, bu baskılara karşı silahlı mücadelenin gereği üzerinde durmaya başladı.

Bu konuda şöyle bir olay anlatılar. Mele Mustafa Barzani, halkın silahlı mücadeleyi destekleyip desteklemeyeceğini, ne kadar destek vereceğini anlamak için güvendiği birkaç arkadaşıyla birlikte, Barzan’dan Zaho’ya doğru geziye çıkar. Beldelere, köylere uğrar. Halkla sohbet eder. Mücadelenin gereği üzerinde durur. Halkın nabzını yoklar. Zaho’ya, Zaho kırsalına kadar varır. Aradığını, görmek istediğini bulamaz, göremez. Çeşitli köylerde yaptığı sohbetlerde, böyle bir mücadeleye katılım olmayacağını fark eder. Kimse Barzani’nin yürüyüşüne katılmaz. Mele Mustafa Barzani, arkadaşlarına, bu durumu açıklayacağı, mücadeleyi ileriki bir tarihe ertelemek gerektiğini belirteceği anda, grup içinde yer alan, gruba Haftanin taraflarından katılan, Goyîler, hemen ileri atılırlar. “Biz mücadeleye katılıyoruz, mücadele başlamalı…” derler. Gerek Güney Kürdistan’da, gerek Kuzey Kürdistan’da, yer alan Goyîler, 1961’de, 9 Eylül’de, silahlı mücadelenin başlamasında büyük rol oynarlar. Mele Mustafa Barzani, buradan aldığı moral güçle, destekle, bu sefer Barzan’a doğru yola çıkar. Yine, köylere beldelere uğrar, halkla sohbet eder. Bu sefer Barzani’nin yürüyüşüne katılmalar olur. Goyîler’den başka aşiretler de yürüyüşe katılır.

Mele Mustafa Barzani, benzer bir geziyi, Barzan’dan Süleymaniye yönüne de yapar. Bu defa daha kalabalık gruplarla hareket eder. Süleymaniye’den tekrar Barzan’a dönüşte grup iyice kalabalıklaşır. 9 Eylül 1961’de, Güney Kürdistan’da silahlı mücadele böyle başlar.

2. 15-16 Haziran 2013 tarihinde, Diyarbakır’da, “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı” yapıldı. Bu konferansa Barış ve Demokrasi Partisi yöneticiler ve milletvekilleri de katıldı. Konferansa katılan bazı Kürd örgütlerinin temsilcileri, konuşmalarını Kürdçe yaptılar. BDP yöneticiler ise Türkçe konuştular. BDP yöneticilerini, Diyarbakır gibi bir yerde, dinleyicilerin ve konuşmacıların çoğunun Kürd olduğu bir yerde Türkçe konuşmaları şüphesiz yanlış. Ama BDP hep böyle yapıyor. Kişi olarak bunu fazla sorun yapmam…

Konferansta Roboskî’den bir kişi de konuşma yaptı. Devletin Roboskî köylülerini nasıl bombaladığını, insanların bombalarla nasıl parçalandığını, ceset parçalarının nasıl toplandığını, karda çamurda bu sürecin nasıl yaşandığını, yakıcı bir dille anlatmaya çalıştı. Ama Roboskîli arkadaş, konuşmasını Türkçe yaptı. Bu, bende derin bir hayal kırıklığı yarattı. Burada, duygularımı, düşüncelerimi anlatmaya çalışıyorum. İnsanların acılarını kendi anadilleriyle anlattıkları, anadilleriyle daha iyi anlattıkları söylenir. Ama bu katliama yaşamış biri bunu Türkçe anlatıyordu. Diyarbakır gibi bir yerde, konuşanların ve dinleyicilerin çoğunun Kürd olduğu bir yerde konuşmanı Türkçe yapıyorsun… Konuşmasının üç yerinde, “devlet bize para verdi, biz kabul etmedik” dedi. Bunu bir direniş edasıyla dile getirdi. Bu, bende sadece bir tebessüm yarattı. “Sen devletin sana verdiğini, zulümle, baskıyla, zorla verdiğini zaten almışsın, parasını almamışsın, o kadar önemli değil. Devletin senin bu tutumun karşısındaki düşüncesi şudur: Bak, sen Türkçe konuşuyorsun, güzel konuşuyorsun, senin oğlun senden daha güzel Türkçe konuşacak, torunlarınsa Kürd olduklarını bile hatırlayamayacak…” Bu olay, devletin, çözüm konusunda neden ciddi adımlar atmadığını da gösteriyor. Zaman, devletin lehine işliyor. Zaman ne kadar uzarsa, asimilasyon da o kadar pekişecek…

Kürdçe konuşmak bu kadar önemli midir? Önemlidir. Bunu, 1984’de çarpıcı bir şekilde fark etmiştim. 1984 sonlarından itibaren, Bulgaristan’da Türk azınlığa Bulgar isimleri verme operasyonları vardı. Bulgaristan hükümeti, Türklere, “Eğer Bulgar isimleri alırsanız, Bulgaristan Komünist Partisi’nde, Bulgaristan devlet bürokrasisinde, görev alır, görevde hızla yükselirsiniz, ama Türk isimleriyle günlük yaşamınızda bile sıkıntılarla karşılaşabilirsiniz…” diyordu. Bulgar isimleri almayanlara işkenceler de yapılıyordu. Tuna Nehri üzerindeki Belene Kampı işkence merkeziydi.

Bu operasyonlara karşı Türkiye’de çok büyük tepkiler gelişmişti. Bulgar isimler almak istemeyenler Türkiye’ye sığınıyorlardı. Çok yoğun bir göç vardı. Ekim 1984 de bir akşam koğuşta TV de haberleri dinliyorduk. Çok büyük bir koğuştu Koğuşun mevcudu 120’yi aşıyordu. Tek tip elbise direnişine katılanların çoğu bu koğuştaydı. Dev-Yol, Dev-Sol, Halkın Yolu, Halkın Birliği, Halkın Kurtuluşu, Kurtuluş, Partizan… örgütlerine mensup arkadaşların çoğu bu koğuştaydı. O günlerde, Bulgaristan’la ilgili haberler birinci haber olarak verilirdi. Muhabir, Bulgaristan’dan göç eden bir kişiyle röportaj yapıyordu. Göçmen kişi, Bulgar ismi almayanlara nasıl işkence yapıldığını anlatıyordu. Belene Kampı’nda yapılan işkenceleri vurguluyordu. Ama Bulgarca konuşuyordu. Konuşmalarını Türkçe’ye tercüme ediyorlardı. İşkenceleri Bulgarca anlatıyordu. Arkadaşlar, Bulgarca konuşan bu Türk’ün anlatımlarının değerli bulmadılar. Bu Türk’ü kendilerinden saymadılar.

Muhabir ikinci bir kişiyle röportaja başladı. O Türkçe konuşuyordu ama çok kötü bir Türkçe konuşuyordu. Özneler, fiiller hiçbiri yerli yerinde değildi. Ama o kişi ısrarla Türkçe konuşuyordu. Arkadaşlar, o kişiyi hayranlıkla dinlediler. Anlatımlarını dikkate aldılar. Türkçe konuşan o kişiyi kendilerinden saydılar.

Türkiye’de sol, Bulgarca konuşan Türk’e itibar etmiyor. Ama Türkçe konuşan bir Kürd’e, onun Türkiyelileşmesine, Kürdistani olmaktan uzaklaşmasına çok itibar ediyor.

Bu açıdan, Kürdlerin bu durumunu Filistinlilerle karşılaştırmakta yarar vardır. Filistinli Araplardan acaba İbrani diliyle konuşan yazan var mı?

3. Goyîler (Goyan), Roboskî, Goyî köyleri, gerek Güney Kürdistan’da kalan kesimiyle, gerek Kuzey Kürdistan’da kalan kesimiyle, milli duyguları yüksek olan Kürdlerdir. Ekonomik sıkıntılardan dolayı korucu olmayı kabul etmişlerdir. Ama PKK’yle ciddi bir savaş yürüttükleri söylenemez. Korucu oldukları için sınırda, küçük çaplı “kaçakçılık” yapmalarına da göz yumulmuştur. “Kaçakçılık” aslında, Güney’le ilişkileri canlı tutan, ilişkilerin sürmesini sağlayan bir durumdur. Burada, “kaçakçılık” kavramı elbette yanlıştır. Çünkü kaçakçılık, bir ülkeden başka bir ülkeye gizlice geçmeyi anlatır. Kürdlerse hep kendi ülkelerinde dolaşmaktadır, Güneyden Kuzeye, Kuzeyden Güneye vs. Kürdlerin kendi ülkelerinde, neden bir taraftan öbür tarafa gizlice geçmeye çalıştıkları irdelenmeye değer bir konudur.

Bu açıdan Goyîlere bakmakta yarar vardır. Roboskî, Goyîler her zaman Kürd kalmıştır. Kürd milli değerlerine sahip olmuştur. Kürd milli değerlerinin her zaman savunmuştur. Resmi ideolojinin söylemlerin her zaman karışı durmuştur. Referansı her zaman Güney’dir. Katliamın temel gerekçesi de kanımca budur. Referansı Güney olanların, Kürdçe konuşanların Türk Devleti’ne, Türklere bir yardımı olmaz…

Şeyh Said direnişi sırasında bir olaydan söz edilir. 47 kişiye idam kararı verilir. Ama infaz sırasında bir kişinin eksik olduğu fark edilir. Hükümlülerden biri bir yolunu bulup firar etmiştir. Durum Ankara’ya bildirilir. Ankara, çarşıdan bir Kürdün yakalanarak getirilmesini, sayının 47’ye tamamlanmasını ister. Böyle bir kişi yakalanarak getirilir. Fakat bu kişi de direnişle hiç alakalı değildir. Şeyh Said’i de bilmemektedir. Yaşanan çatışmaların da farkında değildir. Kişinin bu durumu da Ankara’ya bildirilir. Bunu üzerine Ankara, o kişinin Türkçe bilip bilmediğini sorar. O kişi Türkçe bilmemektedir. Ankara, o kişinin de asılmasını ister. “Türkçe bilmeyenin Türk Devleti’ne bir yararı olmaz.”

Sabahat Tuncel’e bir-iki not

21 Aralık 2013 günü, Bilkent Üniversitesi’nde “Barış Etkinliği” adlı bir toplantı düzenlendi. Bu, öğrenciler tarafından düzenlenen bir toplantıydı. Bu toplantıya, Halkın Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sabahat Tuncel de katıldı. Basına yansıyan haberlere göre, Sabahat Tuncel, “kadınım, sosyalistim, Aleviyim” dedi. Kürd olduğunu söylemedi, Kürd kimliğinden söz etmedi. Bunu unuttu veya önemsemedi. 28 Aralık 2013’te, Roboskî katliamının yıldönümünde, Yargıtay 9. Dairesinin Sabahat Tuncel’in cezasını onayladığına dair haberler ajanslara düştü.

Bu haberleri nasıl yorumlamalıyız? Sabahat Tuncel Kürd olduğunu unutabilir, Kürdlüğünü önemsemeyebilir. Ama devlet, Sabahat Tuncel’in Kürd olduğunu hiçbir zaman unutmaz. Cezanın onaylanması, Sabahat Tuncel’e, “kadın, sosyalist, Alevi” olduğunun yanında bir de Kürd olduğunu hatırlatacaktır. Ceza, kadın olduğu için, sosyalist olduğu için, Alevi olduğu için değil Kürd olduğu için verilmiştir. Sabahat Tuncel’i milletvekili seçen oylar sosyalist oylar mıydı? Bunlar evleri yakılan yıkılan Kürdlerin bu süreçte nasıl ezildiğinin bilincine varan Kürdlerin oyları değimliydi? O zaman, Kürd kimliğini açıklamaktan neden kaçınıyor?

Sabahat Tuncel konuşmasında, “Kürdlerin sorunu çözüldü, artık birlikte emek sorununu çözeceğiz” dedi. Bu da çok şaşırtıcı bir beyan… Çözüm nedir acaba? Kürdler kendi geleceklerini belirleme hakkına mı sahip olmuş, Kürdistan’ı Kürdler mi yönetiyor? Kürd valiler, Kürd kaymakamlar, Kürd yargıçlar mı var? Çocuklar okullarında Kürd diliyle mi eğitim alıyor? Terörle Mücadele Yasası mı yürürlükten kaldırılmış? Neden hala “Terör örgütüne üye olduğundan…” davaları var? Bunların hangisi gerçekleşmiş? İstanbul Milletvekili ve HDP Eşbaşkanı Sabahat Tuncel, “devlet kötüdür, biz devlet istemiyoruz” diyor. Yani Kürd Devleti’ne karşı çıkıyor? Devlet kötüyse, Türklerin, Arapların, Farsların vs. devletine neden karşı çıkmıyor?

Sabahat Tuncel’in konuşmasında “Barzani, ABD ile birlikte, Kürd petrolünü satıp yiyorlar…” şeklinde bir beyan da var. Bu çok kaba, seviyesiz, çirkin, ahlaki olmayan bir beyandır. Kürd petrolünden elde edilen gelirler, halka yansıyor. Okullar, yollar, hastaneler, Sağlık, eğitim, konut konusunda büyük ilerlemeler var. Yol, su, elektrik, kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerinde büyük ilerlemeler var. Gelir, halka böyle yansıyor. Saddam Hüseyin döneminde, Kürdistan petrolünden elde edilen gelir Kürdistan’a savaş uçakları, zehirli gazlar, mayınlar olarak geri dönerdi. O zaman Kürdlerin fert başına düşün milli geliri 50-60 dolar civarındaydı. Günümüzde büyük bir inşaat, kalkınma var. Fert başına düşün milli gelir 6 bin, 7 bin dolar arasında… Gelir dağılımında dengesizlikler olabilir. Ama en alttaki gelir grubunun gelirinde de artmalar olduğu açıktır. Ankara’da, İstanbul’da, Diyarbakır’da, Malatya’da, Paris’te dilenciler var ama Hewlêr’de, Süleymaniye’de, Duhok’ta dilenci yok… Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin elbette eleştirilecek yönleri vardır. Örneğin, Güney Kürdistan pazarının, neden Kuzey Kürdistanlı iş adamlarına açılmadığı önemli bir eleştiridir. İbrahim Küreken’in, “Em birayê hev in lê ne şirîgê hev in” yazısı bu bakımdan çok değerlidir (www. kurdinfo.com 8.12.2013).

“İmralı’daki Öcalan Diyor ki”

Aydınlık Gazetesi, 16 Aralık 2013-24 Aralık 2013 tarihleri arasında 9 gün “İmralı’daki Öcalan Diyor ki” başlıklı dizi yazı yayımladı. Bu yazı dizisine karşı, şimdiye kadar, Barış ve Demokrasi Partisi’nin, Halkların Demokratik Partisi’nin, Qandil’deki PKK ve KCK yöneticilerinin, Demokratik Toplum Kongresi’nin, bir açıklama yapmamış olmaları, bu yazı dizisine karşı bilmiyor, görmüyor, duymuyor tavrı izlemeleri dikkate değer bir durumdur. Bu yazı dizisine karşı Abdullah Öcalan’ın da açıklama yapması elbette önemlidir. Aynı zamanda gereklidir.

Bu konuyla ilgili olarak kurdistan-post.eu da Fikret Yaşar Hoca, “Kürdistan tarihinde Pazuki Aşireti ve Öcalan” başlıklı bir yazı yayımladı. Fikret Hoca’yı eleştirmeye alışanlar da bu yazı dizisine hiç dokunmadan bu işi yapmaya çalışıyorlardı.

Bu yazı dizisinin Abdullah Öcalan’ın, yakalanıp İmralı’ya getirilmesinden sonraki sorgusu olduğu anlaşılıyor. Öcalan, devlete katılmak için geldiğini, devlete hizmet etmek için geldiğini anlatıyor. Hiçbir şey istemediğini, hizmet için fırsat verilmesini istiyor. “Devletin bir eriyim” diyor. “Şehit analarında özür dileyeceğim” diyor.

En iyi Türk benim diyor. Kendimi Türk’ten daha fazla Türk hissederim diyor. “Anayasal hak istemenin anlamı yok çünkü siyasal haklar zaten Anayasa güvencesi altında” diyor. “Irak’ta ve İran’da kullanacağınız güç oluruz” diyor. “Talabani ve Barzani ilkeldir, ABD işbirlikçisidir”, diyor. PKK’nin Barzani’ye ve Talabani’ye saldırması için, Genelkurmay’ın plan yapmasını öneriyor.

Türkçe’yle yaşarım, bütün işlerimi Türkçe’yle hallederim diyor. Hakkâri’ye de Türkçe öğreteceğim diyor. İstanbul Türkçesi. 9 gün boyunca, Öcalan bunları benzer önerileri defalarca dile getiriyor.

Şurası çok açık: Biz son yıllarda Kürd/Kürdistan sorununu çok konuşuyoruz. Kavramları, sözcükleri yerli yerinde kullanıyoruz. Fiili bir özgürlük! Bu sürecin yaşanmasında, gerilla mücadelesinin, PKK’nin çok büyük rolü var. Kefensiz olarak çukurlarda, kıyılarda köşelerde yatan Kürd yurtseverlerinin çok büyük rolü var. Bu süreçte, kemiklerine bile ulaşılamayan Kürd yurtseverlerinin çok büyük rolü var. Ama Abdullah Öcalan’ın yukarıda ettiği lafları etmek için özgürlüklere falan gerek yok ki… Devlet zaten böyle olmasını, böyle yaşanmasını istiyor. Böyle yaşayanlara ödül de veriyor. Bu bakımdan bu açıklamalarla, PKK’nin var olma biçimi arsında derin bir çelişki, uzlaşmazlık görüyorum.

9 gün boyunca, Öcalan, devlete hizmet etmek istediğini defalarca vurguluyor. Öcalan, devlete şöyle de hizmet edebilirdi. Tapu müdürü olarak, emniyet müdürü olarak, vali olarak, İçişleri Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak da hizmet edebilirdi. Çünkü Atatürk’e, Türklüğe bu kadar bağlı olanın, kendini Türk’ten daha çok Türk hissedenin, Kürdler için de fazla bir şey istemeyenin… önü açıktır. Türk devlet bürokrasisinde, her kademede görev alabilir, görevlerde hızla yükselebilir. Türk siyasal hayatında, Kürdüm diyenlerin, Kürdler için hak, özgürlük isteyenlerin önünün tıkalı olduğu açık bir gerçekliktir.
info@ismailbesikcivakfi.org

Ek.Tarihi Mon Feb 11, 2013 10:00 am Gön: Oezer

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Röportaj
· Haber gönderen Oezer


En çok okunan haber: Röportaj:


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder


Forumlar

 




Bu Site Ali Usta tarafından yapılmıştır.


>Powered by Nuke-Evolution